İsrail’in Batı Şeria’da yerleşimci saldırılarını kolaylaştırmak için organize ettiği kaos

Savunma Bakanı sorumluluktan kaçıyor, ordu ve polis kanun uygulamasından kaçınıyor

Batı Şeria’daki Kalendiya Mülteci Kampı’nda düzenlenen askeri operasyon sırasında İsrail askerleri, 5 Ağustos 2026 (AP)
Batı Şeria’daki Kalendiya Mülteci Kampı’nda düzenlenen askeri operasyon sırasında İsrail askerleri, 5 Ağustos 2026 (AP)
TT

İsrail’in Batı Şeria’da yerleşimci saldırılarını kolaylaştırmak için organize ettiği kaos

Batı Şeria’daki Kalendiya Mülteci Kampı’nda düzenlenen askeri operasyon sırasında İsrail askerleri, 5 Ağustos 2026 (AP)
Batı Şeria’daki Kalendiya Mülteci Kampı’nda düzenlenen askeri operasyon sırasında İsrail askerleri, 5 Ağustos 2026 (AP)

ABD ve uluslararası kamuoyundan, Batı Şeria’daki silahlı yerleşimci saldırılarına yönelik yoğun eleştirilerin yükseldiği bir dönemde İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, işgal güçlerinin güvenlik birimlerinin sorumluluktan kaçmasına ve yerleşimcilerin saldırılarını herhangi bir denetim ve yaptırım olmaksızın sürdürmesine olanak sağlayacak ‘organize kaos’ düzeni olarak nitelendirilebilecek bir çözüm ortaya koydu. Bu yaklaşımın, yerleşimcilerin Batı Şeria üzerinde İsrail egemenliğinin ilan edilmesi yönündeki talebiyle de örtüştüğü belirtildi.

Katz, orduya, yerleşimciler ve yerleşimlerle ilgili sivil nitelikteki davalarda ‘tüm kolluk yetkilerinin’ polise devredilmesini öngören bir plan hazırlanması talimatı verdi. Buna göre polis, bu görev için özel bir birim kuracak ve gerekli yetki ile bütçeye sahip olacak. Katz, polisin Batı Şeria’daki İsraillilere, ‘İsrail devletinin diğer bölgelerinde olduğu gibi’ muamele etmesi gerektiğini söyledi. Katz, bu adımı, 104 yeni yerleşimin kurulmasına ilişkin kararların alınması ve yerleşimci çiftliklerine yasal statü verilmesinin ardından yerleşimci nüfusunda yaşanan ‘memnuniyet verici artış’ ile gerekçelendirdi. Katz ayrıca ordunun görevinin ‘Filistin terörizmiyle mücadele etmek’ ve yerleşimleri korumak olduğunu savundu.

Geçtiğimiz çarşamba günü Batı Şeria’daki Kusra kasabasında yerleşimcilerin taş attığı anları gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (Reuters)
Geçtiğimiz çarşamba günü Batı Şeria’daki Kusra kasabasında yerleşimcilerin taş attığı anları gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (Reuters)

Batı Şeria’daki yerleşimcilere yönelik kolluk yetkilerinin ordudan polise devredilmesi meselesinin, ordu ile polis arasında anlaşmazlık konusuna dönüştüğü ortaya çıktı. Bu anlaşmazlığın temel nedenlerinden birinin ise ABD ve uluslararası kamuoyunun tutumu olduğu belirtildi. Her iki tarafın da yerleşimcilerin saldırılarındaki çarpıcı artışın teşvik edilmesi, bunun sonuçları ve savaş suçu niteliğindeki eylemlerin işlenmesiyle ilgili sorumluluğu birbirinin üzerine atmaya çalıştığı ifade edildi. İsrail’in Kanal 12 televizyonunun aktardığına göre Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, hükümetin siyasi ve güvenlik işlerinden sorumlu kabinesi toplantısında, Batı Şeria’daki ordunun görevlerinin ‘giderek genişlediğini’ söyledi. Zamir, yeni yerleşimlerin kurulmasına yönelik hazırlıklar ve askerlere yüklenen görevlerin artması nedeniyle ordunun üzerindeki yükün arttığını belirterek, “Ordu askerleri, yerleşimlerin itibarını zedeleyen bir avuç kişinin peşine düşemez. Polisle iş birliği içinde çalışıyoruz ancak ordunun artık bu görevlerle meşgul olmaması daha uygun” dedi.

İsrail Ordu Radyosu ise İsraillilere yönelik cezai kolluk yetkilerinin büyük bölümünün zaten polisin elinde bulunduğuna dikkat çekti. Buna göre askerler bir yerleşimciyi gözaltına alarak polise teslim edebiliyor ancak ordu, söz konusu kişi hakkında cezai soruşturma yürütmüyor, yargılama yapmıyor veya İsrail cezaevi sisteminde tutukluluğunu sağlamıyor. Kan 11 televizyonu ise Katz’ın açıklamasını mevcut haliyle ‘pratikte anlamsız’ olarak değerlendirdi. Kan 11, Batı Şeria’nın işgal altındaki bölge olması nedeniyle yasal olarak bölgedeki yetkinin orduda bulunduğunu, ordunun İsrailli yerleşimcilere yönelik kolluk faaliyetlerinde polis ve sınır muhafızlarından yararlandığını belirtti. Bu sistemin değiştirilmesi için yasal düzenlemeler yapılması gerektiğine işaret eden Kan 11, söz konusu adımın Knesset’in tatili sırasında ve seçimlere yaklaşık iki ay kala tamamlanmasının beklenmediğini kaydetti. Kuruluş, Katz’ın açıklamasının büyük olasılıkla, Batı Şeria’daki saldırılar sırasında nadiren de olsa yerleşimcileri tahliye eden ordu güçlerine yönelik yerleşimci öfkesini yatıştırmayı amaçladığı değerlendirmesinde bulundu.

Geçtiğimiz perşembe günü, Batı Şeria’nın Nablus kentinin güneyindeki Kusra köyünün sokaklarından birinde devriye gezen İsrail askerleri (AFP)
Geçtiğimiz perşembe günü, Batı Şeria’nın Nablus kentinin güneyindeki Kusra köyünün sokaklarından birinde devriye gezen İsrail askerleri (AFP)

Kanal 12, Katz’ın açıklamasının ardından İsrail polis teşkilatının üst düzey yöneticilerinden birinin Savunma Bakanı’na yönelik sert eleştirilerini aktardı. İsmini açıklamayan yetkili, “Belki de Savunma Bakanı’na Yahuda ve Samarya’daki (Batı Şeria) yetkilerin neler olduğunu açıklamamız gerekiyor. İşlerin nasıl yürüdüğünü öğrenmesi daha iyi olur; çünkü bunları fazlasıyla birbirine karıştırıyor” dedi.

Meselenin bir diğer boyutunu da yerleşimci karakolları oluşturuyor. Şarku’l Avsat’ın Haaretz gazetesinden aktardığına göre, planlama, inşaat ve altyapıya ilişkin geniş yetkiler 2023’ten bu yana sivil yönetimden, Bezalel Smotrich’in denetimindeki yerleşim yönetimine devredildi. Böylece yerleşimci karakollarının büyük bölümünün tahliye edilmesi için zaten sivil ve siyasi makamların onayı gerekiyor.

Yetki konusundaki temel boşluk ise A ve B olarak sınıflandırılan bölgelerde ortaya çıkıyor. İsrail polisi bu bölgelere bağımsız şekilde fiilen girmiyor. Yerleşimcilerin bir Filistin köyüne baskın düzenlemesi veya burada yaşayanlara saldırması durumunda sahada bulunan ve yerleşimcileri gözaltına alarak polise teslim edebilen tek güç ordu oluyor. İsrail Ordu Radyosu’na göre bu yetkinin askerlerden alınması, polisin çalışma kuralları ve bu bölgelere giriş biçimi değiştirilmediği takdirde, söz konusu bölgelerde yerleşimcileri fiilen gözaltına alabilecek hiçbir makamın kalmaması ihtimalini doğuruyor. Radyo, planın kamuoyuna açıklanan haliyle ya uygulanabilir olmadığını ya da kolluk faaliyetlerinde bir boşluk yaratacağını değerlendirdi. Bu durumun, İsrail hükümetinin meseleleri kasıtlı olarak belirsiz bırakarak planlı bir kaosun önünü açtığı izlenimini verdiği belirtildi.

 İsrail ordusu, 11 Ağustos 2026 tarihinde Batı Şeria’nın Nablus kenti yakınlarındaki Tel köyünde bir Filistinliye ait evi havaya uçurdu. (EPA)
İsrail ordusu, 11 Ağustos 2026 tarihinde Batı Şeria’nın Nablus kenti yakınlarındaki Tel köyünde bir Filistinliye ait evi havaya uçurdu. (EPA)

Dikkat çekici olan ise yerleşimci liderlerinin Katz’ın kararını memnuniyetle karşılaması oldu. Yerleşim Konseyi Başkanı Yisrael Gantz, “Artık Batı Şeria’daki sivil hayatın İsrail devletinin diğer bölgelerinde olduğu gibi yönetilmesinin zamanı geldi” dedi. Gantz, buna göre kolluk faaliyetlerinin polis tarafından yürütülmesi, ordunun ise güvenlik görevlerine odaklanması gerektiğini savundu. Gantz bununla yetinmeyerek ‘bu adımın tamamlanması’ çağrısında bulundu. Oslo Anlaşmaları’nın iptal edilmesini ve Batı Şeria’da ‘tam İsrail egemenliği’ uygulanmasını isteyen Gantz, artık ‘geçici yönetimden İsrail yasalarının tam anlamıyla uygulanmasına’ geçilmesinin zamanının geldiğini söyledi. Böylece yetkilerin devriyle Batı Şeria’nın ilhakına yönelik siyasi süreci ilişkilendirdi.

Filistinlilerin yalnızca yerleşimcilerin saldırılarıyla karşı karşıya olmadığına da dikkat çekmek gerekiyor. İsrail ordusunun gerçekleştirdiği saldırılar çok daha ağır ve şiddetli boyutlara ulaşıyor. Yerleşimcilerin saldırılarına odaklanılması ve yalnızca onların gündeme taşınması ise ordunun hesap verebilirlikten daha fazla kaçmasına yol açıyor.



Yemen’de çatışma hatları genişliyor: Husiler geri çekiliyor

Yemen ordusu mensubu askerler, Cevf’te Husilere karşı elde edilen ilerlemenin ardından kutlama amacıyla bir arada (X)
Yemen ordusu mensubu askerler, Cevf’te Husilere karşı elde edilen ilerlemenin ardından kutlama amacıyla bir arada (X)
TT

Yemen’de çatışma hatları genişliyor: Husiler geri çekiliyor

Yemen ordusu mensubu askerler, Cevf’te Husilere karşı elde edilen ilerlemenin ardından kutlama amacıyla bir arada (X)
Yemen ordusu mensubu askerler, Cevf’te Husilere karşı elde edilen ilerlemenin ardından kutlama amacıyla bir arada (X)

Yemen ordusu ve Ulusal Direniş güçleri bugün (Pazartesi) Taiz, Beyda ve Cevf vilayetlerindeki cephelerde önemli ilerlemeler kaydetti. Husilerin saflarında art arda yaşanan kırılmalar ve geri çekilmeler dikkat çekerken Cevf vilayetinde sahada elde edilen ilerlemenin ardından hükümet güçlerine destek veren aşiretlerin de harekete geçtiği bildirildi.

Yemen Silahlı Kuvvetleri Medya Merkezi, hükümet güçlerinin ülkenin orta kesimindeki Beyda cephesinde sahada önemli bir gedik açtığını duyurdu. Merkez tarafından yapılan açıklamada güçlerin “Hayd el-Hazzan mevzilerini ve el-Fleyhan mevzilerini ele geçirerek Nasife bölgesine ve buradaki ilk köy olan Zî Emhaşib’e kadar ilerlediği” belirtildi. Bu ilerlemenin hükümet güçlerine orta ve güney vilayetleri arasındaki Husilerin ikmal hatlarını kesmek açısından coğrafi üstünlük sağladığı ifade edildi.

Bu ilerleme, Zaher ilçesine hakim tüm tepe ve platoların kontrol altına alınmasıyla eş zamanlı gerçekleşti.

Beyda Vilayeti Enformasyon Müdürü Arif el-Umeyri, silahlı kuvvetlerin Zaher ilçesine hakim stratejik yükseltilerde kontrolü tamamen sağladığını ve şu anda Nasife bölgesinde tarama operasyonları yürüttüğünü belirtti. Umeyri, bunun “Zi Naim” bölgesine doğru ilerlemenin önünü açacağını ve gelişmenin hükümet güçlerinin vilayetteki konumunu güçlendirdiğini kaydetti.

fvgrthy
Yemen ordusuna ait savaş uçaklarının Beyda vilayetinin Zaher ilçesindeki hava saldırısı (X)

Yemen güçleri sözcüsü Kurmay Albay Macid en-Nezili ise silahlı kuvvetlerin Cevf ve Beyda cephelerinde eş zamanlı ilerlemeler ve zaferler elde ettiğini söyledi. Nezili, operasyonların “devlet kurumlarını yeniden tesis etmeyi ve Husi darbesine son vermeyi” amaçladığını belirterek Husi unsurlarına ilerleme güzergahlarını terk etmeleri ve canlarını kurtarmak için hafif silahlarıyla birlikte mevzilerinden çekilmeleri çağrısında bulundu.

Taiz’de batı cephesi güvence altına alındı

Batı cephesinde ise ortak güçler, hakim yükseltilerde konuşlanan Husi unsurlarının püskürtülmesinin ardından Taiz kentini batı kıyılarına bağlayan hayati ulaşım hattının güvenliğini sağladı. Yemen Silahlı Kuvvetleri Medya Merkezi, Taiz’in batısındaki Kedha cephesinde “Nakil ve Cebel el-Kura’nın kontrolünün tamamen sağlandığını” açıkladı.

Hükümet güçleri ayrıca Şerab kavşağındaki Ravda Okulu yakınları ile kentin batısındaki er-Rubeyii bölgesi çevresinde bulunan büyük bir Husi askeri takviye konvoyunu hedef aldı.

21’den fazla askeri araçtan oluştuğu belirtilen konvoyun Berah ve Mukabene cephelerine destek vermek ve “Cebel Han”a saldırmak üzere bölgeye ilerlediği bildirildi. Operasyon sonucunda Husilerin personel ve askeri teçhizat açısından ağır kayıplar verdiği belirtildi.

Cevf’te aşiretler hükümet güçlerine destek için harekete geçti

Cevf vilayetinde ise hükümet güçlerinin Husilere karşı yürüttüğü askeri operasyonlara destek amacıyla aşiretlerin harekete geçtiği bildirildi. Aşiret hareketliliği, hükümet güçlerinin vilayetin çeşitli cephelerinde sürdürdüğü ve sahada ilerleme kaydettiği operasyonlarla eş zamanlı olarak gerçekleşti.

Yerel kaynaklara göre aşiretler, hükümet güçlerinin yürüttüğü operasyon kapsamında çok sayıda bölge, mevzi ve stratejik askeri kampın kontrolünü ele geçirmesinin ardından hükümet güçlerine destek vermek üzere vilayetin kuzeyindeki Yetme ilçesine doğru harekete geçti.

Bu adımın, saflarında kırılmalar başlayan Husilerin mevzileri üzerindeki baskıyı artırmayı amaçladığı belirtildi.

Yemen Silahlı Kuvvetleri pazartesi günü Cevf’te Hazm kentine doğru ilerleyerek kentin çevresindeki stratejik mevzileri kontrol altına aldı. Güçlerin ayrıca Labanat Askeri Kampı çevresinde ilerlediği ve kurtarılan bölgelerin güvenliğini sağlamak amacıyla operasyonlarını sürdürdüğü bildirildi.

Tüm bu gelişmeler, Yemen güçlerinin Hudeyde vilayetindeki Hays ilçesinin tamamını Husilerden kurtardığını ve kuzeye doğru Cerahe ilçesine ilerlemeye başladığını açıklamasının hemen ardından yaşandı.

Bu gelişmeler Yemen dosyasını sahada yeni bir dönemece taşırken nüfuz haritasının da yeniden şekillenmesinin önünü açıyor. Hükümet ve ortak güçlerin batı kıyısında Husilerin saldırısının yönünü karşı saldırıya çevirmeyi başarması, inisiyatifin yeniden hükümet güçlerinin eline geçmesini sağladı.


Hudeyde Valisi Şarku’l Avsat'a konuştu: Güçlerimiz ilerliyor, Batı Sahili’nin tamamını kurtarmakta kararlıyız

Dr. Hasan Tahir, Hudeyde Valisi (dolaşımda)
Dr. Hasan Tahir, Hudeyde Valisi (dolaşımda)
TT

Hudeyde Valisi Şarku’l Avsat'a konuştu: Güçlerimiz ilerliyor, Batı Sahili’nin tamamını kurtarmakta kararlıyız

Dr. Hasan Tahir, Hudeyde Valisi (dolaşımda)
Dr. Hasan Tahir, Hudeyde Valisi (dolaşımda)

Hudeyde Valisi Dr. Hasan Tahir, Yemen hükümetine bağlı güçlerin özellikle Batı Sahili ve Taiz cepheleri olmak üzere bütün askeri eksenlerde ilerleme kaydettiğini açıkladı. Tahir, Husilerin ilerleyişinin durdurulmasının ardından “onları püskürtme aşamasına geçildiğini” belirterek, hükümetin Hudeyde vilayeti ile Tihame Batı Sahili'nin tamamını kontrol altına alma konusunda kararlı olduğunu vurguladı.

Tahir, cephe hattında “Şarku’l Avsat”a yaptığı özel açıklamada, hükümet güçlerinin Husilerin elindeki çok sayıda mevziyi geri aldığını ve yeni noktaların kontrolünü ele geçirdiğini söyledi. Bazı askeri birliklerin geri alınan bölgelerin güvenliğini sağladığını, diğer birliklerin ise ilerleyişini sürdürdüğünü belirtti.

Hudeyde Valisi Dr. Hasan Tahir (dolaşımda)
Hudeyde Valisi Dr. Hasan Tahir (dolaşımda)

Hudeyde Valisi, hükümet güçlerinin Husilerin ilerleyişini durdurmasının ardından vilayetin güneyindeki savaşın dengesinin değiştiğini ifade ederek, “Şimdi Husileri püskürtme ve onları mümkün olduğunca geriye itme aşamasındayız” dedi.

Yemen'in Batı Sahili ve Taiz bölgelerinde Husilerin başlattığı kara çatışmalarının dün dördüncü gününe girdiği belirtilirken, hükümet güçleri saldırıyı kontrol altına alma aşamasından Husileri Hudeyde'nin güneydoğusunda takip etme aşamasına geçti.

Yemen Silahlı Kuvvetleri, çatışmalar sırasında çoğu reşit olmayan onlarca Husi mensubunu esir aldı. Hükümet güçleri, Hays'ın kuzeyinden Ceraahi ilçesine doğru ilerleyişini sürdürüyor.

 Vali, hükümet güçlerinin özellikle Taiz ve Batı Sahili cepheleri olmak üzere tüm cephelerde ilerleme kaydettiğini belirtti. (AFP)
Vali, hükümet güçlerinin özellikle Taiz ve Batı Sahili cepheleri olmak üzere tüm cephelerde ilerleme kaydettiğini belirtti. (AFP)

Hudeyde'nin tamamının kurtarılması

Tahir, Batı Sahili cephesini niteliği, tarafları ve stratejik önemi nedeniyle “savaşların anası” olarak nitelendirdi. Çatışmanın yalnızca Yemen hükümeti ile Husiler arasında değil, kendi ifadesiyle “Husi vekili üzerinden Yemen meşru hükümeti ile İran arasında” yaşandığını savundu.

Yemen Silahlı Kuvvetleri'nin operasyonlarını Hudeyde vilayeti ile Tihame Batı Sahili'nin tamamı kurtarılıncaya kadar sürdürme konusunda kararlı olduğunu belirten Tahir, Husilerin bu bölgeyi kontrol etmesinin “yalnızca Yemen için değil, bütün bölge ve dünya için bir felaket” olacağı uyarısında bulundu.

Hükümet güçleri ve ortak güçler cumartesi günü, 2018'de ilçe merkezi kurtarılmış olmasına rağmen kırsal bölgeleri yıllardır Husilerin kontrolünde bulunan Hudeyde'ye bağlı Hays ilçesinin merkez ve kırsal kesimleriyle tamamen kurtarıldığını açıkladı.

Tahir, Husilerin Babu'l Mendeb'i kontrol altına almasının kendi değerlendirmesine göre “İran'ın kontrolü” anlamına geleceğini ve bunun bölgedeki dengeleri bütünüyle değiştireceğini belirterek, Yemen hükümetine bu tehditle mücadelede destek verilmesi çağrısında bulundu.

Cumhurbaşkanlığı Konseyi Başkan Yardımcısı ve Ulusal Direniş Güçleri Komutanı, dün 4. Askeri Bölge Komutanı ile birlikte. (Ulusal Direniş Güçleri)
Cumhurbaşkanlığı Konseyi Başkan Yardımcısı ve Ulusal Direniş Güçleri Komutanı, dün 4. Askeri Bölge Komutanı ile birlikte. (Ulusal Direniş Güçleri)

İran kararı

Hudeyde Valisi, Husilerin Batı Sahili'nde yeni bir cephe açmasının arkasında İran'ın bulunduğunu belirtti. Bu adımın “tamamen İran'ın kararı” olduğunu savunan Tahir, Husilerin ortaya çıkabilecek sonuçların farkında olmalarına rağmen operasyona giriştiğini ifade etti.

Tahir, Tahran'ın “Hürmüz'de sıkışmasının” ardından yıllardır sürdürdüğü Babu'l Mendeb'e ulaşma ve boğazı kontrol altına alma hedefini yeniden gündeme aldığını ve Husilere Batı Sahili'nde operasyon düzenlemeleri talimatı verdiğini öne sürdü.

Husi saldırısının zamanlaması ile Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler arasında bağlantı kuran Tahir, İran'ın Husiler aracılığıyla başka bir çıkış noktası açmayı ve burayı kontrol altına almayı amaçladığını savundu. Operasyonda kullanılan silahların çeşitliliği ve modernliğinin yanı sıra sağlanan finansmanın boyutunun da İran'ın rolünü ortaya koyduğunu belirtti.

Yemen hükümet güçlerinin güvenliğini sağladığı Hays kentinden genel görünüm. (SABA)
Yemen hükümet güçlerinin güvenliğini sağladığı Hays kentinden genel görünüm. (SABA)

790'dan fazla aile yerinden edildi

İnsani durumla ilgili değerlendirmelerde de bulunan Tahir, Husilerin füze, İHA ve havan saldırılarının vilayet sakinleri arasında çok sayıda kişinin ölümüne ve yaralanmasına yol açtığını belirterek, şu ana kadar 790'dan fazla ailenin yerinden edildiğini açıkladı.

Yerinden edilen ailelerin acilen barınma ve gıdaya ihtiyaç duyduğunu belirten Tahir, Kral Selman İnsani Yardım ve Çalışmalar Merkezi'nin (KSrelief) yardım çağrılarına ilk yanıt veren kuruluşlardan biri olduğunu ve bölgede yardım çalışmalarına fiilen başladığını söyledi.

Hudeyde Valisi, Suudi Arabistan'ın Yemen'e verdiği desteği de takdir ettiğini belirterek, Riyad'ın çeşitli krizlerde Yemen halkının yanında durduğunu ve Yemenlilerin ülkesine verdiği desteği unutmayacağını ifade etti.

Tahir, dün Yemen'deki insani yardım koordinatörü Laurent Bukera ile de Hudeyde vilayetindeki, özellikle Hays ve el-Hayme bölgelerindeki insani durumun hızla kötüleşmesi hakkında görüştü.

  Dr. Hasan Tahir, Husilerin saldırıları nedeniyle şu ana kadar 790’dan fazla ailenin yerinden edildiğini açıkladı. (AFP)
  Dr. Hasan Tahir, Husilerin saldırıları nedeniyle şu ana kadar 790’dan fazla ailenin yerinden edildiğini açıkladı. (AFP)

Birleşmiş Milletler'in Yemen ofisinden yapılan açıklamaya göre Tahir, bölgedeki durumun son derece zor olduğunu ve bazı sivillerin cephe hatlarında mahsur kaldığını belirtti. İnsani yardım koordinatörü ise sivillerin güvenliği konusunda ciddi endişe duyduğunu ifade ederek, BM'nin sivillerin ve sivil tesislerin hedef alınmaması ve her koşulda korunması yönündeki kararlı tutumunu yineledi.

  Dr. Hasan Tahir, Husilerin saldırıları nedeniyle şu ana kadar 790’dan fazla ailenin yerinden edildiğini açıkladı. (AFP)
  Dr. Hasan Tahir, Husilerin saldırıları nedeniyle şu ana kadar 790’dan fazla ailenin yerinden edildiğini açıkladı. (AFP)

Hays ziyaretinin ardından tehditler

Tahir Şarku’l Avsat’a, Hays ziyaretinin ardından tehditler aldığını açıkladı. Husilerin kendi destekçileri arasında ilçenin tamamen kontrollerine geçtiği yönünde propaganda yaptığını belirten Tahir, sahadaki ziyaretinin örgütün tepkisini çektiğini söyledi.

Tahir, Hays kent merkezinden yaptığı açıklamalarla hükümet güçlerinin ilerleyişinin sürdüğünü teyit etmesinin ardından Husi liderlerinin bir araya gelerek kendisinden kişisel olarak intikam alma kararı aldığını öne sürdü.


El-Menfi, ‘geçiş aşamalarını yeniden başlatmayacak’ herhangi bir Libya siyasi anlaşmasına desteğini vurguladı

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, 14 ülkenin büyükelçileriyle bir araya geldi, 6 Eylül 2026. (Menfi’nin ofisi)
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, 14 ülkenin büyükelçileriyle bir araya geldi, 6 Eylül 2026. (Menfi’nin ofisi)
TT

El-Menfi, ‘geçiş aşamalarını yeniden başlatmayacak’ herhangi bir Libya siyasi anlaşmasına desteğini vurguladı

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, 14 ülkenin büyükelçileriyle bir araya geldi, 6 Eylül 2026. (Menfi’nin ofisi)
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, 14 ülkenin büyükelçileriyle bir araya geldi, 6 Eylül 2026. (Menfi’nin ofisi)

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, 14 ülkenin büyükelçilerini ülkedeki siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarındaki son gelişmeler hakkında bilgilendirdi. Menfi ayrıca, geçiş dönemlerini sona erdirecek ve herhangi bir kesim dışlanmadan veya marjinalleştirilmeden, ‘sağlam hukuki ve anayasal temeller’ doğrultusunda cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine gidilmesini sağlayacak kapsamlı bir siyasi uzlaşmaya varılması yönündeki çabaları aktardı.

Dün Trablus’taki Başkanlık Konseyi merkezinde gerçekleştirilen toplantıya, aralarında Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Katar, İtalya, Rusya, Cezayir, Fransa, İngiltere, Hindistan, Çin, Somali, Mısır, Tunus, Pakistan ve Yunanistan’ın da bulunduğu ülkelerin Libya’daki büyükelçileri ve temsilcileri katıldı.

XSCD
Muhammed el-Menfi, Libya Başkanlık Konseyi’nin ‘ülkeyi seçimlere yaklaştıracak her türlü gerçek ulusal uzlaşmayı desteklediğini’ söyledi, 6 Eylül 2026. (Menfi’nin ofisi)

Menfi’nin ofisinden yapılan açıklamada, Başkanlık Konseyi’nin ülkeyi seçimlere yaklaştıran, geçiş dönemlerini kısaltan her türlü gerçek ulusal uzlaşmayı desteklediği ve yasal ve ulusal süreçlerini tamamlayan, seçim sürecini ve kurumlarını güvence altına alan her türlü anlaşmayı desteklemeye hazır olduğu belirtildi. Açıklamada, geçiş dönemlerini yeniden üretmeye veya uzatmaya yönelik herhangi bir düzenlemeye karşı olunduğu vurgulandı.

Menfi daha önce Libya konusunda gündeme getirilen ‘ABD girişimini’ memnuniyetle karşıladığını açıklamış, ancak girişimin ulusal anayasal kurumlar aracılığıyla sunulmasını şart koşmuştu. Menfi, örtülü bir ret olarak değerlendirilebilecek açıklamasında, “Girişimin etrafındaki belirsizlik, ulusal anayasal kurumların devre dışı bırakılması, Afrika Birliği’nin (AfB) ve Birleşmiş Milletler (BM) himayesindeki sürecin yanı sıra Libya’daki farklı siyasi tarafların dışlanması konusunda endişe yaratıyor” demişti.

ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika işlerinden sorumlu danışmanı Massad Boulos’un hayata geçirmeye çalıştığı girişimin önünü kesmek amacıyla Libya’daki üç konseyin başkanları; Menfi’nin başkanlığındaki Başkanlık Konseyi, Akile Salih liderliğindeki Temsilciler Meclisi (TM) ve Muhammed Takala başkanlığındaki Devlet Yüksek Konseyi (DYK), 18 Haziran’da kamuoyunu yeni bir ‘yol haritası’ ile şaşırtmıştı. Konsey başkanları, söz konusu yol haritasının ‘hazırlık aşamasına son vermeyi’ amaçladığını açıklamıştı.

Menfi, 14 büyükelçinin önünde yaptığı açıklamada, devletin egemenliğine, kurumlarına ve yetki alanlarına saygı gösterilmesi gerektiğini belirterek, kamu görevlerine fiili güç dayatması veya siyasi ve mali nüfuzun kullanılması yoluyla gelinmemesi gerektiğini vurguladı.

Menfi ayrıca, “Siyasi sürece duyulan güvenin yeniden tesis edilmesi, yolsuzluk, devlet kaynaklarının kaçırılması, organize suç ve hesap vermekten kaçınmayla mücadeleyi gerektiriyor. Siyasi uzlaşma ile hukukun üstünlüğü, birbirinin pahasına yürütülmemesi gereken iki süreçtir” ifadelerini kullandı.

THYJU
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, ‘geçiş dönemlerini yeniden yaratacak veya uzatacak her türlü düzenlemeyi’ reddediyor, 6 Eylül 2026. (Menfi’nin ofisi)

Menfi, uluslararası ortaklara, ‘açık ve uygulanabilir bir takvim çerçevesinde özgür ve adil seçimlere götürecek Libya’ya özgü bir süreci destekleme’ çağrısında bulundu. Meşruiyetin kaynağının Libya halkı olduğunu vurgulayan Menfi, geçiş dönemlerini sona erdirmenin ve meşruiyetini halkın iradesinden alan kurumlar inşa etmenin yolunun sandıktan geçtiğini belirtti.

BM Genel Sekreteri’nin Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh de siyasi taraflara 4+4 Komitesi’nin vardığı mutabakatı somut adımlara dönüştürme çağrısı yapmıştı. Tetteh, bu tür anlaşmaların “paydaşlar ve diğer Libyalı taraflarla etkileşim kurmamız, birlikte yürüttüğümüz sürece yönelik güveni tesis etmemiz ve ilerleyen aşamada seçimlerin yapılması için gerekli koşulları hazırlamamız açısından daha iyi bir fırsat sunduğunu” ifade etmişti.

Mutabakat, seçimlerin en geç 24 ay içinde ve birleşik bir hükümetin yönetimi altında gerçekleştirilmesini öngören bir takvim belirledi. Anlaşma, BM Libya Destek Misyonu’nun hazırladığı siyasi yol haritasının ilk iki aşamasını kapsıyor. Bunlar, Yüksek Ulusal Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılması ve cumhurbaşkanlığı ile yasama seçimlerinin anayasal ve hukuki çerçevesine ilişkin çözüme kavuşturulmamış meselelerin ele alınmasından oluşuyor.

BM Libya Destek Misyonu, komitenin imzaladığı seçimlerin gerçekleştirilmesine ilişkin mutabakatı TM ile DYK’ye gönderdiğini ve her iki konseye onay için bir aylık süre tanıdığını açıkladı. TM ise mutabakata gelecek hafta yanıt vermeyi planladığını duyurdu.