Orgeneral Burhan, Sudan içinde ulusal diyalog istişarelerini başlattı

Orgeneral Burhan, Demokratik Blok Koalisyonu liderleri ile görüşmede siyasi sürece müdahale etmeyeceğini vurgularken Sumud İttifakı, Nairobi'de toplandı

Orgeneral Burhan, birkaç gün önce kapsamlı bir siyasi diyalog başlatılacağını duyurdu. Bu arada, kendisine sadık güçlerin Addis Ababa toplantılarına katılmasına itiraz etmeyeceği yönünde beklentiler vardı (Facebook)
Orgeneral Burhan, birkaç gün önce kapsamlı bir siyasi diyalog başlatılacağını duyurdu. Bu arada, kendisine sadık güçlerin Addis Ababa toplantılarına katılmasına itiraz etmeyeceği yönünde beklentiler vardı (Facebook)
TT

Orgeneral Burhan, Sudan içinde ulusal diyalog istişarelerini başlattı

Orgeneral Burhan, birkaç gün önce kapsamlı bir siyasi diyalog başlatılacağını duyurdu. Bu arada, kendisine sadık güçlerin Addis Ababa toplantılarına katılmasına itiraz etmeyeceği yönünde beklentiler vardı (Facebook)
Orgeneral Burhan, birkaç gün önce kapsamlı bir siyasi diyalog başlatılacağını duyurdu. Bu arada, kendisine sadık güçlerin Addis Ababa toplantılarına katılmasına itiraz etmeyeceği yönünde beklentiler vardı (Facebook)

Sudan Geçici Egemenlik Konseyi Başkanı ve Sudan Ordusu Komutanı Orgeneral Abdülfettah el-Burhan, pazartesi akşamı başkent Hartum'da Demokratik Blok Koalisyonu liderleriyle bir araya gelerek, Sudan içinde ulusal siyasi diyaloğun başlatılmasına ilişkin düzenlemeleri görüştü. Görüşme, Kenya'nın başkenti Nairobi'de Nairobi Bildirgesi çatısı altında bir araya gelen siyasi ve sivil güçlerin, savaşı sona erdirmenin yollarını ve insani krizin çözümünü ele almak üzere toplantılarını sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşti.

Orgeneral Burhan ile görüşmeye katılan kaynaklar, Şarku’l Avsat gazetesine, görüşmenin, ülke içinden Sudanlı güçlerin öncülüğünde, herhangi bir vesayet veya dış müdahaleden uzak, kapsamlı bir sivil siyasi diyalog sürecinin başlatılması üzerinde odaklandığını belirtti. Kaynaklara göre bu süreç, siyasi ortamı, farklı tarafların katılımını ve diyalog sürecinin başarıya ulaşmasını garanti altına alacak şekilde hazırlayan pratik adımlara dayanacak.

Kaynaklar, Orgeneral Burhan'ın görüşme sırasında siyasi diyalog sürecine müdahale etmeyeceğini teyit ettiğini, Sudan dışındaki siyasi güçlerin yaklaşan diyaloğa katılmasına karşı çıkmadığını belirttiğini aktardı. Burhan ayrıca, ülke içindeki siyasi sürece katılmak isteyen herkesin korunmasını sağlamak için gerekli tüm önlemleri alma sözü vererek, seyahat özgürlüğünün garanti altına alınacağını ve yurt dışına seyahat etmek isteyen hiç kimsenin engellenmeyeceğini vurguladı.

Kaynaklar, görüşmede bazı kişi ve grupların gündeme getirdiği, başında Egemenlik Konseyi'nin geldiği mevcut geçiş dönemi yönetim kurumlarının feshedilmesi veya Burhan'a cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesi için yetki verilmesine ilişkin önerilerin ele alınmadığını belirtti. Egemenlik Konseyi Başkanı, Demokratik Blok Koalisyonu’nun üstlendiği role atıfta bulunarak, ülke içindeki siyasi faaliyetini ve hareketliliğini takdirle karşıladı.

Öte yandan Demokratik Blok Koalisyonu liderlerinden Toplumsal Adalet Demokratik İttifakı Başkanı Mübarek Erdol, Orgeneral Burhan ile yapılan görüşmeyi ‘yapıcı ve olumlu’ olarak nitelendirerek, önümüzdeki günlerde somut sonuçlara ulaşılmasını beklediğini belirtti. Erdol, sosyal medya platformu X üzerinden paylaştığı bir mesajda, koalisyonun Sudan'ın karşı karşıya olduğu zorlukların boyutunun farkında olduğunu, ülkeyi krizinden çıkarıp güvenli bir limana ulaştırmaya katkı sağlamak amacıyla ulusal sorumluluk ruhuyla çalışmaya devam edeceğini belirtti.

Erdol, koalisyonun, Afrika Birliği (AfB), Arap Birliği (AL), Avrupa Birliği (AB), Birleşmiş Milletler (BM) ve Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi'nin (IGAD) oluşturduğu beşli uluslararası mekanizmanın himayesinde geçtiğimiz haziran ayında Devrimin Güçleri Sivil Demokratik İttifakı (Sumud) ve diğer siyasi gruplarla birlikte varılan Addis Ababa Anlaşması'na bağlılığını yineleyerek, koalisyonun ‘bu anlaşmadan asla vazgeçmeyeceğini’ vurguladı.

Kaynaklara göre koalisyon, önümüzdeki günlerde ulusal diyalog gelişmelerine ilişkin ortak bir vizyon oluşturmak amacıyla bazı iç toplantılar düzenlemeyi, bunun yanı sıra Sudan içindeki ve dışındaki farklı siyasi ve sivil güçlerle istişareler ve temaslar gerçekleştirmeyi planlıyor. Bu adımlar, siyasi ortamı hazırlama prosedürleri ve bu konuda hükümete başvurma mekanizmaları üzerinde anlaşmayı amaçlıyor.

Burhan, geçtiğimiz mayıs ayında, Sudanlıların sivil demokratik geçiş sürecini tamamlamaya karar vereceği kapsamlı bir siyasi diyaloğun ülke içinde başlatılmasına yönelik düzenlemeleri açıklamış, hükümetin bu sürecin başarıya ulaşması için gerekli her şeyi sağlayacağını vurgulamıştı.

Demokratik Blok Koalisyonu, Cafer el-Mirgani kanadının liderliğindeki Demokratik Birlik Partisi (Asl), Minni Arko Minnawi liderliğindeki Sudan Kurtuluş Hareketi (SLM/A) ve Dr. Cibril İbrahim liderliğindeki Sudan Adalet ve Eşitlik Hareketi (JEM) başta olmak üzere bazı siyasi güç ve silahlı hareketlerin yanı sıra başka siyasi ve sivil güç ile partileri de bünyesinde barındırıyor.

Nairobi görüşmeleri

Paralel bir siyasi süreçte, Sudan İlkeler Bildirgesi güçleri, 19-21 Temmuz tarihleri arasında partiler ve siyasi ile sivil güçlerin katılımıyla Kenya'nın başkenti Nairobi'de düzenlenen ve savaşın gelişmelerini, insani durumu ve Sudan'daki siyasi süreci ele alan toplantılarını sona erdirdi.

Kapanış açıklamasında, El-Ubeyyid kenti ve çevresi ile Kordofan, Darfur ve Mavi Nil eyaletlerindeki askeri çatışma risklerinin tırmanması kınandı ve katılımcı güçlerin, uluslararası hukuka uygun şekilde suçları izlemek ve doğrulamak amacıyla bağımsız uluslararası mekanizmalar aracılığıyla ihlallerin belgelenmesi çabalarına verdikleri destek yenilendi. Toplantıya katılanlar ayrıca, savaşı sona erdirmeyi amaçlayan bölgesel ve uluslararası çabaların seyrini ele alarak, bu çabaların Uluslararası Dörtlü Mekanizma’nın Beşli Mekanizma ile koordineli şekilde onayladığı yol haritasında yer alan ilkelere dayanan köklü revizyonlara ihtiyaç duyduğunu değerlendirdi.

FRGTHYJU
Sudan Kurtuluş Hareketi (SLM/AM) lideri Abdulvahid en-Nur, Nairobi’deki toplantılara katıldı (Sumud İttifakı Basın Birimi)

Açıklamada, herhangi bir siyasi sürecin, sivil demokratik güçlerin rolünü güçlendirecek ve savaşan tarafların kendi gündemlerini dayatmasını veya siyasi sürecin sonuçlarını kontrol altına almasını engelleyecek şekilde, Sudanlıların liderliği ve sahipliğinde olması gerektiği vurgulandı.

Katılımcı güçler, Ulusal Kongre Partisi, İslami Hareket ve bunların cephe kuruluşlarının herhangi bir siyasi sürece katılmasını reddetme kararlılıklarını yineleyerek, devlet kurumlarını zayıflatma, savaşları başlatma ve demokratik dönüşümü engelleme konusundaki temel sorumluluğu bu yapılara yükledi ve ‘Sudan'ın geleceğinde bunlara yer olmadığını’ vurguladı. Toplantıda, önümüzdeki döneme ilişkin ortak bir siyasi vizyon kabul edildi. Bu vizyon, Sudan İlkeler Bildirgesi güçleri arasındaki koordinasyonu insani, kitlesel, siyasi, medya, diplomatik ve hukuki çalışma alanları aracılığıyla güçlendirmeye odaklanan üç aylık bir eylem programını da içeriyor.



İsrail saldırılarının ardından Hizbullah’ta İran yönetimi

Hizbullah, İran’a teşekkür ederken, Lübnan-İsrail doğrudan müzakerelerine tepki gösterdi (Şarku’l Avsat)
Hizbullah, İran’a teşekkür ederken, Lübnan-İsrail doğrudan müzakerelerine tepki gösterdi (Şarku’l Avsat)
TT

İsrail saldırılarının ardından Hizbullah’ta İran yönetimi

Hizbullah, İran’a teşekkür ederken, Lübnan-İsrail doğrudan müzakerelerine tepki gösterdi (Şarku’l Avsat)
Hizbullah, İran’a teşekkür ederken, Lübnan-İsrail doğrudan müzakerelerine tepki gösterdi (Şarku’l Avsat)

Yarın sekizinci yıl dönümü dolacak olan İsrail’in Lübnan’a yönelik geniş çaplı savaşı, Hizbullah’ın siyasi ve askeri konumunda büyük bir değişime yol açtı ve örgütün doğrudan İran yönetimine girmesiyle sonuçlandı.

Güvenlik ve savunma uzmanı Riyad Kahveci, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, Hizbullah’ın kapasitesinin 2024’ten bugüne kadar gerek liderlik ve askeri yapılanma gerekse siyasi nüfuz ve ikmal hatları açısından önemli ölçüde gerilediğini söyledi. Kahveci, bu gerilemenin boyutunun “yaklaşık yarıyı aştığını” tahmininde bulundu. “2024’te yönetim İran’ın yönlendirmesiyle yereldi; bugün ise yönetim ve yönlendirme doğrudan İran’a ait” dedi.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın bu dönemde ülkeyi yönetmesini övdü ve “dünya genelinde barış, güvenlik ve refah konusundaki ortak bağlılığımıza” vurgu yaptı.

Trump’ın övgüsü, Avn’a gönderdiği bir mesajda yer aldı. Lübnan Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Trump, Avn’ı geçen 21 Temmuz’da Beyaz Saray’da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve bu dönemde Lübnan’a liderlik etmesini takdir etti.

Trump, Avn’ın Beyaz Saray ziyaretini “her anlamda tarihi” olarak nitelendirerek, bunun yaklaşık yirmi yıl sonra bir Lübnan devlet başkanının Beyaz Saray’a gerçekleştirdiği ilk ziyaret olduğunu belirtti. Trump şöyle devam etti: “Ortadoğu’nun çatışmalarla karşı karşıya olduğu bir dönemde, Lübnan ve halkı adına sergilediğiniz kararlı liderliği takdir ediyorum.”


Trump ve el-Alimi, Bab el-Mendeb’deki gelişmeleri görüştü

Yemen Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı bir asker, Husilerle çatışma sırasında (Askeri Medya)
Yemen Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı bir asker, Husilerle çatışma sırasında (Askeri Medya)
TT

Trump ve el-Alimi, Bab el-Mendeb’deki gelişmeleri görüştü

Yemen Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı bir asker, Husilerle çatışma sırasında (Askeri Medya)
Yemen Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı bir asker, Husilerle çatışma sırasında (Askeri Medya)

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, Yemen’deki hızla gelişen askeri durumu, özellikle de İran destekli Husilerin Bab el-Mendeb Boğazı yakınlarındaki ilerleyişini ele aldı. Haber ajansları, görüşmeye ilişkin bilgileri birbiriyle örtüşen kaynaklara dayandırdı.

Bu görüşme, Taiz’in batısı ile Lahic’in kuzeyine uzanan yüksek kesimlerde çatışmaların şiddetlendiği bir dönemde gerçekleşti. Çatışmalar, Şimayteyn bölgesine doğru ilerlemeye çalışan Husilerin planlarını engelledi. Hükümet güçleri ve güney güçleri, tekrarlanan saldırıları püskürttüklerini, dağlık bölgelerdeki bazı mevzileri geri aldıklarını ve saldırganlara kayıplar verdirdiklerini açıkladı. Sahadaki kaynaklar ise son 24 saatte onlarca Husinin öldürüldüğünü bildirdi.

Hükümete bağlı “Amalika Güçleri”, Bab el-Mendeb’e komşu Kahbub Dağları’nda Husilere ait 5 aracı imha ettiğini duyurdu. Araçlardan birinde bir Husi komutanının, diğerinde ise uçaksavar silahının bulunduğu belirtildi. Açıklamada, araçlarda bulunanların öldürüldüğü ileri sürüldü.

Hükümete bağlı “Vatan Kalkanı Güçleri” de çatışmalar sırasında iki insansız hava aracını (İHA) düşürdüğünü açıkladı.

Taiz’in batısında çatışmalar Şerira, Marzam Dağı ve Cerdad çevresinde yoğunlaşırken, Husi güçlerinin sızma girişimleri ve saldırılarının engellendiği bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye Marib’de; Harib, Mala ve Umm Reyş bölgelerinde çatışmalar ve topçu atışları sürerken, kontrol hatlarında herhangi bir değişiklik yaşanmadı.

Hükümet güçleri ayrıca Husi birliklerinin toplanma noktaları, tahkimatları ve topçu mevzilerinin vurulduğunu duyurdu. Bu saldırıların Marib ve Beyda’da düzenlenen hava saldırıları ve İHA operasyonlarıyla eş zamanlı gerçekleştirildiği belirtildi.


Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
TT

Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.

Cezayir’de bir aktivist ve Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, seçimlerle bağlantılı  paylaşımı nedeniyle gözaltına alınmasının ardından geniş çaplı siyasi ve insan hakları tartışmasına yol açtı. Bu gelişme, çok sayıda aktivistin sosyal medya platformlarındaki paylaşımları ve siyasi tutumları nedeniyle adli takibata uğradığı bir dönemde yaşandı.

Konu, muhalif sol çizgideki İşçi Partisi’nin lideri ve önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin adayı Louisa Hanoune’un cumartesi günü başkentte düzenlediği basın toplantısında, Kabiliye bölgesinde tanınan ve milyonlarca Cezayirlinin konuştuğu Amazig dilinin yaygınlaştırılması için çalışmalar yürüten Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılması çağrısında bulunmasıyla siyasi boyut kazandı.

Hanoune, aktivistin yaklaşık iki haftadır Facebook hesabındaki bir paylaşım nedeniyle tutuklu bulunmasını kınadı. Davada seçim yasasının kullanılmasını eleştiren Hanoune, “bir kişinin seçimlerle bağlantılı suçtan kovuşturulmasının hukuki mantığının anlaşılır olmadığını” ifade etti.

hyjukı
İşçi Partisi Genel Sekreteri Louisa Hanoune. (Parti medyası)

Hanoune ayrıca Amazig dili ve kültürünün yaygınlaştırılması alanındaki eğitim çalışmalarına dikkat çekerek, hakkında verilen tutuklama kararının yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulunan geniş dayanışma kampanyasına destek verdi.

Seçim sürecini engelleme

Sosyal medyada “Tamazight Moussaoui” adıyla tanınan aktivist, başkentin yaklaşık 100 kilometre doğusundaki Bouira vilayetinin Chorfa kentinde bir lisede öğretmenlik yapıyor. Davası ise bölgesel olarak yetkili M'chedallah Mahkemesi’nde görülüyor.

Nadia Moussaoui’nin tanınırlığı yıllar içinde görev yaptığı okulun sınırlarını aşarak özellikle Kabiliye dilinde içerik üreten bir isim haline geldi. Moussaoui, Amazig dilini basitleştirerek hem Amazigce hem de Arapça konuşanlara öğretmek ve yaygınlaştırmak amacıyla YouTube’da ücretsiz bir eğitim kanalı açtı. Kendisine yakın kişiler, Moussaoui’nin okulların bu konuda yeterli çalışma yapmadığını düşündüğünü belirtti.

Aktivist, 9 Eylül’de yerel polis tarafından ifadeye çağrıldı. Ardından Bouira vilayetindeki M'chedallah Mahkemesi savcılığına sevk edildi ve aynı mahkemenin soruşturma hâkimi tarafından tutuklu yargılanmasına karar verildi. Karara, geçen 2 Temmuz’da yapılan ve özellikle Kabiliye bölgesinde yüksek katılım boykotu yaşanan parlamento seçimlerinde oy kullanmaya ilişkin kişisel görüşünü paylaştığı bir sosyal medya gönderisi gerekçe gösterildi.

Savunmasına göre soruşturma hâkimi Moussaoui’yi “seçim sürecini engellemekle” suçladı. Bu suçlama siyasi ve insan hakları çevrelerinde şaşkınlıkla karşılandı.

16 Eylül’deki duruşmada savcılık makamı iki yıl hapis cezası talep etti. Moussaoui’nin, 22 Eylül’de açıklanması beklenen karar tarihine kadar tutuklu kalması istendi.

Seçim yasasının 295. maddesi

Yargı kaynaklarına göre Nadia Moussaoui hakkında, seçim sistemine ilişkin organik yasanın 295. maddesi kapsamında işlem yapıldı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre söz konusu madde, seçim sürecini engelleyen veya işleyişini bozan kişilerin 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını öngörüyor. Ayrıca kişinin 3 ila 5 yıl süreyle seçme ve seçilme hakkından mahrum bırakılması gibi ek yaptırımlar da uygulanabiliyor.

jukı
2019’daki halk hareketinden bu yana onlarca aktivist hapse atıldı. (Siyasi aktivistler)

Bu madde kapsamında suç sayılan fiiller arasında “oy verme işlemlerinin işleyişini bozmak”, “sandık kurullarının veya oy verme merkezlerinin çalışmalarını engellemek” ve “bir adayın veya yasal temsilcisinin seçim sürecinde kanunla tanınan haklarını kullanmasını engellemek” bulunuyor.

Avukatlar ve insan hakları savunucuları ise bu hükümlerin Moussaoui’ye isnat edilen fiillerle örtüşmediğini savunuyor. Moussaoui’nin tutuklanmasına neden olanın seçimlere ilişkin görüşlerini paylaştığı bir sosyal medya gönderisi olduğunu ve seçimlerin üzerinden de görece uzun bir süre geçtiğini belirtiyorlar.

Moussaoui’nin Facebook hesabı incelendiğinde, tutuklanmasına yol açan paylaşımın silindiği görülüyor.

İfade özgürlüğü tartışması

Chorfa bölgesinde ve Moussaoui’yi internet üzerinden takip edenler arasında kararın açıklanmasını bekleyen bir endişe ve tedirginlik havası hâkim. Moussaoui, ağırlıklı olarak sosyal ve eğitim içerikleri hazırlıyor, zaman zaman da yerel esnaf ve zanaatkârların tanıtımını yapıyordu. Bu durum, hakkında oluşan geniş dayanışmanın nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.

Kendisini tanıyan ve adının açıklanmasını istemeyen bir bölge sakini, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nadia Hanım her zaman kültür ve eğitim alanında faaliyet gösteriyor. Muhalif bir siyasi çizgide değil. Zaman zaman yerel zanaatkârları, küçük esnafı ve bölgedeki restoranları tanıtıyor. Onu, kimseye zarar vermeyecek, örnek bir aile kadını profiline sahip biri olarak tanımlayabiliriz” dedi.

dfvghyju
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılmasını isteyen milletvekili Yasin Aisouan. (Kişisel hesabı)

Cezayir’in Kabiliye bölgesinin en büyük kenti Tizi Vuzu’yu temsil eden Milletvekili Yasin Aisouan da Moussaoui’nin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu. Aisouan, medya açıklamalarında “İfade özgürlüğü temel bir haktır; bir görüş suç haline getirilemez” dedi.

Moussaoui’nin avukatı Nabila İsmail de benzer şekilde, ifade özgürlüğünün suç kapsamında değerlendirilemeyeceğini savundu.

Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, insan hakları kuruluşlarının uzun süredir belgelediği bir tabloyu yeniden gündeme getirdi. 2019’da eski Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika’yı görevden ayrılmaya zorlayan halk hareketinin başlamasından bu yana yüzlerce aktivist, dijital platformlarda siyasi görüşlerini ifade etmeleri nedeniyle hukuki süreçlerle karşı karşıya kaldı. Bu durum, cezai hükümler ile ifade özgürlüğü ilkeleri arasındaki tartışmanın Cezayir’de sürmesine yol açıyor.