Sudan ordusu, Mavi Nil eyaletinde iki bölgeyi geri aldı

Kuşatma altındaki el-Ubeyd şehrinde acil insani ateşkes çağrıları

Sudan ordusu mensuplarının daha önce Mavi Nil eyaletindeki el-Kili bölgesine girişleri sırasında çekilmiş fotoğrafları (Sosyal medya)
Sudan ordusu mensuplarının daha önce Mavi Nil eyaletindeki el-Kili bölgesine girişleri sırasında çekilmiş fotoğrafları (Sosyal medya)
TT

Sudan ordusu, Mavi Nil eyaletinde iki bölgeyi geri aldı

Sudan ordusu mensuplarının daha önce Mavi Nil eyaletindeki el-Kili bölgesine girişleri sırasında çekilmiş fotoğrafları (Sosyal medya)
Sudan ordusu mensuplarının daha önce Mavi Nil eyaletindeki el-Kili bölgesine girişleri sırasında çekilmiş fotoğrafları (Sosyal medya)

Sahada yaşanan yeni bir gelişmede, Sudan ordusu dün ülkenin güneydoğusunda, Etiyopya sınırına yakın Mavi Nil eyaletinde bulunan stratejik bölgelerin kontrolünü, aylar önce bölgeyi ele geçiren Hızlı Destek Kuvvetleri’nden (HDK) geri aldı.

Sudan ordusu, resmî Facebook hesabından yayımladığı açıklamada, orduya bağlı 4. Piyade Tümeni ile ona destek veren birliklerin, Makaca ve Sarkam beldelerini HDK’ye karşı yürütülen şiddetli çatışmaların ardından yeniden kontrol altına aldığını duyurdu.

Açıklamada, ordu güçlerinin HDK ile müttefik unsurlara can kaybı ve askeri teçhizat açısından ağır zayiat verdirdiği belirtildi.

Ordu tarafından paylaşılan görüntülerde birliklerin her iki beldede konuşlandığı görülürken, askerî operasyonların ‘güvenlik ve istikrar yeniden sağlanana, kaçan unsurların sızma ve yeniden konuşlanma girişimleri engellenene kadar’ süreceği vurgulandı.

4. Piyade Tümeni mensubu Binbaşı Ali Avad Ali de birliklerinin geri alınan bölgelerde konuşlanma faaliyetlerini sürdüreceğini ifade etti.

Söz konusu bölgeler, Mavi Nil eyaletinin başkenti ed-Damazin ile Etiyopya sınırına yakın el-Kurmuk kentini birbirine bağlayan ana güzergâh üzerinde bulunmaları nedeniyle stratejik önem taşıyor. El-Kurmuk, geçtiğimiz mart ayında HDK ile Abdulaziz el-Hilu liderliğindeki Sudan Halk Kurtuluş Hareketi’nin kontrolüne geçmişti.

Bölgede son iki ayda askerî operasyonlarda belirgin bir tırmanış yaşanırken, Sudan ordusu ile HDK arasında bölgedeki çok sayıda küçük yerleşimin kontrolü sık sık el değiştirdi.

El-Ubeyd kuşatması

Son haftalarda HDK, Kordofan bölgesinin en büyük kenti el-Ubeyd’e yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdı. Saldırılarda sivil altyapı, elektrik ve yakıt tesisleri ile kent dışına uzanan ana kara yolu hedef alınırken, bölgeye yapılan askerî takviyeler, geçen yılın sonlarında Kuzey Darfur’daki el-Faşir saldırısı öncesindeki hazırlıkları hatırlattı.

Birleşmiş Milletler (BM) uzmanları, söz konusu saldırının soykırım niteliği taşıyan unsurlar barındırdığını belirtti.

Su istasyonlarının hasar görmesi nedeniyle kentte su kesintileri yaşanırken, bölge sakinleri AFP’ye yaptıkları açıklamada, su ihtiyaçlarını kuyular, su tankerleri ve sınırlı sayıdaki dağıtım noktalarından karşılamak zorunda kaldıklarını söyledi.

Yaklaşık 500 bin nüfusa sahip olan ve çevre bölgelerdeki çatışmalar nedeniyle yaklaşık 100 bin yerinden edilmiş kişiye de ev sahipliği yapan el-Ubeyd, batıda HDK’nin kontrolündeki Darfur bölgesi ile ordunun kontrolündeki orta ve doğu Sudan’ı birbirine bağlayan stratejik güzergâh üzerinde bulunuyor.

BM Güvenlik Konseyi, geçen hafta HDK’nin kent çevresine ‘büyük çaplı askerî takviye’ yapmasından duyduğu endişeyi dile getirerek, yakın zamanda ‘kitlesel katliamlar’ yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Yerel tanıklar, HDK’ye ait askerî hareketliliğin son bir ay içinde el-Ubeyd’in yaklaşık 60 kilometre doğusunda, güneyinde ve batısında gözlemlendiğini aktardı. Kentte Sudan ordusuna bağlı bir piyade tümeni, bir hava üssü, önemli bir petrol boru hattı ile Sudan’ın stratejik ihracat ürünlerinden biri olan Arap zamkının ticaretinin yapıldığı büyük bir pazar bulunuyor.

Analistler, el-Ubeyd’in HDK’nin eline geçmesi halinde örgütün Batı Sudan üzerindeki hâkimiyetini güçlendireceğini ve bunun başkent Hartum yönünde ilerleyişin önünü açabileceğini değerlendiriyor.

Gıda kaynaklarının azalması

Son haftalarda, ulaşım yollarının kesilmesi ve altyapının tahrip edilmesi nedeniyle yerlerinden edilmiş insanların kaldığı kamplara ulaştırılan insani yardım ve gıda sevkiyatında ciddi azalma yaşandı.

Birleşmiş Milletler Uluslararası Göç Örgütü (IOM) yetkilisi Muhammed Rıfat, kentin kapsamlı bir kuşatmaya doğru sürüklendiği uyarısında bulunarak, sivillerin yakında ‘güvenli şekilde çıkış yapma ya da güvenli şekilde geri dönme imkânını kaybedeceğini’ söyledi. Rıfat, AFP’ye yaptığı açıklamada, güvenlik koşullarının kötüleşmesi ve bölgeye erişimin zorlaşması nedeniyle yardım kuruluşlarının kentteki faaliyetlerini askıya aldığını, buna karşın insani ihtiyaçların önceden stoklanan yardım malzemelerinin kapasitesini aştığını belirtti.

sdvdf
Kuzey Kordofan’da yardım kamyonlarına yönelik daha önceki bir saldırının ardından (Sosyal medya)

Bir hükümet kaynağı ise ordunun geçen hafta HDK’nin ilerleyişini yavaşlatmaya çalıştığını ve örgüte ait askerî teçhizatın bir bölümünü hareket halindeyken imha ettiğini açıkladı.

Buna karşılık, HDK’ye yakın bir kaynak, orduyu sivilleri ‘canlı kalkan’ olarak kullanmakla suçlayarak, sivillerin önceden tahliye edilmesi gerektiğini savundu.

Sumud İttifakı’nın çağrısı

Bu gelişmelere paralel olarak, eski Başbakan Abdullah Hamduk liderliğindeki Sivil Demokratik İttifak (Sumud), el-Ubeyd kentinin kuşatılmasıyla ilgili acil insani yardım çağrısında bulunarak, askerî operasyonların ve sivillerin hedef alınmasının derhâl durdurulmasını istedi.

İttifak, çatışmanın taraflarını sivillerin korunması amacıyla kapsamlı bir insani ateşkesi acilen kabul etmeye çağırırken, kentteki ihtiyaç sahiplerine gıda ve tıbbi yardımın ulaştırılabilmesi için güvenli insani koridorların açılmasının önemini vurguladı.

İttifakın açıklamasında, “Kent son derece ağır bir insani krizle karşı karşıya. Devam eden çatışmaların en ağır bedelini siviller ödüyor. Gıda, su ve sağlık hizmetleri başta olmak üzere temel ihtiyaçlarda ciddi yetersizlik yaşanıyor” ifadelerine yer verildi.

fdrvfr
Sumud İttifakı’nın lideri Abdullah Hamduk, Londra’da düzenlenen bir toplantı sırasında (Sosyal medya)

Açıklamada ayrıca BM, uluslararası toplum ve insan hakları kuruluşlarına acil müdahalede bulunmaları çağrısı yapılarak, çatışan taraflara sivil yerleşim alanları ve sivil altyapının hedef alınmasına son vermeleri yönünde baskı uygulanması ve uluslararası insancıl hukuka tam uyulmasının sağlanması istendi.

Öte yandan, Kuzey Kordofan Eyaleti Valisi Abdulhalik Abdullatif daha önce yaptığı açıklamada, el-Ubeyd’in kara bağlantısı açısından kuşatma altında olmadığını belirterek, HDK’nin en yakın unsurlarının kente yaklaşık 70 kilometre uzaklıktaki Bara kentinde bulunduğunu söyledi. Ancak Abdullatif, HDK’nin bölgedeki askerî yığınağının sürdüğünü ve ordunun bu hareketliliğe karşı gerekli tedbirleri aldığını ifade etti.

Güvenli koridorların açılması çağrısı

Öte yandan HDK’nin öncülüğündeki Sudan Kurucu İttifakı, el-Ubeyd kentindeki sivillerin korunması ve insani yardımların ulaştırılmasına ilişkin uluslararası ortaklar arasında yürütülen görüşmeleri yakından takip ettiğini açıkladı.

İttifak, yayımladığı açıklamada, başta ABD, Birleşik Krallık ve Avrupa Birliği (AB) olmak üzere tüm uluslararası ve bölgesel ortaklarla koordinasyonu sürdürmeye hazır olduğunu belirterek, uluslararası toplum ve Afrika Birliği (AfB) gözetiminde sivillerin korunmasını sağlayacak acil ve somut adımlar üzerinde uzlaşmaya varılması çağrısında bulundu.

sdvdfvdfvd
Kordofan bölgesinin kuzeyindeki el-Ubeyd şehrinin eteklerinde bulunan yerinden edilmiş kişilerin kaldığı er-Rahmaniye Kampı, 25 Haziran 2026 (AFP)

Açıklamada, el-Ubeyd’den ayrılmak isteyen sivillerin güvenli bölgelere ulaşabilmesi için güvenli insani koridorların açılması istenirken, ihtiyaç sahiplerine insani yardımın herhangi bir engelle karşılaşmadan ulaştırılması konusunda uluslararası toplum ile uluslararası ve bölgesel kuruluşlarla iş birliği içinde hareket etme taahhüdü yinelendi.

Sudan Kurucu İttifakı ayrıca, sivillerin korunması, insani yardımların ulaştırılması ve yaralılar ile hastaların kentten tahliye edilmesi amacıyla koşulsuz ve derhâl insani ateşkes ilan edilmesi çağrısını yineledi.



İsrail saldırılarının ardından Hizbullah’ta İran yönetimi

Hizbullah, İran’a teşekkür ederken, Lübnan-İsrail doğrudan müzakerelerine tepki gösterdi (Şarku’l Avsat)
Hizbullah, İran’a teşekkür ederken, Lübnan-İsrail doğrudan müzakerelerine tepki gösterdi (Şarku’l Avsat)
TT

İsrail saldırılarının ardından Hizbullah’ta İran yönetimi

Hizbullah, İran’a teşekkür ederken, Lübnan-İsrail doğrudan müzakerelerine tepki gösterdi (Şarku’l Avsat)
Hizbullah, İran’a teşekkür ederken, Lübnan-İsrail doğrudan müzakerelerine tepki gösterdi (Şarku’l Avsat)

Yarın sekizinci yıl dönümü dolacak olan İsrail’in Lübnan’a yönelik geniş çaplı savaşı, Hizbullah’ın siyasi ve askeri konumunda büyük bir değişime yol açtı ve örgütün doğrudan İran yönetimine girmesiyle sonuçlandı.

Güvenlik ve savunma uzmanı Riyad Kahveci, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, Hizbullah’ın kapasitesinin 2024’ten bugüne kadar gerek liderlik ve askeri yapılanma gerekse siyasi nüfuz ve ikmal hatları açısından önemli ölçüde gerilediğini söyledi. Kahveci, bu gerilemenin boyutunun “yaklaşık yarıyı aştığını” tahmininde bulundu. “2024’te yönetim İran’ın yönlendirmesiyle yereldi; bugün ise yönetim ve yönlendirme doğrudan İran’a ait” dedi.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın bu dönemde ülkeyi yönetmesini övdü ve “dünya genelinde barış, güvenlik ve refah konusundaki ortak bağlılığımıza” vurgu yaptı.

Trump’ın övgüsü, Avn’a gönderdiği bir mesajda yer aldı. Lübnan Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Trump, Avn’ı geçen 21 Temmuz’da Beyaz Saray’da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve bu dönemde Lübnan’a liderlik etmesini takdir etti.

Trump, Avn’ın Beyaz Saray ziyaretini “her anlamda tarihi” olarak nitelendirerek, bunun yaklaşık yirmi yıl sonra bir Lübnan devlet başkanının Beyaz Saray’a gerçekleştirdiği ilk ziyaret olduğunu belirtti. Trump şöyle devam etti: “Ortadoğu’nun çatışmalarla karşı karşıya olduğu bir dönemde, Lübnan ve halkı adına sergilediğiniz kararlı liderliği takdir ediyorum.”


Trump ve el-Alimi, Bab el-Mendeb’deki gelişmeleri görüştü

Yemen Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı bir asker, Husilerle çatışma sırasında (Askeri Medya)
Yemen Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı bir asker, Husilerle çatışma sırasında (Askeri Medya)
TT

Trump ve el-Alimi, Bab el-Mendeb’deki gelişmeleri görüştü

Yemen Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı bir asker, Husilerle çatışma sırasında (Askeri Medya)
Yemen Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı bir asker, Husilerle çatışma sırasında (Askeri Medya)

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, Yemen’deki hızla gelişen askeri durumu, özellikle de İran destekli Husilerin Bab el-Mendeb Boğazı yakınlarındaki ilerleyişini ele aldı. Haber ajansları, görüşmeye ilişkin bilgileri birbiriyle örtüşen kaynaklara dayandırdı.

Bu görüşme, Taiz’in batısı ile Lahic’in kuzeyine uzanan yüksek kesimlerde çatışmaların şiddetlendiği bir dönemde gerçekleşti. Çatışmalar, Şimayteyn bölgesine doğru ilerlemeye çalışan Husilerin planlarını engelledi. Hükümet güçleri ve güney güçleri, tekrarlanan saldırıları püskürttüklerini, dağlık bölgelerdeki bazı mevzileri geri aldıklarını ve saldırganlara kayıplar verdirdiklerini açıkladı. Sahadaki kaynaklar ise son 24 saatte onlarca Husinin öldürüldüğünü bildirdi.

Hükümete bağlı “Amalika Güçleri”, Bab el-Mendeb’e komşu Kahbub Dağları’nda Husilere ait 5 aracı imha ettiğini duyurdu. Araçlardan birinde bir Husi komutanının, diğerinde ise uçaksavar silahının bulunduğu belirtildi. Açıklamada, araçlarda bulunanların öldürüldüğü ileri sürüldü.

Hükümete bağlı “Vatan Kalkanı Güçleri” de çatışmalar sırasında iki insansız hava aracını (İHA) düşürdüğünü açıkladı.

Taiz’in batısında çatışmalar Şerira, Marzam Dağı ve Cerdad çevresinde yoğunlaşırken, Husi güçlerinin sızma girişimleri ve saldırılarının engellendiği bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye Marib’de; Harib, Mala ve Umm Reyş bölgelerinde çatışmalar ve topçu atışları sürerken, kontrol hatlarında herhangi bir değişiklik yaşanmadı.

Hükümet güçleri ayrıca Husi birliklerinin toplanma noktaları, tahkimatları ve topçu mevzilerinin vurulduğunu duyurdu. Bu saldırıların Marib ve Beyda’da düzenlenen hava saldırıları ve İHA operasyonlarıyla eş zamanlı gerçekleştirildiği belirtildi.


Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
TT

Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.

Cezayir’de bir aktivist ve Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, seçimlerle bağlantılı  paylaşımı nedeniyle gözaltına alınmasının ardından geniş çaplı siyasi ve insan hakları tartışmasına yol açtı. Bu gelişme, çok sayıda aktivistin sosyal medya platformlarındaki paylaşımları ve siyasi tutumları nedeniyle adli takibata uğradığı bir dönemde yaşandı.

Konu, muhalif sol çizgideki İşçi Partisi’nin lideri ve önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin adayı Louisa Hanoune’un cumartesi günü başkentte düzenlediği basın toplantısında, Kabiliye bölgesinde tanınan ve milyonlarca Cezayirlinin konuştuğu Amazig dilinin yaygınlaştırılması için çalışmalar yürüten Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılması çağrısında bulunmasıyla siyasi boyut kazandı.

Hanoune, aktivistin yaklaşık iki haftadır Facebook hesabındaki bir paylaşım nedeniyle tutuklu bulunmasını kınadı. Davada seçim yasasının kullanılmasını eleştiren Hanoune, “bir kişinin seçimlerle bağlantılı suçtan kovuşturulmasının hukuki mantığının anlaşılır olmadığını” ifade etti.

hyjukı
İşçi Partisi Genel Sekreteri Louisa Hanoune. (Parti medyası)

Hanoune ayrıca Amazig dili ve kültürünün yaygınlaştırılması alanındaki eğitim çalışmalarına dikkat çekerek, hakkında verilen tutuklama kararının yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulunan geniş dayanışma kampanyasına destek verdi.

Seçim sürecini engelleme

Sosyal medyada “Tamazight Moussaoui” adıyla tanınan aktivist, başkentin yaklaşık 100 kilometre doğusundaki Bouira vilayetinin Chorfa kentinde bir lisede öğretmenlik yapıyor. Davası ise bölgesel olarak yetkili M'chedallah Mahkemesi’nde görülüyor.

Nadia Moussaoui’nin tanınırlığı yıllar içinde görev yaptığı okulun sınırlarını aşarak özellikle Kabiliye dilinde içerik üreten bir isim haline geldi. Moussaoui, Amazig dilini basitleştirerek hem Amazigce hem de Arapça konuşanlara öğretmek ve yaygınlaştırmak amacıyla YouTube’da ücretsiz bir eğitim kanalı açtı. Kendisine yakın kişiler, Moussaoui’nin okulların bu konuda yeterli çalışma yapmadığını düşündüğünü belirtti.

Aktivist, 9 Eylül’de yerel polis tarafından ifadeye çağrıldı. Ardından Bouira vilayetindeki M'chedallah Mahkemesi savcılığına sevk edildi ve aynı mahkemenin soruşturma hâkimi tarafından tutuklu yargılanmasına karar verildi. Karara, geçen 2 Temmuz’da yapılan ve özellikle Kabiliye bölgesinde yüksek katılım boykotu yaşanan parlamento seçimlerinde oy kullanmaya ilişkin kişisel görüşünü paylaştığı bir sosyal medya gönderisi gerekçe gösterildi.

Savunmasına göre soruşturma hâkimi Moussaoui’yi “seçim sürecini engellemekle” suçladı. Bu suçlama siyasi ve insan hakları çevrelerinde şaşkınlıkla karşılandı.

16 Eylül’deki duruşmada savcılık makamı iki yıl hapis cezası talep etti. Moussaoui’nin, 22 Eylül’de açıklanması beklenen karar tarihine kadar tutuklu kalması istendi.

Seçim yasasının 295. maddesi

Yargı kaynaklarına göre Nadia Moussaoui hakkında, seçim sistemine ilişkin organik yasanın 295. maddesi kapsamında işlem yapıldı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre söz konusu madde, seçim sürecini engelleyen veya işleyişini bozan kişilerin 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını öngörüyor. Ayrıca kişinin 3 ila 5 yıl süreyle seçme ve seçilme hakkından mahrum bırakılması gibi ek yaptırımlar da uygulanabiliyor.

jukı
2019’daki halk hareketinden bu yana onlarca aktivist hapse atıldı. (Siyasi aktivistler)

Bu madde kapsamında suç sayılan fiiller arasında “oy verme işlemlerinin işleyişini bozmak”, “sandık kurullarının veya oy verme merkezlerinin çalışmalarını engellemek” ve “bir adayın veya yasal temsilcisinin seçim sürecinde kanunla tanınan haklarını kullanmasını engellemek” bulunuyor.

Avukatlar ve insan hakları savunucuları ise bu hükümlerin Moussaoui’ye isnat edilen fiillerle örtüşmediğini savunuyor. Moussaoui’nin tutuklanmasına neden olanın seçimlere ilişkin görüşlerini paylaştığı bir sosyal medya gönderisi olduğunu ve seçimlerin üzerinden de görece uzun bir süre geçtiğini belirtiyorlar.

Moussaoui’nin Facebook hesabı incelendiğinde, tutuklanmasına yol açan paylaşımın silindiği görülüyor.

İfade özgürlüğü tartışması

Chorfa bölgesinde ve Moussaoui’yi internet üzerinden takip edenler arasında kararın açıklanmasını bekleyen bir endişe ve tedirginlik havası hâkim. Moussaoui, ağırlıklı olarak sosyal ve eğitim içerikleri hazırlıyor, zaman zaman da yerel esnaf ve zanaatkârların tanıtımını yapıyordu. Bu durum, hakkında oluşan geniş dayanışmanın nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.

Kendisini tanıyan ve adının açıklanmasını istemeyen bir bölge sakini, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nadia Hanım her zaman kültür ve eğitim alanında faaliyet gösteriyor. Muhalif bir siyasi çizgide değil. Zaman zaman yerel zanaatkârları, küçük esnafı ve bölgedeki restoranları tanıtıyor. Onu, kimseye zarar vermeyecek, örnek bir aile kadını profiline sahip biri olarak tanımlayabiliriz” dedi.

dfvghyju
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılmasını isteyen milletvekili Yasin Aisouan. (Kişisel hesabı)

Cezayir’in Kabiliye bölgesinin en büyük kenti Tizi Vuzu’yu temsil eden Milletvekili Yasin Aisouan da Moussaoui’nin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu. Aisouan, medya açıklamalarında “İfade özgürlüğü temel bir haktır; bir görüş suç haline getirilemez” dedi.

Moussaoui’nin avukatı Nabila İsmail de benzer şekilde, ifade özgürlüğünün suç kapsamında değerlendirilemeyeceğini savundu.

Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, insan hakları kuruluşlarının uzun süredir belgelediği bir tabloyu yeniden gündeme getirdi. 2019’da eski Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika’yı görevden ayrılmaya zorlayan halk hareketinin başlamasından bu yana yüzlerce aktivist, dijital platformlarda siyasi görüşlerini ifade etmeleri nedeniyle hukuki süreçlerle karşı karşıya kaldı. Bu durum, cezai hükümler ile ifade özgürlüğü ilkeleri arasındaki tartışmanın Cezayir’de sürmesine yol açıyor.