İsrail ateşkese rağmen İHA'larla Lübnan'da istihbarat ve psikolojik savaş yürütüyor

İsrail'e ait insansız hava araçları, Lübnan'ın farklı bölgelerinde yaşayan halk üzerinde psikolojik baskı unsuruna dönüştü. (AP)
İsrail'e ait insansız hava araçları, Lübnan'ın farklı bölgelerinde yaşayan halk üzerinde psikolojik baskı unsuruna dönüştü. (AP)
TT

İsrail ateşkese rağmen İHA'larla Lübnan'da istihbarat ve psikolojik savaş yürütüyor

İsrail'e ait insansız hava araçları, Lübnan'ın farklı bölgelerinde yaşayan halk üzerinde psikolojik baskı unsuruna dönüştü. (AP)
İsrail'e ait insansız hava araçları, Lübnan'ın farklı bölgelerinde yaşayan halk üzerinde psikolojik baskı unsuruna dönüştü. (AP)

Ateşkesin yürürlüğe girmesine rağmen, İsrail'e ait insansız hava araçlarının (İHA) uğultusu Lübnan'da güneyden Beyrut'un güney banliyölerine ve Bekaa Vadisi'ne kadar günlük hayatın değişmeyen unsurlarından biri olmayı sürdürüyor.

Bu uçuşlar artık yalnızca askeri keşif faaliyeti olarak görülmüyor. İsrail'in istihbarat toplama, hedef listesini güncelleme ve ihtiyaç halinde suikast ya da nokta operasyonları gerçekleştirmeye hazır olma stratejisinin temel unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor.

Bunun yanında İHA'lar, savaşın henüz sona ermediği ve Lübnan hava sahasının hâlâ İsrail'in kontrolü altında bulunduğu hissini canlı tutarak siviller üzerinde sürekli psikolojik baskı oluşturuyor.

Askeri uzmanlar, bu uçuşların sürmesinin, İsrail'in Hizbullah ile mücadelenin henüz sonuçlanmadığı ve silah meselesine nihai bir çözüm bulunmadan hava sahasındaki hareket serbestisini terk etmeyeceği yönündeki yaklaşımını yansıttığı konusunda görüş birliği içinde.

"İHA'lar bitmeyen savaşın parçası"

Güvenlik ve savunma uzmanı Riyad Kahveci, İsrail İHA'larının Lübnan hava sahasındaki yoğun varlığının olağanüstü bir durum olmadığını, bunun İsrail'in ateşkese rağmen Hizbullah'a karşı sürdürdüğü mücadelenin doğal bir parçası olarak gördüğü keşif ve istihbarat faaliyetleri kapsamında değerlendirildiğini söyledi.

Kahveci, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, "İHA'lar Lübnan semalarında kalmaya devam edecek. İsrail bunları sürekli keşif ve gözetleme amacıyla kullanıyor. Güney banliyöleri, Beyrut ve çevresi, güney Lübnan ile Bekaa'daki Hizbullah hareketliliğini bu araçlarla izliyor. İsrail'e göre Hizbullah'la savaş sona ermiş değil. Bugün yaşanan yalnızca bir ateşkes veya gerilimin geçici olarak düşmesidir. İsrail'in bakış açısına göre çatışma devam ediyor" dedi.

cdfvfrb
İsrail'e ait insansız hava araçları Lübnan semalarından eksik olmuyor. (EPA)

İsrail'in Lübnan hava sahasında serbest hareket ettiğini düşündüğünü belirten Kahveci, "Geçmişte daha çok uzak mesafeden keşif faaliyetlerine ağırlık veriliyordu. Bugün ise donmuş bir savaş süreci yaşanıyor. Suikastlar ve sınırlı askeri operasyonlar devam ettiği için keşif faaliyetleri de İsrail'in askeri faaliyetlerinin ayrılmaz bir parçası olmayı sürdürüyor" ifadelerini kullandı.

Yakın zamanda  bu uçuşların sona ermesini beklemediğini belirten Kahveci, "Bunların kısa vadede duracağını kesinlikle düşünmüyorum. Silah meselesine ilişkin bir çözüme ulaşılıncaya kadar devam edecekler. Bu nedenle mevcut aşamada İHA uçuşlarının sona ermesini beklemiyorum" diye konuştu.

Sessiz İHA diye bir şey yok

Teknik açıdan da değerlendirmelerde bulunan Kahveci, kamuoyunda dile getirilen "sessiz İHA" iddialarının gerçeği yansıtmadığını söyledi.

"Sessiz İHA diye bir şey yoktur. Bütün İHA'lar ses çıkarır; fark yalnızca motor tipine bağlı olarak ses seviyesindedir." diyen Kahveci, casusluk amacıyla kullanılan küçük bataryalı İHA'ların daha düşük ses çıkardığını, ancak İsrail'in Lübnan üzerinde kullandığı araçların farklı modellerden oluştuğunu ve keşif-gözetleme görevleri için tasarlandığını ifade etti.

Kahveci, İHA'nın daha yüksek ya da daha düşük ses çıkarmasının tek başına askeri bir anlam taşımadığını belirterek, bunun yalnızca kullanılan platform ve motor tipiyle ilgili olduğunu söyledi.

Keşif ve saldırı görevini birlikte yürütüyorlar

Kahveci, Lübnan üzerinde uçan İsrail İHA'larının tamamının yalnızca keşif amaçlı olmadığını da vurguladı.

Bu araçların kameralarla donatıldığını belirten Kahveci, "Bazıları silahlıdır ve küçük füzeler taşır. Dolayısıyla gerektiğinde doğrudan hedef vurabilirler. Keşif görevinin yanında saldırı kapasitesine de sahiptirler." dedi.

fvfevbef
İsrail'e ait insansız hava araçlarının Lübnan semalarındaki varlığı, henüz sona ermeyen savaşın bir parçası olarak görülüyor. (AFP)

İsrail'in bu İHA'ları düşük irtifada yoğun şekilde kullandığını belirten Kahveci, bunun nedeninin Hizbullah'ın hava savunma kapasitesinin oldukça sınırlı olması olduğunu söyledi.

Kahveci, "Her İHA'nın belirli bir görevi vardır. Bazıları belirli kişileri izlerken, bazıları belli bölgeleri gözetler. Her platformun kendine özgü operasyonel görevi bulunuyor." ifadelerini kullandı.

Amaç hedef listesini sürekli güncellemek

Emekli Tuğgeneral Said Kazah da İsrail İHA'larının Lübnan üzerindeki faaliyetlerinin, İsrail'in Hizbullah'la savaşın henüz sona ermediğine inandığını gösterdiğini belirtti.

Kazah, bu İHA'ların aynı anda istihbarat, saldırı ve psikolojik savaş görevleri yürüttüğünü söyledi.

"İHA uçuşlarının ilk mesajı, İsrail'in savaşın hâlâ sürdüğünü göstermek istemesidir. İsrail ile Hizbullah arasındaki savaşın resmen sona erdiği ya da taraflar arasında nihai bir düşmanlıkların sona erdirilmesi anlaşmasının yapıldığı açıklanmış değildir." dedi.

Bu uçuşların amacı yalnızca siyasi mesaj vermeyi hedeflemediğini İfade eden Kazah, "Asıl hedef, hedef bankasını sürekli güncellemektir. Aynı zamanda İsrail'in kendisi açısından tehdit olarak değerlendirdiği her türlü faaliyeti, ister Beyrut'un güney banliyölerinden ister Lübnan'ın başka bölgelerinden kaynaklansın, kesintisiz biçimde izlemektir" ifadelerini kullandı.

İHA'ların her gün hava fotoğrafları çektiğini belirten Kazah, bu görüntülerin önceki kayıtlarla karşılaştırıldığını, daha sonra yapay zekâ sistemleri ve askeri analistler tarafından incelenerek askeri nitelik taşıyan yeni hedeflerin belirlenmeye çalışıldığını söyledi.

Psikolojik savaşın da önemli bir parçası

Kazah, daha düşük ses çıkaran İHA modellerinin bulunduğunu ancak bunların bugün Lübnan üzerinde görev yapan araçların yerine kullanılmasının uygun olmadığını belirtti.

Bunun nedeninin mevcut İHA'ların yalnızca keşif değil, aynı zamanda saldırı görevlerini de yerine getirmesi olduğunu vurgulayan Kazah, bu platformların gelişmiş keşif sistemleri ve füzelerle donatıldığını, böylece tehdit olarak değerlendirilen hedeflere anında müdahale edebildiğini söyledi.

Kazah, İsrail'in bu İHA'ları yalnızca operasyonel gerekçelerle kullanmadığını belirterek şu değerlendirmede bulundu:

"Bu araçlar psikolojik savaşın da önemli bir unsurudur. İsrail, Lübnanlıların İsrail ordusunun hâlâ sahada olduğu, savaşın kapanmadığı ve düşmanlıkların tamamen sona ermesini ve silah meselesinin çözüme kavuşmasını garanti altına alacak nihai bir anlaşma sağlanmadan operasyonlarını durdurmayacağı mesajını sürekli hissetmesini istiyor."



İdlib kırsalında bu ay ikinci kez silah deposunda patlama

Suriye polisi, (Şarku'l Avsat)
Suriye polisi, (Şarku'l Avsat)
TT

İdlib kırsalında bu ay ikinci kez silah deposunda patlama

Suriye polisi, (Şarku'l Avsat)
Suriye polisi, (Şarku'l Avsat)

Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib’in kuzey kırsalında bugün meydana gelen patlamada, ilk belirlemelere göre 8 kişi yaralandı.

Suriye resmi haber ajansı SANA’nın bildirdiğine göre patlama, Serada kenti yakınlarındaki Burc en-Nemra bölgesinde bulunan bir silah deposunda meydana geldi.

İdlib Acil Durum ve Afet Yönetimi Müdürlüğü Operasyonlar Sorumlusu Velid Aslan, ekiplerin patlamanın hemen ardından olay yerine sevk edildiğini belirterek, ilk bulguların olayın mühimmattan kaynaklandığını gösterdiğini söyledi. Ekiplerin bölgedeki durumu değerlendirdiği, olay yerinin güvenliğini sağladığı ve olası gelişmelere müdahale etmek için gerekli önlemleri aldığı kaydedildi.

İdlib kırsalındaki Binniş beldesinde de bu ayın başında mühimmat yüklü bir aracın patlaması sonucu 5 kişi hayatını kaybetmişti. Benzer olaylar 2024 ve 2025 yıllarında da sıkça yaşanırken, vakaların çoğu İdlib vilayetinde meydana geldi.

Suriye’nin yeni hükümetine bağlı polis aracı, 7 Şubat 2025’te ülkenin orta kesimindeki Palmira’da Saha Camisi yakınındaki bir caddeden geçerken (AFP).
Suriye’nin yeni hükümetine bağlı polis aracı, 7 Şubat 2025’te ülkenin orta kesimindeki Palmira’da Saha Camisi yakınındaki bir caddeden geçerken (AFP).

Kasım 2025’te Kefr Taharim bölgesindeki bir mühimmat deposunda meydana gelen patlamada 5 işçi hayatını kaybetmiş, 9 kişi yaralanmıştı. Ağustos 2025’te İdlib kenti çevresinde meydana gelen mühimmat patlamasında 4 kişi hayatını kaybetmiş, 5 kişi yaralanmıştı. Temmuz 2025’te ise İdlib kırsalındaki Maarat Mısrin’de Türkistan İslam Partisi’ne ait bir mühimmat deposunun patlaması sonucu 12 kişi ölmüş, 120’den fazla kişi yaralanmıştı.

Medya haberlerine göre bu tür patlamaların nedenleri arasında başta mühimmatın uygun olmayan koşullarda depolanması, güvenlik standartlarının yetersizliği ve özellikle sıcaklıkların yükseldiği dönemlerde patlayıcı maddelerin birbirinden ayrılmaması bulunuyor. Silahların taşınması ve sevkiyatında güvenlik kurallarına uyulmaması ile silah tüccarlarına ait depoların yerleşim alanlarının içinde veya yakınında bulunması da risk faktörleri arasında gösteriliyor. Bunun yanı sıra güvenlik kaynaklı nedenler de ihtimaller arasında değerlendiriliyor.


İsrail, yerleşimlere yönelik yaptırımlara misilleme olarak İngiliz konsolosluğunu kapatıyor

İsrail güçleri Batı Şeria’da bir Filistinliyi gözaltına aldı
İsrail güçleri Batı Şeria’da bir Filistinliyi gözaltına aldı
TT

İsrail, yerleşimlere yönelik yaptırımlara misilleme olarak İngiliz konsolosluğunu kapatıyor

İsrail güçleri Batı Şeria’da bir Filistinliyi gözaltına aldı
İsrail güçleri Batı Şeria’da bir Filistinliyi gözaltına aldı

İsrail, İngiltere ve Fransa'dan yerleşim yerlerine karşı kararlar beklediği bir sırada, uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul edilen yerleşim yerleriyle mal ticaretine kısıtlama getirme kararlılığını teyit eden 12 ülkeli bir ittifakla karşı karşıya kaldı.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, dün yaptığı açıklamada, İngiltere'nin Batı Şeria'daki yerleşim yerlerine uyguladığı yaptırımlara misilleme olarak İsrail'in Kudüs'teki İngiliz Konsolosluğu'nu kapatacağını duyurdu.

Saar'ın bu adımı, İngiltere'nin İsrail yerleşim yerleriyle ticareti yasaklama kararına yanıt olarak alınan bir dizi karşı tedbirin devamı olarak geldi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar yaptığı açıklamada, İsrail’in ayrıca İngiltere temsilcilerini Gazze’deki ateşkesi izlemekle görevli ortak askeri merkezden çıkaracağını ve İngiltere’nin Batı Şeria’da Filistin Yönetimi’ne bağlı güvenlik güçlerine yönelik eğitim programlarını sonlandıracağını belirtti.

Bunun yanı sıra İsrail, seçilmiş 12 İngiliz yetkilinin yanı sıra Saar’ın “Yahudi karşıtı ve İsrail karşıtı faaliyetlere karıştığını” söylediği diğer İngiliz vatandaşlarının ülkeye girişini de engelleyecek.

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband ise dün Avam Kamarası'nda yaptığı konuşmada, ülkesinin "işgal altında bulunan topraklardaki yasa dışı yerleşim yerlerinden gelen ürünlerin ithalatına yasak getireceğini" belirterek, bu adımın diğer ülkelerle koordineli bir hareketin parçası olduğunu belirtti.

Miliband, yasağı duyururken İsrail hükümetini Batı Şeria'da yerleşimcilerin gerçekleştirdiği "etnik temizliğe" göz yummakla suçladı. Miliband, "İngiliz hükümeti, Batı Şeria'da terörist yerleşimciler tarafından bir etnik temizlik yürütüldüğünü kabul etmektedir" ifadelerini kullandı.

Sözlerini sürdüren Miliband, "İsrail hükümeti bu duruma sıklıkla göz yumdu; daha da kötüsü, bazı üyeleri Filistinlilerin zorla yerinden edilmesini desteklemeyi amaçlayan açıklamalar yaparak adımlar attı" dedi.

İngiliz hükümetinin resmi pozisyonunun "işgalin yasa dışı olduğu" yönünde olduğunu vurgulayan Miliband, "İngiliz halkının, mağazalarımızda ve tüketim merkezlerimizde yerleşim yerlerinden gelen ürünleri kabul ederek işgali desteklememizi istediğine inanmıyorum" dedi.

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, işgal altındaki Filistin topraklarında bulunan yasa dışı yerleşim birimlerinden mal ithalatına yönelik yasağı duyuruyor (AFP)
İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, işgal altındaki Filistin topraklarında bulunan yasa dışı yerleşim birimlerinden mal ithalatına yönelik yasağı duyuruyor (AFP)

İsrail Dışişleri Bakanı ise "Dışişleri Bakanı'nın, İngiliz Parlamentosu'nda yönelttiği suçlamalar kabul edilemez ve yalandır" değerlendirmesinde bulundu.

12 ülkeden geniş çaplı hamle

Tel Aviv, Londra'nın işgal altında bulunan Batı Şeria'daki İsrail yerleşim yerleriyle ticarete kısıtlama ve yaptırım getirilmesi kararına mümkün olduğunca fazla ülkeyi dahil etme çabalarına öncülük ettiğini bilse de İsrail'in tepkilerinde bir sürpriz havası hâkim oldu.

İngiltere'nin yanı sıra Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot da "Paris'in İsrail yerleşim yerleriyle ticari ilişkilerini sonlandıracağını" vurguladı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İngiliz girişimine Fransa'nın yanı sıra Kanada, Danimarka, Finlandiya, İzlanda, İrlanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İspanya ve İsveç katıldı.

12 ülke tarafından yayımlanan ortak bildiride, söz konusu devletlerin "uluslararası hukuka göre yasa dışı olan yerleşim yerleriyle mal ticaretine kısıtlama getirme kararlılıklarını teyit ettikleri" ifade edildi.

İsrail hükümetinin Batı Şeria'daki eylemlerine tepki gösteren ülkeler, bu adımların "iki devletli çözüm imkanını baltaladığını" belirtti. Bildiride, "E1 bölgesindeki yerleşim projesi için ihale açılması kararı da dahil olmak üzere, emsalsiz düzeydeki yerleşimci şiddeti ve yerleşim yerlerinin genişletilmesi gölgesinde durumun hızla kötüleştiği" uyarısında bulunuldu.

Ülkeler, İsrail hükümetine "yerleşim yerlerinin genişletilmesini ve Batı Şeria'daki idari yetkilerin artırılmasını derhal durdurma, yerleşimci şiddetinden sorumlu olanların hesap vermesini sağlama ve İsrail güvenlik güçlerine yönelik iddiaları soruşturma" çağrısında bulundu.

Bildiride, bu kararın "emsalsiz düzeydeki yerleşimci şiddeti ve yerleşim yerlerinin genişlemesi" sonucunda alındığı vurgulandı.

Bu kararlar, İsrail'deki ön uyarılara rağmen geldi. İsrail, İngilizlere yalnızca Fransa ve Kanada'nın katılmasını beklerken, Kanada'nın yanı sıra geniş bir Avrupa cephesinin oluşması karşısında şaşkınlık yaşadı.

İsrail'den sert tepki

İngiltere'nin yerleşim yerlerine karşı açıklamasından önce İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, böyle bir adımın yaklaşan İsrail seçimlerine müdahale sayılacağını belirterek süreci engellemeye çalıştı.

Herzog, "Bu büyük bir hatadır, tarihin yanlış tarafında yer almaktır ve egemen bir devletin demokratik seçimlerine açık bir müdahaledir. Bu müdahale kimseye hizmet etmeyecek, aksine ne yazık ki, Filistinlilere doğrudan zarar vererek onları iş ve ticaret fırsatlarından mahrum bırakacaktır. Nihayetinde hürriyet sevdalısı ülkelerin çıkarlarına ve güvenliğine zarar verecektir" demişti.

Netanyahu ve Herzog, Hamas ile yaşanan çatışmalarda hayatını kaybeden bir İsrailli polis memuru için düzenlenen anma törenine katılıyor (Reuters).
Netanyahu ve Herzog, Hamas ile yaşanan çatışmalarda hayatını kaybeden bir İsrailli polis memuru için düzenlenen anma törenine katılıyor (Reuters).

Sözlerini sürdüren Herzog, "Yaptırımlar çözüm değildir, çözüm diyalogdur. Tüm yabancı hükümetlere diyorum ki: Durun! Yaptırımlar ve boykotlar gibi çıkmaz yollardan uzaklaşın, yapıcı diyalog ve iş birliğine yönelin" ifadelerini kullanmıştı.

İsrail medyasında, duyuru öncesinde yer alan haberlerde Fransa ve Kanada'nın katılımının beklendiği; ancak Avrupa Birliği'nin seçim öncesinde yaptırım uygulama konusunda daha az istekli olduğu, bu adımın Başbakan Binyamin Netanyahu'nun lehine işleyeceğine inandığı belirtilmişti. Ancak 12 ülkeden gelen büyük açıklamanın ardından Yedioth Ahronoth gazetesi, durumu bir "diplomatik çöküş" olarak nitelendirdi.

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Başbakan Binyamin Netanyahu'dan, İngiltere'nin bu hamlesine karşılık "Filistin Yönetimi adına çalışan Kudüs'teki İngiliz Konsolosluğu'nu kapatma" talebinde bulunduğunu söyledi. Ben-Gvir ayrıca İsrail'in, Arjantin'in tartışmalı Falkland Adaları üzerindeki egemenliğini tanımasını ve adaların işgali sürdüğü müddetçe İngiltere'ye yaptırım uygulamasını teklif etti. Ben-Gvir, Londra'yı adaları ve "Arjantin halkının parasını çalmakla" suçladı.

Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ise İngiltere Büyükelçisi'nin İsrail'den sınır dışı edilmesi çağrısında bulunarak, "Yahudi karşıtı bir hükümetin paspası olmayacağız. İsrail üzerindeki İngiliz Mandası sona erdi" ifadesini kullandı.

Filistin ve Arap dünyasından memnuniyet, ABD'den mesafe

Filistin Devlet Başkanlığı yaptığı açıklamada, ticarete yaptırım uygulanması kararını memnuniyetle karşılayarak, bunu yerleşimci rejimle mücadele etmek ve İsrailli yetkililerden hesap sormak adına "önemli bir adım" olarak niteledi.

  Batı Şeria’da yeni yerleşim biriminin açılışından görüntü
  Batı Şeria’da yeni yerleşim biriminin açılışından görüntü

Mısır da İngiltere'nin kararını memnuniyetle karşıladığını belirterek, Mısır Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla yaptığı açıklamada, bu adımın "uluslararası hukuk kurallarına ve uluslararası meşruiyet kararlarına olan bağlılığı yansıtan önemli bir hamle olduğunu, yasa dışı yerleşim faaliyetleriyle ve işgal altındaki Batı Şeria'da (Doğu Kudüs dahil) sahada yeni bir emrivaki yaratma çabalarıyla mücadeleye katkı sağladığını" vurguladı.

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 12 ülkenin kararı hakkında doğrudan yorum yapmaktan veya kararı kınamaktan kaçınarak, yalnızca Batı Şeria'da yaşanan "gerilimleri" kınamakla yetindi.

Rubio, Washington'un İngiltere öncülüğündeki Batı ülkelerinin İsrail yerleşim yerlerine yaptırım uygulama kararına katılmayacağını teyit etti. Latin Amerika ziyaretine çıkmadan önce gazetecilere konuşan Rubio, "Doğal olarak, Birleşik Krallık'ın yaptığını yapmayacağız" dedi. Rubio ayrıca, "Ancak istikrar hedefini paylaşıyoruz. Bölgede pek çok gelişme yaşanırken, şu anda Batı Şeria'da istikrarı bozacak veya gerilimi artıracak hiçbir şey görmek istemiyoruz" ifadelerini kullandı.


Lübnan-ABD temasları İsrail'in şiddetini “frenliyor”

Şii Yüksek İslam Konseyi Başkan Yardımcısı Şeyh Ali el-Hatib, Beyrut'taki ABD Büyükelçisi Mişel İsa'yı kabul etti (El-Merkeziyye)
Şii Yüksek İslam Konseyi Başkan Yardımcısı Şeyh Ali el-Hatib, Beyrut'taki ABD Büyükelçisi Mişel İsa'yı kabul etti (El-Merkeziyye)
TT

Lübnan-ABD temasları İsrail'in şiddetini “frenliyor”

Şii Yüksek İslam Konseyi Başkan Yardımcısı Şeyh Ali el-Hatib, Beyrut'taki ABD Büyükelçisi Mişel İsa'yı kabul etti (El-Merkeziyye)
Şii Yüksek İslam Konseyi Başkan Yardımcısı Şeyh Ali el-Hatib, Beyrut'taki ABD Büyükelçisi Mişel İsa'yı kabul etti (El-Merkeziyye)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın ABD ile gerçekleştirdiği yoğun temaslar, cumartesi gününden bu yana tırmanan İsrail askeri kampanyasının frenlenmesine katkı sağladı. Öte yandan Lübnan, Amerikan tarafının İsrail ile müzakerelerin sekizinci turunun tarihini belirlemesini bekliyor.

En az 28 kişinin ölümüne, onlarca kişinin yaralanmasına, yüzlerce kişinin Nebatiye şehri ile çevresindeki köylerden göç etmesine yol açan üç günlük hava saldırıları ve topçu bombardımanının ardından, dün Lübnan'ın güneyinde İsrail'in tırmandırma hızı düştü ve ardından geri dönüş dalgası başladı.

Diğer taraftan Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye şehrine yönelik tehlikenin artması, sivil ve siyasi aktivistlerin ordunun varlığının güçlendirilmesini ve devletin şehrin güvenliğinin sorumluluğunu üstlenmesini talep eden ‘Nebatiye 2 Çağrısı’nı yayınlamasına yol açtı.

Lübnan ordusu, halka güvence vermek amacıyla Nebatiye şehrindeki askeri devriyelerini hızla artırdı.