İsrail, Batı Şeria’da gerilimi artırmaya devam ediyor… Baskınlar, gözaltılar ve yıkımlar

Smotrich, bu adımdan ‘gurur duyduğunu’ belirterek, yerleşimlerin güçlendirilmesi için bunun ‘gerekli’ olduğunu söyledi

(foto altı) İşgal altındaki Batı Şeria’nın Beytüllahim kenti yakınlarında İsrail araçlarının bir binayı yıkmasının ardından meydana gelen hasarı inceleyen Filistinli bir adam (Reuters)
(foto altı) İşgal altındaki Batı Şeria’nın Beytüllahim kenti yakınlarında İsrail araçlarının bir binayı yıkmasının ardından meydana gelen hasarı inceleyen Filistinli bir adam (Reuters)
TT

İsrail, Batı Şeria’da gerilimi artırmaya devam ediyor… Baskınlar, gözaltılar ve yıkımlar

(foto altı) İşgal altındaki Batı Şeria’nın Beytüllahim kenti yakınlarında İsrail araçlarının bir binayı yıkmasının ardından meydana gelen hasarı inceleyen Filistinli bir adam (Reuters)
(foto altı) İşgal altındaki Batı Şeria’nın Beytüllahim kenti yakınlarında İsrail araçlarının bir binayı yıkmasının ardından meydana gelen hasarı inceleyen Filistinli bir adam (Reuters)

İsrail, Batı Şeria’da dördüncü haftasına giren tırmanışı sürdürürken, ordu dün çok sayıda bölgeye baskın düzenledi. Baskınlarda aramalar ve saha soruşturmaları gerçekleştirilirken, çok sayıda Filistinli gözaltına alındı, çok sayıda ev ve yapı yıkıldı. Yahudi yerleşimciler de farklı bölgelerde saldırılarını sürdürdü.

İsrail ordusu, geçen ayın sonlarından bu yana kuşatma altında bulunan Nablus’a baskın düzenleyerek kentin doğu kesimi ile Balata Mülteci Kampı’na girdi. Baskınlar çatışmalara ve gözaltılara yol açtı. Ordu ayrıca Cenin’e bağlı el-Yamun, Sile el-Harisiyye ve Arrabe beldelerine baskınlar düzenleyerek çok sayıda Filistinliyi gözaltına aldı. Bölgedeki başka köyler de baskınların hedefi oldu.

Cenin ve Nablus’un yanı sıra İsrail ordusu Ramallah ve el-Bire kentlerine de baskın düzenledi ve aralarında bir gazetecinin de bulunduğu üç Filistinliyi gözaltına aldı. Beytüllahim, El-Halil ve Tulkerim de baskınlardan etkilendi.

İsrail ordusu, Batı Şeria kentlerine neredeyse her gün baskın düzenliyor. Ancak geçen ayın 24’ünde bölgede operasyon başlatmasının ardından baskınların yoğunluğu arttı. Operasyon, Nablus yakınlarındaki Tel beldesinde yerleşimcilerin düzenlediği bir saldırının ardından çıkan çatışmaların sonrasında başlatılmıştı. Söz konusu çatışmalarda dört Filistinli ile iki İsrail askeri hayatını kaybetmişti.

sdfrgth
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinin batısındaki Tel kasabasında bir evin yıkılmasının ardından yükselen duman, 11 Ağustos 2026 (DPA)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geniş çaplı operasyon düzenlenmesi talimatı verdi. Ordu, Batı Şeria’nın bağlantısını keserek kentleri, beldeleri ve köyleri kontrol noktaları, bariyerler ve çeşitli kısıtlayıcı uygulamalarla kuşatmasının ardından bir dizi baskın gerçekleştirdi, onlarca Filistinliyi gözaltına aldı ve çok sayıda evi yıktı.

Cenin’de 27 yapı yıkıldı

Kentlere, mülteci kamplarına ve köylere yönelik baskınlarını ve Filistinlilerin gözaltına alınmasını sürdüren İsrail ordusu dün ev ve yapı yıkımlarını da yoğunlaştırdı. Ordu, Cenin’in doğusundaki bölgeye baskın düzenleyip bölgeye ulaşan yolları kapattıktan sonra 27 yapıyı yıktı.

Aba Köy Meclisi Başkanı Burhan Azmuti, Filistin resmi haber ajansı WAFA’ya yaptığı açıklamada, İsrail güçlerinin yapıların ruhsatsız olduğu gerekçesiyle yıkıma başladığını söyledi. Azmuti, söz konusu yapıların bulunduğu arazilerin tapu kayıtlarıyla sahiplerine ait olduğunu belirtti.

vdfghyj
Filistinli bir adam, salı günü Nablus yakınlarındaki Tel kasabasında İsrail güçleri tarafından yıkılan bir eve bakıyor. (Reuters)

İsrail ordusu yaklaşık 10 gün önce bölgede bulunan 40’a yakın yapının yıkılacağına dair tebligatta bulunmuştu. Bu durum, bölgede yeni yıkımlar gerçekleştirilebileceğine ilişkin endişeleri artırdı.

Ev ve yapıların yıkılması, İsrail’in Batı Şeria’da uzun süredir uyguladığı cezalandırma politikalarının bir parçasını oluşturuyor. Uygulama, İsrail içinde dahi etkinliği konusunda tartışmalara yol açıyor. Yıkımlar genellikle saldırı düzenleyen Filistinlilere veya ailelerine misilleme amacıyla ya da ruhsatsız ve yasa dışı yapılaşma gerekçesiyle gerçekleştiriliyor. Bazı yıkımlar ise arazilerin niteliği ve sınıflandırmasına ilişkin gerekçelere dayandırılıyor.

Smotrich: Gerekli bir adım

İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich dün yaptığı açıklamada, Batı Şeria’nın kuzeyindeki yıkım operasyonlarının bölgede yerleşim faaliyetlerini yeniden başlatmayı amaçladığını söyledi. Smotrich, X hesabından yaptığı paylaşımda, “Batı Şeria’nın kuzeyindeki yerleşimleri tehdit eden yasa dışı yapıların yıkılması, yerleşim faaliyetlerini ve İsrail devleti için koruyucu bir duvar oluşturan güvenliği güçlendirmek açısından gerekli bir adımdır” ifadesini kullandı.

fgthy
Aşırı sağcı İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Batı Şeria’daki yerleşim genişlemesini gösteren bir haritayı inceliyor. (Arşiv – AFP)

Yıkım operasyonları dün Batı Şeria’nın güneyindeki El-Halil kentinde içinde insanların yaşadığı bir evi de kapsadı.

Evin sahibi Hikem ez-Zuru, 300 metrekarelik iki katlı evinin herhangi bir gerekçe gösterilmeden ve önceden bildirimde bulunulmadan yıkıldığını söyledi. Zuru, 70 yılı aşkın süredir ayakta olan evin yıkılacağını, ekiplerin çalışmaya başlamasıyla öğrendiğini belirtti.

İsrail ordusu ayrıca Beytüllahim’in güneyindeki el-Masara köyünde üç katlı bir evi yıktı.

Yıkım operasyonları son birkaç haftada yoğunlaştı.

Resmi bir kurum olan Filistin Duvar ve Yerleşim Direniş Komisyonu’nun verilerine göre, İsrail güçleri temmuz ayında 80 yıkım operasyonu gerçekleştirdi. Operasyonlarda 165 yapı yıkılırken bunların 80’ini içinde insanların yaşadığı evler, 8’ini boş evler, 63’ünü tarımsal yapılar ve 11’ini geçim kaynakları oluşturan işletmeler oluşturdu.

Yıkım sürecinden sorumlu Sivil İdare’nin başındaki Smotrich, Batı Şeria’nın İsrail devletinin ayrılmaz bir parçası olduğunu savunuyor. Filistin yönetimi ise İsrail’in Batı Şeria’yı ilhak etmek ve Filistin yönetiminin varlığını zayıflatmak istediğini belirtiyor.

BM uyarısı

Birleşmiş Milletler (BM) yetkilileri, salı günü işgal altındaki Batı Şeria’daki durumun ‘tehlikeli bir dönüm noktasına’ ulaştığı uyarısında bulundu.

BM Ortadoğu Barış Süreci Özel Koordinatör Yardımcısı Ramiz Alakbarov, BM Güvenlik Konseyi’ne verdiği brifingde, İsrail işgalinin derinleşmesinin “Filistin yönetimini çöküşün eşiğine getirdiğini, bağımsız, yaşayabilir ve egemen bir Filistin devletinin kurulması ihtimalini zayıflattığını” söyledi.

dfghjuk
Batı Şeria’nın Beytüllahim kenti yakınlarında bir binanın yıkılması sonucu ortaya çıkan yıkımı inceleyen Filistinliler, 12 Ağustos 2026 (Reuters)

İsrail merkezli Peace Now (Şimdi Barış) hareketi ise Netanyahu hükümetini, Batı Şeria’da Filistin yönetimini devirmek ve 33 yıl önce imzalanan Oslo Anlaşması’ndan kurtulmak amacıyla sistematik bir politika yürütmekle suçladı. Örgüt, İsrail hükümetinin ateşle oynadığını, Filistin yönetimini fiilen dağıtmaya ve Batı Şeria’yı resmen ilan etmeksizin ilhak etmeye başladığını belirtti.

İsrail medyasının salı günü ayrıntılarını yayımladığı rapora Smotrich’ten de yanıt geldi. Smotrich, söz konusu raporun ‘İsrail hükümetinin başarılarının bir kanıtı’ olduğunu savunarak, “Ülkenin kalbinde bir Filistin devletinin kurulmasını engellemek için öncülük ettiğim yerleşim devrimiyle gurur duyuyorum. Bu sadece başlangıç” ifadelerini kullandı.



Yemen yönetimi öncelikleri yeniden belirleyerek inisiyatifi ele almaya çalışıyor

Yemen yönetimi öncelikleri yeniden belirleyerek inisiyatifi ele almaya çalışıyor
TT

Yemen yönetimi öncelikleri yeniden belirleyerek inisiyatifi ele almaya çalışıyor

Yemen yönetimi öncelikleri yeniden belirleyerek inisiyatifi ele almaya çalışıyor

Yemen yönetimi, hükümet güçlerinin batı kıyısında geniş bir bölgedeki mevzilerini Husilere kaptırmasının ardından önceliklerini yeniden belirlemeye çalışıyor. Husiler, 3-11 Eylül tarihleri arasında düzenledikleri saldırıda Hays, el-Huha ve el-Muha ile limanını ele geçirerek Kızıldeniz'in güneyindeki Bab el-Mendeb Boğazı, Meyyun Adası ve Yemen'e ait diğer adalara kadar ilerledi.

Yemen yönetimi, güçlerini yeniden organize etmeyi ve yeniden konuşlandırmayı hedeflerken çatışmaların devam edeceğini ve inisiyatifin yeniden ele geçirileceğini vurguluyor. Hükümet kaynakları, bazı askerlerin Marib'e intikal ettiğini ve eş zamanlı olarak yerinden edilenleri karşılamaya yönelik hazırlıkların sürdüğünü belirtti.

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Tarık Salih'in liderliğindeki Ulusal Direniş, İran'ı, Devrim Muhafızları ve bölgedeki müttefikleri aracılığıyla saldırıya doğrudan destek vermek ve operasyonu yönetmekle suçladı. Ulusal Direniş, saldırının Husilerin kıyı boyunca geniş alanları ve mevzileri ele geçirmesiyle sonuçlandığını bildirdi.


Lübnan’da İsrail’in güneydeki patlamalarının sismik etkilerine ilişkin endişe

İsrail saldırısının ardından el-Mansuri kasabasından duman yükseliyor (AP)
İsrail saldırısının ardından el-Mansuri kasabasından duman yükseliyor (AP)
TT

Lübnan’da İsrail’in güneydeki patlamalarının sismik etkilerine ilişkin endişe

İsrail saldırısının ardından el-Mansuri kasabasından duman yükseliyor (AP)
İsrail saldırısının ardından el-Mansuri kasabasından duman yükseliyor (AP)

İsrail’in Lübnan’ın güneyinde art arda gerçekleştirdiği patlamalar artık yalnızca “Hizbullah”a ait tesis ve mevzileri hedef alan askerî operasyonlar olmaktan çıktı. Bu patlamaların ardından, yer altında neler yaşanabileceğine ilişkin soru işaretleri ve endişeler de artmaya başladı.

İsrail’in özellikle yer altındaki tesisleri ve tünelleri hedef aldığı güney Lübnan’daki kasaba ve bölgelerde düzenlediği saldırılarda büyük miktarlarda patlayıcı kullanılıyor. Bu patlamalar, zaman zaman hedef alınan bölgenin çevresinin çok ötesinde hissedilen şok dalgaları ve sarsıntılar oluşturuyor.

Patlamaların tekrarlanmasıyla birlikte, etkilerinin yalnızca yeryüzündeki yıkımla sınırlı kalmayıp bölgede hâlihazırda aktif olan jeolojik katmanları ve fay hatlarını da etkileyebileceğine yönelik endişeler artıyor.

fvghy
Lübnanlılar, güney Lübnan’ın Sur kentinde sahilde vakit geçirirken, İsrail saldırısının hedef aldığı Mansuri kasabasından dumanlar yükseliyor. (Reuters)

Uzmanlara göre bu patlamaların sonuncusu ve en büyüğü, Ali et-Tahir Tepesi içindeki yer altı tesislerini hedef alan saldırıydı. Televizyon ekranlarına ve sosyal medyaya yansıyan görüntülerde tepenin içinden dev alevlerin yükseldiği görülürken, geniş bir alanda yaşayanlar patlamanın neden olduğu sarsıntıları hissetti.

ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu, 4,1 büyüklüğünde bir sarsıntı kaydedildiğini bildirdi.

O gece bölge sakinleri büyük korku yaşadı. Patlama bölgesine yaklaşık 20 kilometre mesafede yaşayan bir kişi yaşananları, “Yer yaklaşık beş saniye boyunca bizimle birlikte sallandı” sözleriyle anlattı. Bu ifade, sarsıntıların hissedildiği alanın ne kadar geniş olduğunu ortaya koyuyor.

Yer altında oluşan ek basınç için daha fazla araştırma gerekiyor

Bu endişeler ışığında, söz konusu patlamaların sonuçlarının ve gelecekte sarsıntı ya da depremlere yol açıp açmayacağının belirlenmesi için daha fazla zaman ve araştırmaya ihtiyaç duyuluyor.

cdfvgt
Güney Lübnan’ın Haniye köyünden görülen İsrail İHA’sı, Mansuri köyündeki evlerin üzerine bırakıp patlatmak üzere bir kutu dolusu patlayıcı taşıyor. (AP)

Ulusal Bilimsel Araştırma Konseyi’ne bağlı Jeofizik Merkezi Müdürü Dr. Marlin el-Bereks de bu görüşü destekliyor. Bereks, “Patlamanın oluşturduğu ve 4,2 büyüklüğündeki bir depremle karşılaştırılabilecek dalgalar gerçekten kaydedildi” dedi.

Ali et-Tahir’deki patlamanın en büyüğü olduğunu, onu Şakif’teki patlamanın izlediğini belirten Bereks, “Büyük çaplı patlamalar yer altında ilave bir basınç oluşturuyor. Bu basınç, faylarda zaten mevcut olan gerilime ekleniyor. Ancak şu aşamada bu basıncın boyutunu belirlemek ya da kayalarda kırılmaya veya sarsıntı ve depremlerin tetiklenmesine yetecek düzeyde olup olmadığını kesin olarak söylemek mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Bereks, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, patlamaların ardından doğal sismik hareketliliğin bilimsel açıdan dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguladı. “Bu aktivitede olağandışı bir değişiklik meydana gelirse, bu endişe gerektiren bir işaret olabilir” diyen Bereks, merkez tarafından şu ana kadar bu patlamalarla ilişkilendirilebilecek olağandışı bir hareketlilik kaydedilmediğini belirtti. Ancak kesin bir değerlendirme yapılabilmesi için daha ayrıntılı veri ve araştırmalara ihtiyaç olduğunu ifade etti.

Tekrarlanan patlamaların etkisine ilişkin endişe

Afet yönetimi ve tıbbı uzman Dr. Cibran Karnauni ise konuya daha kaygı verici bir açıdan yaklaşıyor.

Karnauni, “Ali et-Tahir Tepesi, Yammune Fayı’ndan ayrılan Rum Fayı üzerinde bulunuyor. Bölge aktif faylar içeriyor. Bu nedenle, özellikle büyük miktarlarda patlayıcı kullanılan saldırıların devam ettiği bir ortamda, tekrarlanan patlamaların bu faylar üzerindeki etkisi endişe yaratıyor” dedi.

Lübnan’da çok sayıda sismik fay bulunuyor. Rum Fayı, Lübnan’ın güneyinde yoğunlaşıyor; Cezin’den başlayarak Sayda’nın doğusundaki Rum kasabasına uzanıyor, ardından İklim el-Harub ve Damur yönüne kıvrılarak Hilda ve Beyrut’un Ra’s Beyrut bölgesine kadar ilerliyor. Bazı görüşlere göre fay, kuzeye doğru Akdeniz’e kadar uzanıyor.

dfgthy
İsrail ordusunun kontrolüne geçirdiği ve perşembe gecesi güney Lübnan’ın Nebatiye kenti yakınlarında Hizbullah’a ait tünel ağını patlattığı Ali et-Tahir Tepesi. (AP)

Karnauni, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, “Risk yalnızca patlamanın gerçekleştiği anla sınırlı değil. Asıl sorun, özellikle fay hatlarının yakınındaki bölgelerde patlamaların tekrarlanmasıyla etkilerin zaman içinde birikme ihtimali” değerlendirmesinde bulundu.

Ancak Karnauni, bu operasyonların gerçekten sismik hareketliliği tetikleyip tetikleyemeyeceğinin belirlenmesi için uzmanlaşmış jeolojik ve sismik değerlendirmelere ihtiyaç olduğunu da vurguladı.

Bu patlamaların İsrail’i de olumsuz etkileyip etkilemeyeceği ve sarsıntı veya deprem olasılığını artırıp artırmayacağı sorusuna ise Karnauni şu yanıtı verdi:

“Kesin bir hükme varmak mümkün değil. Ancak İsrailliler patlamaların şok dalgasını kontrol edebilir ve bunun yönünü güneye, yani kuzey İsrail’e değil, Lübnan yönüne çevirebilir.”

Endişeler yalnızca depremlerle sınırlı değil. Karnauni’ye göre derin ve şiddetli patlamalar, kaya katmanları, yer altı suları ve çevredeki kanalizasyon şebekeleri üzerindeki basınç konusunda da soru işaretleri yaratabilir. Şebekelerin zarar görmesi ve kanalizasyon suyunun içme suyuna karışması halinde altyapıda hasar veya su kaynaklarında kirlenme meydana gelebilir.

Endişeler 2023’ten bu yana sürüyor

Bu endişeler yeni değil. Ekim 2023’te “Hizbullah” ile İsrail arasında savaşın başlamasından, 2024 boyunca İsrail’in güney Lübnan’daki askerî operasyonlarını genişletmesinden ve ardından yıkım ve patlatma faaliyetlerinin sürmesinden bu yana, zaten sismik hareketliliğin görüldüğü bölgelerde art arda gerçekleştirilen patlamaların yaratabileceği etkiler gündeme geliyor.

Son yıllarda büyük çaplı patlamaların yaşandığı başlıca bölgeler Adise ve Kefr Kila oldu.

Bu patlamalardan önce de Beyrut’un güney banliyölerini hedef alan iki büyük saldırı gerçekleşmişti. Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ın öldürülmesi amacıyla her biri yaklaşık 2 bin libre ağırlığında 85 sığınak delici bomba kullanılırken, Yürütme Konseyi Başkanı Haşim Safiyuddin’e yönelik saldırıda toplam ağırlığı 73 tona ulaşan bombalar kullanılmıştı.


Irak, İran’la sınır kapılarını yeniden açıyor

Irak tarafındaki Şelemçe Sınır Kapısı’nda vatandaşlar ve güvenlik görevlileri. (AFP)
Irak tarafındaki Şelemçe Sınır Kapısı’nda vatandaşlar ve güvenlik görevlileri. (AFP)
TT

Irak, İran’la sınır kapılarını yeniden açıyor

Irak tarafındaki Şelemçe Sınır Kapısı’nda vatandaşlar ve güvenlik görevlileri. (AFP)
Irak tarafındaki Şelemçe Sınır Kapısı’nda vatandaşlar ve güvenlik görevlileri. (AFP)

Irak makamları, dün İran’la arasındaki üç kara sınır kapısının kademeli olarak yeniden açılacağını açıkladı. Söz konusu sınır kapıları, Suudi Arabistan’daki bir petrol boru hattına yönelik İHA saldırısının ardından kapatılmıştı. Bağdat, saldırının Irak topraklarından gerçekleştirildiğini kabul etti.

Resmî “Güvenlik Medyası Birimi”, Başbakan ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Ali Zeydi’nin, Şelemçe, Mendeli ve Şeyb sınır kapılarının yeniden açılması için belirli takvimlerin oluşturulması yönünde talimat verdiğini bildirdi.

Söz konusu üç sınır kapısı Basra, Meysan ve Mendeli vilayetlerinde bulunuyor. Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar, Meysan vilayetindeki Şeyb Sınır Kapısı yakınlarından gerçekleştirildi. Bunun üzerine Başbakan, vilayet emniyet müdürünü görevden aldı; güvenlik birimlerinin yöneticilerini ise görevden uzaklaştırarak, soruşturma için ilgili makamlara sevk etti.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre analistler, sınır kapılarının kapatılması kararının İran tarafına yönelik eşi görülmemiş bir “uyarı mesajı” niteliği taşıdığı değerlendirmesinde bulundu. Güvenlik Medyası Birimi daha önce yaptığı açıklamada, “Yetkili güvenlik birimleri, bazı sınır kapılarında idari ve güvenlik düzenlemelerine yönelik işlemleri başlattı. Bu durum söz konusu kapıların kapatılmasını gerektirdi. İhlal ve usulsüzlüklerin koşullarını ortaya çıkarmak amacıyla gerekli hukuki tedbirler alınmış, istihbarat çalışmalarının yanı sıra soruşturma ve denetimler yoğunlaştırılmıştır” ifadelerini kullanmıştı.