ABD yaptırımları: Washington’daki güvenlik toplantısı öncesinde Lübnan’daki ‘derin devlete’ bir mesaj

Lübnan ordusu ve Genel Güvenlik Müdürlüğü, her iki kurumun subaylarına olan ‘güvenlerini’ yineledi

Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında toplanan Lübnan hükümeti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında toplanan Lübnan hükümeti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

ABD yaptırımları: Washington’daki güvenlik toplantısı öncesinde Lübnan’daki ‘derin devlete’ bir mesaj

Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında toplanan Lübnan hükümeti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında toplanan Lübnan hükümeti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

ABD Hazine Bakanlığı’nın Hizbullah ile bağlantılı Lübnanlı ve İranlı isimlere yönelik son yaptırımları, önceki benzer kararlar gibi yalnızca siyasi bir adım olarak değerlendirilmedi. Söz konusu yaptırımların, 29 Mayıs’ta Washington’da yapılması planlanan ve Güney Lübnan’daki güvenlik durumunun geleceği ile Lübnan devletinin yasa dışı silahların kontrolündeki rolünün ele alınmasının beklendiği güvenlik toplantısı öncesinde, Lübnan devleti ile askeri kurumlarına doğrudan mesaj niteliği taşıdığı yorumları yapıldı.

ABD Hazine Bakanlığı tarafından açıklanan yaptırımlar, ilk kez resmi güvenlik kurumlarında görev yapan subayların hedef alınmasıyla dikkat çekti. Bu gelişme, Washington yönetiminin Hizbullah ve siyasi müttefiklerine yönelik baskı aşamasından çıkarak doğrudan resmî kurumlara uyarı verme ve hükümet ile güvenlik kararlarının uygulanmasında herhangi bir ihmal ya da engellemeye karşı mesaj gönderme aşamasına geçtiği şeklinde değerlendirildi.

Lübnan tarafından resmi bir açıklama yapılmazken, bakanlık kaynakları Şarku’l Avsat’a yaptıkları değerlendirmede, yaptırımların zamanlamasının ‘soru işaretleri doğurduğunu’ belirtti. Kaynaklar, “Böyle bir adıma işaret eden herhangi bir atmosfer yoktu, ancak ABD Hazine Bakanlığı’nın kendi değerlendirmeleri var” ifadesini kullanırken, söz konusu yaptırımların müzakere sürecine olumsuz yansıyabileceğini kaydetti.

ABD’nin mesajı: Siyasi karar yeterli değil... Önemli olan uygulama

Yaptırımların, Lübnan ile ABD arasında Washington’da yapılacak güvenlik toplantısından yalnızca birkaç gün önce açıklanması dikkat çekti. Bu süreçte uluslararası toplumun, silahların yalnızca devletin kontrolünde olması yönündeki taahhütlerini yerine getirmesi için Lübnan üzerindeki baskıyı artırdığı belirtiliyor.

Washington yönetimi, ordu ve Genel Güvenlik Müdürlüğü’nde görev yapan subayları hedef alarak, sorunun artık yalnızca Lübnan hükümeti içinde siyasi bir kararın varlığıyla sınırlı olmadığını, asıl meselenin yürütme ve güvenlik kurumlarının bu kararları sahada ne ölçüde uygulayabildiği olduğunu ortaya koymak istedi. Meşrık Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Dr. Sami Nadir, yaptırımların Lübnan kurumları içindeki ‘derin devleti’ hedef aldığını söyledi. Nadir, Washington açısından sorunun artık sadece siyasi karar eksikliği değil, bu kararların güvenlik ve askeri kurumlar içinde fiilen uygulanmaması olduğunu ifade etti.

Şarku’l Avsat’a konuşan Nadir, ABD’nin yaptırımlar yoluyla Lübnan hükümetinin belirli dönemlerde güvenlik yükümlülükleri ve Hizbullah’ın silahsızlandırılmasıyla ilgili kararlar aldığını, Lübnan ordusunun da uygulama planları hazırladığını kabul ettiğini belirtti. Ancak Nadir’e göre, Amerikan değerlendirmesi bu kararların devlet içindeki bazı unsurlar tarafından yavaşlatıldığı veya engellendiği, bunun da Hizbullah’ın resmî kurumlar içindeki nüfuzunun sürmesine imkân tanıdığı yönünde.

İran’a destek savaşı öncesinde hükümetin kararını uygulamak üzere ordunun Güney Litani bölgesine konuşlandırılması sırasında (Lübnan Ordu Komutanlığı)İran’a destek savaşı öncesinde hükümetin kararını uygulamak üzere ordunun Güney Litani bölgesine konuşlandırılması sırasında (Lübnan Ordu Komutanlığı)

Nadir, yaptırımların öneminin yalnızca Hizbullah’ın siyasi çevresini hedef almakla sınırlı kalmamasından kaynaklandığını belirterek, bunun aynı zamanda güvenlik ve askeri karar alma mekanizmaları içinde nüfuz bulunduğuna yönelik doğrudan bir suçlama anlamı taşıdığını söyledi. Nadir’e göre Washington, sorunun artık Bakanlar Kurulu’nda karar alınması değil, kararların yayımlanmasının ardından bunların uygulanmasından sorumlu güvenlik ve yürütme kurumlarında yaşanan süreç olduğunu vurguluyor.

Nadir, “İlk kez resmi görevdeki subayların hedef alınması büyük siyasi ve güvenlik anlamı taşıyor. Çünkü bu durum, bazı kurumlar içinde güvenlik durumunun kontrol altına alınması veya hükümet kararlarının uygulanmasına ilişkin görevlerin yerine getirilmesini engelleyen unsurlar bulunduğuna dair Amerikan kanaatini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Bu çerçevede yaptırımların, Washington’daki güvenlik toplantısı öncesinde Lübnan yönetimine yönelik baskıyı artırmayı amaçlayan kademeli Amerikan stratejisinin bir parçası olarak değerlendirildiği ifade ediliyor. Nadir, bunun ‘uygulama mekanizmasını serbest bırakma’ amacı taşıdığını ve Lübnan devletini kararların uygulanması ile ‘Hizbullah’ın silahları dosyası’ konusunda daha net taahhütler vermeye zorlamayı hedeflediğini söyledi.

Yaptırımların ayrıntıları: Subaylar, milletvekilleri ve İran Büyükelçisi

Yaptırımlar kapsamında Beyrut’taki İran Büyükelçisi Muhammed Rıza Şeybani de yer aldı. Ayrıca Hizbullah milletvekilleri Hasan Fadlallah, İbrahim Musevi ve Hüseyin Hac Hasan ile eski bakan Muhammed Finiş yaptırım listesine dahil edildi.

Liste, Emel Hareketi’nden iki üst düzey ismi de kapsadı: Ahmed Baalbeki ve Ali es-Safavi. Bunun yanı sıra, Lübnan Genel Güvenlik Müdürlüğü Ulusal Güvenlik Dairesi Başkanı Tuğgeneral Hattar Nasıruddin ile Askerî İstihbarat Müdürlüğü Dahiye Şubesi Başkanı Albay Samir Hamade de yaptırımlara hedef oldu.

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, son savaş başlamadan önce Lübnan’ın güneyinde İsrail sınırındaki Kfar Kila kasabasına yaptığı ziyaret sırasında milletvekilleri Ali Hasan Halil ve Kasım Haşim’in arasında duruyor. (AFP)Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, son savaş başlamadan önce Lübnan’ın güneyinde İsrail sınırındaki Kfar Kila kasabasına yaptığı ziyaret sırasında milletvekilleri Ali Hasan Halil ve Kasım Haşim’in arasında duruyor. (AFP)

ABD Hazine Bakanlığı, yaptırım listesinde yer alan kişilerin ‘Lübnan’daki parlamento, ordu ve güvenlik kurumlarının içine sızmış durumda’ olduklarını belirterek, bu isimlerin Hizbullah’ın devlet kurumları içindeki nüfuzunu korumaya çalışmak ve barış sürecini engellemekle suçlandığını açıkladı.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise Hizbullah’ın ‘terör örgütü’ olduğunu ve tamamen silahsızlandırılması gerektiğini vurguladı. Bessent, Washington’un, örgütün şiddet faaliyetlerini sürdürmesine ve kalıcı barışın önlenmesine imkân tanıyan yetkilileri hedef almaya devam edeceğini ifade etti.

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı, Hizbullah’ın finansal ağlarını bozacak bilgilere ulaşılması karşılığında 10 milyon dolara kadar ödül verileceğini duyurdu. Bu adımın, Washington’un önümüzdeki dönemde siyasi, mali ve güvenlik alanlarındaki baskıyı daha da artırma niyetinin bir göstergesi olduğu değerlendiriliyor.

Lübnan ordusu ve Genel Güvenlik Müdürlüğü’nün yanıtı: Devlete bağlılığın teyidi

ABD’nin suçlamalarına karşılık olarak Lübnan ordusu ve Genel Güvenlik Müdürlüğü, yayımladıkları açıklamalarla hızlı bir şekilde yanıt verdi. Açıklamalarda ‘sadakatin kuruma ve vatana olduğu’ vurgulandı.

Lübnan Ordu Komutanlığı, tüm subay ve askerlerin ‘ulusal görevlerini tam bir profesyonellik ve sorumlulukla yerine getirdiğini’ belirtti. Ordunun açıklamasında, personelin sadakatinin yalnızca ‘askeri kuruma ve vatana’ olduğu ifade edilerek, görevlerin herhangi bir baskı ya da dış etki olmaksızın yerine getirildiği kaydedildi.

Genel Güvenlik Müdürlüğü de yaptığı açıklamada, subay ve personeline tam güven duyduğunu belirtti. Kurum, çalışanların yasa ve yönetmeliklere bağlılıkla görev yaptığını ve ‘herhangi bir dış dayatma ya da baskıdan uzak’ şekilde hareket ettiğini vurguladı. Açıklamada ayrıca, tespit edilecek herhangi bir ihlalin yasal ve adli soruşturmaya tabi tutulacağı ifade edildi.

Hizbullah ve Emel: Yaptırımlar devlete yönelik sindirme ve baskı

Hizbullah, ABD’nin uyguladığı yaptırımları ‘Lübnan halkını korkutmaya yönelik bir Amerikan girişimi ve devletin egemenliği ile güvenlik kurumlarına yönelik bir saldırı’ olarak değerlendirdi.

Hizbullah, yaptırımların kendi tercihlerini etkilemeyeceğini vurgulayarak, resmi görevdeki subayların hedef alınmasını ‘güvenlik kurumlarını Amerikan vesayetinin koşullarına boyun eğdirmeye yönelik açık bir girişim’ olarak nitelendirdi.

Emel Hareketi ise kendisine yakın isimleri kapsayan yaptırımların ‘kabul edilemez’ olduğunu belirterek, bunun hareketin siyasi rolünü ve devlet içindeki konumunu hedef aldığını ifade etti.

Hizbullah Meclis Grubu da milletvekilleri ve subaylara yönelik yaptırımları kınayarak, bunların Lübnan içişlerine doğrudan müdahale niteliği taşıdığını ve devlet kurumlarına baskı kurarak Amerikan taleplerine uyum sağlamaya zorlamayı amaçladığını savundu.



Irak’ta silahların devlet kontrolünde toplanması “eylül sonrasına” kaldı

Irak ordusuna bağlı bir birlik (Arşiv-Savunma Bakanlığı Medya Birimi)
Irak ordusuna bağlı bir birlik (Arşiv-Savunma Bakanlığı Medya Birimi)
TT

Irak’ta silahların devlet kontrolünde toplanması “eylül sonrasına” kaldı

Irak ordusuna bağlı bir birlik (Arşiv-Savunma Bakanlığı Medya Birimi)
Irak ordusuna bağlı bir birlik (Arşiv-Savunma Bakanlığı Medya Birimi)

Irak hükümeti dün yaptığı açıklamada, “silahların devlet kontrolünde toplanması” uygulamasının, ay sonunda Uluslararası Koalisyon güçlerinin ülkeden çekilmesinin tamamlanmasının ardından başlayacağını bildirdi. Hükümet ayrıca, planın başarıyla hayata geçirilmesi amacıyla silahlı gruplarla en üst düzeyde görüşmeler yürütüldüğünü belirtti.

Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Sözcüsü Tümgeneral Sabah el-Numan, “30 Eylül, Uluslararası Koalisyon’un ve Irak’taki diğer yabancı güçlerin görevlerinin sona ereceği son tarihtir” dedi. El-Numan, koalisyon güçlerinin çekilme sürecinin hızlandığını ve yabancı güçlerin ülkedeki görevlerini sona erdirmek için belirlenen takvime uyduğunu ifade etti.

Federal hükümet ile Kürdistan Bölgesel Yönetimi arasındaki koordinasyona ilişkin de açıklamalarda bulunan el-Numan, tarafların aranan kişilerin, daha önceki rutin prosedürleri aşmak amacıyla doğrudan Ortak Koordinasyon Merkezi’ne teslim edilmesini öngören bir anlaşma imzaladığını söyledi.

El-Numan, Irak’ta DEAŞ’ın askeri olarak sona erdiğini belirterek, örgütün bazı kalıntıları ve unsurları bulunsa da güvenlik güçlerinin bunlarla mücadele etmeye ve etkisiz hale getirmeye hazır olduğunu vurguladı.


Yemen’deki çatışmalar cepheyi yeniden hareketlendirdi

Yemen ordusuna ait bir tank, Husilerin mevzilerine ateş açıyor. (Reuters)
Yemen ordusuna ait bir tank, Husilerin mevzilerine ateş açıyor. (Reuters)
TT

Yemen’deki çatışmalar cepheyi yeniden hareketlendirdi

Yemen ordusuna ait bir tank, Husilerin mevzilerine ateş açıyor. (Reuters)
Yemen ordusuna ait bir tank, Husilerin mevzilerine ateş açıyor. (Reuters)

Yemen’deki askeri çatışmalar cepheyi yeniden hareketlendirdi. Batı kıyısı ve Taiz’in batısındaki cephelerde çatışmalar dün tehlikeli bir aşamaya girerken, Husilere bağlı güçler batı kıyısındaki varlıklarını genişletti ve Muha kenti ile kentin kuzey ve doğusundan uzanan güzergâhlarda konuşlanmalarını artırdı.

Bu gelişme üzerine, Yemen Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Korgeneral Tarık Salih, batı kıyısındaki silahlı kuvvetlere saflarını yeniden düzenleme talimatı verdi. Ortak Güçler ise birlikleri yeniden toparlamak ve konuşlanmalarını düzenlemek amacıyla Muha’nın güneyindeki Zübab bölgesinde yeni bir komuta merkezi oluşturdu.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, devletin vatandaşlarını koruma, kurumlarını yeniden tesis etme ve ülkenin tamamında otoritesini yeniden sağlama sorumluluğunu sürdüreceğini belirtti. El-Alimi ayrıca Yemen’in kıyılarını, limanlarını ve karasularını korumaya devam edeceklerini vurguladı.

El-Alimi, “Babülmendeb’in yeni bir Hürmüz’e dönüştürülmesine veya Yemen’in İran rejimi adına jeopolitik şantaj platformu haline getirilmesine izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.


İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyindeki Ali Tahir tepelerindeki tünelleri imha ettiğini açıkladı

10 Eylül 2026’da İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki Mansuri köyüne düzenlediği hava saldırısının ardından bölgeden yükselen duman. (AFP)
10 Eylül 2026’da İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki Mansuri köyüne düzenlediği hava saldırısının ardından bölgeden yükselen duman. (AFP)
TT

İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyindeki Ali Tahir tepelerindeki tünelleri imha ettiğini açıkladı

10 Eylül 2026’da İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki Mansuri köyüne düzenlediği hava saldırısının ardından bölgeden yükselen duman. (AFP)
10 Eylül 2026’da İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki Mansuri köyüne düzenlediği hava saldırısının ardından bölgeden yükselen duman. (AFP)

İsrail ordusu, dün akşam yaptığı açıklamada, Lübnan’ın güneyindeki Ali Tahir tepeleri bölgesinde bulunan tünellerin imha edilmesini tamamladığını duyurdu. Ordu, “geçtiğimiz dönemde bölgenin hem yer üstünde hem de yer altında operasyonel kontrolünü ele geçirdiğini” belirtti.

İsrail ordusu sözcüsü Ella Voya X platformundan yaptığı açıklamada, yoğun hazırlık çalışmalarının ardından 36. Tümen güçlerinin, Hizbullah’ın “İsrail vatandaşlarına ve İsrail ordu güçlerine yönelik terör saldırıları planlama ve gerçekleştirme kapasitesini” ortadan kaldırmak amacıyla Ali Tahir tepeleri bölgesindeki tünelleri imha ettiğini bildirdi.

Voya, imha edilen yer altı altyapısının uzunluğunun 2 kilometreyi aştığını belirtti. Ordu açıklamasına göre tünellerde onlarca roket ve roket mühimmatı, İran yapımı insansız hava araçlarının yanı sıra makineli tüfekler, onlarca tanksavar füzesi ile yüzlerce mayın ve patlayıcı bulundu.

İsrail ordusu, yer altı altyapısında Hizbullah’a bağlı Bedir Birimi’ne ait merkezi bir komuta kompleksinin de bulunduğunu bildirdi. Kompleksin komuta ve kontrol odaları, silah depoları ve yatakhanelerden oluştuğu, bunun “militanların savaş operasyonlarını yönetmesine ve burada uzun süre kalmasına” imkân sağladığı belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre ordu açıklamasında, “Bu altyapı, 20 yıl boyunca inşa edilen ve terörist İran rejimi tarafından finanse edilip planlanan stratejik bir tesistir” ifadelerine yer verildi.

Öte yandan İsrail Savunma Bakanı, dün akşam Ali Tahir’de gerçekleştirilen patlamaya ilişkin X platformundan yaptığı paylaşımda İsrail ordusunu tebrik etti. Bakan, “Söz verdik ve yerine getirdik. Teröristler etkisiz hale getirildi ve Ali Tahir tünelleri imha edildi. İsrail ordusuna selam olsun” ifadelerini kullandı. Bakan, paylaşımına patlama anını gösteren bir video da ekledi.