Mısır’ın el-Alameyn kentinde birkaç gün önce, Hamas heyetinin davetiyle Filistinli grupların katıldığı bir toplantı düzenlendi. Toplantıda, ateşkesin ikinci aşamasına ilişkin arabulucular ve Gazze Barış Kurulu ile varılan anlaşma hakkında gruplara bilgi verildi. Toplantıda, gruplardan birinin üst düzey bir ismi, söz konusu anlaşmanın iki ay içinde hatta daha önce hayata geçirilebileceğini ve böylece can ve mal kayıplarının daha da azaltılabileceğini söylemekten çekinmedi.
“Doğrudan böyle bir açıklama yapan kişi, son yıllarda Hamas’a yakınlaşan gruplardan birinin genel sekreter yardımcısıydı” diyen iki kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, benzer ifadelerin son aylarda düzenlenen önceki toplantı ve görüşmelerde de dile getirildiğini belirtti. Bu sözlerin, yıllarca Hamas ile karşı karşıya gelen, ancak daha sonra Gazze Şeridi’ndeki sorunların çözümünde temel aktörlerden biri haline gelen başka grup yöneticileri tarafından da dile getirildiği kaydedildi.

Yol haritası
Geçtiğimiz nisan ayının ortalarından sonra Hamas’ın müzakere heyetine, Kahire’deki bir toplantıda, ikinci aşamaya ilişkin yol haritası sunuldu.
Ardından bir dizi görüşme ve toplantı gerçekleştirildi. Hamas’ın yaptığı değişiklikler ile İsrail’in bunları reddetmesi arasında süren karşılıklı müzakerelerde, Gazze Barış Kurulu ve ABD yönetiminin tutumları da sürece dahil oldu. Aylar süren zorlu müzakerelerin ardından, söz konusu yol haritasının sunulmasından 31 Temmuz’a kadar geçen sürede Gazze Şeridi çok sayıda can kaybına sahne oldu. 31 Temmuz’da Hamas, Gazze Barış Kurulu ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından ikinci aşamaya ilişkin anlaşmaya varıldığı duyuruldu. Ancak Gazze’deki can kayıpları, 2 Ağustos’a kadar devam etti. O gün art arda düzenlenen saldırılarda 19’dan fazla Filistinli hayatını kaybetti.
Daha sonra Barış Kurulu, ABD’nin baskısıyla İsrail’i Gazze Şeridi’ndeki saldırılarını geçici olarak durdurmaya zorlamayı başardı.

Değişiklikler ve şartlar arasında, Gazze Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre mayıs ayında 119’dan fazla Filistinli hayatını kaybetti. Verilere göre kadınlar, çocuklar ve yaşlılar toplam can kayıplarının yüzde 30’unu oluşturdu. Bunların 19’u çocuk (yüzde 16), 10’u ise kadınlardan (yüzde 8,5) oluştu.
Geçtiğimiz temmuz ayında ise yılın başından bu yana en yüksek can kaybı kaydedildi. Bu dönemde 152 Filistinli öldürüldü. Hayatını kaybedenler arasında 21 çocuk, 14 kadın ve 4 yaşlı bulunuyordu.
Kahire’deki son toplantıya ve müzakerelere katılan Filistinli gruplardan birinin yetkilisi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, toplantı sırasında üst düzey yetkilinin yaptığı değerlendirmelerin tam olarak bu duruma işaret ettiğini söyledi. Kaynak, İsrail’in ‘direnişi’ silahlarını teslim etmeye zorlamak amacıyla geniş çaplı suikast ve öldürme operasyonları yürüttüğünü belirterek, arabulucular ve Barış Kurulu ile son görüşmelerde üzerinde mutabakata varılan hususların, daha önce sunulan önerinin aynısı olduğunu ve herhangi bir değişiklik içermediğini ifade etti.
Kaynak, tek farklılığın Hamas’a, Filistinli gruplara ve arabuluculara iletilen ABD güvencesi olduğunu belirtti. Buna göre İsrail’in operasyonlarını durdurması, ateşkesin ilk aşamasında kalan maddeleri uygulaması, ikinci aşamaya geçilmesi ve silahların üzerinde mutabakata varılacak bir mekanizma çerçevesinde sınırlandırılması öngörülüyor.
ABD’nin baskısına rağmen İsrail ise nihai onay konusunda hâlâ oyalama politikası izliyor. İsrail’in bu tutumu daha önce de birçok kez sergilediğine dikkat çekiliyor. Bu durum, arabulucuların yanı sıra mevcut ve önceki ABD yönetimlerinin yaklaşık üç yıldır savaş boyunca hayata geçirmeye çalıştığı her ateşkes girişiminin karşılaştığı çok sayıda engeli gözler önüne seriyor. Savaşın sona erdiğinin ilan edilmesine rağmen çatışmalar farklı biçimlerde sürüyor. Bunlar arasında suikastlar, öldürme operasyonları, evlerin yıkılması ve insani yardım miktarlarının manipüle edilmesi gibi uygulamalar yer alıyor.
Suçlama ve kınama
Kaynaklar, birçok fırsatın değerlendirilemediği ve son dönemde varılan anlaşmanın Filistinli gruplara sunulan seçenekler arasında belki de en kötüsü olduğu konusunda hemfikir. Kaynaklara göre artık geriye bu anlaşmayı kabul etmekten başka seçenek kalmadı.

Filistinli gruplardan birinin kaynağı, “İsrail’in Refah’ı işgal etmesinden önce, şu anda verilen tavizlerin sunulmasıyla bir anlaşmaya varılması mümkündü. Ancak bugün sunulan şartlar öncekinden çok daha kötü. Bununla birlikte işgal hükümetinin de anlaşmanın önüne engeller çıkardığını unutmamak gerekir” dedi.
Kaynak, Hamas’ı anlaşmayı engellemekle suçlamadığını, ancak hareketin daha iyi bir sonuç elde etmesinin mümkün olduğunu belirtti.
Hamas’tan üst düzey bir yetkili ise buna karşılık, “Halkımızın çıkarları doğrultusunda mümkün olan en iyi sonucu elde etmeye çalışıyorduk. Ancak dünyanın İsrail’le iş birliği yapması ve soykırım savaşını görmezden gelmesi, şu anda önümüzde bulunan şartları kabul etmemize yol açtı. Bu şartlar bizim açımızdan ağır olsa da bunları kabullenmiş değiliz. Fakat önümüzde kabul etmekten başka seçenek bulunmuyor” ifadelerini kullandı.
Kaynak, hareketin Gazze’deki liderleriyle ve Kassam Tugayları yöneticileriyle iletişimin zaman zaman tamamen kesildiğini, bazı dönemlerde ise iletişimin son derece zor olduğunu belirtti. Bunun, arabulucular tarafından sunulan önerilere yanıt verilmesini geciktirdiğini ve İsrail’in de bu durumu herhangi bir anlaşmayı başarısızlığa uğratmak için kullandığını söyledi. Kaynak ayrıca, sunulan bazı önerilerin Filistin halkının çıkarlarına hizmet etmediğini, aksine halk ve Filistinli gruplar üzerindeki baskıyı artırmayı amaçladığını belirterek, ortaya konulan tüm girişimlerin başarısızlığa uğramasından öncelikle İsrail’in sorumlu olduğunu vurguladı.

Hamas’ın müzakere heyetinde yer alan Gazi Hamad, son günlerde yaptığı açıklamada müzakerelerin zorlu ve çetin geçtiğini kabul etti. Anlaşmadan memnun olmadığını belirten Hamad, hareketinin Filistinliler için daha uygun koşullar oluşturacak daha iyi bir sonuç elde etmeyi umduğunu söyledi.
Önceki ateşkesler
Savaşın başlamasından bu yana Hamas ve İsrail’e, ateşkes anlaşmasına varılması amacıyla çok sayıda girişim ve öneri sunuldu. Bu çabalar kapsamında Kasım 2023’te Katar’ın arabuluculuğunda geçici bir anlaşmaya varıldı. Anlaşma, esir takasını, Gazze Şeridi’ne yardım ve yakıt taşıyan kamyonların girişine izin verilmesini kapsıyordu. Ateşkes yaklaşık yedi gün yürürlükte kaldıktan sonra savaş yeniden başladı.
Ocak 2024’te ise Mısır, Katar ve ABD tarafından Paris’te düzenlenen bir toplantıda, esir takası karşılığında dört aylık ateşkes öngören bir teklif sunuldu. Ancak İsrail hükümeti bu öneriye derhal karşı çıktı.
Bunu izleyen aylarda Kahire ve Doha’da bir dizi müzakere turu gerçekleştirildi, ancak görüşmelerden sonuç alınamadı. Hamas, Mart ve Nisan 2024’te arabuluculara çeşitli taslak öneriler sundu ve bunları kabul ettiğini bildirdi. İsrail ise söz konusu önerileri reddetti ve mayıs ayının başında Gazze Şeridi’nin Mısır sınırındaki güney ucunda yer alan Refah kentine operasyon düzenledi.
İsrail, 27 Mayıs’ta ise sürdürülebilir bir sükûnet ve esir takasını öngören yeni bir teklif sundu. Öneride, yerlerinden edilen Filistinlilerin aramadan geçirildikten sonra Gazze’nin kuzeyine dönmesine izin verilmesi ve İsrail güçlerinin Philadelphia Koridoru’nda kalması öngörülüyordu. Hamas bu öneriyi reddetti.
Aynı ayın sonunda dönemin ABD Başkanı Joe Biden, üç aşamada uygulanması öngörülen bir teklif sundu. Plan; Gazze Şeridi’nden çekilmeyi, esir takasını, yeniden imar sürecini ve yerinden edilenlerin geri dönüşünü kapsıyordu. Hamas, teklife bazı değişiklikler yapılması şartıyla olumlu yaklaştı. Ancak Biden yönetimi daha sonra bu değişiklikleri reddetti. Binyamin Netanyahu hükümeti de öneriyi kabul etmedi ve Gazze Şeridi’nin Mısır sınırındaki en güney noktası olan Refah’taki operasyonlarını sürdürmekte ısrar etti.

Aynı yılın haziran ayında Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, Biden’ın Gazze’ye ilişkin önerisini destekleyen 2735 sayılı kararı kabul etti ve planın üç aşamada uygulanması çağrısında bulundu. Hamas, o dönemde kararı ‘ilkesel olarak’ kabul ettiğini açıkladı. Netanyahu hükümeti ise kararın maddelerine seçici biçimde yaklaştı ve kararın tamamını uygulamayı reddetti.
Arabulucular ve ABD yönetimi, tarafların tutumlarını birbirine yaklaştırmak için çabalarını sürdürdü. Ancak Hamas ve İsrail’in kendi şartlarında ısrar etmesi, müzakerelerin ivme kaybetmesine yol açtı. Bunun üzerine bazı arabulucu ülkeler, daha sonra yeniden başlatmak üzere arabuluculuk faaliyetlerini askıya aldıklarını açıkladı.
Donald Trump yönetiminin ocak ayında Beyaz Saray’a gelmesiyle müzakerelerde ilerleme sağlandı. Ateşkesin uygulanması, İsrail güçlerinin kademeli olarak çekilmesi, esir takasının güvence altına alınması ve Gazze Şeridi’nin yeniden imarı konusunda, tüm aşamaların uygulanmasına ilişkin açık bir yol haritasını içeren bir anlaşmaya varıldı. Anlaşma 19 Ocak’ta yürürlüğe girdi. Esir takası başladı, yerinden edilen Filistinliler Gazze’nin güneyinden kuzeyine dönmeye başladı ve İsrail güçleri üzerinde mutabık kalınan bazı bölgelerden kademeli olarak çekildi.
Ancak İsrail, geçtiğimiz 18 Mart’ta Gazze Şeridi’ne yönelik savaşı yeniden başlattı ve tek gecede 120’den fazla Filistinliyi öldürdü. Bu saldırı, İsrail’in sınır kapılarını kapatmasından ve Netanyahu hükümetinin savaşın tamamen sona erdirilmesine yönelik bir sonraki aşamaya geçmekten geri adım atmasının ardından, Netzarim Koridoru’nun doğu bölümünü ani bir şekilde yeniden işgal etmesinden günler sonra gerçekleşti. Hamas ise esir takası aşamasının uzatılmasını reddetmişti.
Mısır, Katar ve Türkiye’nin yürüttüğü arabuluculuk çabaları ve ABD’nin desteği sonucunda, 2025 yılının eylül ayının sonu ile ekim ayının başında yeni bir anlaşmaya varıldı. Bu anlaşma, Trump’ın 20 maddelik planı çerçevesinde hazırlandı ve savaşın tamamen sona erdirilmesini öngören aşamaların uygulanmasını kapsıyordu. Bu kapsamda esir takası gerçekleştirildi, üzerinde mutabık kalınan planlar doğrultusunda İsrail güçlerinin kademeli olarak çekilmesine başlandı, sınır kapıları açıldı ve Gazze’ye insani yardım girişine izin verildi. Ancak İsrail bu süreçte çeşitli gerekçelerle çok sayıda ihlalde bulundu ve suikastlar gerçekleştirdi.

Bundan aylar sonra arabulucular, ikinci aşamaya geçilmesi ve birinci aşamadan geriye kalan maddelerin uygulanmasının güvence altına alınması amacıyla tarafların tutumlarını birbirine yaklaştırmak için yeniden devreye girdi. Bu çabalar, Trump’ın planında oluşturulması öngörülen ve Gazze’deki anlaşmayı destekleyecek Barış Kurulu’nun da desteğiyle yürütüldü. Amaç, Filistinli grupların silahlarını bırakmasını güvence altına alacak ve Gazze’de yeni bir dönemin başlamasını sağlayacak bir süreci hayata geçirmekti. Son dönemde varılan anlaşmayla da silahların sınırlandırılması konusunda mutabakata varıldı.
Başarısız olanların yanı sıra başarıya ulaşan ateşkesler boyunca binlerce Filistinli hayatını kaybetti. 7 Ekim 2023’ten bugüne kadar ölen Filistinlilerin sayısı 73 bin 384’ü, yaralananların sayısı ise 174 bini aştı. Gazze Şeridi’nin geniş kesimleri de büyük bir yıkıma uğradı.