Suçlamalar ve askeri yığınak... Sudan ve Etiyopya bir çatışmanın eşiğinde mi?

Uzmanlar, savaş çıkma ihtimalini dışlasa da gerginliğin artmasının Afrika Boynuzu’nun istikrarına olası etkilerine karşı uyarıyor

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, daha önce Hartum’da gerçekleşen bir görüşmede (Etiyopya Başbakanlık Ofisi)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, daha önce Hartum’da gerçekleşen bir görüşmede (Etiyopya Başbakanlık Ofisi)
TT

Suçlamalar ve askeri yığınak... Sudan ve Etiyopya bir çatışmanın eşiğinde mi?

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, daha önce Hartum’da gerçekleşen bir görüşmede (Etiyopya Başbakanlık Ofisi)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, daha önce Hartum’da gerçekleşen bir görüşmede (Etiyopya Başbakanlık Ofisi)

Sudan ile Etiyopya arasındaki ilişkiler, silahlı gruplara destek verilmesi ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırılar düzenlenmesi yönündeki karşılıklı suçlamaların ardından benzeri görülmemiş bir gerilim sürecine girdi. Ortak sınır hattında yaşanan askeri hareketlilik ise krizin bölgesel çapta açık bir çatışmaya dönüşebileceği yönündeki endişeleri artırıyor.

Bu gerilim, Sudan’ın, ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında süren savaş nedeniyle son derece karmaşık bir iç krizden geçtiği dönemde yaşanıyor. Söz konusu durum, Hartum yönetiminin yeni bir dış krizle başa çıkma kapasitesine ilişkin soru işaretlerini gündeme getirirken, karşılıklı suçlamaların siyasi ve güvenlik boyutunda mı kalacağı yoksa doğrudan askeri çatışmaya mı dönüşeceği tartışılıyor.

Gözler, Afrika Boynuzu uzmanı Cameron Hudson’ın değerlendirmelerine çevrilmiş durumda. Hudson, Sudan ile Etiyopya arasındaki diplomatik ilişkilerin kötüleştiğine ve Hartum’un ortak sınır yakınında askeri güç yığınağı yaptığına dikkat çekti. Bu değerlendirme, Sudan ordusunun birkaç gün önce Addis Ababa yönetimini Sudan’a yönelik düşmanca faaliyetlere karışmakla suçlamasının ardından geldi. Sudan ordusu ayrıca, Etiyopya’daki Bahir Dar Havalimanı’nın, HDK’ye ait İHA’ların kalkış noktası olarak kullanılmasına izin verildiğini öne sürdü.

Hudson, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, Sudan’ın ‘Etiyopya ile diplomatik ilişkilerini kestiğini ve sınır bölgesine yeni askeri birlikler sevk ettiğini’ öne sürdü. Hudson, iki ülke arasındaki tarihsel gerilimin daha geniş çaplı bir çatışmaya dönüşme ihtimalinden duyduğu endişeyi dile getirirken, Sudan’ın 2023’ten bu yana devam eden iç savaş nedeniyle son derece hassas bir süreçten geçtiğine dikkat çekti. Sudan tarafından diplomatik ilişkilerin tamamen kesildiğine dair resmî bir açıklama yapılmamış olsa da Hartum yönetimi Etiyopya Büyükelçisi’ni geri çağırdı. Bu adım, Sudan ordusunun Etiyopya ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE), Hartum Havalimanı ve diğer noktaları hedef alan İHA saldırılarına karışmakla suçlamasının ardından geldi.

Sudan ordusu geçen hafta yaptığı açıklamada, son saldırıların Etiyopya’daki Bahir Dar Havalimanı’ndan başlatıldığını öne sürerken, Addis Ababa yönetimi bu suçlamaları kesin bir dille reddederek ‘hiçbir temele dayanmadığını’ savundu.

Bu gelişmeler, Reuters tarafından aylar önce yayımlanan bir araştırma dosyasının ardından gündeme geldi. Söz konusu haberde, Etiyopya’nın Sudan sınırındaki Benishangul-Gumuz bölgesinde, HDK mensubu binlerce savaşçının eğitildiği gizli bir kamp bulunduğu iddia edilmişti. Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre bu bilgiler saha kaynakları ve uydu görüntülerinden elde edildi.

Haberde ayrıca bu kampın, Sudan’daki savaşın bölgesel boyuta taşındığının göstergesi olduğu değerlendirmesi yapılırken, Etiyopya makamları konuya ilişkin resmî bir açıklama yapmadı. Aynı bağlamda, Yale Üniversitesi bünyesindeki İnsani Araştırmalar Laboratuvarı tarafından yayımlanan bir raporda da,geçtiğimiz nisan ayında Asosa kentindeki bir askeri üste HDK lehine Etiyopya kaynaklı askeri destek işaretlerinin tespit edildiği belirtildi.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) ile Aralık 2023’te Addis Ababa’da bir araya geldi. (X)Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) ile Aralık 2023’te Addis Ababa’da bir araya geldi. (X)

Etiyopya ise suçlamalara karşılık vererek, Sudan’ın Tigray bölgesindeki hükümet karşıtı grupları desteklediğini ve Etiyopya’nın toprak bütünlüğünü ihlal ettiğini öne sürdü. Etiyopya Dışişleri Bakanlığı ayrıca Hartum yönetimini, HDK ile yürütülen savaşta bazı Tigraylı isyancıları kullanmakla suçladı. Bakanlık, iki ülke arasındaki ilişkileri koruma amacıyla bu iddiaları daha önce kamuoyuna açıklamaktan kaçındığını belirtti.

Mevcut gerilim, iki ülke arasında uzun yıllardır süregelen karşılıklı güvensizlik ve örtülü çatışma geçmişine dayanıyor. Etiyopya, farklı dönemlerde Sudanlı muhalif gruplara ev sahipliği yaparken, özellikle Sudan Halk Kurtuluş Hareketi lideri John Garang ile Sudanlı taraflar arasındaki arabuluculuk süreçlerinde de siyasi rol üstlendi. Sudan’daki mevcut savaşın başlamasının ardından Addis Ababa yönetimi, Korgeneral Muhammed Hamdan Dagalu (Hamideti) liderliğindeki HDK heyetini ağırlarken, eski Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk öncülüğündeki Sivil Demokratik Güçler Koordinasyonu (Tekaddum) da dahil olmak üzere Sudanlı sivil muhalif grupların toplantılarına ev sahipliği yaptı.

Öte yandan Sudan da geçmişte Etiyopya’nın iç çatışmalarında etkili roller üstlendi. Sudanlı İslamcı lider Hasan et-Turabi, geçmişte verdiği röportajlarda Etiyopyalı isyancıların Addis Ababa’ya Etiyopyalılar tarafından kullanılan Sudan tanklarıyla girdiklerini söylemişti. Sudan Ulusal Güvenlik Eski Danışmanı el-Fatih Urve ise 1991 yılında Mengistu Haile Mariam rejiminin devrilmesinin ardından, Etiyopya eski Devlet Başkanı Meles Zenawi’yi Hartum’dan Addis Ababa’ya taşıyan uçağı kendisinin kullandığını açıklamıştı.

Ancak iki ülke arasındaki ilişkiler, 1995 yılında dönemin Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’e yönelik Addis Ababa’daki suikast girişiminin ardından ciddi bir gerilim sürecine girdi. Mübarek, o dönemde Afrika Birliği (AfB) zirvesine katılmak üzere Etiyopya’da bulunuyordu. Etiyopya ve Mısır, Sudan eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir yönetimini ve Ulusal İslam Cephesi hareketini saldırıya karışmakla suçlamış, Hartum yönetimi ise bu iddiaları reddetmişti. İki ülke arasındaki gerilimin önemli başlıklarından biri de Sudan’ın doğusundaki el-Faşka sınır bölgesi olmaya devam etti. Sudan ordusu, 2020 yılının sonunda bölgede yeniden konuşlanarak uzun yıllardır Etiyopyalı grupların kontrolünde bulunan bazı alanları geri aldı. Addis Ababa yönetimi ise bu hamleyi, Etiyopya’nın Tigray bölgesindeki savaşla meşgul olmasının fırsata çevrilmesi olarak değerlendirdi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Port Sudan’da daha önceki bir görüşmede (Sudan Egemenlik Konseyi)Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Port Sudan’da daha önceki bir görüşmede (Sudan Egemenlik Konseyi)

Mevcut gerilim ortamında temel sorulardan biri, karşılıklı suçlamaların doğrudan bir savaşa dönüşüp dönüşmeyeceği olarak öne çıkıyor. Askeri uzmanlar, taraflar açısından siyasi, askeri ve ekonomik maliyetlerin yüksek olması nedeniyle kapsamlı bir savaş ihtimalinin halen sınırlı olduğu görüşünde birleşiyor. Uzmanlara göre Sudan ordusu zaten Nisan 2023’ten bu yana HDK ile geniş çaplı bir savaş yürütürken, Etiyopya da çeşitli bölgelerde iç karışıklıklar ve karmaşık güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya bulunuyor.

Sudanlı askeri uzman Dr. Cemal eş-Şehid, Sudan ile Etiyopya arasındaki gerilimin artık geleneksel diplomatik anlaşmazlıkların ötesine geçtiğini, stratejik mesajlar ve güvenlik baskılarının karşılıklı olarak verildiği bir aşamaya ulaştığını söyledi. Ancak eş-Şehid, mevcut koşullarda taraflar arasında kapsamlı bir askeri çatışma çıkmasını düşük ihtimal olarak değerlendirdi. Gerilimin özellikle el-Faşka bölgesi, Nahda (Hedasi) Barajı ve silahlı gruplara destek verildiği yönündeki karşılıklı suçlamalar nedeniyle sınırlı sınır çatışmalarına dönüşebileceğini belirten eş-Şehid, Sudan’ın şu anda önceliğinin iç savaşı sonuçlandırmak ve ülke içinde istikrarı yeniden sağlamak olduğunu, bu nedenle dış cephede bir savaşın son derece maliyetli olacağını ifade etti.

Öte yandan emekli pilot yarbay et-Tayyib el-Malekabi, mevcut gerilimin yalnızca siyasi söylem düzeyinde kalmadığını ve bölgesel bir çatışmanın yaklaşmakta olduğuna işaret edebileceğini savundu. Bununla birlikte el-Malekabi, Sudan ordusunun Etiyopya ile açık bir savaşa girecek düzeyde fiili askeri hazırlığa sahip olmadığını düşündüğünü söyledi. El-Malekabi ayrıca dış tehdit söyleminin, iç savaşın yarattığı baskıları hafifletmeye yönelik bir araç olarak da kullanılıyor olabileceğini dile getirdi.

Diplomatik gerilim, askeri hareketlilik, sınır anlaşmazlıkları ve karşılıklı müdahale suçlamalarının gölgesinde, Sudan ile Etiyopya arasındaki ilişkilerin son derece hassas bir sınavdan geçtiği değerlendiriliyor. Uzmanlara göre güvenlik kırılganlığının ve çok katmanlı çatışmaların hâkim olduğu Afrika Boynuzu’nda olası bir doğrudan çatışma, yalnızca iki ülke için değil, bölgenin tamamının istikrarı açısından yeni bir tehdit oluşturabilir.



Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
TT

Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)

Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babülmendep bölgesinde kontrolünde tuttuğu son mevzileri ele geçirmeye yaklaşırken, Lahic vilayetinde çatışmalar şiddetlendi. Husiler, Babülmendep'e doğru ilerleyebilmek ve Tur el-Baha ilçesine ulaşmak amacıyla Lahic'in Mukatira ilçesinde hükümet güçlerinin mevzilerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı.

Amalika Tugayları, Babülmendep'te Husilerin elinde kalan sınırlı sayıdaki mevziye yönelik operasyonlarını sürdürürken, hükümet güçleri ve Halk Direnişi birlikleri de Taiz ve Lahic cephelerinde şiddetlenen çatışmalara girdi. Husiler, son günlerde kaybettikleri mevzileri geri almak ve batı kıyısına hâkim stratejik bölgelere doğru yeni ilerleme hatları açmak için girişimlerde bulunuyor.

Sahadaki gelişmelerle eş zamanlı olarak Başkanlık Konseyi Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını ve Taiz cephesinin sorumluluğunu yeniden düzenleyen kararlar aldı. Son haftalarda bazı mevzilerde yaşanan başarısızlıkların ardından alınan kararlar, siyasi liderliğin ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar “Yemen Şafağı” operasyonunun sürdürüleceğini yinelediği bir döneme denk geldi.

Sahadaki kaynaklara göre Husilerin Babülmendep'te elinde yalnızca bir ana mevzi ile az sayıda milisin bulunduğu birkaç tepe kaldı.

fbg
Taiz kenti çevresinde Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında bir Yemen askeri (AFP)

Kaynaklar, hükümet güçlerinin bu noktaların kontrolünü tamamen ele geçirmeye yaklaştığını, ancak Husilerin bölgeye döşediği yoğun mayın ve el yapımı patlayıcıların ilerlemeyi zorlaştırdığını belirtti. Askerler için ciddi tehdit oluşturan patlayıcıların temizlenmesinin, operasyonların tamamlanması açısından zorunlu olduğu ifade edildi.

Amalika Tugayları, Babülmendep Boğazı'na ve uluslararası deniz ulaşım güzergâhlarına hâkim konumu nedeniyle stratejik önem taşıyan bu bölgedeki Husi varlığını tamamen sona erdirmek için operasyonlarını sürdürüyor.

Husiler Lahic'in kuzeyinde saldırılarını yoğunlaştırıyor

Lahic vilayetinin kuzeyindeki Mukatira cephesinde Husiler, salı günü şafak vakti Memşah bölgesinde hükümet güçlerinin mevzilerine şiddetli bir saldırı düzenledi. Ancak 4. Hazım Tugayı ile 1. Komando Ulusal Direniş Tugayı birlikleri saldırıyı püskürttü. Böylece Husilerin aynı noktaya iki gün içinde düzenlediği ikinci saldırı da başarısızlıkla sonuçlandı. Örgüt, pazartesi günü de aynı mevziyi hedef almıştı.

Askerî kaynaklar, hükümet güçlerinin eş zamanlı olarak Nasıra bölgesindeki Savaliha dağlarında bulunan Husi mevzilerini orta ve ağır silahlarla hedef aldığını bildirdi. Saldırılarda Husilerin personel ve askerî teçhizat bakımından kayıplar verdiği belirtildi.

Askerî kaynaklardan alınan bilgilere göre hükümet güçleri, Nasıra cephesindeki Kızıl Su Deposu bölgesinde bazı mevzileri geri alarak Husi unsurlarını bölgeden çıkardı. Topçu birlikleri de Sakhir mevzilerinde Husilere ait toplanma noktalarını ve askerî araçları hedef aldı. Muayık ve Anan bölgelerinde ise çatışmalar devam etti.

scdfvg
Yemen ordusu, Husi saldırılarına karşı Taiz kentindeki mevzilerini koruyor (AFP)

Çatışmalar Kurbe ve Heycet el-Abd hatlarına da yayıldı. Husiler, Turbe ve Vaziiye yönünden askerî araçlar sevk ederek hükümet güçlerinin mevzilerine ilerlemeye çalıştı. Ancak hükümet güçleri saldırıyı püskürttü. Saatler süren çatışmaların ardından Husi unsurları Şerc bölgesinde durduruldu.

Hayfan ilçesindeki Ebus cephesinde de Kerb ve Memşah dağları çevresinde çatışmalar yaşandı. Hükümet güçleri, Husi saldırılarını püskürterek saldırganlara personel ve teçhizat kaybı verdirdi.

Son gelişmeler, Husilerin Babülmendep'te karşılaştıkları baskıya rağmen Lahic'in kuzeyindeki Mukatira cephesine ve buraya bağlı diğer hatlara ağırlık verdiğini gösteriyor. Örgüt, hükümet güçlerinin savunma hatlarını aşarak yeni bir ilerleme sağlamaya çalışıyor.

Taiz cephesinin komuta yapısı değiştirildi

Cephelerdeki gelişmelerin ardından Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını yeniden düzenleyen ve Taiz cephesinin yönetimini değiştiren kararlar aldı. Kararlarla, çatışmaların en yoğun yaşandığı bölgelerden birindeki askerî sorumluluklar yeniden dağıtıldı.

2026 tarihli 247 sayılı karar uyarınca Albay Macdi Munadıl Sabit Ahmed, Tur el-Baha Askerî Ekseni komutanlığına ve 1. Vatan Kalkanı Kuvvetleri Tugayı komutanlığına atandı. Ahmed'in rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi.

Albay Bessam Abdu Said Salim el-Hark, eksenin kurmay başkanlığına ve 4. Dağ Piyade Tugayı komutanlığına getirilirken, Tuğgeneral Naci Mukbil Muhammed Said eş-Şattaf da eksenin harekât sorumlusu olarak görevlendirildi.

246 sayılı kararla ise Tuğgeneral Reşad Ahmed İsmail el-Yusufi, Yüksek Askerî Komite üyeliğine ve Taiz cephesi sorumluluğuna atandı. El-Yusufi'nin rütbesi tümgeneralliğe yükseltilirken, bu görevde Tümgeneral Yusuf eş-Şeraci'nin yerini aldı.

Taiz çevresindeki çatışmalar sürüyor

Taiz kentinin güneyinde hükümet güçleri, Halk Direnişi birliklerinin desteğiyle Akruz cephesinde bazı stratejik mevzileri yeniden ele geçirdi. Nube ve Seyb bölgeleri ile Mübarek Tepesi, Husilerle yaşanan çatışmaların ardından hükümet güçlerinin kontrolüne geçti. Çatışmalarda Husilerin ağır kayıplar verdiği bildirildi.

Hükümet güçleri, Misrah ilçesindeki Hubeyl es-Sarm bölgesinde mevzilerine yönelik Husi saldırısını da püskürttü. Vilayetin diğer cephelerinde ise çatışmalar devam etti.

Öte yandan savaş uçakları, Cebel Habşi kavşağında ağaçların altında konuşlanan Husi unsurlarını ve askerî araçlarını hedef aldı. Sahadaki bilgilere göre hava saldırılarında doğrudan kayıplar meydana geldi.

vfgb
Cevf vilayetindeki cephe hatlarında görev yapan Yemen hükümet güçlerinden bir asker (AFP)

Husiler ise Şakab köylerini havan toplarıyla bombaladı. Saldırılarda bazı evler zarar görürken, bölge sakinleri arasında korku ve panik yaşandı.

Taiz kentinin çevresindeki cephelerde hükümet güçleri ve yerel savaşçılar, kentin giriş ve çıkış noktalarındaki savunma mevzilerini korumayı sürdürüyor. Bölgede topçu ateşi ve aralıklı çatışmalar devam ediyor.

Kent çevresindeki Husi saldırılarının görece azalması, örgütün Mukatira ve Tur el-Baha cephelerindeki çatışmalara yoğunlaşmasıyla aynı döneme denk geldi. Böylece askerî operasyonların ağırlığı Taiz çevresindeki diğer cephelere kaydı.

Yemen Başkanlık Konseyi: Operasyon hedeflerine ulaşılıncaya kadar sürecek

Siyasi cephede Yemen Başkanlık Konseyi, “Yemen Şafağı” operasyonunun ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar devam edeceğini yineledi. Bu hedeflerin başında Husi darbesinin sona erdirilmesi, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve devlet otoritesinin ülkenin tamamında sağlanması geliyor.

Reşad el-Alimi başkanlığında, tüm konsey üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, hükümet güçleri, askerî birlikler ve Halk Direnişi unsurlarının Suudi Arabistan öncülüğündeki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'nun desteğiyle Cevf, Marib ve batı kıyısı cephelerinde ilerleme kaydettiği, Taiz'de ise direnişin sürdüğü belirtildi.

Resmî medyanın aktardığına göre toplantıda, Husilerin askerî saldırılarındaki tırmanış ele alındı. Devlet kurumları ve sivil tesislere yönelik füze ve İHA saldırıları, kent ve köylere yönelik saldırıların genişletilmesi, Taiz kuşatmasının sürdürülmesi ve yerleşim bölgelerinin bombalanması değerlendirildi. Uluslararası su yolları ve deniz ulaşımına yönelik tehditler de toplantının gündeminde yer aldı.

Başkanlık Konseyi, Husilerin saldırıları karşısında cephelerde gösterilen direnişin Suudi Arabistan'ın desteğiyle sürdürüldüğünü vurguladı. Konsey, Riyad yönetiminin hükümet güçlerine verdiği desteğin yanı sıra Taiz ve diğer vilayetlerdeki insani ihtiyaçların karşılanmasına yönelik yardımlarını da takdir etti.

Konsey ayrıca Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan vatandaşlara, örgütün milis devşirme ve eleman kazanma faaliyetlerini reddetmeleri, çocuklarının çatışmalara sürüklenmesine izin vermemeleri çağrısında bulundu.

Açıklamada, silah bırakarak Husiler saflarında savaşmayı bırakanlar için ilan edilen prosedürler çerçevesinde güvenli dönüş yolunun açık olduğu da vurgulandı.


Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
TT

Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin tehditleri ve Afrika Boynuzu'ndaki terör örgütleriyle koordinasyonunun, milisleri uluslararası düzeyde kararlı bir tutum sergilenmesini gerektiren sınır aşan bir tehdide dönüştürdüğünü söyledi.

Ez-Zuba, salı günü Paris'te Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Remi Ferro ile bir araya geldi. Görüşmede Yemen'deki son gelişmelerin yanı sıra Husilerin sivil yerleşimlere ve uluslararası deniz ulaşım hatlarına yönelik terör eylemlerindeki tırmanış ele alındı.

Yemen Dışişleri Bakanı, Husilerin Taiz kentini kuşatma altında tutmasının yol açtığı insani dramı da gündeme getirdi. Ez-Zuba ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) çalışanları ile insani yardım kuruluşlarında görev yapan personelin kaçırılması ve işkenceye maruz bırakılması gibi ihlallere dikkat çekti. Bu eylemlerin son olarak Muhammed eş-Şami'nin hayatına mal olduğunu belirtti.

Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Ferro ise Fransa ve Avrupa Birliği'nin (AB), sahadaki değişimlere uyum sağlayacak yeni bir Yemen politikası benimsemeye önem verdiğini ifade etti. Ferro, ülkesinin Husilerin sivillere yönelik tüm ihlallerini reddettiğini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Yemen resmî haber ajansından aktardığı habere göre görüşmede, Yemen'deki gelişmeler ve Husilerin bölgesel güvenliğe yönelik tehditleri üzerinde duruldu.


Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı
TT

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen İçişleri Bakanlığı, salı günü, terör örgütü olarak nitelendirdiği Husilerle birlikte çalışan 21 yabancı uzman bulunduğunu açıkladı. Bakanlık, bunlardan 14'ünün İran Devrim Muhafızları Ordusu, 7'sinin ise Lübnan Hizbullahı mensubu olduğunu bildirdi.

Yemen'in 6 vilayetine dağılan uzmanların, Husilerin finansman, silahlandırma ve eğitim faaliyetlerinde görev aldığı belirtildi. Açıklamaya göre bu kişiler, doğrudan denetim ve gözetimin yanı sıra operasyonların planlanması ve yönetilmesine, milislerin askerî kapasitesinin geliştirilmesine de katılıyor. Uzmanların ayrıca Yemen'de uzun vadeli nüfuz oluşturmayı, siyasi, örgütsel, toplumsal ve medya faaliyetleri aracılığıyla Husilere bağlılık ağları ve yapılar kurmayı hedeflediği kaydedildi.

Yemen İçişleri Bakanlığı, söz konusu faaliyetlerin Yemen'i Arap çevresinden uzaklaştırmayı amaçladığını vurguladı.

Yabancı uzmanların görev alanları arasında operasyon yönetimi, komuta-kontrol sistemleri, balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) bulunuyor. Ayrıca gözetleme sistemleri, haberleşme altyapısı, elektronik harp, ikmal ağları ve askerî bileşenlerin kaçakçılığı da uzmanların faaliyet gösterdiği alanlar arasında sıralandı.

Uzmanların deniz operasyonlarının koordinasyonunda ve ticari gemilerin hedef olarak belirlenmesinde de rol aldığı belirtildi. Açıklamada, patlayıcı yüklü teknelerin geliştirilmesi, otonom denizaltıların tasarlanması, mayın döşeme faaliyetleri ve milis unsurlarına askerî taktikler konusunda eğitim verilmesinin de bu kişilerin görevleri arasında bulunduğu ifade edildi. Söz konusu eğitimlerin, şehirlerin kuşatılması ve şehir savaşlarına yönelik olduğu kaydedildi.

Öte yandan, Yemen'de meşru yönetimi destekleyen Arap Koalisyonu salı günü, Mekke bölgesinde bir insansız hava aracının (İHA) önlenerek imha edildiğini duyurdu.

Bu gelişme, Husilerin Suudi Arabistan'ın güneyine doğru fırlattığı bir balistik füze ile Riyad bölgesine yönelen iki İHA'nın bir gün önce engellenmesinin ardından yaşandı.