Iraklı siyasetçilerin saldırılar durdurulması yönündeki talepleri Devrim Muhafızları tarafından reddedildi

Bağdat’ın merkezindeki Tahrir Meydanı’nda bir Iraklı, 8 Nisan 2026’da İran lideri Ali Hamaney’in fotoğrafını İran ve Irak bayraklarıyla birlikte kaldırıyor (AFP)
Bağdat’ın merkezindeki Tahrir Meydanı’nda bir Iraklı, 8 Nisan 2026’da İran lideri Ali Hamaney’in fotoğrafını İran ve Irak bayraklarıyla birlikte kaldırıyor (AFP)
TT

Iraklı siyasetçilerin saldırılar durdurulması yönündeki talepleri Devrim Muhafızları tarafından reddedildi

Bağdat’ın merkezindeki Tahrir Meydanı’nda bir Iraklı, 8 Nisan 2026’da İran lideri Ali Hamaney’in fotoğrafını İran ve Irak bayraklarıyla birlikte kaldırıyor (AFP)
Bağdat’ın merkezindeki Tahrir Meydanı’nda bir Iraklı, 8 Nisan 2026’da İran lideri Ali Hamaney’in fotoğrafını İran ve Irak bayraklarıyla birlikte kaldırıyor (AFP)

Iraklı kaynaklar, Irak’taki silahlı grupların operasyonlarını denetleyen İran “Devrim Muhafızları”na bağlı subayların, Şii siyasetçilerin ülke içindeki saldırıların durdurulması yönündeki girişimlerini reddettiğini bildirdi. Aynı kaynaklara göre, ABD-İran savaşının başlamasından bu yana söz konusu subaylar, Bağdat’ta “gölge askeri denetçi” gibi hareket ederek Washington’a karşı “baskı cephesini” sürdürmeyi ve müzakerelerin başarısız olması senaryosuna hazırlık yapmayı hedefliyor.

“Şarku’l Avsat”, 24 Mart 2026’da, “Kudüs Gücü”ne bağlı subayların yıpratma operasyonlarını yönetmek ve “Devrim Muhafızları” için alternatif bir operasyon odası kurmak üzere Irak’a akın ettiğini ortaya koymuştu.

Kaynaklara göre, “Kudüs Gücü” subayları Irak şehirleri arasında sürekli hareket ederek saldırı operasyonlarını denetledi, silahlı grupların İHA’lar için yerli mühimmat geliştirmesine yardımcı oldu ve militanlara füze teknolojileriyle ilgili teknik destek sağladı. Bu faaliyetlerde hedeflerin sürekli güncellendiği belirtildi.

Günlük hedef listeleri

Bir kaynak, “Devrim Muhafızları” subaylarının Iraklı silahlı gruplara günlük hedef listeleri verdiğini; bu listelerde vurulacak noktalar, kullanılacak mühimmat miktarı ve saldırı zamanlamasının yer aldığını söyledi.

Subayların denetlediği faaliyetler arasında, İHA fırlatma platformları ve askeri gözlem birimlerini kurmakla görevli hücrelerin ülke içinde yeni ve güvenli evlere dağıtılması da bulunuyor. Bu düzenlemeyle, ABD hava unsurlarının savaş öncesi ve sırasında tespit ettiği koordinatlardan kaçınılmasının amaçlandığı ifade edildi.

rereg
Irak’taki Ketaib Hizbullah unsurları, Bağdat’ta grubun bayrağını taşıyor (AFP)

Kaynaklardan biri, savaşın dördüncü haftasına gelindiğinde Irak’taki “direniş” olarak adlandırılan yapının organizasyonunda değişiklik yaşandığını belirterek, ana grupların çözülmesi zor, yarı bağımsız ağlara dayalı yeni bir yapıya geçtiğini söyledi.

Bu gelişmelerin, sahada esnek hareket eden ve karmaşık güvenlik ortamlarında faaliyet gösteren uzmanlaşmış hücreler arasında görev dağılımına dayanan bir çalışma modelinin parçası olduğu kaydedildi.

Iraklı kaynaklara göre, “Devrim Muhafızları” Irak’taki silahlı grupların ağ yapısını, çok katmanlı inkâr imkânı sağlayacak şekilde yeniden tasarladı; bu yapı “caydırıcılık ve belirsizlik” unsurlarını birlikte barındırıyor.

Bazı hücrelerin, dolaylı çatışma alanının genişlemesi kapsamında komşu Arap ülkelerdeki çıkarları hedef alan sınır ötesi saldırılarla görevlendirildiği de belirtildi.

vfrtbrft
Irak’taki Ketaib Hizbullah üyeleri, 8 Nisan 2026’da Basra’da düzenlenen bir saldırıda hayatını kaybeden bir arkadaşları için gerçekleştirilen cenaze töreninde (AFP)

Bu çerçevede, Irak’ın güneyindeki Basra’ya bağlı, Kuveyt’e yaklaşık 150 kilometre uzaklıktaki Hoor ez-Zubeyr kasabasında kimliği belirsiz bir saldırı bir evi hedef aldı. Saldırıda bir radar ve fırlatma platformu imha edilirken, “Ketaib Hizbullah”a bağlı bir yetkili ile iki kişi daha hayatını kaybetti.

İran “Devrim Muhafızları” Perşembe günü Körfez ülkelerine yönelik saldırılar düzenlediği iddialarını reddetti. Ancak kaynaklara göre, “bu görevi yerine getirmek için Iraklı grupları kullanma kapasitesine sahip”.

Kaynaklar ayrıca, geçici ateşkes ilanından önceki son savaş haftasında İranlı subayların, Ninova ve Kerkük’teki bazı bölgelerden çekilmiş olan silahlı gruplara bağlı birliklerin yeniden konuşlandırılması talimatı verdiğini; ABD hava saldırıları nedeniyle terk edilen mevzilere geri dönülmesinin istendiğini aktardı.

“Telefonlara yanıt vermiyor”

“Irak’taki Koordinasyon Çerçevesi” ve hükümetten iki kaynak, son haftalarda dört Şii partinin liderlerinin Irak içinde bulunan İranlı yetkililerle temas kurarak ABD çıkarlarını hedef alan saldırıların durdurulmasını talep ettiğini, ancak bu girişimlerin sonuçsuz kaldığını belirtti.

Kaynaklara göre, Bağdat’ta önemli nüfuza sahip bir “Kudüs Gücü” subayı, Iraklı siyasetçilerin – hatta Koordinasyon Çerçevesi içindeki müttefiklerin – telefonlarına dahi yanıt vermiyor; yalnızca silahlı grupların operasyon sorumlularıyla iletişim kuruyor.

Bu temaslar, Irak’ın daha geniş bir çatışmaya sürüklenmesini önlemeye yönelik iç çabaları yansıtırken, hükümet üzerindeki silahlı grupları kontrol altına alma baskısının arttığına işaret ediyor. Ancak bir Iraklı yetkiliye göre, “yerel siyasi irade benzeri görülmemiş şekilde zayıflamış durumda”.

Iraklı güvenlik yetkilileri de “Devrim Muhafızları subaylarının artan nüfuzundan” duydukları rahatsızlığı dile getirdi.

Kaynakların aktardığına göre, üst düzey bir Iraklı yetkili kapalı bir güvenlik toplantısında, “Bu adamı (Devrim Muhafızları subayı) nasıl durduramıyoruz? Bu kişi kim? Neden onu tutuklayamıyoruz ya da en azından bu saldırıları gerçekleştirmesini engelleyemiyoruz?” ifadelerini kullandı.

Buna karşın Koordinasyon Çerçevesi içindeki bazı isimler, sorunun büyük ölçüde iletişim eksikliğinden kaynaklandığını; İranlıların iletişim konusunda sıkı güvenlik prosedürleri uyguladığını savundu.

Askeri denetçi rolü

Koordinasyon Çerçevesi’nden bazı isimler, mevcut durumu, “Devrim Muhafızları ile bağlantılı saha subaylarının Irak’ta fiilen ABD ile yürütülen çatışmayı yöneten bir askeri denetçiye dönüştüğü” şeklinde tanımlıyor. Aynı değerlendirmede, İran’ın saldırıları durdurma çağrılarına direncinin, Tahran’ın Washington ile müzakerelerden umutlu olmadığına ve çatışma cephesinin yeniden alevlenmeye hazır olduğuna işaret ettiği vurgulanıyor.

Iraklı yetkililere göre bu tablo, devletin doğrudan kontrolü dışındaki alanları denetleme konusunda güvenlik kurumlarının karşı karşıya olduğu zorlukların boyutunu ortaya koyuyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı ise Perşembe günü yayımladığı açıklamada, Iraklı milislerin mali, operasyonel ve siyasi olarak hükümet desteğine sahip olduğunu; bu nedenle yetkililerin onları dizginlemekte ve saldırılarını sınırlamakta başarısız olduğunu savundu.

Koordinasyon Çerçevesi’nden bazı siyasetçiler, “Devrim Muhafızları” subaylarının bu tutumunun, Pakistan arabuluculuğunda başlayan müzakere süreciyle eş zamanlı olarak Irak’ı ABD’ye karşı bir baskı cephesi olarak tutma isteğini yansıttığını belirtti. Ancak aynı isimler, bu yaklaşımın Bağdat’taki siyasi sistemi kaosa sürükleme ve ülkeyi bölgesel izolasyona itme riski taşıdığı uyarısında bulundu.



Irak, “silahsızlanma” sürecini 2027’nin ortasına erteledi

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)
TT

Irak, “silahsızlanma” sürecini 2027’nin ortasına erteledi

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)

Irak, silahlı grupların silahsızlandırılmasına yönelik planını 2027 yılının ortasına erteledi. Planın daha önce bu ayın sonunda uygulanmaya başlanması öngörülüyordu.

Irak Başbakanı Ali Zeydi, dün yaptığı açıklamada, silahlı grupların unsurlarının devlet kurumlarına entegre edilmesini öngören bir plan açıkladı. Zeydi planın, grupların saldırılarını durdurmaları karşılığında ABD saldırılarına maruz kalmamalarını öngören 90 günlük bir aşamayla başlayacağını belirtti.

Ancak ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Zeydi ile New York'ta gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yayımlanan açıklamada, Irak Başbakanı ile “milislerin dağıtılması ve saldırılarının durdurulması” konusunda mutabakata vardığını söyledi.

ABD'nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Tom Barrack ise Irak'ın, “Haziran 2027 sonuna kadar askeri güce sahip tek makamın devlet olması” yönünde taahhütte bulunduğunu ifade etti.


Gazzeliler, alternatifleri olmaksızın yıkılma tehlikesi bulunan çatılar altında

Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
TT

Gazzeliler, alternatifleri olmaksızın yıkılma tehlikesi bulunan çatılar altında

Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)

Gazze'deki yetkililer, bölgede sakinlerin yaşadığı ve yıkılma tehlikesi bulunan bina sayısının yaklaşık 2 bin olduğunu tahmin ediyor. Buna rağmen bölge halkı ve yetkililer, kendilerini barındıkları binaların çatılarının çökmesi tehlikesine karşı koruyabilecek herhangi bir alternatif bulunmadığını kabul ediyor.

Gazze kentinde bir hafta önce “Saade” binasının çökmesinden zarar gören kişiler ve görgü tanıkları, yaklaşan kış ve yağışlarla birlikte ortaya çıkabilecek tehlikelere ilişkin “Şarku'l Avsat”a konuştu. Görgü tanıkları ve mağdurlar, yağışların, İsrail'in Gazze'ye yönelik savaşı sırasında hasar gören diğer binaların da çökmesini hızlandırabileceği uyarısında bulundu.


Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ve Kıbrıs Rum Kesimi  Savunma Bakanı Vasilis Palmas düzeyinde Mısır-Yunanistan-Kıbrıs görüşmeleri gerçekleştirildi. Görüşmeler, üç ülkenin yaklaşık iki hafta önce düzenlediği zirvenin ardından savunma ve askeri iş birliğinin güçlendirilmesini amaçlıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, görüşmelerin Doğu Akdeniz’de daha güçlü savunma iş birliği yoluyla güvenlik ve istikrarın pekiştirilmesi çerçevesinde gerçekleştiğini belirtti. Uzmanlara göre Kahire, Doğu Akdeniz’deki gelişmelerden endişe duyan Türkiye ile köprüleri atmadan Yunanistan ve Kıbrıs’la iş birliğini geliştirmeyi, aynı zamanda diğer tarafların çatışmalarına dahil olmadan Doğu Akdeniz’deki Mısır çıkarlarını korumayı hedefliyor.

Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki ortaklık, üçlü iş birliği mekanizması üzerinden 2014 yılında başladı. Bu dönemde Kahire ile Ankara arasında siyasi anlaşmazlıklar yaşanırken Atina ve Lefkoşa’nın da Türkiye ile Doğu Akdeniz konusunda farklılıkları bulunuyordu. Ancak son yıllarda Türkiye ile Mısır ilişkilerini geliştirme yoluna gitti. İlişkilerin tamamen normalleşmesinin ardından cumhurbaşkanları karşılıklı ziyaretlerde bulundu ve iki ülke arasındaki askeri tatbikatlar yeniden başladı. Bunun yanı sıra iki ülke arasında savunma sanayisi alanındaki ortaklıklar da giderek güçlendi.

8 Eylül’de İskenderiye’nin kuzeybatısındaki El-Alameyn kentinde düzenlenen üçlü zirvenin üzerinden yaklaşık iki hafta geçmesinin ardından Sisi, salı günü Yunanistan Savunma Bakanı Dendias’ı kabul etti. Görüşmede Mısır Savunma Bakanı Korgeneral Eşref Salim Zahir ile Silahlı Kuvvetler Silahlanma Kurumu Başkanı Muhammed Süleyman da hazır bulundu.

cdfvgthy
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas ile görüşmesi sırasında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Sisi, iki ülke arasındaki iş birliğinin özellikle askeri ve savunma alanları başta olmak üzere çeşitli alanlarda geliştirilmesinin sürdürülmesinin önemini vurguladı.

Yunanistan Savunma Bakanı ise ülkesinin ortak tehditlerle mücadele amacıyla Mısır’la koordinasyonu güçlendirmeye verdiği önemi dile getirdi.

Sisi aynı gün ikinci bir görüşmede Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas’ı da kabul etti. Sisi, iki ülke arasındaki mevcut stratejik ortaklığın derinleştirilmesi ve özellikle güvenlik ve askeri alanlar başta olmak üzere çeşitli alanlarda daha geniş bir çerçeveye taşınması gerektiğini belirtti.

Askeri ve stratejik uzman Tümgeneral Adil el-Umde, Cumhurbaşkanı Sisi’nin Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan savunma bakanlarıyla görüşmelerinin 2014’ten bu yana yürütülen ortaklığın maddelerinin hayata geçirilmesi ve bu ay El-Alameyn’de düzenlenen üçlü zirvenin devamı niteliğinde olduğunu söyledi.

El-Umde, Mısır politikasının başarısının yalnızca Atina ve Lefkoşa ile askeri iş birliğinin ne ölçüde geliştirildiğiyle ölçülemeyeceğini belirterek Kahire’nin asıl hedefinin Doğu Akdeniz’i rekabet ve çatışma alanından çok taraflı bir denge ve iş birliği alanına dönüştürme kapasitesi olduğunu ifade etti. Mısır’ın bunu tüm taraflarla bağımsız ilişkilerini koruyarak gerçekleştirmeye çalıştığını söyleyen El-Umde, bunun “stratejik denge diplomasisi” çerçevesinde yürütüldüğünü kaydetti.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi Dr. Ahmed Fuad Enver ise Doğu Akdeniz’in güvenliğinin bölgedeki tüm etkin aktörlere açık olmayı ve gerilimi artıran söylemlerin aşılması amacıyla mevcut araçların kullanılmasını gerektirdiğini belirtti.

Enver, Mısır-Yunanistan-Kıbrıs arasındaki üçlü iş birliği mekanizmasının mevcut savunma ve askeri iş birliğini güçlendirme çabalarıyla birlikte Doğu Akdeniz’de bölgesel güvenliğin sağlamlaştırılmasında temel bir eksen oluşturduğunu söyledi. Bunun, üç ülke arasında uzun süredir devam eden askeri, ekonomik ve siyasi ortaklıkların üzerine inşa edilmesine olanak sağlayacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Sisi de salı günü Yunanistan Savunma Bakanı ile görüşmesinde üçlü iş birliği ile Doğu Akdeniz’in istikrarı arasında bağlantı kurdu. Sisi, Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki mevcut üçlü iş birliğinin Doğu Akdeniz’de barış, istikrar ve ortak refahın sağlanmasına yönelik başarılı bir bölgesel iş birliği modeli oluşturduğunu vurguladı.

Sisi, Kıbrıs Savunma Bakanı ile görüşmesinde de Doğu Akdeniz’in istikrarının önemine dikkat çekerek Mısır, Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki üçlü iş birliğinin bölgedeki güvenlik, istikrar ve refahın pekiştirilmesi açısından merkezi bir mekanizma olduğunu belirtti. Sisi, bu mekanizmanın üç ülkenin çıkarlarına hizmet ettiğini ve ortak tehditlerle mücadeleye katkı sağladığını ifade etti.

El-Umde’ye göre Mısır’ın bu tutumu, caydırıcılık ve hazırlık kapasitesini güçlendirme ancak düşmanca bir blok oluşturmama anlayışını ortaya koyuyor. Kahire, Yunanistan ve Kıbrıs’la ortaklığını geliştirirken Türkiye ile köprüleri atmıyor ve Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korurken bölgedeki diğer aktörlerin çatışmalarına dahil olmuyor.

Enver ise Mısır’dan gelen açıklamaların söz konusu adımların başka tarafları hedeflemediğini ve Türkiye açısından endişe kaynağı oluşturmadığını gösterdiğini savundu. Enver’e göre Kahire, ilişkilerini ortak çıkarlar temelinde yürütmeye, arabuluculuk kanallarını açık tutmaya ve gerilimi azaltmak amacıyla karşılıklı güvence vermeye önem veriyor.

El-Umde ayrıca Mısır’ın İsrail’in bölgesel rekabeti kullanarak bazı güçleri diğer aktörlere karşı saflaştırma girişimlerinin önünü kesmede önemli bir rol oynadığını belirtti. Mısırlı uzmana göre Kahire’nin bölgedeki varlığı, istikrarı ve kutuplaşmadan kaçınmayı önceleyen dengeli bir bölgesel cephe oluşturulmasını güvence altına alıyor.

Yunanistan ile İsrail arasındaki savunma iş birliği de ağustos ayının sonunda önemli bir gelişmeye sahne olmuştu. İki ülke, 3 milyar avro (yaklaşık 3,48 milyar dolar) değerinde bir askeri anlaşmaya imza atmıştı. Anlaşma kapsamında İsrail, Yunanistan’da çok katmanlı bir hava savunma sistemi kuracak.

İsrail Savunma Bakanlığı, söz konusu anlaşmayı “İsrail ile Yunanistan arasındaki ilişkiler tarihindeki en büyük savunma ihracatı anlaşması ve İsrail tarihindeki en büyük anlaşmalardan biri” olarak nitelendirmişti.