Ebu Şebab grubu Netanyahu'dan Gazze'ye yönelik savaşın yeniden başlatılmasını istedi

Grup, Hamas'ın silahlarını hiçbir biçimde teslim etmeyeceğini öne sürüyor

Dün Gazze'de yıkılan evlerin enkazından çıkarılan tek bir aşirete mensup 112 kişinin cenaze törenine katılan Filistinliler (AFP)
Dün Gazze'de yıkılan evlerin enkazından çıkarılan tek bir aşirete mensup 112 kişinin cenaze törenine katılan Filistinliler (AFP)
TT

Ebu Şebab grubu Netanyahu'dan Gazze'ye yönelik savaşın yeniden başlatılmasını istedi

Dün Gazze'de yıkılan evlerin enkazından çıkarılan tek bir aşirete mensup 112 kişinin cenaze törenine katılan Filistinliler (AFP)
Dün Gazze'de yıkılan evlerin enkazından çıkarılan tek bir aşirete mensup 112 kişinin cenaze törenine katılan Filistinliler (AFP)

Filistinlilerin bir çıkış yolu arayışında olduğu ve savaşın sona ermesi umudunu beslediği, İsrail'in ise ABD Başkanı Donald Trump'ın ateşkes planının ikinci aşamasının uygulanmasının önüne engeller koyduğu bir dönemde, İsrail ile iş birliği yapan silahlı grup Ebu Şebab’ın liderleri sahneye çıkarak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'dan savaşı durdurmak bir yana, Hamas'ı tasfiye etmek amacıyla yeni bir askeri harekât başlatmasını talep etti.

Grubun Han Yunus'taki lideri Husam el-Astal, Yedioth Ahronoth gazetesine verdiği demeçte "Tüm taraflar Hamas'ın silahlarından gerçek anlamda vazgeçmek niyetinde olmadığını biliyor. Bunun nedeni, Hamas yönetiminin, silahlarını bırakması halinde kendisinden nefret eden ve hesap sormak isteyen pek çok Filistinlinin üzerine çullanacağını bilmesi. Bu yüzden bu anlaşma hayata geçirilmeyecek" dedi.

Aynı görüşü örgütün kurucu liderinin öldürülmesinin ardından yönetimi devralan Gassan el-Diheyni de paylaştı. Hamas'ın silahlarından asla vazgeçemeyeceğini vurgulayan Diheyni, Gazze'de çözüme kavuşturulması gereken başka bir silah sorununun daha bulunduğunu, bunun da İsrail ile iş birliğini reddeden ve büyük miktarda silah stoklayan Filistinli grupların silahsızlandırılması meselesi olduğunu öne sürdü. Diheyni, bu silahların silahsızlandırılmaması halinde Hamas'ın eline geçeceğini de vurguladı.

Diheyni, Netanyahu'ya hitaben “Seçimlerden önce Hamas'la doğrudan bir çatışmaya girmezsen halkın bunu senden zayıflık olarak göreceğini ve bunun sana bedeli olacağını bil. Hamas'la savaşmadan seçimlere gitmek, hareketle barış yapıldığı şeklinde yorumlanacak. Hamas'a yardım ettiğini söyleyecekler, ki bu büyük bir hata olur” diyerek seçim tavsiyesinde bulundu.

Burada İsrail'deki hem siyasi hem de askeri liderliğin üzerinde mutabık kalınan yol haritasının uygulanmasına yeni koşullar öne sürdüğünü de belirtmek gerekir. Amerikalıların vurguladığı üzere Netanyahu daha önce bu yol haritasını onaylamış olsa da hükümet içindeki aşırı kanat devamını reddederek Netanyahu ve Kabine'nin onayladığı şeyin bugün kendilerine sunulanla aynı olmadığını öne sürüyor.

İsrail ordusu, üzerinde mutabık kalınan uygulama mekanizmasını baş aşağı çeviren üç koşul ileri sürüyor. İsrail Yayın Kurumu (Kan 11) haberine göre ordu, Gazze anlaşmasının ikinci aşamasını hayata geçirecek Gazze Barış Konseyi’nin ilan ettiği yol haritasına ilişkin Tel Aviv'e ‘tam askeri hareket özgürlüğünün korunması, silah imha ve depolama sürecinin dış denetime tabi tutulması ve Hamas tamamen silahsızlandırılmadan herhangi bir çekilmenin gerçekleştirilmemesi ile çekilmenin kısmi olması ve hiçbir aşamada tam çekilmenin söz konusu olmaması’ olmak üzere üç ‘kırmızı çizgi’ sunmayı planlıyor.

Bu koşullar, Gazze Barış Konseyi’nin ilan ettiği 15 maddelik kademeli uygulama mekanizmasını fiilen geçersiz kılıyor.

Öte yandan İsrail televizyonu Kan 11, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir'in hükümete iletilmek üzere askeri kurumun tutumunu netleştirmek amacıyla Çarşamba günü kıdemli subaylarla özel bir toplantı gerçekleştireceğini bildirdi.

Kan 11’e göre ABD yönetimi İsrail'le yaşanan görüş ayrılığını dikkatli biçimde yönetmeye çalışırken Tel Aviv'in Washington'ın gözetiminde hazırlanan planın temel maddelerine itiraz etmesine karşın kamuoyu önünde bir tartışmaya ya da karşılıklı suçlamalara girmekten kaçınıyor.

Habere göre ABD yönetimi, anlaşma metninin cuma günü yayımlanmasından bu yana İsrail'in Şarm eş-Şeyh konferansında sunulan Trump'ın 20 maddelik planı çerçevesinde onayladığı taahhütleri yerine getirmesi gerektiğini ısrarla vurguluyor. ABD yönetiminden yetkililer, İsrail'in birinci aşamada henüz tamamlamadığı yükümlülükleri yerine getirmesinin zorunlu olduğunu düşünüyor. Bu yükümlülüklerin başında ‘sarı hattın’ gerisindeki belirlenmiş mevzilere çekilmek ve Gazze Şeridi'ne insani yardım girişine izin vermek geliyor.

Haberde ayrıca ABD yönetiminin şu an Netanyahu hükümetine doğrudan baskı uygulamayı düşünmediği belirtilirken üst düzey bir Amerikalı yetkili İsrail'in üzerinde mutabık kaldığı koşulları hayata geçirmemesi durumunda Başkan Trump'ın ‘son derece hayal kırıklığına uğrayacağı’ uyarısında bulundu.



Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
TT

Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.

Cezayir’de bir aktivist ve Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, seçimlerle bağlantılı  paylaşımı nedeniyle gözaltına alınmasının ardından geniş çaplı siyasi ve insan hakları tartışmasına yol açtı. Bu gelişme, çok sayıda aktivistin sosyal medya platformlarındaki paylaşımları ve siyasi tutumları nedeniyle adli takibata uğradığı bir dönemde yaşandı.

Konu, muhalif sol çizgideki İşçi Partisi’nin lideri ve önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin adayı Louisa Hanoune’un cumartesi günü başkentte düzenlediği basın toplantısında, Kabiliye bölgesinde tanınan ve milyonlarca Cezayirlinin konuştuğu Amazig dilinin yaygınlaştırılması için çalışmalar yürüten Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılması çağrısında bulunmasıyla siyasi boyut kazandı.

Hanoune, aktivistin yaklaşık iki haftadır Facebook hesabındaki bir paylaşım nedeniyle tutuklu bulunmasını kınadı. Davada seçim yasasının kullanılmasını eleştiren Hanoune, “bir kişinin seçimlerle bağlantılı suçtan kovuşturulmasının hukuki mantığının anlaşılır olmadığını” ifade etti.

hyjukı
İşçi Partisi Genel Sekreteri Louisa Hanoune. (Parti medyası)

Hanoune ayrıca Amazig dili ve kültürünün yaygınlaştırılması alanındaki eğitim çalışmalarına dikkat çekerek, hakkında verilen tutuklama kararının yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulunan geniş dayanışma kampanyasına destek verdi.

Seçim sürecini engelleme

Sosyal medyada “Tamazight Moussaoui” adıyla tanınan aktivist, başkentin yaklaşık 100 kilometre doğusundaki Bouira vilayetinin Chorfa kentinde bir lisede öğretmenlik yapıyor. Davası ise bölgesel olarak yetkili M'chedallah Mahkemesi’nde görülüyor.

Nadia Moussaoui’nin tanınırlığı yıllar içinde görev yaptığı okulun sınırlarını aşarak özellikle Kabiliye dilinde içerik üreten bir isim haline geldi. Moussaoui, Amazig dilini basitleştirerek hem Amazigce hem de Arapça konuşanlara öğretmek ve yaygınlaştırmak amacıyla YouTube’da ücretsiz bir eğitim kanalı açtı. Kendisine yakın kişiler, Moussaoui’nin okulların bu konuda yeterli çalışma yapmadığını düşündüğünü belirtti.

Aktivist, 9 Eylül’de yerel polis tarafından ifadeye çağrıldı. Ardından Bouira vilayetindeki M'chedallah Mahkemesi savcılığına sevk edildi ve aynı mahkemenin soruşturma hâkimi tarafından tutuklu yargılanmasına karar verildi. Karara, geçen 2 Temmuz’da yapılan ve özellikle Kabiliye bölgesinde yüksek katılım boykotu yaşanan parlamento seçimlerinde oy kullanmaya ilişkin kişisel görüşünü paylaştığı bir sosyal medya gönderisi gerekçe gösterildi.

Savunmasına göre soruşturma hâkimi Moussaoui’yi “seçim sürecini engellemekle” suçladı. Bu suçlama siyasi ve insan hakları çevrelerinde şaşkınlıkla karşılandı.

16 Eylül’deki duruşmada savcılık makamı iki yıl hapis cezası talep etti. Moussaoui’nin, 22 Eylül’de açıklanması beklenen karar tarihine kadar tutuklu kalması istendi.

Seçim yasasının 295. maddesi

Yargı kaynaklarına göre Nadia Moussaoui hakkında, seçim sistemine ilişkin organik yasanın 295. maddesi kapsamında işlem yapıldı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre söz konusu madde, seçim sürecini engelleyen veya işleyişini bozan kişilerin 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını öngörüyor. Ayrıca kişinin 3 ila 5 yıl süreyle seçme ve seçilme hakkından mahrum bırakılması gibi ek yaptırımlar da uygulanabiliyor.

jukı
2019’daki halk hareketinden bu yana onlarca aktivist hapse atıldı. (Siyasi aktivistler)

Bu madde kapsamında suç sayılan fiiller arasında “oy verme işlemlerinin işleyişini bozmak”, “sandık kurullarının veya oy verme merkezlerinin çalışmalarını engellemek” ve “bir adayın veya yasal temsilcisinin seçim sürecinde kanunla tanınan haklarını kullanmasını engellemek” bulunuyor.

Avukatlar ve insan hakları savunucuları ise bu hükümlerin Moussaoui’ye isnat edilen fiillerle örtüşmediğini savunuyor. Moussaoui’nin tutuklanmasına neden olanın seçimlere ilişkin görüşlerini paylaştığı bir sosyal medya gönderisi olduğunu ve seçimlerin üzerinden de görece uzun bir süre geçtiğini belirtiyorlar.

Moussaoui’nin Facebook hesabı incelendiğinde, tutuklanmasına yol açan paylaşımın silindiği görülüyor.

İfade özgürlüğü tartışması

Chorfa bölgesinde ve Moussaoui’yi internet üzerinden takip edenler arasında kararın açıklanmasını bekleyen bir endişe ve tedirginlik havası hâkim. Moussaoui, ağırlıklı olarak sosyal ve eğitim içerikleri hazırlıyor, zaman zaman da yerel esnaf ve zanaatkârların tanıtımını yapıyordu. Bu durum, hakkında oluşan geniş dayanışmanın nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.

Kendisini tanıyan ve adının açıklanmasını istemeyen bir bölge sakini, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nadia Hanım her zaman kültür ve eğitim alanında faaliyet gösteriyor. Muhalif bir siyasi çizgide değil. Zaman zaman yerel zanaatkârları, küçük esnafı ve bölgedeki restoranları tanıtıyor. Onu, kimseye zarar vermeyecek, örnek bir aile kadını profiline sahip biri olarak tanımlayabiliriz” dedi.

dfvghyju
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılmasını isteyen milletvekili Yasin Aisouan. (Kişisel hesabı)

Cezayir’in Kabiliye bölgesinin en büyük kenti Tizi Vuzu’yu temsil eden Milletvekili Yasin Aisouan da Moussaoui’nin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu. Aisouan, medya açıklamalarında “İfade özgürlüğü temel bir haktır; bir görüş suç haline getirilemez” dedi.

Moussaoui’nin avukatı Nabila İsmail de benzer şekilde, ifade özgürlüğünün suç kapsamında değerlendirilemeyeceğini savundu.

Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, insan hakları kuruluşlarının uzun süredir belgelediği bir tabloyu yeniden gündeme getirdi. 2019’da eski Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika’yı görevden ayrılmaya zorlayan halk hareketinin başlamasından bu yana yüzlerce aktivist, dijital platformlarda siyasi görüşlerini ifade etmeleri nedeniyle hukuki süreçlerle karşı karşıya kaldı. Bu durum, cezai hükümler ile ifade özgürlüğü ilkeleri arasındaki tartışmanın Cezayir’de sürmesine yol açıyor.


Lübnan, güneyde oluşabilecek boşluğu önlemek için Rubio görüşmesine bel bağlıyor

Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
TT

Lübnan, güneyde oluşabilecek boşluğu önlemek için Rubio görüşmesine bel bağlıyor

Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)

Lübnan, Başbakan Nevvaf Selam ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasında Washington’da yapılması beklenen görüşmeye, UNIFIL güçlerinin çekilmesiyle güneyde oluşabilecek boşluğun önlenmesi açısından önem atfediyor. Bu beklenti, bölgedeki mevcut uluslararası misyonun yerini alacak alternatif bir uluslararası mekanizma konusunda henüz uzlaşma sağlanamaması nedeniyle öne çıkıyor.

Bu kapsamda bir bakanlık kaynağı Şarku’l Avsat’a, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile yaptığı görüşmelerde güneyde bir boşluk oluşabileceğine ilişkin endişelerini dile getirdiğini açıkladı. Kaynak, Macron ve Kral Abdullah’ın Avn’ın endişelerini anlayışla karşıladığını ifade etti.


Taiz’deki ilerleme Husilerin planlarını bozdu

Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
TT

Taiz’deki ilerleme Husilerin planlarını bozdu

Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)

Yemen hükümet güçleri, dün Husilerle yaşanan çatışmaların ardından Taiz vilayetinin batısındaki stratejik Numan Dağı’nı geri aldı.

Askeri kaynaklar, ordunun dağın kontrolünü ele geçirmesinin Beni Bekari cephesini el-Kedha cephesine yeniden bağladığını ve Beni Bekari–el-Eşruh–el-Birin yolunun güvenliğini sağladığını belirtti. Şarku’l Avsat’ın kaynaklardan aldığı bilgiye göre bu gelişmeler Husilerin planlarını sekteye uğratarak, Şiraca bölgesinde Husilerin elinde kalan mevzilerin ateş altında kalmasını sağladı.

Hükümet güçleri ayrıca el-Demdum, Şerire, el-Vaziye, Rasin ve Beni Ömer bölgelerinde Husi saldırılarını püskürttü. Cerdad ve çevresindeki yüksek kesimlerde ise kontrol hatlarında herhangi bir değişiklik yaşanmadı.