Batı Şeria'daki operasyonlarına devam eden İsrail ordusu Gazze'de Gazi Hamad'ın oğlunu öldürdü

İsrail ordusu, Gazi Hamad’ın öldürüldüğü yerin yakınlarında saldırıya hazırlanan bir hücrenin yakaladığını iddia etti

Cuma günü Batı Şeria'nın Tarkumiye köyünde Filistinlilerin tarım alanlarına ulaşmasını engellemek için harekete geçti İsrailli askerler, (DPA)
Cuma günü Batı Şeria'nın Tarkumiye köyünde Filistinlilerin tarım alanlarına ulaşmasını engellemek için harekete geçti İsrailli askerler, (DPA)
TT

Batı Şeria'daki operasyonlarına devam eden İsrail ordusu Gazze'de Gazi Hamad'ın oğlunu öldürdü

Cuma günü Batı Şeria'nın Tarkumiye köyünde Filistinlilerin tarım alanlarına ulaşmasını engellemek için harekete geçti İsrailli askerler, (DPA)
Cuma günü Batı Şeria'nın Tarkumiye köyünde Filistinlilerin tarım alanlarına ulaşmasını engellemek için harekete geçti İsrailli askerler, (DPA)

İşgalci İsrail ordusu, Tubas’tan güçlerini çekmesine rağmen dün Batı Şeria'nın çeşitli bölgelerinde saldırılarına devam etti ve Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'ta silahlı dört unsurun öldürüldüğünü duyurdu.

Batı Şeria'nın Salfit, Beytullahim, El Halil, Nablus ve Ramallah şehirlerinde çok sayıda Filistinliyi gözaltına alan işgalci İsrail ordusu, Cenin Mülteci Kampı’nda 24 evi yıkmaya başladı. Cenin'in Barta’a beldesinde beş Filistinliden oluşan bir hücrenin üyelerini gözaltına aldığını duyuran İsrail ordusu, bu kişilerin yakında bir eylem hazırlığında olduğunu iddia etti.

İşgalci İsrail ordusu, Genel Güvenlik Servisi (Şabak) ve İsrail polisi tarafından yapılan ortak açıklamada, Yamam Özel Birimi’nin Menaşi Tugayı’ndan gelen ve Şabak'ın yönettiği güçlerin desteğiyle dün akşam Barta'a beldesinde bir operasyon düzenlediği ve ‘yakın gelecekte’ eylem hazırlığındaki bir hücrenin üyelerini tutukladığı belirtildi. Ancak eylemin niteliği veya hangi aşamada olduğu hakkında daha fazla ayrıntı verilmedi.

İşgalci İsrail ordusu geçtiğimiz hafta sonu Batı Şeria'nın kuzeyinde bir operasyon başlattı. Bu operasyon kapsamında Batı Şeria'nın kuzeyindeki Tubas vilayetindeki Tamun ve el-Fara’a’da yüzlerce ‘hedefe’ baskın düzenlendi. İşgalci İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada ‘İsrail vatandaşlarına yönelik her türlü tehdidi’ önlemek ve engellemek için ‘önleyici tedbirler almaya devam edileceği’ belirtildi.

rft56y
Filistinli Yusuf Asasa ve el-Muntasir Abdullah'ın Batı Şeria'nın Cenin kentinde öldürülmeden önce İsrailli askerlerin önünde ellerini kaldırdıklarını gösteren bir video görüntüsü (AFP)

İşgalci İsrail ordusu, operasyon sırasında Arap ve uluslararası kamuoyunun kınamasına neden olan bir hareketle, soğukkanlılıkla infaz edilen Yusuf Asasa ve el-Muntasir Abdullah da dahil olmak üzere çok sayıda Filistinliyi öldürdü. Bu arada İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Sınır Polisi'nin gizli biriminin komutanını, biriminin üyeleri Cenin şehrinde Filistinli Yusuf Asasa ve el-Muntasir Abdullah'ı infaz ettikten sonra albay rütbesine terfi ettirmeye karar verdi.

Abdullah Hamad

İşgalci İsrail ordusu Batı Şeria'daki saldırılarına devam ederken dün geçtiğimiz ekim ayında varılan ateşkes anlaşması kapsamında geri çekildiği Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'ta silahlı dört unsuru öldürdüğünü duyurdu.

İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamaya göre bahsi geçen dört kişi bir yeraltı tünelinden çıktı.

The Times of Israel gazetesinin haberine göre öldürülenler arasında Hamas'ın Doğu Refah Taburu Komutanı ve yardımcısı da bulunuyordu.

Hamas’tan kaynaklar daha sonra, Hamas lideri ve müzakere heyetinin üyesi Gazi Hamad'ın oğlu Abdullah Hamad'ın Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'ta öldürüldüğünü doğruladı.

Muhammed Hamad, kardeşi Abdullah'ın Refah tünellerinde ‘etrafı sarıldığını ve İsrail askerleriyle girdiği çatışmada öldürüldüğünü söyledi.

Tünellerde mahsur kalanlar

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP'den aktardığı habere göre bu gelişmeler, Refah’taki tünellerde mahsur kalanların akıbeti konusunda müzakerelerin sürdüğünü belirten çeşitli kaynakların açıklamalarına eşlik etti.

Refah sorunu, cesetler meselesi ile birlikte ikinci aşamaya geçişi geciktiriyor.

frgt
Pazar günü Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus’ta bir çadırın önünde bir mülteci yemek hazırlıyor (EPA)

Katar Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Macid el-Ensari, İsrail'in iki rehinenin cesetlerinin halen Filistin topraklarında tutulduğunu bahane ederek Gazze'deki ateşkes planının ikinci aşamasına geçişi geciktirmemesi gerektiğini söyledi.

Ensari, Katar ve bölgedeki ortaklarının şu an, birinci aşamadan ikinci aşamaya geçerek Gazze Şeridi'ndeki savaş durumunu kapsamlı bir şekilde sona erdirecek sürdürülebilir bir barışa ulaşma çabasında olduğunu söyledi.

Öte yandan pazar günü Gazze Şeridi’ndeki belediyeler, İsrail'in Gazze’deki hayati tesislerin çalışması için yeterli miktarda dizel yakıtın girişini engellemesi üzerine, hızla kötüleşen yakıt krizi nedeniyle temel hizmetlerin yakında çökebileceği uyarısında bulundu.

Gazze Şeridi Belediyeler Birliği, Han Yunus Belediye Başkanı Alaa el-Bata'nın basın toplantısında okuduğu açıklamada, ateşkesin başlamasından bu yana 50 gün içinde gelen yakıtın, yolları açmak, enkazları kaldırmak ve yerinden edilmiş kişilerin hareketliliğini kolaylaştırmak amacıyla sadece beş günlük çalışma için yeterli olduğunu belirtti.

Bata, “Krizin devam etmesi, halkın hayatını tehdit ediyor” ifadelerini kullandı.



El-Mahmudi beraatinden sonra: Libya'da yeni bir sayfa açalım

Al-Mahmudi, Temmuz 2019'da serbest bırakılmadan önce
Al-Mahmudi, Temmuz 2019'da serbest bırakılmadan önce
TT

El-Mahmudi beraatinden sonra: Libya'da yeni bir sayfa açalım

Al-Mahmudi, Temmuz 2019'da serbest bırakılmadan önce
Al-Mahmudi, Temmuz 2019'da serbest bırakılmadan önce

Bağdadi el-Mahmudi, devrik lider Muammer Kaddafi dönemindeki son başbakan olarak, tüm Libyalılara “kardeşlik ve birlik temelinde yeni bir sayfa açma, acı ve bölünme yıllarını geride bırakma” çağrısında bulundu.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu açıklama, Mahmudî’nin 18 Mayıs’ta eski rejimden 30 diğer yetkiliyle birlikte “17 Şubat Devrimi göstericilerini bastırma” suçlamasından beraat etmesinin ardından yaptığı ilk açıklama oldu. Mahmudî’nin sözleri Libya’da geniş yankı uyandırdı.

Kaddafi döneminde “Genel Halk Komitesi” başkanlığını yürüten Mahmudî, “Günler ne kadar uzun sürerse sürsün, gerçeklerin gömülemeyeceğini ve adaletin gecikse de yok olmayacağını kanıtladı” dedi.

Mahmudî’nin Facebook hesabından yapılan açıklamada ise “Bölünmeler ülkemizi yordu, anlaşmazlıklar gücümüzü zayıflattı. Yaraların üzerine çıkmanın ve Libya’yı her şeyin önünde tutmanın zamanı geldi” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada ayrıca, “Libyalılar arasında kazanan yalnızca vatan olabilir; fitneden kazanç sağlayanlar ise ancak ülkenin düşmanlarıdır” denildi.


Irak... 5 milis grubu silah bırakmaya hazırlanırken, 2 grup ABD’nin şartlarını reddediyor

Bağdat’ta, Suriye sınırındaki el-Kaim’de Halk Seferberlik Güçleri karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi, 2 Mart 2026. (Reuters)
Bağdat’ta, Suriye sınırındaki el-Kaim’de Halk Seferberlik Güçleri karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi, 2 Mart 2026. (Reuters)
TT

Irak... 5 milis grubu silah bırakmaya hazırlanırken, 2 grup ABD’nin şartlarını reddediyor

Bağdat’ta, Suriye sınırındaki el-Kaim’de Halk Seferberlik Güçleri karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi, 2 Mart 2026. (Reuters)
Bağdat’ta, Suriye sınırındaki el-Kaim’de Halk Seferberlik Güçleri karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi, 2 Mart 2026. (Reuters)

Koordinasyon Çerçevesi’ne yakın kaynaklar, çatı yapısı altında faaliyet gösteren beş silahlı grubun silahlarını bırakıp Irak hükümetine teslim etmeye karşı çıkmadığını, buna karşın iki grubun bu adıma sıcak bakmadığını belirtti. Bu gelişme, İran’a yakın silahlı grupların silahsızlandırılması ve temsilcilerinin Başbakan Ali ez-Zeydi liderliğindeki yeni hükümette üst düzey görevlere getirilmemesine yönelik ABD şartlarına bir yanıt olarak değerlendiriliyor.

Kaynaklara göre silah bırakmaya yönelen gruplar arasında, Kays el-Hazali liderliğindeki Asaib Ehli’l Hak, Hadi el-Amiri liderliğindeki Bedir Örgütü ile Ketaib Seyyid eş-Şüheda, Ketaib Saarallah ve Ketaib İmam Ali yer alıyor. ABD yaptırımları bu grupların tamamını kapsarken, Bedir Örgütü yaptırım listesinde bulunmuyor.

Silah bırakmayı reddeden gruplar arasında ise Nuceba Hareketi ile Ketaib Hizbullah öne çıkıyor. Her iki yapı da ABD’nin yaptırım ve terör listelerinde yer alıyor.

Irak Sağlık Bakanı Abdulhuseyin el-Musevi cumartesi günü yaptığı basın açıklamasında, bazı grupların silah bırakmayı kabul ettiği yönündeki haberleri doğruladı.

Eski CIA Direktörü David Petraeus’un yaklaşık 10 gün önce Irak’ı ziyaret ederek, silahlı grupların silahlarıyla ilgili olduğu düşünülen görüşmeler gerçekleştirdiği belirtildi. Petraeus’un, Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan, Meclis Başkanı Heybet el-Halbusi, İçişleri Bakanı ve diğer yetkililerle bir araya geldiği aktarıldı.

Bazı grupların silah bırakmaya hazır olduğuna ilişkin açıklamalara rağmen, sürecin nasıl yürütüleceğine dair belirsizlik sürüyor. Çünkü grupların büyük bölümü Halk Seferberlik Güçleri yapısıyla bağlantılı bulunuyor. Konuya ilişkin bilgi sahibi kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, sürecin silahlı grupları temsil eden taraflarla ABD arasında yürütülecek açık ve belirli müzakerelerle bağlantılı olabileceğini söyledi. Kaynaklar, Washington’ın bu grupların hükümete katılmasına karşı çıktığını, buna karşılık silah bırakılması şartıyla siyasi süreçte kalmalarına ve devlet kademelerinde görev almalarına izin verilmesinin gündeme gelebileceğini ifade etti.

Yardımcı faktörler grubu

Şii siyasal İslam grupları konusunda araştırmacı ve uzman olan Nizar Haydar, silahsızlandırma dosyasının ‘kesinlikle kolay görünmediğini’ söyledi. Haydar, konunun uzun yıllar boyunca biriken nedenler nedeniyle karmaşık hale geldiğini, bunun da devlet ve anayasal kurumlar aleyhine silahlı grupların aşırı güç kazanmasına yol açtığını belirtti. Şarku’l Avsat’a konuşan Haydar, Tahran’ın bu dosyadaki güçlü ve derin etkisine dikkat çekerek, İran’ın nüfuzundan kolayca vazgeçmeyeceğini ifade etti. Buna rağmen Haydar, silahlı grupların silahlarıyla ilgili karmaşık dosyanın çözümüne yardımcı olabilecek birçok unsur bulunduğunu söyledi. Bu unsurlar arasında, Necef dini merciinin konuya ilişkin açık ve net tutumunun da yer aldığını belirten Haydar, bunun hükümet ve devlete destek sağlayabileceğini ifade etti. Haydar’a göre bu yaklaşım, silahlı grupların devlet otoritesi dışında silah bulundurmalarını meşrulaştırmak için kullandıkları sözde dini meşruiyetin geri çekilmesine katkı sunabilir.

dfgthyuı
Halk Seferberlik Güçleri, ülkenin güneyindeki Kerbela çölünde bir güvenlik operasyonu başlattı, 12 Mayıs 2026. (Kurumun internet sitesi)

Haydar, Başbakan Ali ez-Zeydi’nın hükümet programında silahların yalnızca devletin elinde toplanması ve hukukun uygulanması konusunun öncelikli başlık olarak yer aldığını belirtti. Haydar, bu yaklaşımın hükümet programının temel unsurlarından biri olduğunu ve parlamentonun güvenoyunun da bu esas üzerine verildiğini söyledi.

Haydar ayrıca, Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan’ın da konuya ilişkin net açıklamalar yaptığını ifade etti. Zeydan’ın silahların yalnızca devletin kontrolünde olması gerektiğini savunduğunu belirten Haydar, bu ilkeye karşı çıkanlara yönelik tüm yasal adımların atılacağı yönünde mesaj verildiğini kaydetti.

Bu unsurlara ek olarak Haydar, ABD’nin dosyanın çözümüne yönelik kararlı tutumuna dikkat çekti. Washington’ın Irak hükümetine silahlı gruplar meselesini sonuçlandırma konusunda destek verme isteği gösterdiğini ifade eden Haydar, ABD’nin özellikle bu grupların silah bırakıp silahlı yapılanmalarını dağıtmadan Zeydi hükümetinde yer almalarına kesin biçimde karşı çıktığını söyledi.

Aşamalı taktik

Siyasi Düşünce Merkezi Başkanı İhsan eş-Şemmari ise silahlı grupların silah bırakmayı kabul etmesini ‘geçici bir taktik’ olarak değerlendirdi.

Şemmari, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Silahların tasfiyesi ya da bırakılmasının hangi başlık altında gerçekleştiğinden bağımsız olarak, bunun silah olgusunun tamamen sona erdirilmesinden çok geçici ve taktiksel bir adım olarak görülmesi gerekir” dedi. Şemmari, grupların mevcut aşamada ABD ya da Başkan Donald Trump ile karşı karşıya gelmek istemediğini belirtti. Trump’ın gerek Lübnan gerek Irak’ta devlet dışındaki silahlı yapıları tasfiye etme konusunda büyük kararlılık gösterdiğini ifade etti.

Silahlı grupların bu adımı benimsemesinin kalıcı bir inançtan kaynaklanmadığını savunan Şemmari, bunun devlet, anayasa ve hukuk düzenine bağlılık göstergesi olmadığını söyledi. Şemmari’ye göre süreç, iç siyasi hesapların yanı sıra ABD-İran gerilimine bağlı bölgesel dengeler ve ‘en az kayıpla çıkış’ anlayışıyla bağlantılı.

Şemmari, İran’ın ABD şartları karşısında geri adım atmasının Irak’taki müttefik gruplar üzerinde de etkili olmuş olabileceğini belirtti. Bu durumun, söz konusu yapıların silah bırakmayı ve hükümet faaliyetlerinde varlıklarını sürdürebilmek için asgari koşulları kabul etmelerini teşvik ettiğini ifade etti.

İran’ın geçmişte benimsediği ‘ABD ile müzakere etmeme’ yaklaşımından geri adım atmasının Iraklı gruplara da yansıdığını söyleyen Şemmari, “Amaç İran’daki rejimin ve Irak’taki müttefiklerinin ayakta kalmasıdır” dedi.

Ali ez-Zeydi hükümetinin silahlı grupların silahsızlandırılmasına ilişkin programını uygulama kapasitesine değinen Şemmari, hükümetin grupların bu düşünce yapısının farkında olduğunu belirtti. Şemmari, hükümetin bu süreci zorunluluktan kabul ettiğini ve Tahran çizgisine yönelmek zorunda kalabileceğini söyledi. İran’ın, silahlı gruplar ve onların silahları üzerindeki belirleyici etkiye sahip olduğunu da sözlerine ekledi.


Siyasi gerilimlere rağmen, İsrail'den Mısır'a doğalgaz akışı "istikrarlı" olarak sürüyor

Mısır'ın Doğu Akdeniz'deki Zohr doğalgaz sahası (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır'ın Doğu Akdeniz'deki Zohr doğalgaz sahası (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Siyasi gerilimlere rağmen, İsrail'den Mısır'a doğalgaz akışı "istikrarlı" olarak sürüyor

Mısır'ın Doğu Akdeniz'deki Zohr doğalgaz sahası (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır'ın Doğu Akdeniz'deki Zohr doğalgaz sahası (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati’nin ifadesiyle, İsrail’in "saldırgan politikaları" nedeniyle ikili ilişkilerin zarar gördüğünün kabul edilmesine ve siyasi düzeydeki temasların durma noktasına gelmesine rağmen, bu durum İsrail gazının Mısır'a akışına engel teşkil etmedi. Hatta yaz aylarındaki yüksek tüketimi karşılamak amacıyla önümüzdeki dönemde bu sevkiyatın daha da artması bekleniyor.

Mısır Petrol Bakanlığı Sözcüsü Mahmud Naci, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, "İsrail gazı tedariki, imzalanan sözleşmeler ve normal oranlar doğrultusunda istikrarlı bir şekilde devam ediyor" dedi. Naci, günlük pompalama oranlarının iki taraf arasındaki anlaşma takvimine uygun olarak seyrettiğini vurguladı.

Mısır Senatosu Enerji Komisyonu Başkanı ve eski Petrol Bakanı Usame Kemal ise sevkiyatın artma ihtimaline değindi. Şarku’l Avsat’a konuşan Kemal, artış anlaşmasının hayata geçirilmesinin bölgedeki istikrara, özellikle de İran ile yapılması muhtemel bir anlaşmaya bağlı olduğunu ifade etti.

Ancak Petrol Bakanlığı Sözcüsü, İsrail gazı tedarikinde yakın zamanda bir artış olup olmayacağı konusunda net bir bilgi vermekten kaçınarak, "Sabit olan tek şey, gaz ithalatının iki taraf arasındaki ticari anlaşmalara uygun olarak normal seyrinde ilerlediğidir" ifadelerini kullandı.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi, 2017 Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısı sırasında İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile bir görüşme gerçekleştirdi (Mısır Dönem Başkanlığı)Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi, 2017 Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısı sırasında İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile bir görüşme gerçekleştirdi (Mısır Dönem Başkanlığı)

Milyarlarca dolarlık anlaşmalar ve tarihsel süreç

İsrail’in Mısır’a gaz akışı, İran ile yaşanan gerilim nedeniyle verilen bir aylık aranın ardından geçen ay neredeyse tamamen eski seyrine döndü.

Geçtiğimiz aralık ayında İsrail, Mısır ile 15 yıllık dönemi kapsayan ve değeri 35 milyar doları bulan tarihindeki en büyük gaz anlaşmasını imzaladı. Bu anlaşma uyarınca, yaklaşık 600 milyar metreküp rezerve sahip olan "Leviathan" sahasından Mısır'a 130 milyar metreküp doğalgaz ihraç edilecek.

Mısır ve İsrail, gaz alanında uzun yıllara dayanan bir iş birliğine sahip. Mısır, 2005 yılında el-Ariş - Aşkelon boru hattı üzerinden İsrail'e gaz ihraç etmek için bir anlaşma imzalamış, ancak Sina Yarımadası'ndaki hata yönelik tekrarlanan saldırılar nedeniyle 2012'de sevkiyat durmuştu. İki ülke arasındaki gaz tedariki ancak 2020 yılında yeniden başlayabildi.

Resim  Doğu Akdeniz'deki Zohr doğalgaz sahası (Mısır Başkanlığı)Doğu Akdeniz'deki Zohr doğalgaz sahası (Mısır Başkanlığı)

Siyaset ve ekonomi ayrımı

Kahire Amerikan Üniversitesi Öğretim Üyesi Cemal e-Kalyubi, Mısır’ın belirgin siyasi görüş ayrılıklarına rağmen İsrail gazı meselesine tamamen ekonomik bir perspektiften yaklaştığı görüşünde. El-Kalyubi, gaz dosyasının "tamamen ticari ve ekonomik ilişkiler ile anlaşmalar tarafından yönetildiğini" belirterek, "Mısır siyasetinin temel ilkelerinden, özellikle de Filistin halkı dahil olmak üzere Arap ülkelerine yönelik saldırganlığın reddedilmesinden taviz verilmesi mümkün değildir" dedi.

Geçtiğimiz salı günü bir televizyon mülakatında konuşan Mısır Dışişleri Bakanı, "İki ülke arasındaki ilişkiler, İsrail'in başta Batı Şeria, Gazze Şeridi ve Lübnan olmak üzere Arap ülkelerine yönelik saldırgan politikalarından etkilenmiştir" açıklamasında bulundu.

İki ülke arasındaki ilişkiler, barış anlaşmasından bu yana bugünkü kadar gerilimli bir döneme sahne olmamıştı. Bu gerilim; İsrail'in barış antlaşmasını ihlal ederek Mısır sınırındaki " Selahaddin Koridoru”nu (Filadelfiya Koridoru), ardından Mısır ara buluculuğuyla Ocak 2025'te varılan ateşkesi bozarak "Morag Koridoru"nu ve Refah Sınır Kapısı'nın Filistin tarafını işgal etmesiyle arttı. Ekim ayında varılan mutabakat ise her gün ihlal edilmeye devam ediyor.

Coğrafi avantaj ve alternatifler

Ortak sınır ve coğrafi yakınlık, Mısır ile İsrail arasındaki gaz anlaşmalarına rekabet avantajı sağlıyor. Geçtiğimiz eylül ayında Mısır Petrol Bakanı Kerim Bedevi yaptığı basın açıklamasında, "İsrail gazının, diğer bölgelerden ithal edilen gaza kıyasla daha ucuz olduğunu" belirtmişti.

El-Kalyubi’ye göre İsrail, gaz üretiminde genişlemeci bir plana sahip ve ihracatını artırmak için Mısır'daki sıvılaştırma tesislerine güveniyor. Ancak el-Kalyubi, Mısır’ın iç tüketimi karşılamak için ithalat kaynaklarını çeşitlendirdiğini ve tamamen İsrail gazına bağımlı olmadığını vurgulayarak, "Bu nedenle, gaz akışının kesilmesi ya da sürmesi Mısır’ı büyük ölçüde etkilemeyecektir" değerlendirmesinde bulundu.