Mısır, Sina'daki devasa projelerle yerinden edilmeye karşı duruşunu pekiştiriyor

Lojistik ve kalkınma projeleri için arazi tahsis etme kararı

Mısır hükümeti tarafından Sina'da yürütülen kalkınma projelerinde faaliyet gösteren kamyonlar (Mısır Ulaştırma Bakanlığı)
Mısır hükümeti tarafından Sina'da yürütülen kalkınma projelerinde faaliyet gösteren kamyonlar (Mısır Ulaştırma Bakanlığı)
TT

Mısır, Sina'daki devasa projelerle yerinden edilmeye karşı duruşunu pekiştiriyor

Mısır hükümeti tarafından Sina'da yürütülen kalkınma projelerinde faaliyet gösteren kamyonlar (Mısır Ulaştırma Bakanlığı)
Mısır hükümeti tarafından Sina'da yürütülen kalkınma projelerinde faaliyet gösteren kamyonlar (Mısır Ulaştırma Bakanlığı)

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlara göre, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi’nin, İsrail sınırına yakın Kuzey Sina’da lojistik ve kalkınma projeleri için arazi tahsis etme kararı, Mısırlı yetkililerin ‘sahada hayata geçirilen projeler yoluyla zorunlu göç planlarını reddettiklerini’ vurgulayan adımlarını yeniden gündeme taşıdı.

Mısır Resmî Gazetesi’nde salı günü yayımlanan bir cumhurbaşkanlığı kararnamesinde, Kuzey Sina’daki bazı arazilerin Limanlar Genel İdaresi’ne tahsis edildiği ve bu alanların lojistik bölgeler kurulması için kullanılacağı duyuruldu. Söz konusu araziler arasında, Gazze Şeridi ve İsrail sınırına yakın parseller de yer aldı.

Sina Yarımadası'nın kalkınması için strateji

Mısır hükümeti daha önce, son yıllarda yol, liman, demir yolu, sanayi ve lojistik bölgeleri gibi büyük altyapı projelerine sahne olan Sina Yarımadası’nın bir ticaret ve lojistik merkeze dönüştürülmesini hedefleyen Mısır Ulusal Sina Yarımadası’nı Geliştirme Stratejisi’ni açıklamıştı. Söz konusu strateji, Akdeniz ile Kızıldeniz arasında bağlantı kurulmasını ve bölgesel ve uluslararası pazarlarla entegrasyonun güçlendirilmesini amaçlıyor.

Proje, el-Ariş Limanı’nın geliştirilmesi, Biru’l Abd – el-Ariş – Refah – Taba demir yolu hattı ve Taba ile Nuveyba gibi Kızıldeniz limanlarıyla bağlantı projelerini kapsayan daha geniş bir lojistik koridorla ilişkilendiriliyor. Bu çerçevede, Sina’yı boydan boya geçen ve Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlayan bir ticaret koridoru oluşturulması hedefleniyor.

Mısır Başbakanlığı’na bağlı bir araştırma biriminin başkanı ve siyaset bilimi profesörü olan Dr. Rafet Mahmud, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Mısır’ın Sina’daki lojistik bölgelerle bölgede gündeme getirilen zorunlu göç ve iskân projelerini boşa çıkarmayı hedeflediğini söyledi. Mahmud, bunun Sina Yarımadası’nın kalkındırılması ve imar edilmesi yoluyla, aynı zamanda uluslararası çıkarlarla bağlantı kurulmasını sağlayarak Mısır’a bu alanda katma değer kazandıracağını ifade etti.

Mahmud’a göre bu koridorlar, sanayi, tarım ve madencilik gibi farklı üretim alanlarını deniz limanlarına bağlamayı amaçlıyor. Bu adımlar, ticari ve denizcilik koridorları üzerindeki bölgesel ve uluslararası rekabet çerçevesinde atılırken, bölgede Süveyş Kanalı’na alternatif olarak öne sürülen projeler karşısında kanalın rekabetçi rolünün güçlendirilmesini de hedefliyor.

Mahmud, Sina’nın stratejik konumu nedeniyle bu rekabetin ve Mısır’ın söz konusu yaklaşımlarının merkezinde yer aldığını belirtti. Sina’nın hem Süveyş Kanalı’na hâkim konumda bulunması hem de İsrail’in Akabe Körfezi’nden başlayarak İsrail topraklarının içinden geçip Akdeniz’e ulaşacak, Süveyş Kanalı’na alternatif olarak tasarlanan Ben Gurion Kanalı projesine yakınlığı nedeniyle bu önemi taşıdığını kaydetti.

rt56y
Mısırlı yetkililer, Sina Yarımadası'nı ülkenin çeşitli bölgelerine bağlayan entegre demiryolu hattının yakında tamamlanacağını duyurdu. (Mısır Ulaştırma Bakanlığı)

Akademisyen ve ekonomi uzmanı Dr. Ala Ali ise Mısır devletinin Kuzey Sina’da gelişmiş lojistik bölgeler kurulması amacıyla geniş alanlar tahsis etme kararının, ülkenin coğrafi ve ekonomik varlıklarının yönetim felsefesinde stratejik bir dönüşümü temsil ettiğini söyledi. Ali’ye göre bu adım, Sina’yı özel güvenlik hassasiyetleri bulunan bir coğrafi alan olmaktan çıkararak, ulusal büyüme sisteminde etkin bir ekonomik dayanak haline getiriyor.

Ali, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu yaklaşımın Sina’nın küresel ticaret koridorlarını birbirine bağlayan bir odak noktası olarak sahip olduğu benzersiz konumun değerlendirilmesine yönelik derin bir farkındalığı yansıttığını belirtti. Söz konusu yönelimin, özellikle küresel tedarik zincirlerindeki dönüşümler ve ana deniz taşımacılığı hatlarına yakın, güvenli ve istikrarlı lojistik merkezlere yönelik uluslararası talebin artması ışığında, ileri lojistik hizmetlere dayalı bir ekonominin temellerini attığını ifade etti.

Yatırım haritasının yeniden yapılandırılması

Makroekonomik bakış açısından bu projeler, Mısır’daki yatırım haritasının yeniden yapılandırılmasına katkı sağlıyor. Ali’ye göre, Nil Deltası dışındaki bölgelerde yeni kalkınma merkezleri oluşturulması bu sürecin temel unsurlarından biri. Ali, dış ticaret alanında ise Kuzey Sina’nın entegre bir lojistik koridora bağlanmasının, Mısır’a yeniden ihracat ve mal dolaşımı konusunda bölgesel bir merkez olma rolünü güçlendirmek adına tarihsel bir fırsat sunduğunu ifade etti.

Ali, “Devlet, yalnızca transit geçiş gelirlerine güvenmek yerine, depolama, yeniden paketleme ve kısmi üretim yoluyla katma değerli gelirleri en üst düzeye çıkarmaya yöneliyor” dedi. Bu yaklaşımın ödemeler dengesine olumlu yansıdığını, döviz üzerindeki baskıyı azalttığını ve ekonominin istikrarlı ve sürdürülebilir döviz kaynakları üretme kapasitesini güçlendirdiğini vurgulayan Ali, bunun aynı zamanda zorunlu göç planlarına yönelik her türlü düşünceyi geçersiz kıldığını, yabancı yatırımı çekeceğini, binlerce yeni istihdam alanı açacağını ve yeni yerleşim alanlarının oluşmasına zemin hazırlayacağını kaydetti.

efrgtyh
Mısır, devasa projelerle yerinden edilmeye karşı duruşunu pekiştiriyor. (AFP)

Mısır makamları, Gazze sınırındaki Refah kentini birkaç yıl önce tahliye etmişti. Bu adım, yeni bir şehir inşa edilmesini öngören bir planın hayata geçirilmesi, bölgenin yeniden imar edilmesi ve İsrail’in Gazze’ye silah sevkiyatı yapıldığı iddiasıyla gerekçe gösterdiği tünellerin ortadan kaldırılması amacıyla atılmıştı.

Yerinden edilmeyi reddetme

Son yıllarda, Sina’nın Gazze halkının kabulü için Mısır’ın elde edeceği mali karşılıklar karşılığında tahsis edilebileceği yönündeki iddialar birden fazla kez gündeme gelmişti. Kahire yönetimi bu iddiaları defalarca yalanlamış, zorunlu göçe kesin olarak karşı olduğunu ve topraklarının tek bir karışından dahi vazgeçmeyeceğini vurgulamıştı. Aynı zamanda Sina’da kapsamlı bir kalkınma planının uygulanmasına geçilmişti.

Mısır Ekonomi ve Mevzuat Derneği üyesi Ahmed Ebu Ali ise bu adımın Mısır’da bölgesel kalkınmanın yönetim anlayışında son derece önemli bir stratejik dönüşümü temsil ettiğini belirtti. Ebu Ali’ye göre devlet, sınırların yalnızca güvenliğini sağlama anlayışından, sınırların ekonomik değerini azami düzeye çıkarma yaklaşımına geçiyor. Entegre lojistik bölgelerin kurulmasının, Sina’nın küresel ticaret haritası içinde akıllı bir ekonomik yeniden konumlandırma anlamına geldiğini ifade eden Ebu Ali, bunun yatırımları çekebilecek, taşımacılık maliyetlerini düşürebilecek ve özellikle küresel tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar ışığında Mısır ihracatının rekabet gücünü artırabilecek merkezi bir lojistik düğüm oluşturacağını söyledi.

Ebu Ali, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu kararın daha derin ekonomik öneminin, Akdeniz ile Kızıldeniz’i birbirine bağlayan ve Sina’yı boydan boya geçen bir lojistik koridorun parçası olmasından kaynaklandığını belirtti. Bu durumun Mısır’a bölgesel ve uluslararası ticaret hareketlerinde nadir bir karşılaştırmalı üstünlük sağladığını ve ülkenin bölgesel bir ticaret ve lojistik hizmetler merkezi olarak rolünü güçlendirdiğini dile getirdi.

Bu yaklaşımın binlerce yeni istihdam alanı yaratılmasının, yerel toplulukların geliştirilmesinin ve taşımacılık, depolama ve ihracata yönelik üretimle bağlantılı sanayilerin yerelleştirilmesinin önünü açtığını kaydeden Ebu Ali, aynı zamanda atıl durumdaki varlıklardan elde edilen getirinin artırılacağını ifade etti. Ebu Ali’ye göre bu adımlar, sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın istikrarın pekiştirilmesi ve ekonomi, coğrafya ve egemenliği tek bir denklemde buluşturan kapsamlı bir bakış açısıyla ulusal güvenliğin sağlanmasında temel araçlardan biri haline geldiğine dair net bir mesaj veriyor.

Ebu Ali, bu sürecin en az ekonomik boyutu kadar önemli bir siyasi yönü de bulunduğunu belirterek, söz konusu kararlı kalkınma yaklaşımının zorunlu göç senaryolarını dayatmaya yönelik her türlü girişimin Mısır tarafından kesin bir dille reddedildiğini ortaya koyduğunu söyledi. Devletin siyasi tutumunu sahadaki somut kalkınma adımlarına dönüştürdüğünü vurguladı.

Bu çerçevede Kuzey Sina’nın merkezinde büyük ölçekli yatırımların yapılmasının, lojistik bölgeler ve stratejik ticaret koridorları kurulmasının, devletin toprağı kendi halkıyla birlikte imar etme ve Mısır egemenliğini ekonomik ve fiziki olarak pekiştirme konusundaki kararlılığını yansıttığını belirten Ebu Ali, bunun bölgenin demografik yapısını değiştirmeyi hedefleyen her türlü yaklaşımı fiilen geçersiz kıldığını ifade etti.

Ebu Ali’ye göre bu anlamda Sina’daki kalkınma, yalnızca bir ekonomik tercih değil, aynı zamanda Sina’nın geçici çözümler ya da bölgesel krizler için bir boşluk alanı değil, kalkınma ve yatırım toprağı olduğu yönünde açık bir siyasi mesaj niteliği taşıyor.



İsrail, yerleşimlere yönelik yaptırımlara misilleme olarak İngiliz konsolosluğunu kapatıyor

İsrail güçleri Batı Şeria’da bir Filistinliyi gözaltına aldı
İsrail güçleri Batı Şeria’da bir Filistinliyi gözaltına aldı
TT

İsrail, yerleşimlere yönelik yaptırımlara misilleme olarak İngiliz konsolosluğunu kapatıyor

İsrail güçleri Batı Şeria’da bir Filistinliyi gözaltına aldı
İsrail güçleri Batı Şeria’da bir Filistinliyi gözaltına aldı

İsrail, İngiltere ve Fransa'dan yerleşim yerlerine karşı kararlar beklediği bir sırada, uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul edilen yerleşim yerleriyle mal ticaretine kısıtlama getirme kararlılığını teyit eden 12 ülkeli bir ittifakla karşı karşıya kaldı.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, dün yaptığı açıklamada, İngiltere'nin Batı Şeria'daki yerleşim yerlerine uyguladığı yaptırımlara misilleme olarak İsrail'in Kudüs'teki İngiliz Konsolosluğu'nu kapatacağını duyurdu.

Saar'ın bu adımı, İngiltere'nin İsrail yerleşim yerleriyle ticareti yasaklama kararına yanıt olarak alınan bir dizi karşı tedbirin devamı olarak geldi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar yaptığı açıklamada, İsrail’in ayrıca İngiltere temsilcilerini Gazze’deki ateşkesi izlemekle görevli ortak askeri merkezden çıkaracağını ve İngiltere’nin Batı Şeria’da Filistin Yönetimi’ne bağlı güvenlik güçlerine yönelik eğitim programlarını sonlandıracağını belirtti.

Bunun yanı sıra İsrail, seçilmiş 12 İngiliz yetkilinin yanı sıra Saar’ın “Yahudi karşıtı ve İsrail karşıtı faaliyetlere karıştığını” söylediği diğer İngiliz vatandaşlarının ülkeye girişini de engelleyecek.

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband ise dün Avam Kamarası'nda yaptığı konuşmada, ülkesinin "işgal altında bulunan topraklardaki yasa dışı yerleşim yerlerinden gelen ürünlerin ithalatına yasak getireceğini" belirterek, bu adımın diğer ülkelerle koordineli bir hareketin parçası olduğunu belirtti.

Miliband, yasağı duyururken İsrail hükümetini Batı Şeria'da yerleşimcilerin gerçekleştirdiği "etnik temizliğe" göz yummakla suçladı. Miliband, "İngiliz hükümeti, Batı Şeria'da terörist yerleşimciler tarafından bir etnik temizlik yürütüldüğünü kabul etmektedir" ifadelerini kullandı.

Sözlerini sürdüren Miliband, "İsrail hükümeti bu duruma sıklıkla göz yumdu; daha da kötüsü, bazı üyeleri Filistinlilerin zorla yerinden edilmesini desteklemeyi amaçlayan açıklamalar yaparak adımlar attı" dedi.

İngiliz hükümetinin resmi pozisyonunun "işgalin yasa dışı olduğu" yönünde olduğunu vurgulayan Miliband, "İngiliz halkının, mağazalarımızda ve tüketim merkezlerimizde yerleşim yerlerinden gelen ürünleri kabul ederek işgali desteklememizi istediğine inanmıyorum" dedi.

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, işgal altındaki Filistin topraklarında bulunan yasa dışı yerleşim birimlerinden mal ithalatına yönelik yasağı duyuruyor (AFP)
İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, işgal altındaki Filistin topraklarında bulunan yasa dışı yerleşim birimlerinden mal ithalatına yönelik yasağı duyuruyor (AFP)

İsrail Dışişleri Bakanı ise "Dışişleri Bakanı'nın, İngiliz Parlamentosu'nda yönelttiği suçlamalar kabul edilemez ve yalandır" değerlendirmesinde bulundu.

12 ülkeden geniş çaplı hamle

Tel Aviv, Londra'nın işgal altında bulunan Batı Şeria'daki İsrail yerleşim yerleriyle ticarete kısıtlama ve yaptırım getirilmesi kararına mümkün olduğunca fazla ülkeyi dahil etme çabalarına öncülük ettiğini bilse de İsrail'in tepkilerinde bir sürpriz havası hâkim oldu.

İngiltere'nin yanı sıra Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot da "Paris'in İsrail yerleşim yerleriyle ticari ilişkilerini sonlandıracağını" vurguladı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İngiliz girişimine Fransa'nın yanı sıra Kanada, Danimarka, Finlandiya, İzlanda, İrlanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İspanya ve İsveç katıldı.

12 ülke tarafından yayımlanan ortak bildiride, söz konusu devletlerin "uluslararası hukuka göre yasa dışı olan yerleşim yerleriyle mal ticaretine kısıtlama getirme kararlılıklarını teyit ettikleri" ifade edildi.

İsrail hükümetinin Batı Şeria'daki eylemlerine tepki gösteren ülkeler, bu adımların "iki devletli çözüm imkanını baltaladığını" belirtti. Bildiride, "E1 bölgesindeki yerleşim projesi için ihale açılması kararı da dahil olmak üzere, emsalsiz düzeydeki yerleşimci şiddeti ve yerleşim yerlerinin genişletilmesi gölgesinde durumun hızla kötüleştiği" uyarısında bulunuldu.

Ülkeler, İsrail hükümetine "yerleşim yerlerinin genişletilmesini ve Batı Şeria'daki idari yetkilerin artırılmasını derhal durdurma, yerleşimci şiddetinden sorumlu olanların hesap vermesini sağlama ve İsrail güvenlik güçlerine yönelik iddiaları soruşturma" çağrısında bulundu.

Bildiride, bu kararın "emsalsiz düzeydeki yerleşimci şiddeti ve yerleşim yerlerinin genişlemesi" sonucunda alındığı vurgulandı.

Bu kararlar, İsrail'deki ön uyarılara rağmen geldi. İsrail, İngilizlere yalnızca Fransa ve Kanada'nın katılmasını beklerken, Kanada'nın yanı sıra geniş bir Avrupa cephesinin oluşması karşısında şaşkınlık yaşadı.

İsrail'den sert tepki

İngiltere'nin yerleşim yerlerine karşı açıklamasından önce İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, böyle bir adımın yaklaşan İsrail seçimlerine müdahale sayılacağını belirterek süreci engellemeye çalıştı.

Herzog, "Bu büyük bir hatadır, tarihin yanlış tarafında yer almaktır ve egemen bir devletin demokratik seçimlerine açık bir müdahaledir. Bu müdahale kimseye hizmet etmeyecek, aksine ne yazık ki, Filistinlilere doğrudan zarar vererek onları iş ve ticaret fırsatlarından mahrum bırakacaktır. Nihayetinde hürriyet sevdalısı ülkelerin çıkarlarına ve güvenliğine zarar verecektir" demişti.

Netanyahu ve Herzog, Hamas ile yaşanan çatışmalarda hayatını kaybeden bir İsrailli polis memuru için düzenlenen anma törenine katılıyor (Reuters).
Netanyahu ve Herzog, Hamas ile yaşanan çatışmalarda hayatını kaybeden bir İsrailli polis memuru için düzenlenen anma törenine katılıyor (Reuters).

Sözlerini sürdüren Herzog, "Yaptırımlar çözüm değildir, çözüm diyalogdur. Tüm yabancı hükümetlere diyorum ki: Durun! Yaptırımlar ve boykotlar gibi çıkmaz yollardan uzaklaşın, yapıcı diyalog ve iş birliğine yönelin" ifadelerini kullanmıştı.

İsrail medyasında, duyuru öncesinde yer alan haberlerde Fransa ve Kanada'nın katılımının beklendiği; ancak Avrupa Birliği'nin seçim öncesinde yaptırım uygulama konusunda daha az istekli olduğu, bu adımın Başbakan Binyamin Netanyahu'nun lehine işleyeceğine inandığı belirtilmişti. Ancak 12 ülkeden gelen büyük açıklamanın ardından Yedioth Ahronoth gazetesi, durumu bir "diplomatik çöküş" olarak nitelendirdi.

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Başbakan Binyamin Netanyahu'dan, İngiltere'nin bu hamlesine karşılık "Filistin Yönetimi adına çalışan Kudüs'teki İngiliz Konsolosluğu'nu kapatma" talebinde bulunduğunu söyledi. Ben-Gvir ayrıca İsrail'in, Arjantin'in tartışmalı Falkland Adaları üzerindeki egemenliğini tanımasını ve adaların işgali sürdüğü müddetçe İngiltere'ye yaptırım uygulamasını teklif etti. Ben-Gvir, Londra'yı adaları ve "Arjantin halkının parasını çalmakla" suçladı.

Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ise İngiltere Büyükelçisi'nin İsrail'den sınır dışı edilmesi çağrısında bulunarak, "Yahudi karşıtı bir hükümetin paspası olmayacağız. İsrail üzerindeki İngiliz Mandası sona erdi" ifadesini kullandı.

Filistin ve Arap dünyasından memnuniyet, ABD'den mesafe

Filistin Devlet Başkanlığı yaptığı açıklamada, ticarete yaptırım uygulanması kararını memnuniyetle karşılayarak, bunu yerleşimci rejimle mücadele etmek ve İsrailli yetkililerden hesap sormak adına "önemli bir adım" olarak niteledi.

  Batı Şeria’da yeni yerleşim biriminin açılışından görüntü
  Batı Şeria’da yeni yerleşim biriminin açılışından görüntü

Mısır da İngiltere'nin kararını memnuniyetle karşıladığını belirterek, Mısır Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla yaptığı açıklamada, bu adımın "uluslararası hukuk kurallarına ve uluslararası meşruiyet kararlarına olan bağlılığı yansıtan önemli bir hamle olduğunu, yasa dışı yerleşim faaliyetleriyle ve işgal altındaki Batı Şeria'da (Doğu Kudüs dahil) sahada yeni bir emrivaki yaratma çabalarıyla mücadeleye katkı sağladığını" vurguladı.

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 12 ülkenin kararı hakkında doğrudan yorum yapmaktan veya kararı kınamaktan kaçınarak, yalnızca Batı Şeria'da yaşanan "gerilimleri" kınamakla yetindi.

Rubio, Washington'un İngiltere öncülüğündeki Batı ülkelerinin İsrail yerleşim yerlerine yaptırım uygulama kararına katılmayacağını teyit etti. Latin Amerika ziyaretine çıkmadan önce gazetecilere konuşan Rubio, "Doğal olarak, Birleşik Krallık'ın yaptığını yapmayacağız" dedi. Rubio ayrıca, "Ancak istikrar hedefini paylaşıyoruz. Bölgede pek çok gelişme yaşanırken, şu anda Batı Şeria'da istikrarı bozacak veya gerilimi artıracak hiçbir şey görmek istemiyoruz" ifadelerini kullandı.


Lübnan-ABD temasları İsrail'in şiddetini “frenliyor”

Şii Yüksek İslam Konseyi Başkan Yardımcısı Şeyh Ali el-Hatib, Beyrut'taki ABD Büyükelçisi Mişel İsa'yı kabul etti (El-Merkeziyye)
Şii Yüksek İslam Konseyi Başkan Yardımcısı Şeyh Ali el-Hatib, Beyrut'taki ABD Büyükelçisi Mişel İsa'yı kabul etti (El-Merkeziyye)
TT

Lübnan-ABD temasları İsrail'in şiddetini “frenliyor”

Şii Yüksek İslam Konseyi Başkan Yardımcısı Şeyh Ali el-Hatib, Beyrut'taki ABD Büyükelçisi Mişel İsa'yı kabul etti (El-Merkeziyye)
Şii Yüksek İslam Konseyi Başkan Yardımcısı Şeyh Ali el-Hatib, Beyrut'taki ABD Büyükelçisi Mişel İsa'yı kabul etti (El-Merkeziyye)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın ABD ile gerçekleştirdiği yoğun temaslar, cumartesi gününden bu yana tırmanan İsrail askeri kampanyasının frenlenmesine katkı sağladı. Öte yandan Lübnan, Amerikan tarafının İsrail ile müzakerelerin sekizinci turunun tarihini belirlemesini bekliyor.

En az 28 kişinin ölümüne, onlarca kişinin yaralanmasına, yüzlerce kişinin Nebatiye şehri ile çevresindeki köylerden göç etmesine yol açan üç günlük hava saldırıları ve topçu bombardımanının ardından, dün Lübnan'ın güneyinde İsrail'in tırmandırma hızı düştü ve ardından geri dönüş dalgası başladı.

Diğer taraftan Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye şehrine yönelik tehlikenin artması, sivil ve siyasi aktivistlerin ordunun varlığının güçlendirilmesini ve devletin şehrin güvenliğinin sorumluluğunu üstlenmesini talep eden ‘Nebatiye 2 Çağrısı’nı yayınlamasına yol açtı.

Lübnan ordusu, halka güvence vermek amacıyla Nebatiye şehrindeki askeri devriyelerini hızla artırdı.


Ürdün ordusu: Hava savunma sistemlerimiz İran kaynaklı 20 füzeye müdahale etti

İran makamlarının yayınladığı ve Ürdün'deki Amerikan askeri hedeflerine doğru fırlatılan füzeleri gösterdiğini belirttiği kayıttan arşiv görüntüsü (Reuters)
İran makamlarının yayınladığı ve Ürdün'deki Amerikan askeri hedeflerine doğru fırlatılan füzeleri gösterdiğini belirttiği kayıttan arşiv görüntüsü (Reuters)
TT

Ürdün ordusu: Hava savunma sistemlerimiz İran kaynaklı 20 füzeye müdahale etti

İran makamlarının yayınladığı ve Ürdün'deki Amerikan askeri hedeflerine doğru fırlatılan füzeleri gösterdiğini belirttiği kayıttan arşiv görüntüsü (Reuters)
İran makamlarının yayınladığı ve Ürdün'deki Amerikan askeri hedeflerine doğru fırlatılan füzeleri gösterdiğini belirttiği kayıttan arşiv görüntüsü (Reuters)

Ürdün ordusu tarafından bugün yapılan açıklamada, hava savunma sistemlerinin ülkeyi hedef alan İran kaynaklı 20 balistik füzeye müdahale ettiği, bunlardan 18'inin imha edildiği, 2 füzenin ise ıssız bir bölgeye düştüğü belirtildi. Açıklamada ayrıca can kaybı yaşanmadığı vrugulandı.

Açıklamada, ordunun resmi sözcüsünün şu ifadeleri yer aldı:

“Ürdün hava savunma sistemleri, Ürdün topraklarına doğru (İran'dan) fırlatılan 20 balistik füzeye müdahale eederken, bunlardan 18'i başarılı bir şekilde engellenip imha edildi, 2 füze ise yerleşim yerlerinden uzak boş alanlara düştü.”

Sözcü, herhangi bir can kaybı yaşanmadığını vurguladı.

Öte yandan İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), resmi İran medya organları tarafından bu sabaha karşı yayımlanan bir açıklamada, Ürdün'ün Ezrak bölgesindeki Amerikan üssü olarak nitelendirdiği yeri balistik füzelerle vurduğunu duyurmuş ve bunun, İran petrol tankerlerini hedef alan Amerikan saldırılarına karşılık olarak gerçekleştiğini belirtmişti.

İran’ın resmi haber ajansı IRNA'nın bildirdiğine göre DMO ayrıca, Kuveyt ve Bahreyn'deki petrol tankerlerini hedef alacakları uyarısında bulunarak mürettebattan ‘derhal gemilerini terk etmelerini’ istedi.

IRNA, DMO’nun şu mesajını aktardı:

“Terörist Amerikan ordusunun İslam Cumhuriyeti'ne ait bir dizi petrol tankerini hedef alarak işlediği düşmanca eylemler göz önüne alındığında; bu teröristlere ev sahipliği yapan ve düşmanca eylemlerine ortak olan Kuveyt ile Bahreyn iskelelerinin çevresinde bulunan tüm petrol tankerlerinin mürettebatını uyarıyor, bekleme bölgelerinde veya iskelelerde olsunlar, hedef alınacakları için gemilerini derhal terk etmeleri gerektiğini ihtar ediyoruz.”

Diğer taraftan ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), DMO’nun son iki gün içinde ABD Donanmasına ait bir savaş gemisini iki kez balistik füzelerle hedef almasının ardından, 8 Eylül'de beş İran ham petrol tankerini imha ettiğini açıkladı. ABD savaş gemisi İran'ın saldırı girişimlerini bertaraf etmeyi başarmış ve Amerikan personelinde hiçbir yaralanma olmaksızın bölgesel sulardaki devriyesine devam etti.