Beyrut'un banliyöleri bir kez daha hedef tahtasında... hem de ABD'den gelen yeşil ışıkla

Askeri müdahalenin ötesine geçen ve müzakere kurallarının ve savaş alanının yeniden çizilmesini gerektiren bir tehdit

Lübnan'ın güneyindeki Marjayoun şehrinde, İsrail'in hava saldırısının ardından duman yükseliyor (Reuters)
Lübnan'ın güneyindeki Marjayoun şehrinde, İsrail'in hava saldırısının ardından duman yükseliyor (Reuters)
TT

Beyrut'un banliyöleri bir kez daha hedef tahtasında... hem de ABD'den gelen yeşil ışıkla

Lübnan'ın güneyindeki Marjayoun şehrinde, İsrail'in hava saldırısının ardından duman yükseliyor (Reuters)
Lübnan'ın güneyindeki Marjayoun şehrinde, İsrail'in hava saldırısının ardından duman yükseliyor (Reuters)

İsrail, Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın dün sabah verdikleri talimatlar, Beyrut'un güneyindeki Dahiye bölgesini doğrudan çatışmanın merkezine çekti. Bu adım, ABD arabuluculuğunda yürütülen müzakere süreciyle eş zamanlı olarak, Lübnan üzerindeki askeri ve siyasi baskıyı artırma eğilimini yansıtıyor.

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, dün öğleden sonra Beyrut'un güneyindeki sakinlere bölgeyi tahliye etme çağrısında bulunarak, "Eğer terör örgütü Hizbullah İsrail şehir ve kasabalarına roket fırlatmaya devam ederse, savunma ordusu güney banliyölerindeki hedefleri vurarak karşılık verecektir" dedi.

İsrail'in bu tehdidi Dahiye'de yoğun bir göç dalgasına ve trafik sıkışıklığına yol açarken, birçok okul da velilerden çocuklarını almalarını istedi. İsrail kaynakları, bu kararın Washington ile koordineli olarak ve operasyonların Lübnan'ın güneyinden Beyrut'a doğru genişletilmesine yönelik istişarelerle eş zamanlı alındığını vurguladı.

Netanyahu, Hizbullah'ın Beyrut'taki komuta merkezlerinin "hedef dışı kalmayacağını" belirtirken, Savunma Bakanı Yisrael Katz ise İsrail'in kuzeyinin güvenliği ile Beyrut'un güvenliği arasında bağ kurarak, "Dahiye'nin hükmü, kuzey kasabalarının hükmü gibidir" ifadesini kullandı.

Kırmızı çizgilerin sonu

Emekli Tuğgeneral Fadi Davud, İsrail'in Dahiye'yi hedef alma kararının doğrudan askeri amacın ötesinde mesajlar taşıdığını ve Tel Aviv’in Hizbullah ve Lübnan ile olan çatışmayı yönetme yaklaşımındaki değişimi gösterdiğini savunuyor.

Şarku'l Avsat'a konuşan Davud, "İlk nokta, Netanyahu'nun pratikte hiçbir kırmızı çizginin olmadığını söylemesidir. Kendisi için önemli gördüğü bir hedefi Güneyde, Bekaa’da ya da Dahiye’de, nerede olursa olsun vuruyor. Vermek istediği temel mesaj budur" dedi.

Davud’a göre İsrail, "Tel Aviv’in askeri ve güvenlik hedeflerine hizmet ettiğini düşündüğü her an Lübnan'daki herhangi bir bölgenin hedef haline gelebileceği yeni bir gerçekliği dayatmaya çalışıyor. Bu da tehditlerin neden Güneyden Bekaa’ya, oradan da Beyrut’un güney banliyölerine kaydığını açıklıyor."

Hizbullah ve Lübnan Devleti üzerinde baskı

Davud, Dahiye’nin İsrail tarafından hem Hizbullah’a hem de Lübnan devletine karşı kullanılan çift yönlü bir baskı aracına dönüştüğünü düşünüyor:

"İsrail, operasyonlarının kapsamını Güneyden Bekaa’ya ve nihayetinde Dahiye’ye genişleterek, Hizbullah’ın yeteneklerini ve güçlerini dağıtmayı amaçlıyor. Aynı zamanda Lübnan devletine de 'Eğer başkenti korumak ve bombardımanın devamını engellemek istiyorsanız, Hizbullah’a karşı harekete geçmelisiniz' mesajını veriyor."

Müzakere masasında yeni kozlar

Mevcut askeri gerilimi gelecekteki olası müzakerelerle ilişkilendiren Davud, İsrail’in sahada baskıyı yoğunlaştırarak müzakere konumunu güçlendirmeye çalıştığını belirterek, "Müzakere masasına oturduğunuzda elinizde baskı kozlarının olması gerekir. Bugün yaşananlar tam olarak bu çerçeveye giriyor" değerlendirmesinde bulundu.

Bu değerlendirme, İsrail Kanal 12 televizyonunun, Netanyahu'nun ABD yönetimiyle istişareleri sürdürürken, operasyonları Beyrut'a doğru genişletme olasılığını görüşmek üzere 24 saatten kısa bir süre içinde ardı ardına güvenlik toplantıları düzenlediğini ifşa etmesiyle daha da önem kazanıyor. Ayrıca Netanyahu'nun ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile yaptığı ve ABD yönetimini Beyrut içinde Hizbullah'a "dokunulmazlık" tanımamaya ikna etmeye çalıştığı görüşmeyle de örtüşüyor.

İsrail'in bölgeyi hedef alacağı yönündeki tehditlerinin ardından Beyrut'un güney banliyölerinden ayrılmaya çalışan insanların neden olduğu trafik sıkışıklığı (Reuters)İsrail'in bölgeyi hedef alacağı yönündeki tehditlerinin ardından Beyrut'un güney banliyölerinden ayrılmaya çalışan insanların neden olduğu trafik sıkışıklığı (Reuters)

Şakif Kalesi'nden Beyrut'a: Yeni bir denklem

Son gerilim, İsrail ordusunun stratejik Şakif Kalesi'ni (Beaufort Kalesi) kontrol altına aldığını açıklamasından bir gün sonra geldi. Bu gelişme, İsrail'in sınır güvenliği için hayati gördüğü bölgelerde nüfuzunu pekiştirerek, askeri hedeflerin ötesine geçen yeni fiili durumlar yaratma peşinde olduğu endişesini artırdı.

Davud, yaşananların Hizbullah ile sahada yeni bir denklem kurma sürecinin parçası olduğunu ifade ederek, "Bu tamamen yeni bir denklem değil, ancak Hizbullah İsrail’e karşı füze veya İHA kullanımını artırdıkça, İsrail de Lübnan topraklarındaki saldırıların kapsamını genişleterek bunu daha net bir şekilde tahkim ediyor" diyerek, "Askeri okumaya göre bu, Hizbullah'ın her gerilimi artırma hamlesine İsrail'in hedef bankasını coğrafi olarak genişleterek karşılık vereceği anlamına geliyor. Buna, yakın zamana kadar doğrudan hedef alınma olasılığı düşük görülen bölgeler de dahil" ifadelerini kullandı.

İsrail'in yeniden konumlanması ve iki farklı anlatı

Sahadaki gelişmeler yaşanırken, İsrail Ordu Radyosu, askeri operasyonun başında beş tümenin katıldığı Güney Lübnan'daki tümen sayısının, yeniden yapılanma ve saha komutası çerçevesinde Batı Sektörü sorumluluğunun 146. Tümen'den 91. Tümen'e devredilmesiyle birlikte, yalnızca 91. ve 36. tümenler olmak üzere ikiye düşürüldüğünü duyurdu.

İsrail'in bölgeyi hedef alacağı tehdidinin ardından Beyrut'un güney banliyölerinden büyük bir göç yaşandı (AP)İsrail'in bölgeyi hedef alacağı tehdidinin ardından Beyrut'un güney banliyölerinden büyük bir göç yaşandı (AP)

Buna karşılık Hizbullah, Şakif Kalesi'nin ele geçirildiğine dair İsrail iddialarını yalanlayarak, İsrail güçlerinin bölgede kontrolü sağlayamadığını savundu. Örgüt tarafından yapılan açıklamada, "İsrail ordusu, direnişin yayınladığı operasyon görüntülerinin etkisini telafi etmek amacıyla Şakif’te bir zafer fotoğrafı arayışına girdi. Günlerce Yahmar eş-Şakif ve çevresine yoğun hava saldırıları ve ağır bombardımanlar düzenleyerek kaleye doğru ilerlemeyi hedefledi" denildi.

Açıklamada, İsrail güçlerinin direnişle karşılaşması nedeniyle kalenin doğusundaki sarp yolları kullanmak zorunda kaldığı, bir piyade grubunun sis bombası koruması altında sızarak içeride fotoğraf çektiği ve bunu kontrolü sağladıkları algısını yaratmak için kullandıkları iddia edildi. Hizbullah, kalede kendilerinin askeri varlığı olmadığını ve bölgede İsrail güçlerine karşı "yıpratma savaşı" yürüttüklerini belirtti.

Gözler Bekaa bölgesinde

Davud, gelecekteki sürecin tek adresinin Dahiye olmayacağı kanaatinde: "Güney Lübnan'ın bölgedeki olası bir ateşkes anlaşmasının parçası olduğu konuşuluyor ancak saha, sadece Dahiye veya Güneyin ötesinde farklı bir yöne doğru ilerliyor."

Davud sözlerini şöyle sürdürdü: "Gözler Bekaa’da, özellikle de Batı Bekaa’da olmalı. Hıyam ve Hasbaya'dan Mercayun, Nebatiye, Cezzin’e kadar uzanan son İsrail saldırılarının haritasına baktığımızda, Batı Bekaa'nın hepsinin ortak coğrafi kesişim noktası olduğunu görüyoruz. Batı Bekaa, önümüzdeki dönemin giriş kapısı olabilir."

Yardım görevlileri, Lübnan'ın güneyindeki Sur (Tyre) kentinde İsrail'in düzenlediği bombalı saldırının ardından oluşan hasarı inceliyor (AFP).Yardım görevlileri, Lübnan'ın güneyindeki Sur (Tyre) kentinde İsrail'in düzenlediği bombalı saldırının ardından oluşan hasarı inceliyor (AFP).

Artan uyarılar ve hava saldırıları

Öte yandan İsrail ordusu, Nebatiye ve İklim el-Tuffah bölgelerindeki tahliye uyarılarını Melih ve Kefrehun’u da kapsayacak şekilde genişletti. Keyfun Belediyesi, bir evin hedef alınacağı gerekçesiyle tahliye telefonu aldığını bildirdi. Uyarıların ardından Tul, Şukin, Zutar el-Şarkiye, Yahmar eş-Şakif, Kefr Tibnit, Arnun, Haruf, Meyfendun, Hadatha ve Cuveyya gibi birçok noktaya geniş çaplı hava saldırıları düzenlendi; Zefte, Brikay ve Abba'da araç ve motosikletlerin hedef alınması sonucu ölü ve yaralıların olduğu bildirildi. İsrail İHA'ları ise Beyrut ve banliyöleri üzerindeki uçuşlarını yoğunlaştırdı.

Buna karşılık Hizbullah, Taberiye'deki İsrail askeri mevzilerini hedef aldığını ve Bekaa Vadisi üzerinde “Hermes 450” tipi bir İHA'yı engellediğini duyurdu.



Fas’ta Dünya Kupası öncesinde işitme engelli ve normal işiten öğrencileri buluşturan ilk kapsayıcı üniversite

Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
TT

Fas’ta Dünya Kupası öncesinde işitme engelli ve normal işiten öğrencileri buluşturan ilk kapsayıcı üniversite

Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)

Fas, işitme engelli ve işitme güçlüğü yaşayan öğrencilerle normal işiten öğrencileri aynı sınıflarda buluşturan, mesleki ve sosyal entegrasyonu hedefleyen benzeri görülmemiş bir üniversiteyi hayata geçirerek eğitim alanında yeni bir model başlattı.

Bu adım, beşerî sermayenin yeniden şekillendirilmesi, bilimsel mükemmeliyetin geliştirilmesi ve sağlık alanında inovasyonun teşvik edilmesi çerçevesinde atıldı. Klinik tedavileri, teknolojik eğitimi ve mesleki formasyonu bir araya getiren yeni bir akademik modelin önünü açan girişim, Fas’ın İspanya ve Portekiz ile birlikte 2030 Dünya Kupası gibi büyük uluslararası organizasyonlara hazırlandığı bir dönemde gerçekleşiyor. Bu organizasyonlar, farklı ihtiyaçlara sahip ziyaretçilerin ağırlanması konusunda ülkeye önemli sorumluluklar yüklüyor.

Tıp, teknoloji ve mesleki eğitimi buluşturan akademik model

Lalla Esma Üniversitesi, yaklaşık 3 bin 500 öğrenciyi ağırlayacak şekilde tasarlanan dört ana okuldan oluşuyor. Üniversite bünyesinde, mesleki eğitim sertifikasından temel yeterliliklere ve yüksek lisans derecesine kadar uzanan, işitme bilimleri alanında tamamen ücretsiz bir eğitim programı sunulacak.

Eğitim kurumunun bünyesinde, konuşma ve dil terapisi, klinik psikoloji ve bilişsel davranışların uygulamalı analizi alanlarında eğitim veren İşitme Bilimleri, İletişim ve Klinik Sinir Bilimleri Okulu da bulunuyor. Ayrıca kulak burun boğaz cerrahlarına ileri düzey koklear implant cerrahisi alanında uzmanlık diplomaları verilecek.

İşaret Dili, Sözlü Çeviri ve Erişilebilirlik Okulu ise kapsayıcı medya ve özel eğitim alanlarında uzmanlar yetiştirecek. Sistemin diğer bileşenlerini, yapay zekâ ve dijital sanat tasarımına odaklanan Kapsayıcı Teknolojiler Okulu ile mutfak sanatları, pastacılık ve çikolata üretimi alanlarında eğitim veren Kapsayıcı Meslekler Okulu oluşturacak.

Paris, Chicago, Leuven ve Montpellier’deki kurumlarla uluslararası iş birlikleri

Üniversitenin bilimsel yönetimi ve araştırma faaliyetleri, geniş bir uluslararası akademik ve hastane iş birliği ağına dayanıyor.

Bu iş birliklerinin başında, Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan ve Avrupa’nın işitme ile konuşma alanındaki ilk uzmanlaşmış merkezlerinden biri olarak tanımlanan Reconnect Üniversite Hastanesi Enstitüsü ile kurulan stratejik ortaklık geliyor. Institut Pasteur’ü ve Paris Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı üç hastaneyi —Necker Çocuk Hastanesi, Pitié-Salpêtrière Hastanesi ve Lariboisière Hastanesi— bir araya getiren bu ortaklık sayesinde sağırlığın gen tedavisi ile çocuk ve yetişkin işitme sağlığı alanlarındaki ileri araştırmaların aktarılması hedefleniyor.

İş birliği ağı, Batı dünyasında faaliyetlerini sürdüren en eski tıp fakültesinin mirasını taşıyan Fransa’daki Montpellier Üniversitesi’nin yanı sıra Audiocampus ve Cochlear Academy kurumlarını da kapsıyor. Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre bu ortaklıklarla koklear implant alanındaki uzmanlık eğitiminin aktarılması amaçlanıyor.

Belçika ile imzalanan niyet mektubu da uluslararası iş birliklerinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Leuven Katolik Üniversitesi, Léonard de Vinci Yüksekokulu ve Fransızca konuşulan Belçika’nın ilk koklear implant merkezi olan Saint-Luc Üniversite Klinikleri arasındaki iş birliği, koklear implant uygulamalarına ilişkin Fransızca klinik eğitimin güçlendirilmesini hedefliyor.

Chicago’daki bir Amerikan akademik kurumuyla yapılan ortaklık ise uygulamalı davranış analizi alanında bilimsel uzmanlık sağlanmasını öngörüyor.

Uluslararası ortaklıklar, Muhammed V Üniversitesi ve Fas Ulusal Radyo ve Televizyon Şirketi ile yürütülen yerel iş birlikleriyle tamamlanıyor. Bu çalışmalarla kapsayıcı mesleki ve medya alanlarında yeni kariyer yollarının oluşturulması amaçlanıyor.

İnovasyonu destekleyen 7 bilimsel ve uygulamalı laboratuvar

Uluslararası iş birliklerini, üniversite kampüsünde kurulacak yedi gelişmiş bilimsel ve uygulamalı laboratuvar tamamlıyor.

Bunlar arasında, işaret dilleriyle iletişim kurmayı öğrenen insansı robotların ve yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesine yönelik inovasyon laboratuvarı öne çıkıyor. Kamu yayıncılığı kurumunun desteğiyle donatılan hareket laboratuvarında ise dijital görüntüleme, sanal karakter üretimi ve eğitsel video içeriklerinin hazırlanması üzerinde çalışılacak.

Üniversite bünyesinde ayrıca girişimciliğe, beceri geliştirmeye ve iş kurma süreçlerine odaklanan bir iş geliştirme merkezi bulunacak. Anatomi laboratuvarları ile ileri işitme testlerinin gerçekleştirileceği birimler de karmaşık cerrahi işlemlerin simüle edilmesine ve yardımcı işitme cihazlarının gerçek uygulama öncesinde ayarlanmasına imkân sağlayacak.

Erişilebilirlik hedefi ve uluslararası organizasyonlara hazırlık

Kapsayıcı üniversitenin hedefleri yalnızca akademik eğitimle sınırlı kalmıyor. Kurum, Fas’ın İspanya ve Portekiz ile birlikte düzenleyeceği 2030 FIFA Dünya Kupası öncesinde ülkenin organizasyon kapasitesini geliştirmeyi amaçlayan stratejik bir rol de üstleniyor.

Üniversitenin 2027 yılına kadar Fas’ın farklı bölgelerinden ve yurt dışından öğrencilere kapılarını açması planlanıyor. Kurum, otelcilik, ulaşım, bankacılık ve spor tesisleri gibi sektörlerde çalışacak profesyonelleri ve karşılama personelini eğiterek işitme engelli ve işitme güçlüğü yaşayan ziyaretçilerle doğrudan iletişim kurabilecek uzmanlar yetiştirmeyi hedefliyor.

Bu yaklaşım, eğitim altyapısını kamu hizmetlerinin, stadyumların ve diğer tesislerin erişilebilirliğini artıracak önemli bir araca dönüştürüyor. Böylece Fas’ın, yaklaşan uluslararası organizasyonlarda beklenen küresel erişilebilirlik standartlarına uygun biçimde insan kaynağını geliştirmesi amaçlanıyor.


İsrail: Tüccarların koordinasyonu durdurmasının ardından Gazze’ye mal girişi kesildi

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
TT

İsrail: Tüccarların koordinasyonu durdurmasının ardından Gazze’ye mal girişi kesildi

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)

İsrail, yerel tüccarlarla Hamas arasında vergiler konusunda yaşandığını belirttiği anlaşmazlık nedeniyle Gazze Şeridi’ne ticari ürün girişinin durduğunu açıkladı. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre bu durum, halkın yardımlara bağımlı olduğu bölgede gıda ve diğer temel ihtiyaç maddelerinin önemli bir tedarik kanalını kesintiye uğrattı.

İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki insani yardım işlerini denetleyen askerî birimi olan COGAT (Bölgelerdeki Hükümet Faaliyetlerini Koordinasyon Birimi), çarşamba günü yayımladığı açıklamada, Gazze’deki tüccarların ticari ürünlerin girişine ilişkin koordinasyonu durdurma kararı aldığını bildirdi.

COGAT, Gazze’deki tüccarların bu kararı, Hamas’ın bölgeye giren her kamyon için 10 bin İsrail şekeli (3 bin 220 dolar) tutarında ücret talep etmesine ve Gazze’deki toplam satışlarının yüzde 30’unun nakit olarak yapılmasını istemesine tepki olarak aldıklarını kendilerine ilettiklerini belirtti.

Hamas ise daha sonra 10 bin şekellik ödemenin, Gazze’deki varlıklı kişilerin ihtiyaç sahiplerine, özellikle dul kadınlara ve yetimlere destek sağlamak amacıyla oluşturulan ulusal fona gönüllü katkılarından oluştuğunu açıkladı. Hareket ayrıca, savaşın harap ettiği bölgede ciddi nakit sıkıntısı yaşandığını öne sürerek, nakit ödemelerin teşvik edildiğini bildirdi.

Üç yıldır devam eden savaş, tekrarlanan zorunlu yerinden edilmeler ve İsrail’in insani yardım sevkiyatına yönelik sıkı kısıtlamaları nedeniyle Gazze halkının büyük bölümü yardımlara bağımlı durumda.

Küresel açlık izleme kuruluşlarından biri, temmuz ayında yaptığı uyarıda Gazze nüfusunun üçte ikisinden fazlasının yıl sonuna kadar akut açlıkla karşı karşıya kalabileceğini bildirmişti. Yaklaşık 2 milyon kişinin yaşadığı Gazze Şeridi’nde halkın çoğu geçici barınaklarda hayatını sürdürüyor.

Gazze Özel Taşımacılık Birliği Başkanı Nahid Şehber, dün İsrail’den ticari ürün taşıyan hiçbir kamyonun Gazze’ye girmediğini söyledi. Ancak İsrail’in kontrolündeki bir sınır kapısından insani yardım taşıyan kamyonların yanı sıra Mısır’dan ticari ürün getiren araçların da giriş yaptığını belirtti.

COGAT, Gazze’deki tüccarların koordinasyonu durdurma kararının, bölgeye giren insani yardım ve ticari ürün taşıyan kamyonların toplam sayısını günlük yaklaşık 300’e düşürebileceğini bildirdi. Bu sayı, mevcut toplamın yarısına karşılık geliyor.

Diplomatlar, Gazze’ye günlük giren kamyon sayısının normalde de 600’ün oldukça altında olduğunu belirtiyor. Şehber ise gerçek sayının yaklaşık 300 olduğunu ve bunların üçte ikisinin ticari ürün taşıdığını ifade etti.

ABD arabuluculuğunda varılan anlaşma uyarınca İsrail’in Gazze’ye günde en az 600 insani yardım kamyonunun girişine izin vermesi gerekiyor. Bununla birlikte İsrail, yükümlülüğünün yalnızca 600 kamyonun girişine izin vermek olduğunu savunuyor ve ticari ürünlerin insani yardımları tamamlayıcı nitelik taşıdığını belirtiyor.


Husilerden Aden’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na saldırı

Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
TT

Husilerden Aden’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na saldırı

Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)

Husiler, dün Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın çevresine füze saldırısı düzenledi. Saldırıda Cumhurbaşkanlığı Muhafızları’ndan iki kişi hayatını kaybederken, çok sayıda kişi yaralandı ve sarayda maddi hasar meydana geldi.

Saldırıyı üstlenen Husilere karşılık Yemen Enformasyon Bakanlığı, Başbakan Şai Zindani ile hükümet üyelerinin sağlık durumlarının iyi olduğunu açıkladı. Bakanlık, olası saldırılara karşı önlem amacıyla hükümetin toplantılarını artık düzenli olarak sarayda gerçekleştirmediğini belirtti.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, saldırının ardından telefonla görüştüğü Başkanlık Konseyi üyeleri Tümgeneral Abdurrahman el-Muharremi ve Tümgeneral Mahmud el-Subeyhi’nin yanı sıra Başbakan Şai Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu sordu. Alimi, saldırının etkileri ve sonuçlarıyla mücadele kapsamında alınan önlemler hakkında ilk raporu da dinledi.

Alimi, Husilerin saraya yönelik saldırısının, grubun Yemen ve Suudi Arabistan’daki havalimanlarını, petrol tesislerini ve sivil yerleşimleri hedef alan saldırılarının devamı niteliğinde olduğunu belirtti. Söz konusu saldırıların bölgenin ve deniz geçiş güzergâhlarının güvenliğini tehdit ettiğini savunan Alimi, bunun Husilerin “terörist niteliğini” bir kez daha ortaya koyduğunu ve grubun Yemen halkının devlet kurumlarını yeniden tesis etme iradesiyle başa çıkamadığını gösterdiğini ifade etti.

Yemen Cumhurbaşkanı, devletin anayasal sorumluluklarını kararlılıkla yerine getirmeyi sürdüreceğini vurgulayarak, egemenlik kurumlarının ve vatandaşların korunmasının pazarlık konusu yapılamayacağını söyledi. Alimi, ilgili askerî ve güvenlik birimlerine devlet kurumlarının korunması, terör tehditlerine karşı önlem alınması ve tehdit kaynaklarına hukuka uygun şekilde karşılık verilmesi talimatı verdi. Bu adımların sivillerin ve sivil altyapının korunmasını güvence altına alması gerektiğini kaydetti.

Alimi, saldırının ardından Muharrami, Subeyhi, Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu telefonla sordu (SABA).
Alimi, saldırının ardından Muharrami, Subeyhi, Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu telefonla sordu (SABA).

Yemen hükümetinden uluslararası topluma çağrı

Yemen Bakanlar Kurulu da Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alınmasının Husilerin “terörist yaklaşımını” ve sivilleri hedef alma politikasını ortaya koyduğunu açıkladı.

Kurul, saldırının hükümetin vatandaşlara karşı sorumluluklarını yerine getirmesini, devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve darbeyi sona erdirme mücadelesini sürdürmesini engelleyemeyeceğini bildirdi. Açıklamada, “Yemen’in Şafağı” operasyonu kapsamında yürütülen çalışmaların devam edeceği vurgulandı.

Bakanlar Kurulu, saldırının yalnızca devlet kurumlarını hedef alan eylemlerle sınırlı kalmayan, giderek yoğunlaşan Husi saldırılarının devamı olduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre açıklamada, Suudi Arabistan’daki sivil tesislere yönelik saldırıların yanı sıra Yemen’in Taiz ve Lahic vilayetlerindeki yerleşim bölgelerinin bombalanmasının da sivillerin hayatını tehlikeye attığı ve halkın yaşadığı sıkıntıları artırdığı ifade edildi.

Husilerin Yemen’in, komşu ülkelerin, bölgesel istikrarın ve bölgedeki hayati çıkarların güvenliği açısından doğrudan tehdit oluşturduğu belirtilen açıklamada, “Yemen’in geleceği, kendi halkına karşı silah kullanan, komşularının güvenliğini hedef alan ve Yemenlilerin darbe projesini reddetmesine şiddetle karşılık vermeye çalışan bir milis grubuna bırakılamaz” ifadelerine yer verildi.

Kurul, uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletlere saldırılar karşısında açık ve kararlı bir tutum alma çağrısında bulundu. Açıklamada, saldırıların birbirinden bağımsız münferit olaylar olarak değerlendirilmemesi, sivillerin ve sivil tesislerin hedef alınmasının önlenmesi için gerekli baskının uygulanması ve ihlallerden sorumlu kişilerin hesap vermesinin sağlanması istendi.

Yemen hükümeti ayrıca, devlet otoritesini yeniden tesis etme mücadelesinde silahlı kuvvetleri, askerî birlikleri, güvenlik teşkilatlarını ve halk direniş güçlerini desteklemeyi sürdüreceğini bildirdi. Açıklamada, devlet kurumlarının ve kamu hizmetlerinin güçlendirilmesi, vatandaşların korunması ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıların hafifletilmesine yönelik siyasi, ekonomik ve insani çabaların da devam edeceği kaydedildi.