Halep’te çatışmaların merkezindeki mahalleler olan Şeyh Maksud ve Eşrefiye nasıl Kürt Mahallesi olarak anılmaya başlandı?

2013 yılında Halep’in Eşrefiye Mahallesi’nde Araplar ve Kürtlerin birlikte yer aldığı sivil hareketten bir kare (Akil Hüseyin arşivi).
2013 yılında Halep’in Eşrefiye Mahallesi’nde Araplar ve Kürtlerin birlikte yer aldığı sivil hareketten bir kare (Akil Hüseyin arşivi).
TT

Halep’te çatışmaların merkezindeki mahalleler olan Şeyh Maksud ve Eşrefiye nasıl Kürt Mahallesi olarak anılmaya başlandı?

2013 yılında Halep’in Eşrefiye Mahallesi’nde Araplar ve Kürtlerin birlikte yer aldığı sivil hareketten bir kare (Akil Hüseyin arşivi).
2013 yılında Halep’in Eşrefiye Mahallesi’nde Araplar ve Kürtlerin birlikte yer aldığı sivil hareketten bir kare (Akil Hüseyin arşivi).

Halep doğumlu Suriyeli aktivist ve gazeteci Akil Hüseyin, bugün Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Suriye hükümeti arasında çatışmaların yaşandığı Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine ilişkin tanıklığını Şarku'l Avsat'a anlattı. Hüseyin, Mart 2011’de Suriye devriminin başlamasının ardından sivil harekete katıldığını ve kentin özellikle doğu kesiminde sahada gelişmeleri izlediğini ifade ediyor.

Kısa süre önce Halep’i temsilen Halk Meclisi’ne seçilen Hüseyin’in bu tanıklığı, SDG yanlılarının öne sürdüğü anlatının aksine, Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde nüfus çoğunluğunun Kürtlerden değil Araplardan oluştuğunu vurguluyor.

cdfrgt6y
Halep kentinin haritası; üzerinde Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahalleleri görülüyor (Sosyal medya)

Son yıllarda “Kürt mahalleleri” olarak tanınan bu iki bölge, yaklaşık 50 yıl öncesine kadar Süryani ve Ermeni yoksul Hristiyanların yaşadığı küçük yerleşim alanlarıydı. Daha sonra Halep kırsalının kuzey ve doğusundan, aralarında Afrin, Cinderes ve Ayn el-Arab (Kobani) sakinlerinin de bulunduğu, şehirde daha iyi bir yaşam arayan aileler için; konut maliyetlerinin görece düşük olması ve sanayi bölgelerine yakınlığı nedeniyle makul bir tercih hâline geldi.

Birçok kişinin bu iki mahalleye Kürt kimliği atfetmesinin temel nedeni, Halep kentinde ilk kez bu denli büyük bir Kürt nüfusunun aynı bölgede bir araya gelmiş olmasıydı.

1970’li yıllara kadar Halepliler, Şeyh Maksud’u “Cebel es-Seyyide” (Meryem Ana Tepesi) adıyla biliyordu. Ancak Kürtlerin yoğunlaşmaya başladığı bu bölgede, Kürt kökenli bir sufi şeyhin adını taşıyan “Şeyh Maksud” camisinin inşa edilmesinin ardından, bu isim mahalle için yaygın biçimde kullanılmaya başlandı. Komşu Eşrefiye Mahallesi ise aynı dönemde, Hristiyanların yaşadığı Süryaniler Mahallesi’nin plansız bir uzantısı olarak ortaya çıktı.

Halepliler, bu iki mahallenin siyasi anlamda Kürtlerin merkezi hâline geldiğini ilk kez 2004 yılında, Kamışlı Olayları olarak bilinen süreçte fark etti. O dönemde Cezire bölgesindeki Kürt ayaklanmasıyla eş zamanlı olarak Eşrefiye ve Şeyh Maksud’da Kürt siyasi parti kadroları ile güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşandı.

dfrgt
Ekim 2024’te Halep’in Şeyh Maksud Mahallesi’nde, PKK lideri Abdullah Öcalan’a ait fotoğraf ve kitapların yer aldığı bir sergi

Bundan önce Kürtlerin bu mahallelerdeki en belirgin görünürlüğü, Suriye’de uzun süre yasaklı olan Nevruz kutlamaları sırasında ortaya çıkıyordu. Kutlamalar esnasında, özellikle Esad rejiminin 1980’lerden itibaren kendisine muhalif Kürt siyasi hareketlerini kontrol altında tutmak için kullandığı PKK unsurlarıyla güvenlik güçleri arasında zaman zaman gerginlikler yaşanıyordu.

2011’de Beşşar Esad rejimine karşı halk ayaklanmasının başlaması ve rejimin Kürtleri muhalefetten uzak tutma çabaları kapsamında, Suriye istihbaratı 2012 yılında bu iki mahalleyi Kürtlere devretti. Böylece bölgeler kademeli olarak rejimin denetiminden çıktı ve sonunda, ülkenin kuzeydoğusundaki Kürt çoğunluklu kentlerde olduğu gibi SDG’nin iç güvenlik gücü olan Asayiş aracılığıyla SDG’nin kontrolüne girdi.

asdfr
2014 yılında Halep’te gerçekleşen bombardıman sonucu oluşan yıkım (Reuters).

Başlangıçta Eşrefiye Mahallesi, Arap ve Kürt önde gelen aktivistlerin yer aldığı “Kardeşlik Koordinasyonu”nun öncülüğünde dikkat çekici bir barışçıl sivil harekete sahne oldu. Ancak üyeleri kısa sürede, rejimden devraldığı bölgelerde devrimle bağlantılı her türlü faaliyeti bastıran PKK’nın Suriye kolu tarafından takibe alındı. Bu yapı, bölgede tam denetim sağlayan güvenlik ve polis aygıtları ile asker devşirme merkezleri kurdu. Bu durum, iki mahallenin “Kürt mahalleleri” olarak algılanmasını daha da pekiştirdi.

yuı
Halep kırsalındaki Tel Rıfat’ta, Eş-Şam rejimi ile SDG ve muhalif gruplar arasındaki çatışmalara sahne olan evinin enkazını kaldıran bir Suriyeli vatandaş (AP)

Ancak SDG ile Suriye muhalefeti arasındaki ilişkilere en ağır darbe, 2016’nın sonunda geldi. Bu dönemde SDG, Beşşar Esad güçleriyle iş birliği yaparak Halep’in doğu kesiminin kontrolünü ele geçirdi. Operasyon, bölge nüfusunun büyük bölümünün yerinden edilmesi ve yapıların büyük ölçüde yıkılmasıyla sonuçlandı.

Daha sonra SDG, Lübnan Hizbullahı ve İran Devrim Muhafızları ile birlikte Halep’in kuzey kırsalındaki Sünni Arap yerleşimlerinin kontrolünü ele geçirdi. Özellikle Tel Rıfat kentinde nüfusun neredeyse tamamı yerinden edildi ve bu bölge de SDG’nin bir parçası olarak anılmaya başlandı.

Bugün ise Halep’te, SDG’nin Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerini Suriye hükümetine devretmeyi reddetmesi nedeniyle yaşanan gerilim sürerken, SDG yanlıları bu mahallelerin “Kürt kimliğini” kanıtlamaya yönelik yeni bir medya kampanyası yürütüyor. Oysa bölgede, Bakara (Baggara) aşireti ve Batuş kabilesi başta olmak üzere on binlerce Arap yaşarken, varlığı inkâr edilemeyecek ölçüde bir Kürt nüfus da bulunuyor.



Sudan’da 30 milyon tarihi belge hasar görme riski altında

Savaşın Ulusal Arşiv merkezine etkileri, (Şarku’l Avsat)
Savaşın Ulusal Arşiv merkezine etkileri, (Şarku’l Avsat)
TT

Sudan’da 30 milyon tarihi belge hasar görme riski altında

Savaşın Ulusal Arşiv merkezine etkileri, (Şarku’l Avsat)
Savaşın Ulusal Arşiv merkezine etkileri, (Şarku’l Avsat)

Hartum'daki Sudan Ulusal Arşivleri, savaş sırasında binada meydana gelen hasarlar nedeniyle, Sudan'ın 1505 yılından bu yana uzanan tarihini belgeleyen 30 milyondan fazla evrakı tehdit eden ciddi bir riskle karşı karşıya bulunuyor.

Binanın bazı bölümlerinde çıkan yangınlara rağmen belgelerin büyük bölümü kurtulmuş olsa da hasar görmüş, enkaz ve tozla kaplı bir ortamda muhafaza edilmeleri, uzun vadeli korunmaları konusunda ciddi endişelere yol açıyor.

Arşiv Kurumu Müdürü Dr. Necva Mahmud, savaş sırasında elektronik arşivin tamamen kaybedildiğini belirterek, belgelerin gelecekteki risklere karşı korunması amacıyla dijital dönüşüm ve yeniden dijitalleştirme planı hazırlandığını açıkladı.

Öte yandan Belgeleme Genel Müdürlüğü Başkanı Muhammed Yusuf, yaklaşan yağmur sezonunun oluşturacağı tehlikelere dikkat çekti. Yusuf, topçu saldırılarının binanın çatısında açtığı deliklerin, yağmur sularının arşiv salonlarına sızmasına neden olabileceği uyarısında bulundu.

Ulusal Arşivler'de, Mehdi Devleti dönemi, İngiliz-Mısır ortak yönetimi dönemi ve Sudan basın tarihine ait arşivler de dahil olmak üzere çok sayıda nadir belge bulunuyor. Yetkililer, Sudan'ın beş asırlık hafızasını temsil eden bu ulusal mirasın korunması için binanın rehabilite edilmesini ve gerekli restorasyon çalışmalarının yapılmasını umut ediyor.


Libya'da Washington'ın güç paylaşımı girişiminin hayata geçirilmesi için geri sayım başladı mı?

Dibeybe, geçtiğimiz perşembe günü Trablus'ta ABD'nin Libya Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Jeremy Brent’i kabul etti (ABD Büyükelçiliği)
Dibeybe, geçtiğimiz perşembe günü Trablus'ta ABD'nin Libya Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Jeremy Brent’i kabul etti (ABD Büyükelçiliği)
TT

Libya'da Washington'ın güç paylaşımı girişiminin hayata geçirilmesi için geri sayım başladı mı?

Dibeybe, geçtiğimiz perşembe günü Trablus'ta ABD'nin Libya Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Jeremy Brent’i kabul etti (ABD Büyükelçiliği)
Dibeybe, geçtiğimiz perşembe günü Trablus'ta ABD'nin Libya Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Jeremy Brent’i kabul etti (ABD Büyükelçiliği)

ABD, Libya dosyasında birden fazla düzeyde hamlelere imza atıyor. Geçtiğimi hafta başlarında Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde gerçekleştirilen ‘Yapılandırılmış Diyalog’un nihai tavsiyelerinin açıklanmasının ardından belirgin biçimde hız kazandı. Bu durum, siyasi çevrelerde Washington'ın ABD Başkanı Donald Trump'ın Afrika'dan Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos’a atfedilen ve 2011 yılından bu yana siyasi ve kurumsal olarak bölünmüş halde olan ülkedeki yürütme yapısını yeniden düzenlemeyi hedefleyen bir girişimi hayata geçirmek için zemin hazırlamaya fiilen başlayıp başlamadığına ilişkin soru işaretleri doğurdu.

sdf
Brent ve Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genelkurmay Başkanı Halid Hafter, geçtiğimiz salı günü Bingazi'de bir görüşmede (ABD Büyükelçiliği)

Aylardır Libya çevrelerinde dolaşımda olan ve hiçbir tarafça, ABD cephesi dahil, yalanlanmayan bu girişim, ülkenin doğusu ile batısındaki iki otorite arasında yeni bir güç paylaşımı formülü aracılığıyla mutabakat zemini oluşturmayı hedefliyor. Formül, Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutan Yardımcısı Saddam Hafter'in yeni kurulacak bir cumhurbaşkanlığı konseyine başkanlık etmesini ve Abdulhamid ed-Dibeybe'nin ortak hükümetin başında kalmaya devam etmesini öngörüyor.

Girişimin yakında hayata geçirileceğine dair işaretler

Libya Onur Partisi (Hizbu'l-Kerame) Başkanı Dr. Yusuf el-Farisi, ABD'nin Libya Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Jeremy Brent’in son birkaç gün içinde Trablus ile Bingazi arasında yürüttüğü diplomatik temasların ‘girişimin hayata geçirilmesinin her zamankinden daha yakın olduğuna’ işaret ettiğini düşünüyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan Farisi, Washington'ın olası bir siyasi uzlaşı için uygun zemin hazırlamak amacıyla askeri ve ekonomik olmak üzere iki ayrı alanda eş zamanlı çalışmalar yürüttüğünü de belirtti.

btyn6
ABD Başkanı Donald Trump'ın Afrika'dan Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos (AFP)

ABD’nin Libya Maslahatgüzarı askeri alanda, Libya'nın batısındaki Ulusal Birlik Hükümeti’ne (UBH) bağlı güçlerin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selahuddin en-Nemruş ve Savunma Bakanlığı Vekili Abdusselam ez-Zubi ile görüştü. ABD’li maslahatgüzar, Libya'nın doğusundaki LUO Genelkurmay Başkanı Halid Hafter ile de bir araya geldi. Görüşmelerde askeri iş birliğinin geliştirilmesi, askeri yapıların birleştirilmesi sürecinin desteklenmesi ve Libya Silahlı Kuvvetleri'nin mesleki kapasitesinin güçlendirilmesi ele alındı.

dvbt
BM Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, geçtiğimiz hafta Trablus'ta Yapılandırılmış Diyalog’tan çıkan nihai tavsiyeleri açıklarken (UNSMIL)

Gözlemciler bu görüşmeleri, Washington'ın geçtiğimiz aylarda başlattığı kademeli sürecin yeni bir halkası olarak değerlendirdi. Bu süreçte Washington, mevcut bölünmüşlüğü azaltmak amacıyla ülkenin doğusu ile batısındaki kurumlar arasında iletişim köprüleri kurulmasına destek verdi. Söz konusu adımlar arasında geçtiğimiz nisan ayında Libya'nın Sirte kentinde gerçekleştirilen Flintlock-2026 Çok Uluslu Özel Kuvvetler Tatbikatı’na ülkenin hem doğusu hem de batısındaki askerler birlikte katılım gösterdi. Aynı ay iki otorite arasında ortak bütçe ve harcama anlaşması da imzalandı. Bu hamle, 13 yıllık kurumsal bölünmüşlük tarihinde ülkenin yaşadığı bir ilk olarak kayıtlara geçti.

Aynı değerlendirmeye göre Brent'in (ülkenin doğusundaki) Bingazi'de yaptığı görüşmeler, Libya Kalkınma ve Yeniden Yapılanma Fonu Direktörü Belkasım Hafter ve Ulusal Kalkınma Teşkilatı Genel Müdürü Mahmud el-Fercani ile yapılan toplantıları da kapsadı. Görüşmelerde birleşik bütçe anlaşmasının uygulamaya konulması, ABD yatırımlarının teşvik edilmesi ve kalkınma harcamalarının Libya'nın farklı bölgelerine dengeli biçimde aktarılması ele alındı.

Brent'in ziyaretinin öne çıkan başlıklarından birini de petrol sektöründe faaliyet gösteren Amerikan şirketleriyle Libya arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi oluşturdu. Brent, bu çerçevede Libya Ulusal Petrol Kurumu (NOC) Başkanı Mesud Süleyman ile bir araya gelerek petrol üretiminin artırılması ve enerji altyapısının korunması yollarını görüştü.

Karmaşık siyasi zorluklar

Gözlemciler, ABD’nin geçtiğimiz haftanın ortalarında başlayıp halen sürmekte olan bu çok boyutlu hareketliliğini, Yapılandırılmış Diyalog’un sonuçlarından bağımsız değerlendirmiyor. Söz konusu sonuçlar, bir başkan ve iki yardımcısından oluşacak yeni bir cumhurbaşkanlığı konseyinin kurulmasını ve üç bölgeyi (Trablus, Barka ve Fizan) temsil eden bir başbakan ile üç yardımcısından oluşan ‘Ulusal Hak Hükümeti’ adlı yeni bir hükümetin oluşturulmasını kapsayan yürütme yapısı yeniden düzenleme önerilerini içeriyor.

Analistlere göre ise yol, karmaşık siyasi engellerle kaplı olmaya devam ediyor. Libyalı aktivist Ömer Busaida, girişimin Trablus içinde ‘yeni iktidar paylaşımı düzenlemelerini sekteye uğratmak için yerel müttefiklerini araçsallaştıran bölgesel güçlerin birbiriyle çakışan gündemleriyle’ karşı karşıya olduğunu vurgulayarak “Girişimin gerçek sınavı, başlıca tarafların kabul edeceği birleşik bir yürütme organı oluşturabilme kapasitesinde yatıyor” ifadelerini kullandı.

Libya Teknokratlar Birliği Başkanı Eşref Belha da girişimin ‘hâlâ bir dizi tartışmalı konuyu çözmesi gerektiğini, bunların başında gelecek hükümetin seçim kriterlerinin ve yeni yürütme yapısı içindeki yetki dağılımının belirlenmesinin geldiğini’ ifade ederek Libyalı tarafların bu meselelerde henüz nihai bir uzlaşıya varamadığını belirtti.

Belha, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada etkili uluslararası baskı olmaksızın kapsamlı Libyalı mutabakatların sağlanmasının mümkün olmadığını vurgularken BM’nin eski Libya Özel Temsilcisi Stephanie Williams önderliğinde Cenevre'de BM himayesinde yürütülen Siyasi Diyalog Forumu deneyimine atıfta bulundu. Söz konusu forum, etkin uluslararası güçlerin desteğiyle varılan uzlaşıların ardından mevcut yürütme otoritesinin oluşturulmasıyla sonuçlanmıştı.

Bu bağlamda Washington'ın şu an ABD girişimi ile BM süreci arasındaki uyumu azami düzeye çıkarmaya çalıştığını belirten Belha, kısa bir süre önce Norveç'te bölgesel ve uluslararası tarafların katılımıyla bu süreci desteklemeye yönelik uluslararası bir toplantı düzenlenmesi yönünde çaba sarf edildiğine dair çıkan haberlere dikkati çekti.

Massad Boulos, BM Libya Özel Temsilcisi ve UNSMIL Başkanı Hanna Serwaa Tetteh’in Yapılandırılmış Diyalog’un sonuçlarını bu ay sunması planlanan BM Güvenlik Konseyi (BMGK) oturumu öncesinde, geçtiğimiz cuma günü Tetteh ile yaptığı görüşmenin ardından ülkesinin iki otorite arasında birliği sağlamaya yönelik çabalarının UNSMIL’in yol haritası ve diyalog çıktılarıyla ‘örtüştüğünü’ vurguladı. Boulos, bu yaklaşımın Libyalıların kendi geleceklerini kendilerinin belirleyeceği Libyalı liderliğinde bir siyasi süreci güvence altına aldığını da sözlerine ekledi.

vfth
BMGK’nın Libya krizi ile ilgili önceki bir oturumundan (BMGK)

Bu noktada Farisi’ye göre Boulos'un ABD’nin çabalarının UNSMIL’in yürüttüğü yol haritasıyla örtüştüğüne dair söylemi, Washington'ın bu süreci ilerletmedeki en etkili uluslararası güç konumunda olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor. BM’nin bu hamlelerinin ABD tarafından açıkça desteklendiğini vurgulayan Farisi, bu tespiti Boulos'un açıklamalarından bağımsız olarak değerlendirdi.

Bununla birlikte araştırmacılara göre ABD’nin girişimi, Libya krizini kalıcı biçimde sonlandırmaktan ziyade kademeli siyasi ve kurumsal araçlar aracılığıyla güç dengelerini yeniden düzenlemeyi ve mevcut bölünmüşlüğü yönetmeyi hedefliyor olabilir.

Afrika araştırmacısı Abdullah Faris el-Kazzaz'ın Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi bünyesinde yayımladığı çalışmada yaptığı değerlendirmeye göre Washington, kısa vadede kapsamlı ve nihai bir uzlaşı dayatmaktan çok, Libya devletini yönetmek ve kurumlarını birleştirmek için daha istikrarlı bir çerçeve oluşturmakla meşgul gibi görünüyor.


Gazze'de Hamas karşıtı eylem çağrısı

Cuma günü, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, savaş sırasında İsrail’in bombardımanları sonucu yıkılan binaların arasında yürüyen Filistinliler (Reuters)
Cuma günü, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, savaş sırasında İsrail’in bombardımanları sonucu yıkılan binaların arasında yürüyen Filistinliler (Reuters)
TT

Gazze'de Hamas karşıtı eylem çağrısı

Cuma günü, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, savaş sırasında İsrail’in bombardımanları sonucu yıkılan binaların arasında yürüyen Filistinliler (Reuters)
Cuma günü, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, savaş sırasında İsrail’in bombardımanları sonucu yıkılan binaların arasında yürüyen Filistinliler (Reuters)

Filistinli aktivistler, sosyal medya üzerinden Hamas'ın yönetimine ve Gazze Şeridi üzerindeki hâkimiyetine karşı bir eylem çağrısında bulunarak 26 Haziran’da Gazze genelinde protesto gösterisi düzenleme kararı aldı.

Aktivistler, eylem hareketine ‘26 Haziran Devrimi’ adını verirken ‘daha iyi bir yaşam ve umut dolu bir gelecek için halkın kendi kaderini belirleme hakkı’ sloganını kullanıyor.

Eylem hareketini, Abdulhamid Abdulati adlı Gazzeli bir gazeteci ve aktivist sahiplendi. Abdulati, savaş sırasında İsrail bombardımanları sonucu çok sayıda yakınını kaybetmesinin yanı sıra birçok yakınının da yaralanmaları üzerine ailesiyle birlikte Gazze'den Mısır'a geçmişti.

Katılım çağrısında bulunanların büyük çoğunluğunun şu an Gazze Şeridi dışında bulunduğu dikkati çekti. Bu kişilerin bir kısmı savaş sırasında Gazze’den ayrılmışken bir kısmı da benzer olaylar nedeniyle Hamas tarafından tutuklanmalarının ardından yıllar önce Gazze’den çıkmak zorunda kalmıştı.

Öte yandan Hamas'a yakın medya kuruluşları hareketi ve arkasında duranları hedef alırken harekete yakın aktivistler de benzer kampanyalar yürüterek çağrının organizatörlerini ‘dış gündemleri hayata geçirmek ve İsrail'in tırmanmasını fırsat bilerek eyleme geçmekle’ suçladı.