Uyuşturucu Hartum’u istila ediyor; savaş krizi derinleştirirken gençleri tehdit ediyor

Sokaklarda, kafelerde ve eğitim kurumlarının çevresinde uyuşturucu dağıtım ağları genişliyor; yetkililer ise savaştan geri kalmayacak gizli bir mücadele veriyor

Sudanlı yetkililer, büyük miktarlarda uyuşturucu ele geçirmek için aralıksız operasyonlar yürütüyor. (Sudan Gümrük İdaresi)
Sudanlı yetkililer, büyük miktarlarda uyuşturucu ele geçirmek için aralıksız operasyonlar yürütüyor. (Sudan Gümrük İdaresi)
TT

Uyuşturucu Hartum’u istila ediyor; savaş krizi derinleştirirken gençleri tehdit ediyor

Sudanlı yetkililer, büyük miktarlarda uyuşturucu ele geçirmek için aralıksız operasyonlar yürütüyor. (Sudan Gümrük İdaresi)
Sudanlı yetkililer, büyük miktarlarda uyuşturucu ele geçirmek için aralıksız operasyonlar yürütüyor. (Sudan Gümrük İdaresi)

Sudan’ın başkenti Hartum’da uyuşturucu ticareti ve kullanımının hızla yaygınlaştığı belirtilirken, resmi makamlar bunun gençlerin geleceği açısından doğrudan bir tehdide dönüşebileceği uyarısında bulunuyor. Savaşın denetim ve tedavi mekanizmalarını zayıflatması, kaçakçılık ve uyuşturucu satış ağlarının sokaklarda, kafelerde ve eğitim kurumlarının çevresinde faaliyet göstermesi için elverişli bir ortam oluşturdu.

Şarku’l Avsat’ın Hartum’da Nil Nehri’ne bakan bölgelerde yaptığı saha çalışması, her gün saat 09.00 ile 13.00 arasında çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu onlarca kişinin uyuşturucu temin etmek amacıyla bölgeye geldiğini ortaya koydu. Bu hareketlilik, hükümetin Hartum’un Hızlı Destek Kuvvetleri’nden (HDK) geri alınmasının ardından başkente dönmesine rağmen devam ediyor.

Uyuşturucuyla Mücadele Genel İdaresi Başkanı Tümgeneral Muhammed Ahmed el-Emin, uyuşturucu satış ağlarının genellikle gizlilik içinde faaliyet gösterdiğini söyledi. Ancak saha çalışmasının, uyuşturucu satışının ve kullanımının artık açıkça gerçekleştirildiğini ortaya koyduğunu belirten el-Emin, bölgede esrar dumanının etrafı kapladığını ifade etti.

Sudanlı yetkililer, Captagon haplarının üretildiği yerleri ele geçirmeyi başardı. (AFP)
Sudanlı yetkililer, Captagon haplarının üretildiği yerleri ele geçirmeyi başardı. (AFP)

Şarku’l Avsat, uyuşturucu satıcılarından birini de görüntüledi. 50’li yaşlarında, şık giyimli ve siyah gözlüklü olan adamın elinde dizüstü bilgisayar çantasını andıran bir çanta bulunuyordu. Ancak çantada çeşitli türlerde uyuşturucular yer alıyordu. Şarku’l Avsat, gençlerden birinin adama yaklaşarak selamlaştığını ve uyuşturucu madde olduğu tahmin edilen haplar karşılığında kendisine para verdiğini gözlemledi.

Savaşın ateşinden kurtulan ağaçların arasında bulunan başka bir noktada ise 20’li yaşlarında bir kadın, kurşun izleri bulunan otomobiliyle durdu. Bir kişiyle şakalaştıktan sonra bu kişi kadına küçük beyaz bir poşet verdi ve kulağına bir şeyler fısıldadı. Kadın ise kısa süre içinde bölgeden ayrıldı.

Görgü tanıkları, uyuşturucu alımının, maddenin türü ve teslimat yerinin önceden telefonla belirlenmesinin ardından birkaç dakika içinde gerçekleştirildiğini söyledi. Tanıklar, satıcıların polis baskınlarından kaçınmak amacıyla yerlerini sürekli değiştirdiğini belirtti.

Uyuşturucu ticaretinin bazı kafelerde de sürdüğü, talep edilen maddelerin ‘delivery’ hizmetiyle müşterilere ulaştırıldığı bildirildi. Teslimat sırasında ortaya çıkan riskler nedeniyle fiyatların daha yüksek olduğu belirtilirken, tek dozun fiyatının 15 ila 50 Sudan cüneyhi, yani yaklaşık 3 ila 10 ABD doları arasında değiştiği kaydedildi.

Hartum Valisi Ahmed Osman Hamza da daha önce bazı kafelerde uyuşturucu ticareti ve kullanımının bulunduğunu kabul etmişti. Hamza, bu durumun eğitim kurumlarına ve çocuklara kadar yayılabileceği uyarısında bulunarak başkentin coğrafi yapısı ve geniş yüzölçümünün uyuşturucu üretimi, ticareti ve kullanımındaki artışa katkıda bulunduğuna işaret etmişti.

Üç uyuşturucu türü

Uyuşturucuyla Mücadele Genel Müdürlüğü Teknik İşler Dairesi Başkanı Yarbay Zahir Halefullah, uyuşturucu maddeleri üç ana gruba ayırıyor. Bunların ilki, kenevirden elde edilen esrar gibi bitkisel kaynaklı doğal uyuşturucular. İkinci grupta, doğal maddelerin kimyasal işlemlerden geçirilmesiyle elde edilen yarı sentetik uyuşturucular yer alıyor. Üçüncü grubu ise laboratuvarlarda üretilen sentetik uyuşturucular oluşturuyor. Halefullah, burada uyuşturucu kavramının yaygın anlamıyla kullanıldığını ve etkileri birbirinden farklı maddeleri kapsadığını belirterek bunlar arasında yatıştırıcılar, uyarıcılar ve halüsinojen maddelerin bulunduğunu söyledi.

Uyuşturucuyla Mücadele Genel Müdürlüğü Teknik İşler Dairesi Başkanı Yarbay Zahir Halefullah (Şarku’l Avsat)
Uyuşturucuyla Mücadele Genel Müdürlüğü Teknik İşler Dairesi Başkanı Yarbay Zahir Halefullah (Şarku’l Avsat)

Halefullah, Hartum’da en yaygın sentetik uyuşturucuların başında ‘ice’ ya da kristal metamfetaminin geldiğini belirtti. Yerel olarak ‘şabu’ adı verilen bu madde, merkezi sinir sistemi üzerinde son derece güçlü uyarıcı etkiye sahip. Buz veya şap taşını andıran şeffaf kristaller halinde bulunan maddeye, kullanıcılar ve satıcılar tarafından ‘buz’ ve ‘şeytan’ gibi isimler veriliyor. Halefullah, söz konusu maddenin ağız yoluyla alınabildiğini, burundan çekilebildiğini, içilebildiğini veya enjekte edilebildiğini belirterek kullanımının halüsinasyonlara ve psikolojik bozukluklara yol açabileceğini söyledi. Metamfetaminin ayrıca burun, akciğer, karaciğer, böbrek, dişler, kalp ve beyin üzerinde ciddi hasara neden olabildiğini belirten Halefullah, aşırı dozun ise ölüme yol açabileceği uyarısında bulundu.

Halefullah, söz konusu maddenin yüksek fiyatının bazı kullanıcıları son derece tehlikeli bir yönteme yönelttiğini de söyledi. Buna göre bazı kişiler, maddeyi kısa süre önce kullanmış bir kişinin kanını çekerek kendi vücutlarına enjekte ediyor. Bu kişilerin, kanın uyuşturucunun bir bölümünü içerdiğine inandığı belirtilirken Halefullah, söz konusu uygulamanın HIV, viral hepatit ve bakteriyel enfeksiyonlara yakalanma riskini artırdığı uyarısında bulundu.

Uyuşturucuyla Mücadele Genel İdaresi Başkanı Tümgeneral Muhammed Ahmed el-Emin (Şarku’l Avsat)
Uyuşturucuyla Mücadele Genel İdaresi Başkanı Tümgeneral Muhammed Ahmed el-Emin (Şarku’l Avsat)

Ice’ın ilk dozunun kullanılması kişinin mutlaka bağımlı olacağı anlamına gelmese de metamfetamin, güçlü psikolojik ve fiziksel bağımlılık oluşturma özelliğine sahip. Bu durum, kişinin uyuşturucu kullanımını kontrol edememesine ve yol açtığı sağlık, psikolojik ve sosyal zararlara rağmen kullanmaya devam etmesine neden olabiliyor.

Uyuşturucuyla Mücadele Genel İdaresi Başkanı Tümgeneral Muhammed Ahmed el-Emin, savaşın başlamasının ardından uyuşturucu kullanımının belirgin biçimde arttığını belirterek, bu durumu ‘savaş kadar tehlikeli, gizli bir mücadele’ olarak nitelendirdi. El-Emin, uyuşturucu kullanımının insan kaynaklarını hedef aldığını söyledi. El-Emin, HDK’yi, kontrolü altındaki bölgelerde uyuşturucu üretmek ve dağıtmakla suçladı. HDK’nin elinden alınmasının ardından Bahri kentinin kuzeyindeki Cili bölgesinde bir uyuşturucu imalathanesinin ele geçirildiğini belirtti.

Uyuşturucuyla mücadele stratejisinin üç temel başlığa dayandığını ifade eden el-Emin, bunların arzın azaltılması, talebin düşürülmesi ve bağımlıların tedavisi olduğunu söyledi. Arzın azaltılması kapsamında uyuşturucu tohumlarının ekim bölgelerine ulaşmasının engellenmesi, ekinlerin imha edilmesi ve kaçakçılık şebekelerinin takibe alınması hedefleniyor. Talebin azaltılması için ise okullarda ve gençlik merkezlerinde bilinçlendirme kampanyaları düzenlenirken, bağımlıların tedavisi sağlık kuruluşlarıyla koordinasyon içinde yürütülüyor.

El-Emin, daha önce yaptığı bir açıklamada, orduyu destekleyen bazı silahlı unsurların da uyuşturucu ticaretine karıştığını kabul etmişti. El-Emin, suç şebekelerinin gelişmiş teknolojiler kullandığını ve bu nedenle polisin faaliyetlerinin tamamını takip etmesinin mümkün olmadığını belirtmişti.

Sudan Sağlık Bakanı Heysem Muhammed İbrahim (Bakanlık Basın Birimi)
Sudan Sağlık Bakanı Heysem Muhammed İbrahim (Bakanlık Basın Birimi)

Tedavi alanında ise Sağlık Bakanı Heysem Muhammed İbrahim, Hartum’daki Ticani el-Mahi Hastanesi’nin bağımlılık tedavisi bölümünün ve Abdulal el-İdrisi Kliniği’nin yeniden faaliyete geçirilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü, ayrıca Port Sudan’daki tedavi merkezlerinin de rehabilite edileceğini açıkladı. İbrahim, psikiyatri kliniklerine başvuran vakaların yüzde 60’ının bağımlılıkla bağlantılı olduğunu, kadınlar arasındaki bağımlılık oranında da artış kaydedildiğini belirtti. 25-30 yaş grubunda uyuşturucu kullanım oranının ise yaklaşık yüzde 55’e ulaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan uyuşturucu kullanıcılarından biri, bazı satıcıların gençleri İce’ın ilk dozunu ücretsiz vererek uyuşturucuya alıştırdığını, ardından sonraki dozların ücretini talep ettiğini anlattı. Bunun bazı kullanıcıları para bulmak için hırsızlık yapmaya veya başka suçlara yönelttiğini belirten kişi, uyuşturucu parasını temin etmek amacıyla suç işlendiğini söyledi. Halefullah da uyuşturucu parasını karşılamak amacıyla cinayet dahil çeşitli suçların işlendiğini doğruladı.

Uyuşturucu bağımlılığından kurtulan ve adını açıklamak istemeyen bir kişi ise 15 yıl önce Hartum’daki köklü üniversitelerden birine girdikten sonra bir sınıf arkadaşının kendisini uyuşturucuya yönlendirmesiyle kullanmaya başladığını anlattı. Yıllar boyunca bağımlılıkla mücadele eden kişi, tedavi gördükten sonra 2022’nin sonunda bağımlılıktan kurtulduğunu söyledi.

Sudan Güvenlik ve Savunma Konseyi de hukuki mücadeleyi sıkılaştırmak amacıyla bu hafta uyuşturucu suçlarına bakmak üzere özel mahkemeler kurulmasına karar verdi. Ancak uyuşturucu sorunuyla mücadelede başarı, mücadele birimlerinin kapasitesinin güçlendirilmesine, tedavi merkezlerinin yaygınlaştırılmasına ve bağımlılığın sağlık, sosyal ve güvenlik boyutları iç içe geçmiş bir sorun olarak ele alınmasına bağlı görünüyor. Bu durum, kapsamlı bir mücadele ve müdahale mekanizmasını gerekli kılıyor.



İsrail saldırılarının ardından Hizbullah’ta İran yönetimi

Hizbullah, İran’a teşekkür ederken, Lübnan-İsrail doğrudan müzakerelerine tepki gösterdi (Şarku’l Avsat)
Hizbullah, İran’a teşekkür ederken, Lübnan-İsrail doğrudan müzakerelerine tepki gösterdi (Şarku’l Avsat)
TT

İsrail saldırılarının ardından Hizbullah’ta İran yönetimi

Hizbullah, İran’a teşekkür ederken, Lübnan-İsrail doğrudan müzakerelerine tepki gösterdi (Şarku’l Avsat)
Hizbullah, İran’a teşekkür ederken, Lübnan-İsrail doğrudan müzakerelerine tepki gösterdi (Şarku’l Avsat)

Yarın sekizinci yıl dönümü dolacak olan İsrail’in Lübnan’a yönelik geniş çaplı savaşı, Hizbullah’ın siyasi ve askeri konumunda büyük bir değişime yol açtı ve örgütün doğrudan İran yönetimine girmesiyle sonuçlandı.

Güvenlik ve savunma uzmanı Riyad Kahveci, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, Hizbullah’ın kapasitesinin 2024’ten bugüne kadar gerek liderlik ve askeri yapılanma gerekse siyasi nüfuz ve ikmal hatları açısından önemli ölçüde gerilediğini söyledi. Kahveci, bu gerilemenin boyutunun “yaklaşık yarıyı aştığını” tahmininde bulundu. “2024’te yönetim İran’ın yönlendirmesiyle yereldi; bugün ise yönetim ve yönlendirme doğrudan İran’a ait” dedi.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın bu dönemde ülkeyi yönetmesini övdü ve “dünya genelinde barış, güvenlik ve refah konusundaki ortak bağlılığımıza” vurgu yaptı.

Trump’ın övgüsü, Avn’a gönderdiği bir mesajda yer aldı. Lübnan Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Trump, Avn’ı geçen 21 Temmuz’da Beyaz Saray’da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve bu dönemde Lübnan’a liderlik etmesini takdir etti.

Trump, Avn’ın Beyaz Saray ziyaretini “her anlamda tarihi” olarak nitelendirerek, bunun yaklaşık yirmi yıl sonra bir Lübnan devlet başkanının Beyaz Saray’a gerçekleştirdiği ilk ziyaret olduğunu belirtti. Trump şöyle devam etti: “Ortadoğu’nun çatışmalarla karşı karşıya olduğu bir dönemde, Lübnan ve halkı adına sergilediğiniz kararlı liderliği takdir ediyorum.”


Trump ve el-Alimi, Bab el-Mendeb’deki gelişmeleri görüştü

Yemen Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı bir asker, Husilerle çatışma sırasında (Askeri Medya)
Yemen Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı bir asker, Husilerle çatışma sırasında (Askeri Medya)
TT

Trump ve el-Alimi, Bab el-Mendeb’deki gelişmeleri görüştü

Yemen Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı bir asker, Husilerle çatışma sırasında (Askeri Medya)
Yemen Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı bir asker, Husilerle çatışma sırasında (Askeri Medya)

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, Yemen’deki hızla gelişen askeri durumu, özellikle de İran destekli Husilerin Bab el-Mendeb Boğazı yakınlarındaki ilerleyişini ele aldı. Haber ajansları, görüşmeye ilişkin bilgileri birbiriyle örtüşen kaynaklara dayandırdı.

Bu görüşme, Taiz’in batısı ile Lahic’in kuzeyine uzanan yüksek kesimlerde çatışmaların şiddetlendiği bir dönemde gerçekleşti. Çatışmalar, Şimayteyn bölgesine doğru ilerlemeye çalışan Husilerin planlarını engelledi. Hükümet güçleri ve güney güçleri, tekrarlanan saldırıları püskürttüklerini, dağlık bölgelerdeki bazı mevzileri geri aldıklarını ve saldırganlara kayıplar verdirdiklerini açıkladı. Sahadaki kaynaklar ise son 24 saatte onlarca Husinin öldürüldüğünü bildirdi.

Hükümete bağlı “Amalika Güçleri”, Bab el-Mendeb’e komşu Kahbub Dağları’nda Husilere ait 5 aracı imha ettiğini duyurdu. Araçlardan birinde bir Husi komutanının, diğerinde ise uçaksavar silahının bulunduğu belirtildi. Açıklamada, araçlarda bulunanların öldürüldüğü ileri sürüldü.

Hükümete bağlı “Vatan Kalkanı Güçleri” de çatışmalar sırasında iki insansız hava aracını (İHA) düşürdüğünü açıkladı.

Taiz’in batısında çatışmalar Şerira, Marzam Dağı ve Cerdad çevresinde yoğunlaşırken, Husi güçlerinin sızma girişimleri ve saldırılarının engellendiği bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye Marib’de; Harib, Mala ve Umm Reyş bölgelerinde çatışmalar ve topçu atışları sürerken, kontrol hatlarında herhangi bir değişiklik yaşanmadı.

Hükümet güçleri ayrıca Husi birliklerinin toplanma noktaları, tahkimatları ve topçu mevzilerinin vurulduğunu duyurdu. Bu saldırıların Marib ve Beyda’da düzenlenen hava saldırıları ve İHA operasyonlarıyla eş zamanlı gerçekleştirildiği belirtildi.


Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
TT

Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.

Cezayir’de bir aktivist ve Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, seçimlerle bağlantılı  paylaşımı nedeniyle gözaltına alınmasının ardından geniş çaplı siyasi ve insan hakları tartışmasına yol açtı. Bu gelişme, çok sayıda aktivistin sosyal medya platformlarındaki paylaşımları ve siyasi tutumları nedeniyle adli takibata uğradığı bir dönemde yaşandı.

Konu, muhalif sol çizgideki İşçi Partisi’nin lideri ve önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin adayı Louisa Hanoune’un cumartesi günü başkentte düzenlediği basın toplantısında, Kabiliye bölgesinde tanınan ve milyonlarca Cezayirlinin konuştuğu Amazig dilinin yaygınlaştırılması için çalışmalar yürüten Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılması çağrısında bulunmasıyla siyasi boyut kazandı.

Hanoune, aktivistin yaklaşık iki haftadır Facebook hesabındaki bir paylaşım nedeniyle tutuklu bulunmasını kınadı. Davada seçim yasasının kullanılmasını eleştiren Hanoune, “bir kişinin seçimlerle bağlantılı suçtan kovuşturulmasının hukuki mantığının anlaşılır olmadığını” ifade etti.

hyjukı
İşçi Partisi Genel Sekreteri Louisa Hanoune. (Parti medyası)

Hanoune ayrıca Amazig dili ve kültürünün yaygınlaştırılması alanındaki eğitim çalışmalarına dikkat çekerek, hakkında verilen tutuklama kararının yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulunan geniş dayanışma kampanyasına destek verdi.

Seçim sürecini engelleme

Sosyal medyada “Tamazight Moussaoui” adıyla tanınan aktivist, başkentin yaklaşık 100 kilometre doğusundaki Bouira vilayetinin Chorfa kentinde bir lisede öğretmenlik yapıyor. Davası ise bölgesel olarak yetkili M'chedallah Mahkemesi’nde görülüyor.

Nadia Moussaoui’nin tanınırlığı yıllar içinde görev yaptığı okulun sınırlarını aşarak özellikle Kabiliye dilinde içerik üreten bir isim haline geldi. Moussaoui, Amazig dilini basitleştirerek hem Amazigce hem de Arapça konuşanlara öğretmek ve yaygınlaştırmak amacıyla YouTube’da ücretsiz bir eğitim kanalı açtı. Kendisine yakın kişiler, Moussaoui’nin okulların bu konuda yeterli çalışma yapmadığını düşündüğünü belirtti.

Aktivist, 9 Eylül’de yerel polis tarafından ifadeye çağrıldı. Ardından Bouira vilayetindeki M'chedallah Mahkemesi savcılığına sevk edildi ve aynı mahkemenin soruşturma hâkimi tarafından tutuklu yargılanmasına karar verildi. Karara, geçen 2 Temmuz’da yapılan ve özellikle Kabiliye bölgesinde yüksek katılım boykotu yaşanan parlamento seçimlerinde oy kullanmaya ilişkin kişisel görüşünü paylaştığı bir sosyal medya gönderisi gerekçe gösterildi.

Savunmasına göre soruşturma hâkimi Moussaoui’yi “seçim sürecini engellemekle” suçladı. Bu suçlama siyasi ve insan hakları çevrelerinde şaşkınlıkla karşılandı.

16 Eylül’deki duruşmada savcılık makamı iki yıl hapis cezası talep etti. Moussaoui’nin, 22 Eylül’de açıklanması beklenen karar tarihine kadar tutuklu kalması istendi.

Seçim yasasının 295. maddesi

Yargı kaynaklarına göre Nadia Moussaoui hakkında, seçim sistemine ilişkin organik yasanın 295. maddesi kapsamında işlem yapıldı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre söz konusu madde, seçim sürecini engelleyen veya işleyişini bozan kişilerin 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını öngörüyor. Ayrıca kişinin 3 ila 5 yıl süreyle seçme ve seçilme hakkından mahrum bırakılması gibi ek yaptırımlar da uygulanabiliyor.

jukı
2019’daki halk hareketinden bu yana onlarca aktivist hapse atıldı. (Siyasi aktivistler)

Bu madde kapsamında suç sayılan fiiller arasında “oy verme işlemlerinin işleyişini bozmak”, “sandık kurullarının veya oy verme merkezlerinin çalışmalarını engellemek” ve “bir adayın veya yasal temsilcisinin seçim sürecinde kanunla tanınan haklarını kullanmasını engellemek” bulunuyor.

Avukatlar ve insan hakları savunucuları ise bu hükümlerin Moussaoui’ye isnat edilen fiillerle örtüşmediğini savunuyor. Moussaoui’nin tutuklanmasına neden olanın seçimlere ilişkin görüşlerini paylaştığı bir sosyal medya gönderisi olduğunu ve seçimlerin üzerinden de görece uzun bir süre geçtiğini belirtiyorlar.

Moussaoui’nin Facebook hesabı incelendiğinde, tutuklanmasına yol açan paylaşımın silindiği görülüyor.

İfade özgürlüğü tartışması

Chorfa bölgesinde ve Moussaoui’yi internet üzerinden takip edenler arasında kararın açıklanmasını bekleyen bir endişe ve tedirginlik havası hâkim. Moussaoui, ağırlıklı olarak sosyal ve eğitim içerikleri hazırlıyor, zaman zaman da yerel esnaf ve zanaatkârların tanıtımını yapıyordu. Bu durum, hakkında oluşan geniş dayanışmanın nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.

Kendisini tanıyan ve adının açıklanmasını istemeyen bir bölge sakini, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nadia Hanım her zaman kültür ve eğitim alanında faaliyet gösteriyor. Muhalif bir siyasi çizgide değil. Zaman zaman yerel zanaatkârları, küçük esnafı ve bölgedeki restoranları tanıtıyor. Onu, kimseye zarar vermeyecek, örnek bir aile kadını profiline sahip biri olarak tanımlayabiliriz” dedi.

dfvghyju
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılmasını isteyen milletvekili Yasin Aisouan. (Kişisel hesabı)

Cezayir’in Kabiliye bölgesinin en büyük kenti Tizi Vuzu’yu temsil eden Milletvekili Yasin Aisouan da Moussaoui’nin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu. Aisouan, medya açıklamalarında “İfade özgürlüğü temel bir haktır; bir görüş suç haline getirilemez” dedi.

Moussaoui’nin avukatı Nabila İsmail de benzer şekilde, ifade özgürlüğünün suç kapsamında değerlendirilemeyeceğini savundu.

Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, insan hakları kuruluşlarının uzun süredir belgelediği bir tabloyu yeniden gündeme getirdi. 2019’da eski Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika’yı görevden ayrılmaya zorlayan halk hareketinin başlamasından bu yana yüzlerce aktivist, dijital platformlarda siyasi görüşlerini ifade etmeleri nedeniyle hukuki süreçlerle karşı karşıya kaldı. Bu durum, cezai hükümler ile ifade özgürlüğü ilkeleri arasındaki tartışmanın Cezayir’de sürmesine yol açıyor.