İsrail önceliklerini değiştiriyor: İran mı, Hizbullah mı öncelikli hedef?

Önce İran'ı veya Hizbullah'ı vurmayı öngören iki olası senaryo

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, İsrail ordusunun yeni stratejisinin temel referans noktası olarak ‘sürpriz savaş’ senaryosunun benimsediğini duyurdu (İsrail ordusu X sayfası)
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, İsrail ordusunun yeni stratejisinin temel referans noktası olarak ‘sürpriz savaş’ senaryosunun benimsediğini duyurdu (İsrail ordusu X sayfası)
TT

İsrail önceliklerini değiştiriyor: İran mı, Hizbullah mı öncelikli hedef?

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, İsrail ordusunun yeni stratejisinin temel referans noktası olarak ‘sürpriz savaş’ senaryosunun benimsediğini duyurdu (İsrail ordusu X sayfası)
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, İsrail ordusunun yeni stratejisinin temel referans noktası olarak ‘sürpriz savaş’ senaryosunun benimsediğini duyurdu (İsrail ordusu X sayfası)

Emel Şehade

Lübnan ve İran cephelerinde yaşanan hızlı gelişmeler, İsrail güvenlik kurumlarını acil danışma toplantıları düzenlemeye itti. Bu toplantılarda, çeşitli cepheler arasındaki önceliklerin yeniden düzenlenmesine karar verildi. Son 24 saatte İsrail'in gündemini Lübnan cephesi meşgul ediyor. Güvenlik onayı alınması ve takvimin belirlenmesi halinde Lübnan'a kaçınılmaz bir saldırı yapılacağı konuşulurken, İran'ın merkezi arena haline geleceği yönündeki tahminler artıyor.

Mesajlaşmalar

Bu toplantılar, İsrail'in ABD, Rusya ve Avrupa ülkeleri aracılığıyla Tahran'a gönderdiği, gerginlik istemediğini ve İran'ın iç durumunu saldırı için kullanmayacağını belirten mesajların açıklanmasından 24 saat sonra gerçekleşti. Ancak bir güvenlik yetkilisi, İranlıların mesajlara yanıt vererek İsrail'e inanmadıklarını ve Tel Aviv'in İran'da yanlış hesap yapma korkusuyla bu mesajları gönderdiğini, İsrail'in durumu istismar ederek Tahran'ın kontrolü kaybettiği sonucuna varacağını ve bu fırsatı saldırı için değerlendireceğini ima ettiklerini söyledikten sonra İsrail'in İran'a yönelik tutumunu değiştirdiğini söyledi.

Bu yanıt, İsrailli karar alıcıları önceliklerini yeniden düzenlemeye itti ve İran artık listenin en başında yer alıyor. Yapılacak olan herhangi bir değişiklik, sahadaki gelişmelere göre belirlenecek.

İki olası senaryo

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre son 24 saatte diğer cepheleri domine eden Lübnan cephesi geri çekildi ve İsrail'de şimdi iki senaryo konuşuluyor. Birinci senaryo, çok sayıda güvenlik ve askeri yetkilinin tercih ettiği senaryo. Bu senaryoda, İsrail ordusu, İran'a saldırmadan önce Hizbullah'ı zayıflatmak için güçlü ve yaygın saldırılar düzenleyecek ve böylece İran'ın, İran'a yapılan saldırıya yanıt olarak kendi inisiyatifiyle veya Tahran'ın emriyle İsrail hedeflerine karşı herhangi bir eylemde bulunma yeteneğini felce uğratacak.

İkinci senaryo ise, istihbarat raporları ve İranlı yetkililerin açıklamaları ve tehditlerine dayanan diğer bilgilere göre İran'ın İsrail'e önleyici bir saldırı düzenlemesinden korkulduğu için önce İran'a saldırılması. Her iki senaryoda da Lübnan hedef alınmaktadır ve İsrail'de saldırının sadece zaman meselesi olduğu konusunda herhangi bir anlaşmazlık yok.

Bu gelişmeler, ‘mekanizma’ komitesinin toplantısı ve Tel Aviv'in, güvenlik ve askeri yetkililer arasında en yüksek sesli olanların Lübnan'a bir saldırının kaçınılmaz olduğunu iddia etmelerine rağmen, komitenin herhangi bir sivil temsilciden arındırılması ve Hizbullah'ı silahsızlandırma ve zayıflatma yollarıyla sınırlı kalması konusunda ısrarcı olmasıyla eş zamanlı yaşandı.

Sınırlı, yerel bir operasyon

İsrail, Lübnan'ın ordusu tarafından güney bölgesini silahsızlandırma hedefine ulaştığına dair herhangi bir açıklamada bulunmasını önceden engelleyip bu tür açıklamaların ve değerlendirmelerin gerçekçi olmadığını savundu. Tel Aviv, Hizbullah'ın aslında silahsızlandırılmadığını ve hatta altyapısını yeniden inşa etmeye başladığını iddia ediyor.

İsrail Hava Kuvvetleri, İran'a olası bir saldırı için hazırlık yaparken ve İsrail'in çok sayıda balistik füzeye maruz kalması ihtimaline karşı hava savunma hazırlığını güçlendirirken, ordu, Lübnan için hazırladığı ve İsrail kabinesine sunduğu çeşitli savaş planları çerçevesinde, uygulama emirlerinin çıkarılmasını bekleyen savunma ve saldırı için askeri birimlerinin hazırlıklarını tamamladığını duyurdu. Planlar, sınırlı askeri baskıdan daha geniş seçeneklere kadar uzanıyor.

Bir İsrailli güvenlik yetkilisi, siyasi ilerleme olmaması durumunda, diplomatik çabaların sonuç vermemesi halinde ordunun daha geniş bir saldırı senaryosuna geçme olasılığına da hazırlandığını doğruladı. Herhangi bir hamlenin zamanlamasını belirleyen merkezi faktörlerden biri, Washington ile koordinasyon düzeyi olacak.

Artık sınırlama yok

İsrail'in Lübnan veya İran ile olası bir savaşa hazırlık kapsamında, Savunma Bakanı Yisrael Katz ve İç Cephe Komutanı Rafi Milo’nun yanı sıra yerel yönetim başkanları ve güvenlik ve acil durum hizmetleri yetkililerinin katılımıyla ‘İç Cephe Liderleri’ başlıklı bir konferans düzenlendi. Konferansa Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir de katıldı.

Yeni stratejisinin temel referans noktası olarak “sürpriz savaş” senaryosunu benimsediğini açıklayan Zamir, ordunun tutumunu açıkladı ve sınırlarını tehdit eden her türlü unsuru önleyeceğini, karar verilmesi halinde çok büyük çaplı operasyonlar yürütmeye hazır olduğunu vurgulayarak, sınırlama politikasının devamını kabul etmeyeceklerini belirtti.

Zamir, konferansta yaptığı konuşmada askeri yönetimin Hizbullah'ın zayıflamasını Lübnan hükümetinin onu silahsızlandırmasına ve siyasi bir çözüme doğru ilerlemesine olanak sağlayacak bir koşul olarak gördüğünü söyledi.

Çeşitli cephelerdeki önceliklerin tartışıldığı bir oturumda Zamir, “Çeşitli gelişmelere nasıl hazırlanacağımızı ve nasıl tepki vereceğimizi biliyoruz. Sürprizlere hazırlıklıyız ve savaşa hazır olmak bizim pusulamızdır” dedi.

Lübnan hükümetine karşı medya kampanyası

Öte yandan İsrail ordusu, İsrail'e göre ateşkesin uygulanması ve Hizbullah'ın silahlarının imha edilmesi için gerekli her şeyi yapmayan Lübnan hükümetine karşı ‘farkındalık artırıcı medya kampanyası’ başlatmaya hazırlanıyor.

İsrail’de hazırlanan bir rapora göre medya kampanyası, Lübnan halkına ve uluslararası topluma Lübnan hükümetinin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, Hizbullah'ın ise kendini savunma amaçlı değil saldırı amaçlı binlerce roket ve silah sistemine sahip silahlı bir örgüt olarak kaldığını göstermeyi amaçlıyor.

İsrail'de, İsrail ordusunun savaşı yeniden başlatarak Hizbullah'a karşı harekete geçmek istemediği ve Tel Aviv'in bu görevi Lübnan ordusunun üstlenmesini tercih ettiği söyleniyor.

Ancak aynı zamanda İsrail ordusu, son haftalarda Hizbullah'ın gücünü zayıflatmak amacıyla, öncelikle İsrail'in iç cephesine büyük çaplı saldırılar düzenleme yeteneğini ortadan kaldırmak, liderlerini hedef almak ve Lübnan genelindeki silah depolarını ve üslerini vurmak için harekete geçmeye hazırlandığını söylüyor.

Ne farklı yapılabilirdi?

İsrailli eski İstihbarat Şefi Hayman, İran rejimi de dahil olmak üzere Hizbullah nedeniyle Lübnan'ı neredeyse savaşa sürükleyen ciddi gerginliklere yol açan birkaç faktör olduğu değerlendirmesinde bulundu. Hayman, İran ile yaşanan 12 günlük savaşın ardından İran rejiminin biraz toparlandığını ve Hizbullah'a 1 milyar dolarlık devasa bir yardım göndermeye başladığını belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın planına göre tüm bu parayı göndermeye devam etme imkânı yok, ancak İran ekonomisine odaklanmak isterse, bu da onun konumunu zayıflatacak.

İkinci sorun ise uluslararası ortak eylem eksikliğiydi. Hizbullah'ın yenilgisinden sonra, ABD'nin ve Lübnan hükümetinin baskın, mevcut ve müdahil olduğunu, sonra bunun azaldığını gördük ve şimdi Lübnan hükümetine verilen uyarı süresi dolduğuna göre yeni bir diplomasi dalgası görebiliriz.

Hayman, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Litani Nehri'nin kuzeyinde hala olumsuz bir eğilim var, ancak Litani'nin güneyinde mükemmel bir iş çıkarıldı.”

Hayman’a göre Hizbullah’ın seçkin gücü Rıdvan Gücü sınır yakınlarındaki bölgede kara manevraları yapma kapasitesine sahip değil, ancak kuzeyde bazı endişeler söz konusu. Hayman, eğer Lübnan'a karşı harekete geçmek zorunda kalırlarsa kendilerine ‘Savaşta, manevralarda ve ateş açmada neyi farklı yapacağız ve ertesi gün neyi farklı yapacağız?’ sorusunu sormaları gerektiğini belirterek “Bunun anahtarı, Lübnan hükümetinde ve Lübnan ordusunun güçlendirilmesinde yatıyor, çünkü harekete geçmeye ilgisi ve yeteneği olan tek güçler bunlar” yorumunda bulundu.



Suudi Arabistan ve Mısır, İran, Filistin ve Sudan'daki son gelişmeleri ele aldı

Bin Ferhan ve Abdulati arasında geçen haziran ayında Kahire'de yapılan görüşme (Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)
Bin Ferhan ve Abdulati arasında geçen haziran ayında Kahire'de yapılan görüşme (Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)
TT

Suudi Arabistan ve Mısır, İran, Filistin ve Sudan'daki son gelişmeleri ele aldı

Bin Ferhan ve Abdulati arasında geçen haziran ayında Kahire'de yapılan görüşme (Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)
Bin Ferhan ve Abdulati arasında geçen haziran ayında Kahire'de yapılan görüşme (Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)

Suudi Arabistan ve Mısır, bölgedeki son gelişmeleri görüştü. Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ile yaptığı telefon görüşmesinde ikili ilişkilerin daha da güçlendirilmesi yollarını ele aldıklarını bildirdi. Abdulati, "İran, Filistin ve Sudan'daki gelişmeler başta olmak üzere bazı bölgesel dosyalar hakkında görüş alışverişinde bulunduk" dedi.

Bugün X platformundaki resmi hesabından paylaşımda bulunan Abdulati, Prens Faysal bin Ferhan ile "iki ülke arasındaki mümtaz kardeşlik ilişkilerini" ele aldıklarını belirtti.

Geçtiğimiz ağustos ortasında da Suudi Arabistan ve Mısır Dışişleri Bakanları bir telefon görüşmesi gerçekleştirmişti. Görüşmede iki ülke arasındaki "kardeşlik ve stratejik ilişkilerin derinliği ile özel niteliğine" övgüde bulunulmuş, çeşitli alanlardaki ikili iş birliği süreçlerini geliştirmeye devam etme yönündeki ortak kararlılık vurgulanmıştı.

Bakanlar o dönemde ayrıca, iki kardeş ülke de dahil olmak üzere bölgesel ortakların gerilimi düşürmek ve bölgedeki tırmanışı dizginlemek amacıyla yürüttüğü yoğun çabaları ele almıştı. Görüşmede, "mevcut bölgesel güvenlik kaygılarının giderilmesi, devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi, bu egemenliğin ihlal edilmemesi ve çatışma çemberinin genişlemesinden kaçınılması" gerektiğinin altı çizilmiş; uluslararası su yollarında seyrüsefer emniyeti, güvenliği ve özgürlüğünün sağlanmasının önemine vurgu yapılmıştı.

Geçtiğimiz haziran ayında ise Bin Ferhan ve Abdulati, Kahire'de gerçekleştirdikleri görüşmede iki kardeş ülke arasındaki ikili ilişkilerin her alanda geliştirilmesi yollarını değerlendirmişti. Mısır-Suudi Arabistan ilişkilerinde yaşanan ivmeyi ve yakın koordinasyonu takdir eden bakanlar, iki ülke ve halklarının ortak çıkarlarına hizmet edecek şekilde iş birliğini sürdürme iradesini teyit etmişti.

Görüşmede bakanlar, bölgesel gelişmeler karşısında iki kardeş ülke arasındaki koordinasyon ve istişarenin aralıksız sürdürülmesinin önemine dikkat çekmişti.


Kızılhaç, İsrail tarafından serbest bırakılan dört kişinin Lübnan'a nakledildiğini açıkladı

Lübnan sınırındaki bir köyde yıkılmış binanın yanındaki duvara çizilmiş İsrail bayrağı (AFP)
Lübnan sınırındaki bir köyde yıkılmış binanın yanındaki duvara çizilmiş İsrail bayrağı (AFP)
TT

Kızılhaç, İsrail tarafından serbest bırakılan dört kişinin Lübnan'a nakledildiğini açıkladı

Lübnan sınırındaki bir köyde yıkılmış binanın yanındaki duvara çizilmiş İsrail bayrağı (AFP)
Lübnan sınırındaki bir köyde yıkılmış binanın yanındaki duvara çizilmiş İsrail bayrağı (AFP)

Uluslararası Kızılhaç Komitesi bugün yaptığı açıklamada, bir sivilin serbest bırakılmasının ertesi günü, İsrail tarafından serbest bırakılan dört kişiyi daha Lübnan’a naklettiğini bildirdi.

Uluslararası örgütten yapılan yazılı açıklamada, "İlgili tarafların talebi üzerine Uluslararası Kızılhaç Komitesi, serbest bırakılan beş kişinin Lübnan’a naklini kolaylaştırmıştır" denilerek, kişilerden birinin Perşembe, diğer dördünün ise bugün nakledildiği belirtildi.

Şarku’l Avsatın AFP’nin aktardığına göre Lübnanlı resmi bir kaynak verdiği bilgide, Lübnan hükümetinin ağustos ayında Roma’da ABD arabuluculuğunda gerçekleşen son müzakere turunda İsrail’den bu tutukluların ilk grubunu serbest bırakmasını talep etti.

BM Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) askerleri, Lübnan'ın güneyinde İsrail sınırındaki tel örgüler yakınında yaya devriye geziyor (UNIFIL)
BM Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) askerleri, Lübnan'ın güneyinde İsrail sınırındaki tel örgüler yakınında yaya devriye geziyor (UNIFIL)

Lübnanlı bir askeri kaynak, Lübnan ordusunun dün öğleden sonra Uluslararası Kızılhaç Komitesi aracılığıyla bu beş kişiden birini teslim aldığını bildirdi. Kaynak, Kızılhaç'ın serbest bırakılan kişiyi Güney Lübnan’daki Nakura sınır kapısından geçirdiğini açıkladı. Eş zamanlı olarak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada, "Güney Lübnan’da İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde gözaltına alınan beş Lübnanlı sivilin serbest bırakılmasına karar verilmiştir" ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, "Sorgulamalarının tamamlanmasının ardından, bu kişilerin herhangi bir terör örgütüne üye olmayan, terör eylemlerine katılmayan siviller olduğu ve İsrail’de gözaltında tutulmaya devam edilmeleri için bir neden bulunmadığı anlaşılmıştır" denildi. Daha sonra Lübnanlı resmi bir kaynak; ikisi Lübnanlı, ikisi Suriyeli olan diğer dört sivilin serbest bırakılma işleminin bugüne ertelendiğini bildirdi.

Kaynak, bu kişilerin serbest bırakılmasının, henüz bir sonraki tur tarihi belirlenmeyen Roma müzakerelerinin tamamlanmasına zemin hazırlama amacı taşıdığını belirtti. Netanyahu’nun office ise beş sivilin serbest bırakılmasını; Roma görüşmelerinin ardından Lübnan ve İsrail’in, Lübnan İç Savaşı (1975-1990) sırasında kaçırılarak öldürülen Lübnanlı Yahudi şahsiyetlerin gömüldüğü yerleri tespit etmek amacıyla yürüttüğü "yoğun çabalara" bağladı.


Şarku’l Avsat, Hamas’ın önde gelen bir yetkilisinin kaçırılma operasyonunun ayrıntılarını açıklıyor

Geçtiğimiz salı günü Gazze şehrinde İsrail’in düzenlediği ve bir Hamas güvenlik görevlisinin kaçırılmasıyla aynı zamana denk gelen hava saldırısının gerçekleştiği bölgedeki Filistinliler (EPA)
Geçtiğimiz salı günü Gazze şehrinde İsrail’in düzenlediği ve bir Hamas güvenlik görevlisinin kaçırılmasıyla aynı zamana denk gelen hava saldırısının gerçekleştiği bölgedeki Filistinliler (EPA)
TT

Şarku’l Avsat, Hamas’ın önde gelen bir yetkilisinin kaçırılma operasyonunun ayrıntılarını açıklıyor

Geçtiğimiz salı günü Gazze şehrinde İsrail’in düzenlediği ve bir Hamas güvenlik görevlisinin kaçırılmasıyla aynı zamana denk gelen hava saldırısının gerçekleştiği bölgedeki Filistinliler (EPA)
Geçtiğimiz salı günü Gazze şehrinde İsrail’in düzenlediği ve bir Hamas güvenlik görevlisinin kaçırılmasıyla aynı zamana denk gelen hava saldırısının gerçekleştiği bölgedeki Filistinliler (EPA)

Hamas kaynakları, hareketin önde gelen güvenlik yetkililerinden Muin el-Arabid’in geçtiğimiz salı günü kaçırılmasına ilişkin yeni ayrıntıları açıkladı. El-Arabid’in, Gazze kentinin batısında Hamas’ın kontrolündeki bölgelerin kalbine düzenlenen nadir bir operasyonla İsrail’e ait özel bir birlik tarafından kaçırıldığı belirtildi.

Operasyon sırasında kaçırılan yetkilinin eşi Samah el-Arabid hayatını kaybederken, iki oğlu ve kızı ile iki refakatçisi yaralandı. İsrail özel kuvvetlerinin operasyonu gerçekleştirdiği sırada bölgede bulunan iki çocuk da hayatını kaybetti.

Sürecin başlangıcı

Soruşturmanın ayrıntılarına vakıf kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, güvenlik operasyonunun yaklaşık iki ay önce başladığını belirtti. Kaynaklara göre İsrail iç istihbarat servisi Şin-Bet mensubu ajanlar, uluslararası bir yardım kuruluşunun çalışanları kimliğine bürünerek bölgede yaşayan Filistinlilere destek sağlamak amacıyla küçük ölçekli projeler hayata geçireceklerini bildirdi. Söz konusu projeler arasında, Gazze kentinin batısındaki Ketibe mahallesinde, özellikle Villalar Caddesi olarak bilinen bölgede sebze, içecek ve benzeri ürünlerin satıldığı seyyar tezgâhların kurulması da yer aldı.

Geçtiğimiz salı günü Gazze şehrinde bir Hamas güvenlik yetkilisinin kaçırılmasına yol açan İsrail saldırısının gerçekleştiği yerde kanla lekelenmiş oyuncaklar (EPA)
Geçtiğimiz salı günü Gazze şehrinde bir Hamas güvenlik yetkilisinin kaçırılmasına yol açan İsrail saldırısının gerçekleştiği yerde kanla lekelenmiş oyuncaklar (EPA)

Kaynaklara göre Şin-Bet, söz konusu projeyi hayata geçirmek için aralarında kadınların da bulunduğu Filistinli kişileri kullandı. Bu kişilere her gün sebze temin edilerek bunların yardım kuruluşundan sağlanan destek olduğu, satışlardan elde edilen gelirin ise projeden yararlananlara verileceği söylendi. Ancak daha sonra bu kişilerden bazı evleri ve bölgede bulunan belirli kişilerin hareketlerini, bunlar arasında el-Arabid’in de bulunduğu kişileri izlemeleri istendi.

Kaynaklar, projeyi yürüten kişilerin operasyonun ardından Şin-Bet adına çalışan muhbirler olduğunun ortaya çıktığını belirtti. Operasyon günü ise bazı tezgâhların başında daha önce görülmeyen yeni kişilerin bulunduğu, bazı kişilerin ise bir gün önceden bölgeye gelerek sebze satmaya başladığı kaydedildi. Bunların Şin-Bet mensupları olduğu ve silahlarını tezgâhların içine gizledikleri sonradan anlaşıldı. Saldırının gerçekleştirilmesi için belirlenen saat geldiğinde operasyona katılan bu kişiler, daha sonra ortadan kaybolarak bölgeden çekildi.

İsrail’in Gazze Şeridi içinde operasyon düzenlemek amacıyla uluslararası kuruluşların kimliğini kullanması ilk kez yaşanmıyor. Bunlardan biri, Mart 2024’te İsrail özel kuvvetlerinin Şifa Hastanesi kompleksine sızması sırasında gerçekleşmişti. Operasyon, bölgeye askeri takviye birliklerinin ulaşmasının ardından devam etmiş ve yaklaşık iki hafta sürmüştü. Bu süreçte Hamas ve farklı güvenlik birimlerine bağlı çok sayıda militan öldürülmüş veya yakalanmış, aralarında İzzeddin el-Kassam Tugayları komutanlarının da bulunduğu bazı üst düzey isimler de hedef alınmıştı.

Önceden var olma

Gazze kentinin batısında düzenlenen son operasyona ilişkin ayrıntıları aktaran kaynaklar, İsrail özel kuvvetleri mensuplarının operasyon öncesinde bölgeye yalnızca birkaç kez ve kısa süreliğine girmiş göründüğünü belirtti. Bu girişlerin, operasyon için hazırlanan nihai planın oluşturulabilmesi amacıyla bölgenin durumu hakkında daha kapsamlı bilgi edinmeye yönelik olduğu ifade edildi. Ancak İsrail güçlerinin, kendileri adına çalışan muhbirlerin daha önce yaptığı gözlemlere dayandığı kaydedildi. Süren soruşturmaya göre muhbirlerin operasyonun asıl hedefini bilmedikleri ve gerçek planın farkında olmadıkları anlaşılıyor. Bazılarının ise İsrailli yöneticileri tarafından kendilerinden istenen hususları görüntülediği belirtildi.

Soruşturmalara göre operasyonu gerçekleştiren Şin-Bet mensuplarından bazıları, operasyondan bir veya iki gün önce hareket halindeki araçlarla bölgede bulunuyordu. Bu araçlardan en az birinin, olayın ardından İsrail savaş uçakları tarafından bombalanarak imha edildiği kaydedildi.

Geçtiğimiz salı günü İsrail saldırısında kaçırılan Hamas güvenlik görevlisinin evinin yakınlarında bulunan Filistinliler (EPA)
Geçtiğimiz salı günü İsrail saldırısında kaçırılan Hamas güvenlik görevlisinin evinin yakınlarında bulunan Filistinliler (EPA)

Sıfır anı

Saldırının başlamasıyla birlikte özel kuvvet, evinden refakatçisiyle birlikte çıktığı sırada el-Arabid’e ateş açarak onu gafil avlamaya çalıştı. Ancak el-Arabid, İsrail güçlerine ateş açmayı başardı. Özel kuvvet mensupları ise el-Arabid’e uyuşturucu madde içeren mermilerle ateş etti. Bu sırada başka bir refakatçisi de İsrail güçlerine ateş açarken, iki oğlu ve eşi de özel kuvvete ateş etti. Ancak kısa süre içinde hepsi vuruldu. Ayrıca küçük bir insansız hava aracı (İHA) eve bomba attı.

Saldırı sonucunda eşi hayatını kaybederken, oğullarından biri ağır yaralandı. Diğer oğlunun ise gözü ameliyatla çıkarıldı. Bu oğlunun aynı gün nişan töreninin yapılmasının planlandığı belirtildi. Refakatçilerden ve aile üyelerinden bazıları da yaralandı.

Yaralılarla yapılan soruşturmaya göre çatışmalar sırasında el-Arabid, evin arka tarafından kaçmaya çalıştı. Ancak burada başka bir İsrail gücüyle karşılaştı. Yaralı halde ve sürünerek kaçmaya çalışan el-Arabid, bu güç tarafından takip edildi. Kendilerine ateş açmasına rağmen İsrail askerleri, yakınına ses bombası attıktan sonra onu kaçırdı.

Kaynaklardan biri, el-Arabid’in başlangıçta kaçırıldığı yönündeki haberlerin yalanlanmasının, oğlunun onun kaçmayı başardığı yönündeki ifadelerinden kaynaklandığını söyledi. Ailenin, bölgede bulunan başka bir İsrail gücünün el-Arabid’i kaçırdığını bilmediği ve olayın ilk saatlerinde bilgi karmaşasına yol açan hususun da bu olduğu belirtildi.

Soruşturmalara göre İsrail özel kuvveti, el-Arabid’in kaçmasının ardından yaralıların kimliğini belirlemeye çalışmak amacıyla onları kontrol etti. Daha sonra yaralıları, aralarında el-Arabid’in eşinin de bulunduğu ve bazılarının kanaması devam ettiği halde olay yerinde bıraktı. El-Arabid ise yaralı olmasına rağmen kaçmaya çalıştığı sırada evin arka tarafındaki sokakta yakalanarak götürüldü.

Casusların tutuklanması

Kaynaklardan birinin aktardığı bilgilere göre, şu ana kadar İsrail özel kuvvetine yardım ettikleri şüphesiyle en az 36 şüpheli gözaltına alındı ve haklarında soruşturma yürütülüyor. Kaynak, şüphelilerden bazılarının İsrail adına casusluk yaptıklarını itiraf ettiğini ve soruşturmaların sürdüğünü belirtti.

Şarku’l Avsat kaynaklarının aktardıklarına yakın bir anlatımda bulunan Gazze’deki el-Haris güvenlik platformu da aralarında bir kadının bulunduğu 3 muhbirin gözaltına alındığını açıkladı. Platform, söz konusu kişilerin bölgede daha rahat hareket edebilmek ve bilgi toplamak amacıyla uluslararası bir yardım kuruluşunun kimliğine büründüklerini bildirdi. Platformun aktardığına göre şüphelilerin ifadeleri, İsrail özel kuvvetinin fark edilmeden yalnızca birkaç saat önce operasyon bölgesine geldiğini ve daha öncesinde bölgede herhangi bir varlık göstermediğini ortaya koydu. İfadelerde ayrıca çatışmaların başlamasının ardından özel kuvvetin İsrail uçaklarından hava desteği talep ettiği belirtildi.

 İsrail’in geçtiğimiz salı günü Gazze Şeridi sınırında üst düzey bir Hamas yetkilisini kaçırdığı sırada bir İsrail askeri aracı (Reuters)
İsrail’in geçtiğimiz salı günü Gazze Şeridi sınırında üst düzey bir Hamas yetkilisini kaçırdığı sırada bir İsrail askeri aracı (Reuters)

Hamas, 2018 yılında da benzer bir operasyonun ardından, İsrail özel kuvvetlerinin Gazze Şeridi’ne sızarak aylar boyunca geniş çaplı faaliyet yürütmesi üzerine operasyona yardım ettiğinden şüphelenilen onlarca kişiyi gözaltına almıştı.

Yeni bir kaçırma girişimi...

Bu kapsamda, İslami Cihad Hareketi’nin silahlı kanadı Kudüs Seriyyeleri bugün erken saatlerde yaptığı açıklamada, silahlı gruplara mensup kişilerin Han Yunus’un kuzeydoğusundaki el-Karara beldesinde bulunan el-Cemize Caddesi’nde mensuplarından birini kaçırmaya çalıştığını duyurdu. Açıklamada, söz konusu kişilerin bölgeye İsrail’e ait İHA’ların desteğiyle ilerlediği, daha sonra fark edilmeleri üzerine bölgede çatışma çıktığı ve çatışmalarda söz konusu gruptan bazı kişilerin öldüğü ve yaralandığı belirtildi.

Kudüs Seriyyeleri, İsrail’e ait İHA’ların özel kuvvetin bölgeden çekilmesine yardımcı olmak amacıyla müdahalede bulunduğunu, gruba mensup kişilerin ise tugay mensubu Fadi el-Abadile’yi ateş açarak öldürdükten sonra cesedini olay yerinde bıraktığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan sahadaki bir kaynak, el-Abadile’nin elleri kelepçeli halde Nasır Tıp Kompleksi’ne ulaştığını belirterek, bunun kaçırma girişiminin başarılı olduğunu gösterdiğini söyledi. Kaynak, el-Abadile’nin kaçırılmaya çalışılmadan önce sorguya çekilmiş olabileceğini, ardından infaz edilmiş olabileceğini ifade ederken, bu konudaki soruşturmanın sürdüğünü kaydetti.