Hicri’nin Cebel el-Beşan Yönetim Konseyi kararı SDG’nin Özerk yönetim modelinin kopyası mı?

Hicri’nin Cebel el-Beşan Yönetim Konseyi kararı SDG’nin Özerk yönetim modelinin kopyası mı?
TT

Hicri’nin Cebel el-Beşan Yönetim Konseyi kararı SDG’nin Özerk yönetim modelinin kopyası mı?

Hicri’nin Cebel el-Beşan Yönetim Konseyi kararı SDG’nin Özerk yönetim modelinin kopyası mı?

Suriyeli bir yetkili Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Süveyda’da hükümet kontrolü dışında kalan bölgelerde hükümet ile Dürzi ruhani lider Hikmet el-Hicri arasında dış arabuluculuk girişimleri bulunduğu yönündeki iddiaları yalanladı.

Bu açıklama, Hicri’nin “Yüksek Hukuk Komitesi” olarak bilinen yapıyı feshettiğini ve hâkim Şadi Fayez Mürşid’i, vilayette mevcut süreci yönetmek üzere “Cebel el-Beşan Yönetim Konseyi”ni kurmakla görevlendirdiğini duyurmasının ardından geldi.

Suriyeli siyasi analistler, Hicri’nin kararına ilişkin farklı değerlendirmelerde bulundu. Bunun Hicri’nin sürdürdüğü politikadan geri adım attığını ve Suriye’nin Cezire bölgesinde (SDG kontrolündeki bölge) uygulanan ve yeni realite karşısında ayakta kalamayan “özerk yönetim” modelinin yeniden üretilmesi olarak değerlendirdi.

“Halkı belirsizliğe sürüklüyor”

Süveyda Valiliği Medya İlişkileri Müdürü Kuteybe Azzam, söz konusu kararı “vilayet halkını bilinmeze sürükleyen ve sıkıntılarını artıran bir adım” olarak nitelendirdi.

Azzam, Hicri’nin kontrolündeki bölgelerde “Süveyda halkını ve değerlerini temsil etmeyen yasa dışı grupların bulunduğunu ve bu grupların vilayeti ve halkını rehin aldığını söyledi. Bu yapıların güvenlik bürosu, ulusal muhafızlar, hukuk komitesi ve şimdi de Cebel el-Beşan Yönetim Konseyi gibi isimler kullandığını belirten Azzam, bu oluşumların hiçbirinin meşruiyeti olmadığını ve yerel ya da uluslararası hukukla insan haklarını tanımadığını vurguladı.

dfbfd
Dürzi militanlar, 26 Şubat 2026’da Süveyda’da gerçekleşen rehine değişim operasyonu sırasında (AP)

Devletin güvenliğin sağlanması ve toplumsal dokunun korunması için temel otorite olduğunu ifade eden Azzam, Süveyda’daki geniş bir kesimin bu grupların eylemlerini reddettiğini ve devletin müdahalesini talep ettiğini belirtti.

Azzam ayrıca, hükümet ile Hicri veya ulusal muhafızlar arasında dışarıdan Dürzi gruplar aracılığıyla yürütülen bir arabuluculuk süreci olduğu iddialarını da reddetti. Görüşmelerin yalnızca hükümet ile yerel ileri gelenler ve din adamları arasında gerçekleştiğini, ancak sonuç alınamadığını söyledi.

Kararın arka planı

Hicri, salı günü yayımladığı açıklamada Hukuk Komitesi’ni feshettiğini ve Cebel el-Beşan Yönetim Konseyi’nin kurulacağını duyurdu. Bu yapının kriz yönetimi niteliğinde olduğunu belirterek, amacının kuşatma ve saldırıların etkilerini azaltmak, yaşam koşullarını iyileştirmek ve toplumsal yapıyı korumak olduğunu ifade etti.

sdvdsfv
Dürzi ruhani lider Hikmet el-Hicri (AFP)

Karar, Hicri’nin kontrolündeki bölgelerde güvenlik zafiyetinin arttığı bir dönemde geldi. Son olarak, ulusal muhafızlara bağlı silahlı bir grubun Süveyda’daki Eğitim Müdürlüğü’nü basarak, kısa süre önce hükümet tarafından atanan müdür Safvan Bilan’ı kaçırdığı bildirildi. Bilan daha sonra görevinden çekildiğini açıkladı.

Süveyda halkı ise siyasi bölünmelerin gölgesinde ağırlaşan yaşam koşulları ve hizmet eksiklikleriyle mücadele ediyor.

“Durum çok kötü”

Güvenlik gerekçesiyle ismini açıklamayan Süveydalı bir siyasi analist, Hicri’ye bağlı silahlı grupların eylemlerini kara noktalar olarak nitelendirerek, kentteki durumun her açıdan çok kötü olduğunu söyledi.

Analist, ulusal elitlerin siyasi faaliyetlerinin tutuklamalar nedeniyle neredeyse tamamen durduğunu ve İsrail projesinin sahada ilerlediğinin gözlemlendiğini ifade etti.

Üniversite öğrencilerinin Şam’a gitmesinin engellenmesi gibi son gelişmeleri “en çirkin adımlar” olarak nitelendiren analist, bu durumun vilayet genelinde tepki ve kısmi grevlere yol açtığını belirtti.

Toplumsal baskı artıyor

Aynı analiste göre, 2025 Ağustos’unda kurulan “Hukuk Komitesi” halkın sorunlarını çözmekte başarısız oldu ve durum daha da kötüleşti.

Un ve maaş krizinin yanı sıra hizmetlerin sağlanamaması nedeniyle Hicri ve çevresinin toplumsal destek kaybettiğini ifade eden analist, bunun temel nedeninin devletle ilişkilerin kesilmesi olduğunu söyledi.

fdvfv
Görevden alınan Yüksek Hukuk Komitesi Başkanı, hâkim ve danışman Muhannad Boufaour (Facebook hesabı).

Analist, Hicri’nin son kararının “yeniden konumlanma” olabileceğini, açıklamada önceki söylemlerinde yer alan kendi kaderini tayin, ayrılık ve İsrail’e teşekkür gibi ifadelerin bulunmamasının dikkat çekici olduğunu belirtti.

Bu adımın, toplumsal ve ekonomik baskılar nedeniyle geri adım anlamına gelebileceğini ve yeni yapının sorumluluğu üstlenecek bir vitrin işlevi görebileceğini de sözlerine ekledi.

Yerel Dürzi kaynaklar da kararın “halkın öfkesini yatıştırma” amacı taşıdığı görüşünde.

“Baştan denenen bir başarısızlık”

Suriyeli yazar ve hukukçu Muhammed Sabra ise kararı, savaş yıllarında ortaya çıkan fikirlerin yeniden üretilmesi olarak değerlendirdi.

Eski muhalefet baş müzakerecisi Sabra, Suriye’nin Cezire bölgesindeki “özerk yönetim” deneyiminin 8 Aralık 2024 sonrası yeni realite karşısında çöktüğünü belirtti.

vfvbf
Süveyda’daki destekçileri tarafından sosyal medyada paylaşılan fotoğraf: İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Dürzi ruhani lider Hikmet el-Hicri.

Sabra, “Hicri şimdi sıfırdan, başarısızlığı baştan belli bir modeli yeniden kurmaya çalışıyor. Süveyda; petrolü, buğdayı, suyu ve açık sınırları olan Cezire bölgesi değil. Bu şartlarda böyle bir projenin başarılı olacağını düşünmek gerçekçi değil” dedi.

İsrail’in böyle bir projeyi başarıya ulaştırabileceği düşüncesinin de “yanılsama” olduğunu söyleyen Sabra, bunun bedelini Süveyda halkının yaşam koşullarının çökmesiyle ödeyebileceğini ifade etti.



Irak, İran’ın sınır geçiş noktalarına yönelik kısıtlamaları artırıyor

Basra vilayetinde İran ile Irak arasındaki Şelemçe Sınır Kapısı. (AFP)
Basra vilayetinde İran ile Irak arasındaki Şelemçe Sınır Kapısı. (AFP)
TT

Irak, İran’ın sınır geçiş noktalarına yönelik kısıtlamaları artırıyor

Basra vilayetinde İran ile Irak arasındaki Şelemçe Sınır Kapısı. (AFP)
Basra vilayetinde İran ile Irak arasındaki Şelemçe Sınır Kapısı. (AFP)

Bağdat’ta, ABD’nin Irak yönetimine daha fazla sınır kapısını kapatması ve İran’a yönelik kısıtlamaları artırması için sürekli baskı uyguladığı yönündeki iddiaların gölgesinde, İran ile bir sınır kapısının kapatıldığı bildirildi.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Iraklı bir kaynak, Irak hükümetinin dün ülkenin güneyindeki Şeyb Sınır Kapısı’nı kapattığını bildirdi. İranlı bir yetkili ise Irak ile sınır kapılarının yolcu geçişlerine açık olduğunu, ancak tır ve kamyonların geçişlerinde gecikmeler yaşandığını söyledi.

İki siyasi kaynak, ABD’nin Bağdat yönetimine İran ile arasındaki bütün sınır kapılarını kapatması yönünde baskı yaptığını belirtti. Kaynaklardan biri, “ABD Hazine Bakanlığı bu konuyu, Zeydi geçen ay New York’tayken gündeme getirdi” dedi.

Irak hükümet sözcüsü Haydar el-Abudi ise İran ile Şeyb Sınır Kapısı’nın kapatılmasının geçici olduğunu belirterek, “Verimliliği artırmak amacıyla gerçekleştirilen bu işlem tamamen idari niteliktedir ve siyasi bir anlam yüklenmesini gerektirmemektedir” açıklamasında bulundu.


Husilerden Aden ve Mukalla havalimanlarına saldırı

Yemen’in Taiz vilayetinin batısındaki Cebel Han cephesinde hükümet güçlerinin konuşlanmasından, (AFP)
Yemen’in Taiz vilayetinin batısındaki Cebel Han cephesinde hükümet güçlerinin konuşlanmasından, (AFP)
TT

Husilerden Aden ve Mukalla havalimanlarına saldırı

Yemen’in Taiz vilayetinin batısındaki Cebel Han cephesinde hükümet güçlerinin konuşlanmasından, (AFP)
Yemen’in Taiz vilayetinin batısındaki Cebel Han cephesinde hükümet güçlerinin konuşlanmasından, (AFP)

Husiler, Yemen’deki kritik tesislere yönelik saldırılarını artırdı. Grup, Aden Uluslararası Havalimanı ile Mukalla kentindeki er-Reyyan Havalimanı’nı balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef aldı. Saldırılar, Taiz ve Lahic’in batısında çatışmaların şiddetlendiği ve “Yemen Şafağı” operasyonunun Husilerin askerî ve insan gücünü yıpratmayı sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşti.

Şarku’l Avsat’ın resmî kaynaklardan edindiği bilgilere göre, Aden Havalimanı çevresine bir balistik füze düştü. Hadramut vilayetindeki er-Reyyan Havalimanı da füze ve hava saldırılarına maruz kaldı. Yerel yönetim, saldırılarda can kaybı yaşanmadığını bildirdi. Husiler ayrıca Taiz kentinin Bir Başa bölgesindeki bir sünger fabrikasını hedef aldı. Böylece saldırılar, sivil ve kritik altyapı tesislerini de kapsadı.

Yemen ordu sözcüsü, muhaliflerini kuşatma uygulamakla suçlayan Husilerin, havalimanlarını, tesisleri, altyapıyı, seyahat güzergâhlarını ve geçim kaynaklarını hedef alarak fiilen halka kuşatma uyguladığını söyledi. Sözcü, saldırıların Husilerin sahada baskı altına alındığı dönemlerde daha da yoğunlaşan bir yaklaşımın göstergesi olduğunu ifade etti.


Sisi: Suudi Arabistan’la askerî iş birliğimiz savunma amaçlı, Yemen’e saldırıyı kapsamıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi “Mısır Forumu” kapsamında düzenlenen “Kentsel ve İmar Gelişimi” oturumunda (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi “Mısır Forumu” kapsamında düzenlenen “Kentsel ve İmar Gelişimi” oturumunda (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi: Suudi Arabistan’la askerî iş birliğimiz savunma amaçlı, Yemen’e saldırıyı kapsamıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi “Mısır Forumu” kapsamında düzenlenen “Kentsel ve İmar Gelişimi” oturumunda (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi “Mısır Forumu” kapsamında düzenlenen “Kentsel ve İmar Gelişimi” oturumunda (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, “Mısır’ın askerî çabalarının Suudi Arabistan topraklarını savunmaya yönelik olduğunu ve Yemen’e yönelik bir saldırıyı kapsamadığını” vurguladı. Sisi dün akşam yaptığı açıklamada, “Buradaki amaç, Suudi Arabistan’ın topraklarını ve sınırlarını, ayrıca Mısır’dan talep edilmesi hâlinde diğer Arap ülkelerinin topraklarını savunmaktır” dedi. Mısır’ın askerî faaliyetlerinin kendi sınırlarının ötesine ya da güvenliğini ve istikrarını korumayı önemsediği kardeş ülkelerin topraklarında saldırı amacıyla yürütülmeyeceğini ifade etti.

Sisi, Mısır’ın Körfez ülkelerinin yanında durmasının ortak Arap ulusal güvenliğinin bir uzantısı olduğunu belirtti. “Arap ulusal güvenliği bir bütündür” diyen Sisi, Körfez’deki kardeş ülkelerin istikrarının Mısır’ı ulusal güvenlik açısından doğrudan ilgilendirdiğini vurguladı. Sudan, Libya ve Somali dâhil bütün Arap ülkelerinde istikrarın yeniden sağlanması gerektiğini söyledi.

Mısır Parlamentosunun, Suudi Arabistan’a destek amacıyla gerekli adımların atılması konusunda Cumhurbaşkanı Sisi’ye yetki verilmesini görüşmek üzere önümüzdeki pazartesi toplanması planlanıyor.

Sisi, dün Başbakan Mustafa Medbuli ve çok sayıda bakanın katılımıyla, “Mısır Forumu 2026” kapsamında düzenlenen “Vatan ve Vatandaş Güvenliği” başlıklı oturuma katıldı.

Mısır Cumhurbaşkanı, tüm Arap ülkelerinde istikrarın yeniden sağlanması gerektiğini vurguladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı, tüm Arap ülkelerinde istikrarın yeniden sağlanması gerektiğini vurguladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Muhammed Şinavi’nin açıklamasına göre İçişleri Bakanı Mahmud Tevfik, güvenlik sisteminin geliştirilmesi ve adli suçlarla mücadele için yürütülen çalışmaları anlattı.

Tevfik, suç yöntemlerinin gelişmesi karşısında güvenlik çalışmalarını yeniden yapılandırmak amacıyla kapsamlı bir plan hazırlandığını belirtti. Planın temel başlıkları arasında siber suçlar ve fikrî mülkiyet alanlarında uzman kadroların yetiştirilmesi, terör örgütlerinin faaliyetlerinin erken aşamada izlenmesi, vatandaşların bilinç düzeyinin artırılması ve hükümlülere yönelik ceza politikalarının güncellenmesi yer alıyor. Tevfik, vatandaşların bilinçlendirilmesinin ülkenin istikrarını hedef alan girişimlere karşı önemli bir savunma hattı oluşturduğunu kaydetti.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati ise ülkesinin kriz ve çatışmaların yaşandığı ülkelerle çevrili olduğunu, bu durumun doğrudan Mısır’ın ulusal güvenliğiyle bağlantılı bulunduğunu söyledi. Abdülati, Mısır’ın dünyanın önde gelen güçleriyle stratejik ilişkilere ve ortaklıklara sahip olduğunu belirterek, bu ilişkilerin Sisi’nin ortaya koyduğu “stratejik denge” doktrini doğrultusunda ihtiyatlı ve dengeli biçimde yürütüldüğünü ifade etti.

Kızıldeniz’in güvenliği konusunda da açıklamalarda bulunan Abdülati, Mısır’ın kıyıdaş ülkelerle iş birliği yaparak bölgede güvenlik ve istikrarı sağlamayı hedeflediğini belirtti. Bu iş birliğinin lojistik, ekonomi ve turizm alanlarında ortaklıkların geliştirilmesini de kapsadığını kaydetti.

Abdülati, su güvenliğinin Mısır için hayati bir mesele olduğunu vurgulayarak, “110 milyon Mısırlının yaşamı hiçbir tarafın tek taraflı iradesine bırakılamaz” dedi. Mısır’ın yalnızca uluslararası hukuk kurallarının uygulanmasını talep ettiğini belirtti.

Mısır’ın Afrika Boynuzu ülkelerine yönelik politikasının temel ilkelerini de sıralayan Abdülati; ülkelerin iç işlerine müdahale edilmemesi, ulusal birlik ve bağımsızlıklarının korunması, bölgede ayrılıkçılığın ve ülkelerin bölünmesinin kesin biçimde reddedilmesi ile denize erişim konusunun komşu ülkelerle koordinasyon ve anlaşma yoluyla ele alınması gerektiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Sisi, Mısır’ın Körfez ülkelerine verdiği desteğin, ortak Arap ulusal güvenliğinin bir uzantısı olduğunu teyit etti. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Sisi, Mısır’ın Körfez ülkelerine verdiği desteğin, ortak Arap ulusal güvenliğinin bir uzantısı olduğunu teyit etti. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Abdülati, Mısır’ın Sudan’ın bölünmesine ve Sudan devletinin kurumlarının çökmesine izin vermeyeceğini de söyledi. Mısır’ın, Sudan’da siyasi bir çözüm bulunması için bölgedeki diğer aktörlerle birlikte çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.

Dün akşam oturumu sırasında yeniden söz alan Sisi ise devlet kurumlarının korunmasının önemine dikkat çekti. Devlet kurumlarının ayakta tutulamamasının ülkelerin çöküşüne yol açtığını belirten Sisi, devletlerin çökmesinin çok ciddi sorunlara neden olduğunu söyledi. Bölgedeki mevcut tablonun bu durumu açıkça ortaya koyduğunu vurguladı.

Sisi ayrıca, 2014’ten bu yana Mısır dış politikasına yön veren temel ilkeleri sıraladı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu ilkelerin; ülkelerin iç işlerine müdahale etmemek, komplolardan kaçınmak, ulusal devletlerin birliğini ve kurumlarını korumak, silahlı milislerle ilişki kurmamak, inşa ve kalkınma için iş birliği yapmak ve bütün aktörlerle dengeli ilişkiler içinde olumlu bir angajman yürütmek olduğunu ifade etti.