ABD’nin Libya'nın batısındaki mevcut hareketliliğine karşı direnç alanı genişledi. Misrata Devrimcileri Askeri Konseyi, ‘iktidardaki ailelerin güç paylaşım anlaşmaları’ olarak nitelendirdiği yapıya karşı çıkmak amacıyla ‘sivil devlet girişimi’ başlattığını duyurdu. Bu arada başkent Tarablus'taki siyasi liderler, siyasi çözümün belirli zaman dilimlerine veya ‘kalıcı meşruiyet oluşturmayan anlaşmalara’ indirgenmesi konusunda uyardı.
Konsey tarafından pazartesi akşamı yapılan açıklamada, ülkenin doğusu ve batısındaki nüfuzlu güçler ve aileler arasında iktidarın paylaşımını amaçlayan ‘uzlaşma girişimleri ve siyasi anlaşmaları’ reddettiğini belirtti. Konsey açıklamasında, ülkenin siyasi parçalanma ve kurumsal bölünme nedeniyle ‘tehlikeli bir tarihi dönemeçten geçtiğini’ ve ‘gece karanlığında’ yeni hükümetler kurulmasına veya ‘askeri gücü ve fiili durumu dayatmak, tartışmalı isimleri yeniden döngüye sokmak amacıyla uluslararası ve bölgesel uzlaşmalar olduğu iddia edilen anlaşmalar’ yapılmasına tamamen karşı olduğunu vurguladı.
Konsey tarafından başlatılan girişim, ‘devletin sivil niteliği, askeri veya aile yönetiminin reddedilmesi ve yolsuzlukla mücadele’ ilkelerine dayanan 14 aylık bir ‘yol haritası’ öneriyor. Bu yol haritasının pratik adımları, önce parlamento seçimlerinin düzenlenmesi, ardından görevleri sınırlı, küçük bir hükümetin kurulması, bunu takiben anayasa referandumunun yapılması ve son olarak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin gerçekleştirilmesi şeklinde özetleniyor.
Misrata Devrimcileri Askeri Konseyi açısından bu girişim, ABD Başkanı Donald Trump'ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos’un ülkede bir güç paylaşım anlaşması oluşturmak için yürüttüğü son hareketliliğe doğrudan bir yanıt ve açık bir ret niteliği taşıyor.
ABD Başkanı Donald Trump'ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos (AFP)
Batı bölgesindeki toplumsal ve ulusal etkinliklerin Misrata kentinde düzenlenen ikinci toplantısı, ‘halkın iradesinin çerçevesi dışında dayatılan herhangi bir anlaşma veya uzlaşmaya’ karşı uyarıda bulunarak, Libyalılarla mutabakat sağlanmadan yabancı taraflarla görüşme yapan tarafların hesap vermesi gerektiği uyarısında bulunmuştu.
Hem geçici Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) hem de Temsilciler Meclisi'nden ‘kendi sınırlarında durmaları ve kendilerine verilen yetkilere bağlı kalmaları’ talep edilen açıklamada, anayasal bir zemin ve kapsamlı seçimlerin bulunmaması halinde, herhangi bir alternatif girişim veya siyasi çözümün kabul edilmeyeceği belirtildi.
Toplantıda ayrıca, "Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) bağlı Uzmanlar Komitesi'nin raporlarında isimleri geçen şahsiyetlere herhangi bir unvan veya liderlik görevi verilmesinin tamamen ve kesinlikle reddedildiği" açıklandı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre toplantıda, Libya Ulusal Ordusu (LUO) Komutanı Mareşal Halife Hafter'in veya oğullarının ülkenin gelecekteki tablosunda görevlendirilmesine kesin bir dille yeniden karşı çıkıldı.
Mareşal Halife Hafter (LUO)
Açıklamada, ‘suç ve yolsuzluk dosyalarının açılması ve bunlara karışanların istisnasız hesap vermesi’ çağrısında bulunuldu. Açıklamada, anayasa taslağı üzerine referandumun, kurumsal parçalanma ve bölünme durumunu sona erdirecek özgür ve adil seçimlerin yapılmasını garanti altına almak için gerekli olan ilk adım olduğu değerlendirildi.
Öte yandan Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Lafi, ertelenen cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin gerçekleştirilmesinin sadece bir seçim durağına veya zaman dilimine indirgenmemesi gerektiğini vurguladı. Lafi, bunun aksine vatandaş ile devlet kurumları arasındaki güveni yeniden inşa etmeye, anayasal meşruiyet ile siyasi uygulama arasındaki uyumu güçlendirmeye yönelik kapsamlı bir süreç olduğunu belirtti.
Lafi, Devlet Yüksek Konseyi'nin (DYK) pazartesi akşamı Tarablus'ta ‘Libya'da Ulusal Hak’ başlığı altında düzenlediği diyalog seminerine katılımı sırasında, devlet yönetiminin baskınlık veya dışlama mantığı üzerine değil, ulusal ortaklık ve çoğulculuk ilkesi üzerine kurulabileceğini belirtti. Lafi, anayasal kurumlar arasındaki diyaloğun, mevcut aşamanın başarıya ulaşması, kurumların birleştirilmesi ve ulusal uzlaşma projesinin hayata geçirilmesi için ‘sadece bir siyasi tercih değil, anayasal ve ulusal bir yükümlülük’ niteliği taşıdığını vurguladı.
Tekala ve Al-Lafi, 20 Temmuz'da Libya'nın başkentinde düzenlenen bir diyalog seminerinde (Yüksek Devlet Konseyi)
Öte yandan DYK Başkanı Muhammed Tekala, seçimlere ulaşılması ve anayasal çerçevenin kesinleştirilmesinin, devlet inşası sürecinde kritik bir aşama teşkil ettiğini vurguladı.
Tekala, herhangi bir ulusal sürecin başarısının ‘ancak devlet kurumları arasındaki ortaklık, meşruiyete başvurulması ve ulusal meseleleri ele almanın bir aracı olarak bölünme ve dışlama mantığından uzak, diyalog ile uzlaşmanın benimsenmesiyle mümkün olabileceğine’ dikkati çekti.
Seminerin kapanış tavsiyelerinde, kurumların istikrarını garanti altına almak amacıyla anayasal zeminin ve seçim yasalarının tamamlanmasının hızlandırılması çağrısında bulunuldu. Tavsiyelerde, ulusal hakkın gerçekleştirilmesinin ve meşruiyetin sandık aracılığıyla yenilenmesinin, diyalog mekanizmalarının güçlendirilmesini ve sahada sonuçların uygulanması için gerekli güvencelerin sağlanmasını gerektiren ortak bir sorumluluk olduğu kaydedildi.