Sana... Husilerin sert tutumu ile halkın öfkesini yatıştırma girişimleri arasında

Endişelerin artmasıyla birlikte örgütün tutumunda sınırlı değişiklik

Sana sakinleri, Husilerin davranışlarındaki sınırlı değişiklik karşısında kendilerini güvende hissetmiyor. (AFP)
Sana sakinleri, Husilerin davranışlarındaki sınırlı değişiklik karşısında kendilerini güvende hissetmiyor. (AFP)
TT

Sana... Husilerin sert tutumu ile halkın öfkesini yatıştırma girişimleri arasında

Sana sakinleri, Husilerin davranışlarındaki sınırlı değişiklik karşısında kendilerini güvende hissetmiyor. (AFP)
Sana sakinleri, Husilerin davranışlarındaki sınırlı değişiklik karşısında kendilerini güvende hissetmiyor. (AFP)

Yemen’in Husilerin kontrolündeki başkenti Sana’da son günlerde örgütün yönetim anlayışının farklı yönleri aynı anda hissediliyor. Bir yandan güvenlik önlemleri sıkılaştırılırken, örgütün çok sayıda lideri ve saha sorumlusu mahallelerden kayboluyor. Diğer yandan ise halk, bazı kamu kurumlarının işleyişinde sınırlı da olsa değişiklikler gözlemliyor. Bu kapsamda bazı idari uygulamalarda kısmi yumuşama yaşanırken, sosyal yardım faaliyetlerinin de genişletildiği belirtiliyor.

Husilerin uygulamalarındaki bu değişim, kent sakinleri arasında yaklaşan çalkantılı gelişmelere ilişkin endişeleri artırdı. Ancak örgütün tutumundaki değişim ekonomik politikaların özüne yansımadı. Farklı alanlarda vergi ve zorunlu tahsilatlar sürerken, birçok kişi güvenlik alanındaki sertleşme ile sınırlı idari esnekliğin bir arada uygulanmasını, bölgesel ölçekte yeni bir çatışmaya sürüklenme ihtimalinin arttığı bir dönemde kamuoyunu kontrol altında tutma girişimi olarak değerlendiriyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan bilgi sahibi kaynaklar, Husilere bağlı alt düzey yöneticiler, militanlar ve saha sorumlularından yüzlercesinin halkın arasından çekilmeye başladığını belirtti. Kaynaklar, geriye yalnızca doğrudan yürütme görevlerini üstlenenler ile kamu kurumlarını veya Husilere bağlı kuruluşları yöneten isimlerin kaldığını aktardı.

Kaynaklara göre, söz konusu kurumların yöneticileri de ikamet ettikleri yerleri değiştirmeye başladı ve sokaklar ile mahallelerdeki hareketliliklerini belirgin şekilde azalttı.

Sana’da Husilerin gerginliği tırmandırmasının yaşam koşulları ve güvenlik üzerindeki etkilerinden dolayı endişe hâkim. (Reuters)
Sana’da Husilerin gerginliği tırmandırmasının yaşam koşulları ve güvenlik üzerindeki etkilerinden dolayı endişe hâkim. (Reuters)

Söz konusu liderlerin gözlerden kaybolması ve sıkı güvenlik tedbirlerinin uygulanması, Husilerin ABD ile İran arasında tırmanan gerilimle eş zamanlı olarak Kızıldeniz ve çevresindeki denizlerde gerilimi artıran adımlar attığı bir döneme denk geliyor.

Husilerin üst düzey yöneticileri ise Sana’yı ele geçirdikleri günden bu yana son derece sıkı güvenlik önlemleri altında hareket ediyor. Bu isimlerin ikamet ettikleri yerlerin herhangi bir kişi ya da kurum tarafından tespit edilmesinin neredeyse imkânsız olduğu belirtilirken, son iki yılda örgütün ülke sınırları dışındaki tırmandırıcı faaliyetleri nedeniyle ABD ve İsrail’in düzenlediği saldırıların ardından bu güvenlik önlemlerinin daha da artırıldığı ifade ediliyor.

Kaybolma ve endişe

Husi liderleri ve mensuplarının kamusal alandan çekilmesi, kent sakinlerinin kapsamlı bir çatışma yaşanacağı yönündeki endişelerini daha da artırdı. Halk, böyle bir senaryoda zaten ağırlaşmış yaşam koşulları ve ellerinde kalan sınırlı istikrarın da büyük bedeller ödeyeceğinden kaygı duyuyor.

Sana’da düzenlenen silahlı geçit töreninde savaş teçhizatı giymiş Husiler (AP)
Sana’da düzenlenen silahlı geçit töreninde savaş teçhizatı giymiş Husiler (AP)

Sana’da yaşayan birçok kişi, kentte son günlerde hâkim olan atmosferi, Husilerin 12 yıl önce kenti ele geçirdiği döneme ve Aralık 2017’de eski Yemen Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih ile Husiler arasında yaşanan, Salih’in öldürülmesiyle sonuçlanan çatışmaların yaşandığı günlere benzetiyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan çok sayıda Sana sakini, yaşanan gelişmelerin sıkıntılarını daha da artıracak yeni olaylara ilişkin endişe ve beklenti içinde olduklarını dile getirdi. Kent sakinleri, sahada görev yapan Husi mensuplarının ve kamu kurumlarındaki görevlilerin sakin bir görüntü sergilemeye ve iyi niyet mesajı vermeye çalışmasına rağmen, örgütün kamuoyuna açıklanmayan yeni tedbirler almaya hazırlandığına inandıklarını ifade etti.

Kent sakinlerinin değerlendirmelerine göre, Husilerin halka güven vermeye, kamu hizmetlerini iyileştirmeye ve güvenlik ile yaşam koşullarını düzene sokmaya yönelik mesajları ile eş zamanlı olarak seferberlik ilan etmesi, yeni militan devşirmesi, tehdit ve teşvik yöntemlerini sürdürmesi, güvenlik önlemlerini, gözetim ve istihbarat faaliyetlerini artırması ve gözaltıların kapsamını genişletmesi arasında belirgin bir çelişki bulunuyor.

Öte yandan Husiler, son günlerde güvenlik önlemlerini sıkılaştırmalarına rağmen, kamu kurumları, mahkemeler ve polis merkezlerinde vatandaşlara yönelik uygulamaları iyileştirerek halkla ilişkileri yumuşatmaya çalışıyor. Bu sürecin, örgütün Tahran’ı ziyaret eden heyetini taşıyan İran uçağının Yemen hava sahasına girmesinin ardından yeniden tırmanan gerilimle ve bölgede artan tansiyonla eş zamanlı olarak hız kazandığı belirtiliyor.

Husilerin bölgesel çatışmalara dahil olma hazırlıkları, onları sıkı önlemler almaya itti. (Reuters)
Husilerin bölgesel çatışmalara dahil olma hazırlıkları, onları sıkı önlemler almaya itti. (Reuters)

Gelişmeleri yakından takip eden gözlemciler, kamu hizmetlerinde görülen sınırlı iyileşme ve Husilerin halkla ilişkileri yumuşatma çabalarının, artan yaşam zorlukları ve kötüleşen ekonomik koşullar nedeniyle oluşabilecek toplumsal öfkeyi önlemeye yönelik bir girişim olduğunu değerlendiriyor. Aynı kaynaklar, özellikle hükümet güçleriyle yeniden askeri çatışma ihtimalinin güçlenmesiyle birlikte örgütün sokaktaki tansiyonu düşürmeye çalıştığı görüşünü dile getiriyor.

Sokakları kontrol altına almak

Kaynaklar ve bölge sakinlerinin ifadelerine göre, söz konusu iyileşme, bazı polis merkezleri ve mahkemelerde anlaşmazlıkların çözümü ile yargı süreçlerinin kolaylaştırılması, su, elektrik ve sağlık gibi alanlarda kamu hizmetlerinin geliştirilmesine yönelik hazırlık yapılması ve vatandaşların resmî kurumlardaki bireysel işlemlerinin daha hızlı yürütülmesi şeklinde kendini gösterdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan bir Sana sakini ise Husilere bağlı mali tahsilat kurumu olarak faaliyet gösteren Genel Zekât Kurumu’nun son günlerde nakdi yardım sağladığı sosyal kesimlerin kapsamını genişlettiğini söyledi. Aynı kişi, daha önce yalnızca örgüt mensuplarına veya Husi liderlerinin tavsiyesiyle belirlenen kişilere sunulan yardımların, artık daha geniş bir kesime ulaştırıldığını ve karşılanan ihtiyaç kalemlerinin de artırıldığını ifade etti.

 İsrail’in Husilerin kontrolündeki Sana’ya düzenlediği önceki bir saldırıdan (Reuters)
İsrail’in Husilerin kontrolündeki Sana’ya düzenlediği önceki bir saldırıdan (Reuters)

Söz konusu Sana sakini, aylar süren bekleyişin ardından, bir çocuğunun tedavi masrafları için beklenmedik şekilde orta düzeyde maddi yardım aldığını söyledi. Bu süreçte, aynı kurumdan yalnızca Husi liderleri ve saha sorumlularının tavsiyesiyle başka kişilere yardım yapıldığına tanıklık ettiğini de belirtti.

Sana Üniversitesi’nde lisansüstü eğitim gören bir öğrenci ise minibüs şoförlerinin, trafik polisinin kendilerine yönelik tutumundaki iyileşmeyi şaşkınlıkla karşıladığını aktardı. Öğrenci, çok sayıda trafik polisinin şoförlerden haksız para talep etme ve baskı kurma uygulamalarını önemli ölçüde azalttığını ifade etti.

Aynı çerçevede konuşan bir avukat da Husilere bağlı mahkemeler, savcılıklar ve polis merkezlerindeki uygulamalarda belirgin bir değişim gözlemlediğini söyledi. Avukat, bu değişimin vatandaşlara yönelik tutumun yumuşatılmasını, zorunlu mali tahsilatların azaltılmasını ve bu tahsilatların yalnızca örgütün resmî kararlarıyla belirlenen kalemlerle sınırlandırılmasını kapsadığını belirtti.

Sana’daki bir Husi (AP)
Sana’daki bir Husi (AP)

Avukat, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Husilerin son yıllarda özellikle ticari davalar, miras anlaşmazlıkları ve gayrimenkul ihtilaflarında yargı süreçleri için yüksek harçlar uygulamaya koyduğunu belirtti. Bu harçların, üzerinde uzlaşılan mal varlığının ya da talep edilen tazminatın belirli bir oranı üzerinden hesaplandığını ifade eden avukat, buna rağmen dava açan taraflar ve ihtilafın taraflarından resmî olmayan yollarla tahsil edilen paraların söz konusu oranların çok üzerinde olduğunu söyledi.

Öte yandan Sana’da yaşayan birçok kişi, Husi yöneticilerinin ortadan kaybolması, zorunlu mali tahsilatlarda görülen sınırlı gerileme ve kamu kurumlarındaki hizmet anlayışındaki iyileşmenin herhangi bir normalleşmenin habercisi olmadığı görüşünde. Kent sakinleri, bu gelişmelerin aksine daha çalkantılı bir döneme hazırlık niteliği taşıdığını, bugün görülen göreceli sakinliğin ise fırtınalı gelişmeler öncesindeki geçici bir durgunluk olabileceğini düşünüyor.



Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
TT

Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.

Cezayir’de bir aktivist ve Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, seçimlerle bağlantılı  paylaşımı nedeniyle gözaltına alınmasının ardından geniş çaplı siyasi ve insan hakları tartışmasına yol açtı. Bu gelişme, çok sayıda aktivistin sosyal medya platformlarındaki paylaşımları ve siyasi tutumları nedeniyle adli takibata uğradığı bir dönemde yaşandı.

Konu, muhalif sol çizgideki İşçi Partisi’nin lideri ve önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin adayı Louisa Hanoune’un cumartesi günü başkentte düzenlediği basın toplantısında, Kabiliye bölgesinde tanınan ve milyonlarca Cezayirlinin konuştuğu Amazig dilinin yaygınlaştırılması için çalışmalar yürüten Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılması çağrısında bulunmasıyla siyasi boyut kazandı.

Hanoune, aktivistin yaklaşık iki haftadır Facebook hesabındaki bir paylaşım nedeniyle tutuklu bulunmasını kınadı. Davada seçim yasasının kullanılmasını eleştiren Hanoune, “bir kişinin seçimlerle bağlantılı suçtan kovuşturulmasının hukuki mantığının anlaşılır olmadığını” ifade etti.

hyjukı
İşçi Partisi Genel Sekreteri Louisa Hanoune. (Parti medyası)

Hanoune ayrıca Amazig dili ve kültürünün yaygınlaştırılması alanındaki eğitim çalışmalarına dikkat çekerek, hakkında verilen tutuklama kararının yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulunan geniş dayanışma kampanyasına destek verdi.

Seçim sürecini engelleme

Sosyal medyada “Tamazight Moussaoui” adıyla tanınan aktivist, başkentin yaklaşık 100 kilometre doğusundaki Bouira vilayetinin Chorfa kentinde bir lisede öğretmenlik yapıyor. Davası ise bölgesel olarak yetkili M'chedallah Mahkemesi’nde görülüyor.

Nadia Moussaoui’nin tanınırlığı yıllar içinde görev yaptığı okulun sınırlarını aşarak özellikle Kabiliye dilinde içerik üreten bir isim haline geldi. Moussaoui, Amazig dilini basitleştirerek hem Amazigce hem de Arapça konuşanlara öğretmek ve yaygınlaştırmak amacıyla YouTube’da ücretsiz bir eğitim kanalı açtı. Kendisine yakın kişiler, Moussaoui’nin okulların bu konuda yeterli çalışma yapmadığını düşündüğünü belirtti.

Aktivist, 9 Eylül’de yerel polis tarafından ifadeye çağrıldı. Ardından Bouira vilayetindeki M'chedallah Mahkemesi savcılığına sevk edildi ve aynı mahkemenin soruşturma hâkimi tarafından tutuklu yargılanmasına karar verildi. Karara, geçen 2 Temmuz’da yapılan ve özellikle Kabiliye bölgesinde yüksek katılım boykotu yaşanan parlamento seçimlerinde oy kullanmaya ilişkin kişisel görüşünü paylaştığı bir sosyal medya gönderisi gerekçe gösterildi.

Savunmasına göre soruşturma hâkimi Moussaoui’yi “seçim sürecini engellemekle” suçladı. Bu suçlama siyasi ve insan hakları çevrelerinde şaşkınlıkla karşılandı.

16 Eylül’deki duruşmada savcılık makamı iki yıl hapis cezası talep etti. Moussaoui’nin, 22 Eylül’de açıklanması beklenen karar tarihine kadar tutuklu kalması istendi.

Seçim yasasının 295. maddesi

Yargı kaynaklarına göre Nadia Moussaoui hakkında, seçim sistemine ilişkin organik yasanın 295. maddesi kapsamında işlem yapıldı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre söz konusu madde, seçim sürecini engelleyen veya işleyişini bozan kişilerin 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını öngörüyor. Ayrıca kişinin 3 ila 5 yıl süreyle seçme ve seçilme hakkından mahrum bırakılması gibi ek yaptırımlar da uygulanabiliyor.

jukı
2019’daki halk hareketinden bu yana onlarca aktivist hapse atıldı. (Siyasi aktivistler)

Bu madde kapsamında suç sayılan fiiller arasında “oy verme işlemlerinin işleyişini bozmak”, “sandık kurullarının veya oy verme merkezlerinin çalışmalarını engellemek” ve “bir adayın veya yasal temsilcisinin seçim sürecinde kanunla tanınan haklarını kullanmasını engellemek” bulunuyor.

Avukatlar ve insan hakları savunucuları ise bu hükümlerin Moussaoui’ye isnat edilen fiillerle örtüşmediğini savunuyor. Moussaoui’nin tutuklanmasına neden olanın seçimlere ilişkin görüşlerini paylaştığı bir sosyal medya gönderisi olduğunu ve seçimlerin üzerinden de görece uzun bir süre geçtiğini belirtiyorlar.

Moussaoui’nin Facebook hesabı incelendiğinde, tutuklanmasına yol açan paylaşımın silindiği görülüyor.

İfade özgürlüğü tartışması

Chorfa bölgesinde ve Moussaoui’yi internet üzerinden takip edenler arasında kararın açıklanmasını bekleyen bir endişe ve tedirginlik havası hâkim. Moussaoui, ağırlıklı olarak sosyal ve eğitim içerikleri hazırlıyor, zaman zaman da yerel esnaf ve zanaatkârların tanıtımını yapıyordu. Bu durum, hakkında oluşan geniş dayanışmanın nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.

Kendisini tanıyan ve adının açıklanmasını istemeyen bir bölge sakini, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nadia Hanım her zaman kültür ve eğitim alanında faaliyet gösteriyor. Muhalif bir siyasi çizgide değil. Zaman zaman yerel zanaatkârları, küçük esnafı ve bölgedeki restoranları tanıtıyor. Onu, kimseye zarar vermeyecek, örnek bir aile kadını profiline sahip biri olarak tanımlayabiliriz” dedi.

dfvghyju
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılmasını isteyen milletvekili Yasin Aisouan. (Kişisel hesabı)

Cezayir’in Kabiliye bölgesinin en büyük kenti Tizi Vuzu’yu temsil eden Milletvekili Yasin Aisouan da Moussaoui’nin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu. Aisouan, medya açıklamalarında “İfade özgürlüğü temel bir haktır; bir görüş suç haline getirilemez” dedi.

Moussaoui’nin avukatı Nabila İsmail de benzer şekilde, ifade özgürlüğünün suç kapsamında değerlendirilemeyeceğini savundu.

Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, insan hakları kuruluşlarının uzun süredir belgelediği bir tabloyu yeniden gündeme getirdi. 2019’da eski Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika’yı görevden ayrılmaya zorlayan halk hareketinin başlamasından bu yana yüzlerce aktivist, dijital platformlarda siyasi görüşlerini ifade etmeleri nedeniyle hukuki süreçlerle karşı karşıya kaldı. Bu durum, cezai hükümler ile ifade özgürlüğü ilkeleri arasındaki tartışmanın Cezayir’de sürmesine yol açıyor.


Lübnan, güneyde oluşabilecek boşluğu önlemek için Rubio görüşmesine bel bağlıyor

Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
TT

Lübnan, güneyde oluşabilecek boşluğu önlemek için Rubio görüşmesine bel bağlıyor

Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)

Lübnan, Başbakan Nevvaf Selam ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasında Washington’da yapılması beklenen görüşmeye, UNIFIL güçlerinin çekilmesiyle güneyde oluşabilecek boşluğun önlenmesi açısından önem atfediyor. Bu beklenti, bölgedeki mevcut uluslararası misyonun yerini alacak alternatif bir uluslararası mekanizma konusunda henüz uzlaşma sağlanamaması nedeniyle öne çıkıyor.

Bu kapsamda bir bakanlık kaynağı Şarku’l Avsat’a, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile yaptığı görüşmelerde güneyde bir boşluk oluşabileceğine ilişkin endişelerini dile getirdiğini açıkladı. Kaynak, Macron ve Kral Abdullah’ın Avn’ın endişelerini anlayışla karşıladığını ifade etti.


Taiz’deki ilerleme Husilerin planlarını bozdu

Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
TT

Taiz’deki ilerleme Husilerin planlarını bozdu

Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)

Yemen hükümet güçleri, dün Husilerle yaşanan çatışmaların ardından Taiz vilayetinin batısındaki stratejik Numan Dağı’nı geri aldı.

Askeri kaynaklar, ordunun dağın kontrolünü ele geçirmesinin Beni Bekari cephesini el-Kedha cephesine yeniden bağladığını ve Beni Bekari–el-Eşruh–el-Birin yolunun güvenliğini sağladığını belirtti. Şarku’l Avsat’ın kaynaklardan aldığı bilgiye göre bu gelişmeler Husilerin planlarını sekteye uğratarak, Şiraca bölgesinde Husilerin elinde kalan mevzilerin ateş altında kalmasını sağladı.

Hükümet güçleri ayrıca el-Demdum, Şerire, el-Vaziye, Rasin ve Beni Ömer bölgelerinde Husi saldırılarını püskürttü. Cerdad ve çevresindeki yüksek kesimlerde ise kontrol hatlarında herhangi bir değişiklik yaşanmadı.