Mısır ABD’nin verdiği “güvencelere” rağmen “Filistinlilerin sürgün edilmesinden” endişe etmeye devam ediyor

Raşvan, ‘Büyük İsrail’ fikri varlığını koruduğu sürece dosyanın açık kalacağını söyledi

Mısır Basın Enformasyon Kurumu Başkanı Ziya Raşvan (Bakanlar Kurulu)
Mısır Basın Enformasyon Kurumu Başkanı Ziya Raşvan (Bakanlar Kurulu)
TT

Mısır ABD’nin verdiği “güvencelere” rağmen “Filistinlilerin sürgün edilmesinden” endişe etmeye devam ediyor

Mısır Basın Enformasyon Kurumu Başkanı Ziya Raşvan (Bakanlar Kurulu)
Mısır Basın Enformasyon Kurumu Başkanı Ziya Raşvan (Bakanlar Kurulu)

ABD tarafından ortaya koyulan ve Filistinlilerin topraklarını terk etmeye zorlanamayacağının yanı sıra Gazze Şeridi'nin yeniden imarına başlanacağını açıkça öngören bir maddeyi kapsayan barış planının geçtiğimiz ekim ayında imzalanmış olmasına karşın Mısır'ın İsrail'in Filistinlileri Gazze’den sürme girişimlerine yönelik endişeleri devam ediyor.

Mısır Basın Enformasyon Kurumu Başkanı Ziya Raşvan’ın salı akşamı yaptığı açıklamalar bu kaygıları yansıttı. Raşvan, Filistinlilerin yerinden edilmesi dosyasının ‘Büyük İsrail’ fikri hem toplumsal hem de düşünsel düzeyde İsrail bilincinde varlığını koruduğu sürece gündemde kalmaya devam edeceğini söyledi.

Raşvan'ın bu açıklamalarından bir aydan kısa bir süre önce İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, ‘gönüllü göç planının uygun zaman ve biçimde hayata geçirileceğinden’ söz ettiği açıklamalarda bulunmuştu. Bu gelişmeler, Gazze’de ateşkes için varılan anlaşmasının uygulanmasındaki tıkanıklık, İsrail'in Gazze Şeridi’ndeki kontrol alanlarını genişletme eğilimi ve Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerinin hız kazandığı bir döneme denk geliyor.

Raşvan bir televizyon programında şunları söyledi:

"Sürgün planı ortadan kalkmayacak; destekleyenlerinin sayısı azalabilir ya da artabilir ama varlığını sürdürecek. Bu fikir Siyonist düşüncenin özünde gizli ve mevcut; bu nedenle her an yeniden canlanabilir. Asıl önemli olan ise Mısır'ın yaptıkları ve ABD ile hiçbir Filistinlinin Gazze'den zorla çıkarılmaması, gönüllü olarak ayrılanların ise geri dönme hakkına sahip olması konusunda varılan mutabakattır."

Trump'ın Gazze’de barış planı ‘hiç kimsenin Gazze'den ayrılmaya zorlanmayacağını, ayrılmak isteyenlerin bunu yapma ve geri dönme özgürlüğüne sahip olacağını’ öngörüyor.

Planda ayrıca şu ifadeler yer alıyor:

“İnsanları kalmaya teşvik edeceğiz ve onlara daha iyi bir Gazze inşa etme fırsatı sunacağız. İsrail, Gazze'yi işgal etmeyecek ya da ilhak etmeyecek.”

Raşvan, sözlerine şöyle devam etti:

“Sürgün fikrinin taraftarları aşırı hükümet içinde büyük çoğunluğu oluşturuyor; ancak Tevrat'a dayalı bu aşırı hükümetin yaklaşan seçimlerin ardından varlığını sürdürmesi olası görünmüyor. Dolayısıyla İsrail'in sahada uyguladığı politika üzerindeki doğrudan etkisi azalabilir. Ama bu, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun gitmesiyle birlikte konunun kapandığı anlamına gelmiyor; kesinlikle öyle değil.”

vfbgtr
Filistinlilerin sürgün edilmesini protesto etmek için Refah Sınır Kapısı önünde gösteri düzenleyen Mısırlılar (Arşiv – Şarku’l Avsat Haber Ajansı)

Raşvan ayrıca Mısır'a Filistinlilerin kendi topraklarına ya da başka yerlere sürgün edilmesini kabul etmesi yönünde yeterince teklif yapıldığını ve baskı uygulandığını, ancak Mısır'ın Filistinlilerin kendi topraklarından herhangi bir yere geçişine izin vermeyi hiçbir zaman kabul etmediğini vurguladı.

Meselenin karmaşıklığı

Siyasi düşünür ve eski Milletvekili Abdulmunim Said, Mısır'ın kaygılarının sürmesinin sebebini İsrail hükümetinin aşırı niteliğine ve Filistin meselesinin henüz kesin bir çözüme kavuşturulamamış olmasına ve pek çok karmaşık boyuta sahip olmasıyla ilişkilendirdi.

Şarku’l Avsat'a konuşan Said, "İsrailliler kendilerini bu planları hayata geçirmeye baskı uygulayan aşırı ve ırkçı nitelikteki mevcut elitlere teslim etti" ifadelerini kullandı.

Said sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mevcut durum, aşırı hükümetin vahşi davranışlarıyla başa çıkabilmek için birleşik bir Arap stratejisini ve İsrail planlarına karşı duracak Arap ülkeleri arasındaki askeri iş birliği aracılığıyla güç dengesini gerektiriyor."

İsrail’deki mevcut hükümetinin Filistinlileri sürgün etme ya da öldürme planlarını beslediğini ve vatandaşlarının zihnine onların varlıklarına yönelik bir tehdit oluşturduğu söyleyen Said, bölgenin farklı kesimlerinde süregelen çatışmaların ise sürgün tehlikesini canlı tuttuğunu vurguladı.

drgtbgr
Refah Sınır Kapısı’nda bir kamyon (Genel Enformasyon Kurumu)

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi Ali el-Hefni, Mısır'ın tutumunun Filistinlilerin sürgün edilmesine karşı çıkmak ve uluslararası hukuk ve sözleşmelerle çelişen, ABD’nin Gazze'de barış planıyla da bağdaşmayan İsrail planlarının hayata geçirilmesine izin vermemek konusunda açık olduğunu ifade etti. Hefni, Kahire'nin ‘Filistinlileri topraklarından uzaklaştırmaya zemin hazırlamayı amaçlayan tüm girişimleri yakından takip ettiğini’ de sözlerine ekledi.

"Kırmızı çizgi"

Mısır, ‘Filistinlilerin Gazze Şeridi'nden sürgün edilmesini izin vermeyeceğini bunun kendisi için bir kırmızı çizgi olduğunu’ defalarca kez vurguladı. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi de pek çok vesileyle Mısır'ın Gazze'deki Filistinlilerin Sina Yarımadası’na ya da herhangi bir yere sürgün edilmesine karşı olduğunu vurguladı ve bunun gerekçesi olarak ‘Filistin davasının tasfiyesinin önlenmesi ve Mısır'ın ulusal güvenliğinin korunmasını’ gösterdi.

Sahada ise geçtiğimiz yıl mart ayında İsrailli emekli Albay Yaakov Blitshtein’ın ‘Gazzelilerin Gönüllü Göçünün Yönetimi’ başkanlığına atanmasıyla İsrail'in planı hayata geçirme yolunda adımlar attığına dair işaretler belirdi. İsrail Savunma Bakanlığı, kurumun Gazze sakinlerinin üçüncü ülkelere gönüllü çıkışına yönelik hazırlık ve kolaylaştırma tedbirleri alacağını, hareket güvenliğini sağlayacağını, geçiş koridoru oluşturacağını ve Gazze'deki belirlenen kapılarda yaya denetimi yapacağını açıkladı.

Mısır'ın sürgün tehlikesinin sürdüğüne yönelik tutarlı vurgusunun ‘yalnızca aşırı planların hayata geçirilmesine ilişkin kaygılarla değil, aynı zamanda sahada fiili durum yaratma girişimlerine karşı kalıcı ve süregelen bir uyanıklıkla ilgili olduğunu’ ifade eden Hefni, Mısır'ın bu planları akamete uğratmak ve onların sahada uygulanmasının önünde sağlam bir set oluşturmak amacıyla ortak çıkarlar temelinde ilişki kurduğu çeşitli dünya ülkeleriyle bağlantılarını etkin biçimde kullandığını vurguladı.



Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
TT

Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)

Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babülmendep bölgesinde kontrolünde tuttuğu son mevzileri ele geçirmeye yaklaşırken, Lahic vilayetinde çatışmalar şiddetlendi. Husiler, Babülmendep'e doğru ilerleyebilmek ve Tur el-Baha ilçesine ulaşmak amacıyla Lahic'in Mukatira ilçesinde hükümet güçlerinin mevzilerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı.

Amalika Tugayları, Babülmendep'te Husilerin elinde kalan sınırlı sayıdaki mevziye yönelik operasyonlarını sürdürürken, hükümet güçleri ve Halk Direnişi birlikleri de Taiz ve Lahic cephelerinde şiddetlenen çatışmalara girdi. Husiler, son günlerde kaybettikleri mevzileri geri almak ve batı kıyısına hâkim stratejik bölgelere doğru yeni ilerleme hatları açmak için girişimlerde bulunuyor.

Sahadaki gelişmelerle eş zamanlı olarak Başkanlık Konseyi Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını ve Taiz cephesinin sorumluluğunu yeniden düzenleyen kararlar aldı. Son haftalarda bazı mevzilerde yaşanan başarısızlıkların ardından alınan kararlar, siyasi liderliğin ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar “Yemen Şafağı” operasyonunun sürdürüleceğini yinelediği bir döneme denk geldi.

Sahadaki kaynaklara göre Husilerin Babülmendep'te elinde yalnızca bir ana mevzi ile az sayıda milisin bulunduğu birkaç tepe kaldı.

fbg
Taiz kenti çevresinde Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında bir Yemen askeri (AFP)

Kaynaklar, hükümet güçlerinin bu noktaların kontrolünü tamamen ele geçirmeye yaklaştığını, ancak Husilerin bölgeye döşediği yoğun mayın ve el yapımı patlayıcıların ilerlemeyi zorlaştırdığını belirtti. Askerler için ciddi tehdit oluşturan patlayıcıların temizlenmesinin, operasyonların tamamlanması açısından zorunlu olduğu ifade edildi.

Amalika Tugayları, Babülmendep Boğazı'na ve uluslararası deniz ulaşım güzergâhlarına hâkim konumu nedeniyle stratejik önem taşıyan bu bölgedeki Husi varlığını tamamen sona erdirmek için operasyonlarını sürdürüyor.

Husiler Lahic'in kuzeyinde saldırılarını yoğunlaştırıyor

Lahic vilayetinin kuzeyindeki Mukatira cephesinde Husiler, salı günü şafak vakti Memşah bölgesinde hükümet güçlerinin mevzilerine şiddetli bir saldırı düzenledi. Ancak 4. Hazım Tugayı ile 1. Komando Ulusal Direniş Tugayı birlikleri saldırıyı püskürttü. Böylece Husilerin aynı noktaya iki gün içinde düzenlediği ikinci saldırı da başarısızlıkla sonuçlandı. Örgüt, pazartesi günü de aynı mevziyi hedef almıştı.

Askerî kaynaklar, hükümet güçlerinin eş zamanlı olarak Nasıra bölgesindeki Savaliha dağlarında bulunan Husi mevzilerini orta ve ağır silahlarla hedef aldığını bildirdi. Saldırılarda Husilerin personel ve askerî teçhizat bakımından kayıplar verdiği belirtildi.

Askerî kaynaklardan alınan bilgilere göre hükümet güçleri, Nasıra cephesindeki Kızıl Su Deposu bölgesinde bazı mevzileri geri alarak Husi unsurlarını bölgeden çıkardı. Topçu birlikleri de Sakhir mevzilerinde Husilere ait toplanma noktalarını ve askerî araçları hedef aldı. Muayık ve Anan bölgelerinde ise çatışmalar devam etti.

scdfvg
Yemen ordusu, Husi saldırılarına karşı Taiz kentindeki mevzilerini koruyor (AFP)

Çatışmalar Kurbe ve Heycet el-Abd hatlarına da yayıldı. Husiler, Turbe ve Vaziiye yönünden askerî araçlar sevk ederek hükümet güçlerinin mevzilerine ilerlemeye çalıştı. Ancak hükümet güçleri saldırıyı püskürttü. Saatler süren çatışmaların ardından Husi unsurları Şerc bölgesinde durduruldu.

Hayfan ilçesindeki Ebus cephesinde de Kerb ve Memşah dağları çevresinde çatışmalar yaşandı. Hükümet güçleri, Husi saldırılarını püskürterek saldırganlara personel ve teçhizat kaybı verdirdi.

Son gelişmeler, Husilerin Babülmendep'te karşılaştıkları baskıya rağmen Lahic'in kuzeyindeki Mukatira cephesine ve buraya bağlı diğer hatlara ağırlık verdiğini gösteriyor. Örgüt, hükümet güçlerinin savunma hatlarını aşarak yeni bir ilerleme sağlamaya çalışıyor.

Taiz cephesinin komuta yapısı değiştirildi

Cephelerdeki gelişmelerin ardından Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını yeniden düzenleyen ve Taiz cephesinin yönetimini değiştiren kararlar aldı. Kararlarla, çatışmaların en yoğun yaşandığı bölgelerden birindeki askerî sorumluluklar yeniden dağıtıldı.

2026 tarihli 247 sayılı karar uyarınca Albay Macdi Munadıl Sabit Ahmed, Tur el-Baha Askerî Ekseni komutanlığına ve 1. Vatan Kalkanı Kuvvetleri Tugayı komutanlığına atandı. Ahmed'in rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi.

Albay Bessam Abdu Said Salim el-Hark, eksenin kurmay başkanlığına ve 4. Dağ Piyade Tugayı komutanlığına getirilirken, Tuğgeneral Naci Mukbil Muhammed Said eş-Şattaf da eksenin harekât sorumlusu olarak görevlendirildi.

246 sayılı kararla ise Tuğgeneral Reşad Ahmed İsmail el-Yusufi, Yüksek Askerî Komite üyeliğine ve Taiz cephesi sorumluluğuna atandı. El-Yusufi'nin rütbesi tümgeneralliğe yükseltilirken, bu görevde Tümgeneral Yusuf eş-Şeraci'nin yerini aldı.

Taiz çevresindeki çatışmalar sürüyor

Taiz kentinin güneyinde hükümet güçleri, Halk Direnişi birliklerinin desteğiyle Akruz cephesinde bazı stratejik mevzileri yeniden ele geçirdi. Nube ve Seyb bölgeleri ile Mübarek Tepesi, Husilerle yaşanan çatışmaların ardından hükümet güçlerinin kontrolüne geçti. Çatışmalarda Husilerin ağır kayıplar verdiği bildirildi.

Hükümet güçleri, Misrah ilçesindeki Hubeyl es-Sarm bölgesinde mevzilerine yönelik Husi saldırısını da püskürttü. Vilayetin diğer cephelerinde ise çatışmalar devam etti.

Öte yandan savaş uçakları, Cebel Habşi kavşağında ağaçların altında konuşlanan Husi unsurlarını ve askerî araçlarını hedef aldı. Sahadaki bilgilere göre hava saldırılarında doğrudan kayıplar meydana geldi.

vfgb
Cevf vilayetindeki cephe hatlarında görev yapan Yemen hükümet güçlerinden bir asker (AFP)

Husiler ise Şakab köylerini havan toplarıyla bombaladı. Saldırılarda bazı evler zarar görürken, bölge sakinleri arasında korku ve panik yaşandı.

Taiz kentinin çevresindeki cephelerde hükümet güçleri ve yerel savaşçılar, kentin giriş ve çıkış noktalarındaki savunma mevzilerini korumayı sürdürüyor. Bölgede topçu ateşi ve aralıklı çatışmalar devam ediyor.

Kent çevresindeki Husi saldırılarının görece azalması, örgütün Mukatira ve Tur el-Baha cephelerindeki çatışmalara yoğunlaşmasıyla aynı döneme denk geldi. Böylece askerî operasyonların ağırlığı Taiz çevresindeki diğer cephelere kaydı.

Yemen Başkanlık Konseyi: Operasyon hedeflerine ulaşılıncaya kadar sürecek

Siyasi cephede Yemen Başkanlık Konseyi, “Yemen Şafağı” operasyonunun ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar devam edeceğini yineledi. Bu hedeflerin başında Husi darbesinin sona erdirilmesi, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve devlet otoritesinin ülkenin tamamında sağlanması geliyor.

Reşad el-Alimi başkanlığında, tüm konsey üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, hükümet güçleri, askerî birlikler ve Halk Direnişi unsurlarının Suudi Arabistan öncülüğündeki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'nun desteğiyle Cevf, Marib ve batı kıyısı cephelerinde ilerleme kaydettiği, Taiz'de ise direnişin sürdüğü belirtildi.

Resmî medyanın aktardığına göre toplantıda, Husilerin askerî saldırılarındaki tırmanış ele alındı. Devlet kurumları ve sivil tesislere yönelik füze ve İHA saldırıları, kent ve köylere yönelik saldırıların genişletilmesi, Taiz kuşatmasının sürdürülmesi ve yerleşim bölgelerinin bombalanması değerlendirildi. Uluslararası su yolları ve deniz ulaşımına yönelik tehditler de toplantının gündeminde yer aldı.

Başkanlık Konseyi, Husilerin saldırıları karşısında cephelerde gösterilen direnişin Suudi Arabistan'ın desteğiyle sürdürüldüğünü vurguladı. Konsey, Riyad yönetiminin hükümet güçlerine verdiği desteğin yanı sıra Taiz ve diğer vilayetlerdeki insani ihtiyaçların karşılanmasına yönelik yardımlarını da takdir etti.

Konsey ayrıca Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan vatandaşlara, örgütün milis devşirme ve eleman kazanma faaliyetlerini reddetmeleri, çocuklarının çatışmalara sürüklenmesine izin vermemeleri çağrısında bulundu.

Açıklamada, silah bırakarak Husiler saflarında savaşmayı bırakanlar için ilan edilen prosedürler çerçevesinde güvenli dönüş yolunun açık olduğu da vurgulandı.


Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
TT

Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin tehditleri ve Afrika Boynuzu'ndaki terör örgütleriyle koordinasyonunun, milisleri uluslararası düzeyde kararlı bir tutum sergilenmesini gerektiren sınır aşan bir tehdide dönüştürdüğünü söyledi.

Ez-Zuba, salı günü Paris'te Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Remi Ferro ile bir araya geldi. Görüşmede Yemen'deki son gelişmelerin yanı sıra Husilerin sivil yerleşimlere ve uluslararası deniz ulaşım hatlarına yönelik terör eylemlerindeki tırmanış ele alındı.

Yemen Dışişleri Bakanı, Husilerin Taiz kentini kuşatma altında tutmasının yol açtığı insani dramı da gündeme getirdi. Ez-Zuba ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) çalışanları ile insani yardım kuruluşlarında görev yapan personelin kaçırılması ve işkenceye maruz bırakılması gibi ihlallere dikkat çekti. Bu eylemlerin son olarak Muhammed eş-Şami'nin hayatına mal olduğunu belirtti.

Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Ferro ise Fransa ve Avrupa Birliği'nin (AB), sahadaki değişimlere uyum sağlayacak yeni bir Yemen politikası benimsemeye önem verdiğini ifade etti. Ferro, ülkesinin Husilerin sivillere yönelik tüm ihlallerini reddettiğini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Yemen resmî haber ajansından aktardığı habere göre görüşmede, Yemen'deki gelişmeler ve Husilerin bölgesel güvenliğe yönelik tehditleri üzerinde duruldu.


Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı
TT

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen İçişleri Bakanlığı, salı günü, terör örgütü olarak nitelendirdiği Husilerle birlikte çalışan 21 yabancı uzman bulunduğunu açıkladı. Bakanlık, bunlardan 14'ünün İran Devrim Muhafızları Ordusu, 7'sinin ise Lübnan Hizbullahı mensubu olduğunu bildirdi.

Yemen'in 6 vilayetine dağılan uzmanların, Husilerin finansman, silahlandırma ve eğitim faaliyetlerinde görev aldığı belirtildi. Açıklamaya göre bu kişiler, doğrudan denetim ve gözetimin yanı sıra operasyonların planlanması ve yönetilmesine, milislerin askerî kapasitesinin geliştirilmesine de katılıyor. Uzmanların ayrıca Yemen'de uzun vadeli nüfuz oluşturmayı, siyasi, örgütsel, toplumsal ve medya faaliyetleri aracılığıyla Husilere bağlılık ağları ve yapılar kurmayı hedeflediği kaydedildi.

Yemen İçişleri Bakanlığı, söz konusu faaliyetlerin Yemen'i Arap çevresinden uzaklaştırmayı amaçladığını vurguladı.

Yabancı uzmanların görev alanları arasında operasyon yönetimi, komuta-kontrol sistemleri, balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) bulunuyor. Ayrıca gözetleme sistemleri, haberleşme altyapısı, elektronik harp, ikmal ağları ve askerî bileşenlerin kaçakçılığı da uzmanların faaliyet gösterdiği alanlar arasında sıralandı.

Uzmanların deniz operasyonlarının koordinasyonunda ve ticari gemilerin hedef olarak belirlenmesinde de rol aldığı belirtildi. Açıklamada, patlayıcı yüklü teknelerin geliştirilmesi, otonom denizaltıların tasarlanması, mayın döşeme faaliyetleri ve milis unsurlarına askerî taktikler konusunda eğitim verilmesinin de bu kişilerin görevleri arasında bulunduğu ifade edildi. Söz konusu eğitimlerin, şehirlerin kuşatılması ve şehir savaşlarına yönelik olduğu kaydedildi.

Öte yandan, Yemen'de meşru yönetimi destekleyen Arap Koalisyonu salı günü, Mekke bölgesinde bir insansız hava aracının (İHA) önlenerek imha edildiğini duyurdu.

Bu gelişme, Husilerin Suudi Arabistan'ın güneyine doğru fırlattığı bir balistik füze ile Riyad bölgesine yönelen iki İHA'nın bir gün önce engellenmesinin ardından yaşandı.