Uyuşturucu Hartum’u istila ediyor; savaş krizi derinleştirirken gençleri tehdit ediyor

Sokaklarda, kafelerde ve eğitim kurumlarının çevresinde uyuşturucu dağıtım ağları genişliyor; yetkililer ise savaştan geri kalmayacak gizli bir mücadele veriyor

Sudanlı yetkililer, büyük miktarlarda uyuşturucu ele geçirmek için aralıksız operasyonlar yürütüyor. (Sudan Gümrük İdaresi)
Sudanlı yetkililer, büyük miktarlarda uyuşturucu ele geçirmek için aralıksız operasyonlar yürütüyor. (Sudan Gümrük İdaresi)
TT

Uyuşturucu Hartum’u istila ediyor; savaş krizi derinleştirirken gençleri tehdit ediyor

Sudanlı yetkililer, büyük miktarlarda uyuşturucu ele geçirmek için aralıksız operasyonlar yürütüyor. (Sudan Gümrük İdaresi)
Sudanlı yetkililer, büyük miktarlarda uyuşturucu ele geçirmek için aralıksız operasyonlar yürütüyor. (Sudan Gümrük İdaresi)

Sudan’ın başkenti Hartum’da uyuşturucu ticareti ve kullanımının hızla yaygınlaştığı belirtilirken, resmi makamlar bunun gençlerin geleceği açısından doğrudan bir tehdide dönüşebileceği uyarısında bulunuyor. Savaşın denetim ve tedavi mekanizmalarını zayıflatması, kaçakçılık ve uyuşturucu satış ağlarının sokaklarda, kafelerde ve eğitim kurumlarının çevresinde faaliyet göstermesi için elverişli bir ortam oluşturdu.

Şarku’l Avsat’ın Hartum’da Nil Nehri’ne bakan bölgelerde yaptığı saha çalışması, her gün saat 09.00 ile 13.00 arasında çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu onlarca kişinin uyuşturucu temin etmek amacıyla bölgeye geldiğini ortaya koydu. Bu hareketlilik, hükümetin Hartum’un Hızlı Destek Kuvvetleri’nden (HDK) geri alınmasının ardından başkente dönmesine rağmen devam ediyor.

Uyuşturucuyla Mücadele Genel İdaresi Başkanı Tümgeneral Muhammed Ahmed el-Emin, uyuşturucu satış ağlarının genellikle gizlilik içinde faaliyet gösterdiğini söyledi. Ancak saha çalışmasının, uyuşturucu satışının ve kullanımının artık açıkça gerçekleştirildiğini ortaya koyduğunu belirten el-Emin, bölgede esrar dumanının etrafı kapladığını ifade etti.

Sudanlı yetkililer, Captagon haplarının üretildiği yerleri ele geçirmeyi başardı. (AFP)
Sudanlı yetkililer, Captagon haplarının üretildiği yerleri ele geçirmeyi başardı. (AFP)

Şarku’l Avsat, uyuşturucu satıcılarından birini de görüntüledi. 50’li yaşlarında, şık giyimli ve siyah gözlüklü olan adamın elinde dizüstü bilgisayar çantasını andıran bir çanta bulunuyordu. Ancak çantada çeşitli türlerde uyuşturucular yer alıyordu. Şarku’l Avsat, gençlerden birinin adama yaklaşarak selamlaştığını ve uyuşturucu madde olduğu tahmin edilen haplar karşılığında kendisine para verdiğini gözlemledi.

Savaşın ateşinden kurtulan ağaçların arasında bulunan başka bir noktada ise 20’li yaşlarında bir kadın, kurşun izleri bulunan otomobiliyle durdu. Bir kişiyle şakalaştıktan sonra bu kişi kadına küçük beyaz bir poşet verdi ve kulağına bir şeyler fısıldadı. Kadın ise kısa süre içinde bölgeden ayrıldı.

Görgü tanıkları, uyuşturucu alımının, maddenin türü ve teslimat yerinin önceden telefonla belirlenmesinin ardından birkaç dakika içinde gerçekleştirildiğini söyledi. Tanıklar, satıcıların polis baskınlarından kaçınmak amacıyla yerlerini sürekli değiştirdiğini belirtti.

Uyuşturucu ticaretinin bazı kafelerde de sürdüğü, talep edilen maddelerin ‘delivery’ hizmetiyle müşterilere ulaştırıldığı bildirildi. Teslimat sırasında ortaya çıkan riskler nedeniyle fiyatların daha yüksek olduğu belirtilirken, tek dozun fiyatının 15 ila 50 Sudan cüneyhi, yani yaklaşık 3 ila 10 ABD doları arasında değiştiği kaydedildi.

Hartum Valisi Ahmed Osman Hamza da daha önce bazı kafelerde uyuşturucu ticareti ve kullanımının bulunduğunu kabul etmişti. Hamza, bu durumun eğitim kurumlarına ve çocuklara kadar yayılabileceği uyarısında bulunarak başkentin coğrafi yapısı ve geniş yüzölçümünün uyuşturucu üretimi, ticareti ve kullanımındaki artışa katkıda bulunduğuna işaret etmişti.

Üç uyuşturucu türü

Uyuşturucuyla Mücadele Genel Müdürlüğü Teknik İşler Dairesi Başkanı Yarbay Zahir Halefullah, uyuşturucu maddeleri üç ana gruba ayırıyor. Bunların ilki, kenevirden elde edilen esrar gibi bitkisel kaynaklı doğal uyuşturucular. İkinci grupta, doğal maddelerin kimyasal işlemlerden geçirilmesiyle elde edilen yarı sentetik uyuşturucular yer alıyor. Üçüncü grubu ise laboratuvarlarda üretilen sentetik uyuşturucular oluşturuyor. Halefullah, burada uyuşturucu kavramının yaygın anlamıyla kullanıldığını ve etkileri birbirinden farklı maddeleri kapsadığını belirterek bunlar arasında yatıştırıcılar, uyarıcılar ve halüsinojen maddelerin bulunduğunu söyledi.

Uyuşturucuyla Mücadele Genel Müdürlüğü Teknik İşler Dairesi Başkanı Yarbay Zahir Halefullah (Şarku’l Avsat)
Uyuşturucuyla Mücadele Genel Müdürlüğü Teknik İşler Dairesi Başkanı Yarbay Zahir Halefullah (Şarku’l Avsat)

Halefullah, Hartum’da en yaygın sentetik uyuşturucuların başında ‘ice’ ya da kristal metamfetaminin geldiğini belirtti. Yerel olarak ‘şabu’ adı verilen bu madde, merkezi sinir sistemi üzerinde son derece güçlü uyarıcı etkiye sahip. Buz veya şap taşını andıran şeffaf kristaller halinde bulunan maddeye, kullanıcılar ve satıcılar tarafından ‘buz’ ve ‘şeytan’ gibi isimler veriliyor. Halefullah, söz konusu maddenin ağız yoluyla alınabildiğini, burundan çekilebildiğini, içilebildiğini veya enjekte edilebildiğini belirterek kullanımının halüsinasyonlara ve psikolojik bozukluklara yol açabileceğini söyledi. Metamfetaminin ayrıca burun, akciğer, karaciğer, böbrek, dişler, kalp ve beyin üzerinde ciddi hasara neden olabildiğini belirten Halefullah, aşırı dozun ise ölüme yol açabileceği uyarısında bulundu.

Halefullah, söz konusu maddenin yüksek fiyatının bazı kullanıcıları son derece tehlikeli bir yönteme yönelttiğini de söyledi. Buna göre bazı kişiler, maddeyi kısa süre önce kullanmış bir kişinin kanını çekerek kendi vücutlarına enjekte ediyor. Bu kişilerin, kanın uyuşturucunun bir bölümünü içerdiğine inandığı belirtilirken Halefullah, söz konusu uygulamanın HIV, viral hepatit ve bakteriyel enfeksiyonlara yakalanma riskini artırdığı uyarısında bulundu.

Uyuşturucuyla Mücadele Genel İdaresi Başkanı Tümgeneral Muhammed Ahmed el-Emin (Şarku’l Avsat)
Uyuşturucuyla Mücadele Genel İdaresi Başkanı Tümgeneral Muhammed Ahmed el-Emin (Şarku’l Avsat)

Ice’ın ilk dozunun kullanılması kişinin mutlaka bağımlı olacağı anlamına gelmese de metamfetamin, güçlü psikolojik ve fiziksel bağımlılık oluşturma özelliğine sahip. Bu durum, kişinin uyuşturucu kullanımını kontrol edememesine ve yol açtığı sağlık, psikolojik ve sosyal zararlara rağmen kullanmaya devam etmesine neden olabiliyor.

Uyuşturucuyla Mücadele Genel İdaresi Başkanı Tümgeneral Muhammed Ahmed el-Emin, savaşın başlamasının ardından uyuşturucu kullanımının belirgin biçimde arttığını belirterek, bu durumu ‘savaş kadar tehlikeli, gizli bir mücadele’ olarak nitelendirdi. El-Emin, uyuşturucu kullanımının insan kaynaklarını hedef aldığını söyledi. El-Emin, HDK’yi, kontrolü altındaki bölgelerde uyuşturucu üretmek ve dağıtmakla suçladı. HDK’nin elinden alınmasının ardından Bahri kentinin kuzeyindeki Cili bölgesinde bir uyuşturucu imalathanesinin ele geçirildiğini belirtti.

Uyuşturucuyla mücadele stratejisinin üç temel başlığa dayandığını ifade eden el-Emin, bunların arzın azaltılması, talebin düşürülmesi ve bağımlıların tedavisi olduğunu söyledi. Arzın azaltılması kapsamında uyuşturucu tohumlarının ekim bölgelerine ulaşmasının engellenmesi, ekinlerin imha edilmesi ve kaçakçılık şebekelerinin takibe alınması hedefleniyor. Talebin azaltılması için ise okullarda ve gençlik merkezlerinde bilinçlendirme kampanyaları düzenlenirken, bağımlıların tedavisi sağlık kuruluşlarıyla koordinasyon içinde yürütülüyor.

El-Emin, daha önce yaptığı bir açıklamada, orduyu destekleyen bazı silahlı unsurların da uyuşturucu ticaretine karıştığını kabul etmişti. El-Emin, suç şebekelerinin gelişmiş teknolojiler kullandığını ve bu nedenle polisin faaliyetlerinin tamamını takip etmesinin mümkün olmadığını belirtmişti.

Sudan Sağlık Bakanı Heysem Muhammed İbrahim (Bakanlık Basın Birimi)
Sudan Sağlık Bakanı Heysem Muhammed İbrahim (Bakanlık Basın Birimi)

Tedavi alanında ise Sağlık Bakanı Heysem Muhammed İbrahim, Hartum’daki Ticani el-Mahi Hastanesi’nin bağımlılık tedavisi bölümünün ve Abdulal el-İdrisi Kliniği’nin yeniden faaliyete geçirilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü, ayrıca Port Sudan’daki tedavi merkezlerinin de rehabilite edileceğini açıkladı. İbrahim, psikiyatri kliniklerine başvuran vakaların yüzde 60’ının bağımlılıkla bağlantılı olduğunu, kadınlar arasındaki bağımlılık oranında da artış kaydedildiğini belirtti. 25-30 yaş grubunda uyuşturucu kullanım oranının ise yaklaşık yüzde 55’e ulaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan uyuşturucu kullanıcılarından biri, bazı satıcıların gençleri İce’ın ilk dozunu ücretsiz vererek uyuşturucuya alıştırdığını, ardından sonraki dozların ücretini talep ettiğini anlattı. Bunun bazı kullanıcıları para bulmak için hırsızlık yapmaya veya başka suçlara yönelttiğini belirten kişi, uyuşturucu parasını temin etmek amacıyla suç işlendiğini söyledi. Halefullah da uyuşturucu parasını karşılamak amacıyla cinayet dahil çeşitli suçların işlendiğini doğruladı.

Uyuşturucu bağımlılığından kurtulan ve adını açıklamak istemeyen bir kişi ise 15 yıl önce Hartum’daki köklü üniversitelerden birine girdikten sonra bir sınıf arkadaşının kendisini uyuşturucuya yönlendirmesiyle kullanmaya başladığını anlattı. Yıllar boyunca bağımlılıkla mücadele eden kişi, tedavi gördükten sonra 2022’nin sonunda bağımlılıktan kurtulduğunu söyledi.

Sudan Güvenlik ve Savunma Konseyi de hukuki mücadeleyi sıkılaştırmak amacıyla bu hafta uyuşturucu suçlarına bakmak üzere özel mahkemeler kurulmasına karar verdi. Ancak uyuşturucu sorunuyla mücadelede başarı, mücadele birimlerinin kapasitesinin güçlendirilmesine, tedavi merkezlerinin yaygınlaştırılmasına ve bağımlılığın sağlık, sosyal ve güvenlik boyutları iç içe geçmiş bir sorun olarak ele alınmasına bağlı görünüyor. Bu durum, kapsamlı bir mücadele ve müdahale mekanizmasını gerekli kılıyor.



Yemen’in batısında Husilerin ilerlemesiyle birlikte gözaltı ve takibatlar artıyor

Ağaçlar, Husi misillemelerinden kaçanlar için bir sığınak haline geldi (yerel medya)
Ağaçlar, Husi misillemelerinden kaçanlar için bir sığınak haline geldi (yerel medya)
TT

Yemen’in batısında Husilerin ilerlemesiyle birlikte gözaltı ve takibatlar artıyor

Ağaçlar, Husi misillemelerinden kaçanlar için bir sığınak haline geldi (yerel medya)
Ağaçlar, Husi misillemelerinden kaçanlar için bir sığınak haline geldi (yerel medya)

Yemen’in Taiz vilayetinin batısı ile Hudeyde’nin güneyinde yaşayan binlerce sivil, düşünmeye dahi fırsat bulamadan evlerini terk etmek zorunda kaldı. Husilerin ele geçirdikleri köy ve yerleşimlerde düzenlediği baskın ve gözaltı operasyonları, halk arasında misilleme ve yağma korkusunu artırırken, binlerce aile bölgeden kaçmaya başladı.

Bölge sakinleri, Batı Taiz ve Güney Hudeyde’deki köy ve yerleşimlerden binlerce ailenin kaçışına tanık olduklarını belirtti. Bazı aileler yaya olarak bölgeden ayrılırken, bazıları otomobil ve motosikletlerle yola çıktı. Kimileri ise kurtarabildikleri hayvanlarını ve kişisel eşyalarını yanlarına aldı.

Bölge sakinleri Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, birçok aile için göçün planlanmış bir karar olmadığını, korku nedeniyle evlerin, toprakların ve geçim kaynaklarının geride bırakıldığı acil bir kaçış olduğunu söyledi.

 İnsani yardım kuruluşlarının yokluğunda, Yemenli yerinden edilmiş kişiler yol kenarına çadır kurdu. (Yerel medya)
İnsani yardım kuruluşlarının yokluğunda, Yemenli yerinden edilmiş kişiler yol kenarına çadır kurdu. (Yerel medya)

Bölgeden ayrılamayanlar ise baskın ve gözaltı operasyonlarının sürmesi nedeniyle korku ve endişe içinde mahsur kaldı. Ayrıca bölge sakinlerinin mallarının yağmalandığı ve çalındığı yönünde ifadeler de bulunuyor.

Aileler rehin tutuldu

Yerel halkın tanıklıklarına göre el-Vaziye, Hays, el-Huha, ez-Zehari, el-Hayme, Yıhtel ve Muha ile el-Hayme ve Muha arasındaki sahil boyunca uzanan bölgelerde, Husilerin bölgeye girmesinin ardından ciddi bir huzursuzluk ve göç hareketi yaşanıyor.

Tanıklara göre Husiler, çok sayıda bölge sakinine yönelik baskın ve gözaltı operasyonları düzenledi. Bunun yanı sıra bazı kişilerin mallarının yağmalandığı ve eşyalarının çalındığı bildirildi. Diğer bazı ifadelerde ise ailelerin rehin tutulduğu ve militan olan yakınlarını geri dönerek teslim olmaya ve silahlarını bırakmaya zorlamak amacıyla ailelere baskı yapıldığı aktarıldı.

Kaynaklara göre Husiler, Taiz vilayetinin Muha ilçesi ile Hudeyde vilayetindeki el-Huha kentinde yaşayan bazı kişilere misilleme eylemleri düzenliyor. Bu kişilerin uluslararası alanda tanınan hükümeti destekledikleri veya bazı Husilerin geçmişte yaşanan hesaplaşmalar nedeniyle hedef aldıkları kişilere yönelik ihbarlarda bulunduğu öne sürülüyor.

Çok az sayıda Yemenli yerinden edilmiş kişi sınırlı miktarda yardım alabildi. (Yerel medya)
Çok az sayıda Yemenli yerinden edilmiş kişi sınırlı miktarda yardım alabildi. (Yerel medya)

Kaynaklar, bölgedeki Husilerin güvenlik ve istihbarat sorumlularından Abdullah el-Fadli ile Ala el-Umeysi’nin bu operasyonların bir bölümünü yönettiğini belirtiyor.

Bilinmeze doğru kaçış

El-Vaziye ilçesinde yaşayanlar, Husilerin bölgeye girmesiyle birlikte binlerce kişinin örgütün baskı ve gözaltılarından kaçmak için evlerini terk ettiğini söyledi. Zor insani koşullar altında gerçekleşen göçün, ilçenin yanı sıra diğer bölgelerde de devam ettiği bildirildi.

Bölge sakinlerinden Abdülcebbar Ali Hadi, olayların ani bir şekilde geliştiğini ve halkın yaşananları anlamaya dahi zaman bulamadığını anlattı.

Hadi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Kimse ne olduğunu anlayamadı. Bir anda ilçede kıyamet koptu ve herkes göç etmek istiyordu” ifadelerini kullandı.

Abdülcebbar, korku ile kaosun iç içe geçtiği bir tabloyu anlattı. Bazı aileler çocuklarını kurtarmaya çalışırken, bazıları hayvanlarını yanlarına almaya çalıştı. Kadınlar ağlıyor, herkes bölgeden çıkabilmek için bir yol arıyordu. Araç bulamayanlar ise yalnızca üzerlerindeki kıyafetlerle yaya olarak yola çıkmak zorunda kaldı.

Ailesini geride bırakmak zorunda kaldı

Abdülcebbar da güvenli bir yer bulmak amacıyla bölgeden ayrılanlar arasındaydı. Ancak başlangıçta ailesini yanında götüremedi. Annesinin koyunlarını geride bırakmayı reddetmesi üzerine, kendisi yalnızca üzerindeki kıyafetlerle güvenli bir bölgeye ulaşabildi.

Annesi, koyunlarıyla birlikte yürümek zorunda kaldı ve akşam olduğunda Es-Sabriye bölgesine ulaştı. Geceyi burada geçirdi. Saat 22.00’de Abdülcebbar onu bulmak için motosikletle yola çıktı. Annesini bulduktan sonra geri döndü ve aile ertesi sabah yolculuğuna devam etti.

Abdülcebbar, yaşanan anların büyük bir üzüntü taşıdığını belirterek, geride “acıları, anıları, hayatı, toprağını sevdiğimiz vatanı, evleri, eşyaları, sevgiyi ve bağlılığı” bıraktıklarını söyledi.

Yol boyunca aralıksız ilerleyen göç araçları, motosikletler ve yaya olarak yürüyen yüzlerce kişi gördüğünü anlatan Abdülcebbar, koyun, inek, deve ve eşeklerin de insanlarla birlikte yollarda ilerlediğini belirtti. Ortaya çıkan manzara, kaçışın beraberinde getirdiği kaosun ve insani dramın boyutunu gözler önüne serdi.

Kayıp çocuklar ve barınaksız aileler

Abdülcebbar ailesiyle iletişim kurduğunda, el-Vaziye’de yakıt sıkıntısının baş gösterdiğini öğrendi. Bu durum, ailesinin yolculuğa devam edip edemeyeceği konusunda endişeye yol açtı. Bunun üzerine uzaktaki bir bölgeden motosiklet kiraladı ve ailesine bir bidon yakıt gönderdi.

Taiz’in batısındaki siviller, Husilerin baskısından kaçarak bilinmeze doğru ilerliyor. (Yerel medya)
Taiz’in batısındaki siviller, Husilerin baskısından kaçarak bilinmeze doğru ilerliyor. (Yerel medya)

Yakıtın ulaşmasının ardından aile, zorlu yollarda saatler süren yolculuğa devam ederek güvenli bir bölgeye ulaşabildi.

Göç sırasında yaşanan tehlikeler yalnızca malların kaybedilmesiyle sınırlı kalmadı. Abdülcebbar, beş yaşını geçmeyen bir kız çocuğunun yolculuk sırasında kaybolduğunu anlattı. Çocuğun kaybolduğu sosyal medya gruplarında duyurulduktan sonra ailesi saatler boyunca büyük bir endişeyle onu aradı. Çocuk ertesi gün ailesine kavuştu.

Küçük kızın yaşadıkları, ailelerin göç sırasında karşı karşıya kaldığı korkunun örneklerinden yalnızca biriydi. Bu süreçte aile bireylerini korumak ve onları güvenli bir yere ulaştırmak, diğer tüm önceliklerin önüne geçti.

Abdülcebbar, yaşadıkları göçü, birkaç saat içinde neleri kaybettiklerini gösteren sözlerle özetledi. Para, yiyecek, erzak veya yedek kıyafet olmadan yola çıktıklarını, yanlarında yalnızca “insanın azmi, dayanıklılığı, sabrı ve onuru” bulunduğunu söyledi.

Her şeye sabretmeye, hatta gerekirse ağaçların altında yaşamaya hazır olduklarını belirten Abdülcebbar, kendisini en fazla üzen şeyin yaşlı insanların gözyaşlarını ve “erkeklerin çaresizliğini” görmek olduğunu ifade etti.

Acil insani yardım ihtiyacı

Göçün sürmesiyle birlikte bölgelerini terk eden ailelerin güvenlik, barınma, gıda, su ve yakıtın yanı sıra korunmaya ve kaçış sırasında birbirinden ayrılan aile bireylerinin yeniden bir araya getirilmesine ihtiyaç duyduğu belirtiliyor. Özellikle çocuklar ve yaşlıların durumu endişe yaratıyor.

Bu insani dramın arka planında ise daha ağır bir gerçek bulunuyor: Çok sayıda sivil daha iyi bir yaşam arayışıyla değil, bulundukları yerde kalmanın artık kendileri açısından güvenli olmaması nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Aden, Ebyen ve Lahic’ten ortak açıklama

Öte yandan Yemen’in geçici başkenti Aden ile Ebyen ve Lahic vilayetlerindeki yerel yönetimler ortak bir açıklama yayımladı. Açıklamada, silahlı kuvvetlerin yaşanan şaşkınlık ve karmaşa dönemini geride bıraktığı, yeniden denge sağladığı ve her türlü tehditle mücadele etmeye tamamen hazır hale geldiği belirtildi.

Açıklamada ayrıca, Husilere karşı mücadelede halk desteğinin ve toplumsal hareketliliğin arttığı, bunun da “bölgedeki İran projesinin hedeflerini boşa çıkarmaya” katkı sağladığı ifade edildi.

Yemen’in batı kıyısında binlerce kişi, son derece ağır insani koşullar altında evsiz kaldı. (AFP)
Yemen’in batı kıyısında binlerce kişi, son derece ağır insani koşullar altında evsiz kaldı. (AFP)

Yerel yönetimler, güvenlik ve kamu hizmetlerine ilişkin gelişmeleri takip etmeyi, devlet kurumlarının görevlerini sürdürmesini, terör tehditleriyle mücadeleyi, vatandaşların ve mallarının korunmasını ve güvenlik ile istikrarın sağlanmasını ilgili hükümet, güvenlik ve askeri makamlarla koordinasyon içinde sürdüreceğini bildirdi.

Yetkililer halka sakin ve dikkatli olmaları, söylentilere itibar etmemeleri, bilgileri resmi kaynaklardan takip etmeleri ve şüpheli hareket veya faaliyetleri ilgili birimlere bildirmeleri çağrısında bulundu.

Yerel yönetimler, vatandaşların güvenliği ve istikrarının en büyük öncelik olduğunu vurgulayarak, Aden’in yanı sıra Ebyen ve Lahic vilayetlerinde güvenliğin korunması ve devlet kurumlarının görevlerini sürdürebilmesi için çalışmalarına devam edeceğini bildirdi.


Ben-Gvir, tutuklulara kötü muameleyi gösteren görüntüleri yayımladı

Itamar Ben-Gvir (Reuters)
Itamar Ben-Gvir (Reuters)
TT

Ben-Gvir, tutuklulara kötü muameleyi gösteren görüntüleri yayımladı

Itamar Ben-Gvir (Reuters)
Itamar Ben-Gvir (Reuters)

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir dün TikTok platformunda, Filistinli tutuklulara İsrail hapishanelerinden birinde kötü muamele edildiğini gösteren bir video yayımladı.

Görüntülerde, tutukluların ellerini başlarının üzerinde kaldırdığı ve silahlarını kendilerine doğrultan gardiyanların önünde yüzüstü yere yatırıldığı görülüyor. Ancak videonun ne zaman çekildiği ve hangi hapishaneye ait olduğu belirtilmiyor.

Ben-Gvir daha önce de Filistinli tutukluların içinde bulunduğu koşulları gösteren görüntüler yayımlamıştı. Bakanın son paylaşımı, Hayfa yakınlarındaki Damon Hapishanesi'nde kadın tutukluların hücrelerine düzenlediği baskın sırasında çekilen görüntülerdi. Ben-Gvir, baskının ardından tutukluların gözaltı koşullarının ağırlaştırılmasıyla övünürken, Filistinli Esirler Kulübü baskını kadın tutukluların insanlık onuruna yönelik bir saldırı olarak nitelendirmişti.

Şarku’l Avsat’ın Filistinli ve İsrailli insan hakları kuruluşlarının raporlarından aktardığına göre, İsrail hapishanelerinde yaklaşık 9 bin 500 Filistinli tutuklu bulunuyor. Bunların arasında 94 kadın ve 350’den fazla çocuk bulunuyor. Tutukluların aç bırakma, işkence ve tıbbi ihmal uygulamalarına maruz kaldığı ifade ediliyor.


Yemen güçleri Husilerin cephelerdeki yığınaklarını vurdu

Yemen ordusuna bağlı askerler, Cevf vilayetindeki cephe hatlarında. (Reuters)
Yemen ordusuna bağlı askerler, Cevf vilayetindeki cephe hatlarında. (Reuters)
TT

Yemen güçleri Husilerin cephelerdeki yığınaklarını vurdu

Yemen ordusuna bağlı askerler, Cevf vilayetindeki cephe hatlarında. (Reuters)
Yemen ordusuna bağlı askerler, Cevf vilayetindeki cephe hatlarında. (Reuters)

Yemen hükümet güçleri, bugün Husilere karşı çeşitli cephelerde askeri operasyonlarını yoğunlaştırdı. Marib, Cevf ve Taiz’de Husilerin mevzileri ve askeri yığınakları hava saldırıları, topçu ateşi ve silahlı insansız hava araçlarıyla (SİHA) hedef alındı.

Operasyonlar, Husilerin Batı Sahili’ndeki ilerleyişini genişleterek Muha kentini ve Babülmendep Boğazı’na hâkim bölgeleri ele geçirmesinin ardından geldi.

Askeri gerilim, Husilerin Sana’dan Marib yönüne takviye birlikler göndermesiyle eş zamanlı olarak arttı. Hükümet güçleri ise Cevf vilayetindeki El-Lebenat Kampı’nda kuşatma altında bulunan Husi gruplarına yönelik baskısını sürdürdü. Savaş uçakları da Husilerin Batı Sahili’ndeki geniş alanlara yayılmasının ardından Muha ve Zubab’daki mevzi ve hareketlerini hedef aldı.

Muha ve Zubab’a yoğun hava saldırıları

Sahadaki kaynaklar, savaş uçaklarının son saatlerde Muha kentinde Husilere ait sabit ve hareketli hedeflere yoğun hava saldırıları düzenlediğini bildirdi. Saldırıların liman, havaalanı ve Cebel el-Nar bölgelerinde yoğunlaştığı belirtildi.

Batı Sahili, Taiz ve Marib’deki Husi yığınakları geniş çaplı hava saldırılarının hedefi oldu. (Askeri medya)
Batı Sahili, Taiz ve Marib’deki Husi yığınakları geniş çaplı hava saldırılarının hedefi oldu. (Askeri medya)

Saldırıların, Husilerin kent ve stratejik limanının kontrolünü ele geçirmesinin ardından örgütün askeri ve lojistik kapasitesini hedef almaya yönelik olduğu kaydedildi.

Hava saldırıları, Babülmendeb Boğazı’na doğrudan kıyısı bulunan Zubab ilçesine de uzandı. Burada Husilerin mevzileri ve hareketleri, örgüt unsurlarının ilçenin çeşitli bölgelerine yayılmasından saatler sonra hedef alındı.

Hükümet güçlerinin sözcüsü Macid en-Nuzeyli, daha önce duyurulan “öldürme kutusu” olarak nitelendirdiği operasyonun başlatıldığını açıkladı. Nuzeyli, bölgede askeri operasyonlar devam ettiği sürece sivillere Taiz-Muha ve Muha-Zubab yollarını kullanmamaları çağrısında bulundu.

Hükümet güçleri, Muha Limanı çevresinde Husilere ait araç ve silahların imha edildiğini, örgüt mensuplarının da öldürüldüğünü açıkladı. Silahlı Kuvvetler Sözcüsü Albay Macid en-Nuzeyli, kentin yakınlarında Husilere ait büyük grupların hedef alındığını belirtti.

Nuzeyli ayrıca Muha-Zubab yolu üzerindeki El-Mehcer bölgesinde, Muha kentine yaklaşık 11 kilometre mesafede Husi araç ve militanlarından oluşan grupların hedef alındığını söyledi. Kentin kuzey çevre yolundaki Husi gruplarının da vurulduğunu belirtti.

Sana’da savaş seferberliği kapsamında düzenlenen bir etkinlik sırasında Husi unsurları. (AP)
Sana’da savaş seferberliği kapsamında düzenlenen bir etkinlik sırasında Husi unsurları. (AP)

Bu saldırılar, hükümet güçlerinin Muha’nın güneyindeki konuşlanmasını yeniden düzenlemeye çalıştığı bir dönemde gerçekleşti. Çatışmaların, Husilerin Muha ve limanını ele geçirmesinin ardından Babülmendeb’in doğusuna ve Lahic vilayeti sınırına taşındığı, ardından Husilerin kıyı bölgelerine ve Kızıldeniz’in güneyindeki bazı adalara doğru ilerlediği belirtildi.

Marib ve Cevf’te çatışmalar

Başkent Sana’nın doğusunda bulunan Marib vilayetinin güney, kuzey ve batı cephelerinde hava saldırıları, topçu ateşi ve SİHA’larla Husi mevzi ve yığınaklarına yönelik operasyonlar düzenlendi.

Sahadaki kaynaklar Şarku’l Avsat’a Husilerin son saatlerde Sana’dan Marib’e askeri takviye gönderdiğini bildirdi. Takviyelerin, personel taşıyan onlarca askeri araçtan oluştuğu belirtildi. Bu gelişme, çatışmaların kapsamı genişlerken Husilerin cephelere asker ve askeri araç sevk etmeyi sürdürdüğünü gösteriyor.

Hükümet güçleri ise savaş boyunca Husilere karşı mücadelenin başlıca askeri merkezlerinden biri olan Marib cephelerindeki savunma ve saldırı pozisyonlarını koruyor. Husilerin son gerilimi kullanarak birden fazla cephe açmaya ve Batı Sahili ile Cevf’te üzerlerindeki askeri baskıyı dağıtmaya çalıştığı ifade ediliyor.

Husiler, Sana’dan Marib ve Cevf cephelerine askeri takviye gönderdi. (AP)
Husiler, Sana’dan Marib ve Cevf cephelerine askeri takviye gönderdi. (AP)

Cevf vilayetinde de topçu birlikleri ve SİHA’lar, El-Hazm kentinin doğusundaki Husi takviyelerini ve mevzilerini hedef aldı.

Hükümet güçleri ayrıca altıncı gününde El-Lebenat Kampı’nda bulunan Husi unsurlarına yönelik farklı yönlerden kuşatmayı sürdürdü.

Kuşatmanın devam etmesi, hükümet güçlerinin son günlerde elde ettiği kazanımları kalıcı hale getirme çabasına işaret ediyor. Hükümet güçleri önce El-Lebenat çevresindeki geniş bölgelerin kontrolünü yeniden ele geçirmiş, ardından vilayetin diğer bölgelerine doğru ilerlemişti. Husilerin ise sahada peş peşe yaşadığı kayıpların ardından hatlarını yeniden düzenlemeye ve çatışmaların yoğunlaştığı cephelere takviye göndermeye çalıştığı belirtiliyor.

Taiz’de Husi yığınağı

Taiz’de Husi hareketliliği Batı Sahili ile sınırlı kalmadı. Sahadaki kaynaklar, örgütün Samia ilçesi ile Ed-Dimne ve Er-Rahide kentlerinde ve vilayetin kırsalındaki Cebel Habeşi’de yakın zamanda kontrolüne aldığı bölgelerde askeri yığınak yaptığını bildirdi.

Bu hareketlilik, hükümet güçlerinin Muha ve Zubab ilçelerindeki sahil şeridi boyunca silah depoları, gruplar, askeri mevziler ve Husi hareketlerini hedef alan hava saldırılarıyla eş zamanlı gerçekleşti.

Bu saldırıların, hükümet güçlerinin geniş bir sahil şeridine yayılan Husilerin ikmal hatlarını ve savaş kapasitesini hedef almaya çalıştığını gösteriyor.

Yemen ordusundan komutanlar, Taiz’de Husilerle cephe hatlarını denetliyor. (Askeri medya)
Yemen ordusundan komutanlar, Taiz’de Husilerle cephe hatlarını denetliyor. (Askeri medya)

Lahic vilayeti sınırında ise Güney Devleri güçleri, El-Mudarabe ilçesi çevresinde Husilerle çatışmaya girdi. Güney Devleri güçlerinin hafif ve orta kalibreli silahlarla ateş kaynaklarına karşılık verdiği ve askeri kaynaklara göre bu ateşi susturarak Husilerin ilçe topraklarına doğru ilerlemesini engellediği belirtildi. Çatışmalarda Husi saflarında ve örgüte ait araçlarda kayıplar meydana geldiği kaydedildi.

İletişim üzerinden psikolojik savaş

Askeri gerilimin yanı sıra Yemen İçişleri Bakanlığı, hükümet kontrolündeki vilayetlerde yaşayan vatandaşları, özellikle Taiz ve Hudeyde’de, Husilerin yürüttüğü bir kampanya konusunda uyardı.

Bakanlık, Husilerin “af ve geri dönüş” başlığı altında Yemen Mobile ve YOU şebekeleri üzerinden kısa mesajlar gönderdiğini bildirdi.

Mesajların psikolojik savaş, dezenformasyon ve kişileri tuzağa düşürme amacı taşıyan bir kampanyanın parçası olduğu belirtilerek, vatandaşlara mesajlarda yer alan numaraları aramamaları, kişisel bilgi ve verilerini paylaşmamaları ve söz konusu mesajları yeniden yayımlayıp dolaşıma sokmamaları çağrısında bulunuldu.

Bakanlık, Husilerin 2014 yılında devlete karşı gerçekleştirdiği darbeden bu yana kontrol ettiği iletişim ağlarını halkın moralini etkilemek, insanların içinde bulunduğu koşullardan yararlanmak ve güvenlik amacıyla kullanılabilecek bilgiler elde etmek için kullandığını belirtti.

Bakanlık ayrıca bu çağrılara yanıt verilmesinin ciddi sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulundu. Daha önce benzer yöntemlerle tuzağa düşürülen bazı kişilerin Husi hapishanelerine gönderildiği ve burada işkence, kötü muamele ve zorla kaybedilme uygulamalarına maruz kaldığı ifade edildi.

Bu psikolojik operasyonlar, askeri operasyonların kapsamının genişlediği bir dönemde yürütülüyor. Husilerin sahadaki askeri yığınakla birlikte iletişim ve dezenformasyon araçlarını kullanmaya çalıştığı, hükümet güçlerinin ise örgütün ilerleyişini durdurmaya ve farklı cephelerdeki askeri kapasitesini hedef almaya çalıştığı belirtiliyor.