Gazze anlaşması... Kahire görüşmelerindeki çekincelerin ardından arabulucuların elinde ‘sınırlı fırsatlar’

Hamas ve İsrail, ‘barış planında’ ilerleme kaydetmek için şartlarını karşılıklı olarak ortaya koyuyor

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşması... Kahire görüşmelerindeki çekincelerin ardından arabulucuların elinde ‘sınırlı fırsatlar’

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)

Hamas’ın Kahire’de yapılan görüşmelerde silahsızlanma sürecine ilişkin çekinceler dile getirdiği, İsrail’in ise bu sürecin önce uygulanması şartıyla geri çekilme konusunda taviz vermeme tutumunu sürdürdüğü bildirildi. Taraflar arasındaki ateşkes anlaşmasının, geçtiğimiz şubat ayı sonunda İran savaşıyla birlikte sekteye uğradığı belirtiliyor.

Hamas’ın çekinceleri, Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar tarafından doğrulandı. Uzmanlara göre bu durum, hem Hamas’ın hem de İsrail’in zaman kazanmaya yöneldiğine ve anlaşma maddelerini uygulama ya da silahsızlanma ve geri çekilme süreçlerine başlama konusunda isteksiz olduklarına işaret ediyor. Bu değerlendirmelerde, İsrail’de seçim yılı olması ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun oy kazanma hedefinin etkili olduğu ifade ediliyor.

Uzmanlar, arabulucuların anlaşmayı yeniden canlandırma konusunda sınırlı fırsata sahip olduğunu belirtiyor. Bu çerçevede üç olası senaryo öne çıkıyor: mevcut durumun devam etmesi, İsrail’in askeri tırmanışa gitmesi ya da uluslararası istikrar güçleri ve polis unsurlarının devreye sokulmasıyla Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin faaliyete başlaması ve sahada değişiklikler yapılarak tarafların anlaşma şartlarına uymaya zorlanması.

Sıkışmış müzakereler

Kahire’de yürütülen müzakerelerin de çıkmaza girdiği bildirildi. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre, Hamas ve diğer Filistinli gruplar, kendilerinden herhangi bir taahhüt talep edilmeden önce İsrail’in ateşkes anlaşmasının ilk aşamasındaki yükümlülüklerini (insani yardım faaliyetleri ve bölgeye yardım tırlarının girişini) yerine getirmesi gerektiğini savunuyor. Buna karşılık İsrail ve ABD, anlaşmanın ikinci aşamasının en kritik maddesi olan ‘silahsızlanma’ sürecine derhal geçilmesi yönünde baskı yapıyor.

Aynı kaynaklara göre, Hamas müzakere heyeti başkanı Halil el-Hayye ile ABD’li diplomat Aryeh Lightstone arasında Kahire’de gerçekleşen görüşmeden somut bir sonuç çıkmadı.

The Jerusalem Post gazetesinin perşembe günü yayımladığı habere göre Hamas, Kahire toplantılarında ABD öncülüğündeki Barış Kurulu tarafından sunulan silahsızlanma planını reddederek üzerinde değişiklik yapılmasını talep etti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise kabine toplantısında yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın yabancı bir koalisyonun Hamas’ı silahsızlandırmada başarılı olamayacağını anladığını belirterek, “Bunu bizim yapmamız gerekecek” ifadesini kullandı. Söz konusu açıklamalar İsrail’in Kanal 14 ve i24NEWS kanalları tarafından da aktarıldı.

Gelişmeleri değerlendiren Filistinli siyaset analisti Abdulmehdi Mutava, Kahire görüşmelerinde özellikle Hamas tarafından dile getirilen çekincelerin, taraflar arasındaki güven eksikliğinden kaynaklandığını ifade etti. Mutava’ya göre, Hamas için silahsızlanma maddesinin uygulanması kolay değil. Ayrıca ABD’nin İran dosyasına odaklanması nedeniyle arabuluculuk sürecine yeterince yoğunlaşmadığı ve bu nedenle İsrail üzerinde henüz ciddi bir baskı oluşmadığı belirtiliyor.

Mutava, İsrail’de yaklaşan seçimler nedeniyle Netanyahu’nun Gazze konusunda herhangi bir taviz vermesinin zor olduğunu da vurguladı. Bu nedenle mevcut tıkanmış durumun Netanyahu açısından siyasi maliyetlerden kaçınma imkânı sunduğunu belirten analist, benzer şekilde Hamas’ın da silahsızlanma konusunda kesin kararlar almaktan kaçınması nedeniyle bu durumdan rahatsızlık duymadığını ifade etti.

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan geçici kampta su taşıyan bir kız çocuğu (AFP)Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan geçici kampta su taşıyan bir kız çocuğu (AFP)

Filistin ve İsrail konularında uzman siyaset bilimi profesörü Tarık Fehmi, Kahire’de gerçekleştirilen görüşmeler kapsamında Mısırlı arabulucunun yoğun çabasına rağmen taraflar arasında hâlâ ciddi çekinceler bulunduğunu belirtti. Fehmi’ye göre temel sorun, İsrail’in sahadaki karşı hamlelerinden kaynaklanıyor. İsrail’in Gazze Şeridi’nin derinliklerinde yeni ‘stratejik dayanak noktaları’ oluşturma planı üzerinde çalıştığını ifade eden Fehmi, bu yaklaşımın müzakereleri doğrudan sekteye uğratabileceğini ve bunun bir geri çekilmeden ziyade yeniden konuşlanma anlamına geldiğini vurguladı.

Hamas’ın ise İran-İsrail-ABD hattındaki gelişmelerin sonuçlarını beklediğini belirten Fehmi, İsrail’in Gazze dosyasını daha sonraya bırakma eğiliminde olduğunu söyledi. İsrail’in tüm taraflarla aynı anda karşı karşıya gelmek istemediğini dile getiren Fehmi, sınır kapılarının açılması ve yardım tırlarının girişine izin verilmesini bunun göstergesi olarak değerlendirdi.

Arabulucuların devam eden çabaları

Hamas ve Filistinli gruplardan kaynaklar daha önce Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamalarda, arabulucuların ateşkes anlaşmasının ilk aşamasında kalan adımların derhal uygulanması için girişimlerde bulunduğunu belirtti. Bu çabaların, ikinci aşamaya ilişkin görüşmelerle eş zamanlı yürütülmesi, İsrail’in ilk aşamadaki yükümlülüklerini tamamlamadan ikinci aşamadan herhangi bir adımın uygulanmaması şartına bağlı olduğu ifade edildi.

Kaynaklardan biri, “Arabulucular, ikinci aşamada özellikle silahsızlanma konusunun kademeli ve ilk aşamanın tamamen uygulanmasına bağlı olacak şekilde ele alınmasını öngören bir formülle taraflar arasındaki farkı kapatmaya çalışıyor” dedi.

Fehmi, mevcut tabloda önemli bir değişiklik beklemediğini belirterek, İsrail’in kapsamlı bir askeri operasyon ya da Gazze Şeridi’ni tamamen işgal etmesinin öngörülmediğini, buna karşılık Hamas’ın kontrol ettiği alanlarda manevra yaparak rolünü yeniden şekillendirmeye çalışacağını ifade etti. Fehmi, özellikle idari yapı, silahlanma ve polis gibi çözümsüz kalan başlıklarda bu sürecin devam edeceğini vurguladı.

Fehmi’ye göre taraflar açısından belirleyici bir sonuç doğurmayan, uzaması muhtemel bir geçiş sürecine girilmiş durumda. Bu süreçte her taraf kendi düzenlemelerini gündeme getirecek, ancak somut bir çözüm ortaya konulamayacak. Bu nedenle Gazze’de mevcut durumun yönetimi, kısa vadede öne çıkan başlık olmaya devam edecek.

Mutava ise tarafların tutumu nedeniyle arabulucuların anlaşmayı yeniden canlandırma şansının sınırlı olduğunu belirtti. Mutava, ilk senaryo olarak mevcut durumun korunacağını, tarafların çekincelerini sürdürerek ciddi bir tırmanış olmadan zaman kazanmaya çalışacağını ifade etti. Buna karşılık, Netanyahu’nun seçim yılı dinamikleri nedeniyle İran ve Lübnan cephelerinden iç politik kazanç elde edememesi halinde çatışmaların yeniden başlayabileceği ihtimaline de dikkat çekti.

Mutava’ya göre üçüncü olası senaryo ise uluslararası güçler ile Filistin polisi unsurlarının sahaya konuşlandırılması ve Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin devreye girerek Hamas ile İsrail’i sahada somut adımlar atmaya zorlayacak yeni bir sürecin başlatılması.



Suriye'de hükümet değişikliği: Eksik reform ve devam eden sorunlar

Şam'daki Tişrin Parkı üzerinde dalgalanan Suriye bayrağı, 4 Haziran 2025  (AFP)
Şam'daki Tişrin Parkı üzerinde dalgalanan Suriye bayrağı, 4 Haziran 2025 (AFP)
TT

Suriye'de hükümet değişikliği: Eksik reform ve devam eden sorunlar

Şam'daki Tişrin Parkı üzerinde dalgalanan Suriye bayrağı, 4 Haziran 2025  (AFP)
Şam'daki Tişrin Parkı üzerinde dalgalanan Suriye bayrağı, 4 Haziran 2025 (AFP)

Hayed Hayed

Suriye’de uzun zamandır beklenen kabine değişikliği nihayet açıklandı ve geçiş hükümeti içindeki olası değişiklikler hakkındaki haftalarca süren spekülasyonlara son verdi. Atamalar, cumartesi gecesi geç saatlerde yayınlanan bir dizi başkanlık kararnamesiyle duyuruldu.

 Kapsamlı bir değişim söylentilerine rağmen, kabine değişikliklerinin birçok kişinin beklediğinden daha sınırlı olduğu ortaya çıktı. Enformasyon ve tarım bakanlarının değiştirilmesiyle sınırlı kaldı ve bu da artan ekonomik ve idari baskılar döneminde büyük bir siyasi sarsıntıya neden olmak yerine sürekliliğe öncelik verildiğini gösteriyor.

Kabine değişikliği ayrıca dört vali atamasını, geçici Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın kardeşi Mahir eş-Şara'nın cumhurbaşkanlığındaki görevinden alınmasını ve Suriye Merkez Bankası başkanının değiştirilmesini de içeriyordu. Bu adımlar, daha geniş bir açılımı işaret etmekten ziyade, Beşşar Esed sonrası Suriye'de kurulan rejim içindeki idari kontrolü sıkılaştırmayı ve güç dengesini yeniden düzenlemeyi amaçlıyor gibi görünüyor.

Bu duyurular, kamu kurumlarının işleyişini gerçekten etkilemeye başlamış olan hükümetin sürekliliği hakkındaki haftalarca süren belirsizliği sona erdirmiş olabilir. Ancak, bunların tek başına, geçici hükümetin performansını engellemeye ve etkinliğini baltalamaya devam eden daha derin yönetim sorunlarını çözmesi olasılığı düşük.

Kabine değişikliği hakkında

Bu, Aralık 2024'te eski devlet başkanı Beşşar Esed'in devrilmesinden bu yana ilk kabine değişikliği ve geçen yıl mart ayında geçici hükümetin kurulmasının üzerinden bir yıldan fazla bir süre geçtikten sonra gerçekleşti.

Enformasyon Bakanı Hamza el-Mustafa'nın yerine Şam Üniversitesi Medya Fakültesi eski dekanı Halid Fevzi Zaurur getirildi. Tarım Bakanı Emced Bedir de görevden alındı ​​ve yerine Tarım Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Basel Hafız el-Suveydan atandı.

ftgnbgt
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara Şam'da, 9 Mart 2025 (Suriye Cumhurbaşkanlığı – AFP)

Atamalar arasında, Mahir Şara'nın yerine Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri olarak atanan eski Hums Valisi Abdurrahman Bedreddin el-Ama da yer aldı. Şara ayrıca Hums, Kuneytra ve Deyrizor illerine yeni valiler de atadı.

Önemli pozisyonlardaki değişiklikler 15 Mayıs'ta da devam etti; Suriye Merkez Bankası Başkanlığına Abdulkadir Hasriya'nın yerine Muhammed Safvat Raslan atandı. Abdulkadir Hasriya ise Suriye'nin Kanada Büyükelçisi olarak atandı.

Bu değişiklikler için resmi bir açıklama yapılmadı, ancak hükümetin performansına yönelik artan eleştirilerin ortasında gerçekleşti. Şam'da görüştüğümüz kaynaklar, bu hamleleri iktidarın yapısını genişletme girişiminden ziyade, Şara'ya yakın çevrenin yeniden düzenlenmesi olarak görüyor.

Gözlemciler, Dürzi Tarım Bakanı Emced Bedir'in görevden alınmasını performansından duyulan memnuniyetsizlikle ilişkilendirse de, halefi, teknokrat olarak sahip olduğu niteliklere rağmen, Heyet Tahrir eş-Şam ile yakından ilişkili olmaya devam ediyor.

Benzer şekilde, vali atamaları da daha geniş bir idari reform ajandasından ziyade yerel siyasi hesaplar tarafından yönlendirilmiş gibi görünüyor. Özellikle, Abdurrahman Bedreddin Ama'nın Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri olarak atanması, daha önce Şara'nın kardeşinin bu görevi üstlenmiş olması nedeniyle, geniş çapta kayırmacılık suçlamalarına karşı bir girişim olarak yorumlandı.

Kabine değişikliği, devlet kurumlarındaki karar alma süreçlerini yavaşlatmaya devam eden son derece merkezileşmiş yönetim tarzını da değiştirmeden olduğu gibi bıraktı. Geçiş süreci yetkileri, bakanlıklar ve devlet kurumları aracılığıyla güç, dar çevrelerde yoğunlaşmaya devam ediyor

Abdulkadir Hasriya'nın Suriye Merkez Bankası başkanlığından azledilmesine gelince, birçok kişi bunun Suriye lirasının değerindeki keskin düşüş, artan yaşam maliyeti ve kamuoyundaki hoşnutsuzluğun giderek genişlemesiyle bağlantılı olduğuna inanıyor. Ancak, bilgili kaynaklar, kararın tamamen ekonomik olmadığını, aynı zamanda Hasriya ile yeni otoritenin dar çevresindeki bazı etkili isimler arasındaki görüş farklılıklarıyla da bağlantılı olduğunu söylüyor.

Bu anlamda, kabine değişikliği bazı açık eleştirileri hafifletebilir, ancak iktidar yapısını temelden değiştirmiyor.

Koordinasyon sorunu

Geçen yıl hükümetin yönetim modelindeki derin kusurları ortaya koydu, ancak kabine değişikliği bu sorunları ele almak konusunda ciddi bir işaret sunmuyor.

Yönetim modelinin en önemli zayıf noktalarından biri, geçiş hükümetinin parlamenter (başbakanlık) sistemden tam anlamıyla başkanlık sistemine geçmesinden kaynaklanan, devlet kurumları arasındaki koordinasyon eksikliğiydi. Başbakanlık makamının kaldırılması, etkin bir alternatif inşa etmeden, bakanlıkların çalışmalarını koordine eden temel mekanizmayı ortadan kaldırdı.

rtbhg
Şam'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayının havadan görünümü, 21 Eylül 2025 (Reuters)

Yeni rejimin destekçileri, Cumhurbaşkanı Genel Sekreterinin bu rolü üstlenebileceğini ve hükümetin çalışmaları üzerinde merkezi bir denetim sağlayabileceğini savundu. Ancak, bu pozisyon pratikte kurumsal olarak gelişmedi ve çeşitli bakanlıklar ile kurumlar arasında politika üretimini koordine etmek için gerekli yeteneklerden, uzmanlıktan veya mekanizmalardan yoksun kaldı.

Bu durum, bakanlıkların tutarlı bir ulusal stratejinin parçası olarak değil, paralel olarak çalıştığı bir hükümet ortaya çıkardı. Politikalar genellikle parçalı, kötü sıralanmış ve aralarında net bir bağlılıktan yoksun görünüyor. Bunun sonuçları bürokrasi ve verimsizliğin ötesine uzanarak, net bir siyasi ve ekonomik ajandaya sahip bir yönetimden ziyade, olayların gelişimine göre tepki veren bir yönetim imajını pekiştirdi.

Sorun, önemli işlevlerin bakanlıklardan yeni kurulan kurumlara aktarılması eğiliminin artmasıyla daha da karmaşık hale geldi. Bu yaklaşım, kabine değişikliğinin çözemeyeceği koordinasyon krizini daha da derinleştirip kötüleştiriyor. Dahası karar alma merkezlerinin çokluğu  örtüşen yetki alanları yaratıyor ve koordinasyonu daha da zorlaştırıyor.

Yönetim tarzı

Kabine değişikliği, devlet kurumlarındaki karar alma süreçlerini yavaşlatmaya devam eden son derece merkezileşmiş yönetim tarzını da değiştirmeden olduğu gibi bıraktı. Geçiş süreci yetkileri, bakanlıklar ve devlet kurumları aracılığıyla güç, dar çevrelerde yoğunlaşmaya devam ediyor. Önemli kararların alım sürecinde, yetkili kurumlar içinde ele almak yerine daha üst makamlara taşıma eğilimi hakim ve bu da politika oluşturmayı geciktiren, uygulamayı zayıflatan ve yetkililerin inisiyatif almak yerine onay beklemelerine neden olan darboğazlar yaratıyor.

Ayrıca, üst düzey yetkililere aynı anda birden fazla görev verilmesi sorunu daha da karmaşık hale getiriyor. Hükümet, net bir şekilde tanımlanmış sorumluluklara sahip uzman ekipler kurmak yerine, aynı anda birden fazla pozisyon ve görevi yönetmek için sınırlı sayıda güvenilir kişiye güveniyor gibi görünüyor.

Suriye'nin geçiş hükümetinin sırtına yüklenmiş yapısal sorunların çoğu, harap olmuş bir devlet miras almak ve Esed rejiminin verdiği kurumsal hasar da dahil olmak üzere, kendi eseri değil

Basel Suveydan'ın Tarım Bakanı olarak atanması, bu yaklaşımın tehlikelerine dair bir örnek olarak öne çıkıyor. Terfisinden önce Suveydan’ın, Tarım Bakan Yardımcılığı, Yasadışı Zenginleşme İle Mücadele Komitesi Başkanlığı, İthalat ve İhracat Komitesi Üyeliği, Varlık Fonu’nda Tarım ve Hayvancılık sektörü direktörlüğü de dahil olmak üzere birçok görevi aynı anda yürüttüğü anlaşılıyor. Bu arada, İdlib Üniversitesi'nde kırsal mühendislik alanında yüksek lisans yaptığı da bildiriliyor. Bakanlık görevini üstlendikten sonra bu görevlerden hangilerini bıraktığı belirsizliğini koruyor.

Burada mesele Suveydan'ın ne kadar yetkin olduğu değil, bu iç içe geçen sorumlulukların mevcut yönetim modeli hakkında ortaya koyduğu şeydir. Çok sayıda rolü sınırlı sayıda yetkilinin elinde toplamak sadakati ve kontrolü korumaya yardımcı olsa da, yetkilileri tüketme, hesap verebilirliği zayıflatma, nitelikli bireyler havuzunu daraltma ve devletin etkili bir şekilde yönetme yeteneğini baltalama riskini de beraberinde getiriyor.

Kabine değişikliğinin ötesinde

Suriye'nin geçiş hükümetinin sırtına yüklenmiş yapısal sorunların çoğu, harap olmuş bir devlet miras almak ve Esed rejiminin verdiği kurumsal hasar, ekonomik krizin baskıları, siyasi belirsizlik ve azalan kamu güveni de dahil olmak üzere, kendi eseri değil ve kontrolü dışında kalan faktörlerle bağlantılı. Ancak, bu kısıtlamalar, devletin yönetilme biçiminde daha derin bir değişiklik eşlik etmedikçe, ne kadar kapsamlı veya iyi düşünülmüş olursa olsun, yalnızca bir kabine değişikliğiyle aşılamaz.

rth
Eski Suriye Enformasyon Bakanı Hamza Mustafa ve Maha Uluslararası Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı, Şam Geçidi Medya Şehri projesi için bir mutabakat zaptı imzalıyor, 30 Haziran 2025 (SANA – AFP)

Bu değişim, sadece bakanları değiştirmek veya yetkilileri farklı pozisyonlar arasında transfer etmekten daha fazlasını gerektiriyor. Daha geniş katılım, daha net bir sorumluluk dağılımı, daha güçlü kurumlar, daha fazla şeffaflık ve daha etkili kamusal katılıma ihtiyaç duyuyor. Bu reformlar gerçekleşmeden, her kabine değişikliği, yönetim yapısının derin yapısı değişmeden olduğu gibi kalırken, geçici bir rahatlama sunan veya bu izlenimi veren, bir kriz yönetimi aracından ibaret haline gelme riski taşır.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Suriye'deki geçiş aşamasından, genellikle bu amaca karşı çalışan bir yönetim modeli aracılığıyla devlet inşası sürecinde başarılı olması isteniyor. Kontrolü yoğunlaştırmak için tasarlanmış bir rejim, acil siyasi riskleri kontrol altına almaya yardımcı olabilir, ancak kurumları yeniden inşa etmek, uzun vadeli sonuçlar elde etmek, kamu güvenini yeniden sağlamak veya meşruiyet oluşturmak için uygun değildir. Güç ne kadar dar bir çevrede yoğunlaşırsa, geçiş sürecinin hayatta kalması için gerekli kurumların inşası da o kadar zorlaşır.

Suriye'deki bir sonraki aşamayı, değiştirilen yetkililerin sayısı değil, gücün bu dar çevrelerden etkili kurumlara ne ölçüde aktarıldığı belirleyecektir. Bu dönüşüm olmadan, kabine değişikliği bir dönüm noktası olarak değil, güçlü, kapsayıcı ve kudretli bir Suriye devletini yeniden inşa etme fırsatının kaçırılması olarak görülecektir.


Libya: Hafter büyük bir askeri tatbikat başlattı ve askerlerin kararlılığını övdü

Halife Hafter tatbikatı havadan inceliyor. (LUO yanlısı medya)
Halife Hafter tatbikatı havadan inceliyor. (LUO yanlısı medya)
TT

Libya: Hafter büyük bir askeri tatbikat başlattı ve askerlerin kararlılığını övdü

Halife Hafter tatbikatı havadan inceliyor. (LUO yanlısı medya)
Halife Hafter tatbikatı havadan inceliyor. (LUO yanlısı medya)

Libya Ulusal Ordusu’nun (LUO) kara, deniz ve hava unsurlarının tamamı, dün öğleden sonra başlayan Der’ul Kerame 2 tatbikatına katıldı. Tatbikatın, Arap ve uluslararası diplomatik temsilcilerin de katılımıyla gerçekleştirildiği bildirildi.

LUO Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter, tatbikatı LUO Genel Komutanı’nın izniyle başlattı. Planlanan programa uygun şekilde başlayan tatbikatın, Genelkurmay Başkanlığı ve Halid Hafter yönetimindeki koordinasyonla yürütüldüğü belirtildi.

Tatbikat kapsamında yürütülen faaliyetlerin, dört gün önce başladığı ve devam ettiği ifade edildi. Tatbikatı havadan takip eden Halife Hafter’in, LUO askerlerinin eğitim sırasındaki performansını ve disiplinini övdüğü aktarıldı.

scdfrg
LUO Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter, 309. Tümen ile tatbikata katılan birimlerin operasyon odalarını ve konuşlanma noktalarını denetledi. (LUO Genel Komutanlığı)

Der’ul Kerame 2 tatbikatı kapsamında, Libya’nın Rasu’l Ulbe bölgesinde gerçekleştirilen faaliyetler öncesinde LUO Genelkurmay Başkanı Halid Hafter, dün sabah erken saatlerde sahada incelemelerde bulundu. Hafter’in, tatbikata katılan birliklerin yürüttüğü piyade, tank ve bina baskını eğitimlerinin seyrini yerinde takip ettiği bildirildi.

Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, Halid Hafter’in 309. Tümen Komutanlığı ile tatbikata katılan birlik ve tugayların komutanlarıyla bir toplantı gerçekleştirdiği ifade edildi. Hafter’in, LUO personelinin sergilediği ‘ileri seviye performansı’ takdir ettiği, modern ve gelişmiş bir silahlı kuvvet inşasının ise sürekli eğitim, disiplin ve askeri yeterliliğin artırılmasına dayandığını vurguladığı kaydedildi.

sdfrgtyh
Askeri tatbikattan bir görüntü (LUO Genel Komutanlığı)

LUO, hava savunma ve kara sistemlerinin geliştirilmesi başta olmak üzere askeri envanterini modernize etmeye devam ediyor. Ordunun, uluslararası ortaklarla geniş kapsamlı silahlanma ve eğitim anlaşmaları yaparak operasyonel hazırlığını artırdığı belirtiliyor. Modernizasyon sürecinin öne çıkan unsurlarından birinin, kara birliklerinin Rus yapımı BTR-82A araçları ve Spartak ile güçlendirilmesi olduğu, ayrıca ana muharebe tanklarının da geliştirildiği ifade ediliyor.

Rasu’l Ulbe bölgesinde geçtiğimiz cumartesi gününden bu yana hazırlıkları süren tatbikata yaklaşık 25 bin asker ve subayın katıldığı bildirildi. Tatbikatın ‘LUO tarihindeki en büyük tatbikat’ olarak nitelendirildiği aktarıldı.

Tatbikatın icra edildiği Rasu’l Ulbe bölgesinin, ülkenin kuzeydoğusunda, Derne kentine bağlı el-Aziyat yerleşiminin güneyinde bulunduğu belirtildi.

Saddam Hafter’in 4 Mayıs’ta tatbikata katılan tugay ve birlik komutanlarıyla bir araya gelerek hazırlık seviyesini değerlendirdiği, genel planlama çerçevesinin, organizasyon yapısının ve birlikler arası koordinasyon mekanizmasının gözden geçirildiği kaydedildi.

xasdfer
Helikopterle yapılan tatbikatlar (LUO Genel Komutanlığı)

Saddam Hafter, açıklamasında tüm hazırlık aşamalarının yüksek düzeyde disiplin ve hazırlıkla yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak, tatbikatın planlanan programa uygun şekilde icra edilmesinin önemine dikkat çekti. Hafter, bunun LUO’nun görevlerini etkin biçimde yerine getirme kapasitesini ve operasyonel kabiliyetini ortaya koyduğunu ifade etti.

LUO’nun üst düzey komutanlardan Tümgeneral Ömer Meraci el-Magrahi ise yaptığı açıklamada, Rasu’l Ulbe’deki tatbikatın yalnızca bir güç gösterisi olmadığını, aksine hazır olma durumunu ortaya koyan net bir mesaj niteliği taşıdığını söyledi.

El-Magrahi, tatbikatın disiplin ve sessizce inşa edilen bir gücün sahadaki karşılığı olduğunu belirterek, devletin zayıf olduğu yönünde beklenti içinde olanlara ordunun hazır ve güçlü olduğu mesajını verdiklerini ifade etti. Rasu’l Ulbe bölgesinin, modern Libya ordusunun tarihinde önemli bir yer tutmaya devam edeceğini de dile getirdi.

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh, Bingazi’de Halife Hafter ile bir görüşme gerçekleştirdi. Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL), Tetteh’in Hafter’e Libya’daki siyasi, güvenlik ve ekonomik gelişmeler hakkında bilgi verdiğini ve ‘yapılandırılmış diyalog’ sürecinde kaydedilen ilerlemeyi aktardığını açıkladı. Diyalog kapsamında dört ayrı çalışma ekseninin nihai önerilerini tamamlamak üzere çalışmalarını sürdürdüğü bildirildi.

rb
LUO Genelkurmay Başkanı Halid Hafter, ‘modern ve gelişmiş silahlı kuvvetlerin oluşturulmasının, askeri eğitim düzeyinin yükseltilmesine dayandığını’ vurguladı (LUO Genel Komutanlığı)

Ayrıca, ‘küçük masa’ formatı kapsamında yürütülen istişarelere ilişkin bir brifing de sunuldu. Bu görüşmelerin, BM’nin yol haritasında yer alan ilk iki aşama konusunda uzlaşmayı engelleyen sorunların aşılmasını hedeflediği belirtildi. Söz konusu aşamalar, Ulusal Yüksek Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun tamamlanması ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerine ilişkin yasal çerçevenin yeniden düzenlenmesini içeriyor.

UNSMIL, Halife Hafter’in, Libya’daki siyasi süreci ilerletmeyi amaçlayan BM çabalarına LUO adına destek verdiğini yinelediğini açıkladı. Açıklamada, bu desteğin Libya’nın birliğinin korunması, kurumsal bölünmenin sona erdirilmesi ve devlet inşa sürecinin desteklenmesi amacıyla yürütülen siyasi girişimlere yönelik olduğu ifade edildi.


Boş oy pusulaları olgusu... Hamas’ın yeni lider seçimi neden tıkanıyor?

(foto altı) Hamas liderleri... (Sağdan sola) Ruhi Müşteha, Salih el-Aruri, İsmail Heniyye, Halid Meşal ve Halil el-Hayye (Arşiv – Hamas medyası)
(foto altı) Hamas liderleri... (Sağdan sola) Ruhi Müşteha, Salih el-Aruri, İsmail Heniyye, Halid Meşal ve Halil el-Hayye (Arşiv – Hamas medyası)
TT

Boş oy pusulaları olgusu... Hamas’ın yeni lider seçimi neden tıkanıyor?

(foto altı) Hamas liderleri... (Sağdan sola) Ruhi Müşteha, Salih el-Aruri, İsmail Heniyye, Halid Meşal ve Halil el-Hayye (Arşiv – Hamas medyası)
(foto altı) Hamas liderleri... (Sağdan sola) Ruhi Müşteha, Salih el-Aruri, İsmail Heniyye, Halid Meşal ve Halil el-Hayye (Arşiv – Hamas medyası)

Hamas’ın siyasi bürosunun yeni başkanının kim olacağına ilişkin kararın netleşmesini birçok kişi beklerken, hareket geçtiğimiz cumartesi günü sürpriz bir açıklama yaparak ilk turda sonuç alınamadığını ve ikinci tura gidileceğini duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın, Gazze içi ve dışındaki Hamas kaynaklarına yönelttiği, lider seçiminin neden tıkandığına ilişkin sorulara yanıt veren kaynaklar, birbirinden bağımsız olarak farklı gerekçeler aktardı. Bu gerekçeler arasında, bazı delegelerin herhangi bir adaya destek vermediklerini göstermek için ‘boş oy’ kullanmaları öne çıktı. Yarışın, Gazze’de Hamas Siyasi Büro Başkanı olan Halil el-Hayye ile yurtdışındaki siyasi büro başkanı Halid Meşal arasında geçtiği belirtildi.

Hamas, 1987’deki kuruluşundan bu yana en ağır krizlerinden biriyle karşı karşıya bulunuyor. 7 Ekim 2023 saldırısının ardından başlayan İsrail saldırılarının, hareketin farklı kollarını ve kademelerini vurduğu, bunun da çeşitli örgütsel ve mali krizlere yol açtığı ifade ediliyor.

İsrail, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’yi Temmuz 2024’te Tahran’da, Yahya Sinvar’ı ise aynı yıl ekim ayında Gazze’de öldürmüştü.

Yaklaşık bir buçuk yıldır Hamas’ın işleyişi ‘liderlik konseyi’ tarafından yürütülüyor. Yıl başında ise mevcut siyasi büro döneminin kalan süresinde (2025’te sona ermesi planlanırken bir yıl uzatılmıştı) hareketi yönetecek yeni bir başkan seçmek için yeni bir süreç başlatıldı. Bu sürecin, yıl sonunda ya da gelecek yılın başında yapılması beklenen genel seçimlere kadar devam etmesi planlanıyor.

El-Hayye ve Meşal’in önünde iki seçenek var

Hamas’tan üç kaynak Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Halil el-Hayye veya Halid Meşal lehine sonucun netleşmemesi durumunda tüzük ve iç düzenlemelerin iki seçeneğe işaret ettiğini belirtti: ya daha az oy alan adayın daha yüksek oy alan adayın karşısından çekilmesi ya da ilk turdan itibaren 20 gün içinde ikinci tura gidilmesi.

Hamas Siyasi Büro Başkanı’nın seçimi, 71 üyeden oluşan Şura Meclisi tarafından gerçekleştiriliyor. Yaklaşık 10 yıl önce 50 üyeden oluşan meclis, daha sonra hareketin iç tüzük ve yönetmeliklerinde yapılan değişikliklerle genişletilerek bugünkü yapısına ulaştı.

FERBTHYJ
israil hapishanelerinden serbest bırakılan mahkûmların evlerine dönüşünü kutlamak için Batı Şeria’da Hamas bayrakları sallayan Filistinliler, Ocak 2025 (Reuters)

Yurtdışındaki iki kaynak, oy pusulalarının önemli bir kısmının boş bırakıldığını (yani herhangi bir isim işaretlenmeden kullanıldığını) ve bunun da herhangi bir adayın ilk turda sonuç elde etmesini engellediğini aktardı.

Hareketin üst düzey isimleri olan bu iki kaynak, bunun Hamas Siyasi Büro Başkanlığı düzeyinde ilk kez karşılaştıkları bir durum olduğunu vurguladı.

Kaynaklardan biri, ‘boş oy’ olgusunun iki adaydan duyulan memnuniyetsizliğe ya da bazı konularda izlenen politikalara yönelik bir protesto niteliği taşıyor olabileceğini ve genç bir liderliğe yönelme eğilimini yansıtabileceğini ifade etti. Diğer kaynak ise bunun mutlaka adaylara yönelik bir protesto anlamına gelmediğini, daha çok bazı politikaların reddedilmesi, geçici bir başkan seçimi fikrinin ertelenmesi ya da genel seçimlere kadar mevcut liderlik konseyinin görevine devam etmesi yönünde bir tercih olabileceğini değerlendirdi.

Kemik kırma

Hamas içinde ve dışında yapılan değerlendirmeler, Halil el-Hayye ile Halid Meşal arasındaki rekabetin, hareket içinde iki farklı eğilimi temsil eden iki kampın yaklaşım farklarını yansıttığı yönünde. Buna göre el-Hayye’nin, Hamas’ın askeri kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları’na daha yakın olduğu ve İran ile daha güçlü bir yakınlaşmayı savunan çizgiye destek verdiği düşünülüyor. Meşal ise Hamas’ın çizgisinin Tahran’a bağlı olmaktan ziyade daha bağımsız bir hat izlemesini savunan bir eğilimi temsil eden isim olarak görülüyor; özellikle Suriye krizi sürecindeki tutumu ve hareketin bu çatışmanın dışında kalmasını savunması bu çerçevede değerlendiriliyor.

GRTHYJ7
(Sağdan sola) Hamas Liderlik Konseyi üyeleri, Muhammed Derviş, Halil el-Hayye ve Nizar Avadallah, Şubat 2025'te merhum İran Dini Lideri Ali Hamaney ile yaptıkları görüşme sırasında (Hamaney’in internet sitesi – AFP)

Gazze dışından bir kaynak, Meşal ile el-Hayye arasındaki yarışı ‘kemik kırma’ mücadelesi olarak nitelendirirken, Hamas’ın Gazze’deki liderliğinin daha önceki iki seçim döneminden bu yana hareketin en kritik karar mekanizmalarında belirleyici bir ağırlığa sahip olduğunu ifade etti. Aynı kaynak, ortaya çıkan farklı ittifaklara rağmen ‘kardeşlik ruhunun’ korunduğunu da vurguladı.

Gazze içinden bir kaynak ise kimin lider olacağından bağımsız olarak kararların Hamas içinde oy birliğiyle alındığını belirterek, liderin tarihsel rolü veya konumundan ziyade örgütün kolektif iradesinin esas alındığını söyledi.

Önceki seçimlerde neler oldu?

Geçmiş yıllarda Hamas’ın siyasi büro başkanlığı seçimleri, büro ve çeşitli organların tamamını kapsayan daha geniş kapsamlı seçimler çerçevesinde gerçekleştiriliyordu. Bu süreçte, siyasi büro üyeliğine adaylar arasından en yüksek oyu alan isim aynı zamanda başkanlığı da üstleniyordu.

En son kapsamlı seçimlerin 2021 yılında yapıldığı, bu seçimlerde İsmail Heniyye’nin ikinci dönem için siyasi büro başkanlığını kazandığı belirtildi. Heniyye’nin en yakın rakiplerinin sırasıyla Salih el-Aruri ve Muhammed Nazzal olduğu ifade edildi.

BGRYJUT
2 Ocak 2024’te Beyrut’ta İsrail’in düzenlediği hava saldırısında öldürülen Hamas Siyasi Büro Başkan Yardımcısı Salih el-Aruri ve onun yerine geçen merhum lider Yahya Sinvar, 2017 yılında Kahire’de Fetih Hareketi’yle uzlaşma anlaşması imzalanırken (Reuters)

2017’de hareketin ilk kez başkanlığını üstlenen Heniyye, seçim sürecine büyük ölçüde rakipsiz şekilde girmişti. Bu süreçte 2013-2017 yılları arasında Hamas Siyasi Büro Başkanlığı’nı yürüten Halid Meşal’in adaylığının mümkün olmaması, Heniyye’nin önünü açan önemli bir etken olarak değerlendirildi.

Gazze Şeridi düzeyinde yapılan ve mevcut seçimlere benzer nitelikteki son oylamada ise Gazze Siyasi Büro Başkanlığı için Yahya Sinvar ile Nizar Avadallah arasında sert bir yarış yaşandığı belirtildi. Seçimin ikinci tura gitme ihtimali gündeme gelirken, Avadallah’ın daha sonra çekilerek Sinvar lehine adaylıktan vazgeçtiği ifade edildi.