Şam ve Kabil: Süper güçler nasıl yenilir?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Şam ve Kabil: Süper güçler nasıl yenilir?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

İbrahim Hamidi

Afganistan'da zafer, süper gücün kovulması anlamına geliyordu. Suriye'de ise zafer tamamlanmadan önce süper güçle müzakereler başladı

Şam'ın Suriye'deki Rus askeri varlığını düzenlemek konusunda Moskova ile anlaştığını deklare etmesi ile Kabil'in ABD'nin Afganistan'dan çekilmesinin yıldönümünü kutlaması arasında nasıl bir bağlantı var?

25 yıl önce 11 Eylül saldırılarından birkaç hafta sonra, Amerika Birleşik Devletleri Afganistan'ı işgal etti, Taliban rejimini devirdi, el-Kaide'nin peşine düştü ve ardından 20 yıl boyunca hareketin iktidara geri dönmesini engelleyebilecek bir devlet, bir sistem ve bir ordu kurmaya çalıştı. 15 Ağustos 2021'de Taliban Kabil'e geri döndü, Washington tarafından desteklenen rejim çöktü, Cumhurbaşkanı Eşref Gani kaçtı ve Amerikalılar, ABD'nin yenilgisinin sembolü olarak kalan sahneler ile ülkeyi terk etti.

Ancak Afganistan'ın “imparatorluklar mezarlığı” olarak tarihi daha da geriye uzanıyor. 18. ve 19. yüzyıllarda İngilizleri, 1970'lerin sonlarında ise Sovyetleri yenmişti. 1979'da Kızıl Ordu Afganistan’a girdi ve ABD ile müttefikleri Afgan mücahitlerini destekledi. Yaklaşık on yıl sonra Sovyetler geri çekildi ve bu ezici yenilgi, Rusya'nın kızıl pelerinden çıkışının nedenlerinden biri oldu.

Büyük güçler değişti, ancak Afganistan aynı kaldı. Taliban beş yıl önce Kabil'e girdiğinde, zafer kutlamaları sınırlarıyla sınırlı kalmadı. Rusya ve Esed güçlerinin bombardımanı altında acı çeken Suriye'nin İdlib kentinde tatlılar dağıtıldı. Savaşçıları, Afganistan deneyimini zamanın bir silah olabileceğinin ve ne kadar uçağa, üsse ve müttefike sahip olursa olsun hiçbir süper gücün sonsuza dek kalamayacağının kanıtı olarak gördüler.

Yaklaşık üç yıl sonra, Aralık 2024'te Ahmed eş-Şara'nın güçleri Şam'a girdi, rejim devrildi ve Esed Moskova'ya kaçtı. 2015'te onu kurtarmak için Suriye'ye askeri müdahalede bulunan Rusya ise Afganistan deneyiminin acı hatıralarıyla karşı karşıya kaldı. Dokuz yıl boyunca uçak, üs, askeri ve siyasi destek sağladıktan sonra, Rusya'nın korumaya geldiği müttefik devrilmişti.

Şam, Vladimir Putin için Washington veya Sovyet Moskova için Kabil'in olduğu gibi, bir süper gücün büyük bir yenilgisinin sembolü haline gelebilirdi. Ancak olanlar farklıydı ve bu fark Şam'ın düşüşünden önce başladı. Şara'nın güçleri Halep'e girip ülkenin merkezinden başkentine doğru ilerlemeye başladığında, bir “Rus düğümü” ile karşılaştılar. Hmeymim üssünde, Ukrayna'daki savaş nedeniyle azalmış olsa da, tam gücünü kullanırsa saldırının seyrini değiştirebilecek bir hava kuvveti kalmıştı.

Şara, sadece Şam'a ulaşmak için askeri bir plan değil, aynı zamanda onu tarafsız hale getirmek amacıyla Moskova'ya ulaşmak için de siyasi bir plan tasarladı. Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, daha önce Mecelle'ye verdiği bir röportajda, Şara'nın talimatıyla, sanki Putin'in kendisiyle konuşuyormuş gibi, üst düzey bir Rus yetkiliyle bir kanal açtığını belirtmişti. Başkente doğru askeri olarak ilerleyen bir liderlik, Ruslar ile galip ve mağlup diliyle konuşabilirdi. Sonuçta, bu ülke 2015'te Esed'i kurtarmış, muhalif bölgeleri ve Şara güçlerini bombalamış ve 2016'nın sonunda Halep'in geri alınmasına katkıda bulunmuştu. Ancak bunun yerine, “Şami sözlüğüne” başvuruldu. Mesaj, Rusya'nın çıkarlarını Esed'e bağlamakta hata yaptığı ve çıkarlarını “yeni bir Suriye”ye bağlayarak koruyabileceğiydi. Ardından Şeybani'nin dile getirdiği kilit ifade geldi: “Beşşar rejiminin devrilişi, Rusya'nın Suriye'den çekilmesi anlamına gelmez.”

Taliban, ABD'nin Afganistan'dan çekilmesi için Washington ile müzakere etti. Şara ise, Şam'a giderken Suriye'den yenilgiyle geri çekilmek zorunda kalmasın diye Rusya ile müzakerelerde bulundu

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Şam'a girmeden önce Şara, Esed'in yenilgisi ile Putin'in yenilgisi arasında, ilkinin Suriye'den kaçması ile ikincisinin çekilmesi arasında, zafer ile düşmanı aşağılama arasında, Esed'e kesin bir darbe indirmek ve Putin ile uçurumun kenarında bir oyun oynamak arasında ayrım yaptı. Sadece güçlerinin muhalefeti bombaladığı bir devletle değil, nükleer cephaneliğe, Güvenlik Konseyi'nde daimi bir koltuğa ve dünyanın birçok yerinde nüfuza sahip bir süper güçle uğraştığının farkındaydı. Bu nedenle amaç, Rusya'yı Esed döneminden çıkarmaktı, Suriye’den tamamen çıkmasa da olurdu. Ve varılan anlaşmalar pragmatikti; Rusya'nın şehirlere yönelik bombardımanlarının durması, Moskova’nın değişime karşı siyasi ve medya etkisini kullanmaktan kaçınması, gelecekteki ilişkiler için kanalların açılması ve Rus güçlerinin belirli yerlerden çekilmek istemeleri durumunda bunun kolaylaştırılması. Karşılığında, Rus üsleri hedef alınmadı ve Esed'in devrilmesi Rusya'yı aşağılamaya yönelik bir savaşa dönüşmedi.

Şara Şam'a girdi, ancak yol boyunca Rusya ile irtibatını koparmadı. Başkan olduktan sonra Putin'i iki kez ziyaret etti. Müzakereler Ağustos 2026'ya kadar devam etti ve askeri varlığı yeniden düzenleyen yeni bir anlaşmayla sonuçlandı. “Yeni Suriye”deki Rusya artık “Esed'in Rusyası” değil. Varlığı azaldı ve birçok ayrıcalığını kaybetti. Müzakereler, Kremlin'in “itibarını korumasına” olanak tanıyan bir anlaşmayla sonuçlandı.

Burada Kabil'e geri dönüyoruz. Taliban, Afganistan'dan aşağılanmış bir şekilde çekilmesi için ABD ile müzakere etti. Şam'a giderken Şara, yenilgiyle geri çekilmek zorunda kalmasın diye Rusya ile müzakerelerde bulundu. Afganistan'da, süper gücün Bagram Hava Üssü'nden çekilmesi zaferin tanımının bir parçasıydı. Ancak Suriye'de rejim, zaferinin tamamlanmasını Hmeymim'den son Rus askerinin ayrılmasına bağlı görmedi. Amaç Esed'i devirmekti, Rusya'yı düşman listesine eklemek değil.

Şara, Esed'i yendi, ancak zaferinin Putin için bir yenilgiye dönüşmesini engellemeye çalıştı. Kabil'de zafer, süper gücün kovulması anlamına geliyordu. Şam'da ise zafer tamamlanmadan önce bile süper güçle müzakereler başladı

Bir başka paradoks daha var: Beş yıl önce İdlib, Kabil'e bakıyordu. Bugün ise Kabil, Şam'a bakıyor. 2021'de İdlib'in savaşçıları, İslamcı bir hareketin zafere kadar nasıl direnebileceğini Taliban'dan öğrenmek istiyordu. 2026'da bazı Taliban liderleri, askeri bir zafer elde eden İslamcı bir hareketin, izolasyondan kurtulup dünyayla etkileşime giren bir devlete nasıl dönüşebileceğini öğrenmek için Şara'ya bakıyor.

Beş yıl sonra, Taliban halen izolasyondan muzdaripken, Şam farklı bir yol izledi. Şara, İdlib'den başkente, bir fraksiyonu yönetmekten bir devleti yönetmeye, bir mağaradan bir saraya geçti. İdlib'de mümkün olan ile Şam'ın ihtiyaç duydukları, Esed ile düşmanlıkla Çar ile ilişkiyi, zafer ile intikamı ayırmaya çalıştı. İdlib mağaralarından Birleşmiş Milletler platformlarına ve başkanlık saraylarına geçti.

Her iki öykü de büyük güçler için bir ders niteliğinde. Sovyetler Birliği Afganistan'dan çekildi, ardından ABD de çekildi. Rusya, müttefikini ve birincil pozisyonunu kaybetti, ama Suriye'yi ve stratejik coğrafi konumunu kaybetmemeye çalıştı.

Kabil'de zafer, süper gücün kovulması anlamına geliyordu. Şam'da ise zafer tamamlanmadan önce bile süper güçle müzakereler başladı. ABD'nin Asya'daki platformu Bagram'dan, Rusya'nın Ortadoğu ve Kuzey Afrika'ya köprüsü Hmeymim'e, büyük güçlerin yenilgiye uğramasının öyküsü işte budur.



Yemen’de çatışma hatları genişliyor: Husiler geri çekiliyor

Yemen ordusu mensubu askerler, Cevf’te Husilere karşı elde edilen ilerlemenin ardından kutlama amacıyla bir arada (X)
Yemen ordusu mensubu askerler, Cevf’te Husilere karşı elde edilen ilerlemenin ardından kutlama amacıyla bir arada (X)
TT

Yemen’de çatışma hatları genişliyor: Husiler geri çekiliyor

Yemen ordusu mensubu askerler, Cevf’te Husilere karşı elde edilen ilerlemenin ardından kutlama amacıyla bir arada (X)
Yemen ordusu mensubu askerler, Cevf’te Husilere karşı elde edilen ilerlemenin ardından kutlama amacıyla bir arada (X)

Yemen ordusu ve Ulusal Direniş güçleri bugün (Pazartesi) Taiz, Beyda ve Cevf vilayetlerindeki cephelerde önemli ilerlemeler kaydetti. Husilerin saflarında art arda yaşanan kırılmalar ve geri çekilmeler dikkat çekerken Cevf vilayetinde sahada elde edilen ilerlemenin ardından hükümet güçlerine destek veren aşiretlerin de harekete geçtiği bildirildi.

Yemen Silahlı Kuvvetleri Medya Merkezi, hükümet güçlerinin ülkenin orta kesimindeki Beyda cephesinde sahada önemli bir gedik açtığını duyurdu. Merkez tarafından yapılan açıklamada güçlerin “Hayd el-Hazzan mevzilerini ve el-Fleyhan mevzilerini ele geçirerek Nasife bölgesine ve buradaki ilk köy olan Zî Emhaşib’e kadar ilerlediği” belirtildi. Bu ilerlemenin hükümet güçlerine orta ve güney vilayetleri arasındaki Husilerin ikmal hatlarını kesmek açısından coğrafi üstünlük sağladığı ifade edildi.

Bu ilerleme, Zaher ilçesine hakim tüm tepe ve platoların kontrol altına alınmasıyla eş zamanlı gerçekleşti.

Beyda Vilayeti Enformasyon Müdürü Arif el-Umeyri, silahlı kuvvetlerin Zaher ilçesine hakim stratejik yükseltilerde kontrolü tamamen sağladığını ve şu anda Nasife bölgesinde tarama operasyonları yürüttüğünü belirtti. Umeyri, bunun “Zi Naim” bölgesine doğru ilerlemenin önünü açacağını ve gelişmenin hükümet güçlerinin vilayetteki konumunu güçlendirdiğini kaydetti.

fvgrthy
Yemen ordusuna ait savaş uçaklarının Beyda vilayetinin Zaher ilçesindeki hava saldırısı (X)

Yemen güçleri sözcüsü Kurmay Albay Macid en-Nezili ise silahlı kuvvetlerin Cevf ve Beyda cephelerinde eş zamanlı ilerlemeler ve zaferler elde ettiğini söyledi. Nezili, operasyonların “devlet kurumlarını yeniden tesis etmeyi ve Husi darbesine son vermeyi” amaçladığını belirterek Husi unsurlarına ilerleme güzergahlarını terk etmeleri ve canlarını kurtarmak için hafif silahlarıyla birlikte mevzilerinden çekilmeleri çağrısında bulundu.

Taiz’de batı cephesi güvence altına alındı

Batı cephesinde ise ortak güçler, hakim yükseltilerde konuşlanan Husi unsurlarının püskürtülmesinin ardından Taiz kentini batı kıyılarına bağlayan hayati ulaşım hattının güvenliğini sağladı. Yemen Silahlı Kuvvetleri Medya Merkezi, Taiz’in batısındaki Kedha cephesinde “Nakil ve Cebel el-Kura’nın kontrolünün tamamen sağlandığını” açıkladı.

Hükümet güçleri ayrıca Şerab kavşağındaki Ravda Okulu yakınları ile kentin batısındaki er-Rubeyii bölgesi çevresinde bulunan büyük bir Husi askeri takviye konvoyunu hedef aldı.

21’den fazla askeri araçtan oluştuğu belirtilen konvoyun Berah ve Mukabene cephelerine destek vermek ve “Cebel Han”a saldırmak üzere bölgeye ilerlediği bildirildi. Operasyon sonucunda Husilerin personel ve askeri teçhizat açısından ağır kayıplar verdiği belirtildi.

Cevf’te aşiretler hükümet güçlerine destek için harekete geçti

Cevf vilayetinde ise hükümet güçlerinin Husilere karşı yürüttüğü askeri operasyonlara destek amacıyla aşiretlerin harekete geçtiği bildirildi. Aşiret hareketliliği, hükümet güçlerinin vilayetin çeşitli cephelerinde sürdürdüğü ve sahada ilerleme kaydettiği operasyonlarla eş zamanlı olarak gerçekleşti.

Yerel kaynaklara göre aşiretler, hükümet güçlerinin yürüttüğü operasyon kapsamında çok sayıda bölge, mevzi ve stratejik askeri kampın kontrolünü ele geçirmesinin ardından hükümet güçlerine destek vermek üzere vilayetin kuzeyindeki Yetme ilçesine doğru harekete geçti.

Bu adımın, saflarında kırılmalar başlayan Husilerin mevzileri üzerindeki baskıyı artırmayı amaçladığı belirtildi.

Yemen Silahlı Kuvvetleri pazartesi günü Cevf’te Hazm kentine doğru ilerleyerek kentin çevresindeki stratejik mevzileri kontrol altına aldı. Güçlerin ayrıca Labanat Askeri Kampı çevresinde ilerlediği ve kurtarılan bölgelerin güvenliğini sağlamak amacıyla operasyonlarını sürdürdüğü bildirildi.

Tüm bu gelişmeler, Yemen güçlerinin Hudeyde vilayetindeki Hays ilçesinin tamamını Husilerden kurtardığını ve kuzeye doğru Cerahe ilçesine ilerlemeye başladığını açıklamasının hemen ardından yaşandı.

Bu gelişmeler Yemen dosyasını sahada yeni bir dönemece taşırken nüfuz haritasının da yeniden şekillenmesinin önünü açıyor. Hükümet ve ortak güçlerin batı kıyısında Husilerin saldırısının yönünü karşı saldırıya çevirmeyi başarması, inisiyatifin yeniden hükümet güçlerinin eline geçmesini sağladı.


Hudeyde Valisi Şarku’l Avsat'a konuştu: Güçlerimiz ilerliyor, Batı Sahili’nin tamamını kurtarmakta kararlıyız

Dr. Hasan Tahir, Hudeyde Valisi (dolaşımda)
Dr. Hasan Tahir, Hudeyde Valisi (dolaşımda)
TT

Hudeyde Valisi Şarku’l Avsat'a konuştu: Güçlerimiz ilerliyor, Batı Sahili’nin tamamını kurtarmakta kararlıyız

Dr. Hasan Tahir, Hudeyde Valisi (dolaşımda)
Dr. Hasan Tahir, Hudeyde Valisi (dolaşımda)

Hudeyde Valisi Dr. Hasan Tahir, Yemen hükümetine bağlı güçlerin özellikle Batı Sahili ve Taiz cepheleri olmak üzere bütün askeri eksenlerde ilerleme kaydettiğini açıkladı. Tahir, Husilerin ilerleyişinin durdurulmasının ardından “onları püskürtme aşamasına geçildiğini” belirterek, hükümetin Hudeyde vilayeti ile Tihame Batı Sahili'nin tamamını kontrol altına alma konusunda kararlı olduğunu vurguladı.

Tahir, cephe hattında “Şarku’l Avsat”a yaptığı özel açıklamada, hükümet güçlerinin Husilerin elindeki çok sayıda mevziyi geri aldığını ve yeni noktaların kontrolünü ele geçirdiğini söyledi. Bazı askeri birliklerin geri alınan bölgelerin güvenliğini sağladığını, diğer birliklerin ise ilerleyişini sürdürdüğünü belirtti.

Hudeyde Valisi Dr. Hasan Tahir (dolaşımda)
Hudeyde Valisi Dr. Hasan Tahir (dolaşımda)

Hudeyde Valisi, hükümet güçlerinin Husilerin ilerleyişini durdurmasının ardından vilayetin güneyindeki savaşın dengesinin değiştiğini ifade ederek, “Şimdi Husileri püskürtme ve onları mümkün olduğunca geriye itme aşamasındayız” dedi.

Yemen'in Batı Sahili ve Taiz bölgelerinde Husilerin başlattığı kara çatışmalarının dün dördüncü gününe girdiği belirtilirken, hükümet güçleri saldırıyı kontrol altına alma aşamasından Husileri Hudeyde'nin güneydoğusunda takip etme aşamasına geçti.

Yemen Silahlı Kuvvetleri, çatışmalar sırasında çoğu reşit olmayan onlarca Husi mensubunu esir aldı. Hükümet güçleri, Hays'ın kuzeyinden Ceraahi ilçesine doğru ilerleyişini sürdürüyor.

 Vali, hükümet güçlerinin özellikle Taiz ve Batı Sahili cepheleri olmak üzere tüm cephelerde ilerleme kaydettiğini belirtti. (AFP)
Vali, hükümet güçlerinin özellikle Taiz ve Batı Sahili cepheleri olmak üzere tüm cephelerde ilerleme kaydettiğini belirtti. (AFP)

Hudeyde'nin tamamının kurtarılması

Tahir, Batı Sahili cephesini niteliği, tarafları ve stratejik önemi nedeniyle “savaşların anası” olarak nitelendirdi. Çatışmanın yalnızca Yemen hükümeti ile Husiler arasında değil, kendi ifadesiyle “Husi vekili üzerinden Yemen meşru hükümeti ile İran arasında” yaşandığını savundu.

Yemen Silahlı Kuvvetleri'nin operasyonlarını Hudeyde vilayeti ile Tihame Batı Sahili'nin tamamı kurtarılıncaya kadar sürdürme konusunda kararlı olduğunu belirten Tahir, Husilerin bu bölgeyi kontrol etmesinin “yalnızca Yemen için değil, bütün bölge ve dünya için bir felaket” olacağı uyarısında bulundu.

Hükümet güçleri ve ortak güçler cumartesi günü, 2018'de ilçe merkezi kurtarılmış olmasına rağmen kırsal bölgeleri yıllardır Husilerin kontrolünde bulunan Hudeyde'ye bağlı Hays ilçesinin merkez ve kırsal kesimleriyle tamamen kurtarıldığını açıkladı.

Tahir, Husilerin Babu'l Mendeb'i kontrol altına almasının kendi değerlendirmesine göre “İran'ın kontrolü” anlamına geleceğini ve bunun bölgedeki dengeleri bütünüyle değiştireceğini belirterek, Yemen hükümetine bu tehditle mücadelede destek verilmesi çağrısında bulundu.

Cumhurbaşkanlığı Konseyi Başkan Yardımcısı ve Ulusal Direniş Güçleri Komutanı, dün 4. Askeri Bölge Komutanı ile birlikte. (Ulusal Direniş Güçleri)
Cumhurbaşkanlığı Konseyi Başkan Yardımcısı ve Ulusal Direniş Güçleri Komutanı, dün 4. Askeri Bölge Komutanı ile birlikte. (Ulusal Direniş Güçleri)

İran kararı

Hudeyde Valisi, Husilerin Batı Sahili'nde yeni bir cephe açmasının arkasında İran'ın bulunduğunu belirtti. Bu adımın “tamamen İran'ın kararı” olduğunu savunan Tahir, Husilerin ortaya çıkabilecek sonuçların farkında olmalarına rağmen operasyona giriştiğini ifade etti.

Tahir, Tahran'ın “Hürmüz'de sıkışmasının” ardından yıllardır sürdürdüğü Babu'l Mendeb'e ulaşma ve boğazı kontrol altına alma hedefini yeniden gündeme aldığını ve Husilere Batı Sahili'nde operasyon düzenlemeleri talimatı verdiğini öne sürdü.

Husi saldırısının zamanlaması ile Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler arasında bağlantı kuran Tahir, İran'ın Husiler aracılığıyla başka bir çıkış noktası açmayı ve burayı kontrol altına almayı amaçladığını savundu. Operasyonda kullanılan silahların çeşitliliği ve modernliğinin yanı sıra sağlanan finansmanın boyutunun da İran'ın rolünü ortaya koyduğunu belirtti.

Yemen hükümet güçlerinin güvenliğini sağladığı Hays kentinden genel görünüm. (SABA)
Yemen hükümet güçlerinin güvenliğini sağladığı Hays kentinden genel görünüm. (SABA)

790'dan fazla aile yerinden edildi

İnsani durumla ilgili değerlendirmelerde de bulunan Tahir, Husilerin füze, İHA ve havan saldırılarının vilayet sakinleri arasında çok sayıda kişinin ölümüne ve yaralanmasına yol açtığını belirterek, şu ana kadar 790'dan fazla ailenin yerinden edildiğini açıkladı.

Yerinden edilen ailelerin acilen barınma ve gıdaya ihtiyaç duyduğunu belirten Tahir, Kral Selman İnsani Yardım ve Çalışmalar Merkezi'nin (KSrelief) yardım çağrılarına ilk yanıt veren kuruluşlardan biri olduğunu ve bölgede yardım çalışmalarına fiilen başladığını söyledi.

Hudeyde Valisi, Suudi Arabistan'ın Yemen'e verdiği desteği de takdir ettiğini belirterek, Riyad'ın çeşitli krizlerde Yemen halkının yanında durduğunu ve Yemenlilerin ülkesine verdiği desteği unutmayacağını ifade etti.

Tahir, dün Yemen'deki insani yardım koordinatörü Laurent Bukera ile de Hudeyde vilayetindeki, özellikle Hays ve el-Hayme bölgelerindeki insani durumun hızla kötüleşmesi hakkında görüştü.

  Dr. Hasan Tahir, Husilerin saldırıları nedeniyle şu ana kadar 790’dan fazla ailenin yerinden edildiğini açıkladı. (AFP)
  Dr. Hasan Tahir, Husilerin saldırıları nedeniyle şu ana kadar 790’dan fazla ailenin yerinden edildiğini açıkladı. (AFP)

Birleşmiş Milletler'in Yemen ofisinden yapılan açıklamaya göre Tahir, bölgedeki durumun son derece zor olduğunu ve bazı sivillerin cephe hatlarında mahsur kaldığını belirtti. İnsani yardım koordinatörü ise sivillerin güvenliği konusunda ciddi endişe duyduğunu ifade ederek, BM'nin sivillerin ve sivil tesislerin hedef alınmaması ve her koşulda korunması yönündeki kararlı tutumunu yineledi.

  Dr. Hasan Tahir, Husilerin saldırıları nedeniyle şu ana kadar 790’dan fazla ailenin yerinden edildiğini açıkladı. (AFP)
  Dr. Hasan Tahir, Husilerin saldırıları nedeniyle şu ana kadar 790’dan fazla ailenin yerinden edildiğini açıkladı. (AFP)

Hays ziyaretinin ardından tehditler

Tahir Şarku’l Avsat’a, Hays ziyaretinin ardından tehditler aldığını açıkladı. Husilerin kendi destekçileri arasında ilçenin tamamen kontrollerine geçtiği yönünde propaganda yaptığını belirten Tahir, sahadaki ziyaretinin örgütün tepkisini çektiğini söyledi.

Tahir, Hays kent merkezinden yaptığı açıklamalarla hükümet güçlerinin ilerleyişinin sürdüğünü teyit etmesinin ardından Husi liderlerinin bir araya gelerek kendisinden kişisel olarak intikam alma kararı aldığını öne sürdü.


El-Menfi, ‘geçiş aşamalarını yeniden başlatmayacak’ herhangi bir Libya siyasi anlaşmasına desteğini vurguladı

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, 14 ülkenin büyükelçileriyle bir araya geldi, 6 Eylül 2026. (Menfi’nin ofisi)
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, 14 ülkenin büyükelçileriyle bir araya geldi, 6 Eylül 2026. (Menfi’nin ofisi)
TT

El-Menfi, ‘geçiş aşamalarını yeniden başlatmayacak’ herhangi bir Libya siyasi anlaşmasına desteğini vurguladı

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, 14 ülkenin büyükelçileriyle bir araya geldi, 6 Eylül 2026. (Menfi’nin ofisi)
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, 14 ülkenin büyükelçileriyle bir araya geldi, 6 Eylül 2026. (Menfi’nin ofisi)

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, 14 ülkenin büyükelçilerini ülkedeki siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarındaki son gelişmeler hakkında bilgilendirdi. Menfi ayrıca, geçiş dönemlerini sona erdirecek ve herhangi bir kesim dışlanmadan veya marjinalleştirilmeden, ‘sağlam hukuki ve anayasal temeller’ doğrultusunda cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine gidilmesini sağlayacak kapsamlı bir siyasi uzlaşmaya varılması yönündeki çabaları aktardı.

Dün Trablus’taki Başkanlık Konseyi merkezinde gerçekleştirilen toplantıya, aralarında Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Katar, İtalya, Rusya, Cezayir, Fransa, İngiltere, Hindistan, Çin, Somali, Mısır, Tunus, Pakistan ve Yunanistan’ın da bulunduğu ülkelerin Libya’daki büyükelçileri ve temsilcileri katıldı.

XSCD
Muhammed el-Menfi, Libya Başkanlık Konseyi’nin ‘ülkeyi seçimlere yaklaştıracak her türlü gerçek ulusal uzlaşmayı desteklediğini’ söyledi, 6 Eylül 2026. (Menfi’nin ofisi)

Menfi’nin ofisinden yapılan açıklamada, Başkanlık Konseyi’nin ülkeyi seçimlere yaklaştıran, geçiş dönemlerini kısaltan her türlü gerçek ulusal uzlaşmayı desteklediği ve yasal ve ulusal süreçlerini tamamlayan, seçim sürecini ve kurumlarını güvence altına alan her türlü anlaşmayı desteklemeye hazır olduğu belirtildi. Açıklamada, geçiş dönemlerini yeniden üretmeye veya uzatmaya yönelik herhangi bir düzenlemeye karşı olunduğu vurgulandı.

Menfi daha önce Libya konusunda gündeme getirilen ‘ABD girişimini’ memnuniyetle karşıladığını açıklamış, ancak girişimin ulusal anayasal kurumlar aracılığıyla sunulmasını şart koşmuştu. Menfi, örtülü bir ret olarak değerlendirilebilecek açıklamasında, “Girişimin etrafındaki belirsizlik, ulusal anayasal kurumların devre dışı bırakılması, Afrika Birliği’nin (AfB) ve Birleşmiş Milletler (BM) himayesindeki sürecin yanı sıra Libya’daki farklı siyasi tarafların dışlanması konusunda endişe yaratıyor” demişti.

ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika işlerinden sorumlu danışmanı Massad Boulos’un hayata geçirmeye çalıştığı girişimin önünü kesmek amacıyla Libya’daki üç konseyin başkanları; Menfi’nin başkanlığındaki Başkanlık Konseyi, Akile Salih liderliğindeki Temsilciler Meclisi (TM) ve Muhammed Takala başkanlığındaki Devlet Yüksek Konseyi (DYK), 18 Haziran’da kamuoyunu yeni bir ‘yol haritası’ ile şaşırtmıştı. Konsey başkanları, söz konusu yol haritasının ‘hazırlık aşamasına son vermeyi’ amaçladığını açıklamıştı.

Menfi, 14 büyükelçinin önünde yaptığı açıklamada, devletin egemenliğine, kurumlarına ve yetki alanlarına saygı gösterilmesi gerektiğini belirterek, kamu görevlerine fiili güç dayatması veya siyasi ve mali nüfuzun kullanılması yoluyla gelinmemesi gerektiğini vurguladı.

Menfi ayrıca, “Siyasi sürece duyulan güvenin yeniden tesis edilmesi, yolsuzluk, devlet kaynaklarının kaçırılması, organize suç ve hesap vermekten kaçınmayla mücadeleyi gerektiriyor. Siyasi uzlaşma ile hukukun üstünlüğü, birbirinin pahasına yürütülmemesi gereken iki süreçtir” ifadelerini kullandı.

THYJU
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, ‘geçiş dönemlerini yeniden yaratacak veya uzatacak her türlü düzenlemeyi’ reddediyor, 6 Eylül 2026. (Menfi’nin ofisi)

Menfi, uluslararası ortaklara, ‘açık ve uygulanabilir bir takvim çerçevesinde özgür ve adil seçimlere götürecek Libya’ya özgü bir süreci destekleme’ çağrısında bulundu. Meşruiyetin kaynağının Libya halkı olduğunu vurgulayan Menfi, geçiş dönemlerini sona erdirmenin ve meşruiyetini halkın iradesinden alan kurumlar inşa etmenin yolunun sandıktan geçtiğini belirtti.

BM Genel Sekreteri’nin Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh de siyasi taraflara 4+4 Komitesi’nin vardığı mutabakatı somut adımlara dönüştürme çağrısı yapmıştı. Tetteh, bu tür anlaşmaların “paydaşlar ve diğer Libyalı taraflarla etkileşim kurmamız, birlikte yürüttüğümüz sürece yönelik güveni tesis etmemiz ve ilerleyen aşamada seçimlerin yapılması için gerekli koşulları hazırlamamız açısından daha iyi bir fırsat sunduğunu” ifade etmişti.

Mutabakat, seçimlerin en geç 24 ay içinde ve birleşik bir hükümetin yönetimi altında gerçekleştirilmesini öngören bir takvim belirledi. Anlaşma, BM Libya Destek Misyonu’nun hazırladığı siyasi yol haritasının ilk iki aşamasını kapsıyor. Bunlar, Yüksek Ulusal Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılması ve cumhurbaşkanlığı ile yasama seçimlerinin anayasal ve hukuki çerçevesine ilişkin çözüme kavuşturulmamış meselelerin ele alınmasından oluşuyor.

BM Libya Destek Misyonu, komitenin imzaladığı seçimlerin gerçekleştirilmesine ilişkin mutabakatı TM ile DYK’ye gönderdiğini ve her iki konseye onay için bir aylık süre tanıdığını açıkladı. TM ise mutabakata gelecek hafta yanıt vermeyi planladığını duyurdu.