Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati’nin ifadesiyle, İsrail’in "saldırgan politikaları" nedeniyle ikili ilişkilerin zarar gördüğünün kabul edilmesine ve siyasi düzeydeki temasların durma noktasına gelmesine rağmen, bu durum İsrail gazının Mısır'a akışına engel teşkil etmedi. Hatta yaz aylarındaki yüksek tüketimi karşılamak amacıyla önümüzdeki dönemde bu sevkiyatın daha da artması bekleniyor.
Mısır Petrol Bakanlığı Sözcüsü Mahmud Naci, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, "İsrail gazı tedariki, imzalanan sözleşmeler ve normal oranlar doğrultusunda istikrarlı bir şekilde devam ediyor" dedi. Naci, günlük pompalama oranlarının iki taraf arasındaki anlaşma takvimine uygun olarak seyrettiğini vurguladı.
Mısır Senatosu Enerji Komisyonu Başkanı ve eski Petrol Bakanı Usame Kemal ise sevkiyatın artma ihtimaline değindi. Şarku’l Avsat’a konuşan Kemal, artış anlaşmasının hayata geçirilmesinin bölgedeki istikrara, özellikle de İran ile yapılması muhtemel bir anlaşmaya bağlı olduğunu ifade etti.
Ancak Petrol Bakanlığı Sözcüsü, İsrail gazı tedarikinde yakın zamanda bir artış olup olmayacağı konusunda net bir bilgi vermekten kaçınarak, "Sabit olan tek şey, gaz ithalatının iki taraf arasındaki ticari anlaşmalara uygun olarak normal seyrinde ilerlediğidir" ifadelerini kullandı.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi, 2017 Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısı sırasında İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile bir görüşme gerçekleştirdi (Mısır Dönem Başkanlığı)
Milyarlarca dolarlık anlaşmalar ve tarihsel süreç
İsrail’in Mısır’a gaz akışı, İran ile yaşanan gerilim nedeniyle verilen bir aylık aranın ardından geçen ay neredeyse tamamen eski seyrine döndü.
Geçtiğimiz aralık ayında İsrail, Mısır ile 15 yıllık dönemi kapsayan ve değeri 35 milyar doları bulan tarihindeki en büyük gaz anlaşmasını imzaladı. Bu anlaşma uyarınca, yaklaşık 600 milyar metreküp rezerve sahip olan "Leviathan" sahasından Mısır'a 130 milyar metreküp doğalgaz ihraç edilecek.
Mısır ve İsrail, gaz alanında uzun yıllara dayanan bir iş birliğine sahip. Mısır, 2005 yılında el-Ariş - Aşkelon boru hattı üzerinden İsrail'e gaz ihraç etmek için bir anlaşma imzalamış, ancak Sina Yarımadası'ndaki hata yönelik tekrarlanan saldırılar nedeniyle 2012'de sevkiyat durmuştu. İki ülke arasındaki gaz tedariki ancak 2020 yılında yeniden başlayabildi.
Doğu Akdeniz'deki Zohr doğalgaz sahası (Mısır Başkanlığı)
Siyaset ve ekonomi ayrımı
Kahire Amerikan Üniversitesi Öğretim Üyesi Cemal e-Kalyubi, Mısır’ın belirgin siyasi görüş ayrılıklarına rağmen İsrail gazı meselesine tamamen ekonomik bir perspektiften yaklaştığı görüşünde. El-Kalyubi, gaz dosyasının "tamamen ticari ve ekonomik ilişkiler ile anlaşmalar tarafından yönetildiğini" belirterek, "Mısır siyasetinin temel ilkelerinden, özellikle de Filistin halkı dahil olmak üzere Arap ülkelerine yönelik saldırganlığın reddedilmesinden taviz verilmesi mümkün değildir" dedi.
Geçtiğimiz salı günü bir televizyon mülakatında konuşan Mısır Dışişleri Bakanı, "İki ülke arasındaki ilişkiler, İsrail'in başta Batı Şeria, Gazze Şeridi ve Lübnan olmak üzere Arap ülkelerine yönelik saldırgan politikalarından etkilenmiştir" açıklamasında bulundu.
İki ülke arasındaki ilişkiler, barış anlaşmasından bu yana bugünkü kadar gerilimli bir döneme sahne olmamıştı. Bu gerilim; İsrail'in barış antlaşmasını ihlal ederek Mısır sınırındaki " Selahaddin Koridoru”nu (Filadelfiya Koridoru), ardından Mısır ara buluculuğuyla Ocak 2025'te varılan ateşkesi bozarak "Morag Koridoru"nu ve Refah Sınır Kapısı'nın Filistin tarafını işgal etmesiyle arttı. Ekim ayında varılan mutabakat ise her gün ihlal edilmeye devam ediyor.
Coğrafi avantaj ve alternatifler
Ortak sınır ve coğrafi yakınlık, Mısır ile İsrail arasındaki gaz anlaşmalarına rekabet avantajı sağlıyor. Geçtiğimiz eylül ayında Mısır Petrol Bakanı Kerim Bedevi yaptığı basın açıklamasında, "İsrail gazının, diğer bölgelerden ithal edilen gaza kıyasla daha ucuz olduğunu" belirtmişti.
El-Kalyubi’ye göre İsrail, gaz üretiminde genişlemeci bir plana sahip ve ihracatını artırmak için Mısır'daki sıvılaştırma tesislerine güveniyor. Ancak el-Kalyubi, Mısır’ın iç tüketimi karşılamak için ithalat kaynaklarını çeşitlendirdiğini ve tamamen İsrail gazına bağımlı olmadığını vurgulayarak, "Bu nedenle, gaz akışının kesilmesi ya da sürmesi Mısır’ı büyük ölçüde etkilemeyecektir" değerlendirmesinde bulundu.
