Suudi Arabistan ve Arap ülkelerinden İsrail’in Suriye’nin egemenliğini ihlaline sert kınama

Hesap verebilirliğin ve uluslararası caydırıcılığın eksikliğine dikkat çektiler ve Şam'la tam dayanışma içinde olduklarını teyit ettiler.

İsrail'in dün düzenlediği saldırıların ardından Ebu el-Zuhur askeri üssünün görünümü (Reuters)
İsrail'in dün düzenlediği saldırıların ardından Ebu el-Zuhur askeri üssünün görünümü (Reuters)
TT

Suudi Arabistan ve Arap ülkelerinden İsrail’in Suriye’nin egemenliğini ihlaline sert kınama

İsrail'in dün düzenlediği saldırıların ardından Ebu el-Zuhur askeri üssünün görünümü (Reuters)
İsrail'in dün düzenlediği saldırıların ardından Ebu el-Zuhur askeri üssünün görünümü (Reuters)

Suudi Arabistan, İsrail işgal güçlerinin Suriye’nin İdlib ilindeki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’nü hedef alan hava saldırılarını, uluslararası hukukun ve Suriye’nin egemenliğinin “açık bir ihlali” olarak nitelendirerek en sert ifadelerle kınadı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, söz konusu saldırının kesin bir şekilde reddedildiği belirtilerek uluslararası topluma İsrail’in uluslararası hukuk ve teamülleri ihlal etmesine son vermesi çağrısı yinelendi. Açıklamada ayrıca Suriye ile dayanışma içinde olunduğu ve ülkenin egemenliğini koruyacak, toprak bütünlüğünü ve birliğini güvence altına alacak, Suriye halkının güvenlik ve istikrarını sağlayacak her türlü çabanın desteklendiği vurgulandı.

Körfez ülkelerinin yanı sıra Arap ve İslam ülkeleri de İdlib’deki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’nü hedef alan İsrail saldırılarını kınadı. Saldırının Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün “açık bir ihlali” ve uluslararası hukuk ile Birleşmiş Milletler Şartı’nın hükümlerine aykırı olduğu ifade edildi. Açıklamalarda Suriye ile dayanışma mesajı verilirken, ülkenin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumaya yönelik bütün çabaların desteklendiği belirtildi.

Körfez ve Arap ülkelerinden dayanışma

Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İsrail’in bölge ülkelerinin egemenliğini cezasız olarak ihlal etmeyi sürdürmesinin, güç kullanarak yeni fiili durum dayatmaya yönelik “tehlikeli bir yaklaşımı” ve uluslararası meşruiyeti sistematik biçimde hiçe saymayı ortaya koyduğu belirtildi.

Açıklamada, İsrail’in çevresinde yeni bir fiili durum oluşturmaya çalışması halinde, uluslararası toplumun buna kararlı bir şekilde karşılık vermesi gerektiği vurgulandı. İsrail’in, uluslararası hukukun üzerinde hareket ettiği bir ortamın oluştuğu ve uluslararası toplumun bu ihlalleri engellemekte sessiz ve yetersiz kaldığı ifade edilerek, uluslararası topluma sorumluluklarını yerine getirme çağrısı yapıldı.

Katar Dışişleri Bakanlığı ayrıca hesap verebilirlik ve caydırıcılığın olmamasının İsrail’i ihlallerini sürdürmeye teşvik ettiği, bunun ise güvenlik ve istikrarı tehdit ederek bölgeyi daha geniş bir gerilim döngüsüne sürüklediği uyarısında bulundu.

Kuveyt Dışişleri Bakanlığı da uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne, İsrail’in Suriye topraklarına yönelik tekrarlanan saldırılarını durdurma ve uluslararası hukuk ile BM Şartı’nın kurallarına uyulmasını sağlama sorumluluklarını yerine getirme çağrısında bulundu.

Mısır Dışişleri Bakanlığı da yaptığı açıklamada, İsrail’in Suriye topraklarındaki ihlallerinin sürmesini tamamen reddettiğini belirtti. Açıklamada, bu saldırıların Suriye ve bölgedeki istikrar çabalarını sekteye uğratabilecek, bölgesel güvenlik ve barışı tehdit eden “tehlikeli bir tırmanış” olduğu ifade edildi.

Mısır, uluslararası toplumun İsrail’in tekrarlanan ihlallerine son verilmesi ve güç kullanarak fiili durum dayatma politikasının durdurulması için sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini vurguladı. Bunun, bölgede yaşanan peş peşe gerilim döngülerinin kontrol altına alınmasına katkı sağlayacağı belirtildi.

Ürdün Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Fuad el-Mecali de Suriye’nin güvenlik ve istikrarını hedef alan tüm tekrarlanan İsrail saldırıları ve uygulamalarının durdurulması gerektiğini söyledi. Mecali, uluslararası topluma hukuki ve ahlaki sorumluluklarını yerine getirme, İsrail’i Suriye’ye yönelik yasa dışı ve provokatif saldırılarını durdurmaya ve Suriye topraklarının bir bölümündeki işgaline son vermeye zorlama çağrısında bulundu. İsrail’in uluslararası hukuk kurallarına, uluslararası meşruiyet kararlarına, devletlerin egemenliğine ve iç işlerine müdahale etmeme ilkesine uyması gerektiğini belirtti.

Körfez İşbirliği Konseyi de İsrail işgal güçlerinin düzenlediği saldırıları en sert ifadelerle kınadı. Konsey Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, İsrail’in Suriye topraklarını hedef almasının, ülkenin egemenliğine ve topraklarının dokunulmazlığına yönelik kabul edilemez bir saldırı olduğunu söyledi.

Budeyvi, saldırıların devletlerin egemenliğine yönelik müdahaleyi yasaklayan uluslararası kural ve teamüllere aykırı olduğunu belirterek, bu uygulamaların sürmesinin gerilimi ve tırmanmayı artırabileceği, bölgede güvenlik ve istikrarı sağlamaya yönelik bölgesel ve uluslararası çabaları baltalayabileceği uyarısında bulundu.

Konsey Genel Sekreteri uluslararası topluma sorumluluklarını yerine getirme ve bu ihlallere karşı kararlı bir tutum alma çağrısı yaparak, İsrail’in Suriye topraklarına yönelik saldırılarının durdurulmasını ve Suriye’nin güvenlik ve istikrarının korunmasını istedi. Ayrıca Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin Suriye Cumhuriyeti, egemenliği ve toprak bütünlüğüyle dayanışma içinde olduğunu yineledi.

Gerilimden İsrail sorumlu tutuldu

Suriye devlet medyası daha önce Suriyeli bir askeri kaynağa dayandırdığı haberinde, “İsrail işgal güçlerine ait savaş uçaklarının dün şafak vakti İdlib’in doğu kırsalındaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü pistini sekiz hava saldırısıyla hedef aldığını” bildirmişti. Saldırının can kaybına yol açmadığı, ancak hava üssünün altyapısında maddi hasar meydana geldiği belirtildi.

Suriye Dışişleri Bakanlığı da İsrail’in hava saldırılarını en sert ifadelerle kınayarak bunları “haksız bir saldırı, egemenliğin açık bir ihlali ve bölgenin güvenliğini tehdit eden tehlikeli bir gerilim” olarak nitelendirdi.

Bakanlığın açıklamasında, İsrail’in 8 Aralık 2024’ten bu yana düzenlediği saldırıların, Suriye’nin itidal politikası izlediği, istikrarı güçlendirmeye ve gerilimden kaçınmaya çalıştığı bir dönemde sürdüğüne dikkat çekildi. Açıklamada, bu durumun İsrail işgalinin söz konusu çabaları baltalama ve bölgeyi daha fazla gerilim ve istikrarsızlığa sürükleme girişimlerini bir kez daha ortaya koyduğu belirtildi.

Suriye, tırmanıştan İsrail’i sorumlu tutarak uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne saldırıyı açıkça kınama ve İsrail’in Suriye’nin egemenliğine yönelik tekrarlanan ihlallerine karşı kararlı bir tutum alma çağrısında bulundu.

Şam ayrıca, “uluslararası hukuk ve teamüller tarafından güvence altına alınan meşru yollarla haklarını ve ulusal çıkarlarını savunmayı sürdüreceğini” bildirdi.



Yemen’de çatışma hatları genişliyor: Husiler geri çekiliyor

Yemen ordusu mensubu askerler, Cevf’te Husilere karşı elde edilen ilerlemenin ardından kutlama amacıyla bir arada (X)
Yemen ordusu mensubu askerler, Cevf’te Husilere karşı elde edilen ilerlemenin ardından kutlama amacıyla bir arada (X)
TT

Yemen’de çatışma hatları genişliyor: Husiler geri çekiliyor

Yemen ordusu mensubu askerler, Cevf’te Husilere karşı elde edilen ilerlemenin ardından kutlama amacıyla bir arada (X)
Yemen ordusu mensubu askerler, Cevf’te Husilere karşı elde edilen ilerlemenin ardından kutlama amacıyla bir arada (X)

Yemen ordusu ve Ulusal Direniş güçleri bugün (Pazartesi) Taiz, Beyda ve Cevf vilayetlerindeki cephelerde önemli ilerlemeler kaydetti. Husilerin saflarında art arda yaşanan kırılmalar ve geri çekilmeler dikkat çekerken Cevf vilayetinde sahada elde edilen ilerlemenin ardından hükümet güçlerine destek veren aşiretlerin de harekete geçtiği bildirildi.

Yemen Silahlı Kuvvetleri Medya Merkezi, hükümet güçlerinin ülkenin orta kesimindeki Beyda cephesinde sahada önemli bir gedik açtığını duyurdu. Merkez tarafından yapılan açıklamada güçlerin “Hayd el-Hazzan mevzilerini ve el-Fleyhan mevzilerini ele geçirerek Nasife bölgesine ve buradaki ilk köy olan Zî Emhaşib’e kadar ilerlediği” belirtildi. Bu ilerlemenin hükümet güçlerine orta ve güney vilayetleri arasındaki Husilerin ikmal hatlarını kesmek açısından coğrafi üstünlük sağladığı ifade edildi.

Bu ilerleme, Zaher ilçesine hakim tüm tepe ve platoların kontrol altına alınmasıyla eş zamanlı gerçekleşti.

Beyda Vilayeti Enformasyon Müdürü Arif el-Umeyri, silahlı kuvvetlerin Zaher ilçesine hakim stratejik yükseltilerde kontrolü tamamen sağladığını ve şu anda Nasife bölgesinde tarama operasyonları yürüttüğünü belirtti. Umeyri, bunun “Zi Naim” bölgesine doğru ilerlemenin önünü açacağını ve gelişmenin hükümet güçlerinin vilayetteki konumunu güçlendirdiğini kaydetti.

fvgrthy
Yemen ordusuna ait savaş uçaklarının Beyda vilayetinin Zaher ilçesindeki hava saldırısı (X)

Yemen güçleri sözcüsü Kurmay Albay Macid en-Nezili ise silahlı kuvvetlerin Cevf ve Beyda cephelerinde eş zamanlı ilerlemeler ve zaferler elde ettiğini söyledi. Nezili, operasyonların “devlet kurumlarını yeniden tesis etmeyi ve Husi darbesine son vermeyi” amaçladığını belirterek Husi unsurlarına ilerleme güzergahlarını terk etmeleri ve canlarını kurtarmak için hafif silahlarıyla birlikte mevzilerinden çekilmeleri çağrısında bulundu.

Taiz’de batı cephesi güvence altına alındı

Batı cephesinde ise ortak güçler, hakim yükseltilerde konuşlanan Husi unsurlarının püskürtülmesinin ardından Taiz kentini batı kıyılarına bağlayan hayati ulaşım hattının güvenliğini sağladı. Yemen Silahlı Kuvvetleri Medya Merkezi, Taiz’in batısındaki Kedha cephesinde “Nakil ve Cebel el-Kura’nın kontrolünün tamamen sağlandığını” açıkladı.

Hükümet güçleri ayrıca Şerab kavşağındaki Ravda Okulu yakınları ile kentin batısındaki er-Rubeyii bölgesi çevresinde bulunan büyük bir Husi askeri takviye konvoyunu hedef aldı.

21’den fazla askeri araçtan oluştuğu belirtilen konvoyun Berah ve Mukabene cephelerine destek vermek ve “Cebel Han”a saldırmak üzere bölgeye ilerlediği bildirildi. Operasyon sonucunda Husilerin personel ve askeri teçhizat açısından ağır kayıplar verdiği belirtildi.

Cevf’te aşiretler hükümet güçlerine destek için harekete geçti

Cevf vilayetinde ise hükümet güçlerinin Husilere karşı yürüttüğü askeri operasyonlara destek amacıyla aşiretlerin harekete geçtiği bildirildi. Aşiret hareketliliği, hükümet güçlerinin vilayetin çeşitli cephelerinde sürdürdüğü ve sahada ilerleme kaydettiği operasyonlarla eş zamanlı olarak gerçekleşti.

Yerel kaynaklara göre aşiretler, hükümet güçlerinin yürüttüğü operasyon kapsamında çok sayıda bölge, mevzi ve stratejik askeri kampın kontrolünü ele geçirmesinin ardından hükümet güçlerine destek vermek üzere vilayetin kuzeyindeki Yetme ilçesine doğru harekete geçti.

Bu adımın, saflarında kırılmalar başlayan Husilerin mevzileri üzerindeki baskıyı artırmayı amaçladığı belirtildi.

Yemen Silahlı Kuvvetleri pazartesi günü Cevf’te Hazm kentine doğru ilerleyerek kentin çevresindeki stratejik mevzileri kontrol altına aldı. Güçlerin ayrıca Labanat Askeri Kampı çevresinde ilerlediği ve kurtarılan bölgelerin güvenliğini sağlamak amacıyla operasyonlarını sürdürdüğü bildirildi.

Tüm bu gelişmeler, Yemen güçlerinin Hudeyde vilayetindeki Hays ilçesinin tamamını Husilerden kurtardığını ve kuzeye doğru Cerahe ilçesine ilerlemeye başladığını açıklamasının hemen ardından yaşandı.

Bu gelişmeler Yemen dosyasını sahada yeni bir dönemece taşırken nüfuz haritasının da yeniden şekillenmesinin önünü açıyor. Hükümet ve ortak güçlerin batı kıyısında Husilerin saldırısının yönünü karşı saldırıya çevirmeyi başarması, inisiyatifin yeniden hükümet güçlerinin eline geçmesini sağladı.


Hudeyde Valisi Şarku’l Avsat'a konuştu: Güçlerimiz ilerliyor, Batı Sahili’nin tamamını kurtarmakta kararlıyız

Dr. Hasan Tahir, Hudeyde Valisi (dolaşımda)
Dr. Hasan Tahir, Hudeyde Valisi (dolaşımda)
TT

Hudeyde Valisi Şarku’l Avsat'a konuştu: Güçlerimiz ilerliyor, Batı Sahili’nin tamamını kurtarmakta kararlıyız

Dr. Hasan Tahir, Hudeyde Valisi (dolaşımda)
Dr. Hasan Tahir, Hudeyde Valisi (dolaşımda)

Hudeyde Valisi Dr. Hasan Tahir, Yemen hükümetine bağlı güçlerin özellikle Batı Sahili ve Taiz cepheleri olmak üzere bütün askeri eksenlerde ilerleme kaydettiğini açıkladı. Tahir, Husilerin ilerleyişinin durdurulmasının ardından “onları püskürtme aşamasına geçildiğini” belirterek, hükümetin Hudeyde vilayeti ile Tihame Batı Sahili'nin tamamını kontrol altına alma konusunda kararlı olduğunu vurguladı.

Tahir, cephe hattında “Şarku’l Avsat”a yaptığı özel açıklamada, hükümet güçlerinin Husilerin elindeki çok sayıda mevziyi geri aldığını ve yeni noktaların kontrolünü ele geçirdiğini söyledi. Bazı askeri birliklerin geri alınan bölgelerin güvenliğini sağladığını, diğer birliklerin ise ilerleyişini sürdürdüğünü belirtti.

Hudeyde Valisi Dr. Hasan Tahir (dolaşımda)
Hudeyde Valisi Dr. Hasan Tahir (dolaşımda)

Hudeyde Valisi, hükümet güçlerinin Husilerin ilerleyişini durdurmasının ardından vilayetin güneyindeki savaşın dengesinin değiştiğini ifade ederek, “Şimdi Husileri püskürtme ve onları mümkün olduğunca geriye itme aşamasındayız” dedi.

Yemen'in Batı Sahili ve Taiz bölgelerinde Husilerin başlattığı kara çatışmalarının dün dördüncü gününe girdiği belirtilirken, hükümet güçleri saldırıyı kontrol altına alma aşamasından Husileri Hudeyde'nin güneydoğusunda takip etme aşamasına geçti.

Yemen Silahlı Kuvvetleri, çatışmalar sırasında çoğu reşit olmayan onlarca Husi mensubunu esir aldı. Hükümet güçleri, Hays'ın kuzeyinden Ceraahi ilçesine doğru ilerleyişini sürdürüyor.

 Vali, hükümet güçlerinin özellikle Taiz ve Batı Sahili cepheleri olmak üzere tüm cephelerde ilerleme kaydettiğini belirtti. (AFP)
Vali, hükümet güçlerinin özellikle Taiz ve Batı Sahili cepheleri olmak üzere tüm cephelerde ilerleme kaydettiğini belirtti. (AFP)

Hudeyde'nin tamamının kurtarılması

Tahir, Batı Sahili cephesini niteliği, tarafları ve stratejik önemi nedeniyle “savaşların anası” olarak nitelendirdi. Çatışmanın yalnızca Yemen hükümeti ile Husiler arasında değil, kendi ifadesiyle “Husi vekili üzerinden Yemen meşru hükümeti ile İran arasında” yaşandığını savundu.

Yemen Silahlı Kuvvetleri'nin operasyonlarını Hudeyde vilayeti ile Tihame Batı Sahili'nin tamamı kurtarılıncaya kadar sürdürme konusunda kararlı olduğunu belirten Tahir, Husilerin bu bölgeyi kontrol etmesinin “yalnızca Yemen için değil, bütün bölge ve dünya için bir felaket” olacağı uyarısında bulundu.

Hükümet güçleri ve ortak güçler cumartesi günü, 2018'de ilçe merkezi kurtarılmış olmasına rağmen kırsal bölgeleri yıllardır Husilerin kontrolünde bulunan Hudeyde'ye bağlı Hays ilçesinin merkez ve kırsal kesimleriyle tamamen kurtarıldığını açıkladı.

Tahir, Husilerin Babu'l Mendeb'i kontrol altına almasının kendi değerlendirmesine göre “İran'ın kontrolü” anlamına geleceğini ve bunun bölgedeki dengeleri bütünüyle değiştireceğini belirterek, Yemen hükümetine bu tehditle mücadelede destek verilmesi çağrısında bulundu.

Cumhurbaşkanlığı Konseyi Başkan Yardımcısı ve Ulusal Direniş Güçleri Komutanı, dün 4. Askeri Bölge Komutanı ile birlikte. (Ulusal Direniş Güçleri)
Cumhurbaşkanlığı Konseyi Başkan Yardımcısı ve Ulusal Direniş Güçleri Komutanı, dün 4. Askeri Bölge Komutanı ile birlikte. (Ulusal Direniş Güçleri)

İran kararı

Hudeyde Valisi, Husilerin Batı Sahili'nde yeni bir cephe açmasının arkasında İran'ın bulunduğunu belirtti. Bu adımın “tamamen İran'ın kararı” olduğunu savunan Tahir, Husilerin ortaya çıkabilecek sonuçların farkında olmalarına rağmen operasyona giriştiğini ifade etti.

Tahir, Tahran'ın “Hürmüz'de sıkışmasının” ardından yıllardır sürdürdüğü Babu'l Mendeb'e ulaşma ve boğazı kontrol altına alma hedefini yeniden gündeme aldığını ve Husilere Batı Sahili'nde operasyon düzenlemeleri talimatı verdiğini öne sürdü.

Husi saldırısının zamanlaması ile Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler arasında bağlantı kuran Tahir, İran'ın Husiler aracılığıyla başka bir çıkış noktası açmayı ve burayı kontrol altına almayı amaçladığını savundu. Operasyonda kullanılan silahların çeşitliliği ve modernliğinin yanı sıra sağlanan finansmanın boyutunun da İran'ın rolünü ortaya koyduğunu belirtti.

Yemen hükümet güçlerinin güvenliğini sağladığı Hays kentinden genel görünüm. (SABA)
Yemen hükümet güçlerinin güvenliğini sağladığı Hays kentinden genel görünüm. (SABA)

790'dan fazla aile yerinden edildi

İnsani durumla ilgili değerlendirmelerde de bulunan Tahir, Husilerin füze, İHA ve havan saldırılarının vilayet sakinleri arasında çok sayıda kişinin ölümüne ve yaralanmasına yol açtığını belirterek, şu ana kadar 790'dan fazla ailenin yerinden edildiğini açıkladı.

Yerinden edilen ailelerin acilen barınma ve gıdaya ihtiyaç duyduğunu belirten Tahir, Kral Selman İnsani Yardım ve Çalışmalar Merkezi'nin (KSrelief) yardım çağrılarına ilk yanıt veren kuruluşlardan biri olduğunu ve bölgede yardım çalışmalarına fiilen başladığını söyledi.

Hudeyde Valisi, Suudi Arabistan'ın Yemen'e verdiği desteği de takdir ettiğini belirterek, Riyad'ın çeşitli krizlerde Yemen halkının yanında durduğunu ve Yemenlilerin ülkesine verdiği desteği unutmayacağını ifade etti.

Tahir, dün Yemen'deki insani yardım koordinatörü Laurent Bukera ile de Hudeyde vilayetindeki, özellikle Hays ve el-Hayme bölgelerindeki insani durumun hızla kötüleşmesi hakkında görüştü.

  Dr. Hasan Tahir, Husilerin saldırıları nedeniyle şu ana kadar 790’dan fazla ailenin yerinden edildiğini açıkladı. (AFP)
  Dr. Hasan Tahir, Husilerin saldırıları nedeniyle şu ana kadar 790’dan fazla ailenin yerinden edildiğini açıkladı. (AFP)

Birleşmiş Milletler'in Yemen ofisinden yapılan açıklamaya göre Tahir, bölgedeki durumun son derece zor olduğunu ve bazı sivillerin cephe hatlarında mahsur kaldığını belirtti. İnsani yardım koordinatörü ise sivillerin güvenliği konusunda ciddi endişe duyduğunu ifade ederek, BM'nin sivillerin ve sivil tesislerin hedef alınmaması ve her koşulda korunması yönündeki kararlı tutumunu yineledi.

  Dr. Hasan Tahir, Husilerin saldırıları nedeniyle şu ana kadar 790’dan fazla ailenin yerinden edildiğini açıkladı. (AFP)
  Dr. Hasan Tahir, Husilerin saldırıları nedeniyle şu ana kadar 790’dan fazla ailenin yerinden edildiğini açıkladı. (AFP)

Hays ziyaretinin ardından tehditler

Tahir Şarku’l Avsat’a, Hays ziyaretinin ardından tehditler aldığını açıkladı. Husilerin kendi destekçileri arasında ilçenin tamamen kontrollerine geçtiği yönünde propaganda yaptığını belirten Tahir, sahadaki ziyaretinin örgütün tepkisini çektiğini söyledi.

Tahir, Hays kent merkezinden yaptığı açıklamalarla hükümet güçlerinin ilerleyişinin sürdüğünü teyit etmesinin ardından Husi liderlerinin bir araya gelerek kendisinden kişisel olarak intikam alma kararı aldığını öne sürdü.


El-Menfi, ‘geçiş aşamalarını yeniden başlatmayacak’ herhangi bir Libya siyasi anlaşmasına desteğini vurguladı

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, 14 ülkenin büyükelçileriyle bir araya geldi, 6 Eylül 2026. (Menfi’nin ofisi)
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, 14 ülkenin büyükelçileriyle bir araya geldi, 6 Eylül 2026. (Menfi’nin ofisi)
TT

El-Menfi, ‘geçiş aşamalarını yeniden başlatmayacak’ herhangi bir Libya siyasi anlaşmasına desteğini vurguladı

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, 14 ülkenin büyükelçileriyle bir araya geldi, 6 Eylül 2026. (Menfi’nin ofisi)
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, 14 ülkenin büyükelçileriyle bir araya geldi, 6 Eylül 2026. (Menfi’nin ofisi)

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, 14 ülkenin büyükelçilerini ülkedeki siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarındaki son gelişmeler hakkında bilgilendirdi. Menfi ayrıca, geçiş dönemlerini sona erdirecek ve herhangi bir kesim dışlanmadan veya marjinalleştirilmeden, ‘sağlam hukuki ve anayasal temeller’ doğrultusunda cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine gidilmesini sağlayacak kapsamlı bir siyasi uzlaşmaya varılması yönündeki çabaları aktardı.

Dün Trablus’taki Başkanlık Konseyi merkezinde gerçekleştirilen toplantıya, aralarında Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Katar, İtalya, Rusya, Cezayir, Fransa, İngiltere, Hindistan, Çin, Somali, Mısır, Tunus, Pakistan ve Yunanistan’ın da bulunduğu ülkelerin Libya’daki büyükelçileri ve temsilcileri katıldı.

XSCD
Muhammed el-Menfi, Libya Başkanlık Konseyi’nin ‘ülkeyi seçimlere yaklaştıracak her türlü gerçek ulusal uzlaşmayı desteklediğini’ söyledi, 6 Eylül 2026. (Menfi’nin ofisi)

Menfi’nin ofisinden yapılan açıklamada, Başkanlık Konseyi’nin ülkeyi seçimlere yaklaştıran, geçiş dönemlerini kısaltan her türlü gerçek ulusal uzlaşmayı desteklediği ve yasal ve ulusal süreçlerini tamamlayan, seçim sürecini ve kurumlarını güvence altına alan her türlü anlaşmayı desteklemeye hazır olduğu belirtildi. Açıklamada, geçiş dönemlerini yeniden üretmeye veya uzatmaya yönelik herhangi bir düzenlemeye karşı olunduğu vurgulandı.

Menfi daha önce Libya konusunda gündeme getirilen ‘ABD girişimini’ memnuniyetle karşıladığını açıklamış, ancak girişimin ulusal anayasal kurumlar aracılığıyla sunulmasını şart koşmuştu. Menfi, örtülü bir ret olarak değerlendirilebilecek açıklamasında, “Girişimin etrafındaki belirsizlik, ulusal anayasal kurumların devre dışı bırakılması, Afrika Birliği’nin (AfB) ve Birleşmiş Milletler (BM) himayesindeki sürecin yanı sıra Libya’daki farklı siyasi tarafların dışlanması konusunda endişe yaratıyor” demişti.

ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika işlerinden sorumlu danışmanı Massad Boulos’un hayata geçirmeye çalıştığı girişimin önünü kesmek amacıyla Libya’daki üç konseyin başkanları; Menfi’nin başkanlığındaki Başkanlık Konseyi, Akile Salih liderliğindeki Temsilciler Meclisi (TM) ve Muhammed Takala başkanlığındaki Devlet Yüksek Konseyi (DYK), 18 Haziran’da kamuoyunu yeni bir ‘yol haritası’ ile şaşırtmıştı. Konsey başkanları, söz konusu yol haritasının ‘hazırlık aşamasına son vermeyi’ amaçladığını açıklamıştı.

Menfi, 14 büyükelçinin önünde yaptığı açıklamada, devletin egemenliğine, kurumlarına ve yetki alanlarına saygı gösterilmesi gerektiğini belirterek, kamu görevlerine fiili güç dayatması veya siyasi ve mali nüfuzun kullanılması yoluyla gelinmemesi gerektiğini vurguladı.

Menfi ayrıca, “Siyasi sürece duyulan güvenin yeniden tesis edilmesi, yolsuzluk, devlet kaynaklarının kaçırılması, organize suç ve hesap vermekten kaçınmayla mücadeleyi gerektiriyor. Siyasi uzlaşma ile hukukun üstünlüğü, birbirinin pahasına yürütülmemesi gereken iki süreçtir” ifadelerini kullandı.

THYJU
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, ‘geçiş dönemlerini yeniden yaratacak veya uzatacak her türlü düzenlemeyi’ reddediyor, 6 Eylül 2026. (Menfi’nin ofisi)

Menfi, uluslararası ortaklara, ‘açık ve uygulanabilir bir takvim çerçevesinde özgür ve adil seçimlere götürecek Libya’ya özgü bir süreci destekleme’ çağrısında bulundu. Meşruiyetin kaynağının Libya halkı olduğunu vurgulayan Menfi, geçiş dönemlerini sona erdirmenin ve meşruiyetini halkın iradesinden alan kurumlar inşa etmenin yolunun sandıktan geçtiğini belirtti.

BM Genel Sekreteri’nin Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh de siyasi taraflara 4+4 Komitesi’nin vardığı mutabakatı somut adımlara dönüştürme çağrısı yapmıştı. Tetteh, bu tür anlaşmaların “paydaşlar ve diğer Libyalı taraflarla etkileşim kurmamız, birlikte yürüttüğümüz sürece yönelik güveni tesis etmemiz ve ilerleyen aşamada seçimlerin yapılması için gerekli koşulları hazırlamamız açısından daha iyi bir fırsat sunduğunu” ifade etmişti.

Mutabakat, seçimlerin en geç 24 ay içinde ve birleşik bir hükümetin yönetimi altında gerçekleştirilmesini öngören bir takvim belirledi. Anlaşma, BM Libya Destek Misyonu’nun hazırladığı siyasi yol haritasının ilk iki aşamasını kapsıyor. Bunlar, Yüksek Ulusal Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılması ve cumhurbaşkanlığı ile yasama seçimlerinin anayasal ve hukuki çerçevesine ilişkin çözüme kavuşturulmamış meselelerin ele alınmasından oluşuyor.

BM Libya Destek Misyonu, komitenin imzaladığı seçimlerin gerçekleştirilmesine ilişkin mutabakatı TM ile DYK’ye gönderdiğini ve her iki konseye onay için bir aylık süre tanıdığını açıkladı. TM ise mutabakata gelecek hafta yanıt vermeyi planladığını duyurdu.