Gazze anlaşması, çökme olasılığı ile ilerleme fırsatı arasında gidip geliyor

Hamas savaşın yeniden başlamasından korkuyor... Mısır ikinci aşamaya geçilmesini istiyor

Filistinliler, dün Gazze'nin merkezindeki Megazi mülteci kampında İsrail tarafından yıkılan bir binanın enkazı arasında eşyalarını arıyor (AFP)
Filistinliler, dün Gazze'nin merkezindeki Megazi mülteci kampında İsrail tarafından yıkılan bir binanın enkazı arasında eşyalarını arıyor (AFP)
TT

Gazze anlaşması, çökme olasılığı ile ilerleme fırsatı arasında gidip geliyor

Filistinliler, dün Gazze'nin merkezindeki Megazi mülteci kampında İsrail tarafından yıkılan bir binanın enkazı arasında eşyalarını arıyor (AFP)
Filistinliler, dün Gazze'nin merkezindeki Megazi mülteci kampında İsrail tarafından yıkılan bir binanın enkazı arasında eşyalarını arıyor (AFP)

Gazze Şeridi'nde durma noktasına gelen ateşkes anlaşmasında ilerleme olasılığı konusunda iyimserlik geri döndü. İsrail kontrolündeki bölgede Hamas ile Filistinli silahlı çeteler arasında yeni bir silahlı çatışma yaşandı.

Hamas, Mısır'ın anlaşmanın ikinci aşamasına geçilmesi çağrısının ardından Gazze Şeridi'nde savaşın yeniden başlamasından endişe duyduğunu açıkladı. Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlar, “Arabulucuların tavsiyeleri ve ilerleme kaydetmek, ikinci aşamaya geçmek için gösterdiği çabalar dikkate alınmazsa, ufukta çöküşün işaretleri görülüyor.” Uzmanlar, “İsrail'in çabaları anlaşmayı tehdit etmeye yönelik görünürken, Washington’un Ukrayna ve Venezuela'daki olaylarla meşgul” olduğunu belirtiyor.

Yeni endişeler  

Hamas siyasi büro üyesi Basim Naim dün yaptığı açıklamalarda, "Gazze Şeridi'ndeki sessiz soykırım hâlâ devam ediyor" diyerek, "84 gündür devam eden İsrail işgalinin ihlalleri, işgal hükümeti başkanı Binyamin Netanyahu ve hükümetinin gerilimi artırmaya devam etme niyetini yansıtıyor" diye vurguladı.

sxdfrgt
Mısır Kızılayı, "Zad el-Izze" konvoyu aracılığıyla 148 bin gıda paketi ve 13 bin parça kışlık giysi

Naim'e göre, bu ihlallerin amacı, “yerinden edilme gündemlerini dayatma çabalarının bir parçası olarak, Gazze Şeridi'nde savaşın yeniden başlamasını sağlamak veya felaket niteliğindeki insani durumu sürdürmek”tir. Aracılara ve özellikle Amerikan garantörüne, Netanyahu ve hükümetine anlaşmayı ve tüm hükümlerini uygulamaya koymaları için gerçek baskı yapmaları çağrısında bulundu.

Naim'in açıklamaları, Hamas'ın İsrail kontrolündeki bölgelerde bulunan ve Filistinlilere yönelik saldırılarını artırarak son günlerde en az iki kişiyi öldüren Filistinli Rami Halas liderliğindeki silahlı çete üyeleriyle ilk kez doğrudan çatışmaya girdiği günün sonrasında geldi.

Saha kaynakları Şarku’l Avsat'a, Halas çetesinin Tuffah mahallesindeki (sarı hattın batısında) Sanfur kavşağına doğru ilerlediklerini ve Hamas üyeleriyle karşılaştıklarını ve saldırganların geri çekilmeden önce 20 dakikadan fazla süren çatışmaya girdiklerini bildirdi.

Kaynaklar, çatışmaların İsrail insansız hava araçlarının (İHA) bölgenin üzerinde uçarken gerçekleştiğini belirterek, “çatışmaların bitmesinin hemen ardından İHA’ların aynı bölge ve çevresindeki evlere bomba attığını” belirtti.

10 Ekim'deki ateşkesin ardından İsrail'in ihlallerinden ölenlerin sayısı 423'ü aştı.

Gerginliğin tırmanmasına olanak sağlayan anlayışlar   

Mısır'ın eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Hüseyin Haridi, “Gazze'deki savaş, çatışmaların şiddeti azalmış olsa da devam ettiği için henüz bitmiş sayılmaz” görüşünde. Mevcut gerginliğin, 29 Aralık'ta Washington'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ABD Başkanı Donald Trump arasında, İsrail'in gerginliği artmasına izin veren bir anlaşmaya varıldığını gösterdiğini belirten Haridi, bu durumun şu anda Venezuela'daki olayların tırmanmasıyla birlikte gerçekleştiğini ve Washington'un bu konuyla meşgul olması nedeniyle Gazze meselesinin gölgede kalacağını ifade etti.

yjuık
Filistinliler, dün Gazze Şeridi'nin merkezindeki Megazi mülteci kampında, İsrail hava saldırısında hasar gören çökmüş bir evin enkazı arasında eşyalarını arıyor (AFP)

Filistinli siyasi analist Dr. Ayman el-Rakeb, işgalcilerin savaşın yeniden başlaması için baskı yaptığını ve kendilerine sadık unsurları zor koşullarda Hamas ile çatışmaya teşvik ettiğini düşünüyor. El-Rakeb, Netanyahu'nun geçen hafta Trump ile yaptığı görüşmede, saldırıların devam etmesi ve silahlı unsurların konuşlandırılmasıyla birlikte gerilimi artırma için yeşil ışık aldığını değerlendiriyor.

Ancak el-Rakeb, şu anda savaşın yeniden başlamasını olası görmüyor ve bunun, İsrail'in Hamas ile kesin bir çatışmaya girmek için Hamas bölgelerindeki nüfusu yerinden etmek için baskı yapmasıyla gerçekleşeceğini tahmin ediyor.

Arabulucuların hamleleri

Yerinde tırmanan bu atmosfer, Mısır'ın Gazze anlaşmasının ikinci aşamasını zorlama hamleleriyle eşleşiyor. Pazar günü yerel Mısır televizyon kanalları, Mısır istihbarat başkanı Hasan Reşad'ın Filistin Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ve Filistin istihbarat şefi Macid Ferec ile görüştüğünü bildirdi.

sdfrgt
Filistin Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh (AFP)

Mısır uydu kanalı Extra News'e göre Mısır istihbarat şefi ile Filistin tarafı arasındaki görüşme, “Filistin topraklarında istikrarı sağlamak, ABD Başkanı Donald Trump'ın vizyonunun ikinci aşamasını ve ilgili Güvenlik Konseyi kararlarını uygulamak için Mısır'ın çabaları çerçevesinde” gerçekleşti.

Öte yandan, İsrail gazetesi Haaretz pazar günü, bilgili kaynaklara atıfta bulunarak, “Refah sınır kapısının yakında her iki yönde de açılmasının planlandığını” bildirdi. Gazete, “Avrupa güçlerinin sınır kapısının yönetiminde merkezi bir rol oynayacağını” belirterek, “bu güçlerin İsrail'e ulaştığını ve bölgede konuşlandırılmaya hazır olduğunu” vurguladı.

El-Rakeb, Mısır'ın anlaşmanın çökme olasılığını engellemede ve ilerletmede önemli bir rol oynadığına inanıyor ve Washington'un ikinci aşamayı başlatma taleplerine yanıt vermesi koşuluyla Mısır'ın çabalarının genellikle anlaşmaya varılmasında başarılı olduğunu belirtiyor.

Büyükelçi Hüseyin Haridi'ye göre mevcut duruma bakarak ilerleme veya çöküş olasılığını belirlemek imkansız, ancak şu ana kadar kesin olan şey, İsrail'in Hamas'ın önce silahsızlandırılmasının kaçınılmaz olduğu konusunda Washington ile mutabakat sağlaması nedeniyle ikinci aşamanın ertelendiği.



Dünyanın "en büyük açlık krizi" Sudan'da yaşanıyor

Dünya Gıda Programı'ndan gıda yardımlarını almak için bekleyen Çad'daki Sudanlı mülteciler, (Reuters)
Dünya Gıda Programı'ndan gıda yardımlarını almak için bekleyen Çad'daki Sudanlı mülteciler, (Reuters)
TT

Dünyanın "en büyük açlık krizi" Sudan'da yaşanıyor

Dünya Gıda Programı'ndan gıda yardımlarını almak için bekleyen Çad'daki Sudanlı mülteciler, (Reuters)
Dünya Gıda Programı'ndan gıda yardımlarını almak için bekleyen Çad'daki Sudanlı mülteciler, (Reuters)

Dünya Gıda Programı'na (WFP) göre Sudan, yaklaşık 45 milyonluk nüfusunun 19 milyondan fazlasını etkileyen, dünyanın en büyük insani açlık kriziyle karşı karşıya. Program, savaşın başlamasından bu yana geçici başkent Port Sudan'dan faaliyet gösterdikten sonra Hartum'daki ülke ofisinin yeniden açıldığını duyurdu.

WFP genel müdür yardımcısı Carl Skau, dün Hartum'da programın yeni ülke direktörü Abdullah Al-Wardat ve Sudan Başbakanı Kamil Idris ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, başkentteki koşulların altı ay önceki ziyaretinden bu yana "açıkça değiştiğini" söyledi. Skau, "Şehirde daha fazla hareketlilik var, havaalanı çalışıyor ve insanlar yavaş yavaş evlerine dönüp hayatlarını yeniden kurmaya başlıyorlar" ifadelerini kullandı.

Ülkenin geniş bölgelerinde çatışmaların hız kesmeden devam ettiğini ve bunun da yaklaşık 19 milyon insan için ciddi gıda güvensizliğine yol açtığını belirten yetkili, durumu "dünyanın en büyük insani açlık krizi"nin devamı olarak nitelendirdi.


Devrim Muhafızları Bağdat'ta "cephe" oluşturuyor

Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)
Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)
TT

Devrim Muhafızları Bağdat'ta "cephe" oluşturuyor

Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)
Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)

Kaynaklar, İran Devrim Muhafızları'ndaki subayların Irak'taki silahlı grupların operasyonlarını yönetmeye devam ettiğini ve saldırıları durdurma yönündeki siyasi talepleri reddettiğini, müzakerelerin başarısız olma ihtimaline karşı Washington üzerinde baskı kurmak amacıyla "gölge askeri gözetmen" gibi hareket ettiklerini ortaya koydu.

“Koordinasyon Çerçevesi” ve Irak hükümetinden iki kaynak Şarku’l Avsat’a, dört Şii partinin liderlerinin son haftalarda Irak içindeki İranlı yetkililerle görüşmeler yaptığını ve saldırıların durdurulması gerektiğine ikna etmeye çalıştıklarını, ancak İranlılardan yanıt alamadıklarını söyledi.

Kaynaklar, Bağdat'ta önemli nüfuza sahip bir Kudüs Gücü subayının "koordinasyon çerçevesi içindeki müttefiklerden gelen çağrılara yanıt vermediğini, iletişimini silahlı grupların operasyon yetkilileriyle sınırladığını" söyledi. Kaynaklar, özel bir güvenlik toplantısında konuşan üst düzey bir Iraklı yetkilinin, "Bu adamı (Devrim Muhafızları subayını) nasıl durduramıyoruz?" diyerek, "Neden onu tutuklayamıyoruz?" diye sorguladığını belirtti.


Milis güçleri Bağdat'ta Amerikalı diplomatlara yönelik İHA’lı pusu kurdu

Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği "Yeşil Bölge" (DPA)
Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği "Yeşil Bölge" (DPA)
TT

Milis güçleri Bağdat'ta Amerikalı diplomatlara yönelik İHA’lı pusu kurdu

Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği "Yeşil Bölge" (DPA)
Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği "Yeşil Bölge" (DPA)

ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan bir yetkili, Washington ile Tahran arasında imzalanan geçici ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle eş zamanlı olarak Bağdat'ta diplomatların maruz kaldığı “pusunun” niteliğini açıkladı.

ABD'li yetkili, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, “8 Nisan 2026'da Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği çalışanları, kendi ifadesine göre Bağdat Uluslararası Havalimanı yakınlarında bir Irak milis grubu tarafından gerçekleştirilen çok sayıda insansız hava aracı (İHA) saldırısına maruz kaldı” dedi.

ABD ile İran arasında iki haftalık geçici ateşkes anlaşması, 8 Nisan sabahı erken saatlerde Pakistan'ın arabuluculuğunda ilan edildi ve derhal yürürlüğe girdi. Bu adım, bölgesel gerginliği yatıştırmak ve müzakereler için bir fırsat penceresi açmak amacıyla atılmış, ancak kırılgan bir adım olarak değerlendirildi.

Irak'ın başkenti Bağdat'ın batısında bulunan hedef bölgenin, lojistik destek üssü “Victory” veya diplomatik ve askeri konvoyların kullandığı ve Irak güvenlik güçlerinin kontrolü altındaki yollar olduğu belirtiliyor.

ABD'li yetkili, “Tüm diplomatik personel iyi durumda ve sağlık durumları teyit edildi” dedi; ancak, Bağdat'ın merkezindeki “Yeşil Bölge”de elçilik binasından nispeten uzak olan ve İHA saldırısına uğrayan bölgede yürüttükleri görevin niteliği hakkında bilgi vermedi.

8 Nisan günü eşzamanlı olaylar yaşandı; yerel kaynaklar, havaalanı içindeki ABD diplomatik destek merkezine iki füze düştüğünü ve bunun bir yangına yol açtığını bildirdi. Ayrıca ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Bağdat yakınlarında İran ile ittifak halindeki “Irak Hizbullah Tugayları” tarafından kaçırılan ABD'li gazeteci Shelly Kittleson'un serbest bırakıldığını duyurdu.

ABD yetkilileri, kaçıranlardan nasıl teslim alındığını açıklamadı; ayrıca, 2025 yılının Eylül ayında İsrailli araştırmacı Elizabeth Tsurkov'un kurtarılması sırasında olduğu gibi, ülke dışına nakledilip nakledilmediğine dair de bir açıklama yapmadı.

ABD'li yetkili, ABD'nin Irak hükümetine “şiddetle kınama” mesajı ilettiğini ve saldırılardan sorumlu kişilerin hesap vermesi için kapsamlı bir soruşturma yürütülmesini istediğini vurguladı. Irak hükümetinden konuyla ilgiili herhangi bir açıklama gelmedi.

 Irak Hizbullah Tugayları Bağdat'ın merkezinde örgütün bayrağını taşıyor (AFP)Irak Hizbullah Tugayları Bağdat'ın merkezinde örgütün bayrağını taşıyor (AFP)

Askeri denetçiler

Iraklı kaynaklar dün, Irak’taki silahlı grupların operasyonlarını denetleyen İran “Devrim Muhafızları” subaylarının, Şii siyasetçilerin ülke içindeki saldırıları durdurmaya ikna etme girişimlerini reddettiklerini ortaya çıkardı.

Kaynaklar,Şarku’l Avsat'a, bu subayların ABD-İran savaşının patlak vermesinden beri Bağdat'ta “gölge askeri denetçi” olarak hareket ettiklerini; bunun amacının Washington üzerinde “baskı cephesi” oluşturmak ve ABD ile müzakerelerin başarısızlık senaryosuna hazırlıklı olmak olduğunu vurguladı.

Bu gelişmeler daha geniş çaplı bir gerginliğin parçası olarak ortaya çıkıyor; zira ABD Dışişleri Bakanlığı daha önce, Irak topraklarından hareket eden İran yanlısı milis gruplarının ABD’nin çıkarlarına ve diplomatlarına yönelik gerçekleştirdiği terör saldırılarını kınamıştı.

Bakanlığın önceki bir açıklamasında bu saldırıların, ABD vatandaşlarını, diplomatik tesisleri ve ticari çıkarları hedefleyen “son haftalarda gerçekleşen yüzlerce saldırı”nın yanı sıra, komşu ülkeleri, kurumları ve Iraklı sivilleri, özellikle de Kürdistan Bölgesi'ni hedef alan saldırıların ardından geldiği belirtilmişti.

ABD Dışişleri Bakanlığı ayrıca, Irak hükümetiyle bağlantılı bazı çevreleri bu milis gruplarına “siyasi, mali ve operasyonel destek” sağlamakla suçlayarak, bunun Washington ile Bağdat arasındaki ilişkilere olumsuz yansıyacağı uyarısında bulundu.

Washington, çıkarlarını hedef alan herhangi bir saldırıya “tolerans göstermeyeceğini” vurgulayarak, Irak hükümetinden ülke içindeki İran bağlantılı silahlı grupları dağıtmak için acil önlemler almasını talep etti.