Libya’da Başbakan Abdulhamid Dibeybe’nin sağlık sektörünü reforme etmeye yönelik “100 Gün” stratejisini başlatması, kamuoyunda farklı tepkilere yol açtı. Bir kesim, son on yılda ciddi gerileme yaşayan sağlık alanında atılacak her adımın desteklenmesi gerektiğini savunurken; diğer kesim hükümeti bu hayati sektördeki gecikmeden hükümeti sorumlu tuttu.
Dibeybe, hafta başında düzenlenen strateji tanıtım töreninde yaptığı konuşmada sağlık sistemine sert eleştiriler yöneltti. Göreve beş yıl önce başladığında devraldığı kurumlar arasında Sağlık Bakanlığı’nı “en kötü durumda olan” kurum olarak nitelendiren Dibeybe, Libyalıların yüzde 90’ının tedavi için yurt dışına gitmek zorunda kaldığını söyledi.
Doktorların, özellikle de genç olanların, yetkinliklerini överek onların gönlünü kazanma girişimine rağmen, konuşmasına verilen tepkiler ikiye bölündü: Bir yanda "açıklık" yaklaşımını, reformu genişletme hamlesini ve hükümetin 100 gün içinde sağlık sektörünü iyileştirme planını destekleyenler, diğer yanda ise hükümetin bu yola neden geç girdiğini sorgulayanlar vardı.
"Toplumsal tepkiyi yönlendirme girişimi"
Libya’daki Yenilenme Partisi’nin lideri Süleyman el-Beyyudi, Dibeybe’nin konuşmasını, “ekonomik krizin arttığı bir dönemde hükümetinin başarısızlıklarından kaynaklanan toplumsal öfkeyi sağlık çalışanlarına yönlendirme çabası” olarak değerlendirdi. Beyyudi, ülkede hayat pahalılığı, fiyat artışları, akaryakıt ve temel tüketim maddelerinde yeniden oluşan kuyruklar ile Libya dinarının değer kaybı gibi sorunların yaşandığını ifade etti.
Gazeteci Tarık el-Huni ise “Yetkililer kendi kötü yönetimlerinin sonuçlarını sergiliyorsa, vatandaştan bunları çözmesi ya da empati göstermesi mi bekleniyor?” sözleriyle eleştiride bulundu.
Buna karşılık doktor ve siyasetçi Mustafa ez-Zayidi, sağlık sektöründeki büyük gerileme dikkate alındığında her türlü reform girişiminin desteklenmesi gerektiğini belirtti. Ancak Zayidi, başarının “uygulamadaki ciddiyete” bağlı olduğunu belirterek, sahadaki şartların zorluğuna dikkat çekti.
Zayidi, hükümet ve kurumlar arasındaki bölünmenin, denetim mekanizmalarının çökmesinin, silahlı grupların etkisinin ve bölgesel ile uluslararası müdahalelerin ülkede idari ve mali yozlaşmaya yol açtığını; bunun da nitelikli kadrolar için caydırıcı bir ortam oluşturduğunu söyledi. Reform vizyonunun ülkenin batı bölgeleriyle sınırlı kalabileceği uyarısında bulundu.
Libya’da halihazırda, başkenti Trablus olan Ulusal Birlik Hükümeti ile Temsilciler Meclisi tarafından görevlendirilen ve doğu ile bazı güney kentlerini yöneten, başbakanlığını Usame Hammad’ın yürüttüğü ikinci hükümet arasında ikili bir yapı bulunuyor. Doğu yönetimi, General Halife Hafter liderliğindeki silahlı güçlerin desteğini alıyor.
El-Zayidi, özel tıp sektörünü kontrol edenlerin çoğunluğunun, daireleri kliniklere dönüştüren "aracı ve tüccarlar" olduğunu belirtiyor, (AFP)
Zayidi ayrıca, özel sağlık sektörünün büyük bölümünün “aracı ve tüccarların” kontrolünde olduğunu, bazı dairelerin kliniklere dönüştürüldüğünü ve yeterli yetkin diplomaya sahip olmayan yabancı doktorların “uzman” olarak pazarlanabildiğini ileri sürdü.
Çok yönlü sorunlar
Sağlık çalışanlarının aktardığına göre birçok doktor geçim sıkıntısı nedeniyle kamu görevlerinin yanı sıra özel sektörde de çalışmak zorunda kalıyor ve önceliği özel çalışmaya veriyor. Bazı çevrelerin ise hastaları kamu hastanelerinden uzaklaştırarak belirli kliniklere yönlendirdiği öne sürülüyor.
Zayidi, yabancı ticari şirket temsilcilerinin bazı sağlık yöneticileriyle iş birliği yaparak, kalite ve bakım standartlarını karşılamayan tıbbi cihazların ithal edilmesine yol açtığı yönündeki eleştirileri de destekledi. Bu durumun, çalışmayan ya da sarf malzemesi bulunmayan cihazların depolarda birikmesine neden olduğu belirtildi.
Bazı doktorlar, Dibeybe’nin Sağlık Bakanlığı’ndaki yolsuzluk ağlarını aşmak amacıyla kanser tedavisi gibi alanlarda Bakanlar Kurulu’na doğrudan bağlı kurumlar kurmasını savunurken; bazıları ise bunun bakanlığın yetkilerini zayıflattığını ve Dibeybe’nin başbakanlık göreviyle birlikte savunma ve dışişleri portföylerini de üstlenmesinin yönetimde dağınıklığa yol açtığını ifade etti.
El-Zayidi, sağlık sektöründeki önemli gerileme göz önüne alındığında, bu sektöre yönelik her türlü girişimin desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi (dolaşımda)
İç hastalıkları uzmanı Dr. Ferec el-Hamri ise doktorların tek başına sorumlu tutulmasına karşı çıkarak, sağlık çalışanlarının Libya’dan daha sınırlı imkânlara sahip ülkelerde bile mevcut olan ekipmanlardan yoksun koşullarda görev yaptığını söyledi.
Hamri, doktor maaşlarının düşüklüğünü ve “risk tazminatının” verilmemesini eleştirerek, genç doktorların deneyim kazanmak için ücretsiz eğitim programlarına katılmak zorunda kaldığını dile getirdi.
Hamri, sağlık alanındaki krizin temelinde istikrarlı ve sürdürülebilir sağlık politikalarının bulunmamasının yattığını belirterek, “hesap verebilirlik ilkesinin işletilmesi, hatalı olanın cezalandırılması ve başarılı olanın desteklenmesi” çağrısında bulundu.




