Suriye, Irak ve Lübnan sınırlarına asker sevk ediyor, neler oluyor?

Analistler, doğudaki İran yanlısı fraksiyonlar ile Hizbullah arasında her iki cepheyi de eş zamanlı olarak ateşlemek için bir askeri koordinasyon öngörüyor

v
v
TT

Suriye, Irak ve Lübnan sınırlarına asker sevk ediyor, neler oluyor?

v
v

Mustafa Rüstem

Suriye'nin başkenti Şam, sınırda ileri mevzilere doğru askeri konvoyların sevk edilmesi sebebiyle bir bekleyiş hali yaşıyor. Savunma Bakanlığı'ndan tüm savaşçıları muharebe birliklerine ve oluşumlara katılmaya çağıran bir seferberlik çağrısının ardından gelen bu askeri hareketlilik, ordu mevzilerinin veya konvoylarının fotoğrafının çekilmesini yasaklayan sıkı talimatlarla eş zamanlı olarak geldi. Suriyeli medya kurumlarına göre, alarm seviyesi (C) düzeyine yükseltildi ve Suriye-Irak sınırı boyunca askeri birlikler konuşlandırıldı.

Bu seferberlik, Suriye'nin kuzeydoğusunda eski rejim ordusuna veya SDG güçlerine karşı yakın zamanda girişilen savaşlardan sonra yoğunluğu bakımından eşi benzeri görülmemiş bir durum. Suriye ve Irak arasındaki sınır yaklaşık 600 kilometre uzunluğunda ve üç ana resmi kara sınır kapısı içeriyor; Suriye'nin Haseke şehri ile Irak'ın Ninova şehrini birbirine bağlayan Yarubiye-Rabia Sınır Kapısı, Suriye'nin Deyrizor şehri ile Irak'ın Anbar şehrini birbirine bağlayan Elbukemal-el-Kaim Sınır Kapısı, Suriye-Irak-Ürdün sınır üçgenine yakın konumda bulunan el-Tanf-el-Velid Sınır Kapısı.

İran yanlısı milisler

Iraklı bir siyasi kaynağa göre, ağustos ayı başlarında Suriye, Irak'a iki ülke arasındaki sınır yakınlarında İran yanlısı milis grupların hareketlerini gözlemlediğini iletti ve Irak topraklarından yapılacak herhangi bir saldırıya karşılık verileceği konusunda uyardı.

Kaynaklar, Suriye tarafının bu uyarıları iletmek için doğrudan Iraklı yetkililerle temasa geçtiğini ve Irak topraklarının Suriye'yi hedef alan herhangi bir eylem için kullanılmasını önlemek için önlemler alınmasını talep ettiğini belirtti.

İlgili kaynaklar, özellikle Irak sınırına doğru Deyrizor'a takviye birliklerinin ulaştığını teyit etti; bu gelişme, iki ülke arasındaki yaklaşık 600 kilometrelik ortak sınır boyunca Haşdi Şabi Güçleri'nin sınırın karşı tarafında seferber edildiği ve konuşlandırıldığı ile ilgili haberlerin ortasında gerçekleşti. Buna ilave olarak, Bağdat, kaçakçılığı engellemek için beton duvarlar inşa edilmesi ve sınır muhafızları konuşlandırması da dahil olmak üzere çeşitli güvenlik önlemleri aldı.

Haberler ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump'ın Hizbullah'ı kuşatmak, güvenlik ve askeri aygıtını yok etmek için Şam'ı Lübnan’a girmeye itme niyetine atıfta bulunarak, İran'a bağlı Iraklı Haşdi Şabi Güçlerinin, Suriye ordusunun bu adımına karşılık olarak bir saldırı başlatmak için işaret bekleyerek Suriye'ye girmeye hazırlandığından da bahsetti. Bu arada, Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, ordunun Lübnan'a yönelik herhangi bir askeri adımıyla ilgili haberleri reddederek tüm taraflarla diyalog çağrısında bulundu.

Bu gelişmeler, Cumhurbaşkanı Şara ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Lideri Mazlum Abdi arasında SDG'nin Suriye hükümeti ve ordusuna entegrasyonunu görüşmek üzere yapılan bir toplantıya dair haberlerle eş zamanlı oalarak geldi. Bu arada, Kamışlı'daki kaynaklar, geniş çaplı bir güvenlik seferberliği kapsamında SDG’nin el-Cevadiye kasabasında ve el-Abbasiye köyüne giden yol yakınlarında hareketlilik gösterdiğini belirtti. Kürdistan Bölgesi Başkanının 3 Ağustos'ta Şam'a yaptığı ziyaret ve Cumhurbaşkanı Şara ile yaptığı görüşme, istikrarlı ve birleşik bir Suriye'yi destekleme, etnik ve dini grupların haklarını koruma konusunda fikir birliği olduğunu gösterdi.

Ayrıca, askeri kurum içinde ve özellikle de Hama'daki el-Amşat ve el-Hamzat Tugayları gibi birliklerin komutanlarıyla anlaşmazlıklar olduğuna dair haberler de var. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre dolaşan bilgiler, Selefi fraksiyonlar ile eskiden “Milli Ordu” olarak bilinen muhalif güçler arasındaki karmaşık ilişkiye dair uzun süredir devam eden anlaşmazlıklara rağmen, gizli, ilan edilmemiş bir isyanı işaret ediyor.  

Şam hükümeti, teyakkuz halinin Irak veya Lübnan sınırındaki tehditlerle bağlantısı hakkında resmi bir açıklama yapmadı. Bununla birlikte durum, Beşşar Esed rejiminin 8 Aralık 2024'te devrilmesinden, güvenlik servislerinin ve bütün askeri birliklerin dağıtılmasından, savaşçı fraksiyonların “Saldırganlığı Önleme” operasyonu odasında birleştirilmesinden ve Savunma Bakanlığı'nın yeniden yapılandırılmasından beri yeni Suriye ordusunun ilk seferberliği olarak kabul ediliyor.

İnsan hakları ve siyasi aktivist Ahmed es-Seyyid Ömer yaptığı açıklamada, olağanüstü hâl (C) deklare edildikten sonra konuşulmaya başlanan takviyelerin, 86. Tümen'den kuvvetlerin yanı sıra keşif ve gözetleme birimlerinin, seçkin birliklerin ve sınır muhafızlarının, Irak sınırına yakın Elbukemal bölgesi ile Deyrizor'un doğu kırsalı da dahil olmak üzere çeşitli yerlere konuşlandırılmasıyla başladığını belirtti.

Ömer, “Şu ana kadar bu hareketliliğin nedenleri bilinmiyor ve askeri liderler arasında herhangi bir çekişme olasılığını doğrulamak veya dışlamak mümkün değil. Ancak takviyeler sınırlara yakın yerlere ulaştığında bu dış tehditlerle ilgilidir. Özellikle de Suriye Devlet Başkanı’nın, ordusunun ülke sınırları dışında savaş veya operasyonlara girme niyetinde olmadığını birden fazla kez teyit ettiği göz önüne alındığında” değerlendirmesinde bulundu.

Lübnan sınırında

Bu arada, yeni Suriye ordusunun sınır boyunca konuşlanmasıyla Lübnan-Suriye sınırında bir bekleyiş hali yaşanıyor. İsminin açıklanmasını istemeyen eski bir Suriye ordusu subayı, bu alarm durumunun, özellikle uyuşturucu kaçakçılığından insan kaçakçılığına kadar her türlü kaçakçılığın yaygın olduğu sınır bölgelerinde Hizbullah fraksiyonlarının varlığı göz önüne alındığında, sınır koruması için normal olduğunu belirtti.

Askeri analist ve eski subay Cuma el-Sattam, Doğu Suriye'deki Iraklı fraksiyonlar ile Lübnan tarafındaki yoğunlaşan faaliyetler arasında bir bağlantı olduğu düşüncesinde. Suriye güçlerinin dikkatini dağıtmak amacıyla her iki cepheyi aynı anda ateşlemek için aralarında bir güvenlik veya askeri koordinasyon olmasını da göz ardı etmiyor. Sattam, “Suriye sınırındaki Hizbullah faaliyetlerini ve Şam ile çevresindeki kırsal bölgeleri hedef alabilecek füze rampalarına sahip olduğunu unutmamalıyız” uyarısında bulunuyor.

Yeni Suriye ordusunun herhangi bir Arap ülkesine girmesi olasılığını dışladı, ancak Lübnan sınırındaki mevcut seferberliğin “belirli bir koruma ihtiyacından, sınırda algılanan tehditler ışığında savunma kapasitesini güçlendirmekten veya iki ülke arasındaki yollar ile diğer alanlardaki boşlukları kapatmaktan kaynaklandığı” görüşünü dile getirdi.

Savunma Bakan Yardımcısı (Doğu Bölgesi İşleri) Sipan Hemo ise Suriye-Irak sınırında çatışma olduğuna dair haberleri yalanlayarak, yerel bir kanala yaptığı açıklamada güvenlik durumunun istikrarlı olduğunu belirtti. Öte yandan, Irak Sınır Muhafız Kuvvetleri Komutanı Muhammed Abdulvahab Sakr, sınırda durumun normal olduğunu, bütün faaliyetlerin Iraklılarla koordineli olduğunu ve şu anda herhangi bir tehdit bulunmadığını ifade etti.

Ağustos ayı başlarında Irak Başbakanı Ali Faleh ez-Zeydi, bölgedeki güvenlik gelişmelerini görüşmek ve ülkesinden güvenlik ve istikrarı bozabilecek herhangi bir eylemi önlemek amacıyla düzenlenen acil güvenlik toplantısına başkanlık ederek, ülkesinin topraklarından komşu ülkelere yönelik herhangi bir ihlal veya tehdidi önleme konusundaki kararlılığını yineledi.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



İdlib kırsalında bu ay ikinci kez silah deposunda patlama

Suriye polisi, (Şarku'l Avsat)
Suriye polisi, (Şarku'l Avsat)
TT

İdlib kırsalında bu ay ikinci kez silah deposunda patlama

Suriye polisi, (Şarku'l Avsat)
Suriye polisi, (Şarku'l Avsat)

Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib’in kuzey kırsalında bugün meydana gelen patlamada, ilk belirlemelere göre 8 kişi yaralandı.

Suriye resmi haber ajansı SANA’nın bildirdiğine göre patlama, Serada kenti yakınlarındaki Burc en-Nemra bölgesinde bulunan bir silah deposunda meydana geldi.

İdlib Acil Durum ve Afet Yönetimi Müdürlüğü Operasyonlar Sorumlusu Velid Aslan, ekiplerin patlamanın hemen ardından olay yerine sevk edildiğini belirterek, ilk bulguların olayın mühimmattan kaynaklandığını gösterdiğini söyledi. Ekiplerin bölgedeki durumu değerlendirdiği, olay yerinin güvenliğini sağladığı ve olası gelişmelere müdahale etmek için gerekli önlemleri aldığı kaydedildi.

İdlib kırsalındaki Binniş beldesinde de bu ayın başında mühimmat yüklü bir aracın patlaması sonucu 5 kişi hayatını kaybetmişti. Benzer olaylar 2024 ve 2025 yıllarında da sıkça yaşanırken, vakaların çoğu İdlib vilayetinde meydana geldi.

Suriye’nin yeni hükümetine bağlı polis aracı, 7 Şubat 2025’te ülkenin orta kesimindeki Palmira’da Saha Camisi yakınındaki bir caddeden geçerken (AFP).
Suriye’nin yeni hükümetine bağlı polis aracı, 7 Şubat 2025’te ülkenin orta kesimindeki Palmira’da Saha Camisi yakınındaki bir caddeden geçerken (AFP).

Kasım 2025’te Kefr Taharim bölgesindeki bir mühimmat deposunda meydana gelen patlamada 5 işçi hayatını kaybetmiş, 9 kişi yaralanmıştı. Ağustos 2025’te İdlib kenti çevresinde meydana gelen mühimmat patlamasında 4 kişi hayatını kaybetmiş, 5 kişi yaralanmıştı. Temmuz 2025’te ise İdlib kırsalındaki Maarat Mısrin’de Türkistan İslam Partisi’ne ait bir mühimmat deposunun patlaması sonucu 12 kişi ölmüş, 120’den fazla kişi yaralanmıştı.

Medya haberlerine göre bu tür patlamaların nedenleri arasında başta mühimmatın uygun olmayan koşullarda depolanması, güvenlik standartlarının yetersizliği ve özellikle sıcaklıkların yükseldiği dönemlerde patlayıcı maddelerin birbirinden ayrılmaması bulunuyor. Silahların taşınması ve sevkiyatında güvenlik kurallarına uyulmaması ile silah tüccarlarına ait depoların yerleşim alanlarının içinde veya yakınında bulunması da risk faktörleri arasında gösteriliyor. Bunun yanı sıra güvenlik kaynaklı nedenler de ihtimaller arasında değerlendiriliyor.


İsrail, yerleşimlere yönelik yaptırımlara misilleme olarak İngiliz konsolosluğunu kapatıyor

İsrail güçleri Batı Şeria’da bir Filistinliyi gözaltına aldı
İsrail güçleri Batı Şeria’da bir Filistinliyi gözaltına aldı
TT

İsrail, yerleşimlere yönelik yaptırımlara misilleme olarak İngiliz konsolosluğunu kapatıyor

İsrail güçleri Batı Şeria’da bir Filistinliyi gözaltına aldı
İsrail güçleri Batı Şeria’da bir Filistinliyi gözaltına aldı

İsrail, İngiltere ve Fransa'dan yerleşim yerlerine karşı kararlar beklediği bir sırada, uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul edilen yerleşim yerleriyle mal ticaretine kısıtlama getirme kararlılığını teyit eden 12 ülkeli bir ittifakla karşı karşıya kaldı.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, dün yaptığı açıklamada, İngiltere'nin Batı Şeria'daki yerleşim yerlerine uyguladığı yaptırımlara misilleme olarak İsrail'in Kudüs'teki İngiliz Konsolosluğu'nu kapatacağını duyurdu.

Saar'ın bu adımı, İngiltere'nin İsrail yerleşim yerleriyle ticareti yasaklama kararına yanıt olarak alınan bir dizi karşı tedbirin devamı olarak geldi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar yaptığı açıklamada, İsrail’in ayrıca İngiltere temsilcilerini Gazze’deki ateşkesi izlemekle görevli ortak askeri merkezden çıkaracağını ve İngiltere’nin Batı Şeria’da Filistin Yönetimi’ne bağlı güvenlik güçlerine yönelik eğitim programlarını sonlandıracağını belirtti.

Bunun yanı sıra İsrail, seçilmiş 12 İngiliz yetkilinin yanı sıra Saar’ın “Yahudi karşıtı ve İsrail karşıtı faaliyetlere karıştığını” söylediği diğer İngiliz vatandaşlarının ülkeye girişini de engelleyecek.

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband ise dün Avam Kamarası'nda yaptığı konuşmada, ülkesinin "işgal altında bulunan topraklardaki yasa dışı yerleşim yerlerinden gelen ürünlerin ithalatına yasak getireceğini" belirterek, bu adımın diğer ülkelerle koordineli bir hareketin parçası olduğunu belirtti.

Miliband, yasağı duyururken İsrail hükümetini Batı Şeria'da yerleşimcilerin gerçekleştirdiği "etnik temizliğe" göz yummakla suçladı. Miliband, "İngiliz hükümeti, Batı Şeria'da terörist yerleşimciler tarafından bir etnik temizlik yürütüldüğünü kabul etmektedir" ifadelerini kullandı.

Sözlerini sürdüren Miliband, "İsrail hükümeti bu duruma sıklıkla göz yumdu; daha da kötüsü, bazı üyeleri Filistinlilerin zorla yerinden edilmesini desteklemeyi amaçlayan açıklamalar yaparak adımlar attı" dedi.

İngiliz hükümetinin resmi pozisyonunun "işgalin yasa dışı olduğu" yönünde olduğunu vurgulayan Miliband, "İngiliz halkının, mağazalarımızda ve tüketim merkezlerimizde yerleşim yerlerinden gelen ürünleri kabul ederek işgali desteklememizi istediğine inanmıyorum" dedi.

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, işgal altındaki Filistin topraklarında bulunan yasa dışı yerleşim birimlerinden mal ithalatına yönelik yasağı duyuruyor (AFP)
İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, işgal altındaki Filistin topraklarında bulunan yasa dışı yerleşim birimlerinden mal ithalatına yönelik yasağı duyuruyor (AFP)

İsrail Dışişleri Bakanı ise "Dışişleri Bakanı'nın, İngiliz Parlamentosu'nda yönelttiği suçlamalar kabul edilemez ve yalandır" değerlendirmesinde bulundu.

12 ülkeden geniş çaplı hamle

Tel Aviv, Londra'nın işgal altında bulunan Batı Şeria'daki İsrail yerleşim yerleriyle ticarete kısıtlama ve yaptırım getirilmesi kararına mümkün olduğunca fazla ülkeyi dahil etme çabalarına öncülük ettiğini bilse de İsrail'in tepkilerinde bir sürpriz havası hâkim oldu.

İngiltere'nin yanı sıra Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot da "Paris'in İsrail yerleşim yerleriyle ticari ilişkilerini sonlandıracağını" vurguladı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İngiliz girişimine Fransa'nın yanı sıra Kanada, Danimarka, Finlandiya, İzlanda, İrlanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İspanya ve İsveç katıldı.

12 ülke tarafından yayımlanan ortak bildiride, söz konusu devletlerin "uluslararası hukuka göre yasa dışı olan yerleşim yerleriyle mal ticaretine kısıtlama getirme kararlılıklarını teyit ettikleri" ifade edildi.

İsrail hükümetinin Batı Şeria'daki eylemlerine tepki gösteren ülkeler, bu adımların "iki devletli çözüm imkanını baltaladığını" belirtti. Bildiride, "E1 bölgesindeki yerleşim projesi için ihale açılması kararı da dahil olmak üzere, emsalsiz düzeydeki yerleşimci şiddeti ve yerleşim yerlerinin genişletilmesi gölgesinde durumun hızla kötüleştiği" uyarısında bulunuldu.

Ülkeler, İsrail hükümetine "yerleşim yerlerinin genişletilmesini ve Batı Şeria'daki idari yetkilerin artırılmasını derhal durdurma, yerleşimci şiddetinden sorumlu olanların hesap vermesini sağlama ve İsrail güvenlik güçlerine yönelik iddiaları soruşturma" çağrısında bulundu.

Bildiride, bu kararın "emsalsiz düzeydeki yerleşimci şiddeti ve yerleşim yerlerinin genişlemesi" sonucunda alındığı vurgulandı.

Bu kararlar, İsrail'deki ön uyarılara rağmen geldi. İsrail, İngilizlere yalnızca Fransa ve Kanada'nın katılmasını beklerken, Kanada'nın yanı sıra geniş bir Avrupa cephesinin oluşması karşısında şaşkınlık yaşadı.

İsrail'den sert tepki

İngiltere'nin yerleşim yerlerine karşı açıklamasından önce İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, böyle bir adımın yaklaşan İsrail seçimlerine müdahale sayılacağını belirterek süreci engellemeye çalıştı.

Herzog, "Bu büyük bir hatadır, tarihin yanlış tarafında yer almaktır ve egemen bir devletin demokratik seçimlerine açık bir müdahaledir. Bu müdahale kimseye hizmet etmeyecek, aksine ne yazık ki, Filistinlilere doğrudan zarar vererek onları iş ve ticaret fırsatlarından mahrum bırakacaktır. Nihayetinde hürriyet sevdalısı ülkelerin çıkarlarına ve güvenliğine zarar verecektir" demişti.

Netanyahu ve Herzog, Hamas ile yaşanan çatışmalarda hayatını kaybeden bir İsrailli polis memuru için düzenlenen anma törenine katılıyor (Reuters).
Netanyahu ve Herzog, Hamas ile yaşanan çatışmalarda hayatını kaybeden bir İsrailli polis memuru için düzenlenen anma törenine katılıyor (Reuters).

Sözlerini sürdüren Herzog, "Yaptırımlar çözüm değildir, çözüm diyalogdur. Tüm yabancı hükümetlere diyorum ki: Durun! Yaptırımlar ve boykotlar gibi çıkmaz yollardan uzaklaşın, yapıcı diyalog ve iş birliğine yönelin" ifadelerini kullanmıştı.

İsrail medyasında, duyuru öncesinde yer alan haberlerde Fransa ve Kanada'nın katılımının beklendiği; ancak Avrupa Birliği'nin seçim öncesinde yaptırım uygulama konusunda daha az istekli olduğu, bu adımın Başbakan Binyamin Netanyahu'nun lehine işleyeceğine inandığı belirtilmişti. Ancak 12 ülkeden gelen büyük açıklamanın ardından Yedioth Ahronoth gazetesi, durumu bir "diplomatik çöküş" olarak nitelendirdi.

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Başbakan Binyamin Netanyahu'dan, İngiltere'nin bu hamlesine karşılık "Filistin Yönetimi adına çalışan Kudüs'teki İngiliz Konsolosluğu'nu kapatma" talebinde bulunduğunu söyledi. Ben-Gvir ayrıca İsrail'in, Arjantin'in tartışmalı Falkland Adaları üzerindeki egemenliğini tanımasını ve adaların işgali sürdüğü müddetçe İngiltere'ye yaptırım uygulamasını teklif etti. Ben-Gvir, Londra'yı adaları ve "Arjantin halkının parasını çalmakla" suçladı.

Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ise İngiltere Büyükelçisi'nin İsrail'den sınır dışı edilmesi çağrısında bulunarak, "Yahudi karşıtı bir hükümetin paspası olmayacağız. İsrail üzerindeki İngiliz Mandası sona erdi" ifadesini kullandı.

Filistin ve Arap dünyasından memnuniyet, ABD'den mesafe

Filistin Devlet Başkanlığı yaptığı açıklamada, ticarete yaptırım uygulanması kararını memnuniyetle karşılayarak, bunu yerleşimci rejimle mücadele etmek ve İsrailli yetkililerden hesap sormak adına "önemli bir adım" olarak niteledi.

  Batı Şeria’da yeni yerleşim biriminin açılışından görüntü
  Batı Şeria’da yeni yerleşim biriminin açılışından görüntü

Mısır da İngiltere'nin kararını memnuniyetle karşıladığını belirterek, Mısır Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla yaptığı açıklamada, bu adımın "uluslararası hukuk kurallarına ve uluslararası meşruiyet kararlarına olan bağlılığı yansıtan önemli bir hamle olduğunu, yasa dışı yerleşim faaliyetleriyle ve işgal altındaki Batı Şeria'da (Doğu Kudüs dahil) sahada yeni bir emrivaki yaratma çabalarıyla mücadeleye katkı sağladığını" vurguladı.

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 12 ülkenin kararı hakkında doğrudan yorum yapmaktan veya kararı kınamaktan kaçınarak, yalnızca Batı Şeria'da yaşanan "gerilimleri" kınamakla yetindi.

Rubio, Washington'un İngiltere öncülüğündeki Batı ülkelerinin İsrail yerleşim yerlerine yaptırım uygulama kararına katılmayacağını teyit etti. Latin Amerika ziyaretine çıkmadan önce gazetecilere konuşan Rubio, "Doğal olarak, Birleşik Krallık'ın yaptığını yapmayacağız" dedi. Rubio ayrıca, "Ancak istikrar hedefini paylaşıyoruz. Bölgede pek çok gelişme yaşanırken, şu anda Batı Şeria'da istikrarı bozacak veya gerilimi artıracak hiçbir şey görmek istemiyoruz" ifadelerini kullandı.


Lübnan-ABD temasları İsrail'in şiddetini “frenliyor”

Şii Yüksek İslam Konseyi Başkan Yardımcısı Şeyh Ali el-Hatib, Beyrut'taki ABD Büyükelçisi Mişel İsa'yı kabul etti (El-Merkeziyye)
Şii Yüksek İslam Konseyi Başkan Yardımcısı Şeyh Ali el-Hatib, Beyrut'taki ABD Büyükelçisi Mişel İsa'yı kabul etti (El-Merkeziyye)
TT

Lübnan-ABD temasları İsrail'in şiddetini “frenliyor”

Şii Yüksek İslam Konseyi Başkan Yardımcısı Şeyh Ali el-Hatib, Beyrut'taki ABD Büyükelçisi Mişel İsa'yı kabul etti (El-Merkeziyye)
Şii Yüksek İslam Konseyi Başkan Yardımcısı Şeyh Ali el-Hatib, Beyrut'taki ABD Büyükelçisi Mişel İsa'yı kabul etti (El-Merkeziyye)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın ABD ile gerçekleştirdiği yoğun temaslar, cumartesi gününden bu yana tırmanan İsrail askeri kampanyasının frenlenmesine katkı sağladı. Öte yandan Lübnan, Amerikan tarafının İsrail ile müzakerelerin sekizinci turunun tarihini belirlemesini bekliyor.

En az 28 kişinin ölümüne, onlarca kişinin yaralanmasına, yüzlerce kişinin Nebatiye şehri ile çevresindeki köylerden göç etmesine yol açan üç günlük hava saldırıları ve topçu bombardımanının ardından, dün Lübnan'ın güneyinde İsrail'in tırmandırma hızı düştü ve ardından geri dönüş dalgası başladı.

Diğer taraftan Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye şehrine yönelik tehlikenin artması, sivil ve siyasi aktivistlerin ordunun varlığının güçlendirilmesini ve devletin şehrin güvenliğinin sorumluluğunu üstlenmesini talep eden ‘Nebatiye 2 Çağrısı’nı yayınlamasına yol açtı.

Lübnan ordusu, halka güvence vermek amacıyla Nebatiye şehrindeki askeri devriyelerini hızla artırdı.