Libya’daki güvenlik sorunları ABD girişimini hızlandırır mı, yoksa engeller mi?

Boulos’un siyasi bölünmeyi kontrol altına almaya yönelik hamleleri sürüyor

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Libya krizindeki gelişmeleri görüşmek üzere yaptığı son oturumdan (BM Güvenlik Konseyi)
Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Libya krizindeki gelişmeleri görüşmek üzere yaptığı son oturumdan (BM Güvenlik Konseyi)
TT

Libya’daki güvenlik sorunları ABD girişimini hızlandırır mı, yoksa engeller mi?

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Libya krizindeki gelişmeleri görüşmek üzere yaptığı son oturumdan (BM Güvenlik Konseyi)
Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Libya krizindeki gelişmeleri görüşmek üzere yaptığı son oturumdan (BM Güvenlik Konseyi)

Libya’da bölünmüş ülkeyi birleştirmeye yönelik ‘ABD girişiminin’ akıbeti, batıdaki Zaviye kentinde yaşanan güvenlik sorunları ve doğudaki Bingazi’de üst düzey bir güvenlik yetkilisinin öldürülmesinin ardından yeniden gündeme geldi.

Zaviye’de silahlı gruplar arasında çıkan çatışmalar nedeniyle kanlı olaylar yaşanmıştı. Çatışmalarda, kentteki petrol rafinerisini hedef almak üzere insansız hava araçları (İHA) da kullanılmıştı. Öte yandan Libya Ulusal Ordusu’nun (LUO) Askeri İstihbarat Müdürü Tümgeneral Fevzi el-Mansuri, Bingazi’de aracına düzenlenen bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetmişti.

 ABD Başkanı’nın Afrika ve Ortadoğu işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos (AFP)
ABD Başkanı’nın Afrika ve Ortadoğu işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos (AFP)

Soru şu: Sahadaki bu gelişmeler, ABD Başkanı’nın Afrika ve Ortadoğu işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos’un öncülük ettiği ‘ABD girişimini’ sekteye uğratıp başarısızlığa mı sürükleyecek? Yoksa giderek tırmanan güvenlik kaosunu kontrol altına almak için ‘tek çözüm’ olarak görülen girişimin hızlandırılmasına ve hayata geçirilmesine mi yol açacak?

Libyalı siyasi analist Hüsameddin el-Abdali’ye göre, ülkenin doğusu ve batısında eş zamanlı olarak tırmanan şiddet, girişimi engellemeye çalışan iç ve dış aktörlerin çabalarını yansıtıyor. Bunun nedeni, ya ABD’nin girişimin hamisi olarak oynadığı role duyulan güvensizlik ya da girişimin kabul edilmesi halinde bu aktörlerin ülkedeki çıkarlarını koruyacak güvencelerin bulunmaması.

Abdali, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, girişimin dayandığı iki gücün nüfuz bölgelerinde yaşanan güvenlik ihlallerinin, bu aktörleri söz konusu sorunlarla ilgilenmeye zorlayacağını ve dolayısıyla girişimin onaylanmasının geçici olarak ertelenmesine yol açacağını söyledi. Söz konusu iki güç, Mareşal Halife Hafter liderliğindeki LUO ile Abdulhamid Dibeybe başkanlığındaki Ulusal Birlik Hükümeti (UBH).

Abdali, değerlendirmesini UBH Savunma Bakanlığının açıklamasına dayandırıyor. Bakanlık, Zaviye’deki tesislerin hedef alınmasını ‘dış güçler tarafından desteklenen sistematik bir düşmanca eylem’ olarak nitelendirmişti.

Boulos ise Libya’daki bölünmüşlüğü sona erdirmeyi hedeflediğini belirtiyor. Girişim, ‘seçimlere götürecek birleşik bir yürütme otoritesi oluşturulmasını’ öngörüyor. Siyasi çevrelerde dolaşan bilgilere göre öneri, Dibeybe’nin başbakanlık görevini sürdürmesini, LUO Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter’in ise Başkanlık Konseyi Başkanlığı görevini üstlenmesini öngörüyor.

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe (UBH)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe (UBH)

Abdali, Zaviye’deki silahlı grupların amacının ‘Dibeybe ve hükümetini kademeli olarak zayıflatmaya devam etmek ve hükümetin meşruiyetini ortadan kaldırmak’ olduğunu düşünüyor. Bunun da girişimdeki temel aktörlerden birinin devre dışı bırakılması anlamına geleceğine dikkat çeken Abdali, yakıt ve elektrik krizinin devam etmesi, dolar kurunun yükselmesi ve özellikle bu olaylarla eş zamanlı olarak Merkez Bankası Başkanı’nın istifa etmesinin ardından halkın UBH’ye yönelik öfkesinin arttığını belirtti.

Libya, yıllardır iki hükümet arasındaki bölünmüşlüğü yaşıyor. Bunlardan ilki UBH olurken, diğeri ise parlamentonun görevlendirdiği ve Usame Hammad’ın başkanlığını yaptığı, ülkenin doğusu ile güneyin bazı bölgelerini yöneten ve LUO’nun desteğini alan hükümet.

Buna karşılık Libya Güvenlik Araştırmaları Merkezi Direktörü Eşref Abdullah, eş zamanlı yaşanmış olsalar da ‘farklı olaylar arasında fiili bir bağlantı bulunmadığını’ savunuyor. Abdullah, gelişmelerin ‘ülkede güvenliği sağlayacak birleşik bir hükümet ile birleşik askeri kurumların oluşturulması açısından ideal çözüm’ olarak görülen ABD girişiminin hızlandırılmasına yol açmasını bekliyor.

Abdullah, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Zaviye’deki gerilimlerin ‘silahlı grupların kaçakçılıktan elde edilen gelirler üzerindeki rekabeti nedeniyle’ artık olağan hale geldiğini belirtti. Son iki yılda 23 silahlı çatışmanın kayda geçtiğini ifade eden Abdullah, bu kez tehlikeli gelişmenin İHA’ların çatışma sahasına dahil olması ve enerji ile elektrik tesislerini hedef almak üzere kullanılması olduğunu söyledi.

Abdullah, Boulos’un, ‘mevcut karışıklıkların, girişiminden dışlanmayı reddeden tarafların verdiği mesajlar olduğu, seçtiği aktörlerin yeterli olmadığı ve bu nedenle girişimi değiştirmesi ya da müzakerelerin tamamını ertelemesi gerektiği’ yönündeki mesajlara itibar etmesini beklemediğini belirtti.

Boulos ise daha önce Zaviye ve Bingazi’deki şiddet olaylarından duyduğu endişeyi dile getirerek, tekrarlanan bu saldırıların, halka güvenlik ve koruma sağlayabilecek birleşik ve profesyonel askeri kurumlara duyulan ihtiyacı bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etmişti.

LUO Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter (AFP)
LUO Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter (AFP)

Libyalı siyasi aktivist Hüsam el-Kamati ise girişime ilişkin görüşmelerin kısa süre içinde yeniden başlamasını bekliyor. Kamati, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın son dönemde Trablus ve Bingazi’ye gerçekleştirdiği ziyaretin, Libya’daki tarafların girişime ilişkin tutumlarını harekete geçirme çabası çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini” söyledi. Kamati’ye göre son dönemde yaşanan güvenlik sorunları, ‘girişimin başıboş silahlı grupların faaliyetlerine son vermeyi hedeflediği’ fikrinin öne çıkarılması yoluyla anlaşmanın önünü açacak bir katalizöre dönüşebilir.

Zaviye ve Trablus’ta yaşanan gelişmeler nedeniyle Dibeybe’nin müzakerelerdeki konumunun zayıflayabileceği yönündeki değerlendirmelere katılan Kamati, buna karşın Mansuri gibi üst düzey bir ismin öldürülmesinin daha ağır bir darbe olduğunu belirtti. Kamati, bunun, 10 yılı aşkın süredir öne çıkarılan doğu bölgesindeki istikrar varsayımını sarstığını ifade etti. Ayrıca ‘girişimin hem Trablus hem de Bingazi’de durumun istikrara kavuşmasına dayandığını’ vurguladı.

Libyalı siyasi analist Muhammed Mahfuz ise farklı bir değerlendirme yaptı. Mahfuz, “Girişim, etkin güçler arasında iktidarın paylaşımı ve seçim yasaları konusunda anlaşmazlıkların sürmesi nedeniyle zaten ciddi bir tıkanma sürecinden geçiyor” dedi.

Mahfuz, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Son dönemdeki gerilimler, devleti ekonomi, siyaset ve güvenlik açısından yönetmekte başarısız olan yönetimlere yeniden meşruiyet ve iktidar için bir fırsat verilmesinin mümkün olmadığını savunanların sesini güçlendirdi” ifadesini kullandı. Mahfuz, girişimin ‘mevcut ittifakları, özellikle de ülkenin batısındaki ittifakları zayıflattığını’ belirterek, “Her taraf, hükümetin tutumundan bağımsız olarak kendi çıkarlarının peşine düşmeye başladı. Zira hükümet, kendisine bağlı herhangi bir silahlı oluşum için açık güvenceler olmaksızın müzakereleri tek başına yürütüyor. Bu nedenle herkes kendi başına hareket etmeye başladı. Bunun en açık örneği de Zaviye’de son dönemde yaşanan olaylarda görüldü” değerlendirmesinde bulundu.



İsrail ordusunun Suriye’nin güneyinde inşa ettiği tahkimatlar halk arasında endişe yaratıyor

İsrail güçleri, Kuneytra kırsalındaki Ayn Zivan köyüne girdi (Reuters)
İsrail güçleri, Kuneytra kırsalındaki Ayn Zivan köyüne girdi (Reuters)
TT

İsrail ordusunun Suriye’nin güneyinde inşa ettiği tahkimatlar halk arasında endişe yaratıyor

İsrail güçleri, Kuneytra kırsalındaki Ayn Zivan köyüne girdi (Reuters)
İsrail güçleri, Kuneytra kırsalındaki Ayn Zivan köyüne girdi (Reuters)

Suriye’nin güneyinde bulunan tarlasında çalışan Hasan Ahmed, İsrail ordusunun inşa ettiği ve her geçen gün Kuneytra vilayetindeki işgal altında bulunan Golan Tepeleri’ne komşu Cebata el-Haşab köyüne biraz daha yaklaşan yeni tahkimat çalışmalarını izliyor.

Daha önce bölgeye düzenlenen tekrarlanan baskınlar sırasında oğlu ve yeğeni İsrail ordusu tarafından gözaltına alınan 46 yaşındaki Ahmed, eliyle işaret ederek, “Bu toprak seti yaklaşık 300 metre uzaklıkta. Ağaçların arkasında, şurada bulunuyor” diyor.

Ahmed, “İsrail buldozerleri Golan Tepeleri boyunca uzanan bu hattı kazmaya başladı. Çalışmalar bir süre durdu ancak yakın zamanda yeniden başladı” diye belirtiyor.

Xcdf
İsraillilerin Kuneytra’da Hamidiye ile Samdaniye el-Garbiyye arasındaki yola yerleştirdiği demir kapı (Arşiv – Şarku’l Avsat)

Toprağına ulaşmanın giderek tehlikeli hâle gelmesine rağmen zeytin ağaçları dikmeyi sürdüren Ahmed, bir çiftçi olarak çalışmalarının zaman zaman engellendiğini belirterek, “Özellikle bu hafta çok sayıda kara harekâtı düzenlendiği için işimi yapmamı zorlaştırıyorlar” ifadelerini kullanıyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre İsrail ordusu, bölge sakinlerinin kendi mevzilerine doğru geçişini engellemek amacıyla köyün girişine sarı renkli demir bir kapı yerleştirdi. Yakındaki tepelerde ise İsrail’in stratejik öneme sahip Golan Tepeleri’nin işgal ettiği bölümüne kurduğu dev rüzgâr türbinleri açıkça görülüyor.

Suriye Eski Devlet Başkanı Beşşar Esed yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana İsrail güçleri, 1967’den beri büyük bölümünü işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri’nin bitişiğindeki tampon bölgenin dışına çıkarak, Lübnan ile Suriye arasındaki Şeyh Dağı’na kadar ilerledi. İsrail ayrıca Suriye’nin güneyinde silahsızlandırılmış bir bölge oluşturma niyetini de açıkladı.

Kuneytra Vilayeti Medya Sorumlusu Muhammed es-Said, İsrail ordusunun son dönemde silahsızlandırılmış bölgede “inşaat ve askerî faaliyetlerini yoğunlaştırdığını” söylüyor. Said, ordunun hendekler ve toprak setler kazmak, gözetleme noktaları kurmak için buldozerler kullandığını belirtiyor.

Said’e göre İsrail ordusunun inşa ettiği yeni hat, 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’yla belirlenen ateşkes hattından 200 metre ile 1 kilometre arasında değişen uzaklıkta bulunuyor.

Suriye, pazar günü yaptığı açıklamada İsrail’in yeni inşaat faaliyetlerini kınayarak, bunların 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nın “açık bir ihlali” olduğunu bildirdi.

41 Suriyeli hâlâ gözaltında

Şam’ın yaklaşık 40 kilometre güneyinde bulunan Kuneytra vilayetinde İsrail devriyeleri köylere sık sık giriyor. Said’in verdiği bilgilere göre İsrail güçleri 2024’ün sonlarından bu yana 56 kişiyi alıkoydu. Bu kişilerden 41’i hâlâ gözaltında ve nerede, hangi koşullarda tutuldukları bilinmiyor.

v
Aralık 2024’te Kuneytra kırsalındaki Cebata el-Haşab beldesine düzenlenen İsrail askerî baskını (AFP)

Çarşamba günü İsrail ordusuna ait beş askerî araç ve bir ambulans Cebata el-Haşab köyüne girdi. AFP’ye konuşan görgü tanıkları, askerleri gördüğünde kaçmaya çalışan bir gence ateş açıldığını anlattı.

65 yaşındaki çiftçi Muhammed Samiye, “Ayağından vurdular ve onu yanlarında götürdüler” dedi.

İsrail ordusu, söz konusu kişiyi birkaç saat sonra serbest bıraktı. Ordu, pazartesi günü de kendi güçlerine yaklaşan iki kişiyi gözaltına aldığını açıklamış, bu kişiler de daha sonra serbest bırakılmıştı.

Muhammed Samiye, yaşananları üzüntüyle anlatarak, “Buradaki hayatımız çok kötü, iş yok. İnsanlara gelişigüzel ateş ettikleri için korkuyoruz” ifadelerini kullandı.

Komşu Han Arnabe beldesinde ise Birleşmiş Milletler Ateşkes Gözlem Gücü (UNDOF) araçları, okuldan dönen çocukların önünden sessizce geçiyor.

Polis ekipleri trafiği düzenlerken İçişleri Bakanlığına bağlı güvenlik güçleri bölgedeki yol kavşaklarında konuşlanmış durumda. Ancak bölgede Suriye ordusuna ait herhangi bir askerî varlık görülmüyor.

Beni affet anne

Esed’in devrilmesinin ardından yeni yönetimin iktidara gelmesiyle birlikte Suriye’ye yüzlerce hava saldırısı düzenleyen İsrail, ülkenin güneyinin silahsızlandırılmasını talep ediyor ve güçlerinin bölgede kalacağını belirtiyor.

Suriye yönetimi İsrail’in “saldırılarını” kınarken, diğer yandan bir güvenlik anlaşmasına ulaşmayı amaçlayan doğrudan müzakereleri sürdürüyor.

İsrail ordusu pazartesi günü yaptığı açıklamada, Suriye’nin güneyinde işgal altında tuttuğu “güvenlik bölgesi” içindeki askerî mevzilerinden birine sızmaya çalışan bir kişiyi öldürdüğünü duyurdu.

Kuneytra kırsalındaki Ceba köyünde ise Hatice Şehade, oğlunun fotoğrafına bakarak gözyaşı döküyor. Oğlu Muhammed Debur’un cenazesi ailesine teslim edildi.

Siyah kıyafetler giyen kadınların arasında oturan dul anne, “22 yaşındaydı, tek oğlumdu” diyerek oğlunun ailesini geçindirmek için Şam’da bulabildiği işlerde çalıştığını anlatıyor.

cvfbgnhmj
Kuneytra kırsalındaki Ceba beldesinde, 5 Ekim’de İsrail saldırısında hayatını kaybeden Muhammed Debur’un cenazesi (Kuneytra Medya Merkezi)

Kızılhaç, Debur’un cenazesini pazartesi günü ailesine teslim etti. Mezarı başında konuşan dayısı Muhammed Şehade, “Şehit Muhammed Debur’un cesedini gördüm. Omzunda, göğsünde, uyluğunda ve ayağında olmak üzere vücudunda dört kurşun yarası vardı” dedi.

Filistinli bir babanın ve Suriyeli bir annenin çocuğu olarak dünyaya gelen Debur’un nasıl öldürüldüğüne ilişkin ayrıntılar henüz netlik kazanmadı. Annesi, oğlunun herhangi bir siyasi grupla bağlantısının bulunmadığını ve onu evlendirmeyi planladığını söylüyor.

Ancak Debur, pazar günü ortadan kaybolmadan önce annesine şu mesajı bıraktı:

“Beni affet anne, artık beni göremeyecek, sesimi duyamayacaksın.”

453 kara harekâtı, en az 69 can kaybı

Öte yandan Suriye İnsan Hakları Ağı dün yayımladığı raporda, 8 Aralık 2024’te Esed yönetiminin devrilmesinden 6 Ekim 2026’ya kadar geçen dönemde, İsrail’in Suriye topraklarındaki askerî faaliyetlerini ve bunlara eşlik eden ihlalleri belgeledi.

xc vgfbnhmj
İsrail hapishanelerinde tutulan yakınlarının serbest bırakılması için Kuneytra’daki UNDOF merkezi önünde düzenlenen gösteriden, (Huran Özgürler Topluluğu)

Ağın kayıtlarına göre bu dönemde en az 453 kara harekâtı gerçekleştirildi. Harekâtlar ağırlıklı olarak Kuneytra ve Dera vilayetlerinde, daha sınırlı ölçüde ise Şam kırsalında yoğunlaştı. Aynı dönemde en az 69 kişi hayatını kaybederken, en az 162 keyfî gözaltı vakası kaydedildi.

Ağ, kendi ihlal veri tabanı, saha gözlemleri, tanık ifadeleri ile açık ve resmî kaynaklardan yararlanarak doğruladığı bu rakamların belgelenmiş asgari sayıları temsil ettiğini kaydetti.


Mısır’da yoksulluk tartışması, hükümetin icraatlarını açıklayacağı konferans öncesinde gündemde

Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
TT

Mısır’da yoksulluk tartışması, hükümetin icraatlarını açıklayacağı konferans öncesinde gündemde

Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)

Mısır’da bazı milletvekilleri, hükümetin icraatlarını kamuoyuna açıklamak üzere düzenlemesi beklenen konferans öncesinde, ülkedeki yoksulluk oranlarına ilişkin soru önergesi verdi. Yoksulluk oranları birkaç yıldır açıklanmazken, bölgesel çalkantıların derinleştirdiği ekonomik krizler nedeniyle bu oranların yükseldiği tahmin ediliyor.

Mısır Temsilciler Meclisi’nden dokuz milletvekili, çarşamba günü hükümete ülkedeki yoksulluk oranlarının hangi seviyeye ulaştığını sordu. Yoksulluk oranı, 2019-2020 dönemine ilişkin Eylül 2020’de açıklanan son resmî verilere göre yüzde 29,7 olarak kaydedilmişti.

Milletvekilleri, “Hükümetin, milletvekillerinin denetim mekanizmaları aracılığıyla sunduğu talepler üzerine gelir ve harcama araştırmasını Meclis’e göndereceğine defalarca söz vermesine rağmen, söz konusu araştırma henüz yayımlanmadı” ifadelerini kullandı.

Milletvekilleri ayrıca, “2021’den bu yana Mısır’daki yoksulluk oranlarını bilmeden hükümetin icraatları nasıl değerlendirilebilir?” sorusunu yöneltti.

Hükümet, geçtiğimiz dönemde izlenen politikaları, bunların sonuçlarını ve söz konusu adımlar atılmasaydı neler yaşanabileceğini kamuoyuna anlatmak amacıyla ulusal bir forum düzenlemeyi planlıyor. Hükümet Sözcüsü Muhammed Adil’e göre forumda vatandaşların önerileri ve görüşleri de dinlenecek.

Adil, çarşamba akşamı televizyonda yaptığı açıklamada, 19-24 Ekim tarihleri arasında düzenlenmesi planlanan foruma ait resmî internet sitesi üzerinden vatandaşların kayıt yaptırabileceğini, görüşlerini iletebileceğini ve katılım talebinde bulunabileceğini belirtti. Adil, birkaç gün önce açılan sitenin bugüne kadar bir milyondan fazla ziyaret aldığını kaydetti.

Sürekli gündeme gelen bir tartışma

Mısır’da yoksulluk oranları ve bu oranların neden açıklanmadığına ilişkin tartışmalar yeni değil. Milletvekillerinin soru önergesinde de belirtildiği üzere, bu konu belirli aralıklarla yeniden gündeme geliyor.

Reform ve Kalkınma Partisi’nin Meclis Grup Başkanı ve soru önergesini veren dokuz milletvekilinden biri olan İrin Said yaptığı açıklamada, kendisinin ve bazı milletvekillerinin önceki yasama döneminde de benzer soru önergeleri sunduğunu, ancak henüz somut sonuçlara veya doğrulanmış bilgilere ulaşamadıklarını belirtti.

dfg
Kahire'nin merkezindeki işçi sınıfının yoğun olarak yaşadığı semtlerden biri. (Şarku’l Avsat)

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, geçen aralık ayında yaptığı açıklamada, yoksulluk oranının 2020’de açıklanan seviyenin bir miktar üzerine çıktığını kabul etmiş, ancak artışın boyutunu paylaşmamıştı. Bazı basın kuruluşlarının haberlerinde ise yoksulluk oranının yaklaşık yüzde 34’e yükseldiği öne sürüldü.

Yazar ve siyasi analist Cemal Esad, hükümetin yoksulluk oranlarını açıklamamasını eleştirdi. Esad, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “Enflasyon ve diğer ekonomik göstergelere ilişkin açıklanan rakamlar bile vatandaşların sokakta hissettiği gerçeklerden daha düşük. Peki, bir de hiç açıklanmayan rakamları düşünün” ifadelerini kullandı.

Mısır’da yıllık enflasyon oranı geçen ağustos ayında yüzde 14,5 olarak kaydedildi. Bu oran temmuz ayında yüzde 14,9 düzeyindeydi.

Siyasi açıdan zor bir mesele

Siyaset sosyolojisi profesörü Said Sadık, hükümetin milletvekillerinin talebine kısa süre içinde cevap vererek yoksulluk oranlarını açıklamasını beklemediğini söyledi. Sadık, dokuz milletvekilinden biri olan Muhammed Fuad’ın, talebin altı ay önce hükümete iletilmesine rağmen henüz sonuç alınamadığını belirten açıklamasına dikkat çekti.

Sadık, hükümetin yoksulluk oranlarını açıklamaya hazır olmadığını kaydetti. Bu ay düzenlenmesi planlanan ulusal forumda büyük olasılıkla farklı göstergelerin öne çıkarılacağını belirten Sadık, bunlar arasında gayrisafi yurt içi hasıla büyümesi, işsizliğin 2025’te yüzde 6,3’e gerilemesi, bütçede faiz dışı fazla verilmesi, sosyal koruma paketleri, kara yolları, elektrik santralleri ve limanlara yönelik yatırımlar ile bölgesel krizlerin etkilerinin aşılması ve mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi gibi başlıkların yer alacağını ifade etti.

Sadık’a göre yeni yoksulluk oranlarının açıklanması “siyasi açıdan zor bir mesele”. Sadık, “Rakam yükselirse hükümetin başarı söylemine ilişkin şüpheler artar. Güncel bir araştırma olmadan düşüş açıklanırsa da bu rakamlara inanılmayabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Milletvekili Ravya Muhtar da hükümetten, ekonomik politikaların vatandaşların gelirleri ve yaşam standartları üzerindeki gerçek etkisini ortaya koyacak güncel ve kapsamlı verileri paylaşmasını istedi.

Dokuz milletvekilinden biri olan Muhtar yaptığı açıklamada, “Hükümetin performansını ve başarılarını, yoksulluk oranlarındaki ve vatandaşların gelirlerindeki değişimi gösteren güncel veriler olmadan eksiksiz biçimde değerlendirmek mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Sadık ise hükümetin yoksulluk sorununu, etkilerini hafifletmeye yönelik politikalarla ele aldığını belirtti. Bu politikalar arasında gıda yardımları, yoksulluk sınırının altındaki kesimlere yönelik Tekafül ve Kerame sosyal yardım programları, maaş artışları ve olağanüstü destek paketleri bulunuyor. Sadık’a göre bu önlemler, enflasyonun vatandaşlar üzerindeki etkisini sınırlandırmayı amaçlıyor.


Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
TT

Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)

Irak Kürdistan Bölgesi Terörle Mücadele Birimi, dün akşam İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kaldığı bir kampın, Erbil vilayetine bağlı Xebat ilçesinde iki insansız hava aracıyla (İHA) hedef alındığını açıkladı. Kamp, Bağdat’ın yaklaşık 450 kilometre kuzeyinde bulunuyor.

Bölgedeki Terörle Mücadele Birimi tarafından yapılan açıklamada, kurumun elde ettiği bilgilere göre Erbil vilayetinin Xebat ilçesine bağlı Rizgari nahiyesindeki İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampına dün akşam patlayıcı yüklü iki SİHA ile saldırı düzenlendiği belirtildi.

Açıklamada, saldırıda can kaybı yaşanmadığı kaydedildi.