Hizbullah'ın İran'ı desteklemek için savaşa girme kararından bu yana fırlattığı füzelerin yoğunluğu ve kalitesi, özellikle İsrail'de gözlemciler arasında geniş çaplı şaşkınlığa neden oluyor. İsrail medyası, Eylül 2023'ten beri devam eden savaşa rağmen partinin bu askeri yeteneklere sahip olmaya devam etmesi ile ilgili hayretini dile getiriyor.
İsrail hava savunma sisteminin, Hizbullah'ın Lübnan'dan Kiryat Şmona'ya doğru fırlattığı bir füzeyi engellemesi sonucu duman yükseliyor (AP)
İsrail’in önceki tahminleri, son savaş sırasında ve ardından 15 ay boyunca depolarına ve mevzilerine yönelik bombardımanlar sonucunda cephaneliğinin büyük bir kısmının tükendiğini öne sürüyordu; ancak yeni savaşın başlamasından bu yana atış sıklığı, bu cephaneliğin gerçek büyüklüğü, kaynakları, muhafaza mekanizmaları, kalan kısmının konuşlandırıldığı yerler ve bu karmaşık koşullar altında nasıl yönetilip kullanıldığı konusunda ciddi sorular ortaya attı. Lübnan ordusunun da Güney Litani bölgesinde bu silahların önemli bir kısmına el koyduğu biliniyor.
Soru işaretleri sadece askeri stoklarla sınırlı kalmıyor; aynı zamanda, yüzlerce lideri ve üyesinin suikastlara kurban gitmesinin ardından «Parti»nin komuta kademelerindeki boşlukları doldurma kabiliyeti ve bu kişilerin sınır köy ve kasabalarında kara savaşına katılmak üzere nasıl bu kadar büyük sayılara ulaştıkları konusunda da soru işaretleri var.
Gizli depolama tesisleri
Çoğu askeri uzman, bu unsurların geçtiğimiz süre boyunca kasaba ve köylerinden ayrılmadıklarını ve silahlarını baskına uğramamış özel tesislerde muhafaza ettiklerini tahmin ediyor.
Güvenlik ve savunma konularında araştırmacı ve yazar olan Dr. Riyad Kahveci, "İsrail'in tahminlerine göre geçen savaş ve onu takip eden son 15 ay içindeki operasyonlar sırasında (Hizbullah'ın) askeri cephaneliğinin yüzde 50 ila 70'i imha edildi ve (Hizbullah’ın) mevcut anlatıya göre 100 bin roketi varsa ve bu roketlerin yüzde 70’i imha edilmişse, (Hizbullah’ın) askeri cephaneliğinde yaklaşık 30 bin roket kalır ve bu hiç de az bir sayı değildir; ayrıca Bekaa’da bulunan cephaneliğin henüz kullanılmadığını da unutmamak gerekir” değerlendirmesinde bulundu.
Roketlerin konumları ve depolandıkları yerler konusunda Kahveci Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, İsrail’in «gerek güneyde gerekse doğu hattında bazı tünellerin girişlerini birçok kez imha ettiğini, ancak bunları tamamen yok edemediğini, bu nedenle içlerindeki malzemelerin hâlâ mevcut olduğunu, Bu nedenle, bu tünellere karadan ulaşarak ele geçirme niyetinden söz edilebilir"dedi.
Kahveci, "(Hizbullah) ne Litani Nehri'nin güneyinde ne de kuzeyinde Lübnan ordusuyla iş birliği yapmadı. Bu nedenle ordunun düzenlediği baskınların çoğu İsrail ve Mekanizma Komitesi tarafından belirlenen yerleri hedef aldı, yani diğer birçok yere dokunulmadı... Buna ek olarak, unsurları Litani Nehri'nin güneyinden ayrılmadı ve Lübnan ordusunun girmeyi reddettiği özel tesislerde silahlarıyla birlikte kaldılar. Bu nedenle, Litani Nehri'nin güneyindeki bölgenin tamamen temizlendiğine dair söylentiler hakkında sürekli şüpheler vardı ve son olaylar bunun gerçekleşmediğini kanıtladı” diye hatırlıyor.
İsrail askerleri Yukarı Celile'deki Lübnan sınırında toplandı (AFP)
Kahveci şöyle devam ediyor: «Ayrıca, (Parti’nin) Katyuşa ve Grad füzeleri üreten tesisleri ve insansız hava araçları montaj tesisleri olduğunu unutmamalıyız. (Parti’nin) son dönemde attığı füzelerin çoğu, büyük miktarlarda elinde bulundurduğu bu iki tiptendir. Sınırlı sayıda sahip olduğu füzeler ise uzun menzilli füzelerdir ve bunların bir kısmı İsrail'in 150 kilometre derinliklerine kadar atılmıştır» diyerek, «Kornet gibi güdümlü füzelerden oluşan cephaneliğini güçlendirmek için Suriye üzerinden gerçekleştirilen kaçakçılık operasyonlarını» da hatırlattı.
Tüneller ve yer altı merkezleri
Jeopolitik profesörü ve öğretim görevlisi, emekli Tuğgeneral Halil el-Helu, “Parti”nin son iki yılda maruz kaldığı her şeye ve Suriye sınırlarının kendisine kapatılmasına rağmen bu silah cephaneliğine ve askeri kapasiteye sahip olmasına şaşırmıyor ve şunları belirtiyor: "2006'dan 2023'e kadar, yani 17 yıl boyunca, (Hizbullah) tüneller ve yeraltı merkezleri kazdı. Şam ile Halep havalimanları üzerinden İran'dan gelen silahları, karayoluyla Lübnan'ın iç kesimlerine taşıyarak, 24 saat boyunca depoladı. İsrail, İsrailli kaynakların da itiraf ettiği üzere, yıllar boyunca bu yoldan gelen ikmal hatlarını hedef alamadı; ancak bunların yüzde 50'sini vurabildi.”
El-Helu, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, «(Parti) içinde her düzeyde büyük hazırlıklar yapıldığını, bunun sadece silahlarla değil, lojistik ve tıbbi açıdan da olduğunu» belirtti. «İsrail’in son savaş sırasında bu silahların ve merkezlerin büyük bir kısmını imha etmesine ve Suriye üzerinden geçen ikmal hatlarının kesilmesine rağmen, hala mevcut olan kapasiteler var» “Lübnan ordusu güneyde tespit edebildiği mevzileri bastı, ancak şüphesiz keşfedilmemiş başka mevziler de kaldı. Şu anda atılan füzeler ya Bekaa'dan ya da Litani Nehri'nin kuzeyinden fırlatılıyor. Savaşın gidişatı, Litani Nehri'nin güneyindeki bölgenin büyük bir kısmının aslında neredeyse silahsız olduğunu gösteriyor.”
