Hizbullah, Lübnan’ın İsrail’le müzakerelerine siyasi ve askeri gerilimle karşılık veriyor

Güney Lübnan’daki beldelerde yıkıma ait bir görüntü (AFP)
Güney Lübnan’daki beldelerde yıkıma ait bir görüntü (AFP)
TT

Hizbullah, Lübnan’ın İsrail’le müzakerelerine siyasi ve askeri gerilimle karşılık veriyor

Güney Lübnan’daki beldelerde yıkıma ait bir görüntü (AFP)
Güney Lübnan’daki beldelerde yıkıma ait bir görüntü (AFP)

Hizbullah, ABD’nin himayesinde Lübnan ile İsrail arasında yürütülen doğrudan müzakerelere iki yönlü siyasi ve askeri bir yaklaşım ile karşılık veriyor. İlk yaklaşım, müzakereleri reddetme ve devleti “İsrail ile müzakere kararını gözden geçirmeye” çağırma şeklinde ortaya çıkarken, bu adımın “Lübnanlılar arasındaki ayrışmayı artıracağı” savunuluyor. Öte yandan örgüt, İsrail’e yönelik roket saldırılarını artırarak sahadaki yanıtın devam edeceği mesajını veriyor.

Siyasi açıklamalar

Hizbullah’ın parlamentodaki Direnişe Vefa Bloku milletvekillerinden Hüseyin Fadlallah, yaptığı açıklamada “Beyrut’taki iktidarın yeterli olmadığını, bireysel ve zaman zaman mezhepsel çıkarların ulusal çıkarların önüne geçtiğini” söyledi.

Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, hükümetin düşmana taviz vermeyi artırdığını ve Lübnanlılar arasındaki ayrışmayı derinleştiren yanlış bir yola girdiğini belirten Fadlallah, “Lübnan makamları hesaplarını yeniden gözden geçirmeli ve halkına dönmelidir” dedi.

Fadlallah güneyden ordunun çekilerek bölgenin işgale açık hale getirildiğini ve böylece düşmana fırsatlar verildiğini ileri sürdü.

“Düşman, Bint Cubeyl sahasını yok etse de içinde fotoğraf çekmeyi başaramadı” diyen Fadlallah, İsrail’in “sahadaki yenilgisini Washington’daki müzakerelerle telafi etmeye çalıştığını” iddia etti.

Milletvekili, Lübnan hükümetine “İsrail ile müzakere kararını yeniden gözden geçirme” çağrısını yineleyerek, bunun “Lübnanlılar arasındaki ayrışmayı artıracağını” savundu.

vd
Güney Lübnan’da yıkılmış binaların enkazı arasında dalgalanan bir İsrail bayrağı (AFP)

Bu açıklamalar, Hizbullah Siyasi Konseyi üyesi Vekif Safa’nın, örgütün devam eden müzakerelerle ilgilenmediğini söylemesinin ardından geldi. Safa, AP’ye yaptığı açıklamada “Müzakerelerin sonuçlarıyla hiç ilgilenmiyoruz, bizi bağlamıyor. Anlaşmalar ne olursa olsun bağlı değiliz” ifadelerini kullanmıştı.

Askeri gerilimi

Hizbullah, bu tutumunu sahada da yaklaşık bir saat içinde İsrail’e 40’a yakın roket atarak göstermeye çalıştı. Özellikle kuzeydeki yerleşim yerleri hedef alındı.

Örgüt ayrıca, Yukarı Celile’de bir askeri noktaya yönelik bir seyir füzesinin fırlatıldığını gösteren bir video yayımladı ve İsrail’in “Maskaf Am” mevkiinde askerlerin toplandığı bir alanın hedef alındığını duyurdu.

Buna ek olarak, insansız hava aracı (İHA) saldırıları ve farklı bölgelere roket salvoları düzenlendiği de açıklandı.

Devlet dışı müzakere denklemi

Gelişmelerin anlamına ilişkin değerlendirmede bulunan emekli tuğgeneral Said Kazzah, “Hizbullah’ın bu aşamada İsrail’e net bir denklem dayatmaya çalıştığını; kendisini Lübnan devleti üzerinden yürütülen müzakerelerden bağımsız, ateşkes konusunda muhatap alınması gereken tek taraf olarak konumlandırmak istediğini” söyledi.

Kazzah’a göre örgüt Lübnan devletinin bu dosyada yetkinliğini ve özellikle güney sınırındaki güvenlik müzakerelerini yürütme kapasitesini fiilen tanımıyor. Bu yaklaşımın iki hedefi olduğunu belirten Kazzah, bunlardan ilkinin örgütün müzakere şartlarını dayatabilen bir aktör olarak konumunu güçlendirmek, ikincisinin ise bu kartı İran’ın ABD ile yürüttüğü daha geniş müzakere sürecinde kullanmak olduğunu ifade etti.

dvfv
Güney Lübnan’da yıkılmış binaların yanından geçen bir yolda ilerleyen İsrail ordusuna ait zırhlı araçlar (AFP)

Kazzah ayrıca zamanlamaya dikkat çekerek, güneydeki askeri operasyonların sürdüğünü ve “Hizbullah’ın İsrail ordusuyla fiili çatışma halinde olmaya devam ettiğini” söyledi. Sabah saatlerinde yaklaşık 40 roket atılmasının, İsrail yerleşimlerinde okulların yeniden açılmasıyla aynı zamana denk gelmesinin sembolik bir anlam taşıdığını belirterek bunun “savaşın sona ermediği ve Washington’daki müzakere sürecinin otomatik bir ateşkes anlamına gelmediği” mesajını taşıdığını ifade etti.

Kazzah, örgütün geçmişte olduğu gibi dolaylı müzakere modelini yeniden üretmeye çalıştığını, 1993, 1996 ve 2000 yılları ile 2006 savaşı örneklerinde olduğu gibi uluslararası arabulucular üzerinden bir iletişim kanalı kurulduğunu hatırlattı. Lübnan devletinin ise çoğu zaman bu süreçte doğrudan taraf olmaktan ziyade, sonuçların resmileştirildiği bir yapı olarak kaldığını söyledi.

Bu yaklaşımın daha yakın dönemde deniz sınırlarının belirlenmesi sürecine de yansıdığını belirten Kazzah, burada da fiilen Hizbullah’ın dayattığı bir denklem oluştuğunu, devletin ise çoğunlukla süreci tamamlayan resmi bir aktör rolünde kaldığını ifade etti.

Siyasi mesajlar, askeri örtüyle

Emekli Tuğgeneral Naci Melaab ise farklı bir değerlendirme yaparak, askeri gerilimin belirleyici bir savaş kapasitesinden ziyade “siyasi ve varoluşsal bir mesaj” taşıdığını söyledi.

Melaab, İran’ın füze doktrininde çoklu salvo saldırılarının hava savunma sistemlerini yıpratmaya yönelik olduğunu, ancak mevcut operasyonların bu düzeyde bir etkinlik taşımadığını belirtti.

“Hizbullah’ın bugün yürüttüğü askeri faaliyetler, İsrail’e yalnızca sınırlı zararlar verebiliyor; güç dengesi üzerinde belirleyici bir değişiklik yaratmıyor” diyen Melaab, İsrail’in gelişmiş savunma sistemleri ve sivil altyapı hazırlığı sayesinde bu tür saldırılara karşı yüksek bir dayanıklılık sergilediğini ifade etti.

İsrail’in özellikle insansız hava araçları alanındaki teknolojik üstünlüğüne dikkat çeken Melaab, bunun sahada bu tür operasyonlara karşı koymayı zorlaştırdığını söyledi.

Tırmanışın müzakere bağlamıyla bağlantılı olduğunu belirten Melaab “Yaşananlar askeri olmaktan çok siyasi bir mesajdır; devlet değil, savaş ve barış kararının hâlâ Hizbullah’ın elinde olduğu vurgulanmaktadır. İsrail saldırılarını sürdürürse biz de devam ederiz” mesajını taşıdığını ancak bunun sahada belirleyici bir askeri sonuç üretmediğini ifade etti.



Saddam Hafter’in Libya’nın güneyindeki askeri üs hamlesi ve arkasındaki boyutlar

Ulusal Ordu" Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, güneydeki el-Vav Askeri Üssü'nde incelemelerde bulunuyor (Ulusal Ordu)
Ulusal Ordu" Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, güneydeki el-Vav Askeri Üssü'nde incelemelerde bulunuyor (Ulusal Ordu)
TT

Saddam Hafter’in Libya’nın güneyindeki askeri üs hamlesi ve arkasındaki boyutlar

Ulusal Ordu" Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, güneydeki el-Vav Askeri Üssü'nde incelemelerde bulunuyor (Ulusal Ordu)
Ulusal Ordu" Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, güneydeki el-Vav Askeri Üssü'nde incelemelerde bulunuyor (Ulusal Ordu)

Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Korgeneral Saddam Hafter’in ülkenin güneybatısındaki Vav Askerî Üssü’ne gerçekleştirdiği ziyaret, güneydeki Fizan bölgesinin sınır güvenliği alanında karşı karşıya olduğu sorunları yeniden gündeme taşıdı.

Geçen şubat ayından bu yana askerî noktalara yönelik saldırıların tekrarlanması, güvenlik endişelerini artırıyor. Söz konusu saldırıların, Muhammed Verdagu’nun liderlik ettiği silahlı grup tarafından gerçekleştirildiği belirtiliyor. Grubun faaliyetlerinde gerileme yaşanmasına rağmen, yerel basında yer alan son haberlerde Batı Libya’daki ittifaklar aracılığıyla nüfuzunu yeniden tesis etmeye çalıştığı öne sürülüyor.

Saddam Hafter, pazartesi günü gerçekleştirdiği ziyaretin amacını vurgulayarak bunun sınır güvenliğini sağlama ve Libya’nın egemenliğini koruma çalışmalarını yerinde takip etmeye yönelik saha ziyaretleri kapsamında yapıldığını belirtti. Üste görev yapan subay ve askerlerle bir araya gelen Hafter, personelin bölgenin güvenliğini sağlama ve sınır aşan suç örgütleriyle mücadele kapsamında üstlendiği görevler hakkında bilgi aldı.

Hafter, ziyaretin ardından yaptığı açıklamalarda, kaçakçılık ve organize suçlarla mücadelenin sürdürülmesinin önemine de dikkat çekti. Genel Komutanlığın güney bölgesine yönelik vizyonunun yalnızca sınırların korunmasıyla sınırlı olmadığını belirten Hafter, güvenliğin pekiştirilmesi, kalkınmanın desteklenmesi ve ekonomik faaliyetlerin canlandırılmasının da bu yaklaşımın devamı olduğunu ifade etti.

Verdagu’nun Batı Libya’daki temasları gündemde

Genel Komutanlığa yakınlığıyla bilinen askerî araştırmacı Muhammed Terhuni, Muhammed Verdagu ve liderliğini yaptığı, “Güneyi Kurtarma Harekât Odası” olarak bilinen yapının Batı Libya’daki silahlı gruplarla gerçekleştirdiği toplantı ve temaslara ilişkin haberlere dikkat çekti.

Terhuni, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ismini vermediği bazı tarafların güneydeki dengeleri yeniden değiştirmeye çalıştığını savundu. Terhuni, bu girişimlerin Libya’daki siyasi sürecin ilerletilmesi ve bölünmüşlüğün sona erdirilmesi amacıyla uluslararası düzeyde yakınlaşma işaretlerinin görüldüğü bir eş zamanlı olduğunu belirtti.

Yerel basında daha önce de Verdagu ile Batı Libya’daki Ulusal Birlik Hükümeti arasında bağlantılar bulunduğuna ilişkin haberler yayımlanmıştı. Ancak hükümetten üst düzey bir yetkili, daha önce Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada bu yöndeki iddiaları reddetmişti. İki taraf arasındaki ilişkilerin niteliğini kesinleştirecek bağımsız kanıtlar ise ortaya konmuş değil.

Vav Üssü stratejik konumuyla öne çıkıyor

Libya’nın güneybatısında, Nijer ve Çad sınırlarına yakın çöl bölgesinde bulunan Vav Askerî Üssü, kontrol edilmesi güç geniş bir güvenlik sahasının parçası olması nedeniyle önem taşıyor. Sınır aşan hareketlilik, kaçakçılık faaliyetleri ve silahlı grupların varlığı, bölgedeki güvenlik sorunlarını daha da karmaşık hâle getiriyor.

Geçen şubat ayından itibaren orduya bağlı üs ve stratejik noktalara yönelik saldırılar tekrarlandı. Bu saldırıların bir kısmı, Verdagu’nun liderliğindeki grupla ilişkilendirildi. Nijer sınırındaki Tüm Sınır Kapısı’na düzenlenen saldırı, grubun faaliyetleriyle bağlantılı öne çıkan operasyonlardan biri olarak kayda geçti. Bazı Libya aşiretleri ve belediyeler de daha önce söz konusu gruba atfedilen saldırıları kınamıştı.

Saddam Hafter’in Vav Üssü ziyareti sırasında sınır güvenliği konusu ön plana çıktı. Hafter, bir Türk şirketi ile yürütülmesi kararlaştırılan proje kapsamında sınırların korunması, yönetilmesi ve gözetlenmesine yönelik sistemin geliştirilmesi çalışmalarının sürdürüleceğini belirtti.

Geçen temmuz ayında Libya’nın güney sınırlarında yaşanan istikrarsızlık ve silah ile uyuşturucu kaçakçılığındaki artış, Mareşal Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu Genel Komutanlığını, geniş bir alana yayılan sınır hattında kontrolü güçlendirmek amacıyla Türk şirketiyle iş birliğini genişletmeye yöneltmişti.

Güneydeki Harawa Belediyesi ileri gelenleri, Korgeneral Saddam Hafter'i karşılıyor (Genel Komutanlık)
Güneydeki Harawa Belediyesi ileri gelenleri, Korgeneral Saddam Hafter'i karşılıyor (Genel Komutanlık)

Güvenlik ve kalkınma birlikte ele alınıyor

Saddam Hafter’in açıklamaları yalnızca askerî konularla sınırlı kalmadı. Hafter, altyapı yatırımlarına ilişkin projelere de değindi. Bu kapsamda Sirte-Sukna-Sebha uluslararası kara yolu, Sirte Serbest Bölgesi, güneyde bulunan şehirler arasındaki yolların bakımı ve yıllardır âtıl durumda olan tarım projelerinin yeniden canlandırılması öne çıktı.

Hafter, söz konusu projelerin ülkenin kuzeyi ile güneyi arasındaki bağlantıyı güçlendirmeyi, ayrıca Afrika’daki komşu ülkelerle ticaret ve yatırım imkanlarını geliştirmeyi amaçladığını söyledi.

Fizan bölgesindeki toplumsal kesimlere de övgüde bulunan Hafter, bu kesimlerin güneyin güvenliğini tehlikeye atmaya yönelik girişimleri reddettiğini ifade etti. Bölge halkına desteğin sürdürüleceğini kaydeden Hafter, hizmetlerin iyileştirilmesi ve yaşam koşullarının geliştirilmesi yönündeki çalışmaların devam edeceğini belirtti.

Güvenlik ile kalkınmanın birlikte ele alınması, güney Libya’da istikrarın yalnızca askerî birliklerin konuşlandırılmasıyla değil, altyapının iyileştirilmesi ve ekonomik fırsatların artırılmasıyla da sağlanabileceği yaklaşımını yansıtıyor.

Hafter Hırava’da aşiret temsilcileriyle görüştü

Genel Komutanlık, dün Saddam Hafter’in Hırava Belediyesine gerçekleştirdiği ziyaretin ayrıntılarını da paylaştı. Hafter, bölgede Süleyman, Cemaat ve Amamra aşiretlerinin şeyhleri ve ileri gelenleri tarafından karşılandı.

Genel Komutanlığın açıklamasına göre aşiret temsilcileri, Genel Komutan Yardımcısı’nın ziyaretinden duydukları memnuniyeti dile getirerek, Silahlı Kuvvetler Genel Komutanlığının güvenlik ve istikrarın korunmasındaki rolünü takdir etti. Temsilciler ayrıca ülkenin korunması, egemenliğinin savunulması ve birliğinin sürdürülmesine yönelik çabalara desteklerini bildirdi.

Saddam Hafter ise Süleyman, Cemaat ve Amamra aşiretlerinin “millî rolüne” övgüde bulundu. Aşiretlerin tarih boyunca sergilediği tutumları takdir eden Hafter, “Kerame Muharebesi” sırasında silahlı kuvvetlere verdikleri desteğe, toplumsal bütünlüğün korunmasına ve ulusal uzlaşı çabalarına katkılarına dikkat çekti.


Bağdat’tan “silahların devletin kontrolünde toplanmasına” karşı çıkanlara uyarı

Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
TT

Bağdat’tan “silahların devletin kontrolünde toplanmasına” karşı çıkanlara uyarı

Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)

Irak’ta yürütme ve yasama organları, dün “silahların devletin kontrolünde toplanması” projesine karşı çıkanlara yönelik yaptırım uygulanabileceği uyarısında bulundu. İktidardaki Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, silah meselesinin 30 Haziran 2027’ye kadar çözüme kavuşturulmasını öngören anlaşmaya bağlılığını teyit etti.

Irak hükümeti de kurumlarına yasaları uygulama ve “silahların devlet kontrolünde toplanmasına ilişkin devlet kararlarını engelleyen, bu girişimlere katılan veya katkıda bulunan herkes hakkında cezai şikâyet süreçlerini başlatma” talimatı verdiğini açıkladı.

Irak Meclis Başkanı Heybet el-Halbusi de iç barışın korunması, hukukun uygulanması ve silahların devletin kontrolünde toplanması amacıyla hükümetin attığı adımlara destek verdiğini bildirdi.

Ankara’dan Irak ve Suriye açıklaması

Öte yandan Türkiye Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye’nin “komşuları Suriye ve Irak ile sınırlarının güvenliği tamamen sağlanana kadar” bu ülkelerdeki askerlerini tutmaya devam edeceğini söyledi.

Güler, “Kuvvet yapımız ve konuşlanmamız; terör tehdidinin gelişimine, sınır güvenliğimize ve sahadaki gelişmelere göre belirleniyor” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Iraklı bazı silahlı grupların, silahların devlet kontrolünde toplanması planına katılmayı kabul etmeleri karşılığında öne sürdükleri şartlardan biri de Türk askerlerinin Irak’tan çekilmesiydi.


Yemen ordusu, Husilere verdirdiği kayıpları ikiye katladı

Güneydeki “Devler Tugayları”, Babülmendeb Boğazı’na hâkim Kahbub Dağları’na yönelik saldırıları püskürttü.
Güneydeki “Devler Tugayları”, Babülmendeb Boğazı’na hâkim Kahbub Dağları’na yönelik saldırıları püskürttü.
TT

Yemen ordusu, Husilere verdirdiği kayıpları ikiye katladı

Güneydeki “Devler Tugayları”, Babülmendeb Boğazı’na hâkim Kahbub Dağları’na yönelik saldırıları püskürttü.
Güneydeki “Devler Tugayları”, Babülmendeb Boğazı’na hâkim Kahbub Dağları’na yönelik saldırıları püskürttü.

Yemen ordusu, son saatlerde birçok cephede Husilere verdirdiği kayıpları artırdı. Yüzlerce hedefin vurulduğunu duyuran ordu, yaklaşık 500 Husi mensubunun etkisiz hale getirildiğini ve onlarca askeri aracın imha edildiğini açıkladı. Gelişmeler, “Yemen Şafağı” operasyonu sürerken Taiz’in güneyinde şiddetli çatışmaların yeniden başlamasıyla eş zamanlı yaşandı.

Taiz’deki hükümet güçleri ve Halk Direnişi, dün Şakab cephesinde Husilerin saldırılarını püskürttü. Cebel Sabır’daki köylerin topçu ateşine tutulduğu bildirildi. Sınemat ve Misrah bölgelerinde de çatışmalar devam etti.

Hava saldırıları ve insansız hava aracı (İHA) operasyonları, Husilerin Marib ve Cevf vilayetlerindeki mevzilerini de hedef aldı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre güneydeki Devler Tugayları ise Lahic vilayetinin batısında, Babülmendeb Boğazı’na uzanan güzergâhların yakınındaki Kahbub Dağları’nda geniş çaplı bir saldırıyı püskürttü.

El-Alimi: Operasyon hedeflerine ulaşılana kadar sürecek

Siyasi cephede ise Yemen Başkanlık Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, “Yemen Şafağı” operasyonunun hedeflerine ulaşılana kadar devam edeceğini vurguladı.

El-Alimi, Birleşmiş Milletler’den, Husilerin terör örgütü olarak sınıflandırılması, örgüte silah tedarikinin yasaklanması ve finansman kaynaklarının kurutulması amacıyla Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üzerinden girişimde bulunulmasına destek vermesini istedi.

El-Alimi ayrıca Taiz’e uygulanan kuşatmanın kaldırılması ve insani yardım malzemelerinin ulaştırılabilmesi için yolların açılması çağrısında bulundu.