Aden kendisiyle yüzleşirken Güney Geçiş Konseyi çöküş ile kaosu körükleme arasında bocalıyor

Zamanlama ve finansman soruları baş gösterdi

Yemen'in Aden kentinde, GGK Genel Merkezi önünde nöbet tutan bir asker, 8 Ocak 2026 (Reuters)
Yemen'in Aden kentinde, GGK Genel Merkezi önünde nöbet tutan bir asker, 8 Ocak 2026 (Reuters)
TT

Aden kendisiyle yüzleşirken Güney Geçiş Konseyi çöküş ile kaosu körükleme arasında bocalıyor

Yemen'in Aden kentinde, GGK Genel Merkezi önünde nöbet tutan bir asker, 8 Ocak 2026 (Reuters)
Yemen'in Aden kentinde, GGK Genel Merkezi önünde nöbet tutan bir asker, 8 Ocak 2026 (Reuters)

Enver el-Ansi

Feshedilmiş olan Güney Geçiş Konseyi (GGK), geçtiğimiz cuma günü Yemen'in güneyindeki Aden, Mukella ve Seyyun şehirlerinde ‘vesayeti reddetmek ve işgale karşı çıkmak’ adını verdiği ‘milyonluk gösteri’ aracılığıyla Yemen sahnesinde yeniden boy gösterme girişimini bir kez daha tekrarladı.

Riyad önderliğindeki Arap koalisyonunun desteklediği meşru Yemen hükümeti yetkilileri, gösterilerin içindeki kargaşa, şiddet olayları ve saldırılara karşın ‘barışçıl’ gösterilere müdahale etmedi. Pek çok aktivist tarafından sosyal medyada paylaşılan görüntülere göre polis ve güvenlik kuvvetleri, göstericileri dağıtmak ve onlarla hükümeti destekleyen kalabalıklar arasındaki çatışmaları sona erdirmek amacıyla yalnızca havaya uyarı ateşi açmakla yetindi.

GGK yanlılarının gösterileri, GGK Başkanı İdris ez-Zubeydî'nin fotoğraflarının yanı sıra Yemen hükümetine ve Suudi Arabistan'a yönelik karşıt sloganlar taşıdı. Bu sloganlar, Riyad önderliğindeki koalisyonun Yemen meşruiyetine verdiği destek ile koalisyonun Yemen'in güney vilayetlerinde siyasi ve güvenlik normalleşmesini yeniden sağlamak için gösterdiği büyük çabayı reddediyordu. GGK, bu çabalar kapsamında hükümet bütçelerini güçlendirmek, temel hizmetleri desteklemek ve özellikle çöl ve sahil bölgelerindeki o kavurucu yaz aylarında su ve elektrik hizmetlerini ayakta tutmak amacıyla cömert mali ve ayni yardımlar sağlıyor.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre GGK aktivistleri, Hadramut ve diğer bölgelerde hükümeti ve Riyad önderliğindeki Arap Koalisyonu’nu destekleyen karşı gösterileri de engellemeye çalıştı. Öte yandan bazı karşı taraf üyeleri Zubeydî'nin fotoğraflarını ve GGK bayraklarını indirip yırttı ve yaktı.

Geçtiğimiz cuma günü Aden ve Hadramut'taki GGK gösterilerinde hâkim olan coşkuya ve GGK’nın rakiplerinin bunları küçümseme girişimlerine karşın bu gelişmeler, girişimin tekrarlanmasının ardındaki güdü, bunu finanse eden taraf ve başlatıldığı zamanlama konusunda gerçek sorular doğurdu.

Yemen'in kuzeyinden ayrılmayı talep eden GGK gösterileri, kuzeyde İran bağlantılı darbeci Husilerin fiili iktidarının uygulamalarını kınayan herhangi bir içerik taşımıyordu. Bununla birlikte bu değerlendirme, Yemen’in kuzeyinde ve güneyinde yaşananlar arasındaki bağlantıya ilişkin belgelenmiş kanıtlar olduğunu varsaymak yerine bu olayların eş zamanlılığını, siyasi ve toplumsal etki girişiminin ötesine geçerek orta ve uzun vadede bölgesel çıkarlara hizmet eden jeopolitik bir gerçeklik yaratmayı hedefleyen dış müdahalelerin sürdüğünün göstergesi olarak ele alıyor.

GGK başkanlık kurulu, 9 Ocak 2026 Cuma günü Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'dan ‘GGK’nın ve tüm ana ile alt kurul ve organlarının feshedildiğini’ açıklamıştı. Kurulun açıklaması ayrıca yurt içi ve yurt dışındaki tüm konsey ofislerinin kapatıldığını ve Suudi Arabistan himayesinde kapsamlı bir güney-güney konferansı düzenlenmesine hazırlık yapılarak ‘adil güney hedefini’ gerçekleştirme yolunda çalışmalara başlandığını duyuruyordu.

Pek çok uzman ve hukukçu, GGK’nın kamuoyunda yeniden boy göstermesinin hem daha önce ilan ettiği ‘fesih’ kararından geri adım atması hem de ‘adil güney hedefine’ hizmet edecek yeni bir çerçeve içinde faaliyet sürdüreceğine dair taahhüdünün ihlali niteliği taşıdığını değerlendiriyor. Söz konusu hedef üzerinde, aylardır büyük çoğunluğu Riyad'da bulunan temsilcilerine karşın Riyad’da umut edilen güney-güney konferansını bir türlü toplayamayan güney siyasi, toplumsal ve aşiret güçlerinin büyük bölümünün birbirinden ayrışan görüş ve tasarımları bulunuyor.

Bir kesim, GGK'nın iç ve dış tüm kurumlarını ve ofislerini kapatacağını duyurmasının GGK’yı o tarihten itibaren ‘yasaklanmış bir yapı’ statüsüne soktuğunu ve geçmiş on yıl boyunca meşru hükümet bünyesinde bulunurken bu hükümete karşı ‘silahlı isyan’ yürütmesinden dolayı hesap vermesi gerektiğini savunmuştu. GGK Başkanı Zubeydi, hükümetin en yüksek kurumu olan Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi'nin üyesi olmuş, GGK üyelerinin büyük çoğunluğu ise art arda kurulan hükümetlerde bakanlık koltuklarının büyük bölümünü ele geçirmiş, taraftarları da yurt içindeki atamalarda ve üst düzey makamlar ile yurt dışındaki büyükelçiliklerde aslan payını almıştı.

cd89l9
Yemen hükümetine bağlı askerler, Husiler tarafından yıllardır Taiz kentine uygulanan kuşatmanın sona erdirilmesini talep eden protesto gösterisinde Aden'de Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi'nin fotoğrafının yer aldığı bir pano önünde nöbet tutarken, 25 Mayıs 2022 (AFP)

Yemen'in kuzeyinden ayrılmayı talep eden GGK gösterileri, kuzeyde İran bağlantılı Husi darbeci fiili iktidarının uygulamalarını kınayan herhangi bir içerik taşımıyordu.

Yemen hükümeti, (feshedilen) GGK’nın başkanını ‘yolsuzluk, milyarlarca dolara el koyma ile başta Aden şehri olmak üzere kamu arazileri ve devlet binalarını gasp etmekle’ ciddi biçimde suçlamış ve tüm bu para ile mülkleri geri almak için onu yargıya sevk edeceğine söz vermişti. Ancak bu yönde atılan tek adım medyaya yansıyan açıklama ve haberlerden ibaret kaldı. Bir kesim bu durumun GGK'yı iç kesimlerindeki bazı taraftarları ve destekçileri meşru hükümete meydan okumaya ve geçici başkent Aden'deki cumhurbaşkanlığı sarayındaki varlığına yönelik tehdit söyleminin dozunu artırmaya sevk ettiğini değerlendiriyor. Üstelik bu tırmanma, hükümetteki kuzey liderliğine hakaret yağdırılması ve üzerlerindeki dini ibareler ve sembolik değerleri bir yana, destekçi komşu ülkelerin bayraklarının yakılmasına kadar vardı.

Tepkiler

Yemen'in iç kamuoyunun güney vilayetlerinde yaşanan olaylara tepkisi her zamanki gibi farklılık gösterdi. Bir kesim bu olayları meşru bulurken pek çoğu olayların ‘yapay’ olduğunu ve Yemen'in geleceği ile güneyin bu gelecekteki yerini tartışacak bir güney-güney konferansına hazırlık sürecinde güney sakinlerinin gerçek bir siyasi mağduriyetini yansıtmadığını öne sürdü. ‘Yasaklı’ GGK’nın gösterilerini başlı başına derin bölünmeler ve güney illerinin büyük çoğunluğunu ağır biçimde etkileyen geçim krizleri nedeniyle ‘zaten gergin olan toplumsal barışı daha da bozmaya yönelik bir girişim’ olarak nitelendiren başka kesimler de oldu. Pek çok kişi ise özellikle GGK aktivistlerinin bu krizi insanları ‘evlerindeki yüksek sıcaklıktan kaçmak için’ ve serinletme amacıyla klima çalıştıracak elektrik olmadığı için meydanlara çıkmaya davet ederek istismar etmeye çalıştığı bir dönemde elektrik santralleri ve su istasyonlarını çalıştırmak için büyük miktarda petrol ve motorin göndererek bölgelerine yardım koşan Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları kınayarak reddetti.

Birleşmiş Milletler (BM) Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg ise Hadramut'un Mukella şehrindeki son protestolarda yaşanan ‘kayıplara duyduğu kaygıyı’ dile getirerek BM Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) sunduğu brifingde bu kayıpların koşullarının soruşturulması çağrısında bulundu. Grundberg, bu zorlu koşulların aşılması için ‘Yemen'in güneyindeki halklar arasında ortak bir anlayışa’ varılması gerektiğini vurgulayarak bazı Yemen taraflarının ‘bölgesel gelişmelere’ bahis oynamasının ‘kimsenin hâkim olamayacağı bir fırtınaya bahis oynamak’ anlamına geldiğine de işaret etti. Bu ifadenin, görünürde son ABD-İsrail-İran savaşında Husilerin İsrail'e yönelik sonuçsuz saldırılarına gönderme yaptığı değerlendiriliyor.

7klı98l
GGK destekçileri, Yemen’in Aden kentinde düzenlenen bir yürüyüş sırasında Güney Yemen bayraklarını dalgalandırırken, 2 Ocak 2026 (AP)

GGK, daha önce Aden'i kaybetmesinin ardından Hadramut ve Mehre'yi de kaybetti. Aden'i tüm Yemen için hatta yalnızca güney için bile çekici bir model haline getirmeyi başaramadı; bu başarısızlık sonunda kendisini de kaybetmesine yol açtı.

Yine başa dönüldü

GGK’ya bağlı güçler geçtiğimiz yılın aralık ayında Yemen'in doğusundaki Hadramut ve Mehre vilayetlerine saldırdı. Bu hamle, GGK Başkanı İdris ez-Zubeydi'nin bu iki ilin Suudi Arabistan ile olan karmaşık sosyal ve siyasi iç içe geçmişliğini ağır biçimde yanlış değerlendirmesi olarak nitelendirildi. Suudi Arabistan bu iki ilin en büyük ve en yakın komşusuydu. Zubeydi, bu hatanın bedelini bizzat ödedi ve GGK’daki bazı yoldaşlarıyla birlikte ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Taraftarlarına ‘Mehre-Hadramut seferinin Yemen'den İngiltere'nin ardından ikinci bağımsızlığın ilanına ramak kaldığını ilan ettiği güney’ anlamına geleceğini vaat etmiş olan GGK’nın hayalleri ve özlemleri yerle bir oldu. GGK’nın bazı taraftarları, Suudi Arabistan'ı ‘gerekçesiz’ ve Yemen hükümetiyle koordinasyon sağlanmaksızın başlatılan bu saldırı karşısında yerel güçleri destekleyerek araya girmek suretiyle bu hayali suya düşürmekle suçladı.

GGK böylece daha önce Aden'i kaybetmesinin ardından Hadramut ve Mehre'yi de yitirdi. Aden'i tüm Yemen ya da en azından güney için çekici bir model haline getirmeyi başaramadı; bu başarısızlık sonunda kendisini de kaybetmesiyle noktalandı. Gerçek şu ki GGK liderliğinin büyük bölümü eski konumlarını, çıkarlarını ve ayrıcalıklarını yitirdi. Bu durumun onların hoşuna gitmemesi ya da seyirci kalması beklenemez.

Bugün tüm bunlar karşısında yapılması gereken en doğru hareket GGK liderliğinin geçmişteki düşünce biçimi ve çalışma tarzı konusunda sorumlu bir özeleştiri yapması olur. Yemen hükümetinin de gerçekçi ve akılcı çözüm yollarına yönelmesi gerekiyor. Hepsinden önemlisi herkesin, ‘herhangi bir devletin, ne başka savaşlar doğuran savaşlarla ne de yalnızca nefret kültürü, öç alma ve intikam güdüleri bırakan siyasi şiddetle ne de coğrafi haritaları ve tarihin gerçeklerini hiçbir koşulda değiştiremeyecek olan kaosu körüklemekle yeniden inşa edilemeyeceğini’ anlaması gerekiyor.



Mısır Dışişleri Bakanı: ABD-İran savaşında herhangi bir tırmanışın daha yıkıcı olmasından endişe duyuyoruz

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, 5 Eylül 2025'te Kıbrıs'ın başkenti Lefkoşa'da düzenlenen basın toplantısında konuşurken. (Arşiv – Reuters)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, 5 Eylül 2025'te Kıbrıs'ın başkenti Lefkoşa'da düzenlenen basın toplantısında konuşurken. (Arşiv – Reuters)
TT

Mısır Dışişleri Bakanı: ABD-İran savaşında herhangi bir tırmanışın daha yıkıcı olmasından endişe duyuyoruz

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, 5 Eylül 2025'te Kıbrıs'ın başkenti Lefkoşa'da düzenlenen basın toplantısında konuşurken. (Arşiv – Reuters)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, 5 Eylül 2025'te Kıbrıs'ın başkenti Lefkoşa'da düzenlenen basın toplantısında konuşurken. (Arşiv – Reuters)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, ABD ile İran arasındaki savaşta yaşanabilecek yeni bir tırmanışın daha büyük yıkıma ve ciddi sonuçlara yol açmasından “son derece endişeli” olduğunu belirtti.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre bugün Bahreyn'in başkenti Manama'da Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü tarafından düzenlenen Güvenlik Diyaloğu Zirvesi'nde konuşan Abdülati, “Bir sonraki çatışma turu daha tehlikeli ve daha yıkıcı olacak, hiçbir sonuç getirmeyecek. Geçmişten ders çıkarmalıyız” ifadelerini kullandı.

Haziran ayında varılan geçici anlaşma, İran'la yaşanan savaşta kalıcı bir ateşkesin sağlanmasını veya Hürmüz Boğazı üzerinden deniz taşımacılığının normale dönmesini mümkün kılmadı. O tarihten bu yana İran, Washington'un İran limanlarına uyguladığı ablukayı kaldırması karşılığında Tahran'ın yedi gün içinde aksayan deniz geçişini yeniden açmasını önerdi.

Yeni bir anlaşmaya varılması amacıyla Katar arabuluculuk heyeti dün yeniden Tahran'a döndü. Ancak taraflar, önce nükleer müzakerelerin mi yoksa ablukanın ve petrol yaptırımlarının hafifletilmesinin mi gündeme alınması gerektiği konusunda hâlâ anlaşmazlık yaşıyor.


Irak İstihbaratı siyasi rekabet sınavıyla karşı karşıya

Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri. (WAA)
Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri. (WAA)
TT

Irak İstihbaratı siyasi rekabet sınavıyla karşı karşıya

Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri. (WAA)
Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri. (WAA)

Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri’nin görevden alınması ve Başbakan Ali ez-Zeydi’nin kurumun yönetimini bizzat üstlenmesi, ülkenin en önemli güvenlik kurumlarından birindeki görev değişikliğinin ötesinde anlamlar taşıyor. Bu gelişme, hassas makamların siyasi güçler arasında nasıl paylaştırıldığı ve bu güçlerin güvenlik kurumları üzerindeki nüfuzunun sınırları konusunda yeni soru işaretlerini beraberinde getiriyor.

Ez-Zeydi, eş-Şatri’yi görevden alma kararından üç gün sonra, perşembe akşamı ülkenin en hassas makamlarından birinin yönetimini devraldı. Aralık 2024’te dönemin Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani tarafından Raid Cuhî’nin yerine atanan eş-Şatri, yaklaşık bir buçuk yıl görevde kaldı.

Hükümet, görevden alma kararını egemenliğin pekiştirilmesi ve bölgesel tehditlerle mücadele kapsamında atılmış bir adım olarak nitelendirdi. Ancak söz konusu tehditlerin niteliği veya ez-Zeydi’nin teşkilatın yönetimini ne kadar süreyle üstleneceği konusunda ayrıntı vermedi.

Bu adım, güvenlik kurumunun yönetiminde istisnai bir uygulama olarak değerlendirilirken, aynı zamanda kurum başkanının değiştirilmesinin ötesine geçen siyasi boyutlar taşıyor.

Ez-Zeydi, istihbarat teşkilatının “bütün Iraklılara ait” olduğunu ve partizan, mezhepsel ya da hizipsel paylaşımın dışında tutulması gerektiğini belirtti. Ancak yeni bir başkan atamak yerine görevi bizzat üstlenmesi, makamı iktidar ortakları arasında yürürlükte olduğu varsayılan yazılı olmayan siyasi paylaşım düzeninin dışında bırakıyor.

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, 14 Mayıs 2026'da Bağdat'taki parlamento binasında hükümetine güvenoyu verilmesi için yapılan oylama sırasında. (Reuters)
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, 14 Mayıs 2026'da Bağdat'taki parlamento binasında hükümetine güvenoyu verilmesi için yapılan oylama sırasında. (Reuters)

Güvenlik yapılanması

Siyasi kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, makamların paylaşımına ilişkin mutabakatlar çerçevesinde istihbarat teşkilatı başkanlığının Sünni Arapların kontenjanına ayrıldığını, ancak bu düzenlemenin henüz Sünni bir ismin göreve getirilmesiyle sonuçlanmadığını belirtti.

Kaynaklara göre ez-Zeydi’nin teşkilatın başına geçmesi, bölgesel gerilimin arttığı bir dönemde yeni istihbarat başkanlığını siyasi çekişmelerden korumayı amaçlıyor olabilir. Kaynaklar, başbakanın güvenlik yapılanmasını yeniden düzenleme planlarının teşkilatın belirli siyasi güçlerin kontrolüne geçmesini zorlaştırdığını ifade etti.

2003'ten bu yana teşkilatın yönetiminde, eski subay Muhammed Abdullah eş-Şevvani'nin kısa süreli görev dönemi dışında, Şii partilerle bağlantılı isimler yer aldı. Buna karşılık Sünni yetkililer, operasyonlardan sorumlu başkan yardımcılığı gibi teşkilatın önemli kademelerinde görev yaptı. Söz konusu makam, İran yanlısı silahlı grupların kışkırtma kampanyalarına da hedef olmuştu.

Bağdat'ın Mansur bölgesindeki teşkilat merkezinin çevresi, Mart 2026'da insansız hava aracıyla (İHA) düzenlenen hava saldırısına maruz kaldı. Saldırıda bir istihbarat subayı hayatını kaybederken, merkezde maddi hasar meydana geldi.

Resmî olmayan güvenlik raporlarında, saldırının İran ile ABD arasındaki bölgesel gerilim nedeniyle yasa dışı faaliyet gösteren silahlı gruplar tarafından gerçekleştirildiği öne sürüldü.

Adının açıklanmasını istemeyen Sünni bir siyasetçi, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Irak'taki mevcut mezhepsel ve etnik güç paylaşımı düzenine göre istihbarat teşkilatının Sünni Arapların kontenjanında bulunduğunu söyledi.

Söz konusu siyasetçi, bu kesimin özellikle hassas ve güvenlikle ilgili makamlarda güç paylaşımı sistemi nedeniyle sık sık haksızlığa uğradığını belirterek, Sünnilerin bu tür görevlerde temsil edilmemesinin, vatandaşlık ve geçmişin mirasını aşma söylemiyle siyasi uygulamalar arasındaki uçurumu ortaya koyduğunu ifade etti.

Ancak aynı siyasetçi, eş-Şatri'nin görevden alınmasıyla ez-Zeydi'nin teşkilatın yönetimini üstlenmesini birbirinden ayrı değerlendirdi. Başbakanın mevcut aşamada teşkilatı yönetmesinin, makam üzerindeki anlaşmazlığın siyasi güçler arasında yeni bir rekabet alanına dönüşmesini önleyebileceğini belirtti. Görev için adaylık sürecinin başlatılmasının, siyasi çekişmelerin yoğunluğu nedeniyle uzlaşmayı zorlaştırabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Irak'ın eski Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, 21 Mart 2026'da Bağdat'ta eski İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri ile görüşürken. (AFP)
Irak'ın eski Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, 21 Mart 2026'da Bağdat'ta eski İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri ile görüşürken. (AFP)

İstihbarat teşkilatı: Merkezî yönetim ile siyasi paylaşım arasında

2003'ten bu yana Irak İstihbarat Teşkilatı, devlet kurumlarının inşasına damgasını vuran mesleki ve siyasi çıkarların iç içe geçmesinden bağımsız kalamadı. Güvenlik kurumları, sivil kurumlardan farklı bir yapıya sahip olmalarına rağmen, üst düzey görevler çoğu zaman siyasi güçler arasında pazarlık ve rekabet konusu oldu.

Siyaset araştırmacısı Abbas Abbud, 2003 sonrasında Irak devletinin kurumsal yapısında idari ve siyasi alanların iç içe geçtiğini, bunun da kurumların rolünü sınırlandırarak bağımsızlıklarını zayıflattığını ifade etti.

Abbud, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, bu iç içe geçişin idari görevlerden hassas güvenlik kurumlarına kadar uzanan bir siyasi nüfuz mücadelesine yol açtığını söyledi. Başbakanın teşkilatı siyasi paylaşım düzeninin dışında tutma yönündeki açıklamalarına rağmen, istihbarat kurumunun da bu rekabetin bir parçası hâline geldiğini vurguladı.

Burada öne çıkan soru, ez-Zeydi'nin teşkilatın yönetimini üstlenmesini siyasi liderlikle güvenlik kurumları arasındaki ilişkiyi yeniden düzenlemeye yönelik bir adıma dönüştürüp dönüştüremeyeceği.

Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığı Ofisi'nin kurulması ve yönetiminin eski İçişleri Bakanı Korgeneral Abdülemir eş-Şemmari'ye verilmesi, güvenlik yapılanmasının denetimini başbakanın liderliğinde merkezileştirmeye yönelik açıklanmış bir eğilimi yansıtıyor.

Ancak denetimin merkezîleştirilmesi, atama ve hesap verebilirlik konusunda açık kurallar oluşturulmadığı ve yetki sınırları belirlenmediği sürece kurumların mesleki bağımsızlığını güçlendireceği anlamına gelmiyor.

Müstansıriye Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Talib Muhammed Kerim, Irak'ın bölgesel ve uluslararası çatışmalardan korunabilmesi için stratejik gelişmeleri okuyabilen, çatışmaların yönünü ve bunların güvenlik, egemenlik ve ekonomik çıkarlar üzerindeki etkilerini öngörebilen bir istihbarat teşkilatına ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Kerim, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, bu hedefin gerçekleştirilmesi için teşkilatın siyasi çekişmelerden bağımsız bir mesleki yapıya kavuşması, güvenlik, diplomasi ve ekonomi kurumlarıyla koordinasyon içinde çalışması ve kurumu siyasi güçlerin hesaplarına göre değil, ulusal çıkarlar doğrultusunda yönetecek yetki ve vizyona sahip bir liderlik tarafından yönetilmesi gerektiğini vurguladı.


Putin, savaşı sona erdirmek için Burhan’a yardım teklif etti

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ı dün Moskova’da karşılarken. (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ı dün Moskova’da karşılarken. (AP)
TT

Putin, savaşı sona erdirmek için Burhan’a yardım teklif etti

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ı dün Moskova’da karşılarken. (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ı dün Moskova’da karşılarken. (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan’daki savaşın sona erdirilmesi ve dışarıdan dayatmalar olmaksızın barışın tesis edilmesi için ülkesinin yardıma hazır olduğunu açıkladı. Putin, Moskova’da düzenlenen 3. Rusya-Afrika Zirvesi kapsamında Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ile gerçekleştirdiği görüşmede, iki ülke arasındaki ekonomik ve teknik iş birliğini geliştirmeye yönelik bir yol haritası sundu.

Putin, ülkesinin çatışmaların durdurulmasını ve siyasi bir çözüme ulaşılmasını desteklediğini vurgulayarak, savaşın insani ve ekonomik sonuçlarına dikkat çekti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre önerilen yol haritası, ticaret, sanayi, teknoloji ve lojistik alanlarında iş birliğini kapsıyor.

Burhan ise Rusya ile stratejik ortaklık kurulması çağrısında bulunarak Kızıldeniz kıyısında, Rusya’ya ait akaryakıt ve buğday depolarının da yer alacağı serbest ekonomik bölge oluşturulmasını önerdi. Sudan hükümetinin, demokratik bir sivil geçiş sürecinin ve özgür seçimlerin önünü açacak, “tamamen Sudan’a özgü” bir barış sürecine bağlı olduğunu vurguladı.

Öte yandan Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim, Ukraynalı askerlerin Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) saflarında savaştığını ve birliklerine insansız hava araçlarının (İHA) kullanımı konusunda eğitim verdiğini öne sürdü. Hartum yönetiminin Ukraynalı, Kolombiyalı ve diğer yabancı uyruklu kişilerin savaşa katılımına ilişkin kanıtlara sahip olduğunu belirten Salim, geçen yıl ABD yönetimine Ukrayna üzerinden Sudan’a Amerikan silahlarının ulaştırıldığını gösteren belgeler sunduğunu açıkladı.