Güvenlik, Gazze Şeridi’nin yönetiminde görev alan teknokrat komitenin işini zorlaştırıyor

Hamas, Filistinli subay Sami Nasman’ın güvenlikten sorumlu içişleri görevini üstlenmesini engellemeye çalışıyor

 Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, 20 Şubat 2025, Han Yunus (DPA)
Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, 20 Şubat 2025, Han Yunus (DPA)
TT

Güvenlik, Gazze Şeridi’nin yönetiminde görev alan teknokrat komitenin işini zorlaştırıyor

 Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, 20 Şubat 2025, Han Yunus (DPA)
Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, 20 Şubat 2025, Han Yunus (DPA)

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi, Gazze Şeridi’nin yönetimini devraldıktan sonra birçok zorlukla karşı karşıya. Bu zorluklar, sadece İsrail’in Refah Sınır Kapısı üzerinden girişlerine veto koymasıyla sınırlı kalmıyor; Hamas’tan devralınan yönetimle birlikte güvenlik başta olmak üzere pek çok konuyu da kapsıyor.

Nasman ve İçişleri Bakanlığı dosyası

Hamas, komitenin kurulması sürecinde ve üyelerinin belirlenmesinin ardından, Filistin Genel İstihbarat Servisi’nden emekli subay Sami Nasman’ın Gazze Şeridi’ndeki güvenlikten sorumlu içişleri görevine getirilmesini engellemeye çalıştı. Ancak arabulucular ve ABD’nin kararlı tutumu sayesinde bu girişim başarılı olamadı. Bu süreçte, Hamas ve diğer Filistinli grupların talebi doğrultusunda din işleri ve vakıflardan sorumlu Rami Halis görevden alınmıştı.

 Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta bulunan bir mülteci kampının üzerinde uçan uçurtma, 14 Şubat 2026 (AFP)Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta bulunan bir mülteci kampının üzerinde uçan uçurtma, 14 Şubat 2026 (AFP)

Komiteye yakın kaynaklar, Hamas’ın hâlâ kendi güvenlik personelini komitenin denetleyeceği kurumlar içinde görevde tutmakta ısrar ettiğini belirtiyor. Bu durum yalnızca komite yönetimi tarafından değil, aynı zamanda Barış Konseyi’nin yürütme organı ve ABD ile İsrail gibi taraflarca da reddedilmiyor.

Kaynaklar, bu durumun komitenin görevlerini sağlıklı bir şekilde devralmasını zorlaştırdığını, Hamas’ın güvenlik personeli ve polis güçleriyle ilgili taleplerinde ısrar ederek, komite çalışmalarına dolaylı da olsa kendi varlığını dayatmayı amaçladığını ifade ediyor.

Komiteye yakın diğer kaynaklar, Hamas’ın yeni yönetim sisteminde kendi unsurlarını her türlü yolla tutmak istediğini ve güvenlik birimlerinin lider kadrosunda sürekli yeni atamalar yaptığını belirtiyor. Bu adımların, Sami Nasman’ın güvenlik dosyasını yönetme planlarını bozma girişiminin bir parçası olarak değerlendirildiği aktarılıyor.

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin yeni logosu (X)Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin yeni logosu (X)

Hamas yalanladı

Hamas kaynakları ise söz konusu suçlamaları reddetti. Kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Anladığımız kadarıyla Sami Nasman’ın şu aşamada Gazze Şeridi’ne gelme planı yok. Bu durum, içişleri dosyasını yönetme konusundaki ciddiyeti hakkında soru işaretleri doğuruyor. Bölgede bulunmadan yetkilerini kullanması mümkün değil; aksi takdirde bu bir başarısızlık olur” ifadelerini kullandı.

Aynı kaynaklar, Hamas’ın Nasman hakkında geçmişte ciddi çekinceleri bulunduğunu, hareketin hükümeti tarafından daha önce ‘yıkıcı planların arkasında olduğu’ gerekçesiyle hakkında yargı kararları çıkarıldığını belirtti. Ancak mevcut koşullarda Gazze Şeridi’ne gelmesi ve görevini üstlenmesi konusunda bir sorunları olmadığını ifade etti.

Kaynaklar, Gazze Şeridi’ndeki kamu kurumlarının devir sürecine hazır olduğunu ve her bakanlığın sürecin sorunsuz tamamlanması için ayrıntılı bir plan ve düzenlemeye sahip bulunduğunu aktardı. Hamas’ın, Gazze Şeridi’nin yönetimi için kurulan ulusal komitenin çalışmalarının başarıya ulaşmasını istediği vurgulandı.

Bununla birlikte, bazı üst düzey politikaların ulusal komiteye dayatılabileceği ve bunun da komitenin Gazze içindeki görev ve yetkilerini etkileyerek, onu yalnızca bu politikaları uygulayan bir araca dönüştürebileceği ihtimali de göz ardı edilmedi.

 Kahire’de gerçekleşen Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi toplantısından (Arşiv – Mısır Enformasyon Kurumu)Kahire’de gerçekleşen Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi toplantısından (Arşiv – Mısır Enformasyon Kurumu)

Hamas, komitenin çalışmalarını sık sık kamuoyuna açık bir şekilde memnuniyetle karşılamış ve komitenin görevlerini tam olarak yerine getirmesini kolaylaştıracağını belirtmişti.

Komitenin tutumu

Gazze Şeridi’nin yönetimi için kurulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi bugün yayımladığı açıklamada, Gazze Şeridi içinden kamu kurumları ve tüm kamu tesislerinin yönetiminin devrine hazır olunduğuna ilişkin yapılan açıklamaların vatandaşların yararına bir adım olduğunu bildirdi. Komite, bu durumun geçiş sürecini yönetme sorumluluğunu tam olarak üstlenmesinin önünü açacağını belirtti. Komite, düzenli bir geçişe hazır olunduğunun ilan edilmesini, geçici yönetim sıfatıyla görevlerini fiilen üstlenmeye başlaması açısından kritik bir aşama olarak nitelendirdi. Açıklamada, bunun insani kötüleşmenin durdurulması ve son dönemde ağır bedeller ödeyen halkın direncinin korunması için gerçek bir fırsat sunduğu ifade edildi.

Komite açıklamasında, “Şu anki önceliğimiz, yardımların engel olmaksızın ulaştırılmasını sağlamak, yeniden imar sürecini başlatmak ve halkımızın birliğini güçlendirecek koşulları hazırlamak. Bu sürecin, şeffaf, uygulanabilir ve takip edilebilir, açık ve belirli mutabakatlara dayanması; ayrıca 20 maddelik plan ve 2803 sayılı Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararıyla uyumlu olması gerekmektedir” denildi.

1 Şubat 2025’teki esir takasından önce Hamas savaşçıları (EPA)1 Şubat 2025’teki esir takasından önce Hamas savaşçıları (EPA)

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi, görevlerini etkin biçimde yerine getirebilmesi için gerekli idari ve sivil yetkilerin yanı sıra güvenlik yetkilerinin de tam olarak kendisine devredilmesi gerektiğini vurguladı. Açıklamada, “Sorumluluk, komitenin verimli ve bağımsız şekilde çalışmasına imkân tanıyacak gerçek bir yetkilendirmeyi gerektirir. Bu, yeniden imar çabalarına yönelik ciddi uluslararası desteğin önünü açacak, İsrail’in tamamen çekilmesine zemin hazırlayacak ve günlük hayatın normale dönmesine katkı sağlayacaktır” denildi.

Komite, bu görevi sorumluluk bilinci ve mesleki disiplinle, tüm çalışmalarında en yüksek şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri çerçevesinde yerine getirme taahhüdünde bulundu. Ayrıca arabuluculara ve ilgili tüm taraflara, bekleyen meselelerin gecikmeksizin çözülmesi çağrısı yaptı.

Hastanelerde silahlı adamlar

İlgili bir gelişmede, Hamas’a bağlı İçişleri ve Ulusal Güvenlik Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, hastane yerleşkelerinde herhangi bir silahlı unsurun bulunmaması için yoğun ve sürekli çaba gösterdiklerini bildirdi. Açıklamada, özellikle bazı aile mensuplarının hastanelere silahlı şekilde girmesinin engellenmesine odaklanıldığı, sağlık tesislerinin kutsallığının korunması ve tamamen insani alanlar olarak siyasi çekişmelerden ve silahlı görüntülerden uzak tutulmasının hedeflendiği ifade edildi.

Bakanlık, sahada denetim ve takip yapmak üzere özel bir polis gücü görevlendirildiğini ve ihlallerde bulunanlar hakkında gerekli yasal işlemlerin başlatıldığını duyurdu. Açıklamada, görevlerin icrası sırasında unsurlarının sık sık İsrail tarafından hedef alınmasının, bazı vakalara müdahalede gecikmelere yol açtığı belirtilirken, tüm zorluklara rağmen sorumlulukların kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı.

Öte yandan yerel Filistin basını, Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünün, Han Yunus kentindeki Nasır Hastanesi’nde acil olmayan tüm tıbbi operasyonları 20 Ocak 2026 itibarıyla askıya alma kararı aldığını bildirdi. Kararın, hastane yönetimine ilişkin endişeler, tarafsızlığın korunması gerekliliği ve hastane yerleşkesinde yaşanan güvenlik ihlalleri nedeniyle alındığı aktarıldı.

ABD Başkanı Donald Trump, 27 Ocak 2026 tarihinde Davos’ta Barış Konseyi’ni kuran belgeyi elinde tutuyor. (Reuters)ABD Başkanı Donald Trump, 27 Ocak 2026 tarihinde Davos’ta Barış Konseyi’ni kuran belgeyi elinde tutuyor. (Reuters)

Kuruluşa atfedilen ancak resmi internet sitesi ve platformlarında yayımlanmayan açıklamada, son aylarda sağlık ekipleri ve hastalar tarafından hastane yerleşkesinin farklı noktalarında, bazıları maskeli silahlı kişilerin görüldüğünün tespit edildiği belirtildi. Açıklamada ayrıca hastalara yönelik yıldırma vakaları, keyfi gözaltılar ve silah taşındığına dair şüphelerin bulunduğu, bunun da personel ve hastaların güvenliği için doğrudan tehdit oluşturduğu ifade edildi.

Şarku’l Avsat, söz konusu açıklamanın doğruluğunu teyit etmek üzere kuruluşla iletişime geçmeye çalıştı ancak herhangi bir yanıt alamadı.

Saha gelişmeleri

Sahada ise Gazze Şeridi’nde İsrail’e atfedilen ihlaller devam etti. Zırhlı araçlar ve insansız hava araçlarından (İHA) açılan ateş ile topçu atışları sonucu, güneyde Han Yunus’ta ve orta kesimde Nuseyrat’ın kuzeyinde yaralanmalar meydana geldi.

Ayrıca, sarı hat olarak bilinen hattın her iki tarafında kalan bölgelerde altyapı ve konutları hedef alan günlük yıkım operasyonlarının sürdüğü bildirildi. Bu operasyonların, Gazze Şeridi’nin farklı noktalarında gerçekleştirildiği aktarıldı.



Türk-Arap toplantısında Gazze Şeridi ve Filistin topraklarındaki İsrail ihlallerine son verilmesi çağrısında bulunuldu

Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
TT

Türk-Arap toplantısında Gazze Şeridi ve Filistin topraklarındaki İsrail ihlallerine son verilmesi çağrısında bulunuldu

Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)

Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) bakanlar ve yetkililer, Gazze Şeridi’ndeki durumu, İsrail’in ateşkes ihlallerini ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından ortaya konulan barış planının ikinci aşamasının uygulanmasını ele aldı.

Toplantıya, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ev sahipliği yaptı. Görüşme, Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında dün gerçekleştirildi. Toplantıya Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile BAE Devlet Başkanı Diplomasi Danışmanı Enver Karkaş katıldı.

Dışişleri Bakanlığı kaynakları, toplantının öncelikli amacının, bölgedeki gelişmeler ışığında Filistin meselesini uluslararası toplumun gündeminde tutmak olduğunu belirtti. Kaynaklar, özellikle ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile Lübnan’da artan İsrail geriliminin bu çabayı daha da önemli hale getirdiğini ifade etti.

İsrail’e yönelik eleştiriler

Kaynaklar, toplantıya katılanların Gazze Şeridi’nde ateşkesin sürdürülebilirliğine yönelik çabaların devam etmesi gerektiğini vurguladığını, ayrıca Filistinlilerin bölgeyi kendi kendilerine yönetmesi ve yeniden imar çalışmalarının vakit kaybetmeden başlatılmasının önemine dikkat çektiğini aktardı.

dv
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında düzenlenen Gazze konulu toplantıdan, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)

Aynı kaynaklara göre, Gazze Şeridi’nde barış planının ikinci aşamasına geçilmesinin Ortadoğu’daki gerilimi azaltmaya katkı sağlayacağı konusunda mutabakata varıldı. İsrail’in birinci aşamadaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi, ateşkes ihlallerini sürdürmesi ve Gazze Şeridi ile Batı Şeria’daki operasyonlarını devam ettirmesinin barış sürecini sekteye uğrattığı ifade edildi.

Kaynaklar ayrıca, İsrail’in Batı Şeria’da ‘ayrımcı yapıyı’ derinleştiren uygulamaları ile Mescid-i Aksa dahil kutsal mekânların tarihi statüsünü zedeleyen adımlarının da gündeme geldiğini belirtti. Katılımcılar, uluslararası toplumun bu gelişmeler karşısında daha kararlı bir tutum sergilemesi gerektiğini ve İsrail’in ateşkesi zayıflatmaya yönelik girişimleri ile iki devletli çözümü engelleme çabalarına karşı adım atılmasının önemini vurguladı.

vfvbfrgb
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları bölgede büyük yıkıma neden oldu. (Reuters)

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı tarafından geçtiğimiz çarşamba günü yayımlanan verilere göre, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkesten bu yana Gazze Şeridi’nde 757 kişi hayatını kaybetti, 2 bin 111 kişi yaralandı. 7 Ekim 2023’te başlayan savaşın başlangıcından itibaren toplam can kaybı 72 bin 336’ya, yaralı sayısı ise 172 bin 213’e ulaştı.

Genişleme politikasına ilişkin uyarı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail’i güvenlik gerekçesini öne sürerek daha fazla toprak işgal etmeye çalışmakla suçladı.

Fidan dün ADF2026 kapsamında yaptığı konuşmada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun güvenlik konusunu daha fazla toprak ele geçirme amacıyla kullandığını söyledi. İsrail’in Gazze Şeridi, Batı Şeria, Doğu Kudüs ile Lübnan ve Suriye’ye yönelik genişlemeci bir politika izlediğini ifade etti.

Fidan, İsrail’in süregelen işgal politikalarına en kısa sürede son verilmesi gerektiğini vurgulayarak, bölgede kalıcı barışın tek yolunun ülkelerin birbirlerinin toprak bütünlüğüne saygı göstermesi ve sınırlarını tanıması olduğunu belirtti.

scdv s
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF2026) yaptığı konuşmada (Dışişleri Bakanlığı)

Fidan, İsrail’in genişlemeci politikalarının ve toprak edinme girişimlerinin Türkiye açısından bölgesel bir sorun teşkil ettiğini belirtti. Fidan, İsrail’in halihazırda Avrupa ve ABD tarafından güçlü şekilde desteklenmesinin durumu daha da karmaşık hale getirdiğini ifade ederek, Avrupa Birliği’nin (AB) İsrail’in faaliyetlerini sınırlamak için kurumsal düzeyde ortak bir tutum sergilememesini eleştirdi.

Avrupa’nın, özellikle Gazze Şeridi’nde yaşanan ‘soykırımın’ ardından giderek daha fazla farkındalık geliştirdiğini ve İsrail’in politikalarından mesafe koymaya başladığını söyleyen Fidan, bölge ülkelerinin de yeni bir ‘uyanış sürecinin’ eşiğinde olduğunu ve İsrail’i bölgesel bir tehdit olarak gördüğünü dile getirdi.

Fidan ayrıca, İsrail’in barış planının ilk aşamasına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, özellikle insani yardımlar konusunda eksiklikler bulunduğunu vurguladı. Gazze Şeridi’ne daha fazla tıbbi ve insani yardımın girişine izin verilmesi gerektiğini belirten Fidan, Filistin teknik komitesinin bölgede çalışmalarına başlaması çağrısında bulundu.

Uluslararası toplumun tutumuna tepki

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cuma günü ADF2026’nın açılışında yaptığı konuşmada, uluslararası topluma uzlaşı temelinde harekete geçme ve İsrail’in barış süreci ile müzakereleri zayıflatma girişimlerine karşı hazırlıklı olma çağrısında bulundu.

dsv
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) açılışında konuştu. (Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan, Gazze Şeridi’nde yaşananların yalnızca bir insani trajedi olarak değerlendirilmesinin yetersiz olduğunu belirterek, bölgede yaşananların mevcut uluslararası sistemin nelere izin verdiğini açık biçimde ortaya koyduğunu ifade etti.

Küresel sistemdeki krizin öncelikle ahlaki ve varoluşsal bir boyut taşıdığını dile getiren Erdoğan, bu krizin ulaştığı seviyeyi anlamak için 7 Ekim 2023 sonrasında Gazze Şeridi’ne bakmanın yeterli olduğunu söyledi.

Erdoğan, son iki buçuk yılda İsrail saldırıları sonucu 73 bin Filistinlinin hayatını kaybettiğini, 172 binden fazla kişinin yaralandığını belirtti.

Erdoğan, “Gazze’de yaşananlar, mevcut sistemin neye izin verdiğini, neyi görmezden geldiğini ve kimi koruduğunu açıkça göstermektedir” ifadesini kullandı.


Kudüs Gücü Komutanı, savaşın etkilerini görüşmek üzere Bağdat’ta

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)
TT

Kudüs Gücü Komutanı, savaşın etkilerini görüşmek üzere Bağdat’ta

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani, Ortadoğu’daki savaşın yansımalarını görüşmek ve Tahran’a bağlı silahlı grupların liderleri ile temaslarda bulunmak üzere Bağdat’ı ziyaret etti. Iraklı bir yetkili dün AFP’ye yaptığı açıklamada ziyareti doğruladı.

Kaani’nin ayrıca, Nuri el-Maliki’nin yeniden göreve gelme ihtimalinin zayıflamasının ardından, Irak’ta başbakan adayının belirlenmesi sürecinde yaşanan ‘siyasi tıkanıklık krizini’ de ele alacağı belirtildi.

Söz konusu ziyaret, İran ile ABD-İsrail arasında 8 Nisan’da yürürlüğe giren ve iki hafta sürmesi öngörülen ateşkesin ardından Kaani’nin kamuoyuna yansıyan ilk yurt dışı ziyareti oldu.

Bağdat yönetimi, uzun süredir dış politikasında etkili olan iki rakip güç (İran ile ABD) arasında denge kurmaya çalışıyor.

40 günden uzun süren savaşın etkilerinden Irak da kaçınamadı. Bu süreçte, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) ve İran’a yakın silahlı gruplara ait noktalar, ABD ve İsrail’e atfedilen saldırıların hedefi oldu. Buna karşılık, ABD çıkarları Iraklı grupların üstlendiği saldırılarla hedef alınırken, Tahran da ülkenin kuzeyinde İranlı Kürt muhalif gruplara yönelik operasyonlar düzenledi.

Kaani’nin, Bağdat’ta ‘siyasi güçlerin liderleri ve bazı silahlı grup komutanlarıyla bir dizi görüşme gerçekleştirmeye başladığı’ bildirildi. Üst düzey bir Iraklı yetkili, temaslarda ‘bölgesel gerilimin düşürülmesi ve bunun Irak’a yansımalarının’ ele alındığını aktardı.

Yetkili, İran heyetinin ayrıca ‘Irak içinde Tahran’a yakın gruplar arasında tutum birliği sağlanması ve durumun Irak ile bölgede güvenlik açısından tırmanmaya sürüklenmemesini garanti altına alma’ hedefi taşıdığını ifade etti.

Ziyaret, İran’a yakın etkili bir silahlı gruptan bir kaynak ile Koordinasyon Çerçevesi’ne yakın iki kaynak tarafından da doğrulandı. Söz konusu ittifak, parlamentodaki en büyük blok konumunda bulunuyor ve Tahran’a yakın Şii partilerden oluşuyor.

Kaani, DMO bünyesinde dış operasyonlardan sorumlu Kudüs Gücü’nün başında bulunuyor. Kaani, görevi devraldığı Kasım Süleymani’nin Ocak 2020’de Bağdat Havalimanı yakınlarında ABD saldırısında öldürülmesinin ardından Irak’a birçok kez ziyaret gerçekleştirdi. Ancak bu tür ziyaretler nadiren kamuoyuna açıklanıyor.

Iraklı yetkili, mevcut ziyaretin aynı zamanda ‘Iraklı taraflar arasında uzlaşı sürecini desteklemeye ve görüş ayrılıklarını gidermeye yönelik yoğun İran diplomatik trafiğinin bir parçası’ olduğunu, özellikle hükümetin kurulması ve güç dengeleri konusundaki anlaşmazlıkların sürdüğünü belirtti.

Koordinasyon Çerçevesi, ocak ayında Nuri el-Maliki’yi, seçimlerin ardından başbakanlık için Muhammed Şiya es-Sudani’nin yerine aday göstermişti. Ancak ABD’nin Maliki’nin yeniden göreve gelmesi halinde Bağdat yönetimine desteği kesme tehdidinde bulunması, Irak siyasetinde belirsizliğe yol açtı.

Iraklı siyasi kaynaklar, pazartesi günü AFP’ye yaptıkları açıklamada, Maliki’nin 2006-2014 yılları arasında iki dönem yürüttüğü başbakanlık görevine geri dönme ihtimalinin zayıfladığını belirtti.

Irak parlamentosu, 11 Nisan’da Nizar Amidi’yi cumhurbaşkanı olarak seçti. Anayasaya göre Amidi’nin, seçilmesinden itibaren 15 gün içinde parlamentodaki en büyük blok tarafından gösterilen adayı hükümeti kurmakla görevlendirmesi gerekiyor.


Barguti 24 yıldır hapiste olmasına rağmen hala gücünü koruyor

Mervan Barguti, İsrail polisi tarafından Tel Aviv'deki mahkemeye duruşma için getirilirken, 20 Mayıs 2004 (Reuters)
Mervan Barguti, İsrail polisi tarafından Tel Aviv'deki mahkemeye duruşma için getirilirken, 20 Mayıs 2004 (Reuters)
TT

Barguti 24 yıldır hapiste olmasına rağmen hala gücünü koruyor

Mervan Barguti, İsrail polisi tarafından Tel Aviv'deki mahkemeye duruşma için getirilirken, 20 Mayıs 2004 (Reuters)
Mervan Barguti, İsrail polisi tarafından Tel Aviv'deki mahkemeye duruşma için getirilirken, 20 Mayıs 2004 (Reuters)

Filistinli lider Mervan Barguti (67), tutuklanmasının üzerinden 24 yıl geçmesine ve bu sürenin önemli bir bölümünü dar hücrelerde tecrit altında geçirmesine rağmen, Filistin sahnesindeki varlığını koruyor. Barguti, karar alma mekanizmalarında yer alan diğer isimlerin sembolik ağırlığını aşarak etkisini sürdürürken, geçmiş yıllarda Fetih Hareketi içindeki seçimlerde de birçok ismin önüne geçti. Gözler, önümüzdeki ay yapılması planlanan hareketin sekizinci kongresine çevrildi.

Tutuklanmadan önce Filistin lideri Yaser Arafat’a yakınlığıyla bilinen Barguti, Fetih hareketi içinde “Arafatçı” olarak tanınıyor. Bu durum, hareket içinde ona güçlü bir destek sağlarken, İsrail açısından ve Arafat çizgisine muhalif kesimler tarafından aleyhine değerlendiriliyor.

Fetih içinde geniş bir tanınırlığı olan Barguti, destekçileri tarafından Filistinlileri birleştirebilecek “kurtarıcı” biri olarak görülüyor. Hareketin sekizinci kongresi, Barguti’nin bu konumunu koruyup korumadığını veya Filistin yönetimi, Fetih ve genel siyasi dengelerde yaşanan büyük değişimlerin ardından etkisini hala sürdürüp sürdürmediğini ortaya çıkaracak.