İsrail'in önümüzdeki aşamadaki silahı “Gazzeli milisler”

Gazze'deki yerel milislerin çekirdeği, Ekim 2023'te patlak veren İsrail savaşının ilk aylarından itibaren oluşmaya başladı

Gazze şehrinde, İsrailli rehine cesetlerinin aranması operasyonu sırasında Uluslararası Kızılhaç Komitesi'ne ait bir aracın yakınlarında bekleyen silahlı bir Hamas üyesi, 2 Kasım 2025 (AFP)
Gazze şehrinde, İsrailli rehine cesetlerinin aranması operasyonu sırasında Uluslararası Kızılhaç Komitesi'ne ait bir aracın yakınlarında bekleyen silahlı bir Hamas üyesi, 2 Kasım 2025 (AFP)
TT

İsrail'in önümüzdeki aşamadaki silahı “Gazzeli milisler”

Gazze şehrinde, İsrailli rehine cesetlerinin aranması operasyonu sırasında Uluslararası Kızılhaç Komitesi'ne ait bir aracın yakınlarında bekleyen silahlı bir Hamas üyesi, 2 Kasım 2025 (AFP)
Gazze şehrinde, İsrailli rehine cesetlerinin aranması operasyonu sırasında Uluslararası Kızılhaç Komitesi'ne ait bir aracın yakınlarında bekleyen silahlı bir Hamas üyesi, 2 Kasım 2025 (AFP)

Salim er-Reyyis

Hamas'ın silahlarını teslim etmeyi kendi koşullarını dayatmaksızın kabul ettiği bir anlaşmaya varılamadığına dair haberler son birkaç haftada basında giderek daha fazla yer bulmaya başladı. Bu süreçte İsrail'in savaşa geri dönme ve Gazze ile halkına yönelik askeri saldırıları yeniden başlatma ihtimaline dair açıklamalar ve beklentiler de yoğunluk kazandı. Ancak İsrailli analistler, ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaş göz önünde bulundurulduğunda İsrail'in şimdilik savaşa dönmek yerine alternatif adımlar atabileceğine dikkati çektiler. Bunun yanında geçici ateşkesin ilan edilmesinin ardından dahi İsrail'in Lübnan'ın güneyinde askeri faaliyetlerini sürdürdüğü de vurgulandı.

Bu açıklama ve beklentilerin gölgesinde İsrail'in bombardıman operasyonları da yoğunluk kazandı. Saldırılar, Hamas'ın yönetimindeki İçişleri Bakanlığı'na bağlı polis araçlarını hedef alırken ordu, harekete ve askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları'na yakın güvenlik güçlerinin toplandığı noktaları da vurdu. İsrail ordusu hava saldırılarını artırmakla yetinmedi, bununla eş zamanlı olarak işgal ordusunun desteklediği yerel Filistinli milisler de Hamas kontrolündeki bölgelere baskın operasyonlarını yoğunlaştırdı. Bu operasyonlar kapsamında Filistinliler öldürüldü ve kaçırıldı. Milisler ayrıca Filistinlilerin arasında sızdı ve onların aralarında dolaşarak Hamas'ın siyasi ve askeri liderlerini ölümle tehdit eden videolar çekti.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Gazze'deki yerel milislerin çekirdeği, Ekim 2023'te patlak veren İsrail savaşının ilk aylarından itibaren oluşmaya başladı. Bu gruplar başlangıçta, yabancı ülkelerden Filistinlilere ulaştırılan insani yardım kamyonlarının geçtiği ana yolları tutan yağma, hırsızlık ve yol kesme çeteleriydi. Çeteler, İsrail askeri operasyonlarının yarattığı kaos ve güvenlik boşluğunun kaçınılmaz bir sonucu olarak günden güne büyüdü ve Gazze'nin güneyinde, ortasında ve kuzeyinde çeşitli bölgelere yayıldı. Bu güvenlik boşluğu, gerek Hamas liderliğindeki hükümet bünyesinde gerekse hareketin askeri kanadında görev yapan güvenlik personelini hedef alan İsrail operasyonlarından kaynaklanıyordu.

İsrail'in savaşı yeniden başlatıp kara kuvvetlerinin bölgeye yeniden sızmasıyla birlikte çeteler yardım malzemelerini daha büyük ölçekte yağmalamaya devam etti ve ardından ‘Terörle Mücadele Halk Ordusu’ adı altında kamuoyuna açıkça varlığını ilan etti.

Savaşın sürmesi ve İsrail ordusunun Gazze'nin geniş kesimlerini giderek daha fazla kontrolü altına almasıyla birlikte Yasir Ebu Şebab liderliğindeki bir grubun adı öne çıkmaya başladı. Refah'ın güneydoğusunda, binlerce aç insanın göç ve savaş koşullarında beklediği yardım kamyonları ile gıda maddelerinin can damarı olan Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı'nın yakınlarında konuşlanan bu grup, başta un yüklü olanlar olmak üzere onlarca kamyona el koydu. Bu durum kıtlığın artmasına önemli ölçüde katkıda bulundu. Hamas liderliğinin ve hatta bazı uluslararası kuruluşların o dönem yaptığı suçlamalara göre İsrail ordusu tüm bunları görmezden gelirken ne gruba saldırdı ne de faaliyetlerini engellemeye çalıştı.

fevfdv
İslami Cihad ve Hamas hareketlerinden silahlı kişiler, Gazze'nin kuzeyindeki Beyt Lahiye beldesinde İsrailli bir rehineye ait kalıntıları taşırken, 3 Aralık 2025 (AFP)

Gazze’de geçtiğimiz yıl ocak ayında varılan ateşkes anlaşmasının ardından, yalnızca yaklaşık bir buçuk ay süren ve ardından çöken bu süreçte Hamas ve diğer grupların üyeleri, mevzilerine yönelik saldırılar nedeniyle bu gruplarla defalarca silahlı çatışmaya girdi. İsrail ordusunun çekilip sınır bölgelerine gerilediği bu dönemde yaşanan çatışmalar bir kısım militanın ölümüyle sonuçlandı; ancak grupların varlığı ve faaliyetleri sona erdirilemedi.

İsrail'in savaşı yeniden başlatıp kara kuvvetlerini özellikle Refah ile Gazze'nin güneyindeki Han Yunus'un doğusuna yeniden sürmesiyle birlikte çeteler yardım malzemelerini çok daha büyük ölçekte yağmalamaya devam etti ve ardından ‘Terörle Mücadele Halk Ordusu’ adı altında kamuoyuna açıkça varlığını ilan etti.

Yedi ayı geride bırakan son ateşkesin ilanının ardından İsrail ordusu, tamamen kendi askeri kontrolü altında bulunan güneydeki Refah şehrinde Filistinli gruplara karşı operasyonlarını sürdürdü.

Geçtiğimiz yıl ekim ayında varılan ikinci ateşkesin ilanının ardından silahlı grupların, artık ‘milisler’ olarak anılan yapıların ortaya çıkış süreci hız kazandı. ‘Sarı hattın gerisindeki bölgeler’ olarak bilinen, yani İsrail ordusunun kontrolündeki alanlarda beş silahlı grup filizlendi. Bunlardan ilki, Yasir Ebu Şebab'ın liderliğinde Refah'ın doğusunda kuruldu; Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından grubun başına Gassan ed-Duheyni geçti. İkinci grup Husam el-Ustal komutasında Han Yunus’un doğusu merkezli olarak faaliyet gösteriyor. Şevki Ebu Nasira liderliğindeki üçüncü grup ise Gazze'nin orta kesimlerinde Deyr el-Belah'ın doğusunda konuşlu durumda. Kuzeyde ise iki ayrı grup bulunuyor. Bunlardan biri Rami Hales önderliğinde Gazze şehrinin doğusunda, diğeri Eşref el-Mensi komutasında daha kuzeyde faaliyet gösteriyor.

İsrail ordusu, yedi ayı geride bırakan son ateşkesin ilanının ardından tamamen kendi askeri kontrolü altında bulunan güneydeki Refah şehrinde Filistinli gruplara yönelik operasyonlarını sürdürdü. Bu dönemde İsrail ordusu, Hamas’ın geride kalan komutanlarını ve üyelerini tasfiye etmeye yönelik faaliyetlerini yoğunlaştırdı. Ebu Şebab grubu ise ‘terörle mücadele’ gerekçesiyle bu operasyonlarda İsrail ordusuyla birlikte Hamas'ın peşine düştüğünü ileri sürdü. Bu durum, grubun İsrail ordusundan doğrudan askeri ve lojistik destek aldığını açıkça ortaya koydu. Ancak İsrail, bu desteği kamuoyu önünde açık ve net bir biçimde hiçbir zaman kabul etmedi.

dffdv
Gazze'nin orta kesimlerindeki Deyr el-Belah'ta bulunan yerinden edilenlere ait bir kampın yakınlarında İsrail tarafından düzenlenen hava saldırısının ardından yükselen dumanlar, 25 Mart 2026 (AFP)

Ardından milislerin farklı bölgelerde gerçekleştirdiği operasyonlar birbirini izledi. Bu operasyonlar Gazze'nin orta kesimlerinde suikastlara odaklandı. Bunlar arasında Hamas güvenlik birimlerinin komutanlarından Ahmed Zemzem'in (Ebu el-Macid) Gazze'nin orta kesimlerindeki Mugazi Mülteci Kampı’nda Ebu Nasira grubundan iki ajan tarafından tabancayla öldürülmesi olayı öne çıktı. Gazze İçişleri Bakanlığı'nın 14 Aralık 2025 tarihinde gerçekleşen suikastın hemen ardından yakaladığı ajanlardan biriyle yürüttüğü soruşturma, bu bilgileri doğruladı.

Son dönemde Gazze'nin orta ve doğu kesimlerinde çok sayıda suikast ve kaçırma eylemi gerçekleştirildi. Bu eylemlerin arkasında milislerin askeri üstünlüğü değil, İsrail ordusunun doğrudan desteği yatıyor. İsrail ordusu, çete üyelerinin Gazze'nin güneyi, orta ve kuzey bölgelerindeki sivil alanlara baskın düzenlemesi sırasında hava desteği sağladı. Al-Majalla’nın görüştüğü gördü tanıklarının ifadelerine göre İsrail savaş uçakları, operasyonların yürütülmesi ve milislerin geri çekilmesine dek defalarca kez füzelerle ve ateş açarak sivillere saldırdı.

İnsani yardım alanında faaliyet gösteren kuruluşlar, özellikle de sahada çalışanlar, kendilerine dayatılan askeri güvenlik kaosunun hâkim olduğu bir ortamda çalışmaya yönelik işaretlere ve hazırladıkları planlara sahip.

Son baskın operasyonları sırasında yerel silahlı milislerle yakın temas kuran vatandaşların ifadelerine göre çeteler, bir kısmı yalnızca halk arasında dolaşarak görüntü almaya yönelik bu baskınlar sırasında büyük bir telaş yaşadı. Bu telaş, Gazze güvenlik güçlerinin olası bir saldırısına karşı duyulan kaygıdan kaynaklanıyordu. Ne var ki bu tür olaylar özellikle Han Yunus'ta defalarca kez tekrarlandı. Hamas'a bağlı güvenlik birlikleri, milislere ve araçlarına doğrudan ateş açtı. Al-Majalla’nın güvenlik kaynaklarından edindiği bilgilere göre bu çatışmalarda bir kısım milis hayatını kaybetti ya da yaralandı. İsrail ordusu ise çekilmelerini sağlamak için hava desteği sağladı.

zsdcds
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye’de yıkılmış binaların moloz yığınlarının olduğu bir caddede yerinden edilmiş Filistinliler, 6 Mayıs 2026 (AFP)

Sahadan elde edilen verilere göre İsrail'in yerel milisleri oluşturmaktaki amacı, onları Hamas kontrolündeki bölgelerde özel görevler üstlenen bir vekil güç olarak kullanmak. Bu görevler arasında özellikle gençlerin kaçırılarak İsrail ordusuna teslim edilmesi ve ardından Filistinli grupların faaliyetleri, yeniden toparlanma kabiliyetleri ve olası bir İsrail saldırısı halinde savaşa hazırlık düzeyleri hakkında istihbarat elde etmek amacıyla sorgulama ve gözaltı merkezlerine götürülmesi öne çıkıyor. Bunun yanı sıra milisler, İsrail'in İran ve Lübnan'a karşı sürdürdüğü savaşın yarattığı mevcut siyasi ve askeri koşullar çerçevesinde alternatif bir plan olarak da değerlendiriliyor.

İsrail ordusunun bu alternatif planı, İsrail hükümetinin Hamas'ın silahsızlandırılmasını gönüllü ya da zorla kabul etmesini sağlayacak bir anlaşma konusundaki sert tutumundan taviz vermemesi bağlamında şekilleniyor. Öte yandan kimliğinin gizli tutulması şartıyla Al-Majalla’ya konuşan uluslararası bir kuruluştan bir kaynağa göre Hamas, Kahire'deki müzakerelerde İsrail ordusunun Gazze'nin tamamından çekilmesi şartından geri adım atmıyor. Bu çıkmazlığın ortasında İsrail, önümüzdeki dönemde yoğun hava saldırıları düzenleyerek Gazze'de kasıtlı bir kaos ve güvenlik boşluğu ortamı yaratabilir. Buna paralel olarak milislerin iç bölgelere sızarak suikastlar düzenlemesine ve güvenlik kontrolünü ele geçirmesine zemin hazırlayabilir.

Aynı kaynak, özellikle insani yardım alanında faaliyet gösteren kuruluşların, ateşkesin aşamalarının tamamlanmasına ve nihayetinde Gazze Barış Konseyi’nin oluşturduğu Filistin Ulusal Geçiş Komitesi yönetimi devralarak yeniden yapılanma sürecini başlatana kadar, İsrail ordusu ve milislerin yol açtığı güvenlik kaosunun hâkim olduğu bir ortamda çalışmaya ilişkin sinyaller aldığını ve plan hazırlığı içinde olduğunu belirtti.



İsrail'in Gazze'de bir cenaze törenine düzenlediği saldırılarda 8 Filistinli öldü

Filistinliler, İsrail'in Nuseyrat kampına düzenlediği saldırıda öldürülen bir kişinin daha cesedini taşıyor (DPA)
Filistinliler, İsrail'in Nuseyrat kampına düzenlediği saldırıda öldürülen bir kişinin daha cesedini taşıyor (DPA)
TT

İsrail'in Gazze'de bir cenaze törenine düzenlediği saldırılarda 8 Filistinli öldü

Filistinliler, İsrail'in Nuseyrat kampına düzenlediği saldırıda öldürülen bir kişinin daha cesedini taşıyor (DPA)
Filistinliler, İsrail'in Nuseyrat kampına düzenlediği saldırıda öldürülen bir kişinin daha cesedini taşıyor (DPA)

Gazze’deki sağlık yetkilileri, İsrail’in Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat’ta bir cenaze törenine düzenlediği hava saldırısında en az 8 Filistinlinin hayatını kaybettiğini, 20 kişinin ise yaralandığını açıkladı. Söz konusu tören, bölgeye günün erken saatlerinde düzenlenen bir başka saldırıda yaşamını yitiren bir Filistinliyi uğurlamak için düzenleniyordu.

Sağlık ekipleri, bu can kayıplarının bölgenin farklı noktalarında düzenlenen diğer İsrail hava saldırılarında ölen 3 kişiyle birlikte, dün toplam ölü sayısını en az 12’ye yükselttiğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre Hamas saldırıyı kınayarak, taziye sahiplerine yönelik bu eylemi "vahşi bir katliam" olarak nitelendirdi. Hamas, arabuluculara ve Birleşmiş Milletler'e (BM) Gazze’deki İsrail saldırılarını durdurmaları çağrısında bulundu.

Nuseyrat’taki saldırıya ilişkin açıklama yapan İsrail ordusu ise hedef alınan bölgede İslami Cihad örgütüne ait bir hücrenin bulunduğunu öne sürdü. İsrail ordusu, "olaya karışmayan bazı kişilerin saldırı sonucunda zarar gördüğüne dair iddialardan haberdar olduklarını" belirtti.

İsrail’den tahliye emri

Ateşkes sürecine rağmen, Gazze’nin orta kesimindeki Deyr el-Belah'ın doğusunda yaşayan bölge sakinleri, İsrail güçlerinin insansız hava araçları (İHA) aracılığıyla gönderdiği sesli mesajlarla evlerini terk etmeleri konusunda uyarıldığını belirtti. Bu durum, bazı ailelerin güvenlik arayışıyla yeniden yerinden edilmesine yol açtı.

Gazze’deki sağlık yetkililerine göre, Ekim ayında Hamas ve İsrail arasında varılan ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana düzenlenen İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı bin 100’ü aştı; kurbanların büyük çoğunluğunu siviller oluşturuyor. Hamas, saflarındaki kayıplara ilişkin genellikle resmi bir sayı paylaşmıyor.

Ateşkes, büyük çaplı çatışmaları durdurmuş olsa da neredeyse her gün düzenlenen İsrail hava saldırılarına engel olamadı. İsrail, saldırıların hedefinde silahlı militanların olduğunu savunuyor. Aynı dönemde 4 İsrail askeri, bölgedeki silahlı gruplar tarafından öldürüldü.

ABD merkezli çatışma izleme kuruluşu ACLED, İsrail’in Hamas ve diğer silahlı gruplara yönelik hava saldırılarının haziran ayında 40’ın üzerine çıktığını ve bunun ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana görülen en yüksek aylık rakam olduğunu açıkladı. Kuruluş, sınır hattına yakın bölgelerde gerçekleştirilen saldırılarda kadın ve çocuklar dahil olmak üzere sivillerin de öldüğünü veya yaralandığını ifade etti.

7 Ekim 2023’te Hamas öncülüğündeki grupların İsrail’in güneyine düzenlediği saldırılarla başlayan savaşta, İsrail verilerine göre yaklaşık 250 kişi rehin alındı ve bin 200 kişi hayatını kaybetti. Gazze’deki sağlık yetkilileri ise savaşın başlangıcından bu yana 73 binden fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini belirtiyor.

Hamas kontrolündeki bölgede yaşayan yaklaşık 2 milyon Filistinlinin tamamı, şu anda sahil şeridi boyunca uzanan dar bir alana sıkışmış durumda ve çoğu ya geçici çadırlarda ya da ağır hasar görmüş binalarda yaşam mücadelesi veriyor.


Lübnan ordusu pilot bölgelere girme iznini bekliyor

Geçtiğimiz çarşamba günü ABD'nin himayesinde Lübnan ve İsrail arasında yapılan altıncı tur görüşmelerin gerçekleştirildiği Roma'daki ABD büyükelçiliği binası (AP)
Geçtiğimiz çarşamba günü ABD'nin himayesinde Lübnan ve İsrail arasında yapılan altıncı tur görüşmelerin gerçekleştirildiği Roma'daki ABD büyükelçiliği binası (AP)
TT

Lübnan ordusu pilot bölgelere girme iznini bekliyor

Geçtiğimiz çarşamba günü ABD'nin himayesinde Lübnan ve İsrail arasında yapılan altıncı tur görüşmelerin gerçekleştirildiği Roma'daki ABD büyükelçiliği binası (AP)
Geçtiğimiz çarşamba günü ABD'nin himayesinde Lübnan ve İsrail arasında yapılan altıncı tur görüşmelerin gerçekleştirildiği Roma'daki ABD büyükelçiliği binası (AP)

Lübnan ordusu, ABD'nin arabuluculuğunda İsrail ile varılan çerçeve anlaşmasının uygulanması kapsamında ülkenin güneyindeki pilot bölgelere konuşlanmak için "yeşil ışık" bekliyor. Bu kapsamda bugün, Lübnan ve İsrail ordularının temsilcileri ile ABD ordusundan yetkililerin katılımıyla video konferans yöntemiyle üçlü bir toplantı yapılması planlanıyor. Toplantıda uygulama mekanizmasının ve pilot bölgenin coğrafi sınırlarının belirlenmesi hedefleniyor.

Lübnan ordusu, pilot bölge olarak değerlendirilen bazı köylerde askeri ve güvenlik önlemlerini artırdı. Ordu, Bint Cubeyl, Sur ve Nebatiye ilçelerine bağlı bazı beldelerde devriyelerin artırılması, kontrol noktaları ve gözetleme noktaları kurulmasını içeren tedbirleri hayata geçirdi.

Lübnan'da ordunun bölgeye başarılı şekilde konuşlanması, ülkenin müzakere sürecinin İran ekseninden ayrıştırılmasına yönelik ilk somut adım olarak değerlendiriliyor. Lübnanlı kaynaklar, Şarku'l Avsat’a yaptıkları açıklamada, başarının kalıcı hale gelmesinin "varılan mutabakatın eksiksiz uygulanmasına bağlı olduğunu" ifade etti.

Öte yandan Hizbullah, anlaşmayı "halkın tepkisiyle" boşa çıkarma tehdidinde bulundu. Hizbullah Milletvekili Hasan Fadlallah, "Bu anlaşma yaşama şansı olmayan bir anlaşmadır. Siyonistler bunun uygulanmasını dayatamayacaktır. Halkımız sahada bu anlaşmanın sonuçlarını boşa çıkaracaktır" ifadelerini kullandı.


Cezayir'de bir yetimhanede çıkan yangın sonrası büyük üzüntü yaşanıyor

Yangının çıktığı Çocuk Koruma ve Kabul Merkezi'nin (yetimhane) dış cephesi. (EPA)
Yangının çıktığı Çocuk Koruma ve Kabul Merkezi'nin (yetimhane) dış cephesi. (EPA)
TT

Cezayir'de bir yetimhanede çıkan yangın sonrası büyük üzüntü yaşanıyor

Yangının çıktığı Çocuk Koruma ve Kabul Merkezi'nin (yetimhane) dış cephesi. (EPA)
Yangının çıktığı Çocuk Koruma ve Kabul Merkezi'nin (yetimhane) dış cephesi. (EPA)

Cezayir'de dün, başkentin banliyösündeki bir yetimhanede çıkan yangın ülke genelinde büyük üzüntüye yol açtı. Yangında en az 11 çocuk hayatını kaybetti.

Sağlık yetkilileri, başkentteki Zeralda Hastanesi ile Mustafa Paşa Hastanesi'nde en yüksek alarm seviyesini ilan ederek, sabaha karşı doğudaki Muhammediye Belediyesi sınırlarında bulunan Çocuk Koruma ve Kabul Merkezi'nde (yetimhane) çıkan büyük yangında yaralananların tedavisi için acil müdahale başlattı.

Faciada ayrıca 19 kişi yaralandı. Yaralılar olay yerinde ilk müdahalenin ardından çevredeki hastanelere sevk edildi. Sağlık kaynakları ve sivil savunma ekiplerinin verdiği bilgiye göre, yaralılardan 10'u çeşitli derecelerde yanıklar nedeniyle tedavi altına alınırken, 2 kişinin dumandan etkilenerek solunum sıkıntısı yaşadığı belirtildi. Ayrıca psikolojik travma geçiren 7 kişiye de müdahale edildi.

Yangının çıkış nedeni henüz açıklanmadı, ancak Cezayir'in bazı bölgelerinde, özellikle ülkenin kuzeyinde, günlerdir olağanüstü bir sıcak hava dalgası yaşanıyor.