Hizbullah, Lübnan Cumhurbaşkanlığı ile ilişkilerini kesiyor ve orduyu devre dışı bırakıyor

Askeri kaynaklar: Çözüm çatışmada değil, diyalog ve siyasette yatıyor

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Ordu Komutanı Rudolph Heykel ile bir araya geldi. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Ordu Komutanı Rudolph Heykel ile bir araya geldi. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Hizbullah, Lübnan Cumhurbaşkanlığı ile ilişkilerini kesiyor ve orduyu devre dışı bırakıyor

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Ordu Komutanı Rudolph Heykel ile bir araya geldi. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Ordu Komutanı Rudolph Heykel ile bir araya geldi. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Hizbullah, son günlerde Lübnan yönetimine, özellikle de Cumhurbaşkanlığı makamına yönelik söylemlerini sertleştirdi. Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın Washington ziyareti öncesinde bir Hizbullah milletvekili, “Yönetimle köprüler artık atıldı ve bunun sonuçları ağır olabilir” ifadesini kullanarak gerilimi açık şekilde tırmandırdı. Hizbullah, Lübnan ordusunun komuta kademesini hedef almamayı sürdürüyor. Ancak örgüt, daha önce yaptığı açıklamalarda silahlarının zorla alınmasına yönelik herhangi bir girişime, İsrail ordusuna karşı gösterdiği tavrın aynısıyla karşılık vereceğini duyurmuştu.

Lübnan, ABD ve İsrail arasında Güney Lübnan’da ‘pilot bölgeler’ önerisinin hayata geçirilmesine yönelik temaslar sürerken, Hizbullah’ın son sert açıklamaları bu plana destek vermeye hazır olmadığı yönünde açık mesajlar olarak değerlendiriliyor. Söz konusu öneri, belirlenen bölgelerin Lübnan ordusunun kontrolüne bırakılmasını ve hem İsrail ordusunun hem de Hizbullah ile örgütün askeri unsurlarının bu bölgelerden çekilmesini öngörüyor. Hizbullah daha önce de çerçeve anlaşmasını ve içerdiği hükümleri sert ifadelerle eleştirmişti.

eçtiğimiz hafta Roma’da ABD’nin himayesinde gerçekleştirilen ve pilot bölgelerin uygulanmasına devam edilmesi konusunda anlaşmaya varılan yeni bir Lübnan-İsrail müzakere turunun sona ermesiyle eş zamanlı olarak, Lübnan ordusuna ait bir devriye, Lübnan’ın güneyindeki Sur ilçesinde devriye gezdi. (AFP)Geçtiğimiz hafta Roma’da ABD’nin himayesinde gerçekleştirilen ve pilot bölgelerin uygulanmasına devam edilmesi konusunda anlaşmaya varılan yeni bir Lübnan-İsrail müzakere turunun sona ermesiyle eş zamanlı olarak, Lübnan ordusuna ait bir devriye, Lübnan’ın güneyindeki Sur ilçesinde devriye gezdi. (AFP)

Zorla çatışmaya yönelik bir karar yok

Askeri kaynaklara göre, pilot bölgeler planının güç kullanılarak uygulanmasına yönelik ne siyasi ne de askeri düzeyde alınmış bir karar bulunuyor. Kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Bu konu diyalog ve siyasi yollarla çözülmeli. Ordunun sahada Hizbullah ile doğrudan karşı karşıya getirilmesi doğru olmaz. Böyle bir senaryonun sonuçları her açıdan felaket olur” değerlendirmesinde bulundu.

Hafta ortasında Hizbullah’ın parlamentodaki grubunun üyesi Hasan Fadlallah, meclis kürsüsünden Cumhurbaşkanı Joseph Avn’a sert eleştiriler yöneltmiş ve Avn’ın ‘ülke birliğinin simgesi olan cumhurbaşkanı olmak yerine, Lübnanlılar arasındaki ayrışmayı derinleştiren siyasi bir aktöre dönüştüğünü’ savunmuştu. Hizbullah Milletvekili Ali Feyyad ise dün yaptığı açıklamada, “Bu yönetimle yaşanan sorun artık çok büyük bir noktaya ulaştı. Aramızdaki köprüler tamamen koptu, uzlaşma ihtimali kalmadı ve bunun doğuracağı sonuçlar hayra alamet olmayacak” ifadelerini kullandı.

Sokaklarda gerginlik artıyor mu?

Beyrut Amerikan Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hilal Haşşan, Hizbullah’ın yönetime yönelik giderek sertleşen söylemlerini, örgütün karşı karşıya bulunduğu ‘varoluşsal tehditlere’ bağladı. Haşşan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Hizbullah artık hedef tahtasına konuldu ve askeri kanadının tasfiye edilmesi yönünde karar alındı. Bu nedenle Hizbullah’ın önümüzdeki gün ve haftalarda, Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın ‘sokağa inmek kırmızı çizgidir’ uyarısına rağmen, sokaktaki tansiyonu yükseltmesi ihtimal dışı değil” dedi.

Haşşan, mevcut göstergelerin Hizbullah’ın olası bir çatışmaya hazırlandığına ve önümüzdeki dönemin ‘son derece zorlu ve tehlikeli’ geçeceğine işaret ettiğini belirtti. Lübnan ordusunun Hizbullah’la karşı karşıya getirilmesi durumunda orduda bölünme yaşanabileceğine ilişkin kaygıların haklı olduğunu vurgulayan Haşşan, “Böyle bir kararın sonuçları hafife alınamaz. Ordu Komutanı da bunun tamamen farkında ve tutumunu buna göre belirliyor. Askeri kökeni ve kurumu yakından tanıması nedeniyle Cumhurbaşkanı Avn da bu tabloya yabancı değil” ifadelerini kullandı.

Haşşan’a göre Hizbullah şu anda siyasi ve askerî açıdan zayıf bir konumda bulunuyor. Bununla birlikte, toplumsal dayanışma nedeniyle Şii toplumunun büyük bölümü, örgütün tamamen yenilgiye uğraması halinde son yıllarda elde edilen ‘Şiilerin kazanımlarının’ ortadan kalkacağına inandığı için Hizbullah’ın etrafında kenetlenmeyi sürdürüyor. Haşşan, bu kesimin ülkedeki belirleyici konumunu korumayı hedeflediğini ifade etti.

 Lübnan askerleri ülkenin güneyinde bir kontrol noktası kurdu. (Lübnan Ordu Komutanlığı sitesi)Lübnan askerleri ülkenin güneyinde bir kontrol noktası kurdu. (Lübnan Ordu Komutanlığı sitesi)

Suikastlar geri mi dönüyor?

Siyasi yazar ve Janoubia internet sitesinin Genel Yayın Yönetmeni Ali el-Emin ise Hizbullah’ın artık ‘Lübnanlı bir siyasi parti gibi hareket etmediğini’ savundu. El-Emin, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “Hizbullah, Cumhurbaşkanı’nın müzakereler, Lübnan’ın dış ilişkileri ya da ülkenin ve halkının güvenliğine ilişkin ulusal hassasiyetlerini dikkate alan bir yapı değil. Bugün yüzde 100 İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) bir uzantısıdır. Bu nedenle Hizbullah’ın Cumhurbaşkanı Joseph Avn’a yönelik tutumu, aslında İran’ın Avn’a yönelik tutumudur” ifadelerini kullandı.

El-Emin’e göre Hizbullah’ın söylemlerinin, yönetime veya kendisine muhalif siyasi güçlere karşı sahada harekete geçmesinin ön hazırlığı olma ihtimali de göz ardı edilemez. Bunun suikastlar ya da sokakta kaos yaratmaya yönelik girişimler gibi farklı şekillerde ortaya çıkabileceğini belirten el-Emin, ancak böyle bir sürecin Hizbullah’ın lehine sonuç vermeyeceğini söyledi. El-Emin, “Dikkat çeken nokta, Hizbullah, Avn’ı her hedef aldığında Lübnanlıların ona desteğinin artması ve Hizbullah’ın daha da yalnızlaşmasıdır. Bu nedenle örgütün içeride bir çatışma çıkarmaya yönelik herhangi bir girişimi herkese zarar verir. Ancak bunun en ağır bedelini ödeyecek taraf da hiç kuşkusuz Hizbullah olacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Hizbullah, tarafsız bir ordu istiyor

Bir soru üzerine el-Emin, Hizbullah’ın orduyu hedef almaktan kaçınmasının samimi bir yaklaşım olmadığını savundu. El-Emin, bunun ordunun ‘herkesin sevdiği bir askeri kurum’ olarak aşırı şekilde övülmesiyle bağlantılı olduğunu belirterek, “Ordunun sevilmesinin şartı, tüm siyasi güçleri memnun etmesi ve dolayısıyla tarafsız kalmasıdır” dedi. Şarku’l Avsat’a konuşan el-Emin, Hizbullah’ın orduyu her zaman kendi çıkarlarıyla uyumlu olmadığı sürece ‘etkisiz bir güç’ olarak görmek istediğini ifade etti. Bunun, ordunun Hizbullah’tan mevzilerini teslim almasını istediği durumlarda örgütün neden karşı çıktığını açıkladığını belirten el-Emin, Litani Nehri’nin kuzeyindeki Ali Tahir Tepesi’nde yaşananları buna örnek gösterdi. El-Emin ayrıca, kasım ayında varılan anlaşmanın ardından Sur ilçesinde Hizbullah’a ait tünellerden birini teslim almaya çalışan askerlerin hedef olduğu ve altı askerin hayatını kaybettiği patlamayı hatırlattı. El-Emin sözlerini şöyle noktaladı: “Hizbullah ayrıca hükümet ile ordu arasında, görünürde küçük dahi olsa ortaya çıkan her türlü görüş ayrılığını derinleştirmeye ve büyütmeye çalışıyor.”



İsrail'in Gazze şehrine düzenlediği hava saldırısında biri çocuk 6 Filistinli öldü

Filistinliler, Han Yunus'taki yıkılmış evlerin enkazından demirleri çıkararak Gazze'de çadır yapımında yeniden kullanıyorlar (DPA)
Filistinliler, Han Yunus'taki yıkılmış evlerin enkazından demirleri çıkararak Gazze'de çadır yapımında yeniden kullanıyorlar (DPA)
TT

İsrail'in Gazze şehrine düzenlediği hava saldırısında biri çocuk 6 Filistinli öldü

Filistinliler, Han Yunus'taki yıkılmış evlerin enkazından demirleri çıkararak Gazze'de çadır yapımında yeniden kullanıyorlar (DPA)
Filistinliler, Han Yunus'taki yıkılmış evlerin enkazından demirleri çıkararak Gazze'de çadır yapımında yeniden kullanıyorlar (DPA)

Filistin’in Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü, yaptığı açıklamada, Gazze kentinin batısına düzenlenen İsrail saldırısında aralarında bir çocuğun da bulunduğu 6 kişinin hayatını kaybettiğini, 13 kişinin yaralandığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre İsrail ordusu ise saldırıda, Gazze Şeridi’ndeki güçlerine yönelik saldırılar planladığını öne sürdüğü Hamas “liderlerini” hedef aldığını açıkladı.

Gazze Sivil Savunma Sözcüsü Mahmud Basal, AFP’ye yaptığı açıklamada, “Gazze Limanı’ndaki yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan İsrail saldırısında aralarında bir çocuğun da bulunduğu en az 6 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi de yaralandı” dedi.

Şifa Tıp Kompleksi de saldırıda hayatını kaybedenlerin cenazelerinin yanı sıra yaralanan 13 kişinin hastaneye getirildiğini doğruladı.

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, “Şati bölgesinde, güçlerimize yönelik terör planları hazırlayan Hamas terör örgütünün liderlerine saldırı düzenlendiğini” bildirdi. Açıklamada, söz konusu kişilerin orduya karşı “terör eylemleri gerçekleştirmeyi planladığı” ve “tehdidi ortadan kaldırmak amacıyla havadan hedef alındıkları” ileri sürüldü.

Saldırının görgü tanıklarından Muhammed el-Gul, “İşgal güçlerine ait uçaklar bir anda Gazze kentinin batısında balıkçı limanındaki bir kafeye iki füze fırlattı” dedi. El-Gul, “Çok sayıda kişi hayatını kaybetti ve yaralandı. Limanda da bazı insanlar enkaz altında kaldı ve onları çıkarmaya çalışıyorlar” diye konuştu.

Liman bölgesinde, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’in güneyine düzenlediği saldırının ardından başlayan İsrail-Hamas savaşı nedeniyle yerlerinden edilen binlerce kişinin kaldığı çadırlar bulunuyor.

Dünkü saldırı, Hamas Sözcüsü’nün, ABD’nin desteklediği Gazze anlaşmasına bağlı olduklarını açıkladığı gün gerçekleşti. Açıklama, ABD’li özel temsilci Jared Kushner ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Hamas’a silah bırakması yönünde baskı yapmak amacıyla gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından geldi.

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, “Hamas, üzerinde anlaşmaya varılan bu sürece bağlıdır” dedi. Kasım ayrıca, “İşgal güçlerinin şu ana kadar arabuluculara yol haritasını kabul ettiğine ilişkin açık bir onay vermediği ortada” ifadelerini kullandı.

Kushner, pazar günü Mısır’da Hamas yöneticileriyle görüştükten sonra İsrail’e geçerek Netanyahu ile bir araya geldi. Netanyahu, kısa süre önce plana karşı olduğunu açıklamıştı.

İsrail Başbakanı, Hamas’ın tamamen silahsızlandırılmasını talep ediyor.

İsrailli bir yetkiliye göre taraflar Kushner ile yaptıkları görüşmede, silahların teslim edilmesini denetleme görevini Amerikalı bir subayın üstlenmesi konusunda anlaşmaya vardı.

Anlaşmanın uygulanmasından sorumlu olan ve ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği “Barış Konseyi” de Netanyahu’ya, ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması kapsamında Hamas tamamen silahsızlandırılmadan İsrail’in Gazze’den çekilmeye başlamasının gerekmediğini bildirdi. Ateşkes anlaşması 10 Ekim 2025’ten bu yana yürürlükte.


Suudi Arabistan ve Arap ülkelerinden İsrail’in Suriye’nin egemenliğini ihlaline sert kınama

İsrail'in dün düzenlediği saldırıların ardından Ebu el-Zuhur askeri üssünün görünümü (Reuters)
İsrail'in dün düzenlediği saldırıların ardından Ebu el-Zuhur askeri üssünün görünümü (Reuters)
TT

Suudi Arabistan ve Arap ülkelerinden İsrail’in Suriye’nin egemenliğini ihlaline sert kınama

İsrail'in dün düzenlediği saldırıların ardından Ebu el-Zuhur askeri üssünün görünümü (Reuters)
İsrail'in dün düzenlediği saldırıların ardından Ebu el-Zuhur askeri üssünün görünümü (Reuters)

Suudi Arabistan, İsrail işgal güçlerinin Suriye’nin İdlib ilindeki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’nü hedef alan hava saldırılarını, uluslararası hukukun ve Suriye’nin egemenliğinin “açık bir ihlali” olarak nitelendirerek en sert ifadelerle kınadı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, söz konusu saldırının kesin bir şekilde reddedildiği belirtilerek uluslararası topluma İsrail’in uluslararası hukuk ve teamülleri ihlal etmesine son vermesi çağrısı yinelendi. Açıklamada ayrıca Suriye ile dayanışma içinde olunduğu ve ülkenin egemenliğini koruyacak, toprak bütünlüğünü ve birliğini güvence altına alacak, Suriye halkının güvenlik ve istikrarını sağlayacak her türlü çabanın desteklendiği vurgulandı.

Körfez ülkelerinin yanı sıra Arap ve İslam ülkeleri de İdlib’deki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’nü hedef alan İsrail saldırılarını kınadı. Saldırının Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün “açık bir ihlali” ve uluslararası hukuk ile Birleşmiş Milletler Şartı’nın hükümlerine aykırı olduğu ifade edildi. Açıklamalarda Suriye ile dayanışma mesajı verilirken, ülkenin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumaya yönelik bütün çabaların desteklendiği belirtildi.

Körfez ve Arap ülkelerinden dayanışma

Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İsrail’in bölge ülkelerinin egemenliğini cezasız olarak ihlal etmeyi sürdürmesinin, güç kullanarak yeni fiili durum dayatmaya yönelik “tehlikeli bir yaklaşımı” ve uluslararası meşruiyeti sistematik biçimde hiçe saymayı ortaya koyduğu belirtildi.

Açıklamada, İsrail’in çevresinde yeni bir fiili durum oluşturmaya çalışması halinde, uluslararası toplumun buna kararlı bir şekilde karşılık vermesi gerektiği vurgulandı. İsrail’in, uluslararası hukukun üzerinde hareket ettiği bir ortamın oluştuğu ve uluslararası toplumun bu ihlalleri engellemekte sessiz ve yetersiz kaldığı ifade edilerek, uluslararası topluma sorumluluklarını yerine getirme çağrısı yapıldı.

Katar Dışişleri Bakanlığı ayrıca hesap verebilirlik ve caydırıcılığın olmamasının İsrail’i ihlallerini sürdürmeye teşvik ettiği, bunun ise güvenlik ve istikrarı tehdit ederek bölgeyi daha geniş bir gerilim döngüsüne sürüklediği uyarısında bulundu.

Kuveyt Dışişleri Bakanlığı da uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne, İsrail’in Suriye topraklarına yönelik tekrarlanan saldırılarını durdurma ve uluslararası hukuk ile BM Şartı’nın kurallarına uyulmasını sağlama sorumluluklarını yerine getirme çağrısında bulundu.

Mısır Dışişleri Bakanlığı da yaptığı açıklamada, İsrail’in Suriye topraklarındaki ihlallerinin sürmesini tamamen reddettiğini belirtti. Açıklamada, bu saldırıların Suriye ve bölgedeki istikrar çabalarını sekteye uğratabilecek, bölgesel güvenlik ve barışı tehdit eden “tehlikeli bir tırmanış” olduğu ifade edildi.

Mısır, uluslararası toplumun İsrail’in tekrarlanan ihlallerine son verilmesi ve güç kullanarak fiili durum dayatma politikasının durdurulması için sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini vurguladı. Bunun, bölgede yaşanan peş peşe gerilim döngülerinin kontrol altına alınmasına katkı sağlayacağı belirtildi.

Ürdün Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Fuad el-Mecali de Suriye’nin güvenlik ve istikrarını hedef alan tüm tekrarlanan İsrail saldırıları ve uygulamalarının durdurulması gerektiğini söyledi. Mecali, uluslararası topluma hukuki ve ahlaki sorumluluklarını yerine getirme, İsrail’i Suriye’ye yönelik yasa dışı ve provokatif saldırılarını durdurmaya ve Suriye topraklarının bir bölümündeki işgaline son vermeye zorlama çağrısında bulundu. İsrail’in uluslararası hukuk kurallarına, uluslararası meşruiyet kararlarına, devletlerin egemenliğine ve iç işlerine müdahale etmeme ilkesine uyması gerektiğini belirtti.

Körfez İşbirliği Konseyi de İsrail işgal güçlerinin düzenlediği saldırıları en sert ifadelerle kınadı. Konsey Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, İsrail’in Suriye topraklarını hedef almasının, ülkenin egemenliğine ve topraklarının dokunulmazlığına yönelik kabul edilemez bir saldırı olduğunu söyledi.

Budeyvi, saldırıların devletlerin egemenliğine yönelik müdahaleyi yasaklayan uluslararası kural ve teamüllere aykırı olduğunu belirterek, bu uygulamaların sürmesinin gerilimi ve tırmanmayı artırabileceği, bölgede güvenlik ve istikrarı sağlamaya yönelik bölgesel ve uluslararası çabaları baltalayabileceği uyarısında bulundu.

Konsey Genel Sekreteri uluslararası topluma sorumluluklarını yerine getirme ve bu ihlallere karşı kararlı bir tutum alma çağrısı yaparak, İsrail’in Suriye topraklarına yönelik saldırılarının durdurulmasını ve Suriye’nin güvenlik ve istikrarının korunmasını istedi. Ayrıca Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin Suriye Cumhuriyeti, egemenliği ve toprak bütünlüğüyle dayanışma içinde olduğunu yineledi.

Gerilimden İsrail sorumlu tutuldu

Suriye devlet medyası daha önce Suriyeli bir askeri kaynağa dayandırdığı haberinde, “İsrail işgal güçlerine ait savaş uçaklarının dün şafak vakti İdlib’in doğu kırsalındaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü pistini sekiz hava saldırısıyla hedef aldığını” bildirmişti. Saldırının can kaybına yol açmadığı, ancak hava üssünün altyapısında maddi hasar meydana geldiği belirtildi.

Suriye Dışişleri Bakanlığı da İsrail’in hava saldırılarını en sert ifadelerle kınayarak bunları “haksız bir saldırı, egemenliğin açık bir ihlali ve bölgenin güvenliğini tehdit eden tehlikeli bir gerilim” olarak nitelendirdi.

Bakanlığın açıklamasında, İsrail’in 8 Aralık 2024’ten bu yana düzenlediği saldırıların, Suriye’nin itidal politikası izlediği, istikrarı güçlendirmeye ve gerilimden kaçınmaya çalıştığı bir dönemde sürdüğüne dikkat çekildi. Açıklamada, bu durumun İsrail işgalinin söz konusu çabaları baltalama ve bölgeyi daha fazla gerilim ve istikrarsızlığa sürükleme girişimlerini bir kez daha ortaya koyduğu belirtildi.

Suriye, tırmanıştan İsrail’i sorumlu tutarak uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne saldırıyı açıkça kınama ve İsrail’in Suriye’nin egemenliğine yönelik tekrarlanan ihlallerine karşı kararlı bir tutum alma çağrısında bulundu.

Şam ayrıca, “uluslararası hukuk ve teamüller tarafından güvence altına alınan meşru yollarla haklarını ve ulusal çıkarlarını savunmayı sürdüreceğini” bildirdi.


Suriye, İsrail’i İdlib’teki Ebu’z Zuhur Askeri Havaalanı’nı bombalamakla suçladı

2012 yılından beri hizmet dışı olan havalimanında, Suriye Savunma Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçleri bulunuyor.
2012 yılından beri hizmet dışı olan havalimanında, Suriye Savunma Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçleri bulunuyor.
TT

Suriye, İsrail’i İdlib’teki Ebu’z Zuhur Askeri Havaalanı’nı bombalamakla suçladı

2012 yılından beri hizmet dışı olan havalimanında, Suriye Savunma Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçleri bulunuyor.
2012 yılından beri hizmet dışı olan havalimanında, Suriye Savunma Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçleri bulunuyor.

Suriye, İsrail’i ülkenin kuzeybatısında bulunan ve yıllardır hizmet dışı olan Ebu’z Zuhur Askeri Havalimanı’na sekiz hava saldırısı düzenlemekle suçladı. Suriye resmi medyası, saldırılara ilişkin bilgiyi bir askeri kaynağa dayandırdı.

Kaynak, “İsrail işgal güçlerine ait savaş uçakları bugün şafak vakti İdlib’in doğu kırsalındaki Ebu’z Zuhur Askeri Havalimanı’nın pistini sekiz saldırıyla hedef aldı” dedi. Kaynak, saldırının ‘havalimanının altyapısında maddi hasara yol açtığını, herhangi bir yaralanma olmadığını’ belirtti.

AFP’ye konuşan güvenlik kaynaklarına göre, 2012’den bu yana hizmet dışı olan havalimanında Suriye Savunma Bakanlığı’na bağlı koruma birlikleri bulunuyor.

İsrail güçleri, Suriye’deki önceki yönetimin 2024’ün sonlarında devrilmesinin ardından, ‘askeri hedefler’ olarak nitelendirdiği noktalara yüzlerce saldırı düzenledi.

Öte yandan Washington öncülüğündeki uluslararası koalisyon güçleri de Suriye’de hava saldırıları düzenliyor. Bu saldırılar çoğunlukla DEAŞ’ın önde gelen isimlerini hedef alıyor.

Suriye’deki yeni yönetim, çatışma yılları boyunca ağır hasar gören havalimanında iktidara gelmesinin ardından kontrolü sağladı.

Eski rejim güçleri, İdlib vilayetinin büyük bölümünün muhalif grupların kontrolüne geçmesinin ardından Eylül 2015’te kaybettiği havalimanının kontrolünü 2018’in sonlarında yeniden ele geçirmişti.