Suriye'ye yeni bir Rus büyükelçi: Sovyet ihtişamını geri kazanma girişimi

Gözlemciler, Moskova'nın Şam'ın Doğu Akdeniz jeopolitik haritasındaki konumunun önemini bildiğini değerlendiriyor

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Moskova'yı iki kez ziyaret etti ve bu ziyaretlerde Putin ile görüştü (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Moskova'yı iki kez ziyaret etti ve bu ziyaretlerde Putin ile görüştü (Reuters)
TT

Suriye'ye yeni bir Rus büyükelçi: Sovyet ihtişamını geri kazanma girişimi

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Moskova'yı iki kez ziyaret etti ve bu ziyaretlerde Putin ile görüştü (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Moskova'yı iki kez ziyaret etti ve bu ziyaretlerde Putin ile görüştü (Reuters)

Rüstem Mahmud

Rus diplomat Dmitri Nikolayeviç Dogadkin, 2013 yılında Beşşar Esed rejimi güçleri ile muhalefet arasında silahlı çatışmanın alevlenmesiyle Suriye’nin başkenti Şam’dan ayrılmasının ardından, şimdi büyükelçi olarak geri döndü. Siyasi ve diplomatik çevrelere göre atanma kararı, Kremlin'in yeni Suriye ile ilişkileri güçlendirme çabasını yansıtıyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dogadkin'i yeni büyükelçi olarak atayan bir kararname yayımlarken, Putin’in Suriye ile ilişkilerin geliştirilmesinden sorumlu özel temsilcisi Aleksandr Yefimov'u görevden aldı. Şam'daki siyasetçiler, hassasiyeti son derece yüksek bir dönemde, çarların kendi ülkelerinin çıkarları doğrultusunda geçmiş yılların acımasız çatışmasını göz ardı ederek oyunun iplerini ele almaya çalıştığı bir sırada, böyle bir karara sırt çeviremez. Moskova, ‘dünün düşmanı bugünün dostudur’ ilkesi doğrultusunda yeni Suriye ile modern bir strateji benimsiyor.

Rusya’nın gözü hâlâ Akdeniz'in ılık sularına dikilmiş halde ve Rusya, kendisine denizin doğusunda bir dayanak noktası ayırmayı başardı; bununla birlikte Lazkiye kırsalında en büyük deniz ve hava askeri üslerini kurarak kaçırılmayacak bir fırsat elde etti.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Putin’in, savaşın en şiddetli olduğu dönemde Rus siyasetinin şahinlerini göndermesinin, Rusya’nın varlığının askeri boyuta dönüşmesinin ve Esed güçlerinin, yarım yüzyıl süren bir ailenin iktidarını pekiştirmek amacıyla silah ve teçhizatla desteklenmesinin ardından, bu diplomatı yeniden Suriye dosyasına döndürmesi şaşırtıcı değil.

Savaşın anıları

Suriye’nin hafızası, 2015 yılında sahada doğrudan müdahalesinin başlamasından sonraki 11 buçuk yıl boyunca Rusya ordusuyla acı dolu anılar taşıyor. Rusya’nın gözü hâlâ Akdeniz'in ılık sularına dikilmiş halde ve Rusya, kendisine denizin doğusunda bir dayanak noktası ayırmayı başardı. Bununla birlikte Suriye'nin batısındaki Lazkiye kırsalında en büyük deniz ve hava askeri üslerini (Hmeymim Askeri Üssü) kurarak kaçırılmayacak bir fırsat elde etti. Bu mekân, Suriyelilerin zihninde silinmez bir yer edindi. Zira bu üsten kalkan uçaklar, ülkenin kuzeyindeki Suriye muhalefetinin mevzilerini bombalamıştı.

Buna karşılık, yeni kurulan hükümetiyle Şam, Suriye'nin en önemlisi Sovyet kampı olmak üzere tek bir ilişkiler yelpazesine bağımlı olarak on yıllar geçirmesinin ardından, dış ilişkilerinin çemberini genişletmeye ve özellikle ABD olmak üzere Batı kampıyla düşmanlık halini sona erdirmeye çalışıyor. Bu nedenle Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara hükümeti, bu ilişkiyi düzenlemeye ve yeniden çerçevesini çizmeye çalışıyor.

Diplomatik dosya

Suriye devriminin en sert muhalif gruplarından Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) liderliğini üstlenmiş olan Şara'nın, Kremlin'i iki kez ziyaret etmesi ve eski en büyük düşmanlarıyla yeni bir sayfa açmaya çalışmasına rağmen, Suriye, buna ihtiyaç duymasına rağmen petrol tedarikini azaltmak da dahil olmak üzere Rus nüfuzunu sınırlamaya çalışıyor. Zira Suriye petrol üretimi hâlâ kırılgan ve petrol kuyularının yeniden tahkim edilmesi gerekiyor; buna ek olarak Suriye sahilleri açığında petrol arama konusunda Amerikan ve Katarlı şirketlerle anlaşmalar imzalandı.

Rusya’nın yeni Şam Büyükelçi Dogadkin'e dönecek olursak, Dogadkin, Moskova Devlet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü mezunu. 1990 yılında diplomatik kadroda göreve başladı ve Arapçayı çok iyi düzeyde konuşuyor. Bunun yanı sıra İngilizce de biliyor. Suriye'deki görevinin sona ermesinin ardından, 2017 yılında Umman Sultanlığı, ardından 2021'de Katar büyükelçiliği görevini üstlendi; diplomatik görevinin sona ermesinin ardından Doha, iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesindeki rolüne takdirle ‘Vecbe’ nişanını verdi.

Bu arada, Rus siyaseti alanında akademik araştırmacı Dr. Samer Osman, yeni bir Rus büyükelçinin Suriye'ye gönderilme zamanlamasına dair yaptığı açıklamada, bunun “Moskova’nın, varlığını herhangi bir siyasi rejime veya yönetim dönemine bağlı kılmayan politikasıyla ilişkili olduğunu, aksine Rusya'ya ılık sular ve Doğu Akdeniz üzerinde varlık kazandıran, kendisini Ortadoğu denklemlerinin merkezine yerleştiren stratejik bir konumla bağlantılı olduğunu, hükümetlerin değiştiğini, ancak büyük devletlerin coğrafi ve stratejik çıkarlarının kalıcı olduğunu’ değerlendiriyor.

Dr. Osman, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Rusya’nın yeni bir büyükelçi atanmasını, bugün Şam'da bulunan iktidara yönelik bir tutum olarak değil, Suriye coğrafyasındaki Rus çıkarlarının istikrarının bir teyidi olarak okumamız gerekiyor.”

Sivil havacılık harekete geçiyor

Bu yeni tabloya ve Suriye-Rusya ilişkisindeki hızlanan hareketliliğe karşılık, sivil havacılığın yeniden faal hale getirilmesine yönelik bir hareketlilik ortaya çıktı. Suriye Sivil Havacılık ve Hava Taşımacılığı Genel Otoritesi, bu ayın 16'sından itibaren Şam ile Moskova arasında doğrudan ve düzenli uçuşların yeniden başlatılacağını açıkladı. Gözlemcilere göre, havacılık hareketliliğinin başlaması, bağın ve iletişimin artması, siyasi ilişkilerin beklenenden daha ileri bir düzeye yükseltilmesi anlamına geliyor.

scdvfgbh

Dr. Osman, Independent Arabia'ya yaptığı açıklamada, yaşananları, Rusya'nın varlık ve iletişim kanallarını korumaya yönelik bir girişim olarak yorumlasa da meselenin özünün Şam'daki geçici otoriteyle ilişkinin niteliği olduğunu düşünmüyor, çünkü Moskova, Suriye'yi kişilere veya geçici otoritelere bağlı bir ilişki olarak değil, Ortadoğu'daki stratejisinin bir parçası olarak görüyor.

Dr. Osman, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Hava hatlarının açılması ve diplomatik varlık, Rus sürekliliğini pekiştirmek ve başka güçlere stratejik bir boşluk bırakmamak için birer araç niteliği taşıyor. Bu nedenle Moskova'nın Suriye'de uzun vadede varlığını sürdürmeye devam edeceğini öngörüyorum; bu varlığın araçları ve boyutu değişebilir, ancak Kremlin'in hesaplarında jeopolitik önem, oradaki herhangi bir iktidarın ömründen daha büyük olmaya devam edecek."

Yabancılaşmanın sona ermesi

Tüm bunlarla birlikte, Suriye'deki yeni dönem ile Rusya arasındaki ilişkiler, Beşşar Esed rejiminin 8 Aralık 2024 tarihinde düşmesinin ardından, hem kendisinin hem de babası Hafız Esed’in (1970-2024) iktidara gelmesinden Beşşar'ın kaçışına kadar müttefiki olan bu devletle bir yabancılaşma dönemine girileceğine dair tüm beklentileri boşa çıkaracak hızlı bir gelişim gösteriyor. Öyle ki Şam ve Moskova, iki ülkenin savunma bakanlıkları arasında karşılıklı askeri heyet ziyaretlerine tanık oldu.

Rusya dosyasını takip edenler, Suriye ordusunun geniş çaplı yıkımı ve stratejik kapasitesinin yüzde 80'inden fazlasını -bunların arasında savunma platformları ve uzun menzilli füzeler de bulunuyor- bombalayan, ülkenin güneyinde konuşlu piyade birimleri ve seçkin güçleri tahrip eden İsrail ordusu tarafından kapasitesinin ezilmesi ışığında, Suriye'nin Moskova'ya bugün duyduğu ihtiyacın arttığını değerlendiriyor. Avrupa ve ABD'nin Suriyelilere yeni silahlarla destek verme konusundaki isteksizliği, onları savaş uçakları için yedek parça ve uygun işletim sistemleri elde etmek amacıyla yeniden Ruslara yönelmeye itebilir.

Gözlemciler, siyasi, ekonomik ve askeri ilişkiler, kendi ülkelerinin soğuk atmosferinden etkilenen Rusya’nın coşkusuyla ilerlese de kültürel ilişkilerin yeni bir kültürel normalleşmeye doğru ilerlediğine dikkat çekiyor. Son gelişmelerden biri olarak ‘Rus Evi’ olarak adlandırılan Rusya kültür Merkezi’nin Şam'daki faaliyetlerinin yeniden başlatılmasına ilişkin bir anlaşma açıklandı. Bu gelişme, halk düzeyinde iletişimin yeniden canlandırılması olarak okunabilir. Çünkü Rusya, on yıllar boyunca Suriyeli gençleri akademik eğitim almak üzere üniversitelerine gönderme konusunda önemli bir rol oynadı ve merkezin yeniden açılmasıyla birlikte tüm alanlarda ilişkilerde denge yeniden sağlanacak.



Fas’ta Asalet ve Çağdaşlık Partisi, milletvekili seçimlerinde ilk sırada

Rabat’ta milletvekili seçimleri sırasında bir oy verme merkezi (AP)
Rabat’ta milletvekili seçimleri sırasında bir oy verme merkezi (AP)
TT

Fas’ta Asalet ve Çağdaşlık Partisi, milletvekili seçimlerinde ilk sırada

Rabat’ta milletvekili seçimleri sırasında bir oy verme merkezi (AP)
Rabat’ta milletvekili seçimleri sırasında bir oy verme merkezi (AP)

Fas’ta dün düzenlenen milletvekili seçimlerinde, görev süresi sona eren hükümette yer alan Asalet ve Çağdaşlık Partisi (PAM) 97 sandalye kazanarak ilk sırada yer aldı. İçişleri Bakanı Abdülvafi Leftit’in bu sabah açıkladığı geçici sonuçlara göre, mevcut hükümet koalisyonunun lideri Ulusal Bağımsızlar Birliği (RNI) 66 sandalyeyle ikinci, hükümet çoğunluğunun ortağı İstiklal Partisi 65 sandalyeyle üçüncü oldu. Muhalefetteki İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi (PJD) ise 54 sandalyeyle dördüncü sırada yer aldı.

Faslı seçmenler dün, 2030 FIFA Dünya Kupası’na ev sahipliği hazırlıkları kapsamında 20 milyar dolarlık planın son aşamalarını yürütecek hükümetin yapısını belirleyecek parlamento seçimleri için sandık başına gitti. Seçimlerin,  ekonomik kazanımların ülkedeki gelecekleri konusunda hayal kırıklığı yaşayan gençlere yönlendirilmesine ilişkin projelerin kaderini belirlemesi bekleniyor.

İçişleri Bakanlığı, yerel saatle 19.00’da sandıkların kapanmasının ardından yaptığı açıklamada, katılım oranının yüzde 38,02 olduğunu bildirdi ve “oy verme işleminin krallığın bütün bölgelerinde normal koşullarda gerçekleştiğini” belirtti. Geçici sonuçlar genellikle seçimlerin ertesi günü açıklanıyor.

Rabat’taki bir oy verme merkezinde oy kullanan bir kadın (AP)
Rabat’taki bir oy verme merkezinde oy kullanan bir kadın (AP)

Seçimlerin Fas’taki güç dengelerinde köklü bir değişikliğe yol açması beklenmiyor. Zira kral, siyasi yönelimlerin yanı sıra, savunma ve dış politika alanlarında geniş yetkilere sahip.

Bununla birlikte, yeni Temsilciler Meclisi’nin gençler arasındaki hoşnutsuzluğun giderilmesine odaklanan girişimleri hayata geçirmesi gerekecek. Bu hoşnutsuzluk, toplu halde İspanya’ya bağlı Ceuta (Sebte) özerk bölgesine geçme girişiminde ve geçen yıl çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği, Z Kuşağı öncülüğündeki protestolarda kendini göstermişti.

Mevcut hükümet, ikisi kraliyet sarayına yakın isimler tarafından kurulan üç partiden oluşuyor. Bu partiler, 2011’deki Arap Baharı protestolarının ardından iktidara gelen ılımlı İslamcı bir partinin yerini aldı.

Söz konusu protestolar, seçilmiş parlamentoya daha geniş yetkiler verilmesini sağlamıştı. Ancak kral daha sonra dış politika ve İçişleri Bakanlığı gibi alanlarda kontrolünü yeniden sağladı.

2011’de kabul edilen Anayasa uyarınca kral, 395 sandalyeli parlamentoda en fazla sandalyeyi kazanan partinin liderini başbakan olarak atıyor.

Başbakan daha sonra hükümet koalisyonunu oluşturmak üzere istişarelerde bulunuyor ve bakanların listesini kralın onayına sunuyor.

Fas’ta oy kullanma yaşındaki kişi sayısı yaklaşık 27 milyon. Ancak seçmen kütüklerine kayıtlı kişi sayısı 15,8 milyonda kalıyor. Bu sayı, 2021 seçimlerine kıyasla yaklaşık yüzde 12’lik düşüş anlamına geliyor.

Fas’ın başkenti Rabat’ta bir oy verme merkezinde oy kullanan bir seçmen (EPA)
Fas’ın başkenti Rabat’ta bir oy verme merkezinde oy kullanan bir seçmen (EPA)

Rabat’ın merkezindeki yoksul mahallede bulunan bir okulda kurulan sandıkta oy kullanmaya gelen 46 yaşındaki Naima Misbahi, “Değişim ve kendimizle çocuklarımız için daha iyi bir gelecek umuduyla her zaman sandık başına gidiyorum. Acilen istediğimiz şey sağlık ve eğitim sistemlerinde reform yapılması” dedi.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre Rabat’ın lüks Agdal semtinde 27 yaşındaki Lamia Hasni ise “Doğru, gelecek hükümetin önünde başta sağlık ve eğitim sistemlerinin reformu ile fiyatların düşürülmesi olmak üzere büyük zorluklar olacak. Ancak oy verme sürecine katılmak önemli; böylece oylarla oynayabilecek kişilere kapıyı açık bırakmamış oluruz” diye konuştu.

Bazı seçmenlerde ise büyük bir hayal kırıklığı hâkim. Buna rağmen koşulların az da olsa iyileşmesini umuyorlar.

Tam adının yayımlanmasını istemeyen bir genç olan Tevfik, sandık merkezinden çıkarken “Gelecek hükümetin Faslıların yaşamında gerçekten bir şeyi değiştirebileceğine dair inancım yok. Çünkü halkların kaderini belirleyen başka iç ve dış faktörler de var” dedi.

Oy kullanırken parmaklarına bulaşan mürekkebi gidermek için ellerini ovuşturan Tevfik, “Ama gelecek hükümetin Faslıların yaşam koşullarını en azından biraz olsun iyileştirmesini umuyorum” diye belirtti.

Harcama planları

Mevcut parlamentodaki en büyük iki parti olan Ulusal Bağımsızlar Birliği (RNI) ile Asalet ve Çağdaşlık Partisi (PAM), önümüzdeki beş yıllık yasama döneminde yaklaşık 1 milyon istihdam yaratma sözü verdi. Partiler ayrıca konut, ücretler ve hastanelerde iyileştirme vaatlerinde bulundu.

İki parti hâlihazırda koalisyon hükümetinde birlikte yer alıyor. Ancak seçim kampanyası sırasında gıda fiyatlarındaki artışın önlenememesi ve diğer politika eksiklikleri konusunda birbirlerini suçladılar.

Bu anlaşmazlıklar nedeniyle PAM yöneticileri, seçimlerde birinci çıkması halinde RNI ile yeniden koalisyon kurmayacağını açıkladı.

2021’den bu yana hükümete başbakanlık eden milyarder iş insanı Aziz Ahnuş ise bu kez aday olmayacak. Ahnuş, bu yıl RNI liderliğinden de istifa etti.

Fas Kraliyet Futbol Federasyonu Başkanı ve Ekonomi ve Maliye Bakanlığı’nda bütçeden sorumlu bakan yardımcısı Fouzi Lekjaa, seçimlerden birkaç hafta önce PAM yönetimine katıldı. Lekjaa, 2030 FIFA Dünya Kupası’nın organizasyon komitesine başkanlık ediyor.

Fas, İspanya ve Portekiz ile birlikte ev sahipliği yapacağı 2030 Dünya Kupası öncesinde stadyumlar, demiryolları ve diğer altyapı projelerine büyük yatırımlar yapıyor. Ülke ayrıca 2035’e kadar kişi başına düşen ekonomik üretimi iki katına çıkarmayı hedefliyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF), planlanan harcamaların yaklaşık 190 milyar dirhem, yani yaklaşık 20 milyar dolar olduğunu tahmin ediyor. Bu tutar, Fas’ın 2024 yılındaki gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 12’sine denk geliyor.

Seçimlerde yarışan diğer partiler arasında, iktidar koalisyonunun ortağı olan muhafazakâr milliyetçi İstiklal Partisi, önceki seçimlerde ağır bir yenilgi alan İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi ile çeşitli sol partiler bulunuyor.


Bağdat ve Ankara, Türkiye’nin Kuzey Irak’taki bir askeri üssü devretmesi konusunda anlaştı

Ez-Zeydi ve Erdoğan, New York’ta görüştü (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)
Ez-Zeydi ve Erdoğan, New York’ta görüştü (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)
TT

Bağdat ve Ankara, Türkiye’nin Kuzey Irak’taki bir askeri üssü devretmesi konusunda anlaştı

Ez-Zeydi ve Erdoğan, New York’ta görüştü (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)
Ez-Zeydi ve Erdoğan, New York’ta görüştü (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)

Türkiye ve Irak, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kuzey Irak’taki bir askeri kampı kademeli olarak Irak hükümetine devretmesi konusunda anlaşmaya varıldığını açıkladı. New York’ta gerçekleştirilen görüşmelerin ardından dün yapılan açıklamada, iki tarafın ayrıca Kuzey Irak’taki “yasa dışı silahlı unsurların” varlığına son verilmesi konusunda da mutabakata vardığı belirtildi.

Irak Başbakanı Ali Zeydi ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında New York’ta gerçekleştirdiği görüşmenin ardından iki ülke, güvenlik alanındaki iş birliğini güçlendirme konusunda anlaştıklarını ortak bir bildiriyle duyurdu.

Ortak bildiride, iki tarafın “Irak devletinin Sincar üzerindeki egemenliğinin tamamen tesis edilmesi ve yasaklı silahlı yabancı unsurların varlığına son verilmesi” konusunda mutabakata vardığı belirtildi. Açıklamada, Kuzey Irak’taki Sincar dağlık bölgesinde konuşlanan bazı Kürt silahlı gruplara atıfta bulunuldu.

Türkiye, yasa dışı PKK mensuplarının silah bırakmasını ve onlarca yıldır devam eden çatışmanın sona ermesini hedefleyen bir barış sürecini sürdürüyor.

Bildiride, “Irak’ın güvenlik alanında attığı adımlar doğrultusunda kaydedilen ilerleme çerçevesinde, Türk Silahlı Kuvvetleri, üzerinde mutabakata varılan mekanizma ve takvim uyarınca Başika-Zelikan Kampı’nı Irak Federal Hükümeti’ne kademeli olarak devredecektir” ifadelerine yer verildi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre söz konusu tesis, Kuzey Irak’ta Musul yakınlarında bulunuyor.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi Iraklı bir askeri yetkili, Türk güçlerinin Başika Kampı ve Musul yakınlarındaki daha küçük bir başka üsten kademeli olarak çekilmesinin bu yıl sonuna kadar tamamlanmasının beklendiğini söyledi. Türkiye’den söz konusu takvime ilişkin henüz bir açıklama gelmedi.

Ankara, 2015 yılında Musul yakınlarına asker konuşlandırmış ve bu adımın, 2014’te Musul’u ele geçiren DEAŞ’a karşı savaşmaya hazırlanan Irak güçleri ile Sünni Arap, Türkmen ve Kürtlerden oluşan yerel savaşçılara eğitim vermek ve onları korumak amacı taşıdığını açıklamıştı.

Söz konusu konuşlanma, askerlerin çekilmesini talep eden Bağdat ile Ankara arasında anlaşmazlığa yol açmıştı. Ankara ise DEAŞ’la mücadele kapsamında yürütülen eğitim misyonunu desteklediğini savunmuştu. Türkiye, bölgede halen birkaç askeri üs bulunduruyor ve bunların ulusal güvenliğini korumayı amaçladığını belirtiyor.

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, bu adımı memnuniyetle karşıladı. Barrack, gelişmenin “hem Irak’ın egemenliğinin hem de Türkiye’nin güvenliğinin yararına” olduğunu söyledi.

Ortak bildiride, iki tarafın ikili ilişkiler ve ticaret hacmini de ele aldığı, daha önce imzalanan anlaşmaların bir an önce uygulanması ve “ortak stratejik projelerin” hayata geçirilme sürecinin hızlandırılması gerektiği konusunda mutabık kaldığı belirtildi.


Küresel gözlemevi: Binlerce Somalili yerinden edilmiş kişi yıl sonuna kadar açlıkla karşı karşıya kalabilir

Yetersiz beslenmeden muzdarip bir çocuk, 14 Mayıs 2025’te Somali’nin başkenti Mogadişu’daki Benadir Hastanesi’nde tedavi görüyor (AP)
Yetersiz beslenmeden muzdarip bir çocuk, 14 Mayıs 2025’te Somali’nin başkenti Mogadişu’daki Benadir Hastanesi’nde tedavi görüyor (AP)
TT

Küresel gözlemevi: Binlerce Somalili yerinden edilmiş kişi yıl sonuna kadar açlıkla karşı karşıya kalabilir

Yetersiz beslenmeden muzdarip bir çocuk, 14 Mayıs 2025’te Somali’nin başkenti Mogadişu’daki Benadir Hastanesi’nde tedavi görüyor (AP)
Yetersiz beslenmeden muzdarip bir çocuk, 14 Mayıs 2025’te Somali’nin başkenti Mogadişu’daki Benadir Hastanesi’nde tedavi görüyor (AP)

“Küresel Açlık Gözlemevi” olarak da bilinen Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC), dün Somali’nin güneybatısındaki binlerce yerinden edilmiş kişinin ekim-aralık ayları arasında kıtlıkla karşı karşıya kalabileceğini açıkladı. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre El Niño’nun beklenenden daha şiddetli sellere yol açması ve insani yardımların yetersiz kalması durumunda bu riskin gerçekleşebileceği belirtildi.

Somali’nin en büyük kentlerinden biri olan Baydhabo’da, çatışmalar ve açlık nedeniyle yerinden edilmiş yüz binlerce kişi yaşıyor.

Bir eşeğin çektiği araba, 16 Eylül 2026’da Mogadişu’da bir cadde boyunca sel sularından geçiyor (Reuters)
Bir eşeğin çektiği araba, 16 Eylül 2026’da Mogadişu’da bir cadde boyunca sel sularından geçiyor (Reuters)

Birleşmiş Milletler kuruluşları, bölgesel kurumlar ve yardım kuruluşlarının ortak girişimi olan gözlemevinin raporunda, Baydhabo’daki yerinden edilmiş kişilerin yüzde 5’inin, yani yaklaşık 26 bin kişinin, ekim-aralık döneminde ciddi açlık ve geçim kaynaklarının çökmesiyle karşı karşıya kalmasının beklendiği belirtildi.

Rapora göre, tekrarlayan kuraklıklar, çatışmalar ve yetersiz yardım nedeniyle analiz kapsamındaki Somali nüfusunun yüzde 26’sına denk gelen 5 milyondan fazla kişi hâlihazırda kriz düzeyinde veya daha kötü seviyede gıda güvensizliği yaşıyor.

Raporda, ekim-aralık döneminde gıda güvensizliği yaşayanların sayısının 5,4 milyona ulaşmasının beklendiği kaydedildi.

Bir çocuk, 16 Eylül 2026’da Mogadişu’da şiddetli yağışların ardından bir cadde boyunca sel sularında ilerliyor (Reuters)
Bir çocuk, 16 Eylül 2026’da Mogadişu’da şiddetli yağışların ardından bir cadde boyunca sel sularında ilerliyor (Reuters)

Buna karşılık, ekim-aralık döneminde gıda yardımının ayda yalnızca 70 bin 400 kişiye ulaştırılmasının beklendiği ve bunun ihtiyaç sahiplerinin sadece yüzde 1,3’üne karşılık geldiği belirtildi.

Tahminlere göre ayrıca, 6 ay ile 5 yaş arasındaki yaklaşık 1,92 milyon çocuğun gelecek haziran ayına kadar akut yetersiz beslenme tedavisine ihtiyaç duyacağı, bunların 433 bininin ağır vakalardan oluşacağı öngörülüyor.

Somali, son olarak 2011’de kıtlık yaşamış ve yaklaşık 250 bin kişi hayatını kaybetmişti. Ülke, 2017 ve 2022 yıllarında da yeniden kıtlık yaşamanın eşiğine gelmişti.