Macron Şam'da: Fransa yeni Suriye'den ne istiyor?

Yatırımlar, yeniden inşa ve güvenlik, Şara ile temasların başlıca konuları

Fotoğraf: Fransız siyasi analist Pierre-Louis Raymond, “Cumhurbaşkanı Macron'un Şam ziyareti, Suriye'nin göz ardı edilemeyecek yeni bir aşamaya girdiğinin bir kabulüdür” dedi (AFP)
Fotoğraf: Fransız siyasi analist Pierre-Louis Raymond, “Cumhurbaşkanı Macron'un Şam ziyareti, Suriye'nin göz ardı edilemeyecek yeni bir aşamaya girdiğinin bir kabulüdür” dedi (AFP)
TT

Macron Şam'da: Fransa yeni Suriye'den ne istiyor?

Fotoğraf: Fransız siyasi analist Pierre-Louis Raymond, “Cumhurbaşkanı Macron'un Şam ziyareti, Suriye'nin göz ardı edilemeyecek yeni bir aşamaya girdiğinin bir kabulüdür” dedi (AFP)
Fotoğraf: Fransız siyasi analist Pierre-Louis Raymond, “Cumhurbaşkanı Macron'un Şam ziyareti, Suriye'nin göz ardı edilemeyecek yeni bir aşamaya girdiğinin bir kabulüdür” dedi (AFP)

İsmail Derviş

Suriye ve Arap medyasında yer alan haberlere göre, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron önümüzdeki hafta Suriye'nin başkenti Şam'a resmi bir ziyarette bulunacak. Haberlere göre, Suriye ilişkilerinde yeni bir aşamaya kapı açması beklenen ziyarette Macron'a üst düzey bir siyasi ve ekonomik heyet eşil edecek. Öte yandan gözlemciler, ziyaretin öneminin, Suriye devlet kurumlarının istikrara kavuşması, meclisin faaliyete geçmesi ve uluslararası ilginin Suriye'de askeri ve siyasi meselelerden ekonomik, yatırım ve yeniden inşa konularına kaymasıyla aynı zamana denk gelmesinden kaynaklandığını düşünüyor.

Son birkaç aydır Fransa, Suriye'deki siyasi geçiş sürecini desteklemede önemli bir rol oynadı ve Şam ile diplomatik olarak yeniden ilişki kuran ilk Avrupa ülkeleri arasında yer aldı. Bu nedenle, Macron'un yaklaşan ziyareti, Paris'in Suriye'yi ekonomik bir fırsat olarak görmeye başladığını gösteriyor. Fransa Cumhurbaşkanının, Suriye pazarında yer edinmek isteyen Fransız şirketlerinden iş insanları ve yöneticileri de içeren büyük bir ekonomik heyet ile gelmesinin sebebi de bu.

Ekonomik konuların yanı sıra, Macron ile Suriyeli mevkidaşı Ahmed eş-Şara arasında beklenen görüşmelerde güvenlik de gündemde olacak. Görüşmeler kapsamında ayrıca Suriye'nin komşularıyla, özellikle Lübnan ve İsrail ile ilişkileri de ele alınacak. Fransa, Suriye-Lübnan komşuluk ilişkilerine saygı gösterilmesini ve İsrail'in Suriye topraklarından çekilmesini talep ediyor; bu pozisyonunu BM Güvenlik Konseyi oturumları da dahil olmak üzere birçok kez resmen dile getirdi.

Paris, Şam'ı tanıyor

Fransız siyasi analist Pierre-Louis Raymond, “Cumhurbaşkanı Macron'un Şam ziyareti, Suriye'nin göz ardı edilemeyecek yeni bir aşamaya girdiğinin bir kabulüdür. Geçtiğimiz yıllar, izolasyon politikasının istikrarı sağlamadığını ve Suriye devletinin yeniden inşasının, sadece uzaktan gözlemlemek yerine sorumlu bir Avrupa katılımı gerektirdiğini kanıtlamıştır. Tarihi ve Arap Maşrık (Levant) bölgesi  ile olan ilişkisi göz önüne alındığında, Fransa, insan hakları ve hukukun üstünlüğü konusunda diyaloğu sürdürürken, kurumları destekleyerek, yatırımları teşvik ederek ve uygun koşullar sağlandığında yeniden inşaya yardımcı olarak Suriye ile yeni bir sayfa açılmasına katkıda bulunma fırsatına sahiptir” dedi. Raymond sözlerine şöyle devam etti: “Aynı zamanda, Fransa'nın rolü Suriye ve Lübnan arasında denge kurmak olmalı, yeni bir çatışmanın tarafı olmak değil. İki ülkenin istikrarı iç içe geçmiş durumda, ancak bu istikrar ancak iki devletin de egemenliğine tam saygıya dayanabilir. Şam'ın Beyrut ile ilişkisinin geçmişte olduğu gibi vesayet ilişkisi değil, ekonomik ve güvenlik iş birliği olması kendi çıkarınadır. Ve Lübnan'ın da Suriye'yi bir nüfuz kaynağı yerine istikrarlı bir komşu olarak görmesi kendi çıkarınadır.”

 Fransa, Suriye-Lübnan ilişkilerine nasıl bakıyor?

Fransız siyasi analist bu konuda şöyle düşünüyor: “Paris bu yaklaşımı teşvik etmeyi başarırsa, yalnızca Suriye'nin uluslararası topluma yeniden entegre olmasına yardımcı olmakla kalmayacak, aynı zamanda devletler arasındaki ilişkilerin hegemonyaya veya askeri müdahaleye değil, ortaklığa ve karşılıklı saygıya dayalı olduğu daha istikrarlı bir Ortadoğu'nun yerleşmesine de katkıda bulunacaktır. Fransa'nın Suriye-Lübnan ilişkilerindeki rolüne gelince, Paris bu konuya önceki on yıllara göre tamamen farklı bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Bir tarafın diğerine egemen olmasına olanak tanıyan herhangi bir denklemi yeniden üretmeyi amaçlamıyor. Aksine, iki egemen devlet arasında karşılıklı saygıya, sınırları belirlemeye ve uluslararası hukuka uygun güvenlik ve ekonomik iş birliğine dayalı bir ilişkinin kurulmasını destekliyor. Paris, Lübnan'ın istikrarının egemenliğin karşılıklı tanınmasıyla başladığına ve Suriye'nin istikrarının, her iki ülkenin güvenliğini on yıllarca vesayet mantığına bağlayan mirası sona erdirmeyi gerektirdiğine inanıyor. Bu nedenle, Fransa, Şam ve Beyrut arasında nüfuza değil ortaklığa dayalı, her türlü uzlaşıyı teşvik edecektir, çünkü yalnızca bu formül daha istikrarlı ve dengeli bir Ortadoğu inşa etmeye muktedirdir.”

 Suriyeli gazeteci Kinda el-Ahmed ise, “Macron'un Şam ziyareti, Suriye'deki geçiş aşamasına yönelik açık bir siyasi destek mesajı temsil ediyor ve Paris'in Suriye liderliğiyle doğrudan etkileşim yoluyla yeni Suriye sahnesindeki varlığını sağlamlaştırma arzusunu yansıtıyor. Görüşmelerin, terörle mücadele, bölgesel istikrar ve mülteciler ile insani yardım konularının yanı sıra yeniden inşa ve ekonomik iş birliği fırsatlarını ele alması bekleniyor; bu konular, Avrupa'nın Şam'a kademeli olarak açılmasının temelini oluşturuyor” dedi.

Ekonomi: Yeni etki araçları

Ahmed ayrıca, “Fransa, askeri güç kullanmak yerine siyasi ve ekonomik yollarla yeni Suriye'de etkisini kurmayı, yeniden inşa ve yatırım projelerine katılmayı, Avrupalı ve bölgesel ortaklarla koordinasyon sağlamayı ve güvenlik konuları ile radikal örgütlerle mücadele dosyasındaki rolünü sürdürmeyi hedefliyor. Macron'un ayrıca Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile ikili ilişkilerin geleceği, Fransız yatırımları, sınır güvenliği, mülteci sorunu ve gönüllü geri dönüş konularını görüşmesi bekleniyor” diye ekledi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Fransa Ekonomi ve Sanayi Bakanlığı eski danışmanlarından Alain Musab el-Atasi, “Macron'un gelecek hafta Suriye'ye yapacağı ziyaret, bu yıl Ortadoğu'daki en önemli diplomatik olaylardan biri. Cumhurbaşkanı Şara'nın iktidara gelmesinden bu yana bir Fransız devlet başkanının ilk ziyareti ve Suriye'nin on yılı aşkın bir süredir devam eden savaştan sonra yeni bir sayfa açmaya ve uluslararası sahnedeki konumunu kademeli olarak yeniden kazanmaya çalıştığı bir dönemde gerçekleşiyor. Bu ziyaretin önemi, Paris ve Şam arasındaki ikili ilişkilerle sınırlı değil, güvenlik iş birliğinin güçlendirilmesi, yeniden inşa çabalarının desteklenmesi, yabancı yatırımların geri dönüşünün teşvik edilmesi ve hızlı jeopolitik dönüşümler geçiren bir bölgede Fransa'nın rolünün yeniden tanımlanması da dahil olmak üzere çeşitli hedeflere uzanıyor” dedi.

Atasi, Paris'in terör örgütleri ile mücadeleye devam edilmesi, sınırların güvenliğinin sağlanması ve Suriye kurumlarının istikrarının desteklenmesi konusunda güvenceler aradığı için güvenliğin görüşmelerde gündemin en üst sıralarında yer alacağını vurguladı. Atasi şunu da ekledi: “Ekonomik yeniden yapılanma da görüşmelerde merkezi bir yer tutacak. Zira 13 yılı aşkın süren savaşın ardından Suriye, altyapı, elektrik şebekeleri, ulaşım, sağlık, eğitim, iletişim, tarım ve sanayi sektörlerini kapsayan büyük bir yeniden yapılanma ve inşa çabasıyla karşı karşıya. İki cumhurbaşkanının ayrıca mültecilerin kademeli dönüşü, insani iş birliği, azınlıkların korunması ve Suriye'nin bölgesel ve uluslararası ortama kademeli olarak yeniden entegrasyonu konularını görüşmesi bekleniyor. Görüşmelerde ayrıca bölgesel konular, özellikle Lübnan ile ilişkiler ve Maşrık bölgesinin istikrarı da ele alınacak. Diplomatik boyutunun ötesinde, bu ziyaret uluslararası topluma bir mesaj niteliği taşıyor. Şam'a giderek, Fransa Cumhurbaşkanı, Suriye'nin tarihinde yeni bir aşamaya girdiğini kabul ediyor. Hâlâ var olan siyasi, ekonomik ve güvenlik sorunlarını göz ardı etmeden, bu ziyaret, Fransa'nın ülkenin istikrarını destekleme arzusunu yansıtıyor. Suriye'nin giderek daha güvenli hale geldiğini göstererek uluslararası ortakların güvenini yeniden kazanmasına da katkıda bulunabilir. Bu da yeni iş birliği projelerinin başlatılmasına olanak tanıyacaktır. Paris ayrıca Avrupa Birliği'ne, yeni Suriye ile Avrupa ilişkilerinin geleceğini şekillendirmede kilit bir rol oynamak istediği mesajını vermek istiyor.

Fransa yeni Suriye'den ne istiyor?

Atasi bu konuda şöyle düşünüyor: “Fransa'nın birkaç hedefi bulunuyor, bunlardan ilki güvenlik ile ilgili, zira Suriye'nin istikrara kavuşması terörizm, kaçakçılık ve göç krizlerinin tehlikelerini azaltabilir. İkinci hedef diplomatik, zira Paris her zaman Fransız diplomasisi için özel bir öneme sahip olan bir ülkede etkisini sürdürmek için yeni Suriye makamları ile diyaloğu yeniden başlatmak istiyor. Üçüncü hedef ise ekonomik, çünkü Suriye'nin yeniden inşası, uygun siyasi ve hukuki koşullar sağlandığı takdirde Fransız şirketlerinin önemli bir rol oynayabileceği büyük bir projeyi temsil ediyor. Ancak Fransa, dış nüfuzdan arınmış bir şekilde Suriye'ye dönmüyor. Son yıllarda, birçok bölgesel ve uluslararası güç, ülke içindeki siyasi, ekonomik ve güvenlik varlığını güçlendirdi. Bununla birlikte, Paris, Avrupa Birliği içindeki diplomatik ağırlığı, büyük altyapı projelerindeki deneyimi ve küresel şirketlerinin yanı sıra Maşrık bölgesiyle olan tarihi bağları da dahil olmak üzere önemli bir nüfuza sahip. Görünüşe göre, Fransız stratejisi bugün jeopolitik çatışma mantığından ziyade diyalog, ekonomik iş birliği ve yeniden inşaya katkıda bulunmaya dayanıyor.”



Uganda ve Burundi’den yetkililer, İsrail’de Gazze’ye asker gönderilmesi konusunu görüştü

Filistinliler, Gazze Şeridi’nin merkezindeki el-Megazi mülteci kampına düzenlenen hava saldırısının ardından yıkımı inceliyor (DPA)
Filistinliler, Gazze Şeridi’nin merkezindeki el-Megazi mülteci kampına düzenlenen hava saldırısının ardından yıkımı inceliyor (DPA)
TT

Uganda ve Burundi’den yetkililer, İsrail’de Gazze’ye asker gönderilmesi konusunu görüştü

Filistinliler, Gazze Şeridi’nin merkezindeki el-Megazi mülteci kampına düzenlenen hava saldırısının ardından yıkımı inceliyor (DPA)
Filistinliler, Gazze Şeridi’nin merkezindeki el-Megazi mülteci kampına düzenlenen hava saldırısının ardından yıkımı inceliyor (DPA)

Uganda ve Burundi’den askeri yetkililer, kırılgan ateşkesin desteklenmesi amacıyla ABD Başkanı Donald Trump’ın öncülüğündeki “Barış Konseyi” tarafından tasarlanan uluslararası güvenlik gücü kapsamında Gazze’ye asker konuşlandırılması konusunu görüşmek üzere geçen hafta İsrail’i ziyaret etti.

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre “Barış Konseyi”nden bir yetkili yaptığı açıklamada, Ugandalı yetkililerin Burundili askeri heyete katıldığını ve Uganda parlamentosunun bu ay asker gönderilmesine onay vermesinin ardından ülkenin katkısına ilişkin ayrıntıların kesinleştirilmekte olduğunu belirtti.

Henüz nihai anlaşma yok

Burundi ile herhangi bir konuda henüz nihai anlaşmaya varılmadığı, ancak sürecin başlatılmasının hedeflendiği belirtildi.

Görüşmeler hakkında konuşma yetkisi bulunmadığı için adının açıklanmasını istemeyen yetkili, “Birbirimizle önemli ölçüde bilgi alışverişinde bulunduk ve Burundili temsilciler misyonumuza ilgi gösterdi” ifadelerini kullandı.

Bir Burundili askeri yetkili de ülkenin heyetini üç üst düzey askeri subayın temsil ettiğini ve Burundi’nin güce katılma konusunda kararlı göründüğünü söyledi. Bu yetkili de basına konuşma yetkisi olmadığı gerekçesiyle adının açıklanmasını istemedi.

Uganda ve Burundi’nin güce ne tür bir katkı sunacağı veya bunun karşılığında ne elde edeceği henüz netlik kazanmadı. Her iki ülkenin orduları da yapılan yorum taleplerine cevap vermedi.

Gazze Gücü

Burundi’nin de katılması halinde Uganda ve Burundi, uluslararası Gazze gücüne katılan son Afrika ülkeleri olacak. Fas, Kosova, Kazakistan ve Arnavutluk daha önce güce katkı sunma taahhüdünde bulunmuştu.

Uganda yaklaşık bin 200 personel, Fas ise 500’e kadar personel göndermeyi taahhüt etti. Kosova, Kazakistan ve Arnavutluk ise toplamda yaklaşık 80 personel katkısında bulunacaklarını bildirdi.

Endonezya daha önce 8 bin asker göndermeye hazırlandığını açıklamıştı. Bu, açık ara en büyük katkı taahhüdü oldu. Ancak ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından Endonezya bu planı askıya aldı.

Yaklaşık 20 bin askerden oluşması planlanan güce ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers’ın komuta etmesi öngörülüyor. Ancak şu ana kadar verilen asker gönderme taahhütleri, hedeflenen toplam mevcudun oldukça altında kalıyor.


Sudanlı güçler Burhan’ın diyalog çağrısını reddetti

23 Ağustos 2026 tarihinde Addis Ababa'da bir araya gelen Sudanlı siyasi ve sivil güçler (Nairobi Bildirisi Güçleri)
23 Ağustos 2026 tarihinde Addis Ababa'da bir araya gelen Sudanlı siyasi ve sivil güçler (Nairobi Bildirisi Güçleri)
TT

Sudanlı güçler Burhan’ın diyalog çağrısını reddetti

23 Ağustos 2026 tarihinde Addis Ababa'da bir araya gelen Sudanlı siyasi ve sivil güçler (Nairobi Bildirisi Güçleri)
23 Ağustos 2026 tarihinde Addis Ababa'da bir araya gelen Sudanlı siyasi ve sivil güçler (Nairobi Bildirisi Güçleri)

Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da iki gün süren görüşmelerin ardından Sudanlı siyasi ve sivil güçler, Egemenlik Konseyi Başkanı ve ordu komutanı Abdulfettah el-Burhan’ın ülke içinde diyalog başlatılması yönündeki çağrısını reddetti. Gruplar, söz konusu girişimin Sudan’ın fiili olarak bölünmesini pekiştireceğini ifade etti. 

Görüşmelere, “Nairobi Bildirisi” kapsamında yer alan ve eski Başbakan Abdullah Hamduk’un liderliğindeki Sumud İttifakı, Arap Sosyalist Baas Partisi, Abdülvahid Muhammed Nur liderliğindeki Sudan Kurtuluş Hareketi ile Mübarek el-Fadıl liderliğindeki Ümmet Partisi katıldı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre katılımcı gruplar dün yayımladıkları bildiride, savaşın taraflarından birinin kontrolündeki bölgelerde ve onun himayesinde yürütülecek herhangi bir siyasi sürecin, askeri yönetime siyasi meşruiyet kazandırmayı ve devrik rejimin unsurlarını yeniden güçlendirmeyi amaçlayacağını ifade etti. 

Burhan, ağustos ayının ortasında, bir grup Sudanlının ülke içinde kapsamlı ulusal diyalog başlatılması yönündeki girişimini resmen kabul ettiğini açıklamıştı. Burhan, diyaloga katılacak taraflara geçici dokunulmazlıklar sağlanacağı konusunda güvence vermişti. 


Şeybani: İsrail'le müzakerelerin yakında yeniden başlamasını bekliyoruz

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, Şam'da (Reuters)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, Şam'da (Reuters)
TT

Şeybani: İsrail'le müzakerelerin yakında yeniden başlamasını bekliyoruz

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, Şam'da (Reuters)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, Şam'da (Reuters)

Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, Şam'ın İsrail'le, İsrail'in Suriye topraklarından çekilmesini sağlayacağını umduğu bir güvenlik anlaşması konusunda müzakerelerin yakında yeniden başlamasını beklediğini söyledi. Şeybani, İsrail'e “tarihî bir fırsatı” değerlendirme çağrısında bulunarak diplomasi kapısının açık olduğunu vurguladı.

Şeybani, İsrail'in Suriye'deki Ebu Zuhur hava üssünü bombalamasından günler sonra, cumartesi günü Şam'da Reuters'a verdiği röportajda, Şam'ın önceliğinin İsrail saldırılarının durdurulması olduğunu belirtti. Bu yönde güven artırıcı adımlar atılmasının gerekli olduğunu söyledi.

Washington, bir yılı aşkın süredir İsrail ile ABD'nin Ortadoğu'daki yeni müttefiki Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara hükümeti arasında bir güvenlik anlaşması yapılması için girişimlerde bulunuyor. Ancak İsrail'in Suriye topraklarına asker konuşlandırması ve güvenliğine yönelik tehditleri gerekçe göstererek hükümet hedeflerine saldırılar düzenlemesi nedeniyle anlaşmaya hâlâ ulaşılamadı.

cvfghy
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani (Reuters)

Şeybani, “İran-İsrail savaşının ardından müzakereler donduruldu. Bu sürecin tamamlanması için müzakerelerin yakın zamanda yeniden başlamasını umuyoruz” dedi.

Şeybani, “Şu anda İsrail'e güvenmiyoruz. İlişkilerimizi sürdürüyoruz ancak şu anda güven yok” ifadelerini kullandı. Bakan, hava üssünü hedef alan saldırının ardından taraflar arasındaki iletişimin kesildiğini belirtti.

Şeybani, “İletişim olması gerekiyor. Özellikle de Suriye'nin güvenliğini sürekli tehdit eden bir tarafla iletişim kurulması gerekiyor. Ancak bu iletişim herhangi bir sonuç getirmeyecekse böyle bir iletişimi kesinlikle istemiyoruz” dedi.

İsrail Başbakanlık Ofisi, Reuters'ın yorum talebine yanıt vermedi.

ABD baskısı

Şara, Suriye'nin diğer ülkeler için bir tehdit oluşturmadığını ve Şam'ın 14 yıl süren iç savaşın ardından yeniden yapılanmaya odaklandığını söylüyor.

İsrailli yetkililer ise Beşşar Esad'ın devrilmesinden bu yana Suriye'deki muhtemel tehditlere dikkat çekiyor.

Esad'ın 2024'te devrilmesinin ardından geçen günlerde İsrail, kendi vatandaşlarını saldırılardan korumanın gerekli olduğunu belirterek Suriye'nin güneybatısındaki bazı bölgeleri ele geçirdi ve onlarca Suriye askeri tesisini bombaladı.

Şeybani, İsrail'in “güvenliğini kaba güç kullanarak sağlamayı defalarca denediğini ancak başarılı olamadığını” söyledi.

“Kapı açık. Bu meseleye gelecek ve bence müzakereler yakında yeniden başlayacak” diyen Şeybani, bununla birlikte henüz bir tarih belirlenmediğini ifade etti.

ABD'nin tutumuna ilişkin Şeybani, “İsrail'e sürekli baskı yapmaya veya İsrail'i yeniden diyalog masasına dönmeye ve Suriye ile bir anlaşmaya varmaya yönlendirmeye çalışıyorlar” dedi.

Ne kadar iyimser olduğu sorusuna ise Şeybani, “İsrail'e güvenmek çok zor” yanıtını verdi. Ancak Suriye'nin “çevresiyle ilişkilerinin istikrarlı olmasına yönelik çok büyük bir hedefi” bulunduğunu söyledi.

Şeybani, “Suriye bugün uzlaşma, barış ve diplomasi için elini uzatıyor. İstikrarlı bir bölge istiyor” diye konuştu.

Suriye, İsrail'in anlaşma yapma konusunda istekli olduğunu görmedi

Suriye'ye ilişkin gerilim salı günü, İsrail'in Ebu Zuhur hava üssünü bombalamasıyla yeniden tırmandı. İsrail, Şam'ın burada Türk askerlerinin konuşlandırılmasına izin vermek üzere olduğunu savundu. Suriye ve Türkiye ise bu iddiayı reddetti.

Şeybani, “İsrail güvenlik endişelerinin dikkate alınmasını istiyor. Bununla ilgili bir sorunumuz yok, bu endişelerin farkındayız. Ancak İsrail de Suriye'nin güvenlik endişelerine saygı göstermeli ve egemenliğine riayet etmeli” dedi.

cdvfgh
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, Reuters'a verdiği röportaj sırasında (Reuters)

Şeybani, İsrail'in Suriye hava sahasını kullanmasına, hava saldırılarına ve ülkenin güneyinde gerçekleştirdiği gözaltı operasyonlarına dikkat çekti.

Güvenlik anlaşmasına ilişkin bilgi veren Şeybani, yılın başlarında “kâğıt üzerinde neredeyse her konuda anlaşmaya vardıklarını” söyledi.

Şeybani, anlaşmada birçok başlık bulunduğunu belirterek bunların başında “İsrail'in Suriye'ye saldırmaması ve Suriye'nin iç işlerine müdahale etmemesinin” geldiğini ifade etti.

Anlaşmanın İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırılarını durdurmasını öngörmesi ve Esad'ın devrilmesinin ardından İsrail'in kontrolüne geçen bölgelerden çekilmesiyle bağlantılı olması planlanıyor.

Anlaşma ayrıca İsrail sınırı yakınlarındaki Suriye topraklarında çeşitli güvenlik bölgeleri oluşturulmasını öngörüyor. Bunlar arasında yalnızca Birleşmiş Milletler güçlerinin bulunacağı bir tampon bölgenin yanı sıra, farklı sayılarda Suriye askerlerinin konuşlandırılacağı diğer bölgeler de yer alıyor.

Ancak Şeybani, İsrail'in anlaşmanın tamamlanmasından kaçınmaya çalıştığını belirterek, “Onlarda anlaşmaya varmak için gerçek bir motivasyon veya irade olduğunu görmedik” dedi.

Golan Tepeleri

Suriye ve İsrail, resmî olarak 1948'den bu yana savaş halinde. İsrail, Golan Tepeleri'ni 1967 Savaşı'nda Suriye'den ele geçirdi.

Şeybani, “Şu anda önceliğimiz, güvenlik anlaşmasından bile önce, saldırganlığın durdurulması. Daha sonra barış konusunu ve Golan meselesini gündeme getirmek mümkün. Şimdi bir adım geriye gittik” dedi.

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi de salı günü Washington'ın İsrail, Türkiye ve Suriye arasında çatışmayı önleyecek bir mekanizma oluşturmak için çalıştığını açıklamıştı.

Şeybani, söz konusu mekanizma üzerinde henüz anlaşmaya varılmadığını belirterek, “Bunun İsrail'in yeni Suriye'deki işgal durumunu kalıcılaştıracak bir mekanizma olmasını istemiyoruz. Saldırıları durduracak ve İsrail'in Suriye'den çekilmesiyle sonuçlanacak bir güvenlik anlaşmasına ulaşmamızın önünü açacak bir mekanizma istiyoruz” diye konuştu.

Şeybani, İsrail'in Ebu Zuhur hava üssünü, Suriye'nin buranın Türk üssü olmayacağı yönündeki mesajı kendilerine iletmesinden sonra dahi bombaladığını söyledi.

Suriye'nin askerî eğitim ve iş birliği alanlarında Türkiye'nin desteğine dayandığını belirten Şeybani, sözlerini şöyle tamamladı:

“Türkiye girişimde bulunduğu ve bu alanda Suriye halkına destek vermeye hazır olduğu sürece, öncelikle kendilerine bu konuda teşekkür ediyoruz ve bu destekten vazgeçmeyeceğiz.”