İsrail’in Batı Şeria’da yerleşimci saldırılarını kolaylaştırmak için organize ettiği kaos

Savunma Bakanı sorumluluktan kaçıyor, ordu ve polis kanun uygulamasından kaçınıyor

Batı Şeria’daki Kalendiya Mülteci Kampı’nda düzenlenen askeri operasyon sırasında İsrail askerleri, 5 Ağustos 2026 (AP)
Batı Şeria’daki Kalendiya Mülteci Kampı’nda düzenlenen askeri operasyon sırasında İsrail askerleri, 5 Ağustos 2026 (AP)
TT

İsrail’in Batı Şeria’da yerleşimci saldırılarını kolaylaştırmak için organize ettiği kaos

Batı Şeria’daki Kalendiya Mülteci Kampı’nda düzenlenen askeri operasyon sırasında İsrail askerleri, 5 Ağustos 2026 (AP)
Batı Şeria’daki Kalendiya Mülteci Kampı’nda düzenlenen askeri operasyon sırasında İsrail askerleri, 5 Ağustos 2026 (AP)

ABD ve uluslararası kamuoyundan, Batı Şeria’daki silahlı yerleşimci saldırılarına yönelik yoğun eleştirilerin yükseldiği bir dönemde İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, işgal güçlerinin güvenlik birimlerinin sorumluluktan kaçmasına ve yerleşimcilerin saldırılarını herhangi bir denetim ve yaptırım olmaksızın sürdürmesine olanak sağlayacak ‘organize kaos’ düzeni olarak nitelendirilebilecek bir çözüm ortaya koydu. Bu yaklaşımın, yerleşimcilerin Batı Şeria üzerinde İsrail egemenliğinin ilan edilmesi yönündeki talebiyle de örtüştüğü belirtildi.

Katz, orduya, yerleşimciler ve yerleşimlerle ilgili sivil nitelikteki davalarda ‘tüm kolluk yetkilerinin’ polise devredilmesini öngören bir plan hazırlanması talimatı verdi. Buna göre polis, bu görev için özel bir birim kuracak ve gerekli yetki ile bütçeye sahip olacak. Katz, polisin Batı Şeria’daki İsraillilere, ‘İsrail devletinin diğer bölgelerinde olduğu gibi’ muamele etmesi gerektiğini söyledi. Katz, bu adımı, 104 yeni yerleşimin kurulmasına ilişkin kararların alınması ve yerleşimci çiftliklerine yasal statü verilmesinin ardından yerleşimci nüfusunda yaşanan ‘memnuniyet verici artış’ ile gerekçelendirdi. Katz ayrıca ordunun görevinin ‘Filistin terörizmiyle mücadele etmek’ ve yerleşimleri korumak olduğunu savundu.

Geçtiğimiz çarşamba günü Batı Şeria’daki Kusra kasabasında yerleşimcilerin taş attığı anları gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (Reuters)
Geçtiğimiz çarşamba günü Batı Şeria’daki Kusra kasabasında yerleşimcilerin taş attığı anları gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (Reuters)

Batı Şeria’daki yerleşimcilere yönelik kolluk yetkilerinin ordudan polise devredilmesi meselesinin, ordu ile polis arasında anlaşmazlık konusuna dönüştüğü ortaya çıktı. Bu anlaşmazlığın temel nedenlerinden birinin ise ABD ve uluslararası kamuoyunun tutumu olduğu belirtildi. Her iki tarafın da yerleşimcilerin saldırılarındaki çarpıcı artışın teşvik edilmesi, bunun sonuçları ve savaş suçu niteliğindeki eylemlerin işlenmesiyle ilgili sorumluluğu birbirinin üzerine atmaya çalıştığı ifade edildi. İsrail’in Kanal 12 televizyonunun aktardığına göre Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, hükümetin siyasi ve güvenlik işlerinden sorumlu kabinesi toplantısında, Batı Şeria’daki ordunun görevlerinin ‘giderek genişlediğini’ söyledi. Zamir, yeni yerleşimlerin kurulmasına yönelik hazırlıklar ve askerlere yüklenen görevlerin artması nedeniyle ordunun üzerindeki yükün arttığını belirterek, “Ordu askerleri, yerleşimlerin itibarını zedeleyen bir avuç kişinin peşine düşemez. Polisle iş birliği içinde çalışıyoruz ancak ordunun artık bu görevlerle meşgul olmaması daha uygun” dedi.

İsrail Ordu Radyosu ise İsraillilere yönelik cezai kolluk yetkilerinin büyük bölümünün zaten polisin elinde bulunduğuna dikkat çekti. Buna göre askerler bir yerleşimciyi gözaltına alarak polise teslim edebiliyor ancak ordu, söz konusu kişi hakkında cezai soruşturma yürütmüyor, yargılama yapmıyor veya İsrail cezaevi sisteminde tutukluluğunu sağlamıyor. Kan 11 televizyonu ise Katz’ın açıklamasını mevcut haliyle ‘pratikte anlamsız’ olarak değerlendirdi. Kan 11, Batı Şeria’nın işgal altındaki bölge olması nedeniyle yasal olarak bölgedeki yetkinin orduda bulunduğunu, ordunun İsrailli yerleşimcilere yönelik kolluk faaliyetlerinde polis ve sınır muhafızlarından yararlandığını belirtti. Bu sistemin değiştirilmesi için yasal düzenlemeler yapılması gerektiğine işaret eden Kan 11, söz konusu adımın Knesset’in tatili sırasında ve seçimlere yaklaşık iki ay kala tamamlanmasının beklenmediğini kaydetti. Kuruluş, Katz’ın açıklamasının büyük olasılıkla, Batı Şeria’daki saldırılar sırasında nadiren de olsa yerleşimcileri tahliye eden ordu güçlerine yönelik yerleşimci öfkesini yatıştırmayı amaçladığı değerlendirmesinde bulundu.

Geçtiğimiz perşembe günü, Batı Şeria’nın Nablus kentinin güneyindeki Kusra köyünün sokaklarından birinde devriye gezen İsrail askerleri (AFP)
Geçtiğimiz perşembe günü, Batı Şeria’nın Nablus kentinin güneyindeki Kusra köyünün sokaklarından birinde devriye gezen İsrail askerleri (AFP)

Kanal 12, Katz’ın açıklamasının ardından İsrail polis teşkilatının üst düzey yöneticilerinden birinin Savunma Bakanı’na yönelik sert eleştirilerini aktardı. İsmini açıklamayan yetkili, “Belki de Savunma Bakanı’na Yahuda ve Samarya’daki (Batı Şeria) yetkilerin neler olduğunu açıklamamız gerekiyor. İşlerin nasıl yürüdüğünü öğrenmesi daha iyi olur; çünkü bunları fazlasıyla birbirine karıştırıyor” dedi.

Meselenin bir diğer boyutunu da yerleşimci karakolları oluşturuyor. Şarku’l Avsat’ın Haaretz gazetesinden aktardığına göre, planlama, inşaat ve altyapıya ilişkin geniş yetkiler 2023’ten bu yana sivil yönetimden, Bezalel Smotrich’in denetimindeki yerleşim yönetimine devredildi. Böylece yerleşimci karakollarının büyük bölümünün tahliye edilmesi için zaten sivil ve siyasi makamların onayı gerekiyor.

Yetki konusundaki temel boşluk ise A ve B olarak sınıflandırılan bölgelerde ortaya çıkıyor. İsrail polisi bu bölgelere bağımsız şekilde fiilen girmiyor. Yerleşimcilerin bir Filistin köyüne baskın düzenlemesi veya burada yaşayanlara saldırması durumunda sahada bulunan ve yerleşimcileri gözaltına alarak polise teslim edebilen tek güç ordu oluyor. İsrail Ordu Radyosu’na göre bu yetkinin askerlerden alınması, polisin çalışma kuralları ve bu bölgelere giriş biçimi değiştirilmediği takdirde, söz konusu bölgelerde yerleşimcileri fiilen gözaltına alabilecek hiçbir makamın kalmaması ihtimalini doğuruyor. Radyo, planın kamuoyuna açıklanan haliyle ya uygulanabilir olmadığını ya da kolluk faaliyetlerinde bir boşluk yaratacağını değerlendirdi. Bu durumun, İsrail hükümetinin meseleleri kasıtlı olarak belirsiz bırakarak planlı bir kaosun önünü açtığı izlenimini verdiği belirtildi.

 İsrail ordusu, 11 Ağustos 2026 tarihinde Batı Şeria’nın Nablus kenti yakınlarındaki Tel köyünde bir Filistinliye ait evi havaya uçurdu. (EPA)
İsrail ordusu, 11 Ağustos 2026 tarihinde Batı Şeria’nın Nablus kenti yakınlarındaki Tel köyünde bir Filistinliye ait evi havaya uçurdu. (EPA)

Dikkat çekici olan ise yerleşimci liderlerinin Katz’ın kararını memnuniyetle karşılaması oldu. Yerleşim Konseyi Başkanı Yisrael Gantz, “Artık Batı Şeria’daki sivil hayatın İsrail devletinin diğer bölgelerinde olduğu gibi yönetilmesinin zamanı geldi” dedi. Gantz, buna göre kolluk faaliyetlerinin polis tarafından yürütülmesi, ordunun ise güvenlik görevlerine odaklanması gerektiğini savundu. Gantz bununla yetinmeyerek ‘bu adımın tamamlanması’ çağrısında bulundu. Oslo Anlaşmaları’nın iptal edilmesini ve Batı Şeria’da ‘tam İsrail egemenliği’ uygulanmasını isteyen Gantz, artık ‘geçici yönetimden İsrail yasalarının tam anlamıyla uygulanmasına’ geçilmesinin zamanının geldiğini söyledi. Böylece yetkilerin devriyle Batı Şeria’nın ilhakına yönelik siyasi süreci ilişkilendirdi.

Filistinlilerin yalnızca yerleşimcilerin saldırılarıyla karşı karşıya olmadığına da dikkat çekmek gerekiyor. İsrail ordusunun gerçekleştirdiği saldırılar çok daha ağır ve şiddetli boyutlara ulaşıyor. Yerleşimcilerin saldırılarına odaklanılması ve yalnızca onların gündeme taşınması ise ordunun hesap verebilirlikten daha fazla kaçmasına yol açıyor.



Koalisyon güçleri Husilerin balistik füzelerine ve füze rampalarına karşı koyuyor

Koalisyon güçleri Husilerin balistik füzelerine ve füze rampalarına karşı koyuyor
TT

Koalisyon güçleri Husilerin balistik füzelerine ve füze rampalarına karşı koyuyor

Koalisyon güçleri Husilerin balistik füzelerine ve füze rampalarına karşı koyuyor

Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyon, Riyad’a yönelik saldırıda kullanılan bir balistik füze fırlatma rampasının imha edildiğini açıkladı. Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, füze rampasının Suudi Arabistan’a yönelik bir saldırı için hazırlık yapıldığı sırada Sana’da imha edildiğini bildirdi.

Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyon, çarşamba günü daha önce yaptığı açıklamada, Husilerin Hamis Muşayt ve Riyad  yönüne fırlattığı balistik füzeler imha edildiğini duyurmuştu. Koalisyon, Husilerin füze tehdidinin kaynağının işgal altındaki başkent Sana’nın yanı sıra Saada ve Amran vilayetleri olduğunu belirtmişti.

Öte yandan balistik füzeler ve patlayıcı yüklü insansız hava araçları, çarşamba sabahı Aden’de sivil hava ulaşımını tehdit etti. Husilerin Aden Uluslararası Havalimanı’nı hedef aldığı saldırıda, iniş hazırlığındaki Yemen’e ait bir yolcu uçağının isabet alma tehlikesi atlattığı bildirildi. Saldırıyla eş zamanlı olarak Husilerin Taiz kentindeki yerleşim bölgelerini hedef alan bombardımanında ise 5 sivil yaralandı.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, salı akşamı yaptığı açıklamada, silahlı kuvvetler ile tüm askeri oluşumların Yemen Şafağı operasyonu kapsamında çeşitli cephelerde kararlılık ve güçle mücadele yürüttüğünü söyledi. Alimi, sahada elde edilen ilerlemelerin ve gösterilen direncin, “girişimin artık devletin ve silahlı kuvvetlerinin elinde olduğunu ve darbenin sona erdirilmesiyle uzun süredir devam eden insani krizin sonlandırılması yolunda ilerleme kaydedildiğini” gösterdiğini ifade etti.

Alimi, Yemen Şafağı operasyonunun ikinci günündeki gelişmeleri takip ederken yaptığı açıklamada, son saatlerde çeşitli çatışma cephelerinde silahlı kuvvetler, tüm askeri oluşumlar ve halk direnişinin elde ettiği başarıları övdü. Alimi ayrıca birliklerin ve komutanlarının savaşın yönetiminde gösterdiği cesaret ve yüksek yetkinliğe dikkati çekerek, İran tarafından desteklenen milislere ağır kayıplar verdirildiğini belirtti.


Güney Kore ve Mısır ikili ilişkileri stratejik ortaklık düzeyine yükseltiyor 

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, Seul’de Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile el sıkışıyor. (EPA)
Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, Seul’de Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile el sıkışıyor. (EPA)
TT

Güney Kore ve Mısır ikili ilişkileri stratejik ortaklık düzeyine yükseltiyor 

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, Seul’de Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile el sıkışıyor. (EPA)
Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, Seul’de Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile el sıkışıyor. (EPA)

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung bugün yaptığı açıklamada, ülkesi ile Mısır'ın ikili ilişkileri stratejik ortaklık seviyesine çıkarma kararı aldığını bildirdi.

Lee bu ifadeleri, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Seul'de gerçekleştireceği zirve öncesinde yaptığı açılış konuşmasında dile getirdi. Lee ayrıca iki ülkenin, Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması'nı (CEPA) hayata geçirmek amacıyla müzakerelere başlaması yönündeki temennisini ifade etti.


Husiler Aden Uluslararası Havalimanı'nı füze ve İHA'larla hedef aldı

Daha önce Husilerin Aden Uluslararası Havalimanı'na düzenlediği saldırının ardından yükselen duman (Reuters)
Daha önce Husilerin Aden Uluslararası Havalimanı'na düzenlediği saldırının ardından yükselen duman (Reuters)
TT

Husiler Aden Uluslararası Havalimanı'nı füze ve İHA'larla hedef aldı

Daha önce Husilerin Aden Uluslararası Havalimanı'na düzenlediği saldırının ardından yükselen duman (Reuters)
Daha önce Husilerin Aden Uluslararası Havalimanı'na düzenlediği saldırının ardından yükselen duman (Reuters)

Husiler, balistik füzeler ve bombalı İHA'lar, Aden'de sivil hava trafiğini tehdit etti. Husilerin Aden Uluslararası Havalimanı'na düzenlediği saldırıda, inişe hazırlanan Yemen'e ait bir yolcu uçağı son anda rotasını değiştirmek zorunda kalırken, Taiz'deki Husilerin bombardımanında 5 sivil yaralandı.

Yemen Ulaştırma Bakanlığı, Husilerin Aden Havalimanı'nı iki balistik füze ve çok sayıda bombalı insansız hava aracıyla hedef aldığını açıkladı. Bakanlık, füzelerden birinin, Kahire'den gelen ve sivil yolcuları taşıyan Yemen Havayolları'nın 603 sefer sayılı uçağının inişinden birkaç dakika önce havalimanı pistinin yakınına düştüğünü bildirdi.

Bakanlık, saldırının sabaha karşı saat 03.00'te Cidde'ye gitmek üzere başka bir uçuşu bekleyen yolcuların havalimanında bulunduğu sırada gerçekleştiğini belirtti. O sırada biri Yemen Havayolları'na, diğeri Aden Air'e ait iki uçak da havalimanında bulunuyordu. Saldırı, yolcuları, çalışanları ve uçuş ekiplerini doğrudan tehlikeye attı.

Saldırının oluşturduğu risk üzerine ilgili makamlar acil önlemler aldı. Kahire'den gelen uçağın Aden'e inişi iptal edilerek Cidde'ye yönlendirilirken, havalimanında bulunan iki uçak da tahliye edilerek tehlike bölgesinden uzaklaştırıldı. Bu sırada Aden semalarında Husilere ait insansız hava araçları tespit edildi.

Hava trafiğine tehdit

Yemen Ulaştırma Bakanlığı, havalimanının hedef alınmasını "tehlikeli bir tırmanış" olarak nitelendirerek bunun sivil havacılığı, havalimanlarını ve sivil tesisleri koruyan uluslararası hukuk ve teamüllerin ihlali olduğunu belirtti. Bakanlık, saldırının hava trafiğinin güvenliği ile yolcuların ve çalışanların hayatları açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

vfghj
Aden Uluslararası Havalimanı'nda Yemen Havayolları'na ait bir uçak (Yerel medya)

Bakanlık, başta Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) olmak üzere uluslararası toplum ve ilgili sivil havacılık kuruluşlarına saldırıyı kınama ve havalimanları, sivil tesisler ile ticari havacılığın askeri saldırılara karşı korunması konusunda sorumluluklarını yerine getirme çağrısı yaptı.

Yemen İnsan Hakları Bakanlığı da saldırıyı kınayarak Aden Havalimanı'nın hedef alınmasının uluslararası insancıl hukuk kurallarının ağır bir ihlali ve sivillerin yaşam, güvenlik ve hareket özgürlüğüne yönelik bir tehdit olduğunu belirtti.

Bakanlık, Husilerin 30 Aralık 2020'de, Yemen hükümetinin ülkeye dönüşü sırasında Aden Havalimanı'na düzenlediği saldırıyı hatırlattı. Söz konusu saldırıda can kayıpları ve yaralanmalar yaşanmış, havalimanı ile tesislerinde hasar meydana gelmişti.

Yemen İnsan Hakları Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Birleşmiş Milletler ve ilgili uluslararası kuruluşlara sivil tesislerin korunmasını ve bu tesislerin hedef alınmasına son verilmesini sağlayacak önlemler alma, saldırıdan sorumlu kişileri hesap vermeye çağırma ve cezasızlıklarının önüne geçme çağrısında bulundu.

Taiz'de 5 sivil yaralandı

Husilerin kuşatması altındaki Taiz kentinde ise Husilerin kentin merkezindeki eş-Şemasi ve es-Sevra bölgelerine düzenlediği bombardımanda 5 sivil yaralandı. Yaralıların, Sevra Hastanesi'ndeki sağlık kaynağı tarafından doğrulandığı belirtildi.

fghyjuık
Husilerin füzeleri, Yemen'in hükümet güçlerinin kontrolündeki bölgelerde sivilleri hedef alıyor (Husi medyası)

Sağlık kaynağı, acil servise 5 yaralının getirildiğini açıkladı. Yaralılar arasında 24 yaşındaki Şadi Reşad Ganım el-Beşiri'nin omuz ve sol elinden, 22 yaşındaki Eymen Ali Said Huzza'nın ise sağ kolundan şarapnel parçalarıyla yaralandığı bildirildi.

23 yaşındaki Hamza Cemil Şeref Sabit'in sol uyluğuna, 22 yaşındaki Yakup Muhammed Hüseyin Ali'nin sol kalçasına, 20 yaşındaki Hüseyin Muhammed Hüseyin Ali Hadi'nin ise sağ koluna şarapnel parçaları isabet etti.

Sağlık kaynağı, yaralıların gerekli tıbbi tedaviyi aldığını belirtti.

Havalimanına yönelik saldırı ve Taiz'deki yerleşim bölgelerinin bombalanması, Yemen'deki askeri operasyonların genişlediği bir dönemde gerçekleşti. İran destekli Husiler, sivil bölgeleri ve kritik tesisleri hedef almaya devam ederken saldırılar, sivillerin hareketliliği ve ticari hava trafiği açısından yeni riskler oluşturuyor.

ghyjuı
Husiler, seyir güvenliğini ve sivilleri tehdit etmek için İHA ve füzeleri kullanıyor (Husi medyası)