Hızlı Destek Kuvvetleri'ndeki ayrılıklar, Sudan savaşındaki güç dengesini yeniden şekillendiriyor

Ordunun ayrılanlara aşırı bir memnuniyet ve ulusal söylemlerle kapılarını açma stratejisi, Darfur'daki Arap kabilelerine Hamideti'ye olan bağlılığın mutlak ve yeniden değerlendirilemeyecek seçenek olmadığı mesajını göndermeye yönelik hesaplı bir girişimdi

Fotoğraf: Hızlı Destek Kuvvetleri’nden ayrılıklar, Sudan tarihindeki siyasi ve askeri ittifakların doğasından ayrı olarak anlaşılamaz (Sudan Egemenlik Konseyi)
Fotoğraf: Hızlı Destek Kuvvetleri’nden ayrılıklar, Sudan tarihindeki siyasi ve askeri ittifakların doğasından ayrı olarak anlaşılamaz (Sudan Egemenlik Konseyi)
TT

Hızlı Destek Kuvvetleri'ndeki ayrılıklar, Sudan savaşındaki güç dengesini yeniden şekillendiriyor

Fotoğraf: Hızlı Destek Kuvvetleri’nden ayrılıklar, Sudan tarihindeki siyasi ve askeri ittifakların doğasından ayrı olarak anlaşılamaz (Sudan Egemenlik Konseyi)
Fotoğraf: Hızlı Destek Kuvvetleri’nden ayrılıklar, Sudan tarihindeki siyasi ve askeri ittifakların doğasından ayrı olarak anlaşılamaz (Sudan Egemenlik Konseyi)

Emani Tavil

İki aydan kısa bir süre içinde, Sudan sahnesi, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) saflarında üst düzeyde ayrılıklar dalgasına tanık oldu. Bu durum, savaşın gidişatı, geçiş hükümetinin oluşumu ve barış olasılıkları üzerindeki etki ve yansımaları hakkında geniş çaplı tartışmalar doğurdu. HDK, orduya karşı savaşında dördüncü yılına girerken ve bu savaş uzun süreli bir yıpratma savaşına dönüşürken, askeri bütünlüğünün ve kabilelerle ittifaklarının geleceği hakkında ciddi soruları gündeme getiren artan bir ayrılık dalgasıyla karşı karşıya.

Doğal olarak bu ayrılıklar, Sudan tarihindeki değişen ittifakların, siyasi projelerin veya yol gösterici ilkelerin yokluğunun damga vurduğu, siyasi ve askeri ittifakların doğasından ayrı olarak anlaşılamaz. Bahsi geçen ittifaklar genellikle daha geniş yerel ve bölgesel ortama tabidir. Son savaş sırasında uluslararası boyut da devreye girdi. Bütün bu göstergeler bireyden orduya, siyasi ve partizan düzeylere kadar her düzeyde genellikle titizlikle ölçülür. HDK'den yakın zamanda ayrılan Savanna'nın ifadelerinin analizi, HDK'nin yaşadığı çıkmazın yapısal doğasına işaret ediyor. Kazanım ve ganimetlerin eşitsiz dağılımı, Dagalu ailesinin karar alma merkezleri ve liderlik pozisyonları üzerindeki sıkı kontrolü, önemli kabilesel ve operasyonel ağırlığa sahip sahadaki komutanlar arasında birikmiş bir hoşnutsuzluğa neden oluyor. Dahası bu durum, Rizeigat kabilesini hedef alan Mustariha bölgesindeki operasyon gibi askeri operasyonlar da dahil olmak üzere birçok faktör nedeniyle, kabilelerin desteğinin aşındığını ortaya koyuyor. Belirli komutanları ordu saflarına çekmeye yönelik açıkça planlar geliştiren istihbarat gibi ilave faktörlerin de etkili olduğu söylenebilir.

Dahası Sudan ordusu da el-Kubba gibi bazılarının, Darfur'dan kuzeye çöl üzerinden kaçış yolunu güvence altına almak için insansız hava araçlarıyla (İHA) hava desteği sağladı. Bu, ordunun onun planlarından önceden haberdar olduğunu ve onunla titizlikle koordinasyon sağladığını gösteriyor. Bu gerçek, ordunun askeri metodolojisinde niteliksel bir değişimi ortaya koyuyor; yalnızca saha operasyonlarına güvenmekten, rakibi içeriden çökertmek için istihbarat yeteneklerini kullanmaya doğru bir geçiş söz konusu. Ordunun ayrılanlara aşırı bir memnuniyet ve ulusal söylemlerle kapılarını açma stratejisi, Darfur'daki Arap kabilelerine Hamideti'ye olan bağlılığın mutlak ve yeniden değerlendirilemeyecek seçenek olmadığı mesajını göndermeye yönelik hesaplı bir girişimdir.

Bu noktada ayrılıkların sahadaki etkisi hafife alınamaz ve Ekim 2024'te Ebu Akile Kikel'in ayrılışı buna pratik bir örnek sunmaktadır. Ayrılışından sonra, komuta ettiği aynı bölgede HDK’ye karşı operasyonlara komuta etti. Bu sayede ordu, ayrılışından sadece üç ay sonra, Ocak 2025'te Cezire Eyaleti'ni geri aldı. HDK'nin Darfur, Kurdufan ile Mavi Nil eyaletlerinin bazı kısımlarını kontrol ettiği gerçeğini göz ardı etmeden, birçok kişi Kubba'nın bu stratejiyi Darfur'da tekrarlamaya çalışabileceğine inanıyor.

Ayrılıkların sahadaki etkisinin yakından incelenmesi, daha karmaşık bir tabloyu ortaya çıkarıyor. Sadece Nisan 2026'da iki yüksek rütbeli komutan ayrılıp zıt yönlere katıldı. Kubba orduya katılırken, Malik Agar liderliğindeki Sudan Halk Kurtuluş Hareketi fraksiyonunun komutan yardımcısı Korgeneral Hasan Adem el-Hasan, HDK destekli “Kurucu İttifak”a katıldı. Hasan’ın katılımı, ittifaka güney koridorunda yerel askeri deneyim ve meşruiyet kazandırıyor. Buna ilave olarak Doğu Sudan'daki silahlı fraksiyonlar, Sudan ordusuna değil, Adalet ve Eşitlik Hareketi'ne katıldı. Bu senaryoya göre, Sudan giderek parçalanmış bir haritaya dönüşüyor ve burada ayrılıklar mutlaka tek bir yönde gerçekleşmiyor; bu da Sudan ordusu lehine bir birlik dinamiği yerine bir kaos dinamiğine işaret ediyor.

Bu ayrılıkların aynı anda iki zıt açıdan gölge düşürdüğü de söylenebilir; bir yandan, Rizeigat, Mahamid ve HDK’nin sosyal omurgasını oluşturan diğer kabileleri temsil eden kilit liderleri ordu saflarına çekme yoluyla HDK hükümetinin Darfur'daki kabile tabanını zayıflatıyorlar. Öte yandan, bu durum Port Sudan'daki Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne hem iç hem de uluslararası alanda güçlenmesine katkıda bulunan bir moral desteği sağlıyor. Ordunun, kutlamalar ve sevinçli siyasi söylemler yoluyla ayrılanları kendi saflarına katması, Sudanlıların kolektif bilincinde savaş suçlarının affedilebilir olduğuna dair inancı pekiştiriyor. Yeni nesil milis liderlerine kitlesel vahşetlerin affedilemez suçlar olmadığını gösteriyor. Oysa komutanların HDK’den ayrılmaları, işledikleri ihlallerden dolayı bireysel olarak cezai sorumlulukları olduğu gerçeğinden onları kurtarmıyor. Keza onların diğer askeri oluşumlara yeniden entegre edilmelerinin, suçların cezasız kalmaması ilkesine doğrudan bir tehdit oluşturduğu ve mağdurların haklarını yok ettiği gerçeğini de ortadan kaldırmıyor.

HDK’den askeri ayrılıkların, İran-Irak Savaşı nedeniyle son aylarda şekillenen istikrarsız bölgesel ortamla bağlantılı başka boyutları da bulunuyor. Bu bölgesel çatışma, Sudan savaşını derinleştirmeye ve sonlanma şansını azaltmaya katkıda bulunuyor. Nisan 2026'da düzenlenen Berlin Konferansı, Sudan'ın uluslararası alanda unutulmadığının önemli bir göstergesi olmakla birlikte, müzakerelerin ortak sonuç bildirgesiyle sonuçlanmaması nedeniyle, dış aktörler arasındaki keskin bölünmeleri de açığa çıkardı.

Mevcut Sudan sahnesi bu nedenle birkaç senaryoya açık. Yerel, bölgesel ve uluslararası çevrelerde kabul edilen ilk senaryo, ayrılıkların HDK'nin kabile tabanından Hamideti'nin liderliğine kadar uzanan kademeli bir çöküşünü tetikleyeceği yönünde. Bu, ordu liderliğinin de uluslararası alanda pazarlamaya çalıştığı senaryodur. İkinci ve en olası senaryo, cephe hatlarında örtülü bir donma ile uzun süreli yıpratma savaşının devam etmesi ve böylece Doğu ve Kuzey Sudan ile Batı Sudan arasındaki fiili bölünmenin pekişmesidir. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre üçüncü senaryo ise parçalanma, yani Sudan'ın birleşik bir devlet olarak ortadan kalkması, siyasi fırsatçılığa dayalı tarihsel çerçevelere göre ittifakların kurulup dağıldığı devlet dışı aktörlere tabi olmasıdır.

Dolayısıyla HDK liderlerinin ayrılıkları şu anda iki ucu keskin bir kılıç gibi. Bir yandan, bunlar, ordunun rakibinin saflarına sızma yeteneğinin giderek arttığını ortaya koyan dikkatlice planlanmış istihbarat operasyonlarıdır. Öte yandan, Dagalu ailesinin pozisyonlar ve kazanımlar üzerindeki sıkı kontrolünden kaynaklanan HDK içindeki krizin gerçek bir yansımasıdır. Ancak bu ayrılıkların en tehlikeli yönü hem siyasi denklemi hem de sürdürülebilir barış olasılıklarını etkileyen karmaşık bir sorunu gizlemelerinde yatıyor. Zira belgelenmiş savaş suçlarına karışanların entegrasyonu, affedilmeleri ve askeri yapı içinde kendilerine pozisyonlar verilmesi, Sudan'ın silahlı elitlerin hesap sormaya maruz kalmadan dönüştürülüp görevlendirilmesine dayanan tarihsel modelini pekiştirmektedir. Birbirini takip eden iç savaş döngülerinin oluşmasına katkıda bulunan model de budur.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
TT

Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)

Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babülmendep bölgesinde kontrolünde tuttuğu son mevzileri ele geçirmeye yaklaşırken, Lahic vilayetinde çatışmalar şiddetlendi. Husiler, Babülmendep'e doğru ilerleyebilmek ve Tur el-Baha ilçesine ulaşmak amacıyla Lahic'in Mukatira ilçesinde hükümet güçlerinin mevzilerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı.

Amalika Tugayları, Babülmendep'te Husilerin elinde kalan sınırlı sayıdaki mevziye yönelik operasyonlarını sürdürürken, hükümet güçleri ve Halk Direnişi birlikleri de Taiz ve Lahic cephelerinde şiddetlenen çatışmalara girdi. Husiler, son günlerde kaybettikleri mevzileri geri almak ve batı kıyısına hâkim stratejik bölgelere doğru yeni ilerleme hatları açmak için girişimlerde bulunuyor.

Sahadaki gelişmelerle eş zamanlı olarak Başkanlık Konseyi Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını ve Taiz cephesinin sorumluluğunu yeniden düzenleyen kararlar aldı. Son haftalarda bazı mevzilerde yaşanan başarısızlıkların ardından alınan kararlar, siyasi liderliğin ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar “Yemen Şafağı” operasyonunun sürdürüleceğini yinelediği bir döneme denk geldi.

Sahadaki kaynaklara göre Husilerin Babülmendep'te elinde yalnızca bir ana mevzi ile az sayıda milisin bulunduğu birkaç tepe kaldı.

fbg
Taiz kenti çevresinde Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında bir Yemen askeri (AFP)

Kaynaklar, hükümet güçlerinin bu noktaların kontrolünü tamamen ele geçirmeye yaklaştığını, ancak Husilerin bölgeye döşediği yoğun mayın ve el yapımı patlayıcıların ilerlemeyi zorlaştırdığını belirtti. Askerler için ciddi tehdit oluşturan patlayıcıların temizlenmesinin, operasyonların tamamlanması açısından zorunlu olduğu ifade edildi.

Amalika Tugayları, Babülmendep Boğazı'na ve uluslararası deniz ulaşım güzergâhlarına hâkim konumu nedeniyle stratejik önem taşıyan bu bölgedeki Husi varlığını tamamen sona erdirmek için operasyonlarını sürdürüyor.

Husiler Lahic'in kuzeyinde saldırılarını yoğunlaştırıyor

Lahic vilayetinin kuzeyindeki Mukatira cephesinde Husiler, salı günü şafak vakti Memşah bölgesinde hükümet güçlerinin mevzilerine şiddetli bir saldırı düzenledi. Ancak 4. Hazım Tugayı ile 1. Komando Ulusal Direniş Tugayı birlikleri saldırıyı püskürttü. Böylece Husilerin aynı noktaya iki gün içinde düzenlediği ikinci saldırı da başarısızlıkla sonuçlandı. Örgüt, pazartesi günü de aynı mevziyi hedef almıştı.

Askerî kaynaklar, hükümet güçlerinin eş zamanlı olarak Nasıra bölgesindeki Savaliha dağlarında bulunan Husi mevzilerini orta ve ağır silahlarla hedef aldığını bildirdi. Saldırılarda Husilerin personel ve askerî teçhizat bakımından kayıplar verdiği belirtildi.

Askerî kaynaklardan alınan bilgilere göre hükümet güçleri, Nasıra cephesindeki Kızıl Su Deposu bölgesinde bazı mevzileri geri alarak Husi unsurlarını bölgeden çıkardı. Topçu birlikleri de Sakhir mevzilerinde Husilere ait toplanma noktalarını ve askerî araçları hedef aldı. Muayık ve Anan bölgelerinde ise çatışmalar devam etti.

scdfvg
Yemen ordusu, Husi saldırılarına karşı Taiz kentindeki mevzilerini koruyor (AFP)

Çatışmalar Kurbe ve Heycet el-Abd hatlarına da yayıldı. Husiler, Turbe ve Vaziiye yönünden askerî araçlar sevk ederek hükümet güçlerinin mevzilerine ilerlemeye çalıştı. Ancak hükümet güçleri saldırıyı püskürttü. Saatler süren çatışmaların ardından Husi unsurları Şerc bölgesinde durduruldu.

Hayfan ilçesindeki Ebus cephesinde de Kerb ve Memşah dağları çevresinde çatışmalar yaşandı. Hükümet güçleri, Husi saldırılarını püskürterek saldırganlara personel ve teçhizat kaybı verdirdi.

Son gelişmeler, Husilerin Babülmendep'te karşılaştıkları baskıya rağmen Lahic'in kuzeyindeki Mukatira cephesine ve buraya bağlı diğer hatlara ağırlık verdiğini gösteriyor. Örgüt, hükümet güçlerinin savunma hatlarını aşarak yeni bir ilerleme sağlamaya çalışıyor.

Taiz cephesinin komuta yapısı değiştirildi

Cephelerdeki gelişmelerin ardından Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını yeniden düzenleyen ve Taiz cephesinin yönetimini değiştiren kararlar aldı. Kararlarla, çatışmaların en yoğun yaşandığı bölgelerden birindeki askerî sorumluluklar yeniden dağıtıldı.

2026 tarihli 247 sayılı karar uyarınca Albay Macdi Munadıl Sabit Ahmed, Tur el-Baha Askerî Ekseni komutanlığına ve 1. Vatan Kalkanı Kuvvetleri Tugayı komutanlığına atandı. Ahmed'in rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi.

Albay Bessam Abdu Said Salim el-Hark, eksenin kurmay başkanlığına ve 4. Dağ Piyade Tugayı komutanlığına getirilirken, Tuğgeneral Naci Mukbil Muhammed Said eş-Şattaf da eksenin harekât sorumlusu olarak görevlendirildi.

246 sayılı kararla ise Tuğgeneral Reşad Ahmed İsmail el-Yusufi, Yüksek Askerî Komite üyeliğine ve Taiz cephesi sorumluluğuna atandı. El-Yusufi'nin rütbesi tümgeneralliğe yükseltilirken, bu görevde Tümgeneral Yusuf eş-Şeraci'nin yerini aldı.

Taiz çevresindeki çatışmalar sürüyor

Taiz kentinin güneyinde hükümet güçleri, Halk Direnişi birliklerinin desteğiyle Akruz cephesinde bazı stratejik mevzileri yeniden ele geçirdi. Nube ve Seyb bölgeleri ile Mübarek Tepesi, Husilerle yaşanan çatışmaların ardından hükümet güçlerinin kontrolüne geçti. Çatışmalarda Husilerin ağır kayıplar verdiği bildirildi.

Hükümet güçleri, Misrah ilçesindeki Hubeyl es-Sarm bölgesinde mevzilerine yönelik Husi saldırısını da püskürttü. Vilayetin diğer cephelerinde ise çatışmalar devam etti.

Öte yandan savaş uçakları, Cebel Habşi kavşağında ağaçların altında konuşlanan Husi unsurlarını ve askerî araçlarını hedef aldı. Sahadaki bilgilere göre hava saldırılarında doğrudan kayıplar meydana geldi.

vfgb
Cevf vilayetindeki cephe hatlarında görev yapan Yemen hükümet güçlerinden bir asker (AFP)

Husiler ise Şakab köylerini havan toplarıyla bombaladı. Saldırılarda bazı evler zarar görürken, bölge sakinleri arasında korku ve panik yaşandı.

Taiz kentinin çevresindeki cephelerde hükümet güçleri ve yerel savaşçılar, kentin giriş ve çıkış noktalarındaki savunma mevzilerini korumayı sürdürüyor. Bölgede topçu ateşi ve aralıklı çatışmalar devam ediyor.

Kent çevresindeki Husi saldırılarının görece azalması, örgütün Mukatira ve Tur el-Baha cephelerindeki çatışmalara yoğunlaşmasıyla aynı döneme denk geldi. Böylece askerî operasyonların ağırlığı Taiz çevresindeki diğer cephelere kaydı.

Yemen Başkanlık Konseyi: Operasyon hedeflerine ulaşılıncaya kadar sürecek

Siyasi cephede Yemen Başkanlık Konseyi, “Yemen Şafağı” operasyonunun ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar devam edeceğini yineledi. Bu hedeflerin başında Husi darbesinin sona erdirilmesi, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve devlet otoritesinin ülkenin tamamında sağlanması geliyor.

Reşad el-Alimi başkanlığında, tüm konsey üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, hükümet güçleri, askerî birlikler ve Halk Direnişi unsurlarının Suudi Arabistan öncülüğündeki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'nun desteğiyle Cevf, Marib ve batı kıyısı cephelerinde ilerleme kaydettiği, Taiz'de ise direnişin sürdüğü belirtildi.

Resmî medyanın aktardığına göre toplantıda, Husilerin askerî saldırılarındaki tırmanış ele alındı. Devlet kurumları ve sivil tesislere yönelik füze ve İHA saldırıları, kent ve köylere yönelik saldırıların genişletilmesi, Taiz kuşatmasının sürdürülmesi ve yerleşim bölgelerinin bombalanması değerlendirildi. Uluslararası su yolları ve deniz ulaşımına yönelik tehditler de toplantının gündeminde yer aldı.

Başkanlık Konseyi, Husilerin saldırıları karşısında cephelerde gösterilen direnişin Suudi Arabistan'ın desteğiyle sürdürüldüğünü vurguladı. Konsey, Riyad yönetiminin hükümet güçlerine verdiği desteğin yanı sıra Taiz ve diğer vilayetlerdeki insani ihtiyaçların karşılanmasına yönelik yardımlarını da takdir etti.

Konsey ayrıca Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan vatandaşlara, örgütün milis devşirme ve eleman kazanma faaliyetlerini reddetmeleri, çocuklarının çatışmalara sürüklenmesine izin vermemeleri çağrısında bulundu.

Açıklamada, silah bırakarak Husiler saflarında savaşmayı bırakanlar için ilan edilen prosedürler çerçevesinde güvenli dönüş yolunun açık olduğu da vurgulandı.


Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
TT

Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin tehditleri ve Afrika Boynuzu'ndaki terör örgütleriyle koordinasyonunun, milisleri uluslararası düzeyde kararlı bir tutum sergilenmesini gerektiren sınır aşan bir tehdide dönüştürdüğünü söyledi.

Ez-Zuba, salı günü Paris'te Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Remi Ferro ile bir araya geldi. Görüşmede Yemen'deki son gelişmelerin yanı sıra Husilerin sivil yerleşimlere ve uluslararası deniz ulaşım hatlarına yönelik terör eylemlerindeki tırmanış ele alındı.

Yemen Dışişleri Bakanı, Husilerin Taiz kentini kuşatma altında tutmasının yol açtığı insani dramı da gündeme getirdi. Ez-Zuba ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) çalışanları ile insani yardım kuruluşlarında görev yapan personelin kaçırılması ve işkenceye maruz bırakılması gibi ihlallere dikkat çekti. Bu eylemlerin son olarak Muhammed eş-Şami'nin hayatına mal olduğunu belirtti.

Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Ferro ise Fransa ve Avrupa Birliği'nin (AB), sahadaki değişimlere uyum sağlayacak yeni bir Yemen politikası benimsemeye önem verdiğini ifade etti. Ferro, ülkesinin Husilerin sivillere yönelik tüm ihlallerini reddettiğini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Yemen resmî haber ajansından aktardığı habere göre görüşmede, Yemen'deki gelişmeler ve Husilerin bölgesel güvenliğe yönelik tehditleri üzerinde duruldu.


Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı
TT

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen İçişleri Bakanlığı, salı günü, terör örgütü olarak nitelendirdiği Husilerle birlikte çalışan 21 yabancı uzman bulunduğunu açıkladı. Bakanlık, bunlardan 14'ünün İran Devrim Muhafızları Ordusu, 7'sinin ise Lübnan Hizbullahı mensubu olduğunu bildirdi.

Yemen'in 6 vilayetine dağılan uzmanların, Husilerin finansman, silahlandırma ve eğitim faaliyetlerinde görev aldığı belirtildi. Açıklamaya göre bu kişiler, doğrudan denetim ve gözetimin yanı sıra operasyonların planlanması ve yönetilmesine, milislerin askerî kapasitesinin geliştirilmesine de katılıyor. Uzmanların ayrıca Yemen'de uzun vadeli nüfuz oluşturmayı, siyasi, örgütsel, toplumsal ve medya faaliyetleri aracılığıyla Husilere bağlılık ağları ve yapılar kurmayı hedeflediği kaydedildi.

Yemen İçişleri Bakanlığı, söz konusu faaliyetlerin Yemen'i Arap çevresinden uzaklaştırmayı amaçladığını vurguladı.

Yabancı uzmanların görev alanları arasında operasyon yönetimi, komuta-kontrol sistemleri, balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) bulunuyor. Ayrıca gözetleme sistemleri, haberleşme altyapısı, elektronik harp, ikmal ağları ve askerî bileşenlerin kaçakçılığı da uzmanların faaliyet gösterdiği alanlar arasında sıralandı.

Uzmanların deniz operasyonlarının koordinasyonunda ve ticari gemilerin hedef olarak belirlenmesinde de rol aldığı belirtildi. Açıklamada, patlayıcı yüklü teknelerin geliştirilmesi, otonom denizaltıların tasarlanması, mayın döşeme faaliyetleri ve milis unsurlarına askerî taktikler konusunda eğitim verilmesinin de bu kişilerin görevleri arasında bulunduğu ifade edildi. Söz konusu eğitimlerin, şehirlerin kuşatılması ve şehir savaşlarına yönelik olduğu kaydedildi.

Öte yandan, Yemen'de meşru yönetimi destekleyen Arap Koalisyonu salı günü, Mekke bölgesinde bir insansız hava aracının (İHA) önlenerek imha edildiğini duyurdu.

Bu gelişme, Husilerin Suudi Arabistan'ın güneyine doğru fırlattığı bir balistik füze ile Riyad bölgesine yönelen iki İHA'nın bir gün önce engellenmesinin ardından yaşandı.