İsrail'in Batı Şeria için yeni tedbirleri neye yol açacak?

İsrail buldozerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Cenin yakınlarında yerleşim yerleri inşa etmek için araziyi düzleştiriyor (EPA)
İsrail buldozerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Cenin yakınlarında yerleşim yerleri inşa etmek için araziyi düzleştiriyor (EPA)
TT

İsrail'in Batı Şeria için yeni tedbirleri neye yol açacak?

İsrail buldozerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Cenin yakınlarında yerleşim yerleri inşa etmek için araziyi düzleştiriyor (EPA)
İsrail buldozerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Cenin yakınlarında yerleşim yerleri inşa etmek için araziyi düzleştiriyor (EPA)

Uzmanlar, İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria ile ilgili duyurduğu ve uluslararası alanda geniş çapta kınanan yeni tedbirlerini, İsrailli yerleşimcilerin arazi satın almasını kolaylaştırarak, Filistin Yönetimi'ni zayıflatarak ve Filistinlileri giderek daha izole olan bölgelerde kuşatarak ilhak yolunda atılmış bir başka adım olarak değerlendirdi.

İsrail söz konusu tedbirlere dair metni kamuoyuna açıklamazken bazı tedbirler bakanlık açıklamalarında yer aldı. Aşağıda, yürürlüğe gireceği kesin tarihi bilinmeyen, ancak İsrail Güvenlik Kabinesi tarafından kabul edildikten sonra başka bir tarafın onayı gerekmeyen yeni tedbirlerin beklenen başlıca sonuçları yer alıyor.

Arazi satışındaki kısıtlamaların kaldırılması

Yeni tedbirler, İsrailli yerleşimcilerin arazi satın almasını kolaylaştırıyor. Bu önlemler arasında, 1967'den beri İsrail'in işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da Yahudilerin doğrudan arazi satın almasını yasaklayan, onlarca yıllık bir yasanın yürürlükten kaldırılması da bulunuyor.

İsrailli yerleşimciler, şimdiye kadar şirketler aracılığıyla arazi satın alıyordu. Yeni tedbirlere göre İsraillilerin veya aracı şirketlerin arazi satın almak için devletten özel izin almaya gerek kalmayacak.

Kendisi de bir yerleşim biriminde yaşayan aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, bunu ‘Yahudiye ve Samarya’daki (Batı Şeria'nın İncil'deki adı) yerleşim için tarihi bir gün’ olarak nitelendirdi. Smotrich, bu tedbirlerin ‘Yahudilerin Tel Aviv veya Kudüs'te olduğu gibi Yahudiye ve Samarya’da da arazi satın almalarına olanak tanıyacağını’ söyledi.

İsrail'in ilhak ettiği Doğu Kudüs hariç, 500 binden fazla İsrailli, uluslararası hukuka göre yasadışı olan yerleşim yerlerinde ve ileri karakollarda, üç milyon Filistinli ile birlikte yaşıyor.

Yerleşim faaliyetlerine karşı çıkan İsrailli sivil toplum örgütü Peace Now'a göre İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun mevcut hükümeti altında, Batı Şeria'da onaylanan yerleşimlerin sayısı önemli ölçüde artarak 2025 yılında rekor bir sayı olan 52'ye ulaştı.

Yıllardır, aşırı sağın en önde gelen iki ismi olan Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir gibi bakanlar, Batı Şeria'nın ilhakını talep ediyorlar.

Filistinli siyaset araştırmacısı Ali el-Cerbavi, Fransız Haber Ajansı AFP’ye yaptığı açıklamada, “Smotrich, Ben-Gvir ve diğerleri uzun zamandır bize bunun onların politikası olduğunu söylüyorlardı. Şimdi bu gerçek oldu” dedi.

Filistinlileri küçük toprak parçalarında kuşatmak

Bu önlemler, İsrail'in Filistin Yönetimi'nin idaresindeki Batı Şeria'nın bazı bölgeleri üzerindeki kontrolünü de güçlendiriyor. Oslo Anlaşmaları uyarınca Batı Şeria, A, B ve C bölgelerine ayrılmış ve ilk ikisi, yani toprakların yaklaşık yüzde 40'ını temsil eden kısımlar Filistin'in kontrol ve idaresine devredilmişti.

Smotrich'e göre yeni tedbirler ‘su ihlalleri, arkeolojik alanlara verilen zarar ve tüm bölgeyi kirleten çevre ihlalleri’ ile mücadele etmek amacıyla İsrail'in bu iki bölge üzerindeki kontrolünü genişletecek.

Ancak Filistin araştırma merkezi eş-Şabaka'dan uzman Fethi Nimer, bu ‘çok belirsiz’ ifadenin Filistinlileri yerlerinden etmek için kullanılabileceğini iddia ediyor. Ali el-Cerbavi de bu görüşü paylaşıyor ve İsraillilerin ‘Filistinlileri küçük toprak parçalarına, başlıca şehirlerine sıkıştırmak ve onları izole edilmiş bölgelere dönüştürmek ve geri kalan toprakları yutmak’ olduğunu savundu.

İsrail merkezli yerleşim karşıtı örgüt Peace Now'dan Yonatan Mizrahi, bu adımların Filistin Yönetimi'ni daha da zayıflatacağına inanıyor.

Mizrahi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İsrail, son üç yıldır gördüğümüz gibi ilhak sürecini ilerletiyor, ancak bu durumda önemli olan bir diğer nokta da İsrail'in Filistin Yönetimi'ni zayıflatmaya karar vermiş olması.”

Dini mekanların kontrol edilmesi

İsrail’in yeni tedbirleri, Batı Şeria'nın güneyindeki iki önemli dini mekanı yönetmesine de olanak tanıyor. Bunlardan birincisi Batı Şeria'nın en büyük şehri El-Halil’de bulunan ve hem İslamiyet hem Hristiyanlık hem de Yahudilik için kutsal olarak kabul edilen İbrahim Camii, ikincisi Beytüllahim yakınlarındaki Bilal Camii (Hz. Yakub’un eşi Rahel’in türbesi de burada bulunuyor).

İsrail'in son tedbirleri, İsrailli yerleşimcilerin askeri koruma altında yaşadığı El-Halil’de belediye yönetmeliklerinde değişiklikler getiriyor.

Şehrin belirli bölgelerinde, özellikle İbrahim Camii çevresinde inşaat ruhsatı verme yetkisi, İsrail ordusuna bağlı Filistin Topraklarındaki Hükümet Aktivitelerini Koordinasyon Birimi'ne (COGAT) devredilecek.

El-Halil Belediye Başkan Yardımcısı Esma eş-Şerbat, yaptığı açıklamada, bu tedbirleri, ‘El-Halil’deki İsrail yerleşim birimlerinin çok hızlı bir şekilde genişlemesine olanak tanıyan tehlikeli’ bir adım olarak nitelendirerek kınadı.

Örneğin İsrail’in söz konusu tedbirlerine göre Beytüllahim Belediyesi’nin idaresinde bulunan Bilal Camii, bu amaçla oluşturulan yeni bir İsrail idaresine bağlanacak.



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.