Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirttihttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5238939-t%C3%BCrkiye-ve-%C3%BCrd%C3%BCn-gazze%E2%80%99de-bar%C4%B1%C5%9F-plan%C4%B1n%C4%B1n-uygulanmas%C4%B1n%C4%B1n-s%C3%BCrd%C3%BCr%C3%BClmesi
Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.
Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.
Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.
Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.
Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.
Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.
Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.
Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.
Koalisyon güçleri Riyad saldırısında kullanılan füze rampasının imha edildiğini duyurduhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5327539-koalisyon-g%C3%BC%C3%A7leri-riyad-sald%C4%B1r%C4%B1s%C4%B1nda-kullan%C4%B1lan-f%C3%BCze-rampas%C4%B1n%C4%B1n-imha
Koalisyon güçleri Riyad saldırısında kullanılan füze rampasının imha edildiğini duyurdu
Yemen'de Meşru Hükümete Destek Koalisyonu, Riyad'a düzenlenen saldırıda kullanılan bir balistik füze fırlatma rampasının imha edildiğini duyurdu.
Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, imha operasyonunun Suudi Arabistan'a yönelik eli kulağında bir saldırının hazırlıkları sürerken, Sana'da gerçekleştirildiğini bildirdi.
Koalisyon daha önce dün, Husi milisler tarafından fırlatılan bir balistik füzenin Riyad şehrinin kuzeyinde engellenerek imha edildiğini açıklamıştı.
Tümgeneral el-Maliki, "Fırlatma rampasını Koalisyonun istihbarat sistemiyle Sana semalarında takip ediyoruz ve imha edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Süveyda'da el-Hicri yandaşlarının 7 Ekim’in yıl dönümünde İsrail'e destek vermesi kınandıhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5327529-s%C3%BCveydada-el-hicri-yanda%C5%9Flar%C4%B1n%C4%B1n-7-ekim%E2%80%99-y%C4%B1l-d%C3%B6n%C3%BCm%C3%BCnde-i%CC%87sraile-destek-vermesi
Süveyda’daki Es-Seyr Meydanı’nda (eski adıyla Kerame Meydanı), 7 Ekim’in yıl dönümünde İsrail ve Netanyahu’ya destek amacıyla düzenlenen gösteri. (El-Hicri yanlısı siteler)
Süveyda'da el-Hicri yandaşlarının 7 Ekim’in yıl dönümünde İsrail'e destek vermesi kınandı
Süveyda’daki Es-Seyr Meydanı’nda (eski adıyla Kerame Meydanı), 7 Ekim’in yıl dönümünde İsrail ve Netanyahu’ya destek amacıyla düzenlenen gösteri. (El-Hicri yanlısı siteler)
Suriye'nin Dürzi nüfusun çoğunlukta olduğu Süveyda vilayetindeki kaynaklar, Ruhani Lider (Şeyh el-Akl) Hikmet el-Hicri'nin takipçileri tarafından çarşamba günü 7 Ekim saldırılarının yıl dönümünde İsrail ile dayanışma amacıyla düzenlenen etkinlikleri kınadı. Suriye hükümeti ile Dürziler arasında arabuluculuk yürüten Dürzi bir isim, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, Hicri hareketine karşı "alternatif bir akımın" oluşumunun tamamlandığını açıkladı.
Süveyda kentinde bugün, İsrail bayraklarının yanı sıra İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile vilayetin büyük bölümünde (Süveyda kenti dahil) kontrolü elinde tutan "Ulusal Muhafızlar" grubunun lideri Şeyh Hicri'nin fotoğraflarının taşındığı bir gösteri ve konvoy düzenlendi. Kendisine bağlı güçlerle daha önce "Başan Devleti" adını verdiği yapının kuruluşunu ilan eden Hicri kanadı, bu gösteriyi 2023'ten bu yana Gazze savaşını başlatan 7 Ekim saldırılarının yıl dönümünde İsrail ile dayanışma amacıyla gerçekleştirdi.
Süveyda kentindeki kaynaklar Şarku’l Avsat'a yaptıkları değerlendirmede, "Hicri'nin çeteleri" olarak nitelendirdikleri grubun katıldığı bu etkinliklerin İsrail'in kucağına atılmak için izlenen yöntemlerden biri olduğunu belirterek, bunun yerine İsrail tarafından katledilen binlerce Gazzeli çocukla dayanışma gösterilmesi gerektiğini vurguladı.
Süveyda'da Hikmet el-Hicri yanlısı grubun, 7 Ekim olaylarında İsrail işgaliyle dayanışma amacıyla düzenlediği yürüyüş (Hicri yanlısı web siteleri)
Diğer yandan, Süveyda vilayetinde Temmuz 2025'teki kanlı olaylardan bu yana süren krizi çözmek amacıyla "Suriye hükümeti ile Dürziler arasında arabuluculuk" yürüten Dürzi bir kaynak, 15 üyeden oluşan ve Süveyda'daki aileleri, şeyhleri, akademisyenleri ile entelektüel kesimleri temsil eden geniş bir danışma kuruluna sahip "Acil Durum Komitesi"nin kurulduğunu açıkladı. Kaynağımız, bu aşamada arabuluculuk sürecinin gizliliğini ve katılanların güvenliğini sağlamak adına isminin açıklanmamasını tercih etti.
Kaynak, komitenin Süveyda içinden ve dışından Dürzi şahsiyetlerin yanı sıra yurt dışındaki Suriyeli Dürzi toplumundan isimleri de barındırdığını kaydetti.
Suriye içi çözüm
Kaynak; hükümet ile Süveyda halkı arasında, Şeyh Hicri'nin artık çözümün değil sorunun bir parçası haline geldiği yönünde zımni bir uzlaşma ve yüksek bir bilincin bulunduğunu belirtti. İki taraf arasında "her türlü çözümün Suriyeliler arasında (Suriye içi) olması gerektiği ve bundan taviz verilmeyeceği" konusunda prensip anlaşması sağlandığı ifade edildi.
Süveyda halkının tamamının, hükümetin Temmuz 2025 olaylarından önce Süveyda halkı tarafından sunulan neredeyse tüm talepleri kabul ettiğinin ve vilayet halkının güvenliğini ve onurunu güvence altına alacak şekilde hâlen pek çok şey sunmaya hazır olduğunun bilincinde olduğunu belirten kaynak, iki tarafın çıkarının ortak olduğunu vurguladı: Tüm ülke topraklarında Suriye egemenliğinin sağlanması ve özellikle kendi bölgeleriyle ilgili konularda Dürzilerin ulusal karar alma süreçlerinde temsil edilmesi.
Ancak sözcü, Suriye hükümetinin Dürzilerle çalışırken "vatansever olan fakat Süveyda'daki çözümlerin niteliği konusunda hükümetle kısmen ayrışan güçlü Dürzi ulusal figürleri göz ardı etme ve ötekileştirme eğiliminde olduğu" eleştirisinde bulundu.
Sözcü, "Suriye hükümeti, vilayetteki Dürzilerin Şam karşısında kendilerini kararlı bir şekilde temsil edemeyeceğini ve haklarını talep edemeyeceğini düşündüğü kişileri destekledi. Dolayısıyla toplumun kaygılarını, çıkarlarını ve endişelerini temsil eden liderlerle temas kurmadı" dedi.
Bu durumun hükümet tarafından düzeltilmesi gereken bir sorun olduğunu vurgulayan sözcü; dış güçlerin piyonu olmayan, hükümet karşısında eğilmeyen, aynı zamanda hem vatanın hem de toplumun çıkarlarını kararlılıkla savunan Dürzi şahsiyetlerle iş birliği yapılması gerektiğini ifade etti.
Süveyda'dan Suriye vatandaşları günlük işlerini kolaylaştırmak adına valilik binasında işlemleriyle ilgileniyor (Süveyda Valiliği)
Sözcü, "Süveyda krizini çözmek için büyük bir umut var, ancak asıl sorun İsrail'de. Bu iki konu birbiriyle yakından bağlantılı; bunların birbirinden ayrılması ve Süveyda sorununun Suriyeliler arasında çözülmesi gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. Arabuluculuk sürecinin şu anda hükümetin ne sunacağı ve Süveyda halkının neyi kabul edeceği üzerine odaklandığını kaydedederek, hükümet tarafının bu taleplere olumlu cevap verdiğini belirtti.
Sonuç olarak her iki taraf arasında büyük bir uzlaşı ve Suriyeliler olarak çıkarlarının ortak olduğuna dair bir bilinç bulunuyor. Dürzi toplumuna zarar veren şey Suriye'ye de zarar verir; Suriye'ye zarar veren şey Dürzi toplumuna da zarar verir. Ancak süreç, vilayette her türlü çözümü engelleyen odaklarla —yani Hicri'nin oğlu Selman tarafından yönetilen 'Güvenlik Ofisi' liderliğiyle— nasıl bir çözüm izleneceğine bağlı.
Tamamen güvenlik odaklı bir engel
Sözcü, masada pek çok çözümün bulunduğunu ancak bunlar üzerinde uzlaşmanın, arabuluculuk aşamasından tek masa etrafındaki doğrudan müzakereler aşamasına geçildiğinde gerçekleşeceğini vurguladı.
Sözcü şöyle devam etti: "Müzakerelerde siyasi ve sosyal boyutun çözüldüğü, birçok konuda anlaşmaya varıldığı görüldü. Geride kalan tek engel tamamen güvenlik odaklı; o da vatansever bir unsur olduğu için 'çetelerle' mücadele edecek, para, mühimmat ve medya desteğiyle güçlendirilecek tarafın kim olacağı meselesidir."
Komitenin gün yüzüne çıkması için ABD Elçisi ve uluslararası toplum tarafından "çete" olarak nitelendirilen yapıların nüfuzuna son verilmesi gerektiğini belirten kaynak, "Şu anda üzerinde çalışılan ve incelenen sorun bu; burada İsrail faktörü devreye giriyor" dedi.
Sözcü, "2026 yılı başından bu yana İsrail'in Hicri'ye maddi destek göndermediğini" belirterek, ABD'nin genel olarak Suriye konusunda İsrail üzerinde muazzam bir baskı uyguladığına ve Süveyda'nın Suriye-ABD-İsrail ilişkilerinde küçük bir detay olduğuna dikkat çekti.
Sözcü konuşması sırasında, ellerine ihanet, doğrudan ajanlık ve vatana komplo bulaşmamış kişiler ile "çete ve çapulcu" olarak nitelendirilenler arasında ayrım yapılması gerektiğini, birinci gruptakilerin Süveyda'da ve gelecekte devlet kurumlarında yeri olacağını vurguladı.
"Ulusal Muhafızlar" içindeki anlaşmazlıklar artıyor
"Ulusal Muhafızlar" bünyesindeki gruplar arasında artan anlaşmazlıkların bir göstergesi olarak, Süveyda'daki en büyük yerel silahlı gruplardan biri olan (yaklaşık 8 bin savaşçıya sahip) "Rical el-Kerame" (Onurlu Adamlar Hareketi) liderlerinden Basım Ebu Fahr, isim vermeden Hicri ve destekçilerini, vilayet halkını bir "kan projesine" sürüklemekle suçladı.
Ebu Fahr, Facebook hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: "İnsanları bir kan projesinin içine soktular; bunun için başkalarını kışkırtan, aşağılıkları öne çıkaran ve şerefli insanları arkadan bıçaklayan yüzlerce hesap görevlendirdiler. Sonunda kandırılanların zihninde hakkı batıl, batılı da hak yaptılar."
Şarku’l Avsat'ın edindiği bilgilere göre Ebu Fahr ailesinden paylaşılan bu ifadeleri kınamaları ve reddetmeleri istendi; ancak ailenin çoğunluğu bu metni reddetmeyi kabul etmedi.
DEAŞ hücrelerinin saldırıları Bağdat’ın kuzeyinde güvenlik güçlerini hazırlıksız yakaladı https://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5327527-dea%C5%9F-h%C3%BCcrelerinin-sald%C4%B1r%C4%B1lar%C4%B1-ba%C4%9Fdat%E2%80%99%C4%B1n-kuzeyinde-g%C3%BCvenlik-g%C3%BC%C3%A7lerini
Bir Irak'lı, 29 Eylül 2026 tarihinde Bağdat'taki bir yol kenarında, 'DEAŞ'a karşı Uluslararası Koalisyon'un görevinin sona ermesiyle eş zamanlı olarak yer alan reklam panosunun yanından geçiyor. (AFP)
DEAŞ hücrelerinin saldırıları Bağdat’ın kuzeyinde güvenlik güçlerini hazırlıksız yakaladı
Bir Irak'lı, 29 Eylül 2026 tarihinde Bağdat'taki bir yol kenarında, 'DEAŞ'a karşı Uluslararası Koalisyon'un görevinin sona ermesiyle eş zamanlı olarak yer alan reklam panosunun yanından geçiyor. (AFP)
Irak güvenlik güçleri, "DEAŞ" hücreleri tarafından gerçekleştirildiğinden şüphelenilen sürpriz saldırıların ardından dün Bağdat'ın kuzeyindeki Havice kentine bağlı köylerde sokağa çıkma yasağı ilan etti.
Pazartesi ve salı günleri silahlı kişilerin Federal Polis devriyelerine düzenlediği saldırılarda güvenlik personeli hayatını kaybetti ve yaralandı. Güvenlik kaynakları, saldırganların ağır makineli tüfekler ve keskin nişancı tüfekleri kullandığını, bu sırada bazı termal kameraların devreden çıktığını bildirdi.
Federal Polis Kuvvetleri Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada, saldırıyı püskürtmeye çalışan bir personelin hayatını kaybettiği belirtildi. Kerkük İl Meclisi Güvenlik ve Savunma Komisyonu Başkanı Ahmed Remzi ise "Saldırı, uyuyan hücrelerin tehlikesinin devam ettiğini doğruluyor," ifadelerini kullanarak, bu tür saldırıların tekrarlanmasını önlemek amacıyla istihbarat çalışmalarının ve güvenlik operasyonlarının artırılması çağrısında bulundu.
Şarku’l Avsat’ın ulaştığı uzmanlar, DEAŞ'ın sahada kalıcı varlık gösterme kabiliyetini uzak bir ihtimal olarak değerlendirmekle birlikte, aktif hücrelerin halen "el yapımı patlayıcılar ve canlı bomba yeleklerine" sahip olduğuna dikkat çekti.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة