Mısır Temsilciler Meclisi seçim itirazları konusunda yeni bir sınavla karşı karşıya

Meclis Yasama Komitesi Başkanı, Şarku’l Avsat'a mahkeme kararlarının uygulanması konusunda kararlı olduklarını teyit etti

Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
TT

Mısır Temsilciler Meclisi seçim itirazları konusunda yeni bir sınavla karşı karşıya

Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)

Mısır Temsilciler Meclisi, bazı milletvekillerinin üyeliğinin geçerliliğini sorgulayan mahkeme kararlarıyla ilgili yeni bir siyasi sınavla karşı karşıya. Bu kararların en sonuncusu, geçtiğimiz cumartesi günü iki milletvekilinin üyeliğinin iptal edilmesine ilişkin karardı. Meclis Yasama Komitesi Başkanı, ‘mahkeme kararlarının uygulanmasına tamamen bağlı olduklarını’ teyit etti.

Kahire'nin doğusundaki Şarkiya ilinin Minye el-Kamh bölgesindeki seçim sürecini geçersiz kılan ve yeniden yapılmasını emreden Yargıtay'ın kararının ardından Mısır Temsilciler Meclisi’ne bir bekleyiş havası hakim oldu.

Mahkeme ayrıca, diğer seçim bölgelerine ilişkin olası kararlar beklentisiyle, milletvekilleri Muhammed Şehide ve Halid Meşhur'un üyeliklerini geçersiz kılmaya ve seçim bölgelerinde yeniden seçimler yapılmasına hazırlık olarak zaferlerini iptal etme kararı aldı.

Temsilciler Meclisi Yasama Komitesi Başkanı Danışman Muhammed Eid Mahcub, Meclisin Minye el-Kamh bölgesindeki seçimleri geçersiz kılan karara uyacağını belirterek, devletin yargı kararlarına ve hukukun üstünlüğüne saygı duyduğunu vurguladı.

Mahcub, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, önceki parlamento seçimlerinde, özellikle de ilk aşamada, mahkeme kararlarıyla sonuçları iptal edilen seçim bölgelerinde seçimlerin yeniden yapıldığını hatırlatarak “Mısır devlet kurumları yargı kararlarına saygı duyar ve bunları uygular” ifadelerini kullandı.

Mahcub, kararın ‘olağan prosedür yolunu izleyeceğini, önce kararın gerekçelerinin Yargıtay'ın teknik ofisine sunulmasıyla başlayacağını, ardından dosyanın Temsilciler Meclisi Başkanlığı ve Genel Sekreterliğe, daha sonra da Meclis Yasama Komitesi'ne sevk edileceğini’ açıkladı. Bu idari döngünün tamamlanması için kesin bir zaman dilimi belirlemenin mümkün olmadığını vurguladı.

rgty67u
Mısır Temsilciler Meclisi Başkanı Hişam Bedevi (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)

Mısır basını, Yargıtay'daki bir adli kaynağın, Minye el-Kamh seçim bölgesindeki seçimleri geçersiz kılan kararın nihai ve tüm taraflar için bağlayıcı olduğunu ve temyiz edilemeyeceğini söylediğini aktardı.

Mısır anayasasına göre Temsilciler Meclisi üyelerinin üyelikleri, kararın Meclise bildirildiği tarihten itibaren geçersiz hale gelir.

Yargıtay, Temsilciler Meclisi üyelerinin üyeliklerinin geçerliliği konusunda karar verme yetkisine sahiptir ve temyiz başvuruları, nihai seçim sonuçlarının açıklanmasından itibaren 30 günü geçmeyen bir süre içinde Yargıtay'a sunulmalıdır. Temyiz başvurusu, başvurunun alındığı tarihten itibaren 60 gün içinde karara bağlanır.

Yargıtay avukatı Albert Ansi, mahkeme kararının gerekçeleri hakkındaki yorumunda “Karar, kesin bir sahtekarlık kanıtına değil, seçim sürecini etkileyen usul ihlallerine ve açıklanan sonuçlara tam meşruiyet kazandırmak için gerekli olan temel belgelerin sunulmamasına dayanıyor” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Ansi, “Karar, seçim sürecinin kendisini objektif olarak kınamaktan ziyade, daha çok usule ilişkin ve önleyici bir karar niteliğinde” şeklinde konuştu.

Ansi, bazı milletvekillerinin üyeliklerinin iptal edileceğini ve bir dizi seçim bölgesinde, her seçim bölgesinin özel koşullarına göre değişen prosedürlerle yeniden seçim yapılacağını öne sürdü.

Mısır medyasının tanınan simalarından Ahmed Musa ise Temsilciler Meclisi'nin seçim sürecini bozan unsurları düzeltmek için tarihi bir fırsatı olduğunu söyledi. Yerel bir kanalda yayınlanan programında, Yargıtay kararlarının uygulanmasının ‘parlamento da dahil olmak üzere herkesin görevi olduğunu ve hiçbir bahaneyle ertelenmemesi gerektiğini’ vurgulayan Musa, Ulusal Seçim Otoritesini görevini yerine getirmeye çağırarak, halkın güvenini korumak ve devletin prestijini ve hukukun üstünlüğünü muhafaza etmek için” Temsilciler Meclisi'nden kararlar yayınlanır yayınlanmaz bunları uygulamaya koymasını istedi.

Yargıtay, Batı Delta'daki bir parti listesine üye olan bazı milletvekillerinin üyeliğine karşı yapılan itirazla ilgili nihai kararını 5 Nisan'da verecek.

dfbg
Mısır Temsilciler Meclisi binası (Temsilciler Meclisi resmi internet sitesi)

Ancak analistler, bu mahkeme işlemlerini ‘bekleyen çok sayıda temyiz başvurusu ışığında Mısır Temsilciler Meclisi sahnesinde yaşanan kargaşanın bir işareti’ olarak gördüler. Al-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcısı Imad Gad, bunları ‘Temsilciler Meclisi’nin güvenilirliğini zedeleyen’ bir unsur olarak değerlendirdi.

Gad, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, son parlamento seçimleri sırasında, özellikle seçim yasaları, siyasi partilerin düzenlenmesi ve parti listelerinde ve bağımsız adayların seçilme kriterleri ile ilgili kapsamlı siyasi reformlar yapılması yönünde siyasi ve insan hakları çevrelerinden gelen çağrıları hatırlattı.

Mısırlılar geçtiğimiz ay, seçim usulsüzlükleri nedeniyle bir dizi seçim bölgesinin sonuçlarının iptal edilmesinin ardından, iki ay boyunca sekiz tur süren maraton parlamento seçimlerine veda etti.

Devlet Konseyi Yüksek İdare Mahkemesi'nin Kasım ayında ilk aşamadaki yaklaşık 30 seçim bölgesindeki seçimlerin geçersiz olduğuna karar verdi.

Bu karar, adaylar tarafından yapılan itirazların sonucu olarak alındı. Yüksek Seçim Kurulu da Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi'nin 10 Kasım'da başlayan bu aşamadaki usulsüzlüklerle ilgili açıklamalarının ardından, usulsüzlükler nedeniyle 19 seçim bölgesindeki seçim sonuçlarını iptal etti.



El-Mahmudi beraatinden sonra: Libya'da yeni bir sayfa açalım

Al-Mahmudi, Temmuz 2019'da serbest bırakılmadan önce
Al-Mahmudi, Temmuz 2019'da serbest bırakılmadan önce
TT

El-Mahmudi beraatinden sonra: Libya'da yeni bir sayfa açalım

Al-Mahmudi, Temmuz 2019'da serbest bırakılmadan önce
Al-Mahmudi, Temmuz 2019'da serbest bırakılmadan önce

Bağdadi el-Mahmudi, devrik lider Muammer Kaddafi dönemindeki son başbakan olarak, tüm Libyalılara “kardeşlik ve birlik temelinde yeni bir sayfa açma, acı ve bölünme yıllarını geride bırakma” çağrısında bulundu.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu açıklama, Mahmudî’nin 18 Mayıs’ta eski rejimden 30 diğer yetkiliyle birlikte “17 Şubat Devrimi göstericilerini bastırma” suçlamasından beraat etmesinin ardından yaptığı ilk açıklama oldu. Mahmudî’nin sözleri Libya’da geniş yankı uyandırdı.

Kaddafi döneminde “Genel Halk Komitesi” başkanlığını yürüten Mahmudî, “Günler ne kadar uzun sürerse sürsün, gerçeklerin gömülemeyeceğini ve adaletin gecikse de yok olmayacağını kanıtladı” dedi.

Mahmudî’nin Facebook hesabından yapılan açıklamada ise “Bölünmeler ülkemizi yordu, anlaşmazlıklar gücümüzü zayıflattı. Yaraların üzerine çıkmanın ve Libya’yı her şeyin önünde tutmanın zamanı geldi” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada ayrıca, “Libyalılar arasında kazanan yalnızca vatan olabilir; fitneden kazanç sağlayanlar ise ancak ülkenin düşmanlarıdır” denildi.


Irak... 5 milis grubu silah bırakmaya hazırlanırken, 2 grup ABD’nin şartlarını reddediyor

Bağdat’ta, Suriye sınırındaki el-Kaim’de Halk Seferberlik Güçleri karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi, 2 Mart 2026. (Reuters)
Bağdat’ta, Suriye sınırındaki el-Kaim’de Halk Seferberlik Güçleri karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi, 2 Mart 2026. (Reuters)
TT

Irak... 5 milis grubu silah bırakmaya hazırlanırken, 2 grup ABD’nin şartlarını reddediyor

Bağdat’ta, Suriye sınırındaki el-Kaim’de Halk Seferberlik Güçleri karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi, 2 Mart 2026. (Reuters)
Bağdat’ta, Suriye sınırındaki el-Kaim’de Halk Seferberlik Güçleri karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi, 2 Mart 2026. (Reuters)

Koordinasyon Çerçevesi’ne yakın kaynaklar, çatı yapısı altında faaliyet gösteren beş silahlı grubun silahlarını bırakıp Irak hükümetine teslim etmeye karşı çıkmadığını, buna karşın iki grubun bu adıma sıcak bakmadığını belirtti. Bu gelişme, İran’a yakın silahlı grupların silahsızlandırılması ve temsilcilerinin Başbakan Ali ez-Zeydi liderliğindeki yeni hükümette üst düzey görevlere getirilmemesine yönelik ABD şartlarına bir yanıt olarak değerlendiriliyor.

Kaynaklara göre silah bırakmaya yönelen gruplar arasında, Kays el-Hazali liderliğindeki Asaib Ehli’l Hak, Hadi el-Amiri liderliğindeki Bedir Örgütü ile Ketaib Seyyid eş-Şüheda, Ketaib Saarallah ve Ketaib İmam Ali yer alıyor. ABD yaptırımları bu grupların tamamını kapsarken, Bedir Örgütü yaptırım listesinde bulunmuyor.

Silah bırakmayı reddeden gruplar arasında ise Nuceba Hareketi ile Ketaib Hizbullah öne çıkıyor. Her iki yapı da ABD’nin yaptırım ve terör listelerinde yer alıyor.

Irak Sağlık Bakanı Abdulhuseyin el-Musevi cumartesi günü yaptığı basın açıklamasında, bazı grupların silah bırakmayı kabul ettiği yönündeki haberleri doğruladı.

Eski CIA Direktörü David Petraeus’un yaklaşık 10 gün önce Irak’ı ziyaret ederek, silahlı grupların silahlarıyla ilgili olduğu düşünülen görüşmeler gerçekleştirdiği belirtildi. Petraeus’un, Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan, Meclis Başkanı Heybet el-Halbusi, İçişleri Bakanı ve diğer yetkililerle bir araya geldiği aktarıldı.

Bazı grupların silah bırakmaya hazır olduğuna ilişkin açıklamalara rağmen, sürecin nasıl yürütüleceğine dair belirsizlik sürüyor. Çünkü grupların büyük bölümü Halk Seferberlik Güçleri yapısıyla bağlantılı bulunuyor. Konuya ilişkin bilgi sahibi kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, sürecin silahlı grupları temsil eden taraflarla ABD arasında yürütülecek açık ve belirli müzakerelerle bağlantılı olabileceğini söyledi. Kaynaklar, Washington’ın bu grupların hükümete katılmasına karşı çıktığını, buna karşılık silah bırakılması şartıyla siyasi süreçte kalmalarına ve devlet kademelerinde görev almalarına izin verilmesinin gündeme gelebileceğini ifade etti.

Yardımcı faktörler grubu

Şii siyasal İslam grupları konusunda araştırmacı ve uzman olan Nizar Haydar, silahsızlandırma dosyasının ‘kesinlikle kolay görünmediğini’ söyledi. Haydar, konunun uzun yıllar boyunca biriken nedenler nedeniyle karmaşık hale geldiğini, bunun da devlet ve anayasal kurumlar aleyhine silahlı grupların aşırı güç kazanmasına yol açtığını belirtti. Şarku’l Avsat’a konuşan Haydar, Tahran’ın bu dosyadaki güçlü ve derin etkisine dikkat çekerek, İran’ın nüfuzundan kolayca vazgeçmeyeceğini ifade etti. Buna rağmen Haydar, silahlı grupların silahlarıyla ilgili karmaşık dosyanın çözümüne yardımcı olabilecek birçok unsur bulunduğunu söyledi. Bu unsurlar arasında, Necef dini merciinin konuya ilişkin açık ve net tutumunun da yer aldığını belirten Haydar, bunun hükümet ve devlete destek sağlayabileceğini ifade etti. Haydar’a göre bu yaklaşım, silahlı grupların devlet otoritesi dışında silah bulundurmalarını meşrulaştırmak için kullandıkları sözde dini meşruiyetin geri çekilmesine katkı sunabilir.

dfgthyuı
Halk Seferberlik Güçleri, ülkenin güneyindeki Kerbela çölünde bir güvenlik operasyonu başlattı, 12 Mayıs 2026. (Kurumun internet sitesi)

Haydar, Başbakan Ali ez-Zeydi’nın hükümet programında silahların yalnızca devletin elinde toplanması ve hukukun uygulanması konusunun öncelikli başlık olarak yer aldığını belirtti. Haydar, bu yaklaşımın hükümet programının temel unsurlarından biri olduğunu ve parlamentonun güvenoyunun da bu esas üzerine verildiğini söyledi.

Haydar ayrıca, Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan’ın da konuya ilişkin net açıklamalar yaptığını ifade etti. Zeydan’ın silahların yalnızca devletin kontrolünde olması gerektiğini savunduğunu belirten Haydar, bu ilkeye karşı çıkanlara yönelik tüm yasal adımların atılacağı yönünde mesaj verildiğini kaydetti.

Bu unsurlara ek olarak Haydar, ABD’nin dosyanın çözümüne yönelik kararlı tutumuna dikkat çekti. Washington’ın Irak hükümetine silahlı gruplar meselesini sonuçlandırma konusunda destek verme isteği gösterdiğini ifade eden Haydar, ABD’nin özellikle bu grupların silah bırakıp silahlı yapılanmalarını dağıtmadan Zeydi hükümetinde yer almalarına kesin biçimde karşı çıktığını söyledi.

Aşamalı taktik

Siyasi Düşünce Merkezi Başkanı İhsan eş-Şemmari ise silahlı grupların silah bırakmayı kabul etmesini ‘geçici bir taktik’ olarak değerlendirdi.

Şemmari, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Silahların tasfiyesi ya da bırakılmasının hangi başlık altında gerçekleştiğinden bağımsız olarak, bunun silah olgusunun tamamen sona erdirilmesinden çok geçici ve taktiksel bir adım olarak görülmesi gerekir” dedi. Şemmari, grupların mevcut aşamada ABD ya da Başkan Donald Trump ile karşı karşıya gelmek istemediğini belirtti. Trump’ın gerek Lübnan gerek Irak’ta devlet dışındaki silahlı yapıları tasfiye etme konusunda büyük kararlılık gösterdiğini ifade etti.

Silahlı grupların bu adımı benimsemesinin kalıcı bir inançtan kaynaklanmadığını savunan Şemmari, bunun devlet, anayasa ve hukuk düzenine bağlılık göstergesi olmadığını söyledi. Şemmari’ye göre süreç, iç siyasi hesapların yanı sıra ABD-İran gerilimine bağlı bölgesel dengeler ve ‘en az kayıpla çıkış’ anlayışıyla bağlantılı.

Şemmari, İran’ın ABD şartları karşısında geri adım atmasının Irak’taki müttefik gruplar üzerinde de etkili olmuş olabileceğini belirtti. Bu durumun, söz konusu yapıların silah bırakmayı ve hükümet faaliyetlerinde varlıklarını sürdürebilmek için asgari koşulları kabul etmelerini teşvik ettiğini ifade etti.

İran’ın geçmişte benimsediği ‘ABD ile müzakere etmeme’ yaklaşımından geri adım atmasının Iraklı gruplara da yansıdığını söyleyen Şemmari, “Amaç İran’daki rejimin ve Irak’taki müttefiklerinin ayakta kalmasıdır” dedi.

Ali ez-Zeydi hükümetinin silahlı grupların silahsızlandırılmasına ilişkin programını uygulama kapasitesine değinen Şemmari, hükümetin grupların bu düşünce yapısının farkında olduğunu belirtti. Şemmari, hükümetin bu süreci zorunluluktan kabul ettiğini ve Tahran çizgisine yönelmek zorunda kalabileceğini söyledi. İran’ın, silahlı gruplar ve onların silahları üzerindeki belirleyici etkiye sahip olduğunu da sözlerine ekledi.


Siyasi gerilimlere rağmen, İsrail'den Mısır'a doğalgaz akışı "istikrarlı" olarak sürüyor

Mısır'ın Doğu Akdeniz'deki Zohr doğalgaz sahası (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır'ın Doğu Akdeniz'deki Zohr doğalgaz sahası (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Siyasi gerilimlere rağmen, İsrail'den Mısır'a doğalgaz akışı "istikrarlı" olarak sürüyor

Mısır'ın Doğu Akdeniz'deki Zohr doğalgaz sahası (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır'ın Doğu Akdeniz'deki Zohr doğalgaz sahası (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati’nin ifadesiyle, İsrail’in "saldırgan politikaları" nedeniyle ikili ilişkilerin zarar gördüğünün kabul edilmesine ve siyasi düzeydeki temasların durma noktasına gelmesine rağmen, bu durum İsrail gazının Mısır'a akışına engel teşkil etmedi. Hatta yaz aylarındaki yüksek tüketimi karşılamak amacıyla önümüzdeki dönemde bu sevkiyatın daha da artması bekleniyor.

Mısır Petrol Bakanlığı Sözcüsü Mahmud Naci, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, "İsrail gazı tedariki, imzalanan sözleşmeler ve normal oranlar doğrultusunda istikrarlı bir şekilde devam ediyor" dedi. Naci, günlük pompalama oranlarının iki taraf arasındaki anlaşma takvimine uygun olarak seyrettiğini vurguladı.

Mısır Senatosu Enerji Komisyonu Başkanı ve eski Petrol Bakanı Usame Kemal ise sevkiyatın artma ihtimaline değindi. Şarku’l Avsat’a konuşan Kemal, artış anlaşmasının hayata geçirilmesinin bölgedeki istikrara, özellikle de İran ile yapılması muhtemel bir anlaşmaya bağlı olduğunu ifade etti.

Ancak Petrol Bakanlığı Sözcüsü, İsrail gazı tedarikinde yakın zamanda bir artış olup olmayacağı konusunda net bir bilgi vermekten kaçınarak, "Sabit olan tek şey, gaz ithalatının iki taraf arasındaki ticari anlaşmalara uygun olarak normal seyrinde ilerlediğidir" ifadelerini kullandı.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi, 2017 Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısı sırasında İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile bir görüşme gerçekleştirdi (Mısır Dönem Başkanlığı)Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi, 2017 Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısı sırasında İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile bir görüşme gerçekleştirdi (Mısır Dönem Başkanlığı)

Milyarlarca dolarlık anlaşmalar ve tarihsel süreç

İsrail’in Mısır’a gaz akışı, İran ile yaşanan gerilim nedeniyle verilen bir aylık aranın ardından geçen ay neredeyse tamamen eski seyrine döndü.

Geçtiğimiz aralık ayında İsrail, Mısır ile 15 yıllık dönemi kapsayan ve değeri 35 milyar doları bulan tarihindeki en büyük gaz anlaşmasını imzaladı. Bu anlaşma uyarınca, yaklaşık 600 milyar metreküp rezerve sahip olan "Leviathan" sahasından Mısır'a 130 milyar metreküp doğalgaz ihraç edilecek.

Mısır ve İsrail, gaz alanında uzun yıllara dayanan bir iş birliğine sahip. Mısır, 2005 yılında el-Ariş - Aşkelon boru hattı üzerinden İsrail'e gaz ihraç etmek için bir anlaşma imzalamış, ancak Sina Yarımadası'ndaki hata yönelik tekrarlanan saldırılar nedeniyle 2012'de sevkiyat durmuştu. İki ülke arasındaki gaz tedariki ancak 2020 yılında yeniden başlayabildi.

Resim  Doğu Akdeniz'deki Zohr doğalgaz sahası (Mısır Başkanlığı)Doğu Akdeniz'deki Zohr doğalgaz sahası (Mısır Başkanlığı)

Siyaset ve ekonomi ayrımı

Kahire Amerikan Üniversitesi Öğretim Üyesi Cemal e-Kalyubi, Mısır’ın belirgin siyasi görüş ayrılıklarına rağmen İsrail gazı meselesine tamamen ekonomik bir perspektiften yaklaştığı görüşünde. El-Kalyubi, gaz dosyasının "tamamen ticari ve ekonomik ilişkiler ile anlaşmalar tarafından yönetildiğini" belirterek, "Mısır siyasetinin temel ilkelerinden, özellikle de Filistin halkı dahil olmak üzere Arap ülkelerine yönelik saldırganlığın reddedilmesinden taviz verilmesi mümkün değildir" dedi.

Geçtiğimiz salı günü bir televizyon mülakatında konuşan Mısır Dışişleri Bakanı, "İki ülke arasındaki ilişkiler, İsrail'in başta Batı Şeria, Gazze Şeridi ve Lübnan olmak üzere Arap ülkelerine yönelik saldırgan politikalarından etkilenmiştir" açıklamasında bulundu.

İki ülke arasındaki ilişkiler, barış anlaşmasından bu yana bugünkü kadar gerilimli bir döneme sahne olmamıştı. Bu gerilim; İsrail'in barış antlaşmasını ihlal ederek Mısır sınırındaki " Selahaddin Koridoru”nu (Filadelfiya Koridoru), ardından Mısır ara buluculuğuyla Ocak 2025'te varılan ateşkesi bozarak "Morag Koridoru"nu ve Refah Sınır Kapısı'nın Filistin tarafını işgal etmesiyle arttı. Ekim ayında varılan mutabakat ise her gün ihlal edilmeye devam ediyor.

Coğrafi avantaj ve alternatifler

Ortak sınır ve coğrafi yakınlık, Mısır ile İsrail arasındaki gaz anlaşmalarına rekabet avantajı sağlıyor. Geçtiğimiz eylül ayında Mısır Petrol Bakanı Kerim Bedevi yaptığı basın açıklamasında, "İsrail gazının, diğer bölgelerden ithal edilen gaza kıyasla daha ucuz olduğunu" belirtmişti.

El-Kalyubi’ye göre İsrail, gaz üretiminde genişlemeci bir plana sahip ve ihracatını artırmak için Mısır'daki sıvılaştırma tesislerine güveniyor. Ancak el-Kalyubi, Mısır’ın iç tüketimi karşılamak için ithalat kaynaklarını çeşitlendirdiğini ve tamamen İsrail gazına bağımlı olmadığını vurgulayarak, "Bu nedenle, gaz akışının kesilmesi ya da sürmesi Mısır’ı büyük ölçüde etkilemeyecektir" değerlendirmesinde bulundu.