Gazze Burada Radyosu... Yıkılmış Filistin topraklarındaki halkın sesihttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5240748-gazze-burada-radyosu-y%C4%B1k%C4%B1lm%C4%B1%C5%9F-filistin-topraklar%C4%B1ndaki-halk%C4%B1n-sesi
Gazze Burada Radyosu... Yıkılmış Filistin topraklarındaki halkın sesi
Gazze Şeridi’ndeki bir aracın arkasında seyahat eden Filistinliler (AP)
Deyr el-Balah’taki küçük bir stüdyodan Gazze Burada Radyosu programcısı Sylvia Hasan’ın sesi yükseliyor. Bu radyo, Filistin topraklarında iki yılı aşkın süren savaşın ardından yayın yapan ilk radyolardan biri olarak dikkat çekiyor.
Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Hasan, altın çerçeveli bir koltukta oturuyor. İyi ışıklandırılmış odada, teknik ekip ses seviyelerini kontrol edip ses mikseri üzerinde ayarlamalar yapıyor.
Teknik ekipten Şirin Halife, radyonun FM üzerinden yayın yaptığını belirterek, “Radyonun amacı, Gazze halkının sesi olmak, sorunlarını ve yaşadıkları zorlukları aktarmak. İnsanların dile getirmesi gereken birçok sorun var” ifadelerini kullandı.
Hasan ise radyonun bağımsız olmayı hedeflediğini ve öncelikle sosyal konular ile insani durum üzerinde duracağını ifade etti. Hasan, İsrail ile Hamas arasında 10 Ekim’de ABD’nin arabuluculuğuyla sağlanan ateşkese rağmen, insani durumun hâlâ felaket boyutunda olduğunu vurguladı.
Hasan, “Gazze Burada Radyosu, yerinden edilenlerin durumunu, insani yardımların dağıtımını, kadınların çadır kamplarındaki yaşamını, eğitim sisteminin durumunu ve çöküşünü ele alacak” dedi.
İki milyonu aşkın nüfusu olan Gazze Şeridi’nde çoğu sakin, çatışmalar nedeniyle en az bir kez yerinden edildi. Hâlâ birçok kişi geçici barınaklarda, çok kötü sağlık koşullarında yaşamını sürdürüyor.
Savaş, iletişim ve elektrik ağları dahil olmak üzere altyapıyı büyük ölçüde tahrip etti.
Hayal
Şirin Halife, Gazze Şeridi’nde elektrik sorununun çok ciddi ve zor bir problem olduğunu belirtti.
Halife, “Başlangıçta güneş enerjisi sistemleri kullanmak zorunda kaldık, ama bunlar bazen düzgün çalışmıyorlar, bu yüzden dışarıdan bir jeneratöre de güvenmek zorunda kaldık” dedi.
Radyo, Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilirken, Filistinli Kadın Gazetecileri Destekleme Örgütü ile Batı Şeria’daki Nablus’ta bulunan en-Necah Ulusal Üniversitesi Medya Merkezi tarafından denetleniyor.
Radyonun Gazze Şeridi’nden günde iki saat, Nablus’tan ise daha uzun süre yayın yapması bekleniyor.
Ancak internetin istikrarsız olması, radyonun çalışmalarında en büyük engellerden biri oldu. Şirin Halife, bu sorunu çözmek için büyük çaba harcadıklarını ve ‘ses kesintisi yaşanmaması için uğraştıklarını’ söyledi.
Halife, “Ambargo altında, radyoculuk için gerekli modern cihazlar girmiyor; bu nedenle mevcut olan kaynakları kullanmak zorunda kaldık” dedi.
İsrail ve Mısır ile çevrili, Akdeniz’e kıyısı olan küçük Gazze Şeridi, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’in güney yerleşimlerine düzenlediği saldırının ardından başlayan savaşın başından itibaren sıkı bir İsrail ablukası altında. Ateşkes uygulanmasına rağmen, İsrail hâlâ tüm mal girişini kontrol ediyor.
Radyo programcısı Hasan sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Bu radyo aylardır üzerinde çalıştığımız bir hayaldi. Bazen uykusuz kaldık ama bu başarı, bizim için bir meydan okuma ve direniş öyküsü oldu.”
Husilerin artırdığı gerilim Taiz ve Batı Sahili’nde kendilerine karşı dönüyorhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5315166-husilerin-art%C4%B1rd%C4%B1%C4%9F%C4%B1-gerilim-taiz-ve-bat%C4%B1-sahili%E2%80%99nde-kendilerine-kar%C5%9F%C4%B1-d%C3%B6n%C3%BCyor
Husilerin artırdığı gerilim Taiz ve Batı Sahili’nde kendilerine karşı dönüyor
Yemen Silahlı Kuvvetleri’ne ait bir savaş uçağı (Askeri medya)
Husilerin Batı Sahili, Hudeyde’nin güneyi ve Taiz’in batısındaki cephelere yönelik saldırısı, geniş çaplı kara çatışmalarının üçüncü gününde örgütün aleyhine dönmeye başladı. Yemen hükümetine bağlı güçler karşı saldırıya geçerek birden fazla cephede sahada ilerleme sağlarken, savaş uçakları ve insansız hava araçları (İHA) da çatışmalara dahil oldu. Hava unsurları, Husilere ait mevzileri, takviye birliklerini ve ikmal hatlarını hedef aldı.
Yemen Silahlı Kuvvetleri, Cera hi, Hayfan ve Cebel Habşi cephelerinde ilerleme kaydetti; sahada stratejik öneme sahip bazı mevziler ve tepelerin kontrolünü ele geçirdi. Güçler ayrıca sızma girişimleri ile bazı saldırıları da püskürttü. Bu sırada Yemen Deniz Kuvvetleri, Kızıldeniz’de Hudeyde’nin güneyindeki Huha açıklarında iki bomba yüklü teknenin imha edildiğini açıkladı.
Bu değişim, Husilerin Hudeyde’nin güneyi ve Taiz’in batısındaki cephelerde gedik açmaya çalıştığı geniş çaplı saldırının ardından yaşandı. Saldırılarda örgütün ağır can ve mal kayıpları verdiğine ilişkin bilgiler geldi.
Çatışmaların ardından yaşananlar, örgüt içinde giderek derinleşen bir insan gücü krizine işaret ediyor. Sana’daki sağlık kaynakları, hastaneler, morglar ve yoğun bakım ünitelerinin daha önce görülmemiş bir baskıyla karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Husiler ise ölü ve yaralı sayıları konusunda sıkı bir gizlilik politikası uyguluyor.
Öte yandan örgüt, insan gücü kayıplarını telafi etmek amacıyla okullardaki asker toplama faaliyetlerini genişletiyor ve lise öğrencilerini çeşitli etkinlikler ile eğitim programları aracılığıyla örgüte çekmeye çalışıyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Yemen hükümetine bağlı güçler, karşı saldırıdan yararlanarak Taiz’i ve kentin Muha’ya uzanan bağlantısını korumayı, ayrıca Babülmendeb’e giden yolu güvence altına almayı hedefliyor.
Hizbullah, İran'ın onayı ile Ali el-Tahir'i tahliye etti...https://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5315057-hizbullah-i%CC%87ran%C4%B1n-onay%C4%B1-ile-ali-el-tahiri-tahliye-etti
Hizbullah, İran'ın onayı ile Ali el-Tahir'i tahliye etti...
İsrail bombardımanı sonrası el-Mansuri kasabasından dumanlar yükseliyor (DPA)
Hizbullah, İsrail ordusunun eline geçmesine izin verecek şekilde "Ali el-Tahir" tepelerini boşaltarak Lübnan siyasi kulislerini şaşırttı. Oysa Hizbullah'ın, Lübnan müzakere heyetinin elini güçlendirmek amacıyla bu tepeleri orduya teslim etmesi tavsiye edilmişti. Heyet, Washington’un eylül ayının ikinci yarısında belirlemesi beklenen tarihi bekleyerek, askıda kalan sekizinci tura hazırlanıyordu.
Müzakerelerle ilgili yetkili bir kaynağın Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamaya göre Hizbullah'ın bu adımı, "İran'ın görüşü ne?" sorusu başta olmak üzere birçok soruyu beraberinde getirdi. Kaynağa göre Hizbullah’ın Tahran’a danışmadan tek başına böyle bir karar alması mümkün görünmüyor. Her ne kadar İranlı yetkiler sahada somut bir destek vermekten kaçınsa da daha önce tesisi savunmak için müdahale edeceklerini tehdit etmişlerdi. Bu nedenle kimse "Tepelerin" boşaltılmasının İran yönetimiyle görüşülmeden alınmış tek taraflı bir karar olduğuna inanmıyor.
İran mutabakatının sonucu
Aynı kaynak, tepelerin boşaltılmasının Tahran'ın da katıldığı bir uzlaşmanın sonucu olup olmadığını sorguladı. İddialara göre çok uluslu arabulucular, askeri tesiste bulunan İran Devrim Muhafızları üyesi askeri uzmanların güvenli bir şekilde tahliyesini sağladı. Oysa İranlı yetkililer daha önce içeridekilerle temas halinde olduklarını belirterek, İsrail'in tesisi tamamen ele geçirmesini önlemek için müdahale tehdidinde bulunmuştu.
Kaynak, "İran’ın Hizbullah’a destek amacıyla müdahale etme tehdidinin, tıpkı eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın suikastına verilen yanıt gibi kâğıt üzerinde kaldığını ve eyleme dökülmediğini" vurgulayarak, Tahran’ın Hizbullah’a çekilme için yeşil ışık yaktığını belirtti.
“Lübnan’ın güneyindeki Meyfadun köyünü hedef alan ve İsrail ordusu tarafından cumartesi akşamı düzenlenen hava saldırısının ardından bölge sakinleri yıkımın izlerini inceliyor. (AFP)”
Silahı elde tutmak için bir gerekçe
Hizbullah’ın tepeleri Lübnan ordusuna teslim etmeme konusundaki ısrarına dikkat çeken kaynak, yönetimin bu tavsiyeleri reddetmesinin nedenini sorguladı. Kaynağa göre sebep, İsrail'in bölgeyi ele geçirme korkusu değil; zira ordunun buraya konuşlanması, Hizbullah’ın Litani Nehri'nin kuzeyinde savaşçı bulundurma imkanını tamamen kaybetmesi anlamına gelecekti.
Kaynak, İsrail ordusunun Nebatiye el-Fevka, Kefr Tebnit ve Kefr Rumman bölgelerindeki girişleri tutarak tepeleri kuşatmasının ardından Hizbullah’ın çekilmeyi tercih ettiğini belirtti. Hizbullah’ın tepelerden çekilmesinin savaşçıların Litani’nin kuzeyinden çıktığı anlamına gelmediğini, bu adımın İsrail’e direnme bahanesiyle silah tutmayı meşrulaştıran bir "yeniden konuşlanma" olduğunu vurguladı.
"Lübnan resmi makamlarının elinde, İsrail ordusunun tepeleri tamamen kontrol altına alıp almadığına dair bir bilgi yok mu?" diye soran kaynak, şunları belirtti:
"Hizbullah’ın, İsrail kontrolünü bir emrivakiye dönüştürmek yerine tepeleri Lübnan ordusuna teslim ederek müzakere heyetini güçlendirmesi gerekirdi. Bu durum, ay ortasında Paris'te düzenlenecek uluslararası orduya destek konferansı öncesinde sekizinci turun ana gündemi haline geldi." Kaynağın edindiği bilgilere göre, güç dengesizliği nedeniyle Hizbullah ile İsrail arasında tepelerin boşaltılmasını gerektirecek doğrudan bir çatışma yaşanmadı; Hizbullah kalan savaşçılarını çektikten sonra alanı boşalttı.
“Lübnan’ın güneyindeki Ali et-Tahir ormanlık alanına yönelik bombardıman sonucu yükselen duman sütunları. (Ulusal Haber Ajansı)”
Hizbullah’ın, Litani’nin kuzeyindeki silah varlığını korumak adına "Ali el-Tahir" tepelerini orduya teslim etmeyi reddetmesi şaşkınlıkla karşılanıyor. Sanılır ki siyasi varlığı, herhangi bir siyasi karşılık almadan silahı elinde tutmasına bağlı. Kaynak, Hizbullah’ın siyasi parti turlarında beklediği desteği bulamadığını, zira silahın sadece devlet elinde olması konusunda genel bir Lübnan uzlaşısı olduğunu ifade etti.
Lübnan'ın, ABD-İran "mutabakat muhtırasına" bağlı kalmasının faydasını sorgulayan kaynak; Lübnan'ın atılan adımlara rağmen ateşkes, esir takası, yıkılan beldelerin imarı ve İsrail'in çekilmesi yönündeki tutumunu koruduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın talimatları doğrultusunda hareket eden müzakere heyetinin de bu ilkelere bağlı olduğunu belirtti.
Kaynak, Hizbullah’ın herhangi bir karşılık almadan tepeleri boşaltmışken ve destek yükünü hükümete yüklerken, silahını elinde tutmasının artık bir gerekçesi kalmadığını vurguladı.
“Hüseyin Ayyaş (33), İsrail ordusu tarafından alıkonulmuştu. Lübnan’ın güneyindeki Nebatiye ilçesine bağlı Haruf beldesinde ailesiyle yeniden bir araya geldi. (Reuters)”
Kalıntılara karşılık esirler
Bunun yanı sıra kaynak, ABD Beyrut Büyükelçisi Michel Issa'nın girişimleriyle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'dan alınan onay sonucu 5 Lübnanlı tutuklunun serbest bırakılmasını, esir konusunun yeniden gündeme gelmesi için bir fırsat olarak değerlendirdi. Ancak Tel Aviv, Lübnan İç Savaşı sırasında ölen Lübnanlı Yahudilerin ceset kalıntılarının iadesini şart koşuyor.
Şarku'l Avsat'ın müzakerelerle ilgili bakanlık kaynaklarından edindiği bilgiye göre Netanyahu, Issa'ya Yahudilerin gömülü olduğuna inanılan yerlerin haritasını teslim etti. Lübnan makamları ellerindeki listelere göre arama çalışmalarını tamamlasa da henüz bir kalıntıya ulaşamadı. Zorluklara rağmen Lübnanlı güvenlik birimleri ile Beyrut Sinagogu yetkilileri arasındaki iş birliğinin sürdüğü belirtildi.
Ali et-Tahir: Netanyahu'nun istediği bir zafer ve zamanlama ve uygulama hakkında sorularhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5315012-ali-et-tahir-netanyahunun-istedi%C4%9Fi-bir-zafer-ve-zamanlama-ve-uygulama-hakk%C4%B1nda
Ali et-Tahir: Netanyahu'nun istediği bir zafer ve zamanlama ve uygulama hakkında sorular
Fotoğraf: İsrail'in Ali et-Tahir Tepeleri’ni kontrol altına aldığı açıklaması, Lübnan cephesinin ele alınmasında yeni bir aşamayı işaret ediyor (AFP)
Emel Şehade
İsrail ordusunun Lübnan'daki Ali et-Tahir Tepeleri’ni kontrol altına aldığı duyurusu, Lübnan cephesinin ele alınmasında yeni bir aşamayı işaret ediyor. Bu arada, İsrailliler Hizbullah'ın altyapısına yönelik saldırıları yoğunlaştırmaya devam etme ve Hizbullah ülke genelinde silahsızlandırılana kadar Lübnan'dan çekilmeme yönünde tehditlerde ve açıklamalarda bulunmayı sürdürüyorlar.
Duyuru, özellikle İran'ın İsrail'in Ali Tahir'i hedef alması durumunda sert bir karşılık vereceği tehdidinden ve İsrail tarafından tutuklanan beş Lübnanlı esirin serbest bırakılması konusunda anlaşmaya varılmasından sadece saatler sonra gelmesi nedeniyle İsrail çevrelerinde şaşkınlık ve hayret uyandırdı. Bu durum şu soruyu gündeme getirdi: İsrail'i bu sorunu kökünden çözmek için Ali Tahir tepelerinde planladığı operasyonu gerçekleştirmeye iten neydi?
Şu ana kadar, İranlı subayların ve Devrim Muhafızları unsurlarının varlığına ilişkin haberler çelişkili. Dış haberlerin aksine, İsrail bölgede hiçbir İranlı unsurun bulunmadığını ve Hizbullah militanlarının sayısının az olduğunu ısrarla belirtiyor. Bu, siyasi ve askeri kurumların bir aydan fazla süredir pazarladığı bir bilgi. Eski güvenlik yetkilileri de bunun, ordunun başarılarını ve Hizbullah'ı ortadan kaldırma gücünü sergilemeye yönelik bir çaba olduğunu düşünüyor; zira İsrail'de ciddi bir krizden bahsediliyor ve Ali Tahir dosyası İsrailliler için büyük bir ikilem oluşturuyor.
Lübnan'daki Ali Tahir Tepeleri’nde meydana gelen hasarı gösteren uydu görüntüsü (Planet Labs BBC/Reuters)
Çıkmazdan çıkış yolu
Öte yandan, Ali Tahir meselesinin kesin bir şekilde çözümüne ilişkin açıklamalar, bazı tarafların herhangi bir operasyonun, tünellere giren İsrail askerlerinin Hizbullah militanlarıyla doğrudan çatışmaya girmesine ve can kaybına yol açabileceği uyarısının ardından, İsrail'in bu konudaki çıkmazından kurtulmasının önünü açıyor. Askerler arasındaki can kayıpları, özellikle seçimlerden önce bir zafer arayışında olan Başbakan Binyamin Netanyahu başta olmak üzere karar vericiler için ciddi ve olumsuz sonuçlar doğuracaktır.
Bir güvenlik yetkilisine göre, ordunun harekete geçmesine neden olan, İranlı yetkililerin Ali Tahir Tepeleri'ne yönelik herhangi bir İsrail saldırısına misillemede bulunmakla tehdit ettiğini ve bölgede Devrim Muhafızları'ndan iki subay da dahil olmak üzere İranlıların bulunduğunu belirten Reuters haberiydi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre bu açıklama, İsrail'in beklediği fırsattı ve hemen Netanyahu, ardından Savunma Bakanı Yisrael Katz, sorunu tamamen çözmekten ve Ali Tahir'in kontrolünü ele geçirmekten bahsetmeye başladı. Ancak ordunun açıkladığı detaylar, tam bir kontrolün söz konusu olmadığını ve sadece bölgedeki diğer tünellere açılan iki koridorun ele geçirildiğini gösteriyor.
Ali Tahir Tepeleri’ni hedef alan hava saldırılarının ardından yükselen duman bulutları (Reuters)
Tünellere bağlı iki koridorun kontrolü
İsrail ordusu, özel kuvvetlerin, Hizbullah militanlarına yönelik pusu kurma ve tünel girişlerini ateşli silahlar, el bombaları, insansız hava araçları ve diğer silahlarla hedef alma da dahil olmak üzere taarruz operasyonları gerçekleştirdiğini ve iki koridoru kontrol altına aldığını duyurdu. Bu açıklama, ordunun en az bir ay öncesinden beri geniş, kapsamlı ve yaygın bir tünel ağının varlığını doğrulayan raporlarının ardından geldi.
Zafer tablosunu tamamlamak için yeraltında militanların çatışmaları yönetmelerine ve uzun süre orada kalmalarına olanak sağlayacak komuta ve kontrol odaları, silah ve jeneratör odaları, yaşam alanları, banyolar ve bir mutfak keşfedildiği belirtildi. Yirmi yılı aşkın bir sürede inşa edilen bu stratejik altyapı, ordu tarafından başarıyla ele geçirildi.
36. Tümen Komutanı Yiftach Norkin, tünellerden birinin önünde durarak, Ali Tahir Tepeleri'ni ele geçirene kadar bu bölgede yorulmadan savaşan birliklerin kahramanlıklarından bahsetti:”Tam da burada, son haftalarda ele geçirmeye çalıştığımız yeraltındaki iki koridordan biri bulunuyor ve aslında Ali Tahir Tepeleri'ndeki tünellerin temizlenmesi ve güvenliğinin sağlanması için burayı tamamen temizledik.” İsraillilere hitaben şunları da söyledi: “Bunlar, Hizbullah'ın son savaşı komuta etmek için kullandığı tesisler olduğu gibi, daha önce de kullandığı ve kuzeydeki beldelerimizi, güneyde faaliyet gösteren ordu güçlerini, Şakif Tepeleri ve Nebatiye bölgesini ele geçiren birlikleri hedef aldığı tesislerdir.”
Norkin, “Aslında hem yer üstünde hem de tünellerin içinde operasyonel kontrol sağlandı ve operasyonlarımızı tamamlamaya kararlıyız” dedi. Katz da bu açıklamayı destekleyerek, operasyonu güney Lübnan'daki güvenlik bölgesinde tam kontrolün sağlanması sürecinin doruk noktası olarak değerlendirdi.
“Ali Tahir tünelleri, güçlerimize ve Celile bölgesine yönelik saldırılar için bir komuta merkezi görevi görüyordu. Aynı zamanda, Hizbullah için çok önemli bir bölge olan Nebatiye bölgesini savunmak için son komuta merkezi olarak da kullanılıyordu, bu nedenle stratejik önemi büyüktü. Görev, karmaşık ve sistematik bir operasyonla tamamlandı ve tüneller militanlardan temizlendi. Şimdi, İsrail Savunma Kuvvetleri, tünellerin tamamen etkisiz hale getirilmesini tamamlayacak ve bu dağ sırasını kontrol altına almak, düşmanın bölgeye yeniden yerleşmesini önlemek için uygun taktiksel şekilde konuşlanacaktır” diye ebelirtti. İsraillilerin Katz'dan beklediği gibi, ordunun Hizbullah ülke genelinde silahsızlandırılmadan Lübnan'dan çekilmeyeceğini de yineledi.
Netanyahu, Katz'dan önce açıklamalarda bulunarak “Ali Tahir” operasyonunun başarısından bahsetti: “Ordumuz, Şakif Kalesi'nin uzantısı olarak inşa edilen ve Hizbullah’ın Kiryat Şmona ile Metula'yı taciz etmekle kalmayıp Celile'yi işgal etmekle tehdit ettiği stratejik bir konum olan Ali Tahir Tepeleri’ni temizledi. Savaşçılarımız silahları ve bilgisayarları ele geçirdi ve bunlar artık bizim elimizde. Bugün bundan bahsedebiliriz. Ali Tahir Tepeleri artık bizim için tehdit değil.”
Ne Netanyahu ne de Katz, İsraillileri sakinleştirmeyi başaramadı
Ne Netanyahu'nun ne de Katz'ın açıklamaları, özellikle kuzey sakinlerini sakinleştirmeyi başaramadı; zira açıklamalarından saatler sonra, ordunun güney Lübnan'a düzenleyeceği yoğun saldırıların ardından patlama sesleri duyulabileceği konusunda uyarılar aldılar. Bu uyarılarla İsraillilerin zihninde Lübnan'daki durum sanki hiçbir başarı elde edilmemiş gibi yeniden canlandı.
İsrail ordusu ise bölgede halen konuşlanmış bulunduğunu, kontrolünün devam ettiğini ve tünellerin etkisiz hale getirilmesinin hedeflerinin merkezinde olduğunu açıkladı. Hizbullah’ın altyapısını yok etmeye ve üyelerini etkisiz hale getirmeye dair hazırlıklarına gelince, Katz'ın da doğruladığı gibi, tepelerde kontrolü sağlamak ve Hizbullah'ın bölgede yeniden var olmasını engellemek için uygun taktiksel şekilde hareket edecek.
Bir İsrail haberi olayı özetleyerek, İsrail’in faaliyetlerinden endişe duyan Hizbullah'ın yardım ve müdahale için İran'a yöneldiğini belirtti. Güvenlik kuruluşlarının değerlendirmelerine göre, örgüt son iki yılda zarar gören Şii eksenini yeniden inşa etmeye çalışıyor. Bu arada, ABD ve İran arasındaki karşılıklı saldırılar ve rejime uygulanan ağır ekonomik baskı ortamında Tahran, İsrail'in operasyonlarına devam etmesi halinde müdahale tehdidinde bulundu.
İsrail'de, bu faaliyetlerin gerilimi artırmaya ve çatışmaya neden olması ihtimaline karşı hazırlıklar sürüyor. Bu çatışma kuzey bölgesiyle sınırlı kalabilir veya günlerce sürebilir, ancak bu düşük bir olasılık olarak değerlendiriliyor. Aynı zamanda İsrail ordusu halen yüksek alarm düzeyinde ve Amerikalılarla yakın bir diyalog içinde bulunuyor.
*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir."
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة