Haseke’de SDG’ye tepki büyüyor: Kurumlar ve müfredat protestoların hedefinde

Kamışlı Tugayı, hükümet güçlerine entegrasyon eğitimine katılırken yerinden edilen kişilerin son kafilesi de Afrin'e ulaştı

Kamışlı Tugayı, hükümet güçlerine entegrasyonu eğitimine katılmak üzere Nebek'e hareket ederken (Haseke Gözlemevi)
Kamışlı Tugayı, hükümet güçlerine entegrasyonu eğitimine katılmak üzere Nebek'e hareket ederken (Haseke Gözlemevi)
TT

Haseke’de SDG’ye tepki büyüyor: Kurumlar ve müfredat protestoların hedefinde

Kamışlı Tugayı, hükümet güçlerine entegrasyonu eğitimine katılmak üzere Nebek'e hareket ederken (Haseke Gözlemevi)
Kamışlı Tugayı, hükümet güçlerine entegrasyonu eğitimine katılmak üzere Nebek'e hareket ederken (Haseke Gözlemevi)

Suriye hükümeti, Haseke’deki tarım sektörünü desteklemek ve bölgedeki halk protestolarına yanıt vermek amacıyla subvansiyonlu fiyatla yaklaşık bir milyon litre mazot temin etti.

Haseke Vali Yardımcısı ve Cumhurbaşkanlığı Ekibi Sözcüsü Ahmed el-Hilali, ilde birikmiş sorunların çözülmesinin, entegrasyon sürecinin tamamlanması ve devlet kurumları ile müdürlüklerinin tam kapasiteyle işler hale getirilmesiyle bağlantılı zorlukların yaşandığı bu aşamada ‘büyük kurumsal çaba’ gerektirdiğini söyledi.

Haseke kırsalındaki Tel Hamis'te bir grup vatandaş dün, bölgedeki yaşam ve hizmet koşullarının iyileştirilmesi, temel hizmetlerin sağlanması talebiyle oturma eylemi düzenledi. Eylemciler, hizmet sektörünü desteklemek ve halkın geçim yükünü hafifletmek amacıyla Haseke’de bir petrol rafinerisi kurulması çağrısında bulundu.

Son birkaç gün içinde Arap nüfusun yoğun olduğu Haseke'nin güney ve doğu kırsalında, Hol, Şeddade, Tel Brak ve başka yerleşim birimlerinde protesto gösterileri düzenlendi. Bu protestolar sırasında ana yollar trafiğe kapatıldı ve Suriye'nin iç bölgelerine doğru yol alan akaryakıt tankerlerinin geçişi engellendi.

dfgthyju
Dün Haseke kırsalındaki Tel Hamis sakinlerinin düzenlediği oturma eylemi (Haseke Gözlemevi)

Cumhurbaşkanlığı Ekibi, Haseke'deki protestoları ‘büyük bir ilgiyle’ takip ettiğini açıklarken protestocuların hizmet alanındaki taleplerini meşru olarak nitelendirdi. Ahmed el-Hilali, Haseke İl Basın Müdürlüğü'nün yayımladığı açıklamada “Protestocu vatandaşların talepleri ve gözlemleri doğrudan liderliğe ve ilgili hükümet kurumlarına iletilmektedir” ifadelerini kullandı.

Hilali, ilin birikmiş sorunlarının çözülmesinin; özellikle birleştirme sürecinin tamamlanması ve devlet kurumları ile müdürlüklerinin tam kapasiteyle işler hale getirilmesiyle bağlantılı zorlukların yaşandığı mevcut geçiş döneminde ‘büyük kurumsal çaba’ gerektirdiğini vurguladı. Ayrıca aşılması ve hızlandırılması için çalışılan bazı bürokratik ve idari engellerin de söz konusu olduğunu ekledi.

Entegrasyon öfkeye yol açtı

Haseke ili sakinleri arasındaki protestocular, Şam ile SDG arasında 29 Ocak’ta varılan anlaşmanın uygulanma biçimine çekinceli yaklaşıyor. Haseke’nin ileri gelenlerinden Mudar Hammad el-Esad, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada Hasekelilerin ‘bölgeyi güvenlik ve istikrara kavuşturacak ve toplumun tüm kesimlerini memnun edecek birleştirme kararını’ desteklediğini belirtti. Ancak Araplar, Hristiyanlar, Süryani, Türkmen ve diğer grupların aleyhine yürütüldüğü izlenimi veren entegrasyonun uygulamasından kaynaklanan genel bir ‘mağduriyet’ duygusu yaşandığına dikkati çeken Esad, Haseke'deki durumu ‘çok kötü’ olarak nitelendirirken siyasi ve güvenlik nedenlerinin yanı sıra kötüleşen geçim koşullarından kaynaklanan derin bir gerilim biriktiğini vurguladı.

Geçtiğimiz dönemde ‘kurumların yeniden inşası ve işler hale getirilmesi yolunda önemli adımların atıldığını’ belirten Hilali, bu adımların en önemlisi olarak Haseke İl Yürütme Ofisi'nin düzenlemelerinin tamamlandığını ve ofisi yakında resmen ilan edilerek hizmet ve kalkınma dosyalarını takip etmek ve ildeki hükümet performansını yükseltmek amacıyla görevine başlayacağını aktardı.

Hilali, vatandaşın yaşam ve hizmet koşullarının iyileştirilmesinin temel öncelik olduğunu; birleştirme sürecinin başarısı ve devlet kurumlarının etkinleştirilmesinin insanların hayatına, hizmetlere ve kalkınma fırsatlarına doğrudan yansıması gerektiğini vurguladı.

sdfghy
Dün Haseke kırsalındaki Tel Hamis sakinlerinin düzenlediği oturma eylemi (Haseke Gözlemevi)

Tüm bunlar, halkın acil çözüm taleplerinde bulundukları bir dönemde yaşandı. Bu talepler arasında en öne çıkanı, güvenlik ve askeri alanda açıklığın sağlanması ile SDG ile varılan anlaşmanın uygulanmasındaki bazı boyutları saran belirsizliğin giderilmesi ve özellikle de Devrimci Gençlik örgütünün toplumun tüm kesimlerine yönelik yıldırma uygulamalarının önüne geçilmesi yer aldı.

Öte yandan Mudar Hammad el-Esad, SDG'nin Haseke’de siyasi ve güvenlik alanında kontrolü sürdürmeye devam ettiğini ve tarım, sulama, nüfus, tapu sicili, yargı ve polis karakolları ile günlük işlemlerin yürütülmesiyle ilgili çoğu resmi daire dahil devlet kurumlarının işleyişini engellediğini öne sürdü. Haseke’nin ileri gelenlerinden olan Esad, bu durumun insanların hayatını felç ettiğini ve derin bir gerilime zemin hazırladığını vurguladı.

fgthy
Haseke kırsalının Rumeylan ilçesinde Suriye Petrol Şirketi toplantısından bir kare

Geçim şartları açısından halk, Suriye Petrol Şirketi (SPC) ve yatırımcı şirketlerin yeniden devreye girmesine kadar geçici çözüm olarak yarı otomatik petrol rafinerilerinin akaryakıt sağlamak amacıyla işletilmesini talep ediyor. Esad, yarı otomatik rafinerilerin ilin benzin ve mazot ihtiyacını karşıladığını, faaliyetlerinin durmasının akaryakıt krizine yol açtığını, bunun da kuyu pompalarının devre dışı kalmasıyla su krizini beraberinde getirdiğini ifade etti. Bu durum içme suyu fiyatlarının ciddi biçimde artmasına neden oldu; metreküp fiyatı satın alma gücünü kat kat aşan 60 bin liraya ulaştı. Üstelik yaz mevsimi daha yeni başlıyor.

Diğer taraftan SPC, Haseke'nin Rumeylan şehrindeki Haseke Saha Müdürlüğü'nde iki gün süren genişletilmiş bir çalışma toplantısı düzenledi. Toplantıya icra başkan yardımcıları ve Amerikan HKN şirketinin temsilcileri katıldı. Petrol sahalarının devralınması ve işletmeye başlanmasına yönelik uygulama adımları ile iki taraf arasında imzalanan anlaşmayla bağlantılı iş planları ele alındı.

Protestoların diğer nedenlerinden de söz etti. Cezire bölgesinde geçiş döneminde adaletin uygulanmasındaki gecikmeye dikkati çeken Esad, “Sivillere yönelik ihlallerin failleri, mağdurların yakınlarının gözü önünde serbestçe dolaşırken ya da yeniden devlet kademelerine atanırken bunu kabul etmek mümkün değil" dedi.

Bununla birlikte eğitim sürecinin siyasi süreçten bağımsız tutulması talebi de gündeme geldi. Haseke’de Kürtler dahil ailelerin büyük bölümünün karşı çıkmasına karşın Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi Bölgesi (KDSDÖY) tarafından getirilen eğitim müfredatının önümüzdeki iki yıl boyunca okutulması dayatmasından duyulan hoşnutsuzluk dile getirildi.

Askeri güçlerin entegrasyonu sürecindeki gelişmelere gelince Suriye Demokratik Güçleri (SDG) bünyesindeki Kamışlı Tugayı’ndan ilk kafile, subaylar ve erlerden oluşacak şekilde, Suriye Savunma Bakanlığı'na entegrasyon süreci kapsamında 21 günlük eğitime katılmak üzere Şam’ın güneybatı kırsalındaki Kalemun bölgesindeki Nebek şehrine hareket etti. Yerel basında yer alan haberlere göre Malikiye ve Haseke tugayları da bu programa dahil olacak ve üç tugay, yaklaşık iki ay sürecek bir uyum programından geçecek.

Şam ile SDG arasında varılan anlaşmanın uygulanması çerçevesinde Afrin'den yerinden edilmiş kişilerin sekizinci ve son kafilesi de dün Haseke ilinden ayrılarak Afrin'deki evlerine geri döndü. Haseke İl İç Güvenlik Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Tuğgeneral Mahmud Halil (Simand Afrin), sosyal medya platformu X hesabından yaptığı paylaşımda, “8 bin 720 ailenin dönüşünün ardından yaklaşık bin 300 aile daha bulunduğu bugünde, Afrin sakinlerinin yaklaşık dokuz yıl boyunca yaşadığı en acı yerinden edilme sayfalarından birini kapatan tarihi bir uğrakta bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.

Geriye kalan aileler konusunda Tuğgeneral Halil, “Çocukları okul yılını ve mevcut yükümlülüklerini tamamlar tamamlamaz ilgili makamlar tarafından geri dönüşleri sağlanacak” diye açıkladı.

Bu arada Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve SDG komutanı Mazlum Abdi'ye ‘anlaşmanın uygulanmasının takibi ve Afrin'in yerinden edilmiş sakinlerinin geri dönüşü dosyasının tamamlanmasındaki belirleyici rolleri ve doğrudan ilgileri’ için teşekkürlerini iletti.



Irak'ın Erbil kentindeki ABD konsolosluğu yakınlarında bir SİHA düşürüldü

Erbil şehrindeki bir meydan, (Arşiv- Reuters)
Erbil şehrindeki bir meydan, (Arşiv- Reuters)
TT

Irak'ın Erbil kentindeki ABD konsolosluğu yakınlarında bir SİHA düşürüldü

Erbil şehrindeki bir meydan, (Arşiv- Reuters)
Erbil şehrindeki bir meydan, (Arşiv- Reuters)

Güvenlik kaynakları, Reuters haber ajansına yaptıkları açıklamada, Irak'ın Erbil kentinde patlayıcı yüklü bir insansız hava aracının (SİHA) hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiğini bildirdi.

Kaynaklar, SİHA'nın ABD Başkonsolosluğu yakınlarına düştüğünü belirtti.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Erbil'deki ABD Başkonsolosluğu çevresinde patlama sesleri duyuldu.

Haberde, daha önce de roket ve İHA saldırılarının hedefi olan konsolosluk çevresindeki hava savunma sistemlerinin devreye girdiği ifade edildi.

Erbil semalarında uçan İHA'ların hava savunma sistemleri tarafından vurulduğu, patlama seslerinin duyulduğu ve bölgeden dumanların yükseldiği görüldü.

Saldırıları henüz herhangi bir grup üstlenmedi. Olay, Irak'ın yeni Başbakanı Ali ez-Zeydi'nin Washington ziyaretiyle eş zamanlı olarak gerçekleşti. Ez-Zeydi, salı günü ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelmişti.

ABD askerlerinin konuşlu bulunduğu Irak Kürt Bölgesel Yönetimi toprakları, ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının başlamasından bu yana sık sık hedef alınıyor. Bu saldırıların büyük bölümünden İran'a yakın Iraklı silahlı gruplar sorumlu tutuluyor.

Söz konusu grupların bugüne kadar Irak'taki ABD tesislerine 600'den fazla saldırı düzenlediği belirtiliyor. İran da çatışmalar süresince ve nisan ayında yürürlüğe giren kırılgan ateşkes sonrasında, Irak Kürt Bölgesi'nde konuşlu İranlı Kürt muhalif gruplara yönelik saldırılar gerçekleştirdi.


Husiler, doktorları kaçırarak ve hastaları tedaviden mahrum bırakarak sağlık sisteminin çöküşünü derinleştiriyor

İlaç sıkıntısı çeken Sana’daki bir hastanede çocuklarını aşı olmaya getiren Yemenli kadınlar (EPA)
İlaç sıkıntısı çeken Sana’daki bir hastanede çocuklarını aşı olmaya getiren Yemenli kadınlar (EPA)
TT

Husiler, doktorları kaçırarak ve hastaları tedaviden mahrum bırakarak sağlık sisteminin çöküşünü derinleştiriyor

İlaç sıkıntısı çeken Sana’daki bir hastanede çocuklarını aşı olmaya getiren Yemenli kadınlar (EPA)
İlaç sıkıntısı çeken Sana’daki bir hastanede çocuklarını aşı olmaya getiren Yemenli kadınlar (EPA)

Husilerin kontrolündeki bölgelerde sağlık sistemindeki kötüleşme sürerken, sağlık çalışanlarına yönelik ihlallerin artması ve temel sağlık hizmetlerini etkileyen krizlerin derinleşmesi, 10 yılı aşkın süredir devam eden savaşın siviller üzerindeki baskısını gözler önüne seriyor.

Doktorlar ve sağlık çalışanlarına yönelik gözaltı operasyonlarının arttığı bir dönemde, temel ilaçların temin edilememesi nedeniyle binlerce kronik hastanın mağduriyeti büyüyor. Buna çevresel krizlerin de eklenmesi, başkent Sana’da salgın hastalık riskini artırıyor.

Sana ve İb vilayetlerinde aynı anda yaşanan üç ayrı kriz, sağlık sektöründeki tablonun daha da ağırlaştığını ortaya koyuyor. İnsan hakları kaynakları, Husileri sağlık çalışanlarını keyfi şekilde gözaltına almaya devam etmekle suçlarken, kronik hastalar hayat kurtarıcı ilaçların bulunamamasından şikâyet ediyor. Öte yandan kanalizasyon sularının taşması ve su kaynaklarının kirlenmesi nedeniyle binlerce kişi artan sağlık riskleriyle karşı karşıya bulunuyor.

Gözlemcilere göre bu gelişmeler yalnızca sağlık hizmetlerindeki gerilemeyi değil, aynı zamanda Husilerin kontrolündeki bölgelerde insani krizin daha da derinleşeceğine işaret ediyor. Sağlık alanındaki nitelikli personelin bölgeden ayrılmayı sürdürmesi ve sağlık tesislerinin temel ihtiyaçları karşılama kapasitesinin giderek zayıflaması da endişeleri artırıyor.

Doktorların kaçırılması

Yemen’in Husilerin kontrolündeki başkenti Sana ile İb vilayetinde doktorlar ve sağlık çalışanlarını hedef alan uygulamalarda dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Husi yönetimi, sağlık çalışanlarına yönelik gözaltı ve zorla kaybetme politikasını sürdürmekle suçlanıyor.

Konuya ilişkin bilgi sahibi kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Husi silahlı unsurlarının son dönemde Sana ve İb’de çok sayıda doktor ve sağlık çalışanının evine ve iş yerine baskın düzenlediğini belirtti. Kaynaklar, gözaltına alınan kişilerin ailelerine nerede tutuldukları ya da hangi gerekçeyle gözaltına alındıkları konusunda herhangi bir bilgi verilmeden bilinmeyen yerlere götürüldüğünü aktardı.

Birleşmiş Milletler’in (BM) sağladığı finansmanın azalmasının ardından, Husilerin kontrolünde bulunan bölgelerdeki sağlık sistemi giderek kötüleşiyor. (BM)Birleşmiş Milletler’in (BM) sağladığı finansmanın azalmasının ardından, Husilerin kontrolünde bulunan bölgelerdeki sağlık sistemi giderek kötüleşiyor. (BM)

Son olayda, ortopedi uzmanı ve eklem cerrahı Dr. Macid el-Hazzan, Sana’da gözaltına alındı. Bu durum, doktorun hastaları için planlanan çok sayıda ameliyatın ertelenmesine yol açtı.

El-Hazzan yayımladığı videoda, neden gözaltına alındığını bilmediğini ifade ederek, hastaları ve vatandaşların haklarını savunmasının hedef alınmasına neden olduğunu söyledi.

Doktora yakın kaynaklar ise daha önce kalp anjiyosu geçiren el-Hazzan’ın düzenli tıbbi takibe ihtiyaç duyduğunu belirterek, gözaltı sürecinde hayatının risk altında olabileceği uyarısında bulundu. Kaynaklar, doktorun güvenliğinden Husileri sorumlu tuttu.

Bu olaydan birkaç gün önce de ortopedi uzmanı Dr. Lebib Baabad, İb vilayetinde açtığı özel tıp merkezinin ardından gözaltına alınmıştı. Husi silahlı unsurlarının merkeze baskın düzenleyerek Baabad’ı, yıllar önce örgütün el koyduğu el-Menar Doktorlar Hastanesi’ni yöneten bir Husi yetkilisinin ihbarı üzerine bilinmeyen bir yere götürdüğü bildirildi.

Husi kontrolündeki el-Menar Doktorlar Hastanesi(Şarku’l Avsat)

                           Husi kontrolündeki el-Menar Doktorlar Hastanesi(Şarku’l Avsat)

El-Udeyn Devlet Hastanesi Radyoloji Bölüm Başkanı Dr. Mustafa Paşa da mali haklarının ödenmesini talep etmesinin ardından haftalardır gözaltında tutuluyor. Öte yandan, Husiler yaklaşık iki yıldır Dr. Ali el-Mudvahi’yi, serbest bırakılması yönündeki tekrarlanan çağrılara rağmen tutuklu bulundurmaya devam ediyor.

Sağlık sektöründe görev yapan çalışanlar, söz konusu ihlallerin daha fazla nitelikli sağlık personelinin Husilerin kontrolündeki bölgeleri terk etmesine ya da mesleğini bırakmasına yol açtığını belirtiyor. Bu durumun, zaten ciddi personel ve imkân yetersizliği yaşayan sağlık sistemini daha da zayıflattığı ifade ediliyor.

Hastaların hayatına yönelik tehdit

Sağlık çalışanlarının hedef alınmasına paralel olarak, İb vilayetinde binlerce hasta, diyabet ilaçlarının yaklaşık üç aydır temin edilememesi nedeniyle ciddi bir krizle karşı karşıya bulunuyor.

Sağlık kaynakları, ilaç stoklarının tükenmesi ve yeniden temin edilmesine yönelik herhangi bir çözüm bulunamaması nedeniyle 5 binden fazla hastanın temel olarak bağımlı olduğu ücretsiz tedaviden mahrum kaldığını belirtti.

Kaynaklar, tıbbi malzeme ve ilaç sevkiyatlarının aksamasıyla krizin son haftalarda daha da derinleştiğini ifade ederek, mevcut durumun devam etmesinin hastaların hayatını tehdit ettiği ve ölümle sonuçlanabilecek ciddi komplikasyon riskini artırdığı uyarısında bulundu.

Hudeyde şehrindeki bir hastanede yatan hastalar (Reuters)Hudeyde şehrindeki bir hastanede yatan hastalar (Reuters)

Kaynaklar, ilaçların ihtiyaç sahiplerine ulaşmasının engellenmesinden Husi yetkilileri sorumlu tutarak, krizin nedenlerini ortaya çıkaracak ve tedavilerin herhangi bir müdahale olmaksızın hastalara ulaştırılmasını sağlayacak bağımsız bir soruşturma çağrısında bulundu.

İb vilayetindeki hastalardan biri, insülini eczanelerden maddi gücünü aşan fiyatlarla satın almak zorunda kaldığını belirterek, ilacın bulunamaması nedeniyle zaman zaman günlerce düzenli dozlarını alamadığını söyledi.

İb’in el-Udeyn ilçesinde diyabet hastası bir çocuğun annesi ise tedaviyi karşılayabilmek için defalarca borç almak zorunda kaldığını ifade etti. Süregelen ilaç kesintisinin oğlunun hayatını tehlikeye attığını belirten anne, diğer bazı hastaların da ellerindeki ilaçları daha uzun süre kullanabilmek için dozlarını azaltmaya başladığını, ancak bunun ciddi sağlık komplikasyonlarına yol açabileceğini kaydetti.

Uzmanlar ise kronik hastalık ilaçlarının temin edilememeye devam etmesinin yalnızca hastaların hayatını tehdit etmediğini, aynı zamanda komplikasyon ve ölüm oranlarını artırdığını, zaten sınırlı imkânlarla çalışan hastaneler üzerindeki baskıyı daha da ağırlaştırdığını belirtiyor.

Çevresel sorun

Husilerin kontrolündeki başkent Sana’da, es-Suneyne mahallesinde binlerce kişi, kanalizasyon sularının iki haftadan uzun süredir sokaklara taşması nedeniyle giderek büyüyen çevre ve sağlık kriziyle karşı karşıya bulunuyor. Sorunun çözümü için herhangi bir müdahalede bulunulmadığı belirtiliyor.

Mahalle sakinleri, biriken kanalizasyon sularının kötü kokuların yayılmasına ve böceklerin çoğalmasına yol açtığını, vatandaşların hareketlerini engellediğini, ayrıca ev ve ticari işletmelere zarar verdiğini ifade ediyor. Sakinler, içme suyu kaynaklarının kirlenmesinden de endişe duyuyor.

Bazı bölge halkı, evlerine ulaşan suyun renginde değişiklik fark ettiklerini ve sudan kötü kokular geldiğini belirterek, içme ve yemek yapma amacıyla bu suyu kullanmayı bıraktıklarını söyledi. Vatandaşlar, bunun yerine tüketilebilir su satın almak zorunda kaldıklarını, bunun da zorlu ekonomik koşullar altında geçim yüklerini daha da artırdığını dile getirdi.

Sana’da bir mahalle, kanalizasyonun tıkanması nedeniyle kirli suyla doldu. (Şarku’l Avsat)Sana’da bir mahalle, kanalizasyonun tıkanması nedeniyle kirli suyla doldu. (Şarku’l Avsat)

Halk sağlığı uzmanları, atık suların birikmeye devam etmesinin kolera ve akut ishal gibi su yoluyla bulaşan hastalıkların yanı sıra cilt ve solunum yolu hastalıklarının yayılması için uygun bir ortam oluşturduğu uyarısında bulunuyor.

Mahalledeki sağlık merkezlerinden birinde görev yapan tıbbi kaynak, son günlerde ishal, cilt hastalıkları ve ateşli rahatsızlıklarla başvuranların sayısında belirgin bir artış görüldüğünü belirtti. Kaynak ayrıca, bazı hastalarda kolera, tifo ve sıtma şüphesi bulunduğunu, bu durumun kanalizasyon sularının taşmasından kaynaklanan çevre kirliliğiyle bağlantılı olduğunu ifade etti.

Mahalle sakinleri, iki haftadan uzun süredir devam eden krize müdahale etmemekle Husi yönetimini suçluyor. Vatandaşlar, Husi grubunun ‘temizlik’, ‘şehir iyileştirme’ ve ‘kanalizasyon hizmetleri’ adı altında ücret ve vergi toplamaya devam ettiğini, ancak bunun temel hizmetlerin seviyesine yansımadığını belirtiyor.


G7 ülkeleri, Sudan'ın el Ubeyd kentindeki saldırıların durdurulması çağrısında bulundu

Sudanlı kadınlar, Güney Kurdufan bölgesindeki el-Ubeyd kenti yakınlarındaki el-Rahmaniye mülteci kampında sıcak yemek için bir araya geldi (AFP)
Sudanlı kadınlar, Güney Kurdufan bölgesindeki el-Ubeyd kenti yakınlarındaki el-Rahmaniye mülteci kampında sıcak yemek için bir araya geldi (AFP)
TT

G7 ülkeleri, Sudan'ın el Ubeyd kentindeki saldırıların durdurulması çağrısında bulundu

Sudanlı kadınlar, Güney Kurdufan bölgesindeki el-Ubeyd kenti yakınlarındaki el-Rahmaniye mülteci kampında sıcak yemek için bir araya geldi (AFP)
Sudanlı kadınlar, Güney Kurdufan bölgesindeki el-Ubeyd kenti yakınlarındaki el-Rahmaniye mülteci kampında sıcak yemek için bir araya geldi (AFP)

G7 ülkelerinin dışişleri bakanları ile Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi, bugün yaptıkları ortak açıklamada, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve müttefiki silahlı gruplara, Sudan'ın el Ubeyd kentinde yeni katliamlara yol açabilecek veya sivilleri tehlikeye atabilecek bütün eylemleri durdurmaları çağrısında bulundu.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre açıklamada Sudan ordusu da dahil olmak üzere bütün taraflardan çatışmaları durdurmaları, insani yardımların ulaştırılmasına izin vermeleri ve iyi niyetle müzakerelere katılmaları istendi.

Ortak açıklamada ayrıca, Birleşmiş Milletler'in gerilimi düşürmeye yönelik çabalarına destek verildiği belirtilirken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne Darfur için uygulanan silah ambargosunun tüm Sudan'ı kapsayacak şekilde genişletilmesi çağrısı yapıldı.

G7 ve AB, dış aktörleri de çatışan taraflara sağlanan askeri ve mali desteği sonlandırmaya davet ederken, ihlallerden sorumluların hesap vermesini sağlayacak mekanizmaların güçlendirilmesi ile Sudan'ın birliğini ve demokratik beklentilerini destekleme taahhüdünde bulundu.