Suriye ve Rusya yakınlaşırken neler oluyor?

Gözlemciler, iki ülke arasındaki ilişkilerin yeniden kurulmasını, sorunları yumuşatma stratejisine, Moskova'nın bölgedeki varlığını sürdürme ve Şam'ın kendini silahlandırma isteğiyle ilişkilendirdi

Putin'in geçtiğimiz ekim ayında Şara ile yaptığı görüşme, Suriye'deki siyasi değişimin ilişkilerin yeniden kurulmasını engellemeyeceğini gösterdi (AFP)
Putin'in geçtiğimiz ekim ayında Şara ile yaptığı görüşme, Suriye'deki siyasi değişimin ilişkilerin yeniden kurulmasını engellemeyeceğini gösterdi (AFP)
TT

Suriye ve Rusya yakınlaşırken neler oluyor?

Putin'in geçtiğimiz ekim ayında Şara ile yaptığı görüşme, Suriye'deki siyasi değişimin ilişkilerin yeniden kurulmasını engellemeyeceğini gösterdi (AFP)
Putin'in geçtiğimiz ekim ayında Şara ile yaptığı görüşme, Suriye'deki siyasi değişimin ilişkilerin yeniden kurulmasını engellemeyeceğini gösterdi (AFP)

Mustafa Rustem

Akdeniz’in sıcak sularında kalma hayali Rusları cezbetmeye devam ediyor. Suriye'de neredeyse on yıldır süren çatışmalardan sonra, Şam'ın Moskova'ya karşı tutumu Suriyelileri şaşkına çevirdi. Zira durum yeni Şam yönetimi ile Kremlin arasında beklenmedik ve sorunsuz bir yakınlaşmaya dönüştü. Beşşar Esed rejiminin düşüşünün ardından yaşanan bu ani değişim, Rusya'nın rolünün geri dönüşüne işaret etse de bunun bazı sınırları var.

Yeni sahnenin düzenlenmesi

Karar verme sürecinde her zamanki titizliğini gösteren Kremlin, Suriye'nin coğrafi ve zamansal boyutunda hamleler yaparken, Kasiyun Sarayı'nın ev sahibi yeni uluslararası ittifaklar kurma arzusuyla hareket ediyor. Dış politika ise Kremlin'e ve Beyaz Saray'a giden yolda döşenen mayınları etkisiz hale getiriyor. Suriye gemisi, iç sahadaki gelişmelere (çatışmalar, mezhepçilik ve iç savaş) kayıtsız kalarak yoluna devam ederken, gücün dışarıdan geldiği ilkesine göre dış ilişkilerin yeniden kurulmasına odaklanıyor.

Rusya, 8 Aralık 2024 tarihinden sonraki ilk aylarda, devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed'in Moskova'ya kaçtığı dönemde olduğu gibi gözlem yapmakla yetinmeyerek, sahnenin ön saflarında yer alıyor. Enerji, ulaştırma ve liman sektörlerindeki yatırım şirketleri aracılığıyla Suriye sahnesine geri dönüşünü müjdelemeye hazırlanan Rusya, ayrıca, eski rejimle olan sözleşmelerini yürürlükte tutuyor ve askeri üslerini yeniden inşa platformlarına dönüştürerek, yeni Suriye yönetimi ile ortaklaşa yönetiyor.

dfvgth
Kuneytra'nın güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nde Suriye ve Rusya bayraklarının dalgalandığı bir gözetleme kulesi (AFP)

Suriye'de, savaş sırasında uçak ve füzelerle sivil evleri bombalayan Rusya'nın, yeniden inşa sürecine destek vermeye başlaması büyük şaşkınlık yarattı. Gözlemciler, bunun gerçekleşmesi halinde “garip ve tuhaf” bir dönüşüm olacağını söylüyor. Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) eski sözcüsü ve Suriye Milli Kurtuluş Cephesi Başkanı Fahd el-Mısri, Rusya ile ilişkilerin başarılı bir şekilde yeniden kurulmasını, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın komşu ülkeler ve dünya ile sorunları yumuşatmayı içeren siyasi stratejisine bağlıyor.

Mısri bunun, ulusal çıkarları gözeten, güvenliği ve istikrarı yeniden tesis etmeye yardımcı olan ve Suriye'yi parçalamak ve balkanlaştırmak isteyen diğer yerel ve bölgesel gündemlerin önünü kesen akıllıca bir strateji olduğunu ifade etti.

Suriye-Rusya ilişkileri Esed döneminin bir ürünü değil, bağımsızlıktan bu yana kurulmuş bir ilişkidir. İki ülke önemli stratejik çıkarları paylaşıyor. Rusya önemli bir uluslararası güç ve Güvenlik Konseyi üyesidir ve bölgede askeri varlığı bulunuyor. Mısri, mevcut sahneyi, Moskova'nın ülkede yaşanan değişimi ve bunun sonucunda Esed yönetiminin düşüşünü kolaylaştırmada önemli bir rol oynadığını ve yaygın kaos ve iç savaşa yol açacak bir silahlı çatışmayı önlediğini dikkate alarak böyle özetledi.

Ancak Mısri, iki taraf arasındaki ilişkilerin doğru yönde ilerlediğini ve önemli ekonomik çıkarların yanı sıra, askeri kurumun yeniden yapılandırılması ve Şam'ın sahip olduğu Rus ekipmanlarının onarılması yoluyla bu ilişkileri askeri iş birliği alanlarına dönüştürmenin gerekli olduğunu savundu.

Güçlü konum

Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki (BAE) Amerikan Üniversitesi'nde uluslararası hukuk profesörü olan Amir Fahuri Rusya'nın Suriye'deki varlığını, Batı ile güçlü bir konumdan müzakere etmesini sağlayan etkisine bağlıyor. Suriye'deki varlığı, bölgedeki herhangi bir siyasi veya güvenlik çözümünün Moskova'nın katılımı olmadan gerçekleşemeyeceği anlamına geliyor. Fahuri'ye göre bu askeri ve siyasi yapıların birleşimi, Rusya’ya Ukrayna, NATO ile ilişkiler ve Batı'nın yaptırımları gibi diğer konularda önemli bir pazarlık kozu sağlıyor.

Rusya'nın Suriye'de kalmak istemesinin nedeni ise Fahuri’ye göre askeri üsleri koruma fikrinin ötesine geçiyor, çünkü Moskova için Suriye’nin, Rusya'nın yurtdışındaki başarılı nüfuzunun bir modelini temsil ettiğini söyledi. Fahuri’ye göre burası, Rusya'nın Batı ile bir denge kurmayı başardığı ve müttefiklerini koruyan ve onları terk etmeyen bir güç olarak göründüğü bir arena. Ayrıca, Suriye'deki varlığı, Rusya'nın bölgedeki, özellikle Irak ve Doğu Akdeniz'deki ABD hareketlerini izlemesine ve kısıtlamasına olanak tanıyor.

Fahuri, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Moskova, Suriye'yi bir yük olarak değil, uzun vadeli stratejik bir yatırım olarak görüyor, çünkü karşılığında kalıcı bir nüfuz, Ortadoğu'nun kalbinde askeri varlık, doğal kaynaklar ve Batı'ya baskı uygulamanın bir aracı kazanıyor. Şam ise bu iş birliğini, boğucu uluslararası izolasyon karşısında hayatta kalmanın ve askeri ve siyasi dengesini yeniden kurmanın bir yolu olarak görüyor. Bu karşılıklı denklemle ittifak, bir silah anlaşması olarak değil, öngörülebilir gelecekte kırılması zor olacak bir etki ve iç içe geçmiş çıkarlar ortaklığı olarak devam ediyor.”

Karşılıklı saygı

Rusya ordusu, 2015 yılının eylül ayında Suriye’deki çatışmaya müdahil oldu ve başta Lazkiye'nin batısındaki Cebele kırsalındaki Hmeymim Hava Üssü’nde olmak üzere ülke genelinde askeri karakollar ve üsler kurdu. Ancak bundan önce, 2011 yılında Suriye'de devrim ve halk ayaklanmasının başlamasıyla rejimi desteklemek için müdahale eden Rusya, Esed rejiminin protestoları bastırmak için aşırı şiddet kullanmasını kınayan tüm uluslararası kararları Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) veto etme hakkını kullanmak yerine, düzenli orduya askeri teçhizat desteği sağlamıştı. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Esed rejimi, müttefikleri Rusya ve İran’ın desteğiyle, ülkenin üçte biri kontrolünden çıktıktan sonra bile iktidarda kalmayı ve devam etmeyi başardı.

Öte yandan iki ülke arasındaki görüşmeler diplomatik kanallar aracılığıyla uzlaşı yönünde ilerliyor. Son olarak, 2024 yılının aralık ayında Savunma Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı'ndan askeri ve diplomatik yetkililerden oluşan bir heyet, dikkatli bir yakınlaşma girişimi kapsamında Rusya'yı ziyaret etti ve zaman geçtikçe adımların hızlandığı görüldü.

jukı
Moskova, Suriye'yi bir yük olarak değil, karşılığında kalıcı bir etki elde ettiği için uzun vadeli bir stratejik yatırım olarak görüyor (AFP)

Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, iki ülke arasında ‘karşılıklı saygıdan’ bahsederek, Rusya'nın vesayetinin sona erdiğini ima etti ancak aynı zamanda Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile düzenlediği ortak basın toplantısında, hükümetinin yabancı yatırımları çekme çabalarını gizlemedi ve bu konuda Rusya'dan yardım istedi.

Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi (RIAC) Program Direktörü Ivan Timofeev, geçtiğimiz ekim ayı ortalarında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara arasında gerçekleşen görüşmenin, Suriye'deki siyasi değişimin bu ilişkilerin yeniden inşası ve geliştirilmesini engellemeyeceğini gösterdiğini, özellikle de Rusya'nın yeniden inşa konusunda sunabileceği çok şey olduğunu belirtti.

Öte yandan uluslararası ilişkiler araştırmacısı Firas Buzan, ‘iki ülke arasındaki ilişkilerin yavaş ama istikrarlı bir şekilde geliştiğini’ değerlendiriyor. Moskova'dan gelen son haberler, Moskova ve Şam'ın Rusya’nın Suriye’deki üsleri konusunda anlaşmaya yakın olduğunu ve Rus şirketi Stroytransgaz’ın iştiraki olan STG'nin Suriye hazinesinin en önemli döviz kaynaklarından biri olan Suriye fosfatına yatırım ve pazarlama çalışmaları yapmak üzere geri dönmesi konusunda anlaşmaya vardığını gösteriyor.

Kıyı şeridi

Suriyeliler, Suriye kıyılarının yeniden patlak verebileceğinden endişe duyuyor ve durumu yatıştırmak ve çözüm bulmak için Rusya'nın rolünü sorguluyor. Bu konuda Mısri, Rusya'nın kıyı bölgelerinin istikrarını sağlama ve Suriye ile bir çözüm bulma konusunda rol oynayacağına ve özellikle Moskova'nın İsrail ile olan güçlü ilişkisi göz önüne alındığında, Suveyda ilindeki durumu kontrol altına almaya yardımcı olacağını düşünüyor.

Siyasi vizyonu çerçevesinde yeni Suriye'nin tüm bölgesel ve uluslararası çatışmaların ve anlaşmazlıkların dışında kalması gerektiğini ve silahların ve sınır ötesi radikalizmin geçiş noktası veya durağı olmaması gerektiğini belirten Mısri, “Dış politika, yapıcı ve olumlu tarafsızlığa dayalı olmalıdır ve Esed rejiminin düşüşünden bu yana gördüğümüz şey, bölge ülkeleri ve dünyadaki ülkelerle ilişkiler de bu siyasi vizyonla tam bir uyumdur” değerlendirmesinde bulundu.

Uluslararası ilişkiler araştırmacısı Buzan, Rusya'nın Suriye'deki istikrarsızlıkla ilgilendiğini düşünmüyor. Aksine Buzan’a göre Rusya, özellikle Suriye'ye uygulanan yaptırımların kaldırılmasının ardından yeniden yapılanma sürecine katılma arzusunda olduğu için Şam'da doğrudan iletişim kurabileceği merkezi bir taraf istiyor. Gözlemciler her halükarda, Moskova ile Şam arasındaki ilişkilerin yeniden kurulmasının esasen Suriye ordusunu silahlandırmaya hizmet ettiğine inanan Buzan, Suriye ordusunun, stratejik silahlarının ve başta hava savunma sistemleri olmak üzere tüm savunma sistemlerinin yaklaşık yüzde 80'inin kullanılamaz hale getirildiğini ve İsrail'in sürekli olarak Suriye’nin hava sahasını ihlal ettiğini hatırlattı.

Türkiye ile birlikte, Rusya ile de silahlanma, eğitim ve uzmanlık konusu gündeme gelebilir. Zira her iki ülkenin Savunma Bakanlıkları, bu konuda karşılıklı ziyaretler gerçekleştiriyor. Ruslar, ekonomik kazançlar karşılığında silahlanma dosyasını enerji, fosfat ve liman sektörlerine yatırım kapılarını açmak için bir araç olarak kullanmaya çalışıyorlar.



Sudan’ın Darfur bölgesinde açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle 500’den fazla kişi hayatını kaybetti

Sudanlı bir kadın, 23 Eylül’de Hartum’da dağıtılmak üzere yemek hazırlıyor (AP)
Sudanlı bir kadın, 23 Eylül’de Hartum’da dağıtılmak üzere yemek hazırlıyor (AP)
TT

Sudan’ın Darfur bölgesinde açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle 500’den fazla kişi hayatını kaybetti

Sudanlı bir kadın, 23 Eylül’de Hartum’da dağıtılmak üzere yemek hazırlıyor (AP)
Sudanlı bir kadın, 23 Eylül’de Hartum’da dağıtılmak üzere yemek hazırlıyor (AP)

Sudan’ın batısındaki Darfur bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin kaldığı bir kampın yerel yetkilisi, son dönemde açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle 500’den fazla kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Yetkili, Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki çatışmaların sürdüğü bölgede insani koşulların giderek kötüleştiğine dikkat çekerek, yüz binlerce yerinden edilmiş kişinin hayatının kurtarılması için insani yardım kuruluşlarına acil müdahale çağrısında bulundu.

Yerel yetkili Muhammed Yakub, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Kuzey Darfur eyaletindeki Tavila yerinden edilmiş kişiler kampında yaşayan çok sayıda ailenin hayatta kalmalarını sağlayacak asgari miktarda gıdaya dahi ulaşamadığını belirtti. Yakub, bu koşulların kampta 500’den fazla kişinin ölümüne yol açtığını söyledi.

Darfur’daki Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Kampları Genel Koordinasyonu, haftanın başında Tavila kampına yüzlerce kişinin daha geldiğini duyurdu. Kampa, toplam 8 bin 390 kişiden oluşan bin 726 aile kabul edilirken gıda, su ve barınma malzemelerinde ciddi eksiklik yaşandığı bildirildi.

Birleşmiş Milletler ve yerel kaynakların tahminlerine göre, Nisan 2023’ten bu yana devam eden savaş nedeniyle şu anda Darfur’daki kamplarda 3 milyondan fazla yerinden edilmiş kişi yaşıyor.

Kuzey Darfur’un başkenti Faşir’in 60 kilometre uzağında bulunan Tavila kampına yönelik göç dalgaları sürüyor. Bu durum, bölgede faaliyet gösteren uluslararası ve yerel kuruluşların sağladığı insani yardımlar üzerinde ciddi baskı oluşturuyor.

Acil yardım ihtiyacı

Yakub, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, son günlerde Darfur’daki Şinkili Tobay, Kutum ve Kuma bölgelerinde bulunan kamplara yaklaşık 16 bin yerinden edilmiş kişinin ulaştığını belirtti. Uluslararası finansman eksikliği nedeniyle gıda, içme suyu ve sağlık hizmetlerinin tedarik zincirlerinde aksaklıklar yaşandığını kaydetti.

dfrgthy
Sudanlı vatandaşlar, 23 Eylül’de bir yardım mutfağının önünde gıda yardımı alabilmek için sıra beklerken. (Fotoğraf: AP)

Birleşmiş Milletlere bağlı insani yardım kuruluşlarının yayımladığı son rapora göre Sudan’da 34 milyon kişinin acil insani yardıma ihtiyacı bulunuyor. Ayrıca Darfur ve Kurdufan bölgelerindeki 20 noktada kıtlık tehlikesinin baş göstermesinden endişe ediliyor.

Yakub, Tavila bölgesinde hizmet veren tek hastanede doktor ve ilaç eksikliği nedeniyle hamile kadınlar ve çocuklar arasındaki ölüm oranlarının “her gün korkutucu biçimde arttığını” söyledi. Sağlık alanında faaliyet gösteren kuruluşlara çağrıda bulunan Yakub, yerinden edilmiş kişilere mevcut tıbbi imkânlar çerçevesinde derhal yardım ulaştırılmasını istedi.

Yerel yetkili, çocuklar arasında yetersiz beslenmeye bağlı hastalıkların yaygınlaştığını, sıtma, dang humması ve kronik hastalıkların da giderek arttığını bildirdi. Bu durumun kadınlar, erkekler ve özellikle yaşlılar arasındaki ölüm oranlarının yükselmesine ilişkin endişeleri artırdığına dikkat çekti.

Yakub ayrıca sağlık şartlarının kötüleşmesi, içme suyuna erişimin kısıtlanması ve hayati öneme sahip ilaçların bulunamaması nedeniyle bulaşıcı hastalıkların ve salgınların yayılabileceği uyarısında bulundu.

Kıtlık tehlikesi büyüyor

Yakub, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalarda, Darfur’daki barınma kamplarına ulaşmaya çalışan yüzlerce yerinden edilmiş kişinin yollarda açlık ve susuzluk nedeniyle hayatını kaybettiğini söyledi.

Yakub, “İnsani yardımların ciddi ölçüde yetersiz kalması ve kıtlık belirtilerinin Darfur’daki yaşam koşullarını etkilemeye başlaması, savaşın sürmesi ve insani yardım faaliyetlerine verilen desteğin azalmasıyla birlikte milyonlarca yerinden edilmiş kişinin hayatını tehdit ediyor” ifadelerini kullandı.

Darfur’daki insani durumu izleyen Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Koordinasyonu da yakın tarihli bir raporunda, kamplardaki koşulların son derece kötü olduğunu belirterek acil yardım ve hızlı uluslararası müdahale çağrısında bulundu.

Raporda, gıda, temel yaşam malzemeleri ve sağlık hizmetlerindeki eksikliklerin en savunmasız kesimleri giderek daha büyük insani risklerle karşı karşıya bıraktığı, bölgede yaşanan insani felaket nedeniyle ölü sayısının artabileceği uyarısı yapıldı.


Kahire’de Filistinli gruplar arasında dar kapsamlı diyalog: Hedef kapsamlı toplantı

İsrail güçlerinin işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan Ümmü’l-Hayr köyünde ailenin yaşadığı odayı yıkmasının ardından Filistinli bir çocuk, ailesine ait eşyaların arasında oturuyor (Çarşamba, AFP)
İsrail güçlerinin işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan Ümmü’l-Hayr köyünde ailenin yaşadığı odayı yıkmasının ardından Filistinli bir çocuk, ailesine ait eşyaların arasında oturuyor (Çarşamba, AFP)
TT

Kahire’de Filistinli gruplar arasında dar kapsamlı diyalog: Hedef kapsamlı toplantı

İsrail güçlerinin işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan Ümmü’l-Hayr köyünde ailenin yaşadığı odayı yıkmasının ardından Filistinli bir çocuk, ailesine ait eşyaların arasında oturuyor (Çarşamba, AFP)
İsrail güçlerinin işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan Ümmü’l-Hayr köyünde ailenin yaşadığı odayı yıkmasının ardından Filistinli bir çocuk, ailesine ait eşyaların arasında oturuyor (Çarşamba, AFP)

Mısır’ın başkenti Kahire’de bir haftadan kısa süre içinde ikinci kez yeni bir Filistinli siyasi hareketlilik yaşanıyor. Girişim, Filistin seçimlerinin gelecek kasım ayı yerine Eylül 2027’ye ertelenmesinin ardından kapsamlı bir diyalog sürecinin başlatılmasını ve önümüzdeki döneme ilişkin düzenlemelerin ele alınmasını amaçlıyor.

Filistinli kaynakların Şarku’l Avsat’a verdiği bilgiye göre dört Filistinli grup, Kahire’de ikili ve toplu görüşmelerden oluşan bir dizi toplantıyla dar kapsamlı ulusal diyalog başlatacak. Görüşmeler, Fetih Hareketi’nin de katılacağı, hatta Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın da yer alabileceği geniş katılımlı bir ulusal diyalog toplantısına hazırlık niteliği taşıyor.

Dört grup arasında Fetih, Hamas, İslami Cihad ve Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) bulunuyor. Gruplar, katılımcıların ve gündemin belirlenmesi amacıyla hem ikili hem de ortak görüşmeler gerçekleştirecek.

Fetih, Dahlan kanadının katılımına karşı çıkıyor

Şarku’l Avsat’a ayrı ayrı açıklamalarda bulunan üç Filistinli kaynağa göre Fetih Hareketi, Muhammed Dahlan’ın liderliğindeki ve hareketten ayrılan Demokratik Reformcu Akım’ın görüşmelere katılmasına karşı çıkıyor. Fetih ayrıca 2000 yılı sonunda başlayan İkinci Aksa İntifadası sırasında kurulan Direniş Komiteleri, Mücahitler Hareketi ve Ahrar Hareketi gibi grupların yanı sıra İran, Hizbullah ve Hamas’tan finansman aldığı belirtilen diğer küçük örgütlerin de sürece dahil edilmesini istemiyor.

Kaynaklar, buna karşılık Fetih’in, Filistin Kurtuluş Örgütü’ne (FKÖ) bağlı bütün grupların görüşmelere katılmasında ısrar ettiğini belirtti. Bu kapsamda, fiilî halk desteği veya etkin siyasi rolü artık bulunmayan Saika, Filistin Demokratik Birliği (FIDA), Filistin Halk Mücadele Cephesi ve Filistin Kurtuluş Cephesi gibi örgütlerin de katılımı savunuluyor.

cdfvgbhnj
23 Nisan 2025’te Ramallah’ta başlayan Filistin Kurtuluş Örgütü Merkez Konseyi’nin 32. dönem toplantısı (AP)

Kaynaklardan biri, görüşmelerde FKÖ’nün yapısı ve Filistin iç siyasetinin bütünlüğünün yanı sıra Filistin Ulusal Konseyi ve diğer dosyaların da ele alınacağını doğruladı.

Görüşmelere katılan gruplardan birinin üçüncü kaynağı ise anlaşmazlık konusu olan bütün meselelerin toplantılarda çözüme kavuşturulmasının hedeflendiğini belirtti. Görüşmelerin iki gün sürmesinin, ihtiyaç duyulması halinde ise daha uzun bir süreye uzatılmasının beklendiğini kaydeden kaynak, bölünmüşlüğün tamamen sona erdirilmesi, Ulusal Konsey’in oluşturulması için açık mekanizmaların belirlenmesi ve Devlet Başkanı Abbas’ın doğrudan davetiyle kapsamlı ulusal diyalog toplantısının resmî tarihinin kararlaştırılmasının gündemde olduğunu söyledi.

Kapsamlı ulusal diyalog kararı alınması halinde FKÖ’ye katılım koşulları ve örgütün yeniden yapılandırılması, Ulusal Konsey’in durumu ile parlamento ve devlet başkanlığı seçimleri gibi birçok konunun ele alınacağı belirtildi.

Kahire’de bulunan ve Filistinli gruplara yakın bir başka kaynak da çarşamba günü Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, seçimlerin ertelenmesinin ardından bu kez Mısır’ın arabuluculuğuna ve uzlaşı çabalarına yönelik beklentilerin yüksek olduğunu söyledi. Kaynak, Kahire’nin Filistinliler arasındaki ayrılıkları gidermek, kapsamlı ulusal uzlaşıyı sağlamak ve zorluklara rağmen yakın zamanda geniş katılımlı bir diyalog başlatmak için yürüttüğü girişimlere dikkat çekti.

Filistinli gruplar arasında devam eden istişarelerin, siyasi tablonun ve Filistin’deki siyasi durumun nasıl yönetileceği üzerinde yoğunlaştığını belirten kaynak, temel anlaşmazlığın planlanan diyalogun niteliğine ilişkin olduğunu ifade etti. Buna göre taraflar, sürecin FKÖ için geçici bir liderlik çerçevesinin oluşturulmasına ve önceki anlaşmalar doğrultusunda ulusal birlik hükümeti kurulmasına mı yol açacağı, yoksa geçmişteki örneklerde olduğu gibi bağlayıcı sonuçlar üretmeyen geleneksel görüşmelerle mi sınırlı kalacağı konusunda uzlaşmaya çalışıyor. Bu soruların önümüzdeki saatlerde netleşmesi bekleniyor.

Siyasi sistemin yeniden inşası

Fetih Hareketi Sözcüsü Abdülfettah Devle de çarşamba günü Kahire’de bulunan bazı gruplarla yapılan görüşmelerin, önceki istişarelerde başlatılan çabaların sürdürülmesini ve Mısırlı yetkililer ile Filistinli grupların temsilcileri arasında oluşan olumlu atmosferin geliştirilmesini amaçladığını belirtti.

Devle, bu görüşmelerin kapsamlı bir ulusal diyalogun başlatılması için gerekli koşulların hazırlanmasına katkı sağlayacağını ve ortak ulusal çalışma açısından yeni bir dönemin temelini oluşturacağını söyledi.

Diyaloğun başarısı için en önemli güvencenin bütün taraflarda gerçek bir siyasi iradenin bulunması ve anlaşmazlıkları yönetmek yerine çözmeye, karşılıklı tutum açıklamalarından ise uygulanabilir ulusal mutabakatlara geçmeye hazır olunması olduğunu vurguladı.

Devle, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Bunun yanı sıra belirli uygulama mekanizmalarına, üzerinde uzlaşılmış takvimlere ve varılan anlaşmaların somut adımlara dönüştürülmesini sağlayacak izleme komitelerine ihtiyacımız var. Bu adımlar Gazze Şeridi’nin yönetimini, kurumların birleştirilmesini ve siyasi sistemin demokratik ve katılımcı temeller üzerinde yeniden inşasını kapsıyor. Ayrıca seçimlerin adil ve kapsayıcı yapılmasını güvence altına alan koşullar oluştuğunda seçimler yoluyla siyasi meşruiyetin yenilenmesi gerekiyor.”

afgthy
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Nisan 2025’te Ramallah’ta düzenlenen Filistin Kurtuluş Örgütü Merkez Konseyi’nin 32. dönem toplantısında (AP)

Kahire’nin mevcut rolüne de değinen Fetih Sözcüsü, Mısır’ın diyalog için uygun ortamın oluşturulmasına, tarafların görüşlerinin birbirine yaklaştırılmasına ve Filistinli grupların anlaşmazlıkları tartışmaktan ortak bir ulusal vizyon üzerinde uzlaşmaya geçmesine katkı sağlayabileceğini belirtti.

Mısır, Filistin halkının yaşadığı sıkıntıların sona erdirilmesi için üstlendiği rolü sürdürme konusundaki kararlılığını koruyor. Mısır Dışişleri Bakanlığının çarşamba günü Şarm eş-Şeyh Barış Zirvesi’nin birinci yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı açıklamada da bu tutum vurgulandı.

Açıklamada, barış planının uygulanmasının sürdürülmesi, ateşkesin kalıcı hale getirilmesi, yeniden imar çalışmalarının başlatılması ve İsrail’in çekilme sürecinin tamamlanması yönündeki çabaların devam edeceği belirtildi.


Taiz, Husi saldırıları ve kuşatmaya karşı hükümetin ve insani yardım kuruluşlarının seferberliğiyle mücadele ediyor

Husilerin kuşatması altındaki Taiz’de bir grup kişi, kamyondan buğday unu indiriyor (Reuters)
Husilerin kuşatması altındaki Taiz’de bir grup kişi, kamyondan buğday unu indiriyor (Reuters)
TT

Taiz, Husi saldırıları ve kuşatmaya karşı hükümetin ve insani yardım kuruluşlarının seferberliğiyle mücadele ediyor

Husilerin kuşatması altındaki Taiz’de bir grup kişi, kamyondan buğday unu indiriyor (Reuters)
Husilerin kuşatması altındaki Taiz’de bir grup kişi, kamyondan buğday unu indiriyor (Reuters)

Yemen’in güneybatısındaki Taiz kentinde askeri çatışmaların ve Husilerin uyguladığı kuşatmanın etkileri, yaşam koşulları ve temel hizmetleri de kapsayacak şekilde genişliyor. İnsani ihtiyaçların daha da ağırlaşabileceği yönündeki uyarılar yinelenirken, evlerde kullanılan tüp gazın kente ulaştırılmasında yaşanan aksaklıklar da sürüyor. Bu süreçte hükümet ve yerel yönetim, Yemen Şafağı operasyonu devam ederken piyasaların istikrarını korumak ve temel ihtiyaç maddelerinin teminini sağlamak için harekete geçiyor.

Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı, insani yardım kuruluşları ile uluslararası ve yerel kuruluşlara halkın ihtiyaçlarını karşılamak üzere müdahalelerini yoğunlaştırma çağrısında bulundu. Yemen Gaz Şirketinin Taiz ofisi ise kente yönelik gaz sevkiyatının engellenmesinin sonuçları konusunda uyarıda bulundu. Yerel yönetimin değerlendirmesine göre yıllardır savaş, kuşatma ve hizmetlerdeki gerilemeyle mücadele eden vilayette temel ihtiyaçların halk üzerinde baskı aracı olarak kullanılmasının yaşam koşullarını daha da ağırlaştırdığı belirtildi.

gh
Husilerin kentin içine doğru ilerlemek için baskıyı artırdığı Taiz’in batı girişi (Facebook)

Yemen Gaz Şirketinin Taiz ofisi, Husilerin evlerde kullanılan tüp gazın kente ulaştırılmasını engellemesini kınayarak bunun zor ekonomik ve insani koşullar altında yaşayan aileler üzerindeki etkilerine dikkat çekti.

Ofis, yayımladığı açıklamada gazın halkın temel ihtiyaçları arasında yer aldığını vurgulayarak düzenli ve güvenli sevkiyatın önündeki kısıtlamaların ve engellerin kaldırılmasını istedi. İnsan hakları ve insani yardım kuruluşları ile ilgili kurumlara da krizin sona erdirilmesi ve gaz başta olmak üzere temel ihtiyaç maddelerinin kesintisiz ulaştırılmasının güvence altına alınması için müdahale ve baskı çağrısı yaptı.

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı, halkın yaşadığı sıkıntıları hafifletmek ve giderek artan insani ihtiyaçları karşılamak amacıyla uluslararası ve bölgesel kuruluşlara, yerel ve yabancı dernek ve vakıflara ve özel sektördeki iş ortaklarına acil çağrıda bulundu.

Bakanlık, insani durumun hızla kötüleştiğini ve özellikle en savunmasız kesimlerin temel ihtiyaçlarının giderek arttığını belirtti. Açıklamada, kentin Husiler tarafından kuşatma altında tutulduğu ifade edildi.

Bakanlık, gıda, barınma, sağlık, su ve temel ihtiyaç yardımlarının sağlanmasını, sosyal koruma programlarının yoğunlaştırılmasını istedi. Çocuklara, kadınlara, yaşlılara, engellilere ve yoksulluk ile çatışmalardan en ağır şekilde etkilenen ailelere öncelik verilmesi gerektiğini vurguladı.

Yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması, dağıtımda mükerrerliğin önlenmesi ve mevcut kaynakların acil ihtiyaçların karşılanmasında etkili biçimde kullanılması için yardım kuruluşları, hükümet kurumları, yerel yönetimler ve özel sektör arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Hükümet ekonomik önlemler için harekete geçti

Yemen’in geçici başkenti Aden’de Başbakan Şayi Muhsin ez-Zindani, Yemen Şafağı operasyonundaki hızlı gelişmelerin ekonomik cepheyi korumak, temel ihtiyaç maddelerinin tedarikini güvence altına almak, ticari faaliyetlerin devamlılığını sağlamak ve halkın ihtiyaçlarını karşılamak için çabaların birleştirilmesini gerektirdiğini söyledi.

Genel Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği Başkan Yardımcısı ve Aden Ticaret Odası Başkanı Ebu Bekir Baabid başkanlığındaki özel sektör temsilcileriyle bir araya gelen Zindani, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi sorumluluğunun halkın geçim koşullarının korunması ve piyasaların istikrarının sağlanmasından ayrı düşünülemeyeceğini belirtti.

dıukş
Yemen Başbakanı Şai ez-Zendani, geçici başkent Aden’de düzenlenen toplantıdan bir kare

Hükümetin, devlet kurumlarını yeniden tesis etme çabalarına destek verirken ekonomik, hizmet ve geçim alanlarındaki yükümlülüklerini de yerine getirmeye çalıştığını kaydeden Zindani, gıda, ilaç ve yakıtın makul fiyatlarla temin edilmesinin önemini vurguladı. Çatışma koşullarının fırsata çevrilerek stokçuluk yapılmaması ve fiyatların artırılmaması gerektiğini söyledi.

Başbakan, özel sektöre ticari faaliyetlerin sürekliliğini koruma, piyasaların istikrarına katkıda bulunma ve ticari işlemler ile fiyatlandırmada şeffaflık ilkesine bağlı kalma çağrısında bulundu. Vatandaşların üzerindeki yükü artırabilecek uygulamalara karşı uyarıda bulundu.

Zindani, diğer yandan askeri ve güvenlik alanındaki gelişmelerin ticari faaliyetler üzerinde yarattığı baskının boyutunu kabul etti. Bu gelişmelerin taşımacılık, tedarik ve ithalat maliyetleri açısından çeşitli zorluklara yol açtığını belirten Zindani, özel sektör temsilcileriyle iletişimi sürdürme ve karşılaşılan sorunları çözmek üzere ilgili bakanlıklar ve kurumlarla birlikte çalışma taahhüdünü yineledi.

Özel sektör temsilcileri de ticari faaliyetlerin karşı karşıya olduğu zorlukları ve tedarik süreçlerini kolaylaştırmaya, hükümetle iş birliğini geliştirmeye yönelik önerilerini paylaştı. Üretim ve ticaret sektörlerinin üzerindeki yükün hafifletilmesi, vatandaşların çıkarlarının ve ulusal ekonominin korunması için istişarelerin sürdürülmesinin önemini vurguladı.

Temel hizmetler baskı altında

Yerel düzeyde Taiz Valisi Nebil Şemşan, yerel yönetim yetkilileri, icra birimlerinin yöneticileri ve ilçe müdürleriyle geniş katılımlı bir toplantı düzenleyerek askeri, hizmet ve insani alanlardaki son gelişmeleri ele aldı. Şemşan, vilayet halkının direnişinin devlet kurumlarını yeniden tesis etme mücadelesinin temel dayanaklarından biri olduğunu söyledi.

Silahlı Kuvvetler ile halk direniş güçlerinin fedakârlıklarına dikkat çeken Şemşan, yıllardır süren savaş, kuşatma, kötüleşen yaşam koşulları ve temel hizmetlerdeki gerilemenin halkın çektiği sıkıntıları artırdığını belirtti. Şemşan, açıklamasına göre yerleşim bölgelerine yönelik saldırıların da sürdüğünü ifade etti.

Vali, kurumsal performansın ve iş disiplininin artırılması, icra birimleri arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi ve görevlerini ihmal edenlerin kanun çerçevesinde hesap vermesi talimatını verdi. Su, sağlık, temizlik, eğitim, elektrik ve yol hizmetlerine öncelik verilmesini istedi.

cdghjuk
Husilerin kuşatması altındaki Taiz kentinde yerel yönetim yetkililerinin katıldığı toplantıdan bir kare

Şemşan ayrıca piyasalardaki denetimlerin sıkılaştırılması, stokçuluğun ve fiyat manipülasyonunun önlenmesi, bombardımanın yol açtığı hasarın tespit edilmesi, yaralıların yanı sıra hayatını kaybedenlerin ailelerinin ve sivil mağdurların durumlarının takip edilmesi çağrısında bulundu. Mevcut yardımların ihtiyaç sahiplerine adil ve şeffaf biçimde ulaştırılmasının önemini vurguladı.

İhlallerin belgelenmesi, zarar görenlerin durumlarının takip edilmesi ve yaşadıkları sıkıntıların ilgili kurumlar ile insani yardım ve insan hakları kuruluşlarına aktarılması gerektiğini belirten Şemşan, devlet kurumlarının sahadaki varlığının güçlendirilmesi ve vatandaşların şikâyetlerinin dinlenmesi çağrısı da yaptı.

Vali Yardımcısı Reşad el-Akheli ise sahadaki denetimlerin ve tüccarlara yönelik kontrollerin sürdüğünü belirterek temel ihtiyaç maddelerinin tedarikinde mevcut durumun istikrarlı olduğunu ve yeterli miktarda un bulunduğunu söyledi. Akheli, petrol ürünleri ve temel ihtiyaç maddelerinin teminini güvence altına almak için ilgili kurumlarla temasların devam ettiğini kaydetti.

Sağlık İşlerinden Sorumlu Vali Yardımcısı İlan Abdülhak da kuşatma ve ağır vakaların artması nedeniyle hastanelere destek sağlanması, tıbbi solüsyonlar, diyaliz solüsyonları ve gerekli ilaçların temin edilmesi için çalışmaların sürdüğünü belirtti.