Sudan ordusu ve HDK, Kordofan’daki bölgelerin kontrolü konusunda karşılıklı iddialarda bulundu

Bu bölgeler arasında, başkenti el-Ubeyd şehrine bağlayan yol üzerindeki kasabalar da bulunuyor

Sudan ordusu mensupları bir bölgenin kontrolünü ele geçirdikten sonra kutlama yapıyor. (Arşiv – Reuters)
Sudan ordusu mensupları bir bölgenin kontrolünü ele geçirdikten sonra kutlama yapıyor. (Arşiv – Reuters)
TT

Sudan ordusu ve HDK, Kordofan’daki bölgelerin kontrolü konusunda karşılıklı iddialarda bulundu

Sudan ordusu mensupları bir bölgenin kontrolünü ele geçirdikten sonra kutlama yapıyor. (Arşiv – Reuters)
Sudan ordusu mensupları bir bölgenin kontrolünü ele geçirdikten sonra kutlama yapıyor. (Arşiv – Reuters)

Sudan ordusu ile ona bağlı silahlı gruplar, Kuzey Kordofan eyaletindeki Bara, Cebra eş-Şeyh ve Ümmü Seyyale bölgelerini yeniden ele geçirdiklerini açıkladı. Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) bu iddiayı yalanlarken, sahadan gelen bilgiler çatışmaların sürdüğünü ve taraflardan hiçbirinin bölgede tam kontrol sağlayamadığını gösteriyor.

Sudan ordusu yaptığı açıklamada, söz konusu yerleşimlerin askeri operasyonlar ve şiddetli çatışmaların ardından kontrol altına alındığını belirtti. Açıklamada, HDK’ye ağır kayıplar verdirildiği, örgüte ait silah ve askeri araçlara da el konulduğu ifade edildi.

Ordu saflarında savaşan silahlı gruplar ise operasyonların Kuzey Kordofan’daki Bereke ve Ümmü Garfa beldelerini de kapsadığını duyurdu. Açıklamada, HDK’ye ait 73’ten fazla savaş aracının imha edildiği, çok sayıda aracın da ele geçirildiği belirtilirken, Kuzey Kordofan’daki askeri operasyonların sürdüğü vurgulandı.

Buna karşılık HDK Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu’nun (Hamideti) Siyasi Danışmanı el-Başa Tubeyk, Facebook hesabından yaptığı paylaşımda güçlerinin saldıran birliklere ağır bir yenilgi yaşattığını öne sürdü. Ancak sahadaki kontrol durumunu ayrıntılı biçimde ortaya koyan resmi bir askeri açıklama yayımlanmadı.

Anlatıların kesişimi

Görgü tanıkları ve yerel kaynakların aktardıkları, resmî açıklamalarla büyük ölçüde örtüştü. Buna göre en şiddetli çatışmalar Ümmü Seyyale beldesinde yaşandı ve iki taraf da ağır kayıplar verdi. Çatışmalarda, özellikle ordu safında saldırıya katılan silahlı gruplardan çok sayıda saha komutanının hayatını kaybettiği belirtilirken, söz konusu gruplar saldırı gücünün komutanı ile bazı üst düzey isimlerin ölümünü doğruladı.

Sahadaki kaynaklar, orduyla müttefik güçlerin ilk olarak Ümmü Seyyale’ye girmeyi başardığını, ardından Cebra eş-Şeyh beldesine ilerlediğini aktardı. Aynı kaynaklara göre HDK, savunma hatlarının çöktüğünü andıran bir geri çekilme süreci yaşadı.

Ancak kaynaklar, HDK’nin daha sonra yeniden toparlanarak Ümmü Seyyale ve Cebra eş-Şeyh’e geri döndüğünü, buna karşılık ordu birliklerinin bu bölgelerden çekilerek Kuzey Kordofan’ın en büyük kenti el-Ubeyd’in yaklaşık 50 kilometre kuzeydoğusundaki Bara kentinde yeniden konuşlandığını bildirdi.

Taraflara yakın platformlar ise çatışmaların pazar günü boyunca sürdüğünü aktarırken, Nisan 2023’te savaşın başlamasından bu yana sık sık el değiştiren bölgede fiili kontrolün hangi tarafta olduğunun net biçimde doğrulanmasının güç olduğu ifade edildi.

Başkente giden yol

Ümmü Seyyale beldesi, askerî açıdan kritik bir konuma sahip bulunuyor. Kuzey Kordofan eyaletinin güneydoğusuna hâkim olmasının yanı sıra Beyaz Nil ve Hartum eyaletlerine yakınlığıyla öne çıkan belde, Bara kentine giden güzergâhın açılması ve savunulmasında kilit rol oynuyor. Ayrıca Hartum ile Kordofan’daki el-Ubeyd kentini birbirine bağlayan kara yolunun kontrolü açısından da stratejik önem taşıyor.

Savaş boyunca birçok kez çatışmalara sahne olan Ümmü Seyyale, uzun süredir HDK’nin kontrolünde bulunuyordu. Bölgeyi HDK’nin elinden almaya yönelik girişimler sonuçsuz kalırken, önceki çatışmalarda ordu ile ona destek veren silahlı gruplar ağır kayıplar verdi.

DEFRGTYH
Bir devriye görevi sırasında Sudan ordusuna bağlı askerler (Arşiv – AFP)

Cebra eş-Şeyh beldesi de başkent Hartum’u Kuzey Kordofan ve genel olarak Sudan’ın batısına bağlayan kara yoluna yakınlığı nedeniyle stratejik önem taşıyor. Aynı zamanda geçmişte şiddetli çatışmalara sahne olan çöl bölgesine açılan bir geçit niteliğinde bulunuyor. Eyaletin üçüncü büyük kenti olan Bara ise başkent ile Darfur bölgesini birbirine bağlayan yol ağını kontrol etmesi nedeniyle askeri ve lojistik açıdan büyük önem arz ediyor.

Savaşın başlamasından bu yana Bara, tarafların temel hedeflerinden biri oldu. Ordu, stratejik öneme sahip el-Ubeyd kentini güvence altına almak ve ülkenin batısına uzanan ikmal hatlarını açmak amacıyla Bara’yı kontrol etmeye çalışırken, HDK ise Kuzey Kordofan’daki varlığını güçlendirmek ve Darfur’daki nüfuz alanlarını Sudan’ın orta kesimlerine uzanan güzergâhlara bağlamak için kenti elinde tutmayı hedefliyor. Çatışmalar boyunca Bara birkaç kez el değiştirirken, ordu kente birden fazla kez girmesine rağmen HDK her seferinde yeniden kontrolü sağlamayı başardı.

Stratejik çatışma hattında yer alan bölge, birkaç ay süren durgunluğun ardından yeniden büyük kara muharebelerine sahne oldu. Çatışmaların, HDK’nin ele geçirmekle tehdit ettiği stratejik el-Ubeyd kentinin savunmasını güçlendirme amacıyla yoğunlaştığı belirtiliyor.

Kordofan… Büyük bir çatışma bölgesi

Sudan’da uzun süredir devam eden gerilimin artmasıyla ordu ile HDK arasında kapsamlı savaş patlak verdi. Çatışmaların başlıca merkezlerinden biri haline gelen Kordofan bölgesinde, insansız hava araçlarının (İHA) da kullanıldığı yoğun muharebeler yaşanıyor. HDK ve müttefikleri, ülkenin batısındaki Darfur bölgesinin yanı sıra Kordofan’ın geniş kesimlerini ve petrol sahaları ile altın madenleri bakımından zengin olan Güney Sudan sınırı boyunca uzanan bölgeleri kontrol altında tutuyor. Sudan’da 15 Nisan 2023’ten bu yana devam eden ordu-HDK çatışmalarında en az 60 bin kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 13 milyon kişi yerinden edildi. Savaş, ülkenin birçok bölgesini kıtlığın eşiğine sürüklerken, 30 milyondan fazla kişinin insani yardıma ihtiyaç duyduğu belirtiliyor.

FE
Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) mensup milisler (AP)

Öte yandan Sudan’da yapılan ilk resmi çok boyutlu yoksulluk araştırması, savaş başlamadan önce dahi nüfusun yüzde 82,8’inin ağır yaşam koşulları altında bulunduğunu ortaya koydu. Söz konusu veriler, ülkenin modern tarihindeki en büyük insani krize sürüklenmeden önce de ciddi ekonomik ve sosyal sorunlarla karşı karşıya olduğunu gözler önüne serdi.

Yoksulluğun en büyük tezahürleri

Araştırmanın sonuçlarına göre, sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan yetersizlik yoksulluğun en belirgin göstergesi olarak öne çıktı. Nüfusun yüzde 97,3’ü sağlık hizmetlerine yeterince erişemezken, bunu yüzde 86,9 ile sanitasyon hizmetlerindeki yetersizlik ve yüzde 64,9 ile yemek pişirme yakıtına erişim sorunu izledi. Böylece sağlık sektörü, çok boyutlu yoksulluk endeksini yükselten en önemli unsur olarak kaydedildi.

DR456H
El-Ubeyd kenti yakınlarındaki bir kampta gıda yardımı almak için sıraya girmiş mülteciler, Haziran 2026 (AFP)

Coğrafi dağılım açısından ise en yüksek yoksulluk oranları Darfur ve Kordofan eyaletlerinde görüldü. Listenin başında Orta Darfur yer alırken, onu Doğu Darfur, Güney Kordofan, Batı Kordofan ve Güney Darfur takip etti. Buna karşılık Hartum ile Kuzey Eyaleti en düşük yoksulluk oranlarının görüldüğü bölgeler oldu. Ancak raporda, bu iki eyaletteki koşulların da kırılgan olduğu uyarısında bulunularak, olası ekonomik veya insani şoklar karşısında çok sayıda kişinin hızla yoksulluğa sürüklenebileceğine dikkat çekildi.



Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
TT

Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)

Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babülmendep bölgesinde kontrolünde tuttuğu son mevzileri ele geçirmeye yaklaşırken, Lahic vilayetinde çatışmalar şiddetlendi. Husiler, Babülmendep'e doğru ilerleyebilmek ve Tur el-Baha ilçesine ulaşmak amacıyla Lahic'in Mukatira ilçesinde hükümet güçlerinin mevzilerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı.

Amalika Tugayları, Babülmendep'te Husilerin elinde kalan sınırlı sayıdaki mevziye yönelik operasyonlarını sürdürürken, hükümet güçleri ve Halk Direnişi birlikleri de Taiz ve Lahic cephelerinde şiddetlenen çatışmalara girdi. Husiler, son günlerde kaybettikleri mevzileri geri almak ve batı kıyısına hâkim stratejik bölgelere doğru yeni ilerleme hatları açmak için girişimlerde bulunuyor.

Sahadaki gelişmelerle eş zamanlı olarak Başkanlık Konseyi Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını ve Taiz cephesinin sorumluluğunu yeniden düzenleyen kararlar aldı. Son haftalarda bazı mevzilerde yaşanan başarısızlıkların ardından alınan kararlar, siyasi liderliğin ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar “Yemen Şafağı” operasyonunun sürdürüleceğini yinelediği bir döneme denk geldi.

Sahadaki kaynaklara göre Husilerin Babülmendep'te elinde yalnızca bir ana mevzi ile az sayıda milisin bulunduğu birkaç tepe kaldı.

fbg
Taiz kenti çevresinde Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında bir Yemen askeri (AFP)

Kaynaklar, hükümet güçlerinin bu noktaların kontrolünü tamamen ele geçirmeye yaklaştığını, ancak Husilerin bölgeye döşediği yoğun mayın ve el yapımı patlayıcıların ilerlemeyi zorlaştırdığını belirtti. Askerler için ciddi tehdit oluşturan patlayıcıların temizlenmesinin, operasyonların tamamlanması açısından zorunlu olduğu ifade edildi.

Amalika Tugayları, Babülmendep Boğazı'na ve uluslararası deniz ulaşım güzergâhlarına hâkim konumu nedeniyle stratejik önem taşıyan bu bölgedeki Husi varlığını tamamen sona erdirmek için operasyonlarını sürdürüyor.

Husiler Lahic'in kuzeyinde saldırılarını yoğunlaştırıyor

Lahic vilayetinin kuzeyindeki Mukatira cephesinde Husiler, salı günü şafak vakti Memşah bölgesinde hükümet güçlerinin mevzilerine şiddetli bir saldırı düzenledi. Ancak 4. Hazım Tugayı ile 1. Komando Ulusal Direniş Tugayı birlikleri saldırıyı püskürttü. Böylece Husilerin aynı noktaya iki gün içinde düzenlediği ikinci saldırı da başarısızlıkla sonuçlandı. Örgüt, pazartesi günü de aynı mevziyi hedef almıştı.

Askerî kaynaklar, hükümet güçlerinin eş zamanlı olarak Nasıra bölgesindeki Savaliha dağlarında bulunan Husi mevzilerini orta ve ağır silahlarla hedef aldığını bildirdi. Saldırılarda Husilerin personel ve askerî teçhizat bakımından kayıplar verdiği belirtildi.

Askerî kaynaklardan alınan bilgilere göre hükümet güçleri, Nasıra cephesindeki Kızıl Su Deposu bölgesinde bazı mevzileri geri alarak Husi unsurlarını bölgeden çıkardı. Topçu birlikleri de Sakhir mevzilerinde Husilere ait toplanma noktalarını ve askerî araçları hedef aldı. Muayık ve Anan bölgelerinde ise çatışmalar devam etti.

scdfvg
Yemen ordusu, Husi saldırılarına karşı Taiz kentindeki mevzilerini koruyor (AFP)

Çatışmalar Kurbe ve Heycet el-Abd hatlarına da yayıldı. Husiler, Turbe ve Vaziiye yönünden askerî araçlar sevk ederek hükümet güçlerinin mevzilerine ilerlemeye çalıştı. Ancak hükümet güçleri saldırıyı püskürttü. Saatler süren çatışmaların ardından Husi unsurları Şerc bölgesinde durduruldu.

Hayfan ilçesindeki Ebus cephesinde de Kerb ve Memşah dağları çevresinde çatışmalar yaşandı. Hükümet güçleri, Husi saldırılarını püskürterek saldırganlara personel ve teçhizat kaybı verdirdi.

Son gelişmeler, Husilerin Babülmendep'te karşılaştıkları baskıya rağmen Lahic'in kuzeyindeki Mukatira cephesine ve buraya bağlı diğer hatlara ağırlık verdiğini gösteriyor. Örgüt, hükümet güçlerinin savunma hatlarını aşarak yeni bir ilerleme sağlamaya çalışıyor.

Taiz cephesinin komuta yapısı değiştirildi

Cephelerdeki gelişmelerin ardından Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını yeniden düzenleyen ve Taiz cephesinin yönetimini değiştiren kararlar aldı. Kararlarla, çatışmaların en yoğun yaşandığı bölgelerden birindeki askerî sorumluluklar yeniden dağıtıldı.

2026 tarihli 247 sayılı karar uyarınca Albay Macdi Munadıl Sabit Ahmed, Tur el-Baha Askerî Ekseni komutanlığına ve 1. Vatan Kalkanı Kuvvetleri Tugayı komutanlığına atandı. Ahmed'in rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi.

Albay Bessam Abdu Said Salim el-Hark, eksenin kurmay başkanlığına ve 4. Dağ Piyade Tugayı komutanlığına getirilirken, Tuğgeneral Naci Mukbil Muhammed Said eş-Şattaf da eksenin harekât sorumlusu olarak görevlendirildi.

246 sayılı kararla ise Tuğgeneral Reşad Ahmed İsmail el-Yusufi, Yüksek Askerî Komite üyeliğine ve Taiz cephesi sorumluluğuna atandı. El-Yusufi'nin rütbesi tümgeneralliğe yükseltilirken, bu görevde Tümgeneral Yusuf eş-Şeraci'nin yerini aldı.

Taiz çevresindeki çatışmalar sürüyor

Taiz kentinin güneyinde hükümet güçleri, Halk Direnişi birliklerinin desteğiyle Akruz cephesinde bazı stratejik mevzileri yeniden ele geçirdi. Nube ve Seyb bölgeleri ile Mübarek Tepesi, Husilerle yaşanan çatışmaların ardından hükümet güçlerinin kontrolüne geçti. Çatışmalarda Husilerin ağır kayıplar verdiği bildirildi.

Hükümet güçleri, Misrah ilçesindeki Hubeyl es-Sarm bölgesinde mevzilerine yönelik Husi saldırısını da püskürttü. Vilayetin diğer cephelerinde ise çatışmalar devam etti.

Öte yandan savaş uçakları, Cebel Habşi kavşağında ağaçların altında konuşlanan Husi unsurlarını ve askerî araçlarını hedef aldı. Sahadaki bilgilere göre hava saldırılarında doğrudan kayıplar meydana geldi.

vfgb
Cevf vilayetindeki cephe hatlarında görev yapan Yemen hükümet güçlerinden bir asker (AFP)

Husiler ise Şakab köylerini havan toplarıyla bombaladı. Saldırılarda bazı evler zarar görürken, bölge sakinleri arasında korku ve panik yaşandı.

Taiz kentinin çevresindeki cephelerde hükümet güçleri ve yerel savaşçılar, kentin giriş ve çıkış noktalarındaki savunma mevzilerini korumayı sürdürüyor. Bölgede topçu ateşi ve aralıklı çatışmalar devam ediyor.

Kent çevresindeki Husi saldırılarının görece azalması, örgütün Mukatira ve Tur el-Baha cephelerindeki çatışmalara yoğunlaşmasıyla aynı döneme denk geldi. Böylece askerî operasyonların ağırlığı Taiz çevresindeki diğer cephelere kaydı.

Yemen Başkanlık Konseyi: Operasyon hedeflerine ulaşılıncaya kadar sürecek

Siyasi cephede Yemen Başkanlık Konseyi, “Yemen Şafağı” operasyonunun ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar devam edeceğini yineledi. Bu hedeflerin başında Husi darbesinin sona erdirilmesi, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve devlet otoritesinin ülkenin tamamında sağlanması geliyor.

Reşad el-Alimi başkanlığında, tüm konsey üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, hükümet güçleri, askerî birlikler ve Halk Direnişi unsurlarının Suudi Arabistan öncülüğündeki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'nun desteğiyle Cevf, Marib ve batı kıyısı cephelerinde ilerleme kaydettiği, Taiz'de ise direnişin sürdüğü belirtildi.

Resmî medyanın aktardığına göre toplantıda, Husilerin askerî saldırılarındaki tırmanış ele alındı. Devlet kurumları ve sivil tesislere yönelik füze ve İHA saldırıları, kent ve köylere yönelik saldırıların genişletilmesi, Taiz kuşatmasının sürdürülmesi ve yerleşim bölgelerinin bombalanması değerlendirildi. Uluslararası su yolları ve deniz ulaşımına yönelik tehditler de toplantının gündeminde yer aldı.

Başkanlık Konseyi, Husilerin saldırıları karşısında cephelerde gösterilen direnişin Suudi Arabistan'ın desteğiyle sürdürüldüğünü vurguladı. Konsey, Riyad yönetiminin hükümet güçlerine verdiği desteğin yanı sıra Taiz ve diğer vilayetlerdeki insani ihtiyaçların karşılanmasına yönelik yardımlarını da takdir etti.

Konsey ayrıca Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan vatandaşlara, örgütün milis devşirme ve eleman kazanma faaliyetlerini reddetmeleri, çocuklarının çatışmalara sürüklenmesine izin vermemeleri çağrısında bulundu.

Açıklamada, silah bırakarak Husiler saflarında savaşmayı bırakanlar için ilan edilen prosedürler çerçevesinde güvenli dönüş yolunun açık olduğu da vurgulandı.


Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
TT

Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin tehditleri ve Afrika Boynuzu'ndaki terör örgütleriyle koordinasyonunun, milisleri uluslararası düzeyde kararlı bir tutum sergilenmesini gerektiren sınır aşan bir tehdide dönüştürdüğünü söyledi.

Ez-Zuba, salı günü Paris'te Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Remi Ferro ile bir araya geldi. Görüşmede Yemen'deki son gelişmelerin yanı sıra Husilerin sivil yerleşimlere ve uluslararası deniz ulaşım hatlarına yönelik terör eylemlerindeki tırmanış ele alındı.

Yemen Dışişleri Bakanı, Husilerin Taiz kentini kuşatma altında tutmasının yol açtığı insani dramı da gündeme getirdi. Ez-Zuba ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) çalışanları ile insani yardım kuruluşlarında görev yapan personelin kaçırılması ve işkenceye maruz bırakılması gibi ihlallere dikkat çekti. Bu eylemlerin son olarak Muhammed eş-Şami'nin hayatına mal olduğunu belirtti.

Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Ferro ise Fransa ve Avrupa Birliği'nin (AB), sahadaki değişimlere uyum sağlayacak yeni bir Yemen politikası benimsemeye önem verdiğini ifade etti. Ferro, ülkesinin Husilerin sivillere yönelik tüm ihlallerini reddettiğini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Yemen resmî haber ajansından aktardığı habere göre görüşmede, Yemen'deki gelişmeler ve Husilerin bölgesel güvenliğe yönelik tehditleri üzerinde duruldu.


Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı
TT

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen İçişleri Bakanlığı, salı günü, terör örgütü olarak nitelendirdiği Husilerle birlikte çalışan 21 yabancı uzman bulunduğunu açıkladı. Bakanlık, bunlardan 14'ünün İran Devrim Muhafızları Ordusu, 7'sinin ise Lübnan Hizbullahı mensubu olduğunu bildirdi.

Yemen'in 6 vilayetine dağılan uzmanların, Husilerin finansman, silahlandırma ve eğitim faaliyetlerinde görev aldığı belirtildi. Açıklamaya göre bu kişiler, doğrudan denetim ve gözetimin yanı sıra operasyonların planlanması ve yönetilmesine, milislerin askerî kapasitesinin geliştirilmesine de katılıyor. Uzmanların ayrıca Yemen'de uzun vadeli nüfuz oluşturmayı, siyasi, örgütsel, toplumsal ve medya faaliyetleri aracılığıyla Husilere bağlılık ağları ve yapılar kurmayı hedeflediği kaydedildi.

Yemen İçişleri Bakanlığı, söz konusu faaliyetlerin Yemen'i Arap çevresinden uzaklaştırmayı amaçladığını vurguladı.

Yabancı uzmanların görev alanları arasında operasyon yönetimi, komuta-kontrol sistemleri, balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) bulunuyor. Ayrıca gözetleme sistemleri, haberleşme altyapısı, elektronik harp, ikmal ağları ve askerî bileşenlerin kaçakçılığı da uzmanların faaliyet gösterdiği alanlar arasında sıralandı.

Uzmanların deniz operasyonlarının koordinasyonunda ve ticari gemilerin hedef olarak belirlenmesinde de rol aldığı belirtildi. Açıklamada, patlayıcı yüklü teknelerin geliştirilmesi, otonom denizaltıların tasarlanması, mayın döşeme faaliyetleri ve milis unsurlarına askerî taktikler konusunda eğitim verilmesinin de bu kişilerin görevleri arasında bulunduğu ifade edildi. Söz konusu eğitimlerin, şehirlerin kuşatılması ve şehir savaşlarına yönelik olduğu kaydedildi.

Öte yandan, Yemen'de meşru yönetimi destekleyen Arap Koalisyonu salı günü, Mekke bölgesinde bir insansız hava aracının (İHA) önlenerek imha edildiğini duyurdu.

Bu gelişme, Husilerin Suudi Arabistan'ın güneyine doğru fırlattığı bir balistik füze ile Riyad bölgesine yönelen iki İHA'nın bir gün önce engellenmesinin ardından yaşandı.