Mısır Evkaf Bakanlığı, Osmanlı Emiri’nin mülkleri meselesine köklü bir çözüm getireceğini taahhüt etti

Usame el-Ezheri, krizle ilgili olarak bir parlamento komitesiyle görüştü ve Mısırlıların haklarının ihlal edilmeyeceğini açıkladı

(foto altı) Osmanlı Emiri Mustafa Abdulmennan’ın mülkleri, Mısır’ın birden fazla vilayetinde binlerce dönüm araziyi kapsıyor. (Reuters)
(foto altı) Osmanlı Emiri Mustafa Abdulmennan’ın mülkleri, Mısır’ın birden fazla vilayetinde binlerce dönüm araziyi kapsıyor. (Reuters)
TT

Mısır Evkaf Bakanlığı, Osmanlı Emiri’nin mülkleri meselesine köklü bir çözüm getireceğini taahhüt etti

(foto altı) Osmanlı Emiri Mustafa Abdulmennan’ın mülkleri, Mısır’ın birden fazla vilayetinde binlerce dönüm araziyi kapsıyor. (Reuters)
(foto altı) Osmanlı Emiri Mustafa Abdulmennan’ın mülkleri, Mısır’ın birden fazla vilayetinde binlerce dönüm araziyi kapsıyor. (Reuters)

Mısır Evkaf Bakanlığı, kamuoyunda ‘Kimliği Belirsiz Emir Vakfı Krizi’ olarak anılan soruna kısa süre içinde köklü ve kesin bir çözüm bulunacağını açıkladı. Kriz, Osmanlı döneminde yaşamış Mustafa Abdulmennan adlı bir emirin ülkenin toplam tarım arazilerinin yüzde 7’sinden fazlasına sahip olduğunu gösteren resmî belgelerin gündeme gelmesiyle ortaya çıkmış ve Mısır’da geniş çaplı tartışmalara yol açmıştı.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Bakanlık, pazartesi akşamı Mısır Temsilciler Meclisi Anayasa ve Yasama İşleri Komisyonu’nda düzenlenen oturumda, Bakan Usame el-Ezheri ile çeşitli yetkililerin, birçok vilayete yayılan Mustafa Abdulmennan Vakfı’na ilişkin yürütülen çalışmaları ele aldığını duyurdu.

‘Abdulmennan krizi’ olarak anılan dosya, geçtiğimiz mayıs ayında sosyal medya platformlarında bir Osmanlı emirinin binlerce dönümü aşan geniş tarım arazilerine sahip olduğu yönündeki iddiaların yayılmasıyla gündeme gelmişti. Söz konusu iddialar, hukuki ve toplumsal tartışmaları beraberinde getirirken, yetkilileri Mısır vakıf tarihinin en büyük ve en karmaşık dosyalarından biri olarak değerlendirilen konuya müdahale etmeye sevk etmişti.

‘Mısırlıların hakları ihlal edilmeyecek’

Mısır Evkaf Bakanlığı’nın açıklamasına göre, Bakan Usame el-Ezheri, pazartesi günü Anayasa ve Yasama İşleri Komisyonu’nun daveti üzerine Temsilciler Meclisi’ne giderek, birçok vilayete yayılan Mustafa Abdulmennan Vakfı’na ilişkin yürütülen çalışmaları görüştü. Komisyon oturumunda, söz konusu vakıfla ilgili alınan tedbirler, buna ilişkin hukuki ve şer’i dayanaklar ile vakfa dair belgeler ve yayımlar ele alındı.

El-Ezheri, bakanlığın vatandaşların haklarını korumak ile vakıf mallarının muhafazası ve geliştirilmesi arasında denge sağlamaya çalıştığını vurguladı. Mısır devletinin bu dosyayı hızlı bir şekilde ele alarak, uzlaşma süreçleri ve tapu işlemlerine ilişkin tüm konulara kalıcı ve acil bir çözüm üretmeyi hedeflediğini belirten el-Ezheri, bunun vatandaşların mağduriyetini gidermeyi amaçladığını ifade etti.

dsvrgth
Mısır Evkaf Bakanı Usame el-Ezheri, bakanlığın vatandaşların haklarının korunması konusunda bir denge sağlamaya çalıştığını vurguladı. (Sosyal medya)

El-Ezheri, Mısır vatandaşlarının çıkarlarının korunmasının Evkaf Bakanlığı’nın temel amacı olduğunu belirterek, kurumun hiçbir vatandaş için zarar veya kısıtlama oluşturacak bir yaklaşımı benimsemediğini söyledi. Evkaf Bakanlığı’nın, vakıf mallarını koruma ve geliştirme görevini yerine getirirken, vatandaşların haklarına ve çıkarlarına zarar vermeden hareket ettiğini vurgulayan el-Ezheri, tüm uygulamaların anayasa çerçevesinde yürütüldüğünü ifade etti.

Komisyon üyeleri ise vakıfların korunmasına yönelik devlet çalışmalarının güçlendirilmesi, vakıf varlıklarının daha verimli kullanılması ve gelirlerinin toplum yararına geliştirilmesi için bakanlık ile parlamento arasındaki koordinasyon ve iş birliğinin sürdürülmesinin önemine dikkat çekti. Ayrıca vatandaşların haklarının ve yerleşik hukuki durumlarının gözetilmesi gerektiğini vurguladılar.

Abdulmennan hakkında ne biliyoruz?

Geçtiğimiz mayıs ayında, ‘Osmanlı Emiri Mustafa Abdulmennan Vakfı’ davası Mısır’da yeniden kamuoyunun gündemine oturdu. Dört yüzyılı aşkın geçmişe sahip tarihi bir belgenin, binlerce vatandaşın durumunu ve Nil Deltası’ndaki geniş tarım arazilerinin geleceğini etkileyebilecek hukuki ve toplumsal sonuçlar doğurabileceği gerekçesiyle ülkenin en tartışmalı dosyalarından biri hâline geldiği belirtildi.

Dosyanın kökleri 16. yüzyılın sonlarına uzanıyor. Osmanlı Devleti’nde ‘sancak beyi’ rütbesini taşıyan Mustafa Abdulmennan’ın, Hicri 1008 (Miladi yaklaşık 1599–1600) yılında hayır amaçlı bir vakıf senedi düzenlediği ifade ediliyor. Söz konusu vakfiyede, geniş tarım arazilerinin vakıf statüsüne alınarak gelirlerinin hayır işlerine ve ihtiyaç sahiplerine aktarılmasının, dönemin vakıf sistemi çerçevesinde hükme bağlandığı kaydediliyor.

Ancak bu tarihî belge uzun yıllar arşivlerde saklı kaldıktan sonra, geçtiğimiz mayıs ayında yeniden gündeme geldi. Mısır Tapu Sicil Dairesi’nin yayımladığı teknik bir genelgeyle, söz konusu vakfın kapsamına girdiği düşünülen taşınmazlara ilişkin tüm tescil ve tasarruf işlemlerinin, envanter, inceleme ve belge doğrulama çalışmaları tamamlanıncaya kadar durdurulması kararlaştırıldı. Bu karar, yalnızca idari bir tedbir olmanın ötesinde, onlarca yıldır süren hukuki ihtilafları fiilen askıya alan bir nitelik taşıdı. Söz konusu vakfın yaklaşık 420 bin dönüm araziyi kapsadığı, bunun Nil Deltası’nda üç ile yayıldığı belirtildi: Kefr eş-Şeyh’te yaklaşık 256 bin dönüm, Dekahliye’de 74 bin dönüm ve Dimyat’ta 89 bin dönüm.

Karar, yüzyıllar boyunca söz konusu araziler üzerinde ardışık satışların yapıldığı, mülkiyetin miras yoluyla el değiştirdiği, çok sayıda parselin resmî olarak tescil edildiği ve bazı alanlara çeşitli yapılar inşa edildiği gerekçesiyle geniş bir tartışma yarattı. Bu durum, birçok vatandaşın tasarruf işlemlerinin dondurulmasının hukuki statülerini ve günlük yaşamlarını olumsuz etkileyeceği yönünde endişelerini dile getirmesine yol açtı.

Tartışmalar bununla da sınırlı kalmadı. Birçok aile, Osmanlı emiriyle akraba olduklarını iddia ederek bu ‘efsanevi servetten’ pay talep ediyor.

Mısır Evkaf Bakanlığı, vakfiyenin orijinal ve geçerli olduğunu, resmî kurumlar nezdinde örneklerinin bulunduğunu ve bunlar arasında Vakıflar Kurumu ile Devlet Arşivleri’nin yer aldığını belirterek, alınan tedbirlerin amacının vatandaşların mülkiyetinin doğrudan ellerinden alınması olmadığını vurguladı. Asıl hedefin, vakfa konu taşınmazların hukuki durumunun netleştirilmesi ve yapılan inceleme ile envanter çalışmalarının sonuçlarına göre farklı durumların ayrıştırılması olduğu ifade edildi. Öte yandan etkilenen vatandaşlar ve avukatlar, işlemlerin belirli bir zaman çerçevesi olmadan durdurulmasının zarar doğurduğu gerekçesiyle idare mahkemesine başvurarak karara itiraz etti. Özellikle uzun yıllardır miras yoluyla veya resmî sözleşmelerle mülkiyet edinen kişiler açısından bu durumun ciddi mağduriyetler yarattığı belirtildi.

Son haftalarda dava, mahkeme kararları beklenirken açık uçlu bir süreç olarak gündemde kalmaya devam etti. Tartışma yalnızca mülkiyet ihtilafıyla sınırlı olmayıp, tarihî vakıf belgelerinin modern ve yerleşik mülkiyet hakları karşısındaki bağlayıcılığı ile vakıf mallarının kamu niteliği ile vatandaşların kazanılmış hakları arasındaki dengeye ilişkin daha derin soruları da beraberinde getiriyor.



Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
TT

Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)

Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babülmendep bölgesinde kontrolünde tuttuğu son mevzileri ele geçirmeye yaklaşırken, Lahic vilayetinde çatışmalar şiddetlendi. Husiler, Babülmendep'e doğru ilerleyebilmek ve Tur el-Baha ilçesine ulaşmak amacıyla Lahic'in Mukatira ilçesinde hükümet güçlerinin mevzilerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı.

Amalika Tugayları, Babülmendep'te Husilerin elinde kalan sınırlı sayıdaki mevziye yönelik operasyonlarını sürdürürken, hükümet güçleri ve Halk Direnişi birlikleri de Taiz ve Lahic cephelerinde şiddetlenen çatışmalara girdi. Husiler, son günlerde kaybettikleri mevzileri geri almak ve batı kıyısına hâkim stratejik bölgelere doğru yeni ilerleme hatları açmak için girişimlerde bulunuyor.

Sahadaki gelişmelerle eş zamanlı olarak Başkanlık Konseyi Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını ve Taiz cephesinin sorumluluğunu yeniden düzenleyen kararlar aldı. Son haftalarda bazı mevzilerde yaşanan başarısızlıkların ardından alınan kararlar, siyasi liderliğin ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar “Yemen Şafağı” operasyonunun sürdürüleceğini yinelediği bir döneme denk geldi.

Sahadaki kaynaklara göre Husilerin Babülmendep'te elinde yalnızca bir ana mevzi ile az sayıda milisin bulunduğu birkaç tepe kaldı.

fbg
Taiz kenti çevresinde Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında bir Yemen askeri (AFP)

Kaynaklar, hükümet güçlerinin bu noktaların kontrolünü tamamen ele geçirmeye yaklaştığını, ancak Husilerin bölgeye döşediği yoğun mayın ve el yapımı patlayıcıların ilerlemeyi zorlaştırdığını belirtti. Askerler için ciddi tehdit oluşturan patlayıcıların temizlenmesinin, operasyonların tamamlanması açısından zorunlu olduğu ifade edildi.

Amalika Tugayları, Babülmendep Boğazı'na ve uluslararası deniz ulaşım güzergâhlarına hâkim konumu nedeniyle stratejik önem taşıyan bu bölgedeki Husi varlığını tamamen sona erdirmek için operasyonlarını sürdürüyor.

Husiler Lahic'in kuzeyinde saldırılarını yoğunlaştırıyor

Lahic vilayetinin kuzeyindeki Mukatira cephesinde Husiler, salı günü şafak vakti Memşah bölgesinde hükümet güçlerinin mevzilerine şiddetli bir saldırı düzenledi. Ancak 4. Hazım Tugayı ile 1. Komando Ulusal Direniş Tugayı birlikleri saldırıyı püskürttü. Böylece Husilerin aynı noktaya iki gün içinde düzenlediği ikinci saldırı da başarısızlıkla sonuçlandı. Örgüt, pazartesi günü de aynı mevziyi hedef almıştı.

Askerî kaynaklar, hükümet güçlerinin eş zamanlı olarak Nasıra bölgesindeki Savaliha dağlarında bulunan Husi mevzilerini orta ve ağır silahlarla hedef aldığını bildirdi. Saldırılarda Husilerin personel ve askerî teçhizat bakımından kayıplar verdiği belirtildi.

Askerî kaynaklardan alınan bilgilere göre hükümet güçleri, Nasıra cephesindeki Kızıl Su Deposu bölgesinde bazı mevzileri geri alarak Husi unsurlarını bölgeden çıkardı. Topçu birlikleri de Sakhir mevzilerinde Husilere ait toplanma noktalarını ve askerî araçları hedef aldı. Muayık ve Anan bölgelerinde ise çatışmalar devam etti.

scdfvg
Yemen ordusu, Husi saldırılarına karşı Taiz kentindeki mevzilerini koruyor (AFP)

Çatışmalar Kurbe ve Heycet el-Abd hatlarına da yayıldı. Husiler, Turbe ve Vaziiye yönünden askerî araçlar sevk ederek hükümet güçlerinin mevzilerine ilerlemeye çalıştı. Ancak hükümet güçleri saldırıyı püskürttü. Saatler süren çatışmaların ardından Husi unsurları Şerc bölgesinde durduruldu.

Hayfan ilçesindeki Ebus cephesinde de Kerb ve Memşah dağları çevresinde çatışmalar yaşandı. Hükümet güçleri, Husi saldırılarını püskürterek saldırganlara personel ve teçhizat kaybı verdirdi.

Son gelişmeler, Husilerin Babülmendep'te karşılaştıkları baskıya rağmen Lahic'in kuzeyindeki Mukatira cephesine ve buraya bağlı diğer hatlara ağırlık verdiğini gösteriyor. Örgüt, hükümet güçlerinin savunma hatlarını aşarak yeni bir ilerleme sağlamaya çalışıyor.

Taiz cephesinin komuta yapısı değiştirildi

Cephelerdeki gelişmelerin ardından Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını yeniden düzenleyen ve Taiz cephesinin yönetimini değiştiren kararlar aldı. Kararlarla, çatışmaların en yoğun yaşandığı bölgelerden birindeki askerî sorumluluklar yeniden dağıtıldı.

2026 tarihli 247 sayılı karar uyarınca Albay Macdi Munadıl Sabit Ahmed, Tur el-Baha Askerî Ekseni komutanlığına ve 1. Vatan Kalkanı Kuvvetleri Tugayı komutanlığına atandı. Ahmed'in rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi.

Albay Bessam Abdu Said Salim el-Hark, eksenin kurmay başkanlığına ve 4. Dağ Piyade Tugayı komutanlığına getirilirken, Tuğgeneral Naci Mukbil Muhammed Said eş-Şattaf da eksenin harekât sorumlusu olarak görevlendirildi.

246 sayılı kararla ise Tuğgeneral Reşad Ahmed İsmail el-Yusufi, Yüksek Askerî Komite üyeliğine ve Taiz cephesi sorumluluğuna atandı. El-Yusufi'nin rütbesi tümgeneralliğe yükseltilirken, bu görevde Tümgeneral Yusuf eş-Şeraci'nin yerini aldı.

Taiz çevresindeki çatışmalar sürüyor

Taiz kentinin güneyinde hükümet güçleri, Halk Direnişi birliklerinin desteğiyle Akruz cephesinde bazı stratejik mevzileri yeniden ele geçirdi. Nube ve Seyb bölgeleri ile Mübarek Tepesi, Husilerle yaşanan çatışmaların ardından hükümet güçlerinin kontrolüne geçti. Çatışmalarda Husilerin ağır kayıplar verdiği bildirildi.

Hükümet güçleri, Misrah ilçesindeki Hubeyl es-Sarm bölgesinde mevzilerine yönelik Husi saldırısını da püskürttü. Vilayetin diğer cephelerinde ise çatışmalar devam etti.

Öte yandan savaş uçakları, Cebel Habşi kavşağında ağaçların altında konuşlanan Husi unsurlarını ve askerî araçlarını hedef aldı. Sahadaki bilgilere göre hava saldırılarında doğrudan kayıplar meydana geldi.

vfgb
Cevf vilayetindeki cephe hatlarında görev yapan Yemen hükümet güçlerinden bir asker (AFP)

Husiler ise Şakab köylerini havan toplarıyla bombaladı. Saldırılarda bazı evler zarar görürken, bölge sakinleri arasında korku ve panik yaşandı.

Taiz kentinin çevresindeki cephelerde hükümet güçleri ve yerel savaşçılar, kentin giriş ve çıkış noktalarındaki savunma mevzilerini korumayı sürdürüyor. Bölgede topçu ateşi ve aralıklı çatışmalar devam ediyor.

Kent çevresindeki Husi saldırılarının görece azalması, örgütün Mukatira ve Tur el-Baha cephelerindeki çatışmalara yoğunlaşmasıyla aynı döneme denk geldi. Böylece askerî operasyonların ağırlığı Taiz çevresindeki diğer cephelere kaydı.

Yemen Başkanlık Konseyi: Operasyon hedeflerine ulaşılıncaya kadar sürecek

Siyasi cephede Yemen Başkanlık Konseyi, “Yemen Şafağı” operasyonunun ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar devam edeceğini yineledi. Bu hedeflerin başında Husi darbesinin sona erdirilmesi, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve devlet otoritesinin ülkenin tamamında sağlanması geliyor.

Reşad el-Alimi başkanlığında, tüm konsey üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, hükümet güçleri, askerî birlikler ve Halk Direnişi unsurlarının Suudi Arabistan öncülüğündeki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'nun desteğiyle Cevf, Marib ve batı kıyısı cephelerinde ilerleme kaydettiği, Taiz'de ise direnişin sürdüğü belirtildi.

Resmî medyanın aktardığına göre toplantıda, Husilerin askerî saldırılarındaki tırmanış ele alındı. Devlet kurumları ve sivil tesislere yönelik füze ve İHA saldırıları, kent ve köylere yönelik saldırıların genişletilmesi, Taiz kuşatmasının sürdürülmesi ve yerleşim bölgelerinin bombalanması değerlendirildi. Uluslararası su yolları ve deniz ulaşımına yönelik tehditler de toplantının gündeminde yer aldı.

Başkanlık Konseyi, Husilerin saldırıları karşısında cephelerde gösterilen direnişin Suudi Arabistan'ın desteğiyle sürdürüldüğünü vurguladı. Konsey, Riyad yönetiminin hükümet güçlerine verdiği desteğin yanı sıra Taiz ve diğer vilayetlerdeki insani ihtiyaçların karşılanmasına yönelik yardımlarını da takdir etti.

Konsey ayrıca Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan vatandaşlara, örgütün milis devşirme ve eleman kazanma faaliyetlerini reddetmeleri, çocuklarının çatışmalara sürüklenmesine izin vermemeleri çağrısında bulundu.

Açıklamada, silah bırakarak Husiler saflarında savaşmayı bırakanlar için ilan edilen prosedürler çerçevesinde güvenli dönüş yolunun açık olduğu da vurgulandı.


Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
TT

Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin tehditleri ve Afrika Boynuzu'ndaki terör örgütleriyle koordinasyonunun, milisleri uluslararası düzeyde kararlı bir tutum sergilenmesini gerektiren sınır aşan bir tehdide dönüştürdüğünü söyledi.

Ez-Zuba, salı günü Paris'te Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Remi Ferro ile bir araya geldi. Görüşmede Yemen'deki son gelişmelerin yanı sıra Husilerin sivil yerleşimlere ve uluslararası deniz ulaşım hatlarına yönelik terör eylemlerindeki tırmanış ele alındı.

Yemen Dışişleri Bakanı, Husilerin Taiz kentini kuşatma altında tutmasının yol açtığı insani dramı da gündeme getirdi. Ez-Zuba ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) çalışanları ile insani yardım kuruluşlarında görev yapan personelin kaçırılması ve işkenceye maruz bırakılması gibi ihlallere dikkat çekti. Bu eylemlerin son olarak Muhammed eş-Şami'nin hayatına mal olduğunu belirtti.

Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Ferro ise Fransa ve Avrupa Birliği'nin (AB), sahadaki değişimlere uyum sağlayacak yeni bir Yemen politikası benimsemeye önem verdiğini ifade etti. Ferro, ülkesinin Husilerin sivillere yönelik tüm ihlallerini reddettiğini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Yemen resmî haber ajansından aktardığı habere göre görüşmede, Yemen'deki gelişmeler ve Husilerin bölgesel güvenliğe yönelik tehditleri üzerinde duruldu.


Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı
TT

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen İçişleri Bakanlığı, salı günü, terör örgütü olarak nitelendirdiği Husilerle birlikte çalışan 21 yabancı uzman bulunduğunu açıkladı. Bakanlık, bunlardan 14'ünün İran Devrim Muhafızları Ordusu, 7'sinin ise Lübnan Hizbullahı mensubu olduğunu bildirdi.

Yemen'in 6 vilayetine dağılan uzmanların, Husilerin finansman, silahlandırma ve eğitim faaliyetlerinde görev aldığı belirtildi. Açıklamaya göre bu kişiler, doğrudan denetim ve gözetimin yanı sıra operasyonların planlanması ve yönetilmesine, milislerin askerî kapasitesinin geliştirilmesine de katılıyor. Uzmanların ayrıca Yemen'de uzun vadeli nüfuz oluşturmayı, siyasi, örgütsel, toplumsal ve medya faaliyetleri aracılığıyla Husilere bağlılık ağları ve yapılar kurmayı hedeflediği kaydedildi.

Yemen İçişleri Bakanlığı, söz konusu faaliyetlerin Yemen'i Arap çevresinden uzaklaştırmayı amaçladığını vurguladı.

Yabancı uzmanların görev alanları arasında operasyon yönetimi, komuta-kontrol sistemleri, balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) bulunuyor. Ayrıca gözetleme sistemleri, haberleşme altyapısı, elektronik harp, ikmal ağları ve askerî bileşenlerin kaçakçılığı da uzmanların faaliyet gösterdiği alanlar arasında sıralandı.

Uzmanların deniz operasyonlarının koordinasyonunda ve ticari gemilerin hedef olarak belirlenmesinde de rol aldığı belirtildi. Açıklamada, patlayıcı yüklü teknelerin geliştirilmesi, otonom denizaltıların tasarlanması, mayın döşeme faaliyetleri ve milis unsurlarına askerî taktikler konusunda eğitim verilmesinin de bu kişilerin görevleri arasında bulunduğu ifade edildi. Söz konusu eğitimlerin, şehirlerin kuşatılması ve şehir savaşlarına yönelik olduğu kaydedildi.

Öte yandan, Yemen'de meşru yönetimi destekleyen Arap Koalisyonu salı günü, Mekke bölgesinde bir insansız hava aracının (İHA) önlenerek imha edildiğini duyurdu.

Bu gelişme, Husilerin Suudi Arabistan'ın güneyine doğru fırlattığı bir balistik füze ile Riyad bölgesine yönelen iki İHA'nın bir gün önce engellenmesinin ardından yaşandı.