Sisi: Milisler ve paralel yapılar devletlerin yıkılmasının sebebidir

Mısır Cumhurbaşkanı, Polis Günü’nün 74’üncü yıldönümü kutlamalarında konuştu

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi katıldığı bir etkinlik sırasında (Arşiv – Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi katıldığı bir etkinlik sırasında (Arşiv – Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi: Milisler ve paralel yapılar devletlerin yıkılmasının sebebidir

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi katıldığı bir etkinlik sırasında (Arşiv – Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi katıldığı bir etkinlik sırasında (Arşiv – Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, ‘milisler ve paralel yapıların devletlerin yıkımının nedeni olduğunu’ belirterek, ülkesinin “bölge ülkelerinin bölünmesine, topraklarından parçalar koparılmasına ya da ordu ve ulusal kurumlara paralel yapılar oluşturulmasına yönelik girişimleri kesin bir dille reddettiğini” söyledi.

Sisi dün Polis Günü’nün 74’üncü yıl dönümü dolayısıyla yaptığı konuşmada, “Bu yılki kutlamamız, dünyanın toprak, kaynak ve nüfuz mücadeleleriyle çalkalandığı; doğuda ve batıda, kuzeyde ve güneyde devletlerin temellerini sarsan, halkların imkânlarını tüketen ideolojik ve ekonomik çatışmalara ve benzeri görülmemiş meydan okumalara sahne olduğu bir döneme denk geliyor” dedi.

Tüm bu gelişmeler karşısında vurgusunu yineleyen Sisi, “Yeryüzü herkese yeter. İlahi dinler ve insani değerler, bugün dünyanın tanık olduğu vahşi uygulamaları reddetmektedir. Bu uygulamaların sürmesi, uluslararası hukuk sisteminin çökmesine ve İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan küresel düzenin zayıflamasına yol açabilir” ifadelerini kullandı.

Mısır’ın istikrar, güvenlik ve koruma unsuru olmaya devam edecek devlet kurumlarına sahip olduğunu belirten Sisi, milislerin oluşturulması senaryosuna karşı uyarıda bulunarak, “Belirli isimler zikretmeyeceğim… Rejimleri, milislerin bir rol üstlenebileceğini düşünen ülkelerde, bu milisler bir şekilde devletlerin yıkımına neden oldu. Bunu yapan yönetimler ise sonunda gitti ve onları koruyan kimse olmadı” dedi.

Gözlemciler, Sisi’nin konuşmasının Mısır’ın dış politikasındaki temel ilkelerden birine temas ettiğini belirterek, bunun ‘devlet dışı silahlı güçlerin, milislerin ve merkezi hükümetle çatışan ideolojik örgütlerin varlığına karşı çıkmak’ olduğunu ifade etti. Gözlemcilere göre, Mısır’ın bulunduğu bölgede birçok ülkede benzer milis yapılanmalarının ortaya çıktığına dikkat çekilerek, bu grupların yalnızca bulundukları ülkeleri değil, komşu ülkeleri de tehdit ettiği vurgulandı.

Sisi dün yaptığı konuşmada, ‘Mısır’ın yasa dışı göçe karşı aşılması güç bir set olmaya devam edeceğini’ belirterek, “Filistinlilerin Gazze Şeridi’nden zorla göç ettirilmesi girişimlerinin, Avrupa ülkelerinin kaldıramayacağı yeni göç dalgalarına yol açacağını” söyledi. Sisi ayrıca, Mısır’ın son on yılda terörle mücadele sürecinde yaşadıklarına değinerek, bu dönemde verilen fedakârlıkların genç nesillere aktarılması amacıyla şehit ailelerinden üniversitelerde yararlanılması talimatını verdi.

Mısır güvenlik güçleri, 2013 yılında terör örgütü olarak sınıflandırılan Müslüman Kardeşler’in (İhvan-ı Müslimin) iktidardan ayrılmasının ardından, Kahire ve çeşitli vilayetlerde çok sayıda terör saldırısı gerçekleştiren silahlı gruplarla çatışmalara girdi. Mısır Silahlı Kuvvetleri, 2018 yılında Sina Yarımadası’nda DEAŞ ve diğer terör yapılanmalarına karşı kapsamlı bir operasyon kapsamında ‘terörle savaş’ ilan etti. Sisi, 2022 yılında terörün tamamen ortadan kaldırıldığını duyurdu.

Sisi dün, 2011’den bu yana Mısır’da yaşanan sürece de değinerek, “Mısır, terörle mücadele sırasında on yıldan fazla bir süre boyunca evlatlarının kanını akıttı” dedi ve “istikrarın yalnızca bugünü değil, geleceği de etkilediği” uyarısında bulundu.

Güvenlik ve strateji uzmanı Semir Ragıb, Cumhurbaşkanı’nın ulusal devletin korunmasını istikrarın tek yolu olarak gören bir yaklaşımı benimsediğini söyledi. Ragıb, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, bazı ülkelerin devleti yıpratan, toplumsal gerilimleri körükleyen ve nihayetinde devletin çökmesine yol açarak kurumların yerini milislerin ve kaosun aldığı ayrılıkçı terör örgütleri modeliyle karşı karşıya kaldığını ifade etti.

Sisi, Polis Günü’ndeki konuşmasında ayrıca, devlet kurumlarının polis teşkilatının şehit ve gazilerinin fedakârlıklarını takdir ettiğini vurgulayarak, “Şehitlerimizin anısına sadık kalmaya ve ailelerine karşı sorumluluğumuzu yerine getirmeye devam edeceğiz” dedi.



Ali Keyali, 2013 Banyas katliamının baş şüphelisi olarak yakalandı

Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)
Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)
TT

Ali Keyali, 2013 Banyas katliamının baş şüphelisi olarak yakalandı

Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)
Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)

Suriye Genel İstihbarat Teşkilatı, 2013 yılında Banyas’ta gerçekleştirilen katliamın baş şüphelisi Ali Keyali’yi, diğer adıyla Miraç Ural’ı, sınırdan kaçmaya çalışırken yakaladı. Şarku’l Avsat’ın Suriye Arap Haber Ajansı SANA’dan aktardığı habere göre operasyon, zanlının kaçış girişimi sırasında düzenlendi. Ajans, Keyali’nin nerede yakalandığına veya hangi ülkeye gitmeye çalıştığına ilişkin bilgi vermedi.

xcvfbg
Suriye makamlarının, Ali Keyali’nin (Mirac Ural) yakalanmasının ardından yayımladığı ilk fotoğraf

Suriyeli kaynaklar, Keyali’nin Lübnan sınırını birkaç kez geçerken tespit edildiğini belirtiyor. Öte yandan Lübnan’daki MTV kanalının haberine göre Metn bölgesine bağlı Mansuriye’de bir kişinin evinden kaçırıldığı, eşinin ve oğlunun da kelepçelendiği olayda kaçırılan kişinin, Suriye ve Türkiye vatandaşı Ali Keyali olduğu bildirildi. Suriye’de “Banyas Kasabı” olarak tanınan Miraç Ural’ın söz konusu kişi olduğu öne sürüldü. Şarku’l Avsat, haberin doğruluğunu henüz bağımsız olarak teyit edemedi.

Miraç Ural kimdir?

1956 yılında Türkiye’nin Hatay’ın İskenderun ilçesinde doğan Miraç Ural, aşırı sol görüşlü bir örgüte katıldı. Bu nedenle Türkiye’de birkaç kez hapse giren Ural, 1980’lerin başında Suriye’ye kaçtı. Burada dönemin Devlet Başkanı Hafız Esad tarafından kendisine verilen Suriye vatandaşlığı da dahil olmak üzere çeşitli ayrıcalıklardan yararlandı.

ghj
Suriye İnsan Hakları Ağına göre, Ali Keyali (Mirac Orall), Suriyeli sivillere yönelik katliamlarda kendisine eşlik eden yardımcısıyla birlikte.

Daha sonra Ali Keyali adını kullanan Ural, “Suriye Direnişi” adını verdiği silahlı grubu yönetti. Grup, savaş yıllarında Beşşar Esad rejiminin güçleriyle birlikte savaştı. Adı, Beyda ve Banyas katliamlarıyla anılan grup, Suriye halkına yönelik baskılara da katıldı. Ural’ın adı ayrıca 2012’deki Hula katliamı ve Türkiye’deki Reyhanlı saldırılarıyla ilişkilendirildi.

Suriye İnsan Hakları Ağı’nın (SNHR) kayıtlarına göre Beyda katliamında 36’sı çocuk, 28’i kadın olmak üzere 264 sivil hayatını kaybetti. Ras en-Nebaa katliamında ise 56’sı çocuk, 43’ü kadın olmak üzere 195 sivil yaşamını yitirdi.

İki katliama ilişkin tanıklıklar ve raporlarda, cesetlerin sokaklara, dükkânlara ve bodrumlara kadar yayıldığı, sivillerin ateşli silahlar ve kesici aletlerle infaz edildiği, evlerin ve cesetlerin yakıldığı yönündeki anlatımlara yer verildi.

fvghyju
Suriyeli sivillere yönelik katliamları gerçekleştiren grubunun üyeleriyle birlikte Ali Keyali (Miraç Ural) (Sosyal medyada paylaşıldı)

Keyali’ye bağlı milisler, Lazkiye, Halep ve İdlib kırsalında da Suriyelilere yönelik katliamlar gerçekleştirdi. Bu saldırılarda yüzlerce kişi öldü veya yaralandı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), Eylül 2013’te yayımladığı raporda Beyda’da 167, Banyas’ta ise 81 kişi olmak üzere en az 248 kişinin infaz edildiğini belgeledi. Örgüt, gerçek can kaybının daha yüksek olabileceğine dikkat çekti.

Hayatta kalanların ifadeleri ve görüntülü kanıtlara dayanan raporda, kurbanların büyük bölümünün çatışmalar sona erdikten ve muhalif savaşçılar bölgeden çekildikten sonra öldürüldüğü sonucuna varıldı.

Beyda’da yakalama haberi sevinçle karşılandı

Keyali’nin yakalandığı haberinin duyulmasının ardından, perşembe günü Suriye’nin batısındaki Tartus iline bağlı Banyas kentinin Beyda beldesindeki camilerden tekbir sesleri yükseldi. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, bölgedeki camilerden tekbirler getirildiği görüldü. Görüntüleri paylaşanlar, tekbirlerin Ural’ın yakalanmasını kutlamak amacıyla getirildiğini belirtti. Böylece 2013’teki katliamın üzerinden yaklaşık 13 yıl geçtikten sonra zanlının yakalandığı haberi bölgede yankı buldu.

Suriye İnsan Hakları Ağı Direktörü Fadel Abdülgani, gelişme üzerine bugün X hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

“10 Mayıs 2013’te, 92’si çocuk, 71’i kadın olmak üzere 459 sivilin öldürüldüğünü belgelediğimiz raporumuzu yayımladık. Bölge sakinlerinin ifadelerine dayanarak Ali Keyali’nin adını rapora ekledik ve kendisinin katliamın önde gelen sorumlularından biri olduğunu belirttik. Bu, mezhepçi bir nitelik taşıyan bir katliamdı. Çocukların, kadınların ve erkeklerin isimlerini kayda geçiriyorduk. Aileler bazı üyelerini ya da tüm yakınlarını kaybetmişti. Hayatta kalanlar bize unutulması güç tanıklıklar aktarıyordu. Aradan 13 yıldan fazla zaman geçtikten sonra, bu davanın sonunda en önemli şüphelilerinden birinin sorgulanabileceği aşamaya gelmesinin önemini hissediyorum. Bugün özellikle bütün bu yıllar boyunca bekleyen kurban ailelerini düşünüyorum.”

loş
Ali Keyali (Miraç Ural), Suriye’de sosyal medyada paylaşılan bir fotoğrafında

Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya İşlerinden Sorumlu Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan da X hesabından yaptığı açıklamada, Suriye istihbaratının İçişleri Bakanlığıyla iş birliği içinde Miraç Ural olarak bilinen Ali Keyali’yi yakalamasını kutladı.

Zeydan, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Halkımızı, Suriye istihbaratının İçişleri Bakanlığıyla iş birliği içinde, Suriye devrimi sırasında Beyda-Banyas katliamı da dahil olmak üzere halkımıza karşı katliamlar gerçekleştiren suçlu Miraç Ural, namıdiğer Ali Keyali’yi yakalamasından dolayı kutluyoruz. Zaman geçse de geçmese de katil suçluların tamamı yakalanacak. Güvenlik birimlerimizin takibinden kaçış yok.”

Suriye makamları, 4 Ekim’de de aynı katliama katılmakla suçladıkları ve Ural’ın yardımcısı olarak nitelendirdikleri Cemal Trablusi’nin gözaltına alındığını duyurmuştu.

Suriye yönetimi, Esad rejimi döneminde sivillere yönelik ihlallere karışan kişileri yakalamaya yönelik operasyonlarını sürdürüyor. Yetkililer, bu girişimleri geçiş dönemi adaleti ve işlenen suçlardan sorumlu kişilerin hesap vermesini sağlama çabalarının bir parçası olarak tanımlıyor.

Suriye’de muhalifler, 8 Aralık 2024’te başkent Şam’a girerek yönetimi babası Hafız Esad’dan devralan Beşşar Esad rejimini devirmişti.


Koalisyon: Medine’de bir seyir füzesi, Suudi Arabistan’ın güneyi ve doğusunda 3 İHA imha edildi

Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
TT

Koalisyon: Medine’de bir seyir füzesi, Suudi Arabistan’ın güneyi ve doğusunda 3 İHA imha edildi

Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)

Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyonun Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, Husiler tarafından fırlatılan bir seyir füzesinin Medine bölgesinde önlenerek imha edildiğini açıkladı.

Maliki, sosyal medya platformu X’teki resmî hesabından yaptığı açıklamada, perşembe günü Suudi Arabistan’ın güneyindeki Hamis Muşayt kentinde ve Doğu Bölgesi’nde ikişer değil, birer İHA’nın, ayrıca güney bölgesine yönelen üçüncü bir İHA’nın önlenerek imha edildiğini bildirdi.

Koalisyon, operasyonel tedbirlerin sıkı şekilde uygulandığını vurgulayarak Husilerin saldırı kapasitesinin etkisiz hale getirileceğini ve imha edileceğini, sivillerin korunacağını belirtti.


Koalisyon: Husiler sivil tesislere yönelik terör saldırılarını derhal durdurmalı

Koalisyon: Husiler sivil tesislere yönelik terör saldırılarını derhal durdurmalı
TT

Koalisyon: Husiler sivil tesislere yönelik terör saldırılarını derhal durdurmalı

Koalisyon: Husiler sivil tesislere yönelik terör saldırılarını derhal durdurmalı

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, İran destekli Husilerin ekim ayında Riyad Havalimanı'na 20 saldırı düzenlediğini belirterek, sivil tesisleri hedef alan “terör operasyonlarını” derhal durdurmaları gerektiğini söyledi.

Maliki, Riyad'da düzenlediği basın toplantısında, bu ay havalimanını hedef alan saldırıların listesini sundu. Maliki, “Husiler, havalimanları, limanlar, petrol tesisleri ve altyapı dahil olmak üzere sivilleri ve sivil unsurları hedef alan tüm terör operasyonlarını derhal durdurmalıdır” dedi.

Maliki, “Husi milisler bölgesel aktörlerin yardımıyla gelişmiş teknolojiler elde etmek için çalışmalar yürüttü” ifadelerini kullanarak, Husilerin balistik füzeler, saldırı ve intihar amaçlı insansız hava araçları ile bomba yüklü sürat teknelerine sahip olduğunu belirtti.

Bu sırada Yemen'de meşru hükümeti destekleyen koalisyon, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarına karşı koymayı sürdürdü. Koalisyon, Husilerin Riyad'a fırlattığı bir balistik füzenin önlenip imha edilmesinin ardından Doğu Bölgesi'nde bir insansız hava aracının da engellenerek imha edildiğini açıkladı.

Suudi Sivil Savunma Müdürlüğü ise Riyad'da bir balistik füzenin önlenmesi sırasında düşen şarapneller nedeniyle Arap uyruklu bir kişinin yaralandığını, bir konut ile bir araçta sınırlı çapta maddi hasar meydana geldiğini bildirdi.