Macron Şam'da: Fransa yeni Suriye'den ne istiyor?

Yatırımlar, yeniden inşa ve güvenlik, Şara ile temasların başlıca konuları

Fotoğraf: Fransız siyasi analist Pierre-Louis Raymond, “Cumhurbaşkanı Macron'un Şam ziyareti, Suriye'nin göz ardı edilemeyecek yeni bir aşamaya girdiğinin bir kabulüdür” dedi (AFP)
Fotoğraf: Fransız siyasi analist Pierre-Louis Raymond, “Cumhurbaşkanı Macron'un Şam ziyareti, Suriye'nin göz ardı edilemeyecek yeni bir aşamaya girdiğinin bir kabulüdür” dedi (AFP)
TT

Macron Şam'da: Fransa yeni Suriye'den ne istiyor?

Fotoğraf: Fransız siyasi analist Pierre-Louis Raymond, “Cumhurbaşkanı Macron'un Şam ziyareti, Suriye'nin göz ardı edilemeyecek yeni bir aşamaya girdiğinin bir kabulüdür” dedi (AFP)
Fotoğraf: Fransız siyasi analist Pierre-Louis Raymond, “Cumhurbaşkanı Macron'un Şam ziyareti, Suriye'nin göz ardı edilemeyecek yeni bir aşamaya girdiğinin bir kabulüdür” dedi (AFP)

İsmail Derviş

Suriye ve Arap medyasında yer alan haberlere göre, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron önümüzdeki hafta Suriye'nin başkenti Şam'a resmi bir ziyarette bulunacak. Haberlere göre, Suriye ilişkilerinde yeni bir aşamaya kapı açması beklenen ziyarette Macron'a üst düzey bir siyasi ve ekonomik heyet eşil edecek. Öte yandan gözlemciler, ziyaretin öneminin, Suriye devlet kurumlarının istikrara kavuşması, meclisin faaliyete geçmesi ve uluslararası ilginin Suriye'de askeri ve siyasi meselelerden ekonomik, yatırım ve yeniden inşa konularına kaymasıyla aynı zamana denk gelmesinden kaynaklandığını düşünüyor.

Son birkaç aydır Fransa, Suriye'deki siyasi geçiş sürecini desteklemede önemli bir rol oynadı ve Şam ile diplomatik olarak yeniden ilişki kuran ilk Avrupa ülkeleri arasında yer aldı. Bu nedenle, Macron'un yaklaşan ziyareti, Paris'in Suriye'yi ekonomik bir fırsat olarak görmeye başladığını gösteriyor. Fransa Cumhurbaşkanının, Suriye pazarında yer edinmek isteyen Fransız şirketlerinden iş insanları ve yöneticileri de içeren büyük bir ekonomik heyet ile gelmesinin sebebi de bu.

Ekonomik konuların yanı sıra, Macron ile Suriyeli mevkidaşı Ahmed eş-Şara arasında beklenen görüşmelerde güvenlik de gündemde olacak. Görüşmeler kapsamında ayrıca Suriye'nin komşularıyla, özellikle Lübnan ve İsrail ile ilişkileri de ele alınacak. Fransa, Suriye-Lübnan komşuluk ilişkilerine saygı gösterilmesini ve İsrail'in Suriye topraklarından çekilmesini talep ediyor; bu pozisyonunu BM Güvenlik Konseyi oturumları da dahil olmak üzere birçok kez resmen dile getirdi.

Paris, Şam'ı tanıyor

Fransız siyasi analist Pierre-Louis Raymond, “Cumhurbaşkanı Macron'un Şam ziyareti, Suriye'nin göz ardı edilemeyecek yeni bir aşamaya girdiğinin bir kabulüdür. Geçtiğimiz yıllar, izolasyon politikasının istikrarı sağlamadığını ve Suriye devletinin yeniden inşasının, sadece uzaktan gözlemlemek yerine sorumlu bir Avrupa katılımı gerektirdiğini kanıtlamıştır. Tarihi ve Arap Maşrık (Levant) bölgesi  ile olan ilişkisi göz önüne alındığında, Fransa, insan hakları ve hukukun üstünlüğü konusunda diyaloğu sürdürürken, kurumları destekleyerek, yatırımları teşvik ederek ve uygun koşullar sağlandığında yeniden inşaya yardımcı olarak Suriye ile yeni bir sayfa açılmasına katkıda bulunma fırsatına sahiptir” dedi. Raymond sözlerine şöyle devam etti: “Aynı zamanda, Fransa'nın rolü Suriye ve Lübnan arasında denge kurmak olmalı, yeni bir çatışmanın tarafı olmak değil. İki ülkenin istikrarı iç içe geçmiş durumda, ancak bu istikrar ancak iki devletin de egemenliğine tam saygıya dayanabilir. Şam'ın Beyrut ile ilişkisinin geçmişte olduğu gibi vesayet ilişkisi değil, ekonomik ve güvenlik iş birliği olması kendi çıkarınadır. Ve Lübnan'ın da Suriye'yi bir nüfuz kaynağı yerine istikrarlı bir komşu olarak görmesi kendi çıkarınadır.”

 Fransa, Suriye-Lübnan ilişkilerine nasıl bakıyor?

Fransız siyasi analist bu konuda şöyle düşünüyor: “Paris bu yaklaşımı teşvik etmeyi başarırsa, yalnızca Suriye'nin uluslararası topluma yeniden entegre olmasına yardımcı olmakla kalmayacak, aynı zamanda devletler arasındaki ilişkilerin hegemonyaya veya askeri müdahaleye değil, ortaklığa ve karşılıklı saygıya dayalı olduğu daha istikrarlı bir Ortadoğu'nun yerleşmesine de katkıda bulunacaktır. Fransa'nın Suriye-Lübnan ilişkilerindeki rolüne gelince, Paris bu konuya önceki on yıllara göre tamamen farklı bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Bir tarafın diğerine egemen olmasına olanak tanıyan herhangi bir denklemi yeniden üretmeyi amaçlamıyor. Aksine, iki egemen devlet arasında karşılıklı saygıya, sınırları belirlemeye ve uluslararası hukuka uygun güvenlik ve ekonomik iş birliğine dayalı bir ilişkinin kurulmasını destekliyor. Paris, Lübnan'ın istikrarının egemenliğin karşılıklı tanınmasıyla başladığına ve Suriye'nin istikrarının, her iki ülkenin güvenliğini on yıllarca vesayet mantığına bağlayan mirası sona erdirmeyi gerektirdiğine inanıyor. Bu nedenle, Fransa, Şam ve Beyrut arasında nüfuza değil ortaklığa dayalı, her türlü uzlaşıyı teşvik edecektir, çünkü yalnızca bu formül daha istikrarlı ve dengeli bir Ortadoğu inşa etmeye muktedirdir.”

 Suriyeli gazeteci Kinda el-Ahmed ise, “Macron'un Şam ziyareti, Suriye'deki geçiş aşamasına yönelik açık bir siyasi destek mesajı temsil ediyor ve Paris'in Suriye liderliğiyle doğrudan etkileşim yoluyla yeni Suriye sahnesindeki varlığını sağlamlaştırma arzusunu yansıtıyor. Görüşmelerin, terörle mücadele, bölgesel istikrar ve mülteciler ile insani yardım konularının yanı sıra yeniden inşa ve ekonomik iş birliği fırsatlarını ele alması bekleniyor; bu konular, Avrupa'nın Şam'a kademeli olarak açılmasının temelini oluşturuyor” dedi.

Ekonomi: Yeni etki araçları

Ahmed ayrıca, “Fransa, askeri güç kullanmak yerine siyasi ve ekonomik yollarla yeni Suriye'de etkisini kurmayı, yeniden inşa ve yatırım projelerine katılmayı, Avrupalı ve bölgesel ortaklarla koordinasyon sağlamayı ve güvenlik konuları ile radikal örgütlerle mücadele dosyasındaki rolünü sürdürmeyi hedefliyor. Macron'un ayrıca Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile ikili ilişkilerin geleceği, Fransız yatırımları, sınır güvenliği, mülteci sorunu ve gönüllü geri dönüş konularını görüşmesi bekleniyor” diye ekledi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Fransa Ekonomi ve Sanayi Bakanlığı eski danışmanlarından Alain Musab el-Atasi, “Macron'un gelecek hafta Suriye'ye yapacağı ziyaret, bu yıl Ortadoğu'daki en önemli diplomatik olaylardan biri. Cumhurbaşkanı Şara'nın iktidara gelmesinden bu yana bir Fransız devlet başkanının ilk ziyareti ve Suriye'nin on yılı aşkın bir süredir devam eden savaştan sonra yeni bir sayfa açmaya ve uluslararası sahnedeki konumunu kademeli olarak yeniden kazanmaya çalıştığı bir dönemde gerçekleşiyor. Bu ziyaretin önemi, Paris ve Şam arasındaki ikili ilişkilerle sınırlı değil, güvenlik iş birliğinin güçlendirilmesi, yeniden inşa çabalarının desteklenmesi, yabancı yatırımların geri dönüşünün teşvik edilmesi ve hızlı jeopolitik dönüşümler geçiren bir bölgede Fransa'nın rolünün yeniden tanımlanması da dahil olmak üzere çeşitli hedeflere uzanıyor” dedi.

Atasi, Paris'in terör örgütleri ile mücadeleye devam edilmesi, sınırların güvenliğinin sağlanması ve Suriye kurumlarının istikrarının desteklenmesi konusunda güvenceler aradığı için güvenliğin görüşmelerde gündemin en üst sıralarında yer alacağını vurguladı. Atasi şunu da ekledi: “Ekonomik yeniden yapılanma da görüşmelerde merkezi bir yer tutacak. Zira 13 yılı aşkın süren savaşın ardından Suriye, altyapı, elektrik şebekeleri, ulaşım, sağlık, eğitim, iletişim, tarım ve sanayi sektörlerini kapsayan büyük bir yeniden yapılanma ve inşa çabasıyla karşı karşıya. İki cumhurbaşkanının ayrıca mültecilerin kademeli dönüşü, insani iş birliği, azınlıkların korunması ve Suriye'nin bölgesel ve uluslararası ortama kademeli olarak yeniden entegrasyonu konularını görüşmesi bekleniyor. Görüşmelerde ayrıca bölgesel konular, özellikle Lübnan ile ilişkiler ve Maşrık bölgesinin istikrarı da ele alınacak. Diplomatik boyutunun ötesinde, bu ziyaret uluslararası topluma bir mesaj niteliği taşıyor. Şam'a giderek, Fransa Cumhurbaşkanı, Suriye'nin tarihinde yeni bir aşamaya girdiğini kabul ediyor. Hâlâ var olan siyasi, ekonomik ve güvenlik sorunlarını göz ardı etmeden, bu ziyaret, Fransa'nın ülkenin istikrarını destekleme arzusunu yansıtıyor. Suriye'nin giderek daha güvenli hale geldiğini göstererek uluslararası ortakların güvenini yeniden kazanmasına da katkıda bulunabilir. Bu da yeni iş birliği projelerinin başlatılmasına olanak tanıyacaktır. Paris ayrıca Avrupa Birliği'ne, yeni Suriye ile Avrupa ilişkilerinin geleceğini şekillendirmede kilit bir rol oynamak istediği mesajını vermek istiyor.

Fransa yeni Suriye'den ne istiyor?

Atasi bu konuda şöyle düşünüyor: “Fransa'nın birkaç hedefi bulunuyor, bunlardan ilki güvenlik ile ilgili, zira Suriye'nin istikrara kavuşması terörizm, kaçakçılık ve göç krizlerinin tehlikelerini azaltabilir. İkinci hedef diplomatik, zira Paris her zaman Fransız diplomasisi için özel bir öneme sahip olan bir ülkede etkisini sürdürmek için yeni Suriye makamları ile diyaloğu yeniden başlatmak istiyor. Üçüncü hedef ise ekonomik, çünkü Suriye'nin yeniden inşası, uygun siyasi ve hukuki koşullar sağlandığı takdirde Fransız şirketlerinin önemli bir rol oynayabileceği büyük bir projeyi temsil ediyor. Ancak Fransa, dış nüfuzdan arınmış bir şekilde Suriye'ye dönmüyor. Son yıllarda, birçok bölgesel ve uluslararası güç, ülke içindeki siyasi, ekonomik ve güvenlik varlığını güçlendirdi. Bununla birlikte, Paris, Avrupa Birliği içindeki diplomatik ağırlığı, büyük altyapı projelerindeki deneyimi ve küresel şirketlerinin yanı sıra Maşrık bölgesiyle olan tarihi bağları da dahil olmak üzere önemli bir nüfuza sahip. Görünüşe göre, Fransız stratejisi bugün jeopolitik çatışma mantığından ziyade diyalog, ekonomik iş birliği ve yeniden inşaya katkıda bulunmaya dayanıyor.”



Mısır Dışişleri Bakanı: ABD-İran savaşında herhangi bir tırmanışın daha yıkıcı olmasından endişe duyuyoruz

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, 5 Eylül 2025'te Kıbrıs'ın başkenti Lefkoşa'da düzenlenen basın toplantısında konuşurken. (Arşiv – Reuters)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, 5 Eylül 2025'te Kıbrıs'ın başkenti Lefkoşa'da düzenlenen basın toplantısında konuşurken. (Arşiv – Reuters)
TT

Mısır Dışişleri Bakanı: ABD-İran savaşında herhangi bir tırmanışın daha yıkıcı olmasından endişe duyuyoruz

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, 5 Eylül 2025'te Kıbrıs'ın başkenti Lefkoşa'da düzenlenen basın toplantısında konuşurken. (Arşiv – Reuters)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, 5 Eylül 2025'te Kıbrıs'ın başkenti Lefkoşa'da düzenlenen basın toplantısında konuşurken. (Arşiv – Reuters)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, ABD ile İran arasındaki savaşta yaşanabilecek yeni bir tırmanışın daha büyük yıkıma ve ciddi sonuçlara yol açmasından “son derece endişeli” olduğunu belirtti.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre bugün Bahreyn'in başkenti Manama'da Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü tarafından düzenlenen Güvenlik Diyaloğu Zirvesi'nde konuşan Abdülati, “Bir sonraki çatışma turu daha tehlikeli ve daha yıkıcı olacak, hiçbir sonuç getirmeyecek. Geçmişten ders çıkarmalıyız” ifadelerini kullandı.

Haziran ayında varılan geçici anlaşma, İran'la yaşanan savaşta kalıcı bir ateşkesin sağlanmasını veya Hürmüz Boğazı üzerinden deniz taşımacılığının normale dönmesini mümkün kılmadı. O tarihten bu yana İran, Washington'un İran limanlarına uyguladığı ablukayı kaldırması karşılığında Tahran'ın yedi gün içinde aksayan deniz geçişini yeniden açmasını önerdi.

Yeni bir anlaşmaya varılması amacıyla Katar arabuluculuk heyeti dün yeniden Tahran'a döndü. Ancak taraflar, önce nükleer müzakerelerin mi yoksa ablukanın ve petrol yaptırımlarının hafifletilmesinin mi gündeme alınması gerektiği konusunda hâlâ anlaşmazlık yaşıyor.


Irak İstihbaratı siyasi rekabet sınavıyla karşı karşıya

Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri. (WAA)
Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri. (WAA)
TT

Irak İstihbaratı siyasi rekabet sınavıyla karşı karşıya

Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri. (WAA)
Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri. (WAA)

Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri’nin görevden alınması ve Başbakan Ali ez-Zeydi’nin kurumun yönetimini bizzat üstlenmesi, ülkenin en önemli güvenlik kurumlarından birindeki görev değişikliğinin ötesinde anlamlar taşıyor. Bu gelişme, hassas makamların siyasi güçler arasında nasıl paylaştırıldığı ve bu güçlerin güvenlik kurumları üzerindeki nüfuzunun sınırları konusunda yeni soru işaretlerini beraberinde getiriyor.

Ez-Zeydi, eş-Şatri’yi görevden alma kararından üç gün sonra, perşembe akşamı ülkenin en hassas makamlarından birinin yönetimini devraldı. Aralık 2024’te dönemin Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani tarafından Raid Cuhî’nin yerine atanan eş-Şatri, yaklaşık bir buçuk yıl görevde kaldı.

Hükümet, görevden alma kararını egemenliğin pekiştirilmesi ve bölgesel tehditlerle mücadele kapsamında atılmış bir adım olarak nitelendirdi. Ancak söz konusu tehditlerin niteliği veya ez-Zeydi’nin teşkilatın yönetimini ne kadar süreyle üstleneceği konusunda ayrıntı vermedi.

Bu adım, güvenlik kurumunun yönetiminde istisnai bir uygulama olarak değerlendirilirken, aynı zamanda kurum başkanının değiştirilmesinin ötesine geçen siyasi boyutlar taşıyor.

Ez-Zeydi, istihbarat teşkilatının “bütün Iraklılara ait” olduğunu ve partizan, mezhepsel ya da hizipsel paylaşımın dışında tutulması gerektiğini belirtti. Ancak yeni bir başkan atamak yerine görevi bizzat üstlenmesi, makamı iktidar ortakları arasında yürürlükte olduğu varsayılan yazılı olmayan siyasi paylaşım düzeninin dışında bırakıyor.

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, 14 Mayıs 2026'da Bağdat'taki parlamento binasında hükümetine güvenoyu verilmesi için yapılan oylama sırasında. (Reuters)
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, 14 Mayıs 2026'da Bağdat'taki parlamento binasında hükümetine güvenoyu verilmesi için yapılan oylama sırasında. (Reuters)

Güvenlik yapılanması

Siyasi kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, makamların paylaşımına ilişkin mutabakatlar çerçevesinde istihbarat teşkilatı başkanlığının Sünni Arapların kontenjanına ayrıldığını, ancak bu düzenlemenin henüz Sünni bir ismin göreve getirilmesiyle sonuçlanmadığını belirtti.

Kaynaklara göre ez-Zeydi’nin teşkilatın başına geçmesi, bölgesel gerilimin arttığı bir dönemde yeni istihbarat başkanlığını siyasi çekişmelerden korumayı amaçlıyor olabilir. Kaynaklar, başbakanın güvenlik yapılanmasını yeniden düzenleme planlarının teşkilatın belirli siyasi güçlerin kontrolüne geçmesini zorlaştırdığını ifade etti.

2003'ten bu yana teşkilatın yönetiminde, eski subay Muhammed Abdullah eş-Şevvani'nin kısa süreli görev dönemi dışında, Şii partilerle bağlantılı isimler yer aldı. Buna karşılık Sünni yetkililer, operasyonlardan sorumlu başkan yardımcılığı gibi teşkilatın önemli kademelerinde görev yaptı. Söz konusu makam, İran yanlısı silahlı grupların kışkırtma kampanyalarına da hedef olmuştu.

Bağdat'ın Mansur bölgesindeki teşkilat merkezinin çevresi, Mart 2026'da insansız hava aracıyla (İHA) düzenlenen hava saldırısına maruz kaldı. Saldırıda bir istihbarat subayı hayatını kaybederken, merkezde maddi hasar meydana geldi.

Resmî olmayan güvenlik raporlarında, saldırının İran ile ABD arasındaki bölgesel gerilim nedeniyle yasa dışı faaliyet gösteren silahlı gruplar tarafından gerçekleştirildiği öne sürüldü.

Adının açıklanmasını istemeyen Sünni bir siyasetçi, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Irak'taki mevcut mezhepsel ve etnik güç paylaşımı düzenine göre istihbarat teşkilatının Sünni Arapların kontenjanında bulunduğunu söyledi.

Söz konusu siyasetçi, bu kesimin özellikle hassas ve güvenlikle ilgili makamlarda güç paylaşımı sistemi nedeniyle sık sık haksızlığa uğradığını belirterek, Sünnilerin bu tür görevlerde temsil edilmemesinin, vatandaşlık ve geçmişin mirasını aşma söylemiyle siyasi uygulamalar arasındaki uçurumu ortaya koyduğunu ifade etti.

Ancak aynı siyasetçi, eş-Şatri'nin görevden alınmasıyla ez-Zeydi'nin teşkilatın yönetimini üstlenmesini birbirinden ayrı değerlendirdi. Başbakanın mevcut aşamada teşkilatı yönetmesinin, makam üzerindeki anlaşmazlığın siyasi güçler arasında yeni bir rekabet alanına dönüşmesini önleyebileceğini belirtti. Görev için adaylık sürecinin başlatılmasının, siyasi çekişmelerin yoğunluğu nedeniyle uzlaşmayı zorlaştırabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Irak'ın eski Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, 21 Mart 2026'da Bağdat'ta eski İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri ile görüşürken. (AFP)
Irak'ın eski Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, 21 Mart 2026'da Bağdat'ta eski İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri ile görüşürken. (AFP)

İstihbarat teşkilatı: Merkezî yönetim ile siyasi paylaşım arasında

2003'ten bu yana Irak İstihbarat Teşkilatı, devlet kurumlarının inşasına damgasını vuran mesleki ve siyasi çıkarların iç içe geçmesinden bağımsız kalamadı. Güvenlik kurumları, sivil kurumlardan farklı bir yapıya sahip olmalarına rağmen, üst düzey görevler çoğu zaman siyasi güçler arasında pazarlık ve rekabet konusu oldu.

Siyaset araştırmacısı Abbas Abbud, 2003 sonrasında Irak devletinin kurumsal yapısında idari ve siyasi alanların iç içe geçtiğini, bunun da kurumların rolünü sınırlandırarak bağımsızlıklarını zayıflattığını ifade etti.

Abbud, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, bu iç içe geçişin idari görevlerden hassas güvenlik kurumlarına kadar uzanan bir siyasi nüfuz mücadelesine yol açtığını söyledi. Başbakanın teşkilatı siyasi paylaşım düzeninin dışında tutma yönündeki açıklamalarına rağmen, istihbarat kurumunun da bu rekabetin bir parçası hâline geldiğini vurguladı.

Burada öne çıkan soru, ez-Zeydi'nin teşkilatın yönetimini üstlenmesini siyasi liderlikle güvenlik kurumları arasındaki ilişkiyi yeniden düzenlemeye yönelik bir adıma dönüştürüp dönüştüremeyeceği.

Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığı Ofisi'nin kurulması ve yönetiminin eski İçişleri Bakanı Korgeneral Abdülemir eş-Şemmari'ye verilmesi, güvenlik yapılanmasının denetimini başbakanın liderliğinde merkezileştirmeye yönelik açıklanmış bir eğilimi yansıtıyor.

Ancak denetimin merkezîleştirilmesi, atama ve hesap verebilirlik konusunda açık kurallar oluşturulmadığı ve yetki sınırları belirlenmediği sürece kurumların mesleki bağımsızlığını güçlendireceği anlamına gelmiyor.

Müstansıriye Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Talib Muhammed Kerim, Irak'ın bölgesel ve uluslararası çatışmalardan korunabilmesi için stratejik gelişmeleri okuyabilen, çatışmaların yönünü ve bunların güvenlik, egemenlik ve ekonomik çıkarlar üzerindeki etkilerini öngörebilen bir istihbarat teşkilatına ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Kerim, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, bu hedefin gerçekleştirilmesi için teşkilatın siyasi çekişmelerden bağımsız bir mesleki yapıya kavuşması, güvenlik, diplomasi ve ekonomi kurumlarıyla koordinasyon içinde çalışması ve kurumu siyasi güçlerin hesaplarına göre değil, ulusal çıkarlar doğrultusunda yönetecek yetki ve vizyona sahip bir liderlik tarafından yönetilmesi gerektiğini vurguladı.


Putin, savaşı sona erdirmek için Burhan’a yardım teklif etti

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ı dün Moskova’da karşılarken. (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ı dün Moskova’da karşılarken. (AP)
TT

Putin, savaşı sona erdirmek için Burhan’a yardım teklif etti

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ı dün Moskova’da karşılarken. (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ı dün Moskova’da karşılarken. (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan’daki savaşın sona erdirilmesi ve dışarıdan dayatmalar olmaksızın barışın tesis edilmesi için ülkesinin yardıma hazır olduğunu açıkladı. Putin, Moskova’da düzenlenen 3. Rusya-Afrika Zirvesi kapsamında Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ile gerçekleştirdiği görüşmede, iki ülke arasındaki ekonomik ve teknik iş birliğini geliştirmeye yönelik bir yol haritası sundu.

Putin, ülkesinin çatışmaların durdurulmasını ve siyasi bir çözüme ulaşılmasını desteklediğini vurgulayarak, savaşın insani ve ekonomik sonuçlarına dikkat çekti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre önerilen yol haritası, ticaret, sanayi, teknoloji ve lojistik alanlarında iş birliğini kapsıyor.

Burhan ise Rusya ile stratejik ortaklık kurulması çağrısında bulunarak Kızıldeniz kıyısında, Rusya’ya ait akaryakıt ve buğday depolarının da yer alacağı serbest ekonomik bölge oluşturulmasını önerdi. Sudan hükümetinin, demokratik bir sivil geçiş sürecinin ve özgür seçimlerin önünü açacak, “tamamen Sudan’a özgü” bir barış sürecine bağlı olduğunu vurguladı.

Öte yandan Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim, Ukraynalı askerlerin Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) saflarında savaştığını ve birliklerine insansız hava araçlarının (İHA) kullanımı konusunda eğitim verdiğini öne sürdü. Hartum yönetiminin Ukraynalı, Kolombiyalı ve diğer yabancı uyruklu kişilerin savaşa katılımına ilişkin kanıtlara sahip olduğunu belirten Salim, geçen yıl ABD yönetimine Ukrayna üzerinden Sudan’a Amerikan silahlarının ulaştırıldığını gösteren belgeler sunduğunu açıkladı.