Katz, Batı Şeria'daki operasyonların genişletilmesi ve yeni bir kampın işgal edilmesi emrini verdi

Baskınlar, tutuklamalar ve yıkımlar...  Smotrich, Batı Şeria'nın İsrail'in bir parçası olduğunu söyledi

Batı Şeria’daki Sinjil’de Filistinliler, İsrailli yerleşimcilerin saldırılarını önlemek için gece nöbeti tutarken (EPA)
Batı Şeria’daki Sinjil’de Filistinliler, İsrailli yerleşimcilerin saldırılarını önlemek için gece nöbeti tutarken (EPA)
TT

Katz, Batı Şeria'daki operasyonların genişletilmesi ve yeni bir kampın işgal edilmesi emrini verdi

Batı Şeria’daki Sinjil’de Filistinliler, İsrailli yerleşimcilerin saldırılarını önlemek için gece nöbeti tutarken (EPA)
Batı Şeria’daki Sinjil’de Filistinliler, İsrailli yerleşimcilerin saldırılarını önlemek için gece nöbeti tutarken (EPA)

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, dün yaptığı açıklamada, Batı Şeria'daki askeri operasyonların genişletilmesi talimatını vererek ordudan yeni bir mülk/kampı işgal etmesini istedi. Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ise İsrail'in, Batı Şeria'nın "ülkenin ayrılmaz bir parçası" olduğu varsayımıyla hareket ettiğini vurguladı.

Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, Katz'ın bu talimatları Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, diğer üst düzey askeri komutanlar ve İç Güvenlik Teşkilatı (Şin Bet) temsilcileriyle gerçekleştirdiği güvenlik toplantısında verdiği belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği detaylara göre Katz, yeni kampın Cenin, Tulkerim ve Nur Şems kamplarının işgal edildiği yöntemle ele geçirilmesini istiyor. Bu durum, evlerin yıkılmasını ve sakinlerin yerinden edilmesini içeren kalıcı ve sürekli bir işgal anlamına geliyor.

Katz, birkaç gün önce Batı Şeria'daki diğer bölgeleri de işgal etmeyi değerlendirdiğinin sinyalini vermiş, kuzey Batı Şeria'daki üç kampa benzer kasaba ve köylere işaret etmişti.

İsrail ordusu, yaklaşık 35 bin Filistinliyi yerinden ettiği Cenin Kampı'nı Ocak 2025'ten beri işgal altında tutuyor; ordu daha sonra Tulkerim ve Nur Şems kamplarını da işgal etmişti.

Katz, yürüttüğü bu tedbirlerin operasyon alanında yaklaşık yüzde 80'lik bir düşüş sağladığını iddia etti.

Filistinli bir çocuk, pazartesi günü Batı Şeria'nın kuzeyindeki Cenin’de İsrail güçleri tarafından yıkılan bir binanın enkazının üzerinde duruyor (AFP)
Filistinli bir çocuk, pazartesi günü Batı Şeria'nın kuzeyindeki Cenin’de İsrail güçleri tarafından yıkılan bir binanın enkazının üzerinde duruyor (AFP)

Diğer Filistin kamp, kasaba ve köylerinin işgal edilmesi ise bu rakamları katlayarak on binlerce Filistinliyi Batı Şeria içinde yerinden edilmiş kişilere dönüştürebilir. Siyasi ufkun yokluğu, ekonomik koşulların kötüleşmesi ve devam eden İsrail operasyonlarıyla birleşen bu durum, patlamaya hazır bir ortam yaratıyor.

Yoğun operasyonlar sürüyor

Ordu, Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı'nın talimatıyla cuma günü Batı Şeria'da geniş çaplı bir operasyon başlatmış; o günden bu yana bir dizi baskın düzenleyerek onlarca kişiyi gözaltına almış, kontrol noktaları, bariyerler ve kısıtlayıcı önlemlerle Batı Şeria'yı bölerek çok sayıda evi yıkmıştı.

Bu operasyon, Filistinliler ile Nablus yakınlarındaki Tel beldesini basan Yahudi yerleşimciler arasında çıkan, 4 Filistinli ve 2 İsrail askerinin ölümüne yol açan çatışmaların sonrasında gerçekleşti.

Netanyahu; geniş çaplı ve yoğun askerî operasyonlar yürütülmesi, tutuklamalar yapılması, silahların toplanması, kontrol noktaları kurulması, hareket akslarının ayrılması, kaçak yerleşim birimlerinin "yasallaştırılması" süreçlerinin hızlandırılması ve yeni yerleşimler kurulması talimatını vermişti.

Ordu dün de operasyonlarını sürdürürken, yerleşimciler de bir dizi saldırı gerçekleştirdi. Kuvvetler, kuşatma altındaki Nablus, Cenin, Tulkerim ve Ramallah şehirlerine baskın düzenleyerek, 25'ten fazla Filistinliyi gözaltına aldı. Ayrıca Ramallah'ın batısındaki Şakpa köyünde bir ev, el Halil'in güneyindeki Deyr Razıh köyünde iki ev, Kuzey Ürdün Vadisi'ndeki Ayn el-Hulva'da tesisler ve Beytüllahim'in doğusundaki el-Melhe köyünde bir oda yıkıldı.

Pazartesi günü Batı Şeria'daki Sinjil köyünde, Filistinli bir kadın, yerleşimcilerin saldırılarını önlemek için gece evlerinin önünde oturan aile üyelerine ve komşularına doğru gidiyor. (AP)
Pazartesi günü Batı Şeria'daki Sinjil köyünde, Filistinli bir kadın, yerleşimcilerin saldırılarını önlemek için gece evlerinin önünde oturan aile üyelerine ve komşularına doğru gidiyor. (AP)

İsrail, devam eden operasyon kapsamında Batı Şeria'da ev yıkımlarını yoğunlaştırarak 24 saatten kısa bir süre içinde 3 tesisin yanı sıra 13 evin yıkımını kayda geçirdi.

Aşırı sağın açıklamaları

Savunma Bakanlığı bünyesindeki yıkım meseleleriyle ilgilenen Sivil İdare'nin de sorumlusu olan aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, X platformunda şu paylaşımda bulundu: "Batı Şeria'daki hukuku uygulamaya, yasa dışı inşaatları ve Arapların toprak gasplarını önlemeye devam ediyoruz. Yıllarca bölgede kendilerininmiş gibi hareket ettiler."

Smotrich, "Bu iş bitti. Batı Şeria, İsrail Devleti'nin ayrılmaz bir parçasıdır ve ülkenin güvenlik kuşağını oluşturmaktadır" ifadelerini kullandı.

Sözlerini sürdüren Smotrich, "Solun iktidara dönmesine ve bizi Oslo günlerine, tüm İsrail'de otobüslerde ve restoranlarda patlayan o korkunç terör dalgalarına geri götürmesine izin vermeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

Evlerin yıkılması, Batı Şeria'da İsrail'in uzun süredir uyguladığı ve İsrail içinde bile etkinliği konusunda büyük tartışmalara yol açan cezalandırıcı bir politikanın parçası.

Filistinli bir adam, pazartesi günü Batı Şeria'daki Cenin'in güneyinde bulunan Anza köyünde İsrail güçleri tarafından yıkılan bir binanın önünde oturuyor (AFP)
Filistinli bir adam, pazartesi günü Batı Şeria'daki Cenin'in güneyinde bulunan Anza köyünde İsrail güçleri tarafından yıkılan bir binanın önünde oturuyor (AFP)

Filistin Ulusal Konseyi Başkanı Ruhi Fettuh ise konuyla ilgili olarak, "Sömürgeci aşırı sağcı hükümetin işgal altındaki Batı Şeria'nın köy ve beldelerindeki ev ve tesislere yönelik saldırısı, sinsi ilhak, zorla göç ettirme ve toprağı sahiplerinden arındırmayı amaçlayan bütünsel bir sömürge projesinin parçasıdır" değerlendirmesinde bulundu.

Geniş çaplı yıkımların, işgalin coğrafi ve nüfus yapısını değiştirmeyi ve işgal altındaki Filistin topraklarında yeni sömürgeci durumlar dayatmayı hedefleyen sistematik bir demografik temizlik politikası uyguladığını kanıtladığını belirtti.

Fettuh, "ruhsatsız inşaat" bahanelerini reddederek, "İşgalci güç, yerleşim yerlerini gayrimeşru bir şekilde genişletmeye ve toprakları müsadere etmeye devam ederken, işgal altındaki nüfusun konut ve inşaat hakkını elinden alma yetkisine sahip değildir" ifadelerini kullandı. İsrail'i sistematik şekilde Apartheid (ırk ayrımcılığı) sistemi uygulamakla suçlayan Fettuh, işgal yetkililerinin sorumsuzluk durumuna son verilerek hesap sorulmasını talep etti.

Yerleşimci saldırıları

Bu resmi tırmanışın yanı sıra, yerleşimciler Batı Şeria'da ardı arkası kesilmeyen saldırılarını sürdürdü.

Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), 2026 yılının başından bu yana işgal altındaki Batı Şeria'da yerleşimcilerin karıştığı, Filistinlilerin yaralanması ve mülklerinin zarar görmesiyle sonuçlanan bin 330'dan fazla olayın belgelendiğini açıkladı.

 Pazartesi günü Batı Şeria'daki Ramallah yakınlarında yerleşimcilerin düzenlediği saldırıların ardından bir Filistin taş ocağında ağır ekipmanlar yandı (Reuters)
Pazartesi günü Batı Şeria'daki Ramallah yakınlarında yerleşimcilerin düzenlediği saldırıların ardından bir Filistin taş ocağında ağır ekipmanlar yandı (Reuters)

Ofis, geçen perşembe gününden bu yana aralarında bir çocuğun da bulunduğu en az 8 Filistinlinin öldürüldüğünü, evler, camiler, ağaçlar ve tarımsal tesislerin yakıldığını veya tahrip edildiğini, bazılarının tamamen yıkıldığını ve son şiddet dalgası nedeniyle en az 10 Filistinli ailenin göçe zorlandığını belirtti.

Kats ve Smotrich, ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarda Batı Şeria'daki yerleşimcileri savundu. Smotrich, yerleşimcilerin İsrail toplumundaki "en az şiddet yanlısı kesim" olduğunu öne sürerek, Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetinin "marjinal bir olgu" olduğunu iddia etti.

Şarku’l Avsat’ın Filistin Sağlık Bakanlığı verilerinden aktardığına göre, yılın başından bu yana Batı Şeria'da ordunun ve yerleşimcilerin açtığı ateş sonucu 21'i yerleşimcilerin kurşunlarıyla olmak üzere, toplam 87 Filistinli yaşamını yitirdi.



Dera’da bir DEAŞ hücresi ele geçirildi... Suriye’de örgütten geriye ne kaldı?

Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
TT

Dera’da bir DEAŞ hücresi ele geçirildi... Suriye’de örgütten geriye ne kaldı?

Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)

İsmail Derviş

Suriye İçişleri Bakanlığı perşembe günü, ülkenin güneyindeki Dera vilayetinde emniyet güçlerinin yürüttüğü takip ve kovuşturma operasyonları sonucunda, es-Sanameyn şehrinde üç personelin öldürülmesinden sorumlu hücreye ulaşıldığını açıkladı.

Dera Emniyet Müdürü Tuğgeneral Hüsam Memun et-Tahhan, Suriye resmi haber ajansı SANA’ya yaptığı açıklamada, güvenlik takibinin hücrenin Muhsin el-Heymed ile ‘el-Keşki’ lakaplı Ahmed el-Osman tarafından yönetildiğini ortaya çıkardığını belirtti. Tahhan, arama ve tarama faaliyetleri sırasında güvenlik güçlerinin söz konusu iki şahsın evinde silah, mühimmat, patlamaya hazır el yapımı patlayıcılar ve patlayıcı yapımında kullanılan ekipmanlar ele geçirdiğini bildirdi.

Suriye güvenlik kaynaklarından yapılan açıklamada ise “Emniyet güçleri, Dera’nın es-Sanameyn şehrinde aralarında DEAŞ terör örgütüne bağlı bir hücrenin de bulunduğu birkaç suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenledi… Bu suç hücreleri arasında yakın bir koordinasyon olduğu tespit edildi. Aranan beş kişi gözaltına alındı ve yakın zamanda adalete teslim edilecekler” ifadelerine yer verildi.

Perşembe günü erken saatlerde, Dera’nın kuzey kırsalındaki es-Sanameyn’de aranan bir kişiyi yakalamaya yönelik güvenlik görevi icra edilirken Suriye emniyet güçlerinden üç personel hayatını kaybetmiş, diğerleri de yaralanmıştı. Yerel kaynaklara göre hayatını kaybeden kişilerin Mustafa Saadettin, Sallum el-Masalime ve Nail es-Safadi olduğu bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Dera’daki operasyonda DEAŞ isminin öne çıkması, özellikle Suriye Demokratik Güçleri (SDG) dosyasının kapanması, yapının feshedilerek Suriye devletine tamamen entegre edildiğinin duyurulmasıyla birlikte son aylarda eylemleri önemli ölçüde azalan terör örgütü tehlikesini yeniden gündeme taşıyor. Ancak bu durum akıllara şu soruyu getiriyor: DEAŞ saflarını yeniden düzenlemeye mi çalışıyor, yoksa kendisiyle mücadele eden Uluslararası Koalisyon’a üye olan Suriye hükümetine yönelik eylemlerini sürdürmeyi mi hedefliyor?

Yeni gerçekliğe uyum sağlama aşaması

Askerî ve siyasi araştırmacı İsmet el-Absi, “DEAŞ terör örgütünün arazi kontrolü sağlayan bir yapı olarak geleneksel anlamda geri dönüşünden söz edilemez. Ancak yeniden konumlanma ve uyum sağlama çabası içeren bir evreyle karşı karşıyayız. Es-Sanameyn şehrinde ve başka yerlerde yaşananlar, terör örgütünün geri döndüğünün bir göstergesi değil; aksine, örgütün uyuyan ve dağınık bir hücre ağına dönüştüğünün bir kanıtıdır. Dera’da meydana gelen olaylar ise örgütün, Suriye hükümetinin hızlı yanıt verme kapasitesinin sınırlarını test etme girişimiydi” değerlendirmesinde bulundu.

El-Absi sözlerine şöyle devam etti: “SDG dosyasının çözüme kavuşturulmasının ardından örgütün eylemleri ciddi oranda azaldı; ancak asıl gerileyen şey görünür operasyonlar oldu. Bu durum, değişen bölgesel ve uluslararası güvenlik ortamıyla bağlantılıdır. Nitekim ABD ve Uluslararası Koalisyon’un askerî üslerden çekilerek buraları Suriye hükümetine devretmesi, güvenlik sorumluluğunu tamamen Şam’a yükledi. Bu değişim, örgütü yeni kurulan birleşik Suriye ordusundan gelecek nokta atışı darbelerden kaçınmak amacıyla taktiksel bir sessizlik veya operasyonel fetret dönemine girmeye zorladı.”

Yapısı olmayan hücreler

Diğer yandan Suriyeli gazeteci Muhammed Beşir Derbike, “DEAŞ bazı ağlarını yeniden inşa etmeye çalışıyor ancak kendisini askerî bir güç olarak tanımlayacak şekilde yapılandırmıyor. Dera’da yaşananlar, sınırlı çatışmalara girebilecek hücrelerin varlığının sürdüğüne işaret ediyor. Yine de örgütün Suriye’nin güneyinde veya ülke genelindeki başka bir bölgede büyük bir varlığa sahip olduğu söylenemez; aksine, merkezî komuta yapısıyla bağı bulunmayan ve merkeziyetsiz bir sistemle hareket eden bazı uyuyan hücreler söz konusu” ifadelerini kullandı.

Derbike değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Suriye toprakları son aylarda DEAŞ açısından neredeyse tam bir sessizlik dönemine tanıklık etti; nitekim Dera’daki son çatışmadan önce büyük etki yaratan herhangi bir eyleme rastlamadık. Bu gözden kayboluş süreci, SDG’nin entegrasyon aşamalarının başlamasıyla start aldı. Bunun temel nedeni ise kuzey ve doğudaki güvenlik boşluğunun büyük ölçüde ortadan kalkmasıdır. Zira SDG’nin feshedilerek devlet kurumlarına entegre edilmesi, DEAŞ’ın aralarındaki rekabetten faydalandığı güç haritasını değiştirdi. Örgüt geçtiğimiz şubat ayında, ‘Geçici Suriye Hükümeti’ne karşı yeni bir eylem safhası’ adını verdiği süreci ilan etmişti; ancak bu eylemler mart ayından itibaren geriledi veya durma noktasına geldi. Yine de eylem sayısındaki düşüş ile örgüt tehdidinin tamamen sona ermesini birbirine karıştırmamak oldukça önemli.”

DEAŞ’ın Suriye’deki geleceği ne olacak?

Derbike değerlendirmesini şu ifadelerle noktaladı: “Mevcut veriler ışığında DEAŞ’ın kısa ve orta vadeli geleceği; örgütlü bir yapıdan ziyade birbirinden bağımsız, hareketli hücreler şeklinde olacaktır. Uzun sessizlik dönemlerinin ardından zaman zaman sınırlı bir eyleme veya saldırıya tanık olabiliriz. Bir başka deyişle, örgütün son derece zayıf olduğunu ancak fırsatları ve güvenlik açıklarını kollayıp istismar etmeye çalıştığını söyleyebiliriz. Buna karşılık, Suriye devleti güvenlik birimlerini birleştirmeyi, sınırları ve çöl bölgelerini denetim altına almayı, cezaevleri ile kamplar sorununu çözmeyi başardıkça örgütün hareket alanı da daralacaktır. Ancak yeni güvenlik boşlukları veya yerel çatışmalar ortaya çıkarsa DEAŞ bunlardan sızmaya ve bunları kullanmaya çalışacaktır. Dolayısıyla Dera’da son yaşananlar örgüt açısından medya propagandası bakımından önemli olsa da askerî açıdan bir kazanım sağlamamaktadır.”


Gazze’de İsrail için muhbirlik yapan kişi, uyuşturucu yüzünden yakalandı

Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü ekipleri, dün Gazze şehrinde İsrail saldırısı sonucu hasar gören bir araçtaki yangını söndürmeye çalışırken (Reuters)
Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü ekipleri, dün Gazze şehrinde İsrail saldırısı sonucu hasar gören bir araçtaki yangını söndürmeye çalışırken (Reuters)
TT

Gazze’de İsrail için muhbirlik yapan kişi, uyuşturucu yüzünden yakalandı

Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü ekipleri, dün Gazze şehrinde İsrail saldırısı sonucu hasar gören bir araçtaki yangını söndürmeye çalışırken (Reuters)
Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü ekipleri, dün Gazze şehrinde İsrail saldırısı sonucu hasar gören bir araçtaki yangını söndürmeye çalışırken (Reuters)

Gazze’de yaşayan N. adlı genç, uyuşturucu madde kullanmasının kendisinde yol açtığı halüsinasyonların, bir yıldan uzun süredir sakladığı bir sırrı ortaya çıkaracağını bilmiyordu. Genç, Filistinli grupların askeri kanatlarında faaliyet gösteren bazı kişileri takip etmek amacıyla kendisini güvenlik görevlerinde kullanmak üzere işe alan İsrail iç istihbarat servisi Şin-Bet’e bilgi aktarıyordu.

O karanlık gecede N., uyuşturucu madde kullandı. Bundan kısa süre önce ise kendisini yöneten İsrailli istihbarat görevlisinden bir telefon almış ve Filistinli gruplardan önde gelen ve aktif bir grubun mensubu bir kişinin sığındığı yere ilişkin fotoğrafları Facebook’un Messenger uygulaması üzerinden göndermesi istenmişti. Ancak uyuşturucu maddeyi aldıktan sonra bilincini kaybeden muhbir, fotoğrafları yöneticisine göndermek yerine kendi Facebook hesabının duvarında paylaştı.

xcdfgth
Gazze Şeridi’nin Han Yunus kentinde İsrail’in düzenlediği hava saldırısında suikasta kurban giden Kassam Tugayları lideri Nail Ebu Ubeyd’in cenazesini taşıyan Filistinliler, 16 Eylül 2026 (AP)

Gerçek bir hikâye

Bu ayrıntılar basit bir kurgu hikâyesinden ibaret değildi. Aksine, çarpıcı olarak nitelendirilebilecek olaylar zinciri, muhbirin yakınlarından birinin Facebook’ta paylaştıklarını görmesinin ardından yakalanmasına yol açtı. Yakını, vakit kaybetmeden fotoğraflarda görülen yerin sahibi olan kişiyi arayarak yaşananları anlattı. Bu sırada bazı kişiler de yanlışlıkla paylaşıldığını düşündükleri fotoğraflar konusunda muhbiri uyarmaya çalıştı. Bunun üzerine muhbir fotoğrafları sildi, ancak ilgili kişinin durumdan haberdar olduğunu bilmiyordu.

rgthy
Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında çadır kuran Filistinliler (Arşiv – AP)

Ayrıntılar hakkında bilgi sahibi bir güvenlik kaynağı Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, muhbiri yakalamak amacıyla pusu kurulduğunu belirtti. Kaynağa göre muhbir, kendisini yöneten İsrailli istihbarat görevlisinden yakalanması için hazırlık yapıldığını öğrenmesinin ardından Gazze Şeridi’nin güneyindeki Sarı Hat’a doğru kaçmaya çalıştı. Ancak daha sonra, Filistinli gruplardan birine mensup söz konusu aktivistin bulunduğu yere küçük bir dinleme cihazı yerleştirdiği ortaya çıktı. Muhbir, sorgusu sırasında bunu kendisi de itiraf etti.

Kaynak, hızlı hareket edilmesi sayesinde muhbirin kaçmadan önce yakalandığını belirterek, gözaltına alınması, sorgulanması ve kısa sürede itiraflarda bulunmasının, işe alınmasından itibaren bir yıl boyunca Filistinli grupların 12 aktivistinin öldürülmesindeki rolünü ortaya çıkardığını ifade etti.

Koşulları istismar etmek

Kaynak, çok sayıda muhbirin para ihtiyacı nedeniyle İsrail istihbaratı adına muhbirlik yapmaya sürüklendiğine işaret etti. Ancak bunların büyük bölümünün uyuşturucu madde kullanması nedeniyle bu duruma düştüğünü belirten kaynak, bazı kişilerin ise diğer muhbirler veya istihbarat görevlileri tarafından hedef alındığını ifade etti. Buna göre söz konusu kişiler, yaşam koşulları ve sosyal durumlarının yanı sıra yasak ilişkilerinin istismar edilmesi yoluyla muhbir olarak kullanılmak üzere devşirildi.

Kaynak, güvenlik koşullarının zorlu olmasına ve İsrail’in Filistinli grupların aktivistleri ile polis ve güvenlik güçleri mensuplarını sürekli takip etmesine rağmen, muhbirlerin yanı sıra silahlı çetelerle iş birliği yapan veya bu çetelerde çalışan kişilere yönelik operasyonların da sürdüğünü vurguladı.

Daha önceki idamlar

Hamas, birkaç hafta önce, hareketin silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın genel komutanı İzzeddin el-Haddad’ın öldürülmesine neden olduğunu itiraf eden bir muhbiri idam etti. Haddad, geçtiğimiz mayıs ayının ortalarında Gazze kentinde kullandığı aracın hedef alınması sonucu öldürülmüştü.

Söz konusu muhbir, Haddad’ın öldürülmesinden yalnızca bir gün sonra gözaltına alınmıştı. Muhbirin, Şifa Hastanesi yerleşkesi içinde dolaşarak hayatını kaybedenler ve yaralananların isimlerine ilişkin bilgi toplamaya çalıştığı, ayrıca Haddad’ın öldürüldüğü yerde ve belirli noktalarda birden fazla kez görüldüğü belirtildi.

Savaş boyunca ve ateşkesin ardından, farklı koşullarda ortaya çıkarılan ve Filistinli grupların liderleri ile aktivistlerinin öldürülmesine neden oldukları belirlenen çok sayıda Gazzeli muhbir hakkında idam cezaları infaz edildi.

fgthyju
Gazze şehrinde İsrail’in bombardımanı sonucu hasar görerek çöken bir konut binasının enkazı arasında bir şeyler arayan Filistinli, 17 Eylül 2026 (Arşiv – Reuters)

Bir başka güvenlik kaynağı da Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, muhbirlerin çoğunun Filistinli grupların dışından kişiler olduğunu belirtti. Kaynak, bunlardan bazılarının hedef alınan kişiyle akrabalık, komşuluk veya belirli bir sosyal çevre üzerinden ilişkisinin bulunduğunu, bazılarının ise hedef kişiyle hiçbir bağlantısının olmadığını ifade etti. Kaynak, İzzeddin el-Haddad ile öldürülmesine neden olan muhbir arasındaki durumun da bu şekilde olduğunu kaydetti.

Kurbanlar ve devam eden gerilim

Öte yandan Gazze Şeridi’nde dün, İsrail’in bölgenin farklı noktalarına düzenlediği hava saldırılarında 4 Filistinlinin hayatını kaybettiği bildirildi. Ölenler arasında, dün öğle saatlerinde Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde açılan ateş sonucu ağır yaralanan ve yaralarına yenik düşen bir kız çocuğunun da bulunduğu belirtildi.

Hayatını kaybedenler arasında, dün öğleden hemen önce Gazze kentinin kuzeyindeki Şeyh Rıdvan mahallesinde aracının hedef alınması sonucu öldürülen bir genç de bulunuyor. Aynı saldırıda 7 kişinin yaralandığı, yaralılardan birinin durumunun ağır olduğu belirtildi. Öte yandan, Gazze Sağlık Bakanlığı Genel Müdürü Münir el-Berş’in oğlu Basir el-Berş’in, Cibaliye Mülteci Kampı’nın batısında bir insansız hava aracından (İHA) atılan tek füzeyle hedef alınarak öldürüldüğü aktarıldı. Bir başka genç de Şucaiyye mahallesindeki Meşteha Caddesi’ne düzenlenen benzer bir hava saldırısında hayatını kaybetti. Söz konusu bölgenin daha sonra savaş uçakları tarafından bombalandığı belirtildi.

ry6jk
Gazze şehrinde daha önce İsrail’in bombardımanı sonucu hasar görmüş bir binanın çökmesinin ardından kurtarma çalışmaları devam ediyor. (Reuters)

İsrail topçusu, çeşitli bölgelere yönelik bombardımanlarını sürdürürken, askeri araçlar ve İHA’lar da birden fazla kez ateş açtı. Özellikle Sarı Hat yakınlarında bazı Filistinlilerin yaralandığı bildirildi. Saldırılar sırasında Gazze Şeridi’nin farklı noktalarında yoğun yıkım operasyonları da gerçekleştirildi.

İsrail’e ait çok sayıda askeri araç, Gazze Şeridi’nin orta kesiminin doğusundaki el-Masdar beldesi ile el-Meğazi Mülteci Kampı arasındaki bölgeye girdi. Bölgede buldozerlerle yıkım ve aralıklarla ateş açılması devam ederken, bir genç ile bir kadın yaralandı. Durumu ağır olan kadının hayatını kurtarmak için Aksa Şehitleri Hastanesi’nde doktorların müdahale ettiği belirtildi.

Cuma günü düzenlenen bir dizi hava saldırısı ve ateş açma eyleminde 5 Filistinli hayatını kaybetmişti. Ölenler arasında Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın iki mensubu da bulunuyordu. Bu kişiler akşam saatlerinde düzenlenen iki ayrı saldırıda öldürüldü. Ölenlerden biri olan Muhammed er-Rifai’nin, ailesinin diğer tüm fertlerinin savaş sırasında daha önce düzenlenen iki ayrı saldırıda İsrail tarafından öldürülmesinin ardından hayatta kalan tek kişi olduğu belirtildi. Rifai’nin anne ve babası ile erkek ve kız kardeşleri, bulundukları ev ve sığınma merkezine düzenlenen iki ayrı bombardımanda hayatını kaybetmişti.

Binalarda kısmi çökme

Öte yandan Sivil Savunma Müdürlüğü dün Gazze kentinde iki ailenin evlerinin kısmen çökmesinin ardından kurtarıldığını açıkladı. Ekiplerin ayrıca Gazze kentinin güneyindeki ez-Zeytun mahallesinde, hasar gören aile evinin çatısının üzerine düşmesi sonucu enkaz altında kalan bir genci de kurtardığı belirtildi.

Müdürlük, cuma günü de Gazze kentinin güneyindeki Sabra mahallesinde yaşadığı evin hasar görmesi üzerine başka bir ailenin kurtarıldığını duyurmuştu.

Sabra bölgesinde 6 katlı bir binanın çökmesi sonucu 21 Filistinli hayatını kaybetmiş, onlarca kişi ise kurtarılmıştı.


Husiler, Taiz’in batı cepheleri ile Babülmendep’in doğusunda kan kaybediyor

Taiz’ın batısındaki el-Kedha cephesinde görev yapan bir Yemen Silahlı Kuvvetleri askeri (AFP)
Taiz’ın batısındaki el-Kedha cephesinde görev yapan bir Yemen Silahlı Kuvvetleri askeri (AFP)
TT

Husiler, Taiz’in batı cepheleri ile Babülmendep’in doğusunda kan kaybediyor

Taiz’ın batısındaki el-Kedha cephesinde görev yapan bir Yemen Silahlı Kuvvetleri askeri (AFP)
Taiz’ın batısındaki el-Kedha cephesinde görev yapan bir Yemen Silahlı Kuvvetleri askeri (AFP)

Husiler, yaklaşık bir haftadır devam eden çatışmalarda can ve mal kayıpları verdi. Çatışmalar, Taiz’in batısı ile Babülmendeb Boğazı’na hâkim yüksek kesimlerde yoğunlaşırken, Marib’de de hava ve kara saldırıları düzenlendi.

Şarku’l Avsat’ın askeri kaynaklardan edindiği bilgiye göre dün, Babülmendeb’e bakan Mudâribe ilçesindeki Kahbub Dağları ile Taiz’in batısındaki el-Vaziiyye cephelerinde şiddetli çatışmalar yaşandı. Husiler, yakın zamanda ele geçirdikleri bölgeleri korumak ve ikmal ile güneye doğru hareket hatlarını güvence altına almak amacıyla stratejik dağlık mevzilere ilerlemeye çalıştı.

Kaynaklara göre hükümet güçleri, Taiz’in güneyindeki Mudâribe ilçesine bağlı el-Ağbere kesimindeki bir sızma girişimini püskürttü. Buna karşılık Amâlika güçleri, Kahbub’da Husi unsurların ve araçlarının toplandığı bölgeleri hava saldırıları, insansız hava araçları (İHA), topçu ve füze atışlarıyla hedef aldı. Bu saldırılarda general rütbesindeki bir Husi komutan ile altı korumasının öldürüldüğü bildirildi.

Marib’de ise Yemen hükümet güçleri hava ve kara operasyonlarını sürdürdü. Ummu Riş Kampı ve Melaa Geçidi’ndeki Husi unsurlar ile araçların hedef alındığı operasyonlarda üç sızma girişiminin engellendiği açıklandı. Askeri medya ise Husi saldırısının püskürtüldüğünü ve grubun 12 mensubunun öldürüldüğünü bildirdi.

Öte yandan Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü dün yaptığı açıklamada, acil durumlarda halkı uyarmak amacıyla erken uyarı sirenlerinin devreye alınmasının ardından 10 kent ve bölgede tehlikenin ortadan kalktığını duyurdu. Açıklamada Riyad, el-Harç, Hamis Muşayt, Cidde, Taif, Yanbu, Ula, Cizan, Farasan ve Abha yer aldı.