Güvenlik kaynakları ve insan hakları aktivistleri, Libya'nın güneydoğusundaki Kufra şehrinde insan kaçakçılığı için kullanılan gizli bir yeraltı hapishanesini ortaya çıkardı. Bu hapishaneye düzenlenen baskında, kadınlar, çocuklar ve bebekler de dahil olmak üzere 221 göçmen kurtarıldı. Bu olay, ‘en ciddi insani vakalardan biri’ olarak kayıtlara geçti.
Libyalı insan hakları aktivistleri tarafından yayılan ve Şarku’l Avsat’a askeri bir kaynak tarafından doğrulanan bilgilere göre hapishane yerin yaklaşık üç metre altında bulunuyor. Libyalı bir insan kaçakçısı tarafından işletiliyordu. Kaynak, serbest bırakılan göçmenlerin bir kısmının, son derece zorlu ve insanlık dışı koşullar altında iki yıl gibi uzun süreler boyunca burada tutulduğunu açıkladı.
İnsan hakları aktivistleri, serbest bırakılan göçmenlerin Sahra altı Afrika ülkelerinden geldiğini ve aralarında kadın ve çocukların da bulunduğunu belirtti. Bu bilgi, iki güvenlik kaynağı tarafından Reuters'a doğrulandı. Kaynaklardan biri, baskında insanlık dışı koşullara sahip bazı yeraltı hücrelerinin ortaya çıkarıldığını kaydetti. Libyalı insan hakları aktivisti Tarık Lamlum, Facebook'ta güvenlik operasyonunun Libya Ulusal Ordusu'nun (LUO) Sebil es-Selam Taburu ve askeri polisin katılımıyla gerçekleştirildiğini yazdı. Kaynak, yetkililerin, hapishanenin sahibinin insan kaçakçılığıyla ilgili benzer davalarda arandığını doğruladığını belirtti.
Kaynak, şüphelinin, bölge tamamen güvenli hale getirilmeden önce, baskın sırasında güvenlik güçleriyle çatışmaya girmeye ve silah kullanmaya çalıştığını da ifade etti.
Libya'nın doğusunda, başkent Trablus'tan yaklaşık bin 700 kilometre uzaklıkta yer alan Kufra şehri, Afrika kıtasının içlerinden gelen düzensiz göç rotalarının geçtiği ana noktalardan biri.
İç Güvenlik Ajansı, ocak ayı ortalarında, Libya'nın doğusundaki Bingazi kentindeki diğer güvenlik kurumlarıyla iş birliği içinde, 21 Afrikalı göçmenin cesetlerinin bulunduğu bir ‘toplu mezar’ ortaya çıkarmıştı. Bu göçmenlerin, insan kaçakçıları tarafından yasadışı hapishane olarak kullanılan bir çiftlikte tutularak işkence gördükten sonra öldürüldükleri tespit edildi.
Libya, güvenlik kaosu, kaçakçılık ve insan ticareti ağlarının yaygınlaşmasıyla birlikte, bazen siyasi muhaliflerle, bazen de düzensiz göçmenlerle bağlantılı olarak çeşitli düzeylerde ‘toplu mezar’ vakalarıyla karşı karşıya kaldı.
Libya, NATO'nun desteklediği ayaklanmanın ardından 2011 yılında Muammer Kaddafi rejiminin devrilmesinden bu yana, çatışma ve yoksulluktan kaçan göçmenlerin Sahra Çölü ve Akdeniz'i geçerek Avrupa'ya ulaşmak için kullandıkları son derece tehlikeli rotaların önemli bir geçiş noktası haline geldi.
Yetkililer, geçtiğimiz yıl şubat ayında, Kufra şehrinde keşfedilen yaklaşık 55 toplu mezardan 39 göçmenin cesedinin çıkarıldığını açıkladı. Bu toplu mezarlar, düzensiz göçle ilgili ihlallerin boyutunu açıkça ortaya koyuyor.
Veriler, düzensiz göçmenlerin kaçırılması ve kaçakçılığının Libya'da sıkça görüldüğünü doğruluyor. Ülkenin doğu ve batısındaki güvenlik kurumları, zaman zaman suç çetelerini yakaladıklarını ve onlarca kurbanı bu çetelerin elinden kurtardıklarını duyuruyor.
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, dün Misrata'da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani’yi karşıladı. (Dibeybe'nin ofisi)
Misrata'da Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile yapılan toplantı sırasında Katar heyeti (Dibeybe’nin ofisi)
Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani için dün Misrata'da düzenlenen karşılama töreninden (Dibeybe’nin ofisi)