Sudan'da İHA saldırıları üç cepheyi alevlendirdi

Hartum ve Ubeyyid ikinci gün de hedef alındı... Kurmuk Hızlı Destek Kuvvetlerinin elinde

Ordu tarafından Kurdufan bölgesinin en büyük şehri olan el-Ubeyyid'de düşürüldüğü açıklanan İHA enkazı (Arşiv- dolaşımda)
Ordu tarafından Kurdufan bölgesinin en büyük şehri olan el-Ubeyyid'de düşürüldüğü açıklanan İHA enkazı (Arşiv- dolaşımda)
TT

Sudan'da İHA saldırıları üç cepheyi alevlendirdi

Ordu tarafından Kurdufan bölgesinin en büyük şehri olan el-Ubeyyid'de düşürüldüğü açıklanan İHA enkazı (Arşiv- dolaşımda)
Ordu tarafından Kurdufan bölgesinin en büyük şehri olan el-Ubeyyid'de düşürüldüğü açıklanan İHA enkazı (Arşiv- dolaşımda)

Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki çatışmalar dün Kurdufan ve Mavi Nil cephelerinin yanı sıra başkent Hartum’da da şiddetlendi. HDK, savaşın başlamasından bu yana düzenlediği en büyük sürpriz saldırılardan birini gerçekleştirerek geçen ay kaybettiği stratejik kent ve kasabaları yeniden ele geçirmeye çalıştı.

Kara çatışmalarına, üst üste ikinci gün yoğun İHA saldırıları eşlik etti. Saldırılarda başkent Hartum ile Kurdufan bölgesinin en büyük kenti el-Ubeyyid hedef alındı; iki kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı.

HDK, ülkenin güneydoğusunda, Etiyopya sınırı yakınındaki Mavi Nil bölgesinde stratejik öneme sahip Kurmuk kentinin ordu ve orduyla ittifak halindeki silahlı gruplarla yaşanan çatışmaların ardından kontrol altına alındığını duyurdu.

HDK Sözcüsü el-Fatih Kureyşi yaptığı açıklamada, güçlerinin kenti tamamen kontrol altına aldığını, geri çekilen ordu birliklerini takip ettiğini ve savaş araçları, tanklar ile çok sayıda silah ve mühimmata el koyduğunu belirtti.

HDK ayrıca, güçlerinin Kurmuk kentinde ve 14. Piyade Tümeni’ne bağlı 16. Tugay karargâhında konuşlandığını öne sürdüğü görüntüler yayımladı. Ancak görüntülerin gerçekliği bağımsız olarak doğrulanamadı.

Sudan ordusu, kentin kaybedildiğine ilişkin henüz resmî bir açıklama yapmadı. Kurmuk’taki yerel yönetim ise son üç gündür kentin yoğun stratejik ve kamikaze İHA saldırılarına maruz kaldığını, ayrıca “bölgesel çevreden” geldiğini belirttiği topçu ateşinin düzenlendiğini bildirdi. Yerel makamlar, ordunun saldırılara karşı koymayı ve kenti ve kamu kurumlarını korumayı sürdürdüğünü etti.

Sudan hükümeti ve ordu yanlısı makamlar, Etiyopya’yı HDK’nın saldırılarını kendi topraklarından düzenlemesine izin vermekle suçluyor. Addis Ababa bu suçlamayı daha önce reddetmişti. Ancak yerel kaynaklar Şarku’l Avsat’a, sınırın uzunluğu ve kontrolünün zorluğu nedeniyle bölgenin askeri ikmal açısından önemli bir güzergâh haline geldiğini belirtti.

Sudan’ın Mavi Nil eyaletinde Kurmuk kentinin konumunu gösteren harita.
Sudan’ın Mavi Nil eyaletinde Kurmuk kentinin konumunu gösteren harita.

Kurmuk saldırısı, HDK ve müttefiki Tesis İttifakı Güçleri’nin, Mavi Nil bölgesinin başkenti Damazin’e yaklaşık 170 kilometre uzaklıktaki Kaysan kentini kontrol altına aldıklarını açıklamasından iki gün sonra gerçekleşti. Yerel makamlar, saldıran güçleri tarlalarında çalışan çiftçileri hedef almakla suçladı ve ordunun saldırıya karşılık verdiğini bildirdi.

Kurdufan cephesi yeniden alevlendi

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak Kuzey Kurdufan cephesi de yeniden hareketlendi. HDK, Cebra eş-Şeyh, Bara, Ümmü Kurfa ve el-Ayyara bölgelerine saldırılar düzenleyerek peş peşe yaşadığı askeri kayıpları telafi etmeye ve Omdurman ile el-Ubeyyid arasındaki stratejik yolu yeniden ele geçirmeye çalıştı.

Bir askeri kaynak, saldırının çok sayıda askeri araçla gerçekleştirildiğini, öncesinde İHA saldırıları düzenlendiğini ve Bara’ya topçu ateşi açıldığını söyledi. Sahadaki kaynaklar söz konusu bölgelerde şiddetli çatışmalar yaşandığını bildirirken, ordu yanlısı platformlar ordunun ve HDK karşıtı Ortak Güç’ün saldırıyı püskürterek saldırgan güçleri geri çekilmeye zorladığını belirtti.

Sudan ordusu, daha sonra HDK’nın Kuzey Kurdufan’daki Cebra eş-Şeyh bölgesine düzenlediği saldırısının püskürtüldüğünü açıkladı. Ordu Sözcüsü Asım Avad, silahlı kuvvetler ile destek güçlerinin 250’den fazla savaş aracından oluşan saldırı gücüne karşı koyduğunu, saldırganlara ağır can ve malzeme kayıpları verdirdiğini ve geri çekilmeye zorlayarak Darfur sınırlarına doğru takip ettiğini söyledi.

Avad, askeri operasyonların HDK’nın kontrolündeki bütün bölgeler geri alınana kadar devam edeceğini ifade etti.

Buna karşılık HDK mensupları, el-Ubeyyid’in batısındaki el-Ayyara kasabasının kontrolünü ele geçirdiklerini öne süren görüntüler yayımladı. Ancak bu iddia da bağımsız olarak doğrulanamadı. HDK ayrıca ordu ile ittifak halindeki Ortak Güç’ün Kuzey Darfur’daki Ambro bölgesine düzenlediği saldırıyı püskürttüğünü açıkladı.

Sudan ordusu temmuz ayının sonunda Cebra eş-Şeyh, Bara ve diğer bazı yerleşimleri geri alarak Omdurman ile el-Ubeyyid arasındaki yolu tekrar açmıştı. Bu ilerleme, Kurdufan ile Darfur arasındaki en önemli ikmal güzergâhlarından biri olan “İhracat Yolu” üzerindeki ordu kontrolünü güçlendirmişti.

Yeni saldırı, Egemenlik Konseyi üyesi ve ordu komutan yardımcısı Orgeneral Yasir el-Atta’nın Ümmü Siyala bölgesine yaptığı ziyaretten saatler sonra gerçekleşti. El-Atta, ordu ve destek güçlerinin HDK’nın kapasitesinin büyük bölümünü imha ettiğini açıklamıştı.

Hartum’da ikinci gün İHA saldırıları

Gerilimin arttığı sırada Hartum da üst üste ikinci gün İHA saldırılarının hedefi oldu. Omdurman, Hartum’un merkezi ve Hartum Bahri’deki görgü tanıkları İHA’lar gördüklerini ve patlama sesleri duyduklarını belirtirken, orduya bağlı hava savunma sistemleri saldıran hedeflere ateş açtı.

Bir askeri kaynak, hava savunma birliklerinin çok sayıda İHA’yı düşürdüğünü söyledi. Görüntülerde bir İHA’nın Bahri kentindeki bir caminin avlusuna düştüğü görüldü.

Çarşamba günü de Hartum ve Atbara dahil olmak üzere ordunun kontrolündeki 5 kent benzer İHA saldırılarının hedefi olmuştu. Bu saldırılar, mayıs ayından beri iki kente yönelik gerçekleştirilen ilk saldırılar olmuştu.

El-Ubeyyid’de ise görgü tanıkları kente 8 İHA’nın saldırdığını ve hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini söyledi. Sudan Doktorlar Ağı, bir İHA’dan kopan şarapnel parçalarının el-Ubeyyid Hastanesi’nin acil servis bölümüne isabet etmesi sonucu 2 kişinin öldüğünü ve bazı kişilerin yaralandığını açıkladı.

El-Ubeyyid, Sudan’ın merkezini Darfur’a bağlayan önemli bir geçiş noktası olması nedeniyle stratejik önem taşıyor. Yaklaşık 500 bin kişinin yaşadığı kentte, yaklaşık 100 bin yerinden edilmiş kişi bulunuyor. İHA saldırıları ve kuşatma girişimleri, kentte elektrik, yakıt, gıda ve su tedarikini de ciddi şekilde aksatıyor.

Nisan 2023’te başlayan savaş, HDK Komutanı Muhammed Hamdan Dagalo’nun (Hemedti), Kurdufan’da kaybedilen bölgelerin geri alınacağı ve Hartum’a dönülene kadar savaşın sürdürüleceği yönündeki açıklamalarının ardından yeniden büyümeye başladı.

Yardım kuruluşlarında görev yapanların tahminlerine göre çatışmalarda 200 binden fazla kişi hayatını kaybetti, 12 milyondan fazla kişi yerinden edildi. Birleşmiş Milletler ise Sudan’daki savaşı dünyadaki en ağır insani kriz olarak nitelendiriyor.



Koalisyon, 2 balistik füze ve 2 İHA’yı önledi: Husilerin Suudi Arabistan’ın kabile toplantılarını hedef almakla tehdit ettiği iddiaları yalanlandı

Koalisyon, 2 balistik füze ve 2 İHA’yı önledi: Husilerin Suudi Arabistan’ın kabile toplantılarını hedef almakla tehdit ettiği iddiaları yalanlandı
TT

Koalisyon, 2 balistik füze ve 2 İHA’yı önledi: Husilerin Suudi Arabistan’ın kabile toplantılarını hedef almakla tehdit ettiği iddiaları yalanlandı

Koalisyon, 2 balistik füze ve 2 İHA’yı önledi: Husilerin Suudi Arabistan’ın kabile toplantılarını hedef almakla tehdit ettiği iddiaları yalanlandı

Yemen’de meşru yönetimi destekleyen Koalisyon Güçleri Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, cuma günü erken saatlerde yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan hava savunma sistemlerinin Husilere ait milisler tarafından Riyad’a doğru fırlatılan bir balistik füze ile ülkenin güneyine yönelen bir başka balistik füzeyi önleyerek imha ettiğini bildirdi. El-Maliki ayrıca, Husilerin güney bölgesine doğru fırlattığı iki insansız hava aracının (İHA) da etkisiz hale getirildiğini belirtti.

Koalisyon, Husilerin Suudi Arabistan’ın kabile ve sivil toplulukların bulunduğu alanları hedef almakla tehdit ettiği yönündeki iddialarını da yalanladı. Koalisyon tarafından yapılan açıklamada, terörist Husi milislerinin ortaya attığı bu iddiaların “asılsız olduğu ve gerçeği yansıtmadığı” belirtilerek söz konusu iddiaların tümüyle reddedildiği vurgulandı.

Koalisyon Sözcüsü, yaptığı yazılı açıklamada, “Bu iddiaların içeriği ve gündeme getirildiği zamanlama, kamuoyunu yanıltmaya, milislerin içinde bulunduğu krizleri ve uygulamalarını örtbas etmeye, Yemen’in köklü kabilelerini kendi çatışmalarına sürüklemeye yönelik sürekli girişimleri yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ise Husilerin Suudi Arabistan’daki sivil hedeflere yönelik saldırılarını sürdürmesinden ve Yemen’in Taiz çevresinde çatışmaların tırmanmasından duyduğu endişeyi dile getirdi. Guterres, söz konusu saldırı ve çatışmaların sivillerin büyük acılar çekmesine neden olduğunu ve bölgesel gerilimi artırdığını belirtti.

Öte yandan, Suudi Arabistan’ın Dammam kentindeki Kral Fahd Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan, iki kişinin hayatını kaybetmesine ve sekiz kişinin yaralanmasına yol açan saldırıya yönelik Arap ve uluslararası düzeyde kınama mesajları gelmeye devam etti. Açıklamalarda, sivil ve hayati öneme sahip tesislerin hedef alınmasının reddedildiği vurgulanırken Suudi Arabistan’ın güvenliğini, egemenliğini, vatandaşlarının ve ülkede ikamet edenlerin can güvenliğini koruma çabalarına destek ifade edildi.


Mısır, Libya ile Deniz Sınırlarının Belirlenmesine İlişkin Mutabakatı reddettiğini yineledi

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Lefkoşa'daki basın toplantısında konuşuyor, 5 Eylül 2025 (Reuters)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Lefkoşa'daki basın toplantısında konuşuyor, 5 Eylül 2025 (Reuters)
TT

Mısır, Libya ile Deniz Sınırlarının Belirlenmesine İlişkin Mutabakatı reddettiğini yineledi

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Lefkoşa'daki basın toplantısında konuşuyor, 5 Eylül 2025 (Reuters)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Lefkoşa'daki basın toplantısında konuşuyor, 5 Eylül 2025 (Reuters)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati, bugün İstanbul’da mevkidaşı Hakan Fidan ile gerçekleştirdiği görüşmede, Libya ile Türkiye arasında 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırasını onaylamayı kesin bir dille reddettiklerini yineledi. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre Abdülati, ülkesinin bu konudaki tutumunu bir kez daha vurguladı.

Kahire yönetimi, çarşamba günü Libya’nın doğusunda bulunan Temsilciler Meclisi tarafından Türkiye ile deniz sınırlarının belirlenmesine ilişkin onaylanan anlaşmayı reddetmiş ve söz konusu onayın “Mısır açısından hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağını” açıklamıştı.

Salı günü kabul edilen anlaşma, Doğu Akdeniz’deki deniz alanları üzerindeki egemenlik iddiaları ile enerji kaynaklarının araştırılması ve çıkarılmasına ilişkin haklar konusunda yıllardır devam eden anlaşmazlığın bir parçasını oluşturuyor.

Mısır Dışişleri Bakanlığından bugün yapılan açıklamada, Abdülati’nin, münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığının sınırlandırılmasında uluslararası deniz hukuku ilkelerine ve 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi hükümlerine uyulmasının önemini vurguladığı belirtildi. Açıklamada, bu sürecin devletler arasında adalet ve hakkaniyet ilkelerine uygun biçimde yürütülmesi gerektiği kaydedildi.

Bakanlığın açıklamasına göre iki bakan, Libya’daki gelişmeleri de ele aldı. Abdülati, Mısır’ın Libya’nın birliğini, egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve istikrarını destekleyen; ayrıca Libya devlet kurumlarının güçlendirilmesini savunan tutumunu yineledi.

Görüşme, Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın yanı sıra Avrupa ülkeleri İngiltere, Fransa ve Almanya’nın katıldığı dörtlü mekanizma toplantıları kapsamında gerçekleştirildi.

Açıklamada, Hakan Fidan’ın Libya’daki gelişmelere ilişkin Mısır’ın kaygılarını anladığını belirttiği; bu kaygıların ele alınması ve Libya’da güvenlik ile istikrarın sağlanmasına yönelik çabaların desteklenmesi amacıyla istişare, koordinasyon ve ortak çalışmaların sürdürülmesinin önemini vurguladığı aktarıldı.

Libya’nın batısındaki Trablus merkezli hükümet, Türkiye ile deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin anlaşmayı ilk olarak 2019 yılında imzalamıştı. Ancak Halife Hafter liderliğindeki doğu merkezli yönetim, uzun yıllar boyunca anlaşmayı onaylamaktan kaçınmıştı.

Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti de Libya ile Türkiye arasında imzalanan deniz sınırlandırma anlaşmasına uzun süredir karşı çıkıyor. İki ülke, anlaşmanın deniz alanları üzerindeki kendi egemenlik iddialarını ihlal ettiğini savunuyor.


Hamas, 7 Ekim benzeri bir saldırı tehdidinde bulunduğu iddiasını reddetti

Filistinliler, Gazze Şeridi’nin Deyr el-Belah kentinde plastik kaplarla su alıyor. (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’nin Deyr el-Belah kentinde plastik kaplarla su alıyor. (AP)
TT

Hamas, 7 Ekim benzeri bir saldırı tehdidinde bulunduğu iddiasını reddetti

Filistinliler, Gazze Şeridi’nin Deyr el-Belah kentinde plastik kaplarla su alıyor. (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’nin Deyr el-Belah kentinde plastik kaplarla su alıyor. (AP)

İsrail basını, Hamas’ın İsrail’i 7 Ekim 2023’teki saldırı boyutunda yeni bir saldırı düzenlemekle tehdit ettiğine ilişkin ortak bir iddiayı gündeme getirdi. İddiaya göre bu mesaj, BM’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Ramiz el-Akbarov aracılığıyla, temsilcinin geçen hafta Gazze Şeridi’ne yaptığı ziyaret sırasında Hamas’ın üst düzey yöneticileriyle gerçekleştirdiği görüşmede iletildi.

İsrail gazeteleri, özellikle Yedioth Ahronoth, bu haberlerinde İsrail’in Filistin Topraklarındaki Hükûmet Faaliyetleri Koordinatörlüğü tarafından ortaya atılan iddiayı esas aldı. Haberlere göre kurum, konuyla ilgili olarak siyasi ve askerî makamlara acil bir mesaj gönderdi.

Söz konusu tehdit iddiası, İsrail ordusunun ateşkesin ilan edilmesinin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen Gazze Şeridi’nin yarısından fazlasını işgal altında tutmaya devam etmesiyle ilişkilendirildi.

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım ise Gazze’deki gazetecilere dağıttığı kısa açıklamada, hareketinin 7 Ekim saldırısına benzer bir saldırı düzenlemekle tehdit ettiği iddiasını yalanladı. Kasım, Hamas’ın ateşkes anlaşmasına bağlı olduğunu vurgulayarak arabuluculara, İsrail’in Filistinlilere yönelik ihlallerini durdurmak ve anlaşmanın uygulanmasını güvence altına almak için harekete geçme çağrısında bulundu.

 Filistinliler, Gazze’de bir aracı hedef alan İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden iki kişinin cenazesini taşıyor. (DPA)
Filistinliler, Gazze’de bir aracı hedef alan İsrail hava saldırısında hayatını kaybeden iki kişinin cenazesini taşıyor. (DPA)

Kasım, İsrail’in iddialarına destek verilmemesi ve bu iddiaların seçim mücadelesinde kullanılmasına fırsat tanınmaması gerektiği uyarısında bulundu.

Kasım, BM yetkilisinin Hamas yönetimiyle görüştüğüne ilişkin haber hakkında ise herhangi bir açıklama yapmadı. Şarku’l Avsat, Hamas sözcüsünden konuyla ilgili değerlendirme almak için girişimde bulundu, ancak sözcü muhabirimizin sorularını cevaplamadı.

Hamas, dün gece geç saatlerde resmî bir açıklama yayımlayarak herhangi bir saldırı tehdidinde bulunduğu iddiasını yalanladı. Ancak açıklamada, BM yetkilisiyle bir görüşme yapılıp yapılmadığına değinilmedi.

El-Akbarov’un 11 ve 12 Ekim tarihlerinde iki gün süren Gazze Şeridi ziyaretine ilişkin programda da Hamas yetkilileriyle yapılacak herhangi bir görüşmeye yer verilmedi. BM’nin internet sitesinde yayımlanan programda yalnızca insani durumu değerlendirmek amacıyla çeşitli noktalara yapılan ziyaretler sıralandı. Bunlar arasında yerinden edilmiş kişilerin kaldığı merkezler, zarar gören aileler, Filistinlilerin kış hazırlıkları ve kadınların geçimini sağladığı aileler bulunuyordu. Ayrıca Gazze kentindeki UNRWA merkezinde insani yardım ortaklarıyla müdahale çalışmaları ve insani yardımlardaki eksiklikler üzerine bir toplantı gerçekleştirildi.

El-Akbarov’un ofisinden bir yetkili, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, BM temsilcisinin son ziyareti sırasında Hamas yetkililerinden hiçbiriyle görüşmediğini söyledi.

Şarku’l Avsat, BM adına çalışan yerel bir yetkiliden ise El-Akbarov’un 11 Ekim Pazar günü Şifa Hastanesi kompleksini ziyaret ettiğini ve hastanelerin çalışma koşullarını incelemek, sağlık durumuna ilişkin bilgi almak amacıyla hastane yetkilileriyle görüştüğünü öğrendi. Bu ziyaret, yayımlanan programda yer almadı; El-Akbarov’un ofisi de söz konusu bilgiyi ne doğruladı ne de yalanladı.

Yerel yetkili ayrıca heyetin, Gazze kentinin kuzeydoğusunda, Sarı Hat’a yakın Zerka bölgesini ziyaret ettiği sırada İsrail tarafından atılan bir top mermisinin hedefi olduğunu, olayda yaralanan olmadığını ve heyetin bölgeden hızla ayrıldığını belirtti.

Şarku’l Avsat, Şifa Hastanesi Kompleksi Müdürü Muhammed Ebu Selmiye ile de iletişime geçmeye çalıştı, ancak kendisi telefonlara yanıt vermedi. Gazze’deki Hükûmet Medya Ofisi yetkilileriyle yapılan iletişim girişimlerinde de benzer bir durum yaşandı.

BM yetkilileri, insani koşulları yerinde değerlendirmek amacıyla genellikle hastaneleri, yerinden edilmiş kişilerin kaldığı merkezleri ve benzeri noktaları ziyaret ediyor. Buna karşılık, özellikle Gazze’de devam eden güvenlik sorunları, takip ve suikastlar nedeniyle BM yetkililerinin uzun süredir çeşitli dönemlerde Hamas yetkilileriyle görüşmekten kaçındığı görülüyor.

Filistinliler, Gazze kentinin güneyinde İsrail bombardımanında tahrip edilen bir aracı söndürmeye çalışıyor. (EPA)
Filistinliler, Gazze kentinin güneyinde İsrail bombardımanında tahrip edilen bir aracı söndürmeye çalışıyor. (EPA)

Gözlemcilerin değerlendirmelerine göre İsrail’in ortaya attığı iddiaların temel amacı seçimlere yönelik olabilir. Bu değerlendirme, aralarında Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın da bulunduğu İsrailli yetkililerin son dönemde Hamas’ın 7 Ekim saldırısına benzer saldırılar düzenleme niyetinde olduğu yönündeki açıklamalarını sık sık tekrarlamasına dayanıyor. Yetkililer, seçimleri etkilemeye yönelik olası bir saldırıya İsrail’in güçlü şekilde karşılık vereceğini vurgularken, İran ve Hizbullah’ı da bu bağlamda gündeme getirdi.

İsrailli güvenlik kaynakları ise İbranice yayımlanan Haaretz gazetesine yaptıkları açıklamada, Netanyahu ve Katz’ın son günlerde dile getirdiği, herhangi bir tarafın seçimleri etkilemek amacıyla İsrail’e saldırı düzenlemek için yoğun hazırlıklar yaptığı yönündeki iddiaları yalanladı.

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ise yalnızca ordunun seçimleri dışarıdan etkilemeye yönelik her türlü girişimle mücadele etmeye hazır olduğunu belirtti. Zamir, olası senaryoların gerçekleşmesi hâlinde ordunun hem savunma hem de saldırı görevlerini yerine getireceğini ifade etti.