ABD’nin Libya’daki derin adımları ve Rusya’nın ne yapmak istediğine dair bilinmezlik

Gözlemcilere göre Moskova’nın ülkedeki genişlemesini korumak için elindeki tek nüfuz aracı, Washington'ın girişimiyle ilgili BMGK’daki herhangi bir kararı engellemek

ABD Başkanı Donald Trump'ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos, ABD heyetiyle birlikte Mareşal Halife Hafter’in yanında (Libya Silahlı Kuvvetleri Komutanlığı Basın Ofisi) 
ABD Başkanı Donald Trump'ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos, ABD heyetiyle birlikte Mareşal Halife Hafter’in yanında (Libya Silahlı Kuvvetleri Komutanlığı Basın Ofisi) 
TT

ABD’nin Libya’daki derin adımları ve Rusya’nın ne yapmak istediğine dair bilinmezlik

ABD Başkanı Donald Trump'ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos, ABD heyetiyle birlikte Mareşal Halife Hafter’in yanında (Libya Silahlı Kuvvetleri Komutanlığı Basın Ofisi) 
ABD Başkanı Donald Trump'ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos, ABD heyetiyle birlikte Mareşal Halife Hafter’in yanında (Libya Silahlı Kuvvetleri Komutanlığı Basın Ofisi) 

Kerime Naci

Washington'ın Libya kurumlarını birleştirmeye ve tek bir yürütme organına yönelmeye dönük girişimlerini destekleme amacıyla yürüttüğü seferberlik ile Afrika Sahil bölgesindeki -özellikle Mali'deki gerginliklerin tırmanması- gelişmeler arasında sıkışan Moskova, Batı ve Kuzey Afrika'daki bölgesel ve uluslararası nüfuzunu korumaya yönelik jeopolitik bir sınavla karşı karşıya. Bu durum, Libya'nın Rusya için Akdeniz ve Afrika Sahil bölgesine açılan bir kapı niteliği taşıması nedeniyle daha da önem kazanıyor. Peki Moskova, bölgedeki nüfuz araçlarını yeniden düzenleyerek genişlemesini koruma konusunda başarılı olabilecek mi?

Hareket kabiliyeti önündeki zorluk

Washington merkezli Stratejik Politika ve Barış Merkezi Müdür Halid el-Muşeyti, Rusya'nın Libya'daki rolünün önceki yıllara kıyasla belirgin bir gerileme yaşadığını belirtiyor. Muşeyti, diplomatik düzeyde bile geçtiğimiz yıldan bu yana Libya'nın üst düzey Rus yetkililerin ziyaretine tanık olmadığını, buna karşılık ABD'nin Libya'daki diplomatik ve istihbarat hareketliliğinin art arda sürdüğünü, bunun da Rus varlığında görece bir gerilemeyi yansıttığını vurguluyor.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Muşeyti, bu gerilemeyi Moskova'nın askeri ve ekonomik kapasitesinin büyük bölümünü tüketen Ukrayna savaşıyla meşgul olmasına bağlıyor. Bu durumun Rusya'yı ister genel olarak Afrika'da ister özellikle Libya'da olsun, nüfuzunu genişletmesine imkan tanımayan bir konuma soktuğunu düşünen Muşeyti ayrıca, bölgedeki ABD varlığının artmasının, Rusya'nın nüfuzunu güçlendirmeye yönelik herhangi bir hareketini daha da zorlaştırdığına dikkati çekti.

dewfergr
Libya'nın güneydoğusunda Libya Ulusal Ordusu tarafından düzenlenen Onur Kalkanı 2 Askeri Tatbikatından bir kare 16 Mayıs 2026 (AFP)

Independent Arabia'ya konuşan Muşeyti, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, ABD Başkanı Donald Trump ile gerginliği artırabilecek her türlü adımdan, özellikle bu adımların Afrika'da veya Libya'da Rus genişlemesi olarak yorumlanabilecek nitelikte olması durumunda, kaçınmaya özen gösterdiğini belirtti. Bu tür adımların, Moskova ile Washington arasında olası bir yakınlaşma veya mutabakatı engelleyebileceğini kaydetti.

Rusya'nın mevcut aşamadaki önceliğinin, dış nüfuzunu genişletmeye çalışmaktan ziyade, başta Afrika Sahil bölgesindeki nüfuzunun sarsılma ihtimali, Libya'daki konumunu koruma ve Ukrayna savaşından etkilenen kaynaklarını yönetme gibi doğrudan zorluklarını idare etmek olduğunu belirten Muşeyti, bu durumu, Rusya'nın Libya'daki faaliyet düzeyinin önceki dönemlere kıyasla gerilemesi olarak açıkladı.

Muşeyti, Rusya'nın Libya dosyasındaki tek nüfuz aracının, Akdeniz ve Afrika Sahil bölgesine açılan başlıca bir sıçrama noktası olarak değerlendirdiği Libya'daki genişlemesini korumak amacıyla, ABD girişimiyle ilgili olarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde alınacak herhangi bir kararı engellemek olduğunu belirtti.

Çıkar çatışması

Öte yandan uluslararası hukuk ve diplomatik ilişkiler profesörü Yusuf bin Osman, Libya'da yaşanan jeopolitik dönüşümlerin, krizin artık iktidar mücadelesi veya devlet inşası süreçlerindeki tıkanıklıkla sınırlı olan iç boyutla açıklanamayacağını, aksine büyük güçlerin stratejik çıkar hesapları ve nüfuz alanlarını yeniden şekillendirme düşüncesiyle hareket ettiği daha geniş bir uluslararası tablonun parçası haline geldiğini vurguladı.

ABD ile Rusya arasında Libya sahnesinde artan rekabetin, Libya dosyasının yerel bir krizden, hayati konumlar ve güç dengeleri üzerindeki uluslararası rekabet alanlarından birine dönüştüğünü yansıttığına işaret eden Bin Osman, bu rekabetin bazı boyutlarıyla, Washington ile Sovyetler Birliği arasındaki Soğuk Savaş döneminin, tarafların doğrudan çatışma yerine genellikle bölgesel vekil sahalar üzerinden mücadeleyi yürüttüğü mantığının izlerini taşıdığını kaydetti.

Mevcut çatışmanın artık kapitalizm ile komünizm arasındaki ideolojik boyuta dayanmadığını ifade eden Bin Osman, aksine enerji, stratejik konumlar ve bölgesel ile uluslararası dengeleri etkileme kapasitesiyle ilişkili çok daha pragmatik değerlendirmelerin bu süreci yönlendirdiğini söyledi.

Bin Osman, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tarihsel bir bakış açısıyla, Rusya'nın Libya ve Akdeniz bölgesine olan ilgisi mevcut dönemin ürünü değildir. Akdeniz'in güneyine erişim sağlamak ve Avrupa'ya yakın bölgeler ile Afrika'nın derinliklerindeki varlığı güçlendirmek, Sovyet döneminden bu yana Moskova için stratejik bir hedef teşkil etmiştir. Soğuk Savaş'ın sona ermesinin ardından Rus nüfuzunun gerilemesinin ardından Moskova, son yıllarda bölgesel krizlerin geride bıraktığı siyasi ve güvenlik boşluklarından yararlanarak stratejik bölgelere geri dönmek suretiyle uluslararası bir güç olarak konumunu yeniden kazanmaya çalıştı."

Öte yandan ABD, Libya'yı Akdeniz, Kuzey Afrika ve Sahil bölgesindeki güvenlik denkleminin önemli bir parçası olarak görüyor. Bin Osman'a göre ABD’nin bu sebeple artan hareketliliği, Washington'ın Libya sahnesindeki varlığını yeniden güçlendirme isteğinden bağımsız değerlendirilemez. Bu istek, ister kurumların birleştirilmesi ve bölünmenin sona erdirilmesi süreçlerini destekleme yoluyla, isterse başında Rusya'nın geldiği rakip güçlerin genişlemesini sınırlama yoluyla olsun her durumda da geçerli. Bin Osman, ABD'nin genişlemesinin Moskova'yı Libya'daki konumunu koruma amacıyla araçlarını gözden geçirmeye itebileceğini, ancak bunun mutlaka bir tırmanışla değil, stratejisini yeni dönüşümlere uyarlayarak gerçekleşebileceğini değerlendirdi.

İttifakların Yeniden Düzenlenmesi

Diplomatik düzeyde Rusya'nın, Libya denklemi içinde belirli bir tarafla sınırlı kalmamak amacıyla siyasi varlığını yoğunlaştırmaya ve farklı Libyalı taraflarla iletişim kanallarını genişletmeye yönelebileceğini açıklayan Bin Osman'a göre siyasi düzeyde ise Rusya, ittifaklar ağını yeniden düzenleyerek ve gelecekteki herhangi bir çözüm sürecinde kendisine rol garanti edecek daha esnek ilişkiler kurmaya çalışabilir.

Bin Osman, Moskova'nın Libya'daki ittifaklar ağını yeniden düzenlemesinin, Çin ile ilişkisi veya Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) içinde bazı ülkelerle tutumların yakınlaşması gibi uluslararası düzeyde bilinen geleneksel ittifakları kastetmediğini belirtti. Bin Osman'a göre burada Rusya'nın sahadaki varlığını sürdürmek için dayandığı bölgesel ve yerel nüfuz ağı kastediliyor.

drgthrh
Rusya, belirli bir tarafla sınırlı kalmamak için Libya’daki çeşitli taraflarla iletişim kanallarını genişletme yönünde adım atabilir (AFP)

Bin Osman, özellikle Libya özelinde Moskova'nın, siyasi aktörler, resmi kurumlar ve etkili yerel liderleri kapsayacak şekilde doğu ve batıdaki farklı Libyalı güç merkezlerine daha fazla açılarak iletişim çemberini genişletebileceğini ve nüfuzunu tek bir eksene hapsetmeyebileceğini belirtti. Bu yönelim, Rusya'nın gelecekteki herhangi bir siyasi çözüm sürecinde taraf olarak varlığını garanti altına almasını amaçlıyor. Zira Bin Osman'a göre önümüzdeki dönem, yalnızca önceki nüfuz araçlarına dayanmaya izin vermeyebilir ve ilişkiler kurmada daha fazla esneklik gerektirebilir.

Güvenlik boyutunda ise Moskova, etki araçlarından biri olarak nüfuz kartlarını elinde tutmaya devam edebilir. Ancak Bin Osman'a göre Rusya, Libya'daki nüfuzun geleceğinin yalnızca güçle değil, devlet inşası süreçlerini ve kurumların yeniden yapılandırılmasını etkileme kapasitesiyle belirleneceğinin farkında olarak, bu kartları güvenlik gücü ile diplomatik hareketi bir araya getiren daha geniş bir yaklaşım içinde bütünleştirmeye çalışabilir.

Bölgesel düzeyde ise Bin Osman, Rusya'nın Mısır ve Kuzey Afrika ile Ortadoğu'da Libya dosyasında doğrudan etkiye sahip diğer bazı bölgesel aktörlerle koordinasyonunu güçlendireceğini, bunun yanı sıra Afrika Sahel bölgesindeki uzantılarını da koruyacağını değerlendirdi. Zira Libya, Moskova açısından Akdeniz ile Afrika'nın derinlikleri arasında stratejik bir bağlantı noktası haline gelmiş durumda.

Bin Osman, Rusya'nın karşı karşıya bulunduğu en büyük zorluğun çift yönlü baskılarla mücadele etmesi olduğunu açıklıyor. Bir yandan, özellikle Mali ve diğer bazı Sahil ülkelerindeki artan Rus varlığının hassasiyeti göz önüne alındığında, Batı ve ABD'nin Rusya'nın Afrika Sahil bölgesindeki nüfuzunu sınırlama girişimi bulunuyor. Diğer yandan ise Libya'daki yeni ABD hareketliliği, Akdeniz ve Avrupa'ya yakın stratejik bir noktaya baskı uyguluyor.

Bin Osman, Moskova'nın kendisini çok daha karmaşık bir denklemle karşı karşıya bulacağını belirtiyor. Bu denklemin başında, güneyde Afrika Sahil bölgesindeki kazanımlarını korurken, aynı zamanda kuzeyde Libya'daki konumunu kaybetmemek geliyor. Bu durum Rusya'yı, mutlaka yeni müttefikler arayışına girmekle sınırlı kalmadan, ilişkilerini çeşitlendirerek siyasi, diplomatik ve güvenlik alanlarındaki manevra alanını genişletmeye itebilir. Bin Osman, Rusya'nın sahneden çekilme durumunda olmadığını, aksine Afrika Sahil bölgesinden Akdeniz'e uzanan nüfuz koridorunu korumaya çalıştığı bir yeniden konumlanma sürecinde bulunduğunu vurguladı. Bu süreçte ABD ise bu alanı daraltmaya ve güç dengelerini kendi konumlanması ile müttefikleri lehine yeniden şekillendirmeye çalışıyor. Bin Osman, Libya'nın, her iki tarafın da stratejik hedeflerine ulaşmak için siyasi, diplomatik ve güvenlik araçlarını kullanma kapasitesini sınayan bir test alanına dönüşebileceğinin de altını çizdi.



Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
TT

Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)

Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babülmendep bölgesinde kontrolünde tuttuğu son mevzileri ele geçirmeye yaklaşırken, Lahic vilayetinde çatışmalar şiddetlendi. Husiler, Babülmendep'e doğru ilerleyebilmek ve Tur el-Baha ilçesine ulaşmak amacıyla Lahic'in Mukatira ilçesinde hükümet güçlerinin mevzilerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı.

Amalika Tugayları, Babülmendep'te Husilerin elinde kalan sınırlı sayıdaki mevziye yönelik operasyonlarını sürdürürken, hükümet güçleri ve Halk Direnişi birlikleri de Taiz ve Lahic cephelerinde şiddetlenen çatışmalara girdi. Husiler, son günlerde kaybettikleri mevzileri geri almak ve batı kıyısına hâkim stratejik bölgelere doğru yeni ilerleme hatları açmak için girişimlerde bulunuyor.

Sahadaki gelişmelerle eş zamanlı olarak Başkanlık Konseyi Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını ve Taiz cephesinin sorumluluğunu yeniden düzenleyen kararlar aldı. Son haftalarda bazı mevzilerde yaşanan başarısızlıkların ardından alınan kararlar, siyasi liderliğin ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar “Yemen Şafağı” operasyonunun sürdürüleceğini yinelediği bir döneme denk geldi.

Sahadaki kaynaklara göre Husilerin Babülmendep'te elinde yalnızca bir ana mevzi ile az sayıda milisin bulunduğu birkaç tepe kaldı.

fbg
Taiz kenti çevresinde Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında bir Yemen askeri (AFP)

Kaynaklar, hükümet güçlerinin bu noktaların kontrolünü tamamen ele geçirmeye yaklaştığını, ancak Husilerin bölgeye döşediği yoğun mayın ve el yapımı patlayıcıların ilerlemeyi zorlaştırdığını belirtti. Askerler için ciddi tehdit oluşturan patlayıcıların temizlenmesinin, operasyonların tamamlanması açısından zorunlu olduğu ifade edildi.

Amalika Tugayları, Babülmendep Boğazı'na ve uluslararası deniz ulaşım güzergâhlarına hâkim konumu nedeniyle stratejik önem taşıyan bu bölgedeki Husi varlığını tamamen sona erdirmek için operasyonlarını sürdürüyor.

Husiler Lahic'in kuzeyinde saldırılarını yoğunlaştırıyor

Lahic vilayetinin kuzeyindeki Mukatira cephesinde Husiler, salı günü şafak vakti Memşah bölgesinde hükümet güçlerinin mevzilerine şiddetli bir saldırı düzenledi. Ancak 4. Hazım Tugayı ile 1. Komando Ulusal Direniş Tugayı birlikleri saldırıyı püskürttü. Böylece Husilerin aynı noktaya iki gün içinde düzenlediği ikinci saldırı da başarısızlıkla sonuçlandı. Örgüt, pazartesi günü de aynı mevziyi hedef almıştı.

Askerî kaynaklar, hükümet güçlerinin eş zamanlı olarak Nasıra bölgesindeki Savaliha dağlarında bulunan Husi mevzilerini orta ve ağır silahlarla hedef aldığını bildirdi. Saldırılarda Husilerin personel ve askerî teçhizat bakımından kayıplar verdiği belirtildi.

Askerî kaynaklardan alınan bilgilere göre hükümet güçleri, Nasıra cephesindeki Kızıl Su Deposu bölgesinde bazı mevzileri geri alarak Husi unsurlarını bölgeden çıkardı. Topçu birlikleri de Sakhir mevzilerinde Husilere ait toplanma noktalarını ve askerî araçları hedef aldı. Muayık ve Anan bölgelerinde ise çatışmalar devam etti.

scdfvg
Yemen ordusu, Husi saldırılarına karşı Taiz kentindeki mevzilerini koruyor (AFP)

Çatışmalar Kurbe ve Heycet el-Abd hatlarına da yayıldı. Husiler, Turbe ve Vaziiye yönünden askerî araçlar sevk ederek hükümet güçlerinin mevzilerine ilerlemeye çalıştı. Ancak hükümet güçleri saldırıyı püskürttü. Saatler süren çatışmaların ardından Husi unsurları Şerc bölgesinde durduruldu.

Hayfan ilçesindeki Ebus cephesinde de Kerb ve Memşah dağları çevresinde çatışmalar yaşandı. Hükümet güçleri, Husi saldırılarını püskürterek saldırganlara personel ve teçhizat kaybı verdirdi.

Son gelişmeler, Husilerin Babülmendep'te karşılaştıkları baskıya rağmen Lahic'in kuzeyindeki Mukatira cephesine ve buraya bağlı diğer hatlara ağırlık verdiğini gösteriyor. Örgüt, hükümet güçlerinin savunma hatlarını aşarak yeni bir ilerleme sağlamaya çalışıyor.

Taiz cephesinin komuta yapısı değiştirildi

Cephelerdeki gelişmelerin ardından Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını yeniden düzenleyen ve Taiz cephesinin yönetimini değiştiren kararlar aldı. Kararlarla, çatışmaların en yoğun yaşandığı bölgelerden birindeki askerî sorumluluklar yeniden dağıtıldı.

2026 tarihli 247 sayılı karar uyarınca Albay Macdi Munadıl Sabit Ahmed, Tur el-Baha Askerî Ekseni komutanlığına ve 1. Vatan Kalkanı Kuvvetleri Tugayı komutanlığına atandı. Ahmed'in rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi.

Albay Bessam Abdu Said Salim el-Hark, eksenin kurmay başkanlığına ve 4. Dağ Piyade Tugayı komutanlığına getirilirken, Tuğgeneral Naci Mukbil Muhammed Said eş-Şattaf da eksenin harekât sorumlusu olarak görevlendirildi.

246 sayılı kararla ise Tuğgeneral Reşad Ahmed İsmail el-Yusufi, Yüksek Askerî Komite üyeliğine ve Taiz cephesi sorumluluğuna atandı. El-Yusufi'nin rütbesi tümgeneralliğe yükseltilirken, bu görevde Tümgeneral Yusuf eş-Şeraci'nin yerini aldı.

Taiz çevresindeki çatışmalar sürüyor

Taiz kentinin güneyinde hükümet güçleri, Halk Direnişi birliklerinin desteğiyle Akruz cephesinde bazı stratejik mevzileri yeniden ele geçirdi. Nube ve Seyb bölgeleri ile Mübarek Tepesi, Husilerle yaşanan çatışmaların ardından hükümet güçlerinin kontrolüne geçti. Çatışmalarda Husilerin ağır kayıplar verdiği bildirildi.

Hükümet güçleri, Misrah ilçesindeki Hubeyl es-Sarm bölgesinde mevzilerine yönelik Husi saldırısını da püskürttü. Vilayetin diğer cephelerinde ise çatışmalar devam etti.

Öte yandan savaş uçakları, Cebel Habşi kavşağında ağaçların altında konuşlanan Husi unsurlarını ve askerî araçlarını hedef aldı. Sahadaki bilgilere göre hava saldırılarında doğrudan kayıplar meydana geldi.

vfgb
Cevf vilayetindeki cephe hatlarında görev yapan Yemen hükümet güçlerinden bir asker (AFP)

Husiler ise Şakab köylerini havan toplarıyla bombaladı. Saldırılarda bazı evler zarar görürken, bölge sakinleri arasında korku ve panik yaşandı.

Taiz kentinin çevresindeki cephelerde hükümet güçleri ve yerel savaşçılar, kentin giriş ve çıkış noktalarındaki savunma mevzilerini korumayı sürdürüyor. Bölgede topçu ateşi ve aralıklı çatışmalar devam ediyor.

Kent çevresindeki Husi saldırılarının görece azalması, örgütün Mukatira ve Tur el-Baha cephelerindeki çatışmalara yoğunlaşmasıyla aynı döneme denk geldi. Böylece askerî operasyonların ağırlığı Taiz çevresindeki diğer cephelere kaydı.

Yemen Başkanlık Konseyi: Operasyon hedeflerine ulaşılıncaya kadar sürecek

Siyasi cephede Yemen Başkanlık Konseyi, “Yemen Şafağı” operasyonunun ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar devam edeceğini yineledi. Bu hedeflerin başında Husi darbesinin sona erdirilmesi, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve devlet otoritesinin ülkenin tamamında sağlanması geliyor.

Reşad el-Alimi başkanlığında, tüm konsey üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, hükümet güçleri, askerî birlikler ve Halk Direnişi unsurlarının Suudi Arabistan öncülüğündeki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'nun desteğiyle Cevf, Marib ve batı kıyısı cephelerinde ilerleme kaydettiği, Taiz'de ise direnişin sürdüğü belirtildi.

Resmî medyanın aktardığına göre toplantıda, Husilerin askerî saldırılarındaki tırmanış ele alındı. Devlet kurumları ve sivil tesislere yönelik füze ve İHA saldırıları, kent ve köylere yönelik saldırıların genişletilmesi, Taiz kuşatmasının sürdürülmesi ve yerleşim bölgelerinin bombalanması değerlendirildi. Uluslararası su yolları ve deniz ulaşımına yönelik tehditler de toplantının gündeminde yer aldı.

Başkanlık Konseyi, Husilerin saldırıları karşısında cephelerde gösterilen direnişin Suudi Arabistan'ın desteğiyle sürdürüldüğünü vurguladı. Konsey, Riyad yönetiminin hükümet güçlerine verdiği desteğin yanı sıra Taiz ve diğer vilayetlerdeki insani ihtiyaçların karşılanmasına yönelik yardımlarını da takdir etti.

Konsey ayrıca Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan vatandaşlara, örgütün milis devşirme ve eleman kazanma faaliyetlerini reddetmeleri, çocuklarının çatışmalara sürüklenmesine izin vermemeleri çağrısında bulundu.

Açıklamada, silah bırakarak Husiler saflarında savaşmayı bırakanlar için ilan edilen prosedürler çerçevesinde güvenli dönüş yolunun açık olduğu da vurgulandı.


Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
TT

Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin tehditleri ve Afrika Boynuzu'ndaki terör örgütleriyle koordinasyonunun, milisleri uluslararası düzeyde kararlı bir tutum sergilenmesini gerektiren sınır aşan bir tehdide dönüştürdüğünü söyledi.

Ez-Zuba, salı günü Paris'te Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Remi Ferro ile bir araya geldi. Görüşmede Yemen'deki son gelişmelerin yanı sıra Husilerin sivil yerleşimlere ve uluslararası deniz ulaşım hatlarına yönelik terör eylemlerindeki tırmanış ele alındı.

Yemen Dışişleri Bakanı, Husilerin Taiz kentini kuşatma altında tutmasının yol açtığı insani dramı da gündeme getirdi. Ez-Zuba ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) çalışanları ile insani yardım kuruluşlarında görev yapan personelin kaçırılması ve işkenceye maruz bırakılması gibi ihlallere dikkat çekti. Bu eylemlerin son olarak Muhammed eş-Şami'nin hayatına mal olduğunu belirtti.

Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Ferro ise Fransa ve Avrupa Birliği'nin (AB), sahadaki değişimlere uyum sağlayacak yeni bir Yemen politikası benimsemeye önem verdiğini ifade etti. Ferro, ülkesinin Husilerin sivillere yönelik tüm ihlallerini reddettiğini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Yemen resmî haber ajansından aktardığı habere göre görüşmede, Yemen'deki gelişmeler ve Husilerin bölgesel güvenliğe yönelik tehditleri üzerinde duruldu.


Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı
TT

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen İçişleri Bakanlığı, salı günü, terör örgütü olarak nitelendirdiği Husilerle birlikte çalışan 21 yabancı uzman bulunduğunu açıkladı. Bakanlık, bunlardan 14'ünün İran Devrim Muhafızları Ordusu, 7'sinin ise Lübnan Hizbullahı mensubu olduğunu bildirdi.

Yemen'in 6 vilayetine dağılan uzmanların, Husilerin finansman, silahlandırma ve eğitim faaliyetlerinde görev aldığı belirtildi. Açıklamaya göre bu kişiler, doğrudan denetim ve gözetimin yanı sıra operasyonların planlanması ve yönetilmesine, milislerin askerî kapasitesinin geliştirilmesine de katılıyor. Uzmanların ayrıca Yemen'de uzun vadeli nüfuz oluşturmayı, siyasi, örgütsel, toplumsal ve medya faaliyetleri aracılığıyla Husilere bağlılık ağları ve yapılar kurmayı hedeflediği kaydedildi.

Yemen İçişleri Bakanlığı, söz konusu faaliyetlerin Yemen'i Arap çevresinden uzaklaştırmayı amaçladığını vurguladı.

Yabancı uzmanların görev alanları arasında operasyon yönetimi, komuta-kontrol sistemleri, balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) bulunuyor. Ayrıca gözetleme sistemleri, haberleşme altyapısı, elektronik harp, ikmal ağları ve askerî bileşenlerin kaçakçılığı da uzmanların faaliyet gösterdiği alanlar arasında sıralandı.

Uzmanların deniz operasyonlarının koordinasyonunda ve ticari gemilerin hedef olarak belirlenmesinde de rol aldığı belirtildi. Açıklamada, patlayıcı yüklü teknelerin geliştirilmesi, otonom denizaltıların tasarlanması, mayın döşeme faaliyetleri ve milis unsurlarına askerî taktikler konusunda eğitim verilmesinin de bu kişilerin görevleri arasında bulunduğu ifade edildi. Söz konusu eğitimlerin, şehirlerin kuşatılması ve şehir savaşlarına yönelik olduğu kaydedildi.

Öte yandan, Yemen'de meşru yönetimi destekleyen Arap Koalisyonu salı günü, Mekke bölgesinde bir insansız hava aracının (İHA) önlenerek imha edildiğini duyurdu.

Bu gelişme, Husilerin Suudi Arabistan'ın güneyine doğru fırlattığı bir balistik füze ile Riyad bölgesine yönelen iki İHA'nın bir gün önce engellenmesinin ardından yaşandı.